Siirt University Institutional Repository
Not a member yet
    1590 research outputs found

    Kur’ân’a Göre Cinler ve Nusaybin Cinleri Hakkında Nakledilen Rivayetler

    No full text
    Cin kelimesi ve türevleri, sözlükte gizlenmek, örtmek, karanlığın çökmesi, kabir, kefen, kefenleme işlemi, anne karnındaki bebek gibi manalarda kullanılmaktadır.1 Bu kullanımlardan anlaşıldığı kadarıyla bu kelime ve türevleri gizli, görünmez anlamına gelmekte ve görünmezliğin söz konusu olduğu hususlarda istimal edilmektedir. Buna göre cin, görünmez olan varlık demektir. Bu görünmezlik, hakiki olabileceği gibi mecazi de olabilir. Cinlerin varlığı ve mahiyeti hakkında dört temel görüşten bahsedebiliriz. Birinci görüşe göre cinler, insanlar gibi akıllı ve sorumlu varlıklardır. Onlar da insanlar gibi Hz. Peygamber’e ve Kur’ân’a tabi olmakla sorumludurlar. Bunun için insanların olduğu gibi cinlerin de mümini ve kâfiri bulunmaktadır. Bu görüşe göre cinler insanlarla münasebet kurup onları etkileyebilir. Bu görüş sahiplerine göre cinler, farklı şekillere girme ve hızlı hareket etme kabiliyetine sahiptirler. Bu görüşü savunanlar, cinlerin insanlara zarar verme gücüne sahip olup olmadıkları ve bu konudaki özgürlükleri konusunda ihtilaf etmişlerdir

    CÂBİR B. ZEYD HAYATI, MEZHEBİ VE TEFSİR ANLAYIŞI

    No full text
    Câbir b. Zeyd, 21/641-642 tarihinde Uman’ın Nezvâ bölgesinin Fark köyünde dünyaya gelmiş, ilmini geliştirmek için söz konusu dönemde önemli bir ilim merkezi olan ve çok sayıda sahabinin yaşadığı Basra’ya yerleşmiş, 93/711-712 tarihinde bu şehirde vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Hz. Ali ve İbn Abbas dâhil birçok sahabinin rahle-i tedrisinden geçen Câbir b. Zeyd, önemli bir fakîh ve müfessirdir. Çok sayıda sahabi ve tâbiî âlimin övgüsüne mazhar olan müfessirin siyasî/itikâdî görüşü hakkında farklı bilgiler nakledilmiştir. İbâzıyye mezhebi mensupları, onu mezheplerinin kurucusu ve imamı olarak takdim ederken, Ehl-i sünnet âlimlerinin birçoğu, onun ilgili mezheple bir alakasının bulunmadığını ve Ehl-i sünnetin önemli âlimlerinden olduğunu söylemekte ve onu sika bir râvî, önemli bir fakîh ve müfessir olarak kabul etmektedir. Câbir b. Zeyd, söz konusu dönemdeki diğer âlimler gibi ihtiyaca binaen bazı âyetleri tefsir etmiş ve çeşitli konular hakkında âyetlerden hükümler istinbât etmiştir. Daha çok ahkâm âyetlerini tefsir etmeye çalışan müfessir, Kur’an’ı lügatle tefsir etmeye önem vermiş, Kur’an’ı Kur’an’la, sünnetle, sahabe sözleriyle ve nüzul sebepleriyle de Açıklamayı ihmal etmemiştir. Ehl-i sünnet ve İbâzıyye’nin kaynaklarında tefsir ve fıkhî görüşlerine yer verilen müfessirin, tabilerine gönderdiği on sekiz mektup ve çeşitli sorulara verdiği cevaplardan oluşan iki risale ile namaz ve nikâh konusunda yazdığı iki kısa çalışması zamanımıza ulaşmıştır. Elinizdeki kitapta hem Ehl-i sünnet hem de İbâzıyye tarafından hüsnü kabul görmüş bu önemli tâbiî müfessir ve fakîhin hayatını, ilmî kişiliğini ve tefsir anlayışını bulacaksınız

    Kur’an’da Ahlâk Olgusu ve İnşâ Örnekleri

    No full text
    Kur’an, genel anlamda insanın eğitimiyle ilgilendiği gibi onların iç dünyalarının ihyasına da büyük bir önem verir. Şems Sûresi’nde yer alan “Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere boğan da ziyan etmiştir” şeklindeki ayetler, insanın iç dünyasını ihya, ahlâkını inşa etmeye yöneliktir. Hz. Peygamber’in ahlâkının nasıl olduğu konusunda bilgi isteyenlere Hz. Âişe’nin, “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlâkı Kur’an’dı” şeklinde cevap vermesi, Kur’an’ın ahlâk inşasındaki rolüne işaret eden önemli bir ifadedir. Bu yönüyle Kur’an, baştan sona bir ahlâk kitabıdır ve muhataplarının şahsiyetini, ahlâk üzerinden inşa etmeyi gaye edinmiştir. Bu sebeple ahlâk, önemli bir kavram olarak Kur’an’ın öğretileri arasında yerini almış ve geldiği toplumu bu esas üzere inşa ve ihya etmiştir. Hz. Peygamber’in: “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” buyurması, ahlâk olmadan dinin eksik kalacağına, gerçek anlamda bir dindarlıktan söz edilemeyeceğine dair bir beyandır. Bu sebeple Kur’an; iman, ibadet ve ahlâkı birbirinden ayırmaksızın bir bütün olarak değerlendirir ve bu üç önemli olgunun birbirinin ayrılmaz parçası olduğunu her vesile ile öne çıkarır. Bir örnek üzerinden izah etmek gerekirse Kur’an, namazdan bahsederken, “Namazı kıl. Çünkü namaz, hayâsızlıktan ve çirkin işlerden alıkoyar ” ifadesiyle müminlere, namazın Allah ile buluşmayı ifade eden temel bir ibadet olduğuna, bunun yanında muhataplarının ahlâkının inşasında ne derece fonksiyonel olduğuna dikkat çeker. Böylece iman edenlerin, Allah ile her gün beş vakit buluşmak gibi bir görevi olduğunu hatırlatırken, bu vesileyle ahlâkî olgunluğa ulaşacaklarına da vurgu yapar. Bu araştırmada, Kur’an’ın ahlâk kavramına yüklediği anlam üzerinde durulacak ve Kur’an ile inşa edilmiş bir şahsiyetin nasıl bir kişiliğe sahip olması gerektiği, özellikle Hz. Peygamber’in şahsiyeti üzerinden örneklendirilerek tespit edilmeye çalışılacaktır

    Kutsal Bir Kitap Olarak Kur'an

    No full text
    Elinizdeki The Qur’an as Scripture adlı bu kitap, Arthur Jeffery’nin, 1950 yılında yayınlanmış The Muslim World dergisinin 40-43. ciltlerinde yer alan dört makalesiyle, 1946 yılında Kudüs Ortadoğu Topluluğunun düzenlemiş olduğu bir konferansta sunmuş olduğu tebliğinin kitaplaşmış şeklidir. Kitap, muhtemelen yayıncı tarafından kaleme alınan bir önsöz ile beş bölümden oluşmaktadır. 1952 yılında New York’ta Russell F. Moore Company tarafından yayınlanmış ve tarafımızdan da “Kutsal Bir Kitap Olarak Kur’an” başlığıyla tercüme edilmiştir

    Kur'an kavramları

    No full text
    Kutsal bir metin olarak Kur’an’ın mesajları, insanların kullandığı kelimeler, ifade biçimleri ve kavram kalıplarıyla insanlığın idrakine sunulmuştur. Bu sebeple Kur’an’ın insanlığa sunmak istediği mesajın doğru bir şekilde anlaşılabilmesi, içerisindeki anahtar kelimelerin ve kavramların bilinmesiyle mümkündür. Bir başka ifadeyle Kur’an’ın insanlığın hidayetine yönelik olarak verdiği mesajların Allah’ın muradına uygun olarak anlaşılabilmesi, ondaki anahtar kelimelerin anlam alanlarının ve Kur’an bütünlüğü içerisinde ifade ettikleri manaların doğru bir biçimde tespit edilmesiyle yakından alakalıdır. Kur’an’ın dünya hakkındaki görüşünün teşekküllünde hayati rol oynayan anahtar kelimelerin tamamı olan söz konusu kavramlar anlaşılmadan Kur’an’ın da doğru bir şekilde anlaşılması, böylece sahih bir İslâm anlayışının insanlığın idrakine sunulması mümkün olmayacaktır. Hatta çoğu zaman kelimelerin lügatlerdeki anlamını tespit etmek metni doğru anlamaya yetmeyecek, söz konusu kelimenin metindeki tertip ve düzen içerisindeki manasının da ortaya konması gerekecektir. Elinizdeki bu kitapta da Kur’an’daki ibadetle ilgili kavramlar, Kur’an ve konu bütünlüğü içerisinde anlamlandırılmaya çalışılmıştır

    Hz. Âişe

    No full text
    Hz. Âişe, gerek ilmi şahsiyeti gerekse müminler arasındaki konumu itibarıyla haklı bir şöhrete sahip olmuştur. O, pek çok ilim dalında olduğu gibi Kur’ân ilimleri alanında da ashab arasında temayüz etmiştir. Nitekim Hz. Âişe küçük yaşta babasından ve ailesinden dinlediği kadarıyla Kur’ân’ı ezberlemeye başlamış ve Hz. Peygamber henüz hayattayken hafız olan sahabîler arasına katılmıştır. Hz. Peygamber’le çok küçük yaşta evlenmesi, Kur’ân ilimleriyle daha yakından ilgilenmesinin yolunu açmış, bunun sonucunda Kur’ân vahyine şahit olarak ayetlerin nüzûl ortamına vakıf olmuştur. İlk kaynak olan Hz. Peygamber’den ayetlerin tefsiri ile ilgili pek çok açıklamayı öğrenmiş ve daha sonrakilere önemli bir miras olarak aktarmıştır. Kendine özel bir Mushaf edinmiş ve bu Mushaf’ta bazı ayetlerin açıklaması mahiyetinde notlar oluşturmuş, bu notlar da daha sonrakiler için önemli bir tefsir malzemesi haline gelmiştir. Kur’ân’ı tefsir ederken, onun bütünlüğünü gözetmeye büyük önem vermiş ve anlamadığı ayetleri öncelikle yine Kur’ân’a müracaat ederek anlama yoluna gitmiştir. Anlayamadığı bir kısım ayetleri de bizzat Hz. Peygamber’den sorarak öğrenmiş ve Kur’ân’ı Hz. Peygamber’den öğrendiği şekilde anlamlandırmaya ve yaşamaya gayret etmiştir. Vahiy ortamını ve nüzûl sebeplerini çok iyi bilmesi vesilesiyle, Kur’ân tefsirinde bu bilgileri de başarıyla kullanmıştır. Hz. Âişe tefsirde rey ve içtihat metodunu da kullanmaktan geri kalmamış, ayetleri akıl ve tefekkür süzgecinden geçirerek ulaştığı kanaati dile getirmekten çekinmemiştir. Hz. Âişe karşılaştığı olayları, duyduğu haberleri kimden gelirse gelsin hemen kabul etmemiş, onları sorgulamış, doğrusunu öğrenmek için gayret sarf etmiş, bu haberleri ve olayları Kur’ân’a ve onun canlı örneği olan Hz. Peygamber’in yorumlarına arz etmiş, böylece Kur’ân’ın ve Hz. Peygamber’in onay verdiği bilgileri gündemine almıştır. Akıl ve vahiy süzgecinden geçirmediği bilgiyle arasına daima belli bir mesafe koymuştur. Tefsirinde sosyal problemlerin çözümüne yönelik mesajları ön plana çıkarmış ve Kur’ân’ı yaşanan bir hayat kitabı haline getirmiştir. Bu yönüyle onu, ictimaî tefsir metodunu kullananların öncülerinden saymak asla yanlış olmayacaktır

    Hamdullah Hamdî'nin Leylâ İle Mecnûn Mesnevisi’nde Geçen Atasözlerindeki Arkaik Unsurlar Ve Çift Dilli Kullanımlar

    No full text
    Klâsik Türk edebiyatında kaleme alınan edebî eserler dil ile uğraşan kimseler için eşsiz bir kaynak hüviyetindedir. Günlük yaşama, kültürel unsurlara ve birçok değerli birikime ait bilgi gibi devrin birçok hususiyeti bu eserler vesilesiyle tespit edilebilirken ayrıca söz varlığında görülebilen arkaik unsurlar araştırmaya değer mevzular oluşturmaktadır. Kaynağı itibariyle Arap toplumunda hayat bulan Leylâ ile Mecnûn efsanesi başta Türk edebiyatı olmak üzere, bütün İslâm edebiyatlarında adından söz ettirmiştir. Bu hikâye gerçek âşıkların durumlarını sembolik dille ifade eden bir maceradır. Çalışmamıza konu olan Hamdullah Hamdî’nin Leylâ ile Mecnûn mesnevisinin kaleme alındığı devirde Anadolu’da hem Doğu Türkçesi ve hem de Batı Türkçesini içinde barındıran bir Türkçeyle konuşmaları ve incelediğimiz mesnevide de bu durumun bariz bir şekilde göze çarpması eseri incelemeye değer kılan unsurlardan biridir. Makaleyi oluştururken kullanımdan düşmüş ve bir dilin belki de en önemli kültür aktarım aracı olan atasözlerindeki kelimelerin değişimleri ve tarihi seyirlerini vermeye çalıştık. Bunun yanında hem Doğu Türkçesi ve hem de Batı Türkçesinde kullanılan bazı eş anlamlı kelimeleri beyitlerden örnekler göstermek suretiyle ortaya koymaya çalıştık

    Kurtubî (Ö. 671/1273) (Hayatı ve Tefsirciliği)

    No full text
    Kurtubî, İslâm dünyasının çok zor sınavlardan geçtiği bir dönem olan 13. yüzyılda Endülüs’te ve buranın düşman eline geçmesinden sonra da hem doğudan hem de batıdan pek çok âlimin sığındığı ve böylece önemli bir ilim merkezi haline gelen Mısır’da yaşamıştır. İslâm dünyasının doğusunun Moğol istilasıyla, batısının ise Haçlı seferleriyle kıskaca alındığı bu zorlu dönemde Kurtubî, ilim-irfan ile meşgul olmuş, öğrenciler yetiştirmiş ve asırlar boyu Müslümanların elinden düşmeyecek ölümsüz eserler bırakmıştır. Bu çalışmada Kurtubî’nin hayatı ve ilmî şahsiyeti yanında yazdığı eserler tanıtılacak ve eserleri içinde haklı ve önemli bir şöhrete sahip olan el-Câmiʿ li ahkâmi’l-Kur’ân adlı eseri bağlamında onun tefsiri ve metodu ortaya konmaya çalışılacaktır. Çalışmaya konu olarak Kurtubî’nin seçilmesi, onun, içinde bulunduğu zor şartlara rağmen süreklilik arz eden bereketli çalışmaları ve ortaya koyduğu önemli fikirleri, günümüz ilim adamlarına büyük idealler ve fikirler aşılayacak türden bir hayatı yaşamış olması sebebiyledir

    Yahudi Kutsal Metinleri Çerçevesinde Kadın

    No full text
    Dünya tarihinde önemli bir yere sahip olan ve kadim dinler arasında yer alan Yahudilik, kadının konumu ve toplumsal statüsü söz konusu olduğunda önemli bir araştırma alanı sunmaktadır. Bu alanın içinde kadının konumunu ve toplum içindeki statüsünü belirleyen faktörlerin neler olduğu konusundaki araştırmalar önemli bir yekün oluşturmuştur. Bu çalışmalar bir taraftan kadına ilişkin algıların şekillenmesinde coğrafi ve kültürel unsurların ne kadar etkili olduğu üzerinde dururken, diğer taraftan bu algıların temellendirilmesi ve şekillenmesinde Yahudi kutsal metinlerinin etkisi, tartışmaların önemli bir odağını teşkil etmiştir

    Food stock control

    No full text
    Production has an important place in human life. People must be fed to survive and produce to achieve this. It is stored in warehouses for the preservation and longer storage of the produced food. Inventory control in these warehouses enables people to supply products before the warehouses are completely emptied. With this study, stock control in warehouses is provided by using ultrasonic sensors. An ultrasonic sensor placed on top of the tank measures the distance by sending sound signals. STM32F4 Discovery Kit was used as microcontroller in the study. Thanks to the microcontroller, the signal from the sensor is processed. The red led lights up when the distance is below a certain level. In other cases, the blue led is on. In addition, thanks to the software written, the level can be continuously controlled on the LCD screen

    0

    full texts

    1,590

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Siirt University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇