1,730,319 research outputs found
Molla Halil es-Si‘irdî’nin biyografisi
Allâme Molla Halil es-Si‘irdî, XVIII. yüzyılın son yarısı ile XIX. yüzyılın ilk yarısı arasında yaşamış önemli bir Osmanlı âlimi ve müellifidir. Ciddi bir ilim ve tasavvuf eğitimi alan Molla Halil, Şark bölgesinin ilmî geleneğine ve medrese sistemine kalıcı katkılar sağlamış üst düzey ilmî donanıma sahip bir kişiliktir. O, İslâmî ilimlerin hemen hemen bütün branşlarında, ilmî yetkinliğine tanıklık eden irili-ufaklı kırkı aşkın eser kaleme almıştır. Şark medrese geleneğinin temel halkalarından ve bölgenin en büyük ilim otoritelerinden kabul edilen Molla Halil; ilmî kişiliği, yetiştirdiği nüfuzlu talebeleri, yazdığı nâdide/nâdir eserleri ve sürdürdüğü istikrarlı tedrîsât faaliyetleriyle; ilmî hareketliliğe ivme/canlılık kazandırmış, medrese eğitim müfredâtının ve eğitim sisteminin kısmen şekillenip yenilenmesinde etkin bir rol üstlenmiştir. Molla Halil, ilim câmiasınca “mutlak üstâd” olarak kabul edilmiş ve günümüze intikal eden şark medreselerinin icâzet silsilelerinin kavşak noktasında yer almıştır
Molla Halîl es-Si‘irdî’nin insan tasavvuru
İslâm Felsefesinde ruh – beden düalizmi hemen hemen Müslüman filozofların tümü tarafından kabul gören bir ayırımdır. Filozofların insan psikolojisi üzerinde fikir beyan etmeleri ruh – beden ilişkisiyle bağlantılı olarak yapılmaktadır. İnsan psikolojisi hakkında konuşabilmek insan fizyolojisinin iyi bir şekilde analiz edilmesi ve anatomisinin bütünüyle bilinmesine bağlıdır. İnsan anatomisinin bilinmesi, her azasının meydana gelmesi ve işlevinin ne olduğu konusu önem arz ederken, ruhun beden üzerindeki hakimiyeti daha fazla bir ehemmiyeti haizdir. İslâm düşünürleri ruh ve bedeni tanıyarak insan psikolojisini böylece çözme yoluna gitmişlerdir. İşte bu önemli alanda çok önemli bilgiler veren düşünürlerimizden biri de Seydaların seydası Molla Halîl es-Siʻirdî’dir.
Seyda Molla Halîl es-Siʻirdî her ne kadar eserlerini ağırlıklı olarak Arap Dili-Edebiyatı, Tefsir, Hadis, Kelam-Mantık ve Tasavvuf gibi alanlara hasretmişse de İslâm felsefesinin önemli alanlarından birini teşkil eden insanın anatomik, fizyolojik, biyolojik, psikolojik yapısını adeta bir tabib-filozof edasıyla inceleyerek bu bağlamda eserlerinde insan tasavvurunu ele almıştır. Seyda Molla Halîl, insanın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği evreleri, azalarının teşekkülü, işlevleri hakkında çok detaylı ve aydınlatıcı bilgiler vermektedir. Tebliğimizin amacı Seyda Molla Halîl es-Siʻirdî’nin eserlerinden hareketle “insan tasavvuru”nu bütün açıklığıyla ortaya koymaktır
Molla Halil es-Siirdî'nin nesih anlayışı
Doğu medrese geleneğinin önemli şahsiyetlerinden olan Molla Halil’in, Basîretü’l-kulûb adlı eserinden yola çıkarak yaptığımız bu çalışmada, Molla Halil’in nesih ile ilgili görüş ve kanaatini ortaya koymaya çalıştık. Nesih, ilk dönemlerden bu yana pek çok tartışmaya sebep olmuş önemli bir konudur. Kur’an’ın, kendinden önceki şeriatları neshettiğine dair herhangi bir ihtilaf olmamakla birlikte Kur’an’ın kendi içerisinde neshin var olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. Neshin, zamanın şartları gereği ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap verdiğini düşünerek onun bir gereklilik olduğunu savunanların yanında, neshi gerektirecek ihtiyaçların insanların yaşadığı her devirde var olacağını ileri sürerek aleyhte görüş beyan edenler de olmuştur. Biz bu araştırmamızda konuyu, neshin varlığı veya yokluğu üzerinden değil de; neshin, hükmü ilelebet mi yoksa geçici olarak mı ortadan kaldırdığı üzerinden işlemeye gayret ettik. Molla Halil’in söz konusu eserinden yola çıkarak yaptığımız incelememizde müellifin, neshin varlığına delil olarak sunulan ayetlerde neshi klasik anlamda kabullendiğini açıkça görebiliyoruz. Kaynaklarımızın Kur’an’daki neshe dair örnek olarak sunduğu ayetlerin bir kısmında nesihten söz ederken önemli bir kısmında nesihten hiç bahsetmediğine şahitlik ediyoruz. Âlimler tarafından neshedildiğine dair kanaatlerin belirtildiği bazı ayetler hakkında nesih yerine tahsisten söz ederek, nesih ile tahsisi aynı anlamda kullandığına tanık oluyoruz. İlk dönemlerden bu yana neshi tahsis, takyid, tebyin… vb. kelimelerle ifade eden ulemanın söyledikleri çerçevesinde konuyu ele aldığımızda Molla Halil’in nesih hakkında düşündüklerini anlayabiliyoruz. Ayrıca müellifin mensûh ayetlerle ilgili olarak onların ictihadî olduklarından bahsetmesi de bize nesih hakkındaki görüşleriyle ilgili ipuçları vermektedir
Molla Halil es-Si‘irdî hayatı, eserleri ve ilmî kişiliği
XVIII. yüzyılın son yarısı ile XIX. yüzyılın ilk yarısı arasında yaşamış olan Molla Halîl es-Si‘irdî, Osmanlı âlimlerinden/müelliflerinden ve Şark medrese geleneğinin önemli halkalarından biridir. İlmî ve tasavvufî eğitimini doğduğu yer olan Bitlis’in [Hizan] yanı sıra Van, Siirt, Cizre, Musul ve İmâdiyye gibi dönemin önemli ilim merkezlerinde seçkin âlimlerden alan Molla Halil, tedrîsât faaliyetlerini çoğunlukla ve son olarak Siirt’te yürütmüş ve bundan ötürü “es-Si‘irdî” nisbesiyle ün kazanmıştır. Ömrünün büyük bir bölümünü ders vererek geçiren Molla Halil, aynı zamanda İslâmî ilimlerde kırkı aşkın eser telif etmiştir. Gerek tedrîsât ve gerekse telîfât faaliyetleriyle ilim ve kültür mirasımıza önemli katkı sağlayan Molla Halil, medrese geleneğinde “eşŞevkî”, “Allâme”, “Üstâzu’l-kull fi’l-kull” ve “Seyda” gibi lakaplarla bilinmektedir. Molla Halil es-Si‘irdî; ilmî kişiliği, eserleri ve tedrîsat faaliyetleriyle kendi döneminde ilmî hareketliliğe ivme ve canlılık kazandırmıştır. Eğitim müfredâtının yenilenmesi, eğitim sisteminin tekrar dizayn edilmesi gibi hususlarda, Molla Halil’in medreseler üzerindeki dönüştürücü etkisini müşâhede etmek mümkündür. Nitekim günümüze kadar intikâl eden medreselerin ilmî icâzet silsileleri, büyük ölçüde kendisine dayanmaktadır. Molla Halil es-Si‘irdî; telîf, telhîs, şerh ve hâşiye geleneğinin de son temsilcilerindendir. Onun, Osmanlıların buhranlı dönemine tekâbül eden bir dönemde, âsitâneden uzak bir bölgede münzevi ve mütevazı bir hayat sürmesi; ilmî birikiminin, eserlerinin ve ilim dünyasına katkılarının yeterince keşfedilememiş olmasına ve hak ettiği ilgiyi görmemesine neden olmuştur. İlim ve kültür mirasımıza bu denli katkı sağlamış böyle bir âlimi tanıtmak ve onun kayıp hazinesinin keşfedilmemiş yönlerini akademik bir perspektifle gün yüzüne çıkarmak amacıyla 2018 yılı 4-6 Mayıs tarihleri arasında, Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından “Molla Halil es-Si‘irdî” konulu uluslararası bir sempozyum
12 / Molla Halil es-Si‘irdî Hayatı, Eserleri ve İlmî Kişiliği
düzenlenmiştir. Bu sempozyuma, yurt içi ve yurt dışından pek çok bilim insanı iştirak etmiştir. Katılımcılar, hem temel İslâm bilimlerinin her bir alanında hem de felsefî ilimlerde önemli bir yere sahip olan Molla Halil es-Si‘irdî’yi farklı açılardan ele alıp değerlendirmiştir. Yüze yakın akademisyenin katkıları ile hazırlanan bu kitaptaki çalışmalarda; yazı dili Türkçe, Arapça, Kürtçe ve Zazacadır. İSAM yazım kuralları esas alınarak hazırlanan bu çalışmalar, editör kurulumuz tarafından tek tek okunarak incelenmiş ve gerekli düzenlemelerin yazarlar tarafından yapılması sağlanmıştır. Ayrıca Molla Halil’in hayatı ve eserleri, müstakil birer bölüm olarak kitabın giriş kısmında yer aldığından, sonraki bölümlerde tematik açıdan mükerrer pasajların tamamen hazf edilmesi yönünde bir tasarrufa gidilmiştir. Keza bazı çalışmalarda, editör kurulu tarafından gerekli görülen birtakım mülahazalar dipnotta [ed.] belirtilmiştir. Nihayetinde bu sempozyum, son derece değerli çalışmaların ortaya konulmasına vesile olmuş ve yapılan bu çalışmalar, iki ciltlik bir kitap halinde basılarak ilim dünyasının hizmetine sunulmuştur. Son olarak, gerek muhtelif branşlarda birçok değerli bilim insanının bir araya gelmesini sağlayarak bu sempozyumun düzenlenmesine öncülük eden, gerekse Molla Halil’in hayatının, eserlerinin ve ilmi kişiliğinin tüm yönleriyle ele alındığı bu kıymetli çalışmanın basılmasında ön ayak olan saygıdeğer hocamız Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA’ya gönülden şükranlarımızı sunar, kendisine uzun ve sağlıklı ömürler dileriz.
Editör Kurul
Allâme Molla Halil es-Si‘irdî’nin fıkhâ dâir Mecma’u’l-Mesâil adlı risâlesi
Allâme Molla Halil es-Si‘irdî, genel kanaatin aksine sadece temel İslâmî ilimlerde değil; “tasavvuf felsefesi” ve “anatomi” gibi alanlarda da muhtelif eserler kaleme alan velûd bir müelliftir. İslâmî ilimler arasında da en çok eser yazdığı branşların başında “fıkıh” ve “fıkıh usûlü” gelmektedir. Molla Halil es-Si‘irdî, “fıkıh usûlü” eserine özel bir isim koymamıştır. Şimdiye kadar tespit edilebildiği kadarıyla- onun “fıkh”a dâir eserlerinin adları şunlardır: Ma’vuffât ucâb yahtâcuhâ zû takvâ ve âdâb/Risâle sağîra fi’l-ma’fuvvât; Risâle fî’n-nezr; Kitâb fi’t-talâk ‘inde’l-Ekrâd; Menâkibu eimmeti’l-mezâhibi’lerba‘a; Mulahhasu’l-kavâtı‘ ve’z-zevâcir fî mâ tekellemû ‘ale’s-sağâir ve’l-kebâir; Zubdetu mâ fî’l-Fetâva’l-Hadîsiyye fi’l-ecvibe ve’l-i‘tinâ bi nahvi’l-fadl ve’t-tefdîl ve umûr leyse li ehad ‘anha ğinâ; Mecmau’l-mesâil.
Mecma’u’l-mesâil, Molla Halil es-Si‘irdî’nin en az bilinen çalışmalarından biridir. Molla Halil’in hayatı ve eserlerine dâir biyografilerde, onun böyle bir risâlesinden söz edilmemektedir. Mecma’u’l-mesâil, fizikî açıdan küçük hacimli olsa da, özellikleri ve değeri açısından son derece önemli bir risâledir. Bu sebeple bu çalışmamızda, özgün ve muhtelif yönleriyle allâme Molla Halil’in Mecma’u’l-mesâil adlı eserini inceleyip tanıtmaya çalışacağız
Hirednâme-i İskenderî of Molla Câmî
The translation was based on the 1999 edition of the corpus of masnavis named as Molla Câmî's Heft Evreng which was prepared by Cabulka Dad Ali Şah, Asgar Canfeda, Zahir Ahrarî and Huseyin Ahmed Terbiyet. In terms of text analysis, we included the Turkish translation of the work, general information about Iskender and Iskendernames, an overview about Molla Cami, his poetry and his works, a summary of the work content, information about the genre and form of the work, other poets having effects on the author during the writing of the work and common stories in the works of these poets in our study. We hope to present this important work to the benefit of the Turkish literature community by having translated Hırednâme-i Iskenderî of Molla Câmî, who is described as the last great poet of the Classical period, into Turkish.Tercümede Molla Câmî'nin Heft Evreng adlı mesnevîler mecmuasının Cabulka Dad Ali Şah, Asgar Canfeda, Zahir Ahrarî, Hüseyin Ahmed Terbiyet tarafından hazırlanmış olan 1999 basımı esas alınmıştır. Çalışmamızda eserin Türkçe'ye tercümesi, metin incelemesi kapsamında; İskender ve İskendernâmeler hakkında genel bilgi, Molla Câmî ve onun şairliği ile eserleri hakkında özet bilgi, eser içeriğinin özeti, eserin şekil ve tür bilgisi, eserin yazılışı esnasında yazarın etkilendiği diğer şairler ve bu şairlerin eserlerinde ortak bulunan hikayeler hakkında bilgi verilmiştir. Klasik dönemin son büyük şairi olarak nitelenen Molla Câmî'nin Hırednâme-i İskenderî'sini Türkçe'ye tercüme etmekle bu önemli eseri Türk edebiyatı camiasının da istifadesine sunmayı ummaktayız
Three-Dimensional Compatible Sacrificial Nanoimprint Lithography for Tuning the Wettability of Thermoplastic Materials
We report the tuning of surface wetting through sacrificial nanoimprint lithography (SNIL). In this process, grown ZnO nanomaterials are transferred by imprint into a metallic glass (MG) and an elastomeric material, and then etched to impart controlled surface roughness. This process increases the hydrophilicity and hydrophobicity of both surfaces, the Pt57.5Cu14.7Ni5.3P22.5 MG and thermoplastic elastomer (TPE), respectively. The growth conditions of the ZnO change the characteristic length scale of the roughness, which in turn alters the properties of the patterned surface. The novelty of this approach includes reusability of templates and that it is able to create superhydrophilic and superhydrophobic surfaces in a manner compatible with the fabrication of macroscopic three-dimensional (3D) parts. Because the wettability is achieved by only modifying topography, without using any chemical surface modifiers, the prepared surfaces are relatively more durable.Peer reviewe
Molla Sadrâ’nın Tanrı Kanıtlaması
Bu makalenin yazılış amacı, Tanrı ispatlamasının, “metafizik gelenekte” varlık üzerinden yapıldığına dikkatleri çekmektir. Örneğin İslâm felsefesinin klasik dönem en büyük filozofu İbn Sînâ Tanrı kanıtlamasını “varlık olması açısından varlığın” idrakine dayandırmış ve bunu ancak sıddıklar dediği seçkin insan grubunun anlayabileceğini dile getirmiştir. Bu delili bir adım ileri götürerek varlığın birliği öğretisini tesis eden metafizikçi İbnü’l-Arabî’dir. Molla Sadrâ ise varlık hakkındaki yaptığı yetkin açıklamalarla delili sistematik ve gelişmiş bir forma ulaştırmıştır. Bu çalışmada Molla Sadrâ’nın Tanrı kanıtlaması varlık temelinde kapsamlı ve bütüncül olarak ele alınmıştır. Makaleyi teşkil eden alt başlıklar oluşturulurken Molla Sadrâ’nın Mefâtihu’l-gayb adlı eseri esas alınmıştır. O, bu eserde var olması bakımından varlığı, “akıl, nefis ve cisimden ibaret olan” üç çeşit cevheri ve arazı Tanrı’nın varlığına delil kılmıştır. Bunlara varlığın en yetkin formlarından birisi olan insan-ı kâmili de ekleyebiliriz. Yine Molla Sadrâ müstakil başlık altında incelemese de varlığın zihinsel formalarına dair -ontolojik ve imkân delillerine- anlatılarda bulunur. Bu yüzden bu ikisini ayrı başlıklar altında incelemeye karar verdik
مراة الاصول في شرح مرقاة الوصول
Meşhur Osmanlı alimi Molla Hüsrev’in kaleme aldığı Mirkâtu’l-Vusûl ilâ ‘ilmi’l-usûl isimli esere yine Molla Hüsrev tarafından yapılmış şerhtir. Mirkât, bir mukaddime ve iki bölümden oluşmaktadır. Mukaddimede fıkıh usulü ve fıkıh tanımları yapılmaktadır. Birinci bölüm kitap, sünnet, icma ve kıyas olmak üzere dört kısma ayrılmıştır. İkinci bölüm ise hükümlerle ilgilidirOsmanlı medreselerinde ders kitabı olarak okutulan ve bir çok baskısı da yapılan Mir’ât üzerine bir çok haşiye yazılmış, Ahmed Hamdullah b. İsmâil Hâmid Ankaravî tarafından ihtisâr edilmiştir. Hasan Özket Mir’âtu’l-usûl’de kullanılan kaynaklara dair bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır. Ek bilgiler: Ia-Ib’de fihrist vardır. IIa-VIb boştur
Molla Fahreddîn 'Arnasî İle Molla Ahmet Hilmî Koğî’nin Vad’ İlmiyle İlgili Risâlelerinin Karşılaştırılması
Lafız-anlam ilişkisini konu edinen vad‘ ilmi, Arap diliyle ilgili ilimler arasında bağımsızlığına en geç kavuşan ilimlerden biridir. VIII./XIII. Yüzyıla kadar diğer ilimler içinde dağınık bir vaziyette bulunan vad‘ ilmi ilk müstakil çalışmasına ‘Adududdîn el-Îcî’nin (ö. 756/1355) Risâletu’l-Vad‘ isimli eseriyle kavuşmuştur. Bu veciz risâle daha sonra vad‘ ilmiyle alakalı kaleme alınacak çalışmalar için ilham kaynağı olmuş ve dilcilerin teveccühünü kazanmıştır. Vad‘ ilmine olan ilgi daha çok İslam Coğrafyasının doğu tarafında görülmektedir. Dolayısıyla bu ilimle ilgili çalışmaların büyük çoğunluğu Arap olmayan dilciler tarafından hazırlanmıştır. Bunların başında da Osmanlı âlimleri gelmektedir. Osmanlı eğitim kurumları olan medreselerin müfredatında büyük bir önem verilen bu ilim için birçok eser yazılmıştır. Osmanlı döneminden sonra da gayri resmi bir şekilde eğitim faaliyetlerine devam eden medreselerde vad‘ ilmiyle ilgili çalışmalar yapılmıştır. Nitekim Şark medrese geleneğinin iki önemli temsilcisi olan Molla Fahreddîn ‘Arnasî (ö. 1972/1392)ile Molla Ahmet Hilmi Koğî (ö. 1996/1417), temel İslam bilimlerinin farklı ilim dallarında birçok eser kaleme aldıkları gibi vad‘ ilmiyle ilgili de birer risâle kaleme almışlar. Molla Fahreddîn 1910 yılında Mardin'in Midyat ilçesine bağlı ‘Arnâs köyünde doğmuştur. Molla Fahreddîn için biri doğum yeri olan ‘Arnâs Köyüne nisbetle ‘Arnâsî,diğeri de eğitim öğretim ve irşad hayatının büyük kısmını geçirip vefat ettiği yer olan Batman İline nisbetle Batmânî şeklinde iki nisbe kullanılmıştır. Molla Fahreddîn, hayatının son demlerinde çeşitli hastalıklara yakalanmış ve 1 Şubat 1972 tarihinde ardında zengin bir ilim mirası bırakarak Batman’da vefat etmiştir. Molla Ahmet Hilmi Koğî, 1942 senesinde Bismil’in Koğuk Köyünde dünyaya gelmiştir. Molla Ahmet, kendisi için bu köye nisbetle Koğî nisbesini kullanmıştır. Koğî, medrese eğitimden sonra Batman, Bismil merkez ve Bismil’in civar köylerinde ilim ve irşad görevlerinde bulunmuştur. Koğî, 16 Mayıs 1996 senesinde Bismil ilçesinde vefat etmiştir. Bu çalışmada bahsi geçen iki risalenin karşılaştırılması yapılmış ve bu mukayese neticesinde söz konusu eserler arasındaki benzerlik ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte Molla Fahreddîn ‘Arnasî ile Molla Ahmet Hilmi Koğî’nin hayatı ve eserleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir
- …
