76 research outputs found

    Examining the Studies on “Digital Gaming”: A Bibliometric Analysis

    No full text
    TRT AkademiDepending on the technological developments experienced, the importance of the concept of digitalization, which we encounter in all areas of our lives, is increasing. As a reflection of this situation, the definition of the concept of game has changed to include digital technologies. When the literature is examined, it has been determined that there is an increase in digital game-based studies. The main purpose of this research is to examine the studies on digital game in the literature by bibliometric method. Within the scope of the study, researches related to digital games were examined in terms of content and bibliometrically. As a result of the examination, the general trends in the relevant field, the authors who studied and the classification of the studies according to the years were shown with visual maps. Web of Science (WoS) was used to obtain the data. A total of 920 publications were reached in the research carried out by scanning the term Digital game. Content analysis and bibliometric analysis were used in the analysis of the data. In the research, it was concluded that the distribution of the studies in WoS by years was between 2004-2022, and the most productive author was Gwo-Jen Hwang. It has been determined that the university with the most publications on the related subject is National Taiwan University of Science and Technology, and the country with the most publications is America. According to the common word analysis, it was concluded that the most frequently repeated keyword in the studies was Digital game-based learning, and according to the common citation analysis, the most cited author was Prensky. As a result of the co-author analysis, it was seen that the authors worked in small groups and there were no multiple connections between the authors.Yaşanan teknolojik gelişmelere bağlı olarak hayatımızın her alanında karşılaştığımız dijitalleşme kavramının önemi artmaktadır. Bu durumun bir yansıması olarak da oyun kavramının tanımı dijital teknolojileri kapsayacak şekilde değişmiştir. Alan yazın incelendiğinde dijital oyun temelli çalışmalara yönelik bir artış olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı “dijital oyun” ile ilgili yapılmış çalışmaların bibliyometrik yöntemle incelenmesidir. Çalışma kapsamında dijital oyun ile ilgili araştırmalar, içerik açısından ve bibliyometrik olarak irdelenmiştir. Yapılan incelemenin sonucu olarak ilgili alana ilişkin genel eğilimler, çalışma yapan yazarlar ve çalışmaların yıllara göre tasnifi gibi nitelikler görsel haritalarla gösterilmiştir. Verilerin elde edilmesinde, Web of Science (WoS)’tan faydalanılmıştır. “Digital game” terimi taratılarak gerçekleştirilen araştırmada toplam 920 yayına ulaşılmıştır. Verilerin analizinde, içerik analizi ve bibliyometrik analiz kullanılmıştır. Araştırmada, WoS’ta yer alan çalışmaların yıllara göre dağılımının 2004-2022 yılları arasında, en üretken yazarın ise Gwo-Jen Hwang olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlgili konuda en çok yayın yapan üniversitenin “National Taiwan University of Science and Technology”, en çok yayın yapılan ülkenin ise Amerika olduğu belirlenmiştir. Ortak kelime analizine göre araştırmalarda en sık tekrarlanan anahtar kelimenin “Digital game-based learning”, ortak atıf analizine göre en çok atıf alan yazarın ise Prensky olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ortak yazar analizi sonucunda, yazarların küçük gruplar hâlinde çalıştıkları ve yazarlar arasında çoklu bağlantıların olmadığı görülmüştü

    F. Büşra Süverdem, Yurt Dışında Türkçe Ana Dili Öğretimi, GAVPerspektif Yayınları, 2021, ss. 431, ₺72 (Mat Kuşe), ISBN 978-605-74986-7-0 [F. Büşra Süverdem, Teaching Turkish Abroad as a Mother Tongue, GAV Perspektif Publications, 2021, 431 pp., ₺72 (hardcover), ISBN 978-605-74986-7-0]

    No full text
    Siyasal ve sosyal alanlarda ele alındığında diasporalar dil araştırmalarında zengin bir malzeme sunmaktadır. Bunun temel sebeplerinden biri dilin kimlik taşıyıcısı olmasıdır. Diasporaların ana vatan ile ilişkisi temelde ana dilleri ile kurulmaktadır. Öte yandan mesken ülke penceresinden de diaspora sakinlerinin mesken ülke dilini öğrenmesi sosyal entegrasyon için önemlidir. Dolasıyla diasporalar için geliştirilen dil politikaları ve buna bağlı olarak ana dili eğitimi imkânları önem arz etmektedir. Söz konusu politikaların ve imkânların sonuçları daha geniş perspektifte çift dillilik, dil ilişkileri, kültür ve dil aktarımı konularında önemli araştırma soruları doğurmaktadır. Sözgelimi Türk diasporası özelinde düşünüldüğünde çeşitli ülkelerde varlığını sürdüren Türk diasporasına mesken ülke tarafından uygulanan politikaların ne tür sonuçlar doğurduğu veya doğuracağı önemli sorulardan biridir. Bu bağlamda Büşra Süverdem’in editörlüğünde hazırlanan Yurt Dışında Türkçe Ana Dili Öğretimi Türkçe öğretiminin güncel durumu ele alması nedeniyle dikkat çekici bir çalışmadır

    “web tabanlı erken matematik aile destek programı (web-mat)” projesi

    No full text
    Erken matematik eğitiminde çocuğun gelişim düzeyi ve öğrenme ihtiyaçlarına uygun, somuttan soyuta, basitten karmaşığa, deneyerek öğrenmeye fırsat veren aktif öğrenme ortamlarının ve yenilikçi stratejilerin kullanılması, içeriğin sürecin parçası olması, doğru zamanda ve doğru şekilde sunulması büyük önem taşımaktadır. Teknolojik gelişmeler, günlük hayatın hemen hemen her alanında kullanılarak vazgeçilmez bir araç hâline gelmiştir. Çocuklarda erken matematik becerilerinin desteklenmesinde, web tabanlı programlardan yararlanılabilir ve aileler bu konuda desteklenebilir. Bu bağlamda oyunlar, eğlenceli keşifler, günlük rutinler, somut materyaller ve üretim odaklı teknolojiden yararlanarak çocukların ilgilerine, gelişim düzeylerine ve bireysel farklılıklarına uygun web tabanlı erken matematik aile destek programının (WEB-MAT) geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlı bir proje uygulamaya konmuştur. Çocukların erken matematik becerilerinin değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik TÜBİTAK destekli bu proje, Türkiye genelinde yürütülecektir. Proje ve projeden elde edilen bilimsel verilerin ülkemizde erken matematik eğitimi konusunda ulusal politikaların desteklenmesine önemli katkılar sağlayacağı öngörülmüştür. Bu çalışmada, projenin kapsamı, önemi ve proje süreci ayrıntılarıyla ele alınmıştır

    Afet Dönemlerinde E-Ticaret Sektöründe Uygulanan Fiyat Dalgalanmaları Analizi: İçecek Kategorisi için Türkiye Örneği

    No full text
    Günümüzde gelir yönetimi anlayışı, müşterilerin internet ortamında birçok veriyi karşılaştırmalı olarak elde ederek rekabet durumunu daha akıllı ve kısa sürede analiz etmelerine olanak sağlamaktadır. Mağazaların fiziksel ortamlarından yapılan alışverişler hem müşterilerin yaşadığı bedensel yorgunluklara hem de fiyat alternatiflerini daha uzun zaman dilimlerinde daha göreceli olarak değerlendirmelerine neden olmasından dolayı son yıllarda yerini e-ticaret siteleri üzerinden gerçekleştirilen online alışverişlere bırakmıştır. E-ticaret özellikle müşterilere zaman kazandırmasından dolayı son yıllarda daha çok tercih edilmeye başlanmışken, dünya genelinde yaşanan COVID-19 salgını nedeniyle yaşanan kapanmalarla da tercih eğilimini daha hızlı artırmıştır. Dinamik fiyatlandırma ise, online alışveriş siteleri için oldukça cazip görünen ve son yıllarda sıklıkla kullanılan bir strateji haline gelmiştir. Ele alınan bu çalışma kapsamında, Türkiye’de çok tercih edilen bir online alışveriş sitesinde içecek kategorisinde yer alan en çok satan ürünler, COVID-19 dönemi birinci, ikinci, üçüncü dalgalanma dönemleri ve 11 ili etkileyen deprem döneminde uygulanan online fiyatlandırma yaklaşımları çerçevesinde incelenmiştir. Gelir yönetimi yaklaşımlarının ele alınan afet dönemleri içerisinden en çok etkilediği dönemleri tespit etmek amacıyla, farklı kriterlere bağlı olarak çok kriterli karar verme yöntemlerinden AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi) ve TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) yöntemleri kullanılmış olup, gelir yönetiminin uygulanma başarı sıralaması gerçekleştirilmiştir

    Elektrokimyasal metodla anodize edilmiş bireysel abutmentlerin siman ile bağlantılarının ve mikrobiyal tutulumlarının karşılaştırmalı olarak araştırılması

    No full text
    Amaç: Bu çalışmanın amacı; 4 farklı yüzey özelliğine sahip titanyum blokların 3 değişik siman kullanılarak yapıştırılması ve gerilme dayanımlarının ölçülmesi; bu farklı yüzeylere tutunan 5 farklı Candida türünün adezyonlarının değişik ölçüm yöntemleriyle karşılaştırılmasıdır. Yöntem: 5 mm boyunda 10 mm genişliğinde 64 adet titanyum blok üretildi. Mekanik testte Grup 1 elektrokimyasal metod ile anodize olup parlak yüzey edildi, grup 2 anodize edilmiş mat yüzey, grup 3 anodizasyon uygulanmaksızın mat yüzeylerden oluşturuldu, grup 4 ise kontrol grubu olarak belirlenip herhangi bir yüzey işlemi yapılmadı. Bu gruplar rezin siman, polikarboksilat siman ve cam iyonomer simanlarla çiftler halinde yapıştırıldı. Tensile test cihazı yardımıyla 0.5 mm/ dk hız ile çekilip sonuçlar Newton cinsinden kaydedildi. Elde edilen değerler SPSS IBM v.25 programı ve Kruskal- Wallis yöntemi ile istatistiksel olarak incelendi. Mikrobiyolojik test için ise materyaller dört gruba (Gl, G2, G3 ve G4) ayrıldı. Gl; yüzeye yapışmış hücrelerin qPCR ile ölçülmesi için, G2; agar plakalarındaki canlı hücrelerin sayımı için, G3; canlı / ölü hücre analizi için ve G4 grubu; taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi için gruplandı. Gruplar otoklav ile sterilize edildi. Adezyon incelemesi için iki hücre bileşimi hazırlandı. Bir bileşim (C1), sadece C. albicans içerirken, diğer bileşim (C2), C. albicans, C. glabrata, C. krusei, C. tropicalis ve C. parapsilosis içerikli hazırlandı. CHROMAgar besiyerinde petri plak sayımı yapıldı, q PCR ‘da ise kopya DNA sayımı yapıldı. Adeze olan mayalar üzerinde sonikasyon işlemi yapılarak canlı/ ölü mikroorganizma sayımı yapıldı. Bulgular: Mekanik testte Grup 2’ye ait örnekler en yüksek gerilme dayanımını (56.33N ± 8.33) gösterirken, grup 4 ise en düşük gerilme dayanımını (7.75 N± 2.22) gösterdi (p≤ 0.05). Bu iki grubun değerleri arasındaki fark anlamlı bulundu. Mikrobiyolojik testlerde ise; bloklar üzerine en fazla adeze olan maya C. glabrata olarak; (parlak saf titanyum blokta 547 adet ± 1,83) en az adeze olan maya ise C. tropicalis olarak (her bir blokta 0 adet ± 0) belirlendi (p≤ 0.05). Elde edilen veriler SPSS IBM v.25 programı ve tek yönlü ANOVA ile istatistiksel olarak incelendi. Sonuç: Mekanik test sonuçları çalışmanın hipotezini de doğrulayacak şekilde; titanyum bloklara uygulanan elektrokimyasal anodizasyon işleminin çekme dayanımını artırdığı yönünde belirlendi. Mikrobiyolojik test sonuçlarında ise anodizasyonun ve parlak yüzeyin maya adezyonunu artırdığı, C. tropicalis’ in hiçbir titanyum bloğa adeze olamadığı ve ortamda diğer 4 çeşit mayaların varlığının C. albicans tutulumunu artırdığı belirlendi.Investigation of bond strengths of different cements anodized individual abutments by electrochemical method and comparison of the adhesions of 5 different Candida species attached to these different surface properties. Purpose: The purpose of this study was evaluation of tensile strengths of 3 different provisional luting methods on titanium blocks and the calculation of the adhesions of 5 different Candida species attached to these different surface properties. Material and method: 64 titanium blocks of 5 mm height and 10 mm width were produced. Group 1 were electro chemically anodizated, group 2 electro chemically anodizated and roughened, group 3 were just roughtened, and group 4 were not processed (control group). Total sample number was 64 (n=16 x4) and 32 pairs of the blocks luted with Resin Cement, Polycarboxylate Cement, Glass Ionomer Cement and tested their tensile strengths. Tensile strengths were measured in a universal testing machine at a crosshead speed of 0.5 mm/ min and recorded the fracture load (Newton). Strength values were calculated and statistically analyzed by IBM SPSS v25 programme and Kruskal- Wallis method. For microbiological testing materials were divided into four groups (G1, G2, G3 and G4). Gl; for measuring the adhered cells with qPCR, G2; for the counting of living cells in agar plates, G3; for live / dead cell analysis and G4 group; were grouped for scanning electron microscopy (SEM) analysis. Groups were sterilized by autoclave. Two cell compositions were prepared for adhesion examination. One compound (C1) contained only C. albicans, while the other compound (C2), C. albicans, C. glabrata, C. krusei, C. tropicalis and C. parapsilosis were prepared. Petron plaque was counted in CHROMAgar medium, and copy DNA count was performed in q PCR. A sonication was performed for showing a live / dead microorganism count. Results: Group 2 which exhibited the highest tensile strength ( 56.33 N ±8.33) and while the group 4 showed the lowest tensile strength (7.75 N ±2.22) compared to other groups (p ≤ 0.05). These two groups compared with each other and was a statistically significant between these groups 2 and 4. In microbiological tests C. glabrata as the most adeze on the blocks; (547 ± 1.83 in bright pure titanium block) and least adherence were determined as C. tropicalis (0 in each block). (p≤ 0.05). The data were analyzed statistically with SPSS IBM v.25 program and one-way ANOVA. Conclusions: The results confirmed the study hypothesis, showing a positive relation between the tensile strength values and the material properties anodizated. In microbiological test results, it was determined that anodization and smooth surface increased yeast adhesion and C. tropicalis could not be adhered to any titanium block and the presence of other 4 types of yeast in the environment increased C. albicans involvement

    Do Female Entrepreneurs Lead With Emotions?

    No full text
    The importance of emotions has been recognized in the entrepreneurship literature recently. In this chapter, the author sheds light on positive/negative emotions and their consequences and unexpected outcomes in aspect of female entrepreneurship. Moreover, the study focuses emotional contagion among entrepreneur and employee. By interviewing three successful women actors in Turkey entrepreneurship ecosystem, the author discovered that for new venture management, emotions are inarguably important, specifically opportunity recognition and surviving venture growth phases. The results of the study will help key players in the society, for example, entrepreneurs, academicians, and practitioners. The results of the study need to confirm empirically in future studies. </jats:p

    Foregrounded: A comparative stylistic analysis of Their Eyes Were Watching God and its Turkish translation

    No full text
    AbstractStyle can be, shortly, defined as the way language used in a given context. Literary style, on the other side, usually refers to the style in a given literary work and it is the essential element that makes a literary work unique. Literary style can be defined as the linguistic patterns chosen by a particular author intentionally or unintentionally among all of the other options that are not chosen by her/him. These selected patterns by author are individual linguistic habits which are inseparable part of author’ identity and style. Direct style, which is a type of style, is chosen to be studied and it is to dictate someone's words without any change, in other words, verbatim. The concept of translation of style is relatively new field of study. The studies that combine two disciplines – translation studies and stylistics – are paved the way of new approaches about translation of style. Meanwhile, some stylistic analysis approaches are started to be applied into translation of style. The focal point of this present study is to evaluate the stylistic features of the source text and target text and to reveal the differences between them. As a case study, the novel by Zora Neale Hurston entitled “Their Eyes Were Watching God” which was written in direct style and its Turkish translation “Tanrıya Bakıyorlardı” are selected. As for theoretical framework, a comparative stylistic analysis will be carried out between two texts according to the stylistic concept of foregrounding. Foregrounding is a stylistic feature that has the effect of defamiliarizing the reader by breaking the familiar patterns. Finally, the two texts will be compared and analyzed on their foregrounding levels through the usage of dialect

    Laisvosios ekonomikos zonų poveikis regioninei ekonominei plėtrai: Baltijos šalių LEZ lyginamoji analizė.

    No full text
    Master’s thesis analyses the problem of Free Economic Zones as a source of regional development process and its impact on the regional economic development. The goal of the thesis is to reveal economic impact of Free Economic Zones on regional economic development in Baltic States. Master’s thesis consists of introduction, main part, conclusions, recommendations, references and appendixes. Main part consists of 3 sections. The first section analyses the conception of free economic zones in the context of regional economic development. The second part presents methodological part of free economic zones’ impact on the regional economic development in Baltic States. The third part presents the results of the research of free economic zones’ impact on the regional (economic) development in Baltic States. The research has shown that although at different level in each investigated region, FEZs in Baltic States have impact on the regional economic development, providing new economic activities, investments in infrastructure, attraction of advanced businesses as well as formation of new businesses creates an impact on the regional economic development. In reference to the results of the research the following directions (recommendations) for the public administration bodies and the executive bodies of the FEZs of the sample were formulated: The national public administration bodies of Baltic States should concentrate on the improvements and possible investments on infrastructure of the FEZs. Also author strongly recommends the local public administration bodies of the host regions of the sample FEZs (Sillamäe, Liepaja and Šiauliai) to take (even) more active role in the development process. Strongly recommended by the author that both national and local public administration bodies of Estonia, Latvia and Lithuania to work on the policies in order to prevent or at least minimize the emigration and outflowing brain drain. Author strongly recommends that the sample FEZs to work on regional alliances such as clusters in order to maximize number of elements. Author strongly recommends Sillamäe Free Zone and Šiauliai Free Economic Zone to work on the future development activities concentrating on environmental issues as Liepaja Special Economic Zone already works on the topic

    The effect of teaching activities carried out using mathematical mind and intelligence games on secondary school students' mathematics achievement, motivation and problem-solving skills

    No full text
    Bu araştırma akıl ve zekâ oyunları kullanılarak yapılan öğretim etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarına, motivasyonlarına ve problem çözme becerilerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel modeldir. Araştırma grubunu Marmara Bölgesi'nin bir iline bağlı merkez ilçesinde MEB tarafından uygulama izni verilen resmi bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 7'si deney grubunda, 7'si kontrol grubunda olmak üzere toplam 14 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Her iki grubun derslerini de araştırmacı yürütmüştür. Deney ve kontrol gruplarının oluşturulmasında öğrencilerin önceki yıllarda matematik dersinden almış oldukları karne notlarının ortalaması dikkate alınmıştır. Ortalamaları birbirine yakın iki grup oluşturulmuştur. İki grubun belirlenmesinden sonra deney ve kontrol grubu kur'a ile belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarında Matematik Dersi Öğretim Programı (MEB, 2018)'nın belirlediği kazanımlar ve etkinliklerle dersler işlenmiştir. Deney grubuna matematik ders saatleri dışında belirlenen saatlerde akıl ve zekâ oyunları etkinlikleri ile uygulamalar yapılmıştır. Araştırma sonucunda nicel ve nitel veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri öğrencilerin matematik başarılarının ölçülmesi amacıyla "Matematik Başarı Testi (MBT)", matematiksel motivasyonlarının ölçülmesi amacıyla "Matematik Dersine Yönelik Motivasyon Ölçeği (MDYMÖ)" ve problem çözme becerilerinin ölçülmesi amacıyla "Performans Görevleri" (PG) kullanılarak elde edilmiştir. MBT ve MDYMÖ deney ve kontrol grubuna deneysel süreç öncesinde ve sonrasında, PG ise deney ve kontrol grubuna sadece uygulama sonunda uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizi parametrik olmayan testler olan Mann Whitney U-testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile yapılmıştır. Öğrencilerin matematiksel motivasyonları ile matematik başarıları, matematiksel motivasyonları ile problem çözme becerileri ve matematik başarıları ile problem çözme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin var olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. İki değişken arasındaki ilişkiyi açıklamak amacıyla Spearman Brown Sıra Farkları korelasyon analizi yapılmış ve Spearman korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise deney grubu öğrencilerinin matematiksel akıl ve zekâ oyunlarının kullanılmasıyla yapılan uygulamaya ilişkin görüşlerinin alındığı "Öğrenci Görüş Formu (ÖGF)" ile elde edilmiştir. Nitel verilerin analizi içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda akıl ve zekâ oyunları etkinliklerinin yapıldığı deney grubu öğrencileri ile akıl ve zekâ oyunları etkinliklerinin yapılmadığı kontrol grubu öğrencilerinin matematik başarıları, matematiksel motivasyonları ve problem çözme becerileri arasında deney grubu lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür. Korelasyon analizleri ile şu sonuçlar ortaya çıkmıştır: Deney grubu için MDYMÖ ve MBT arasında yüksek düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülürken, kontrol grubu için MDYMÖ ve MBT arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür (rdeney=.80, pdeney.05). Deney grubu için MDYMÖ ve PG arasında yüksek düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülürken, kontrol grubu için MDYMÖ ve PG arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür (rdeney=.80, pdeney.05). It was observed that there was a high level of positive and significant relationship between MSMC and MAT for the experimental group, while there was a moderate level of positive and significant relationship between MSMC and MAT for the control group (rexperimental=.80, pexperimental<.05, rcontrol=.64, pcontrol<.05). At the end of the study, it was revealed that the opinions of students in the experimental group about the application were positive
    corecore