79054 research outputs found
Sort by
Camera and lidar fusion based road detection ın autonomous vehicle driving
Çok modlu sistemlerin, tek bir modaliteye sahip sistemlere kıyasla daha güvenilir sonuçlar üretebilme kapasitesine sahip olduğu bilinmektedir, çünkü sahnenin farklı yönlerini algılayabilirler. Bu çalışmada, birçok önde gelen çalışmada olduğu gibi yüksek ön işleme maliyetlerini gerektiren yüzey normali veya yoğun derinlik tahminleri yerine, ham sensör girdilerinin kullanımına odaklanılmıştır. Ham sensör girdileri kullanılarak hem ön işleme hem de model hesaplama maliyetlerini minimize eden düşük maliyetli bir model geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu tez kapsamında, çoklu görev öğrenme mimarisi içerisinde birden fazla sensörden elde edilen veriler entegre edilerek yol bölütleme için maliyet-etkili ve yüksek doğruluğa sahip bir çözüm sunulmaktadır. RGB ve LiDAR derinlik görüntülerinin ağın girdilerini oluşturduğu bir füzyon mimarisi önerilmektedir. Çalışmanın bir diğer katkısı, AÖB/KKS (ataletsel ölçüm birimi/küresel konumlandırma uydu sistemi) ataletsel navigasyon sisteminden elde edilen verilerin, LiDAR-kamera ile senkronize bir şekilde toplanıp kalibre edilerek birleştirilmiş yoğun LiDAR derinlik görüntülerinin hesaplanmasıdır. Önerilen yöntemin performansı, KITTI ve BotanicGarden veri setleri üzerinde gerçekleştirilen deneylerle değerlendirilmiştir ve yöntemin hızlı, yüksek performanslı çözümler sunduğu gösterilmiştir. Ayrıca, Cityscapes veri setinde ham LiDAR verisinin bulunmadığı durumda da yöntemin başarımı analiz edilmiştir. Hem tam hem de yarı çözünürlükte elde edilen bölütleme sonuçlarının, mevcut yöntemlerle rekabet edebilecek düzeyde olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda, yöntemin yalnızca ham LiDAR verilerine bağımlı olmadığı, aksine farklı sensör modaliteleri ile de etkin bir şekilde kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Tüm deneylerde elde edilen çıkarım süreleri, yöntemin gerçek zamanlı uygulamalar için oldukça umut verici sonuçlar sunduğunu göstermektedir. Hesaplama maliyetini düşürmek ve kaynakların daha etkin bir şekilde kullanılması amacıyla, geliştirilen mimariye LoRA (Low-Rank Adaptation) eklenerek ek deneyler gerçekleştirilmiş; elde edilen sonuçlar, şekiller ve analizler aracılığıyla sunulmuştur
A syllabus design for English language writing skills
İngilizcenin yabancı dil olarak öğretiminde yazma becerisinin geliştirilmesi yadsınamaz bir öneme sahiptir. Her öğretim programında olduğu gibi yabancı dil öğretme planlarında da kullanılacak izlence ve izlencenin niteliği konuları son derece önemli kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma kapsamında yazma becerilerinin daha etkili şekilde geliştirilmesine hizmet edecek bir izlencenin tasarlanması hedeflenmiştir. Bu bağlamda, ölçütler belirlenerek Ankara ilinde yer alan üniversitelerden Yabancı Diller Yüksekokullarında kullanılan izlencelerin görünümünü ortaya koyulmuştur. Aynı ölçütler kullanılarak Gazi Üniversitesi YDYO mevcut izlencesinin çözümlemesi yapılmıştır. Halihazırda kullanılan izlencenin öğrencilerin başarı durumuna etkisi de nicel analizler yoluyla gösterilmiştir. A1 Düzeyi yazma becerisine yönelik hazırlık programında ve fakültelerde ders veren öğretim görevlilerinin beklentilerini ve Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni (D-AOBM) kazanımları ile ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla öğretim görevlileri ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve betimsel çözümleme yoluyla görüşleri ortaya koyulmuştur. Görüşmeler MAXQDA nitel veri analiz programı ile çözümlenmiştir. Hazırlık programında öğrenim gören ve hazırlık programını tamamlayıp fakültelerine devam öğrencilerin de görüşlerine öğrenci görüş alma sormacası yoluyla erişilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde hem nicel hem de nitel yöntemler kullanılmıştır. Elde edilen bulgular Ankara ilinde yer alan üniversitelerde kullanılan izlencelerin genel olarak benzerlik gösterdiğini, kullanılan kitaplar konusunda aynı eğilimin söz konusu olduğunu ortaya koymuştur. Gazi Üniversitesi YDYO'nda kullanılan izlencenin de genel duruma paralel olduğu söylenmiştir. Öğretim görevlilerinin görüşleri izlence ve kitap açısından sorun olmadığını; ancak öğrencilerin ilgisizliği, düzeylerin farklılığı ve sürenin yetersizliği gibi sorunları ortaya koymuştur. İzlenceye ilişkin yapılan öneriler için yapay zekâ araçlarının yazma becerisi öğretimine dahil edilmesi konusunda fikir birliği gözlenmiştir. Bu tez çalışmasında güncel çalışmalar ve öğretim görevlisi ve öğrenci görüşleri ışığında görev- temelli bir A1 düzeyi yazma becerisi izlencesi önerilmiştir.Developing writing skills is of undeniable importance in teaching English as a foreign language. As in every curriculum, the syllabus to be used in foreign language teaching plans and the quality of the syllabus are extremely important concepts. This study aims to design a syllabus that will serve to develop writing skills more effectively. In this context, by determining the criteria, the current situation of the syllabi used in the College of Foreign Languages in universities located in Ankara province was revealed. Using the same criteria, the current syllabus of Gazi University SFL was analyzed. The effect of the current syllabus on students' achievement was also shown through quantitative analysis. Semi-structured interviews were conducted with instructors in order to determine the expectations of instructors teaching A1 Level writing skills in the preparatory program and faculties and their views on the Common European Framework of Reference for Languages (CEFR) outcomes and their views were revealed through descriptive analysis. The interviews were analyzed with MAXQDA qualitative data analysis program. The opinions of the students studying in the preparatory program and the students who continued their faculties by completing the preparatory program were also obtained through a questionnaire. Both quantitative and qualitative methods were used to analyze the data. The findings revealed that the syllabi used in the universities in the province of Ankara are generally similar and that there is the same tendency in terms of the books used. It was also stated that the syllabus used in Gazi University SFL is parallel to the general situation. The opinions of the instructors revealed that there were no problems in terms of the current syllabus and boks used; however, there were problems such as students' lack of interest, differences in levels and insufficient time. For the suggestions made regarding the syllabus, there was a consensus on the integration of artificial intelligence tools in teaching writing skills. In this thesis, a task-based A1 level writing skill syllabus is proposed in the light of current studies and instructors' and students' opinions
Türkiye’de kamu işletmelerinde yapay zeka uygulamaları
Yapay zekâ, bilgisayar sistemlerinin düşünme, öğrenme, problem çözme ve karar alma
gibi insan benzeri yeteneklere sahip olmasını amaçlayan bir bilim dalıdır. Yapay zekâ,
insanların zekâ ve davranışlarını modellemeye çalışırken aynı zamanda, istatistik,
matematik, nörobilim gibi çeşitli disiplinlerden yararlanır. Böylece, bilgisayarların veri
analizi, desen tanıma, doğal dil işleme, makine öğrenimi ve derin öğrenme gibi
görevleri yerine getirebilmesi sağlanabilmektedir. Yapay zekâ, günümüzde ve gelecekte
teknolojik ve toplumsal dönüşümün anahtar unsurlarından biri olarak ön plana
çıkmaktadır. Yapay zekâ teknolojilerinin kullanım alanları, kamu sektöründe ve özel
sektörde çok geniştir. Bu çalışmada dijital dönüşüm ve yapay zekâ teknolojileri
hakkında bilgiler verilmiştir. Türkiye’de faaliyet gösteren ve ulaştırma sektöründen
olarak seçilen kamu işletmelerinin kullandığı yapay zekâ uygulamaları incelenmiştir.
Sonuç olarak kamu işletmelerinin teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiği ve bu
kapsamda yapay zekâ teknolojilerini etkili bir şekilde kullandığı görülmüştür
Coğrafi imgelemler: mavi anadoluculuk’ta kimlik, kültür ve mekân
İnsanları etnik aidiyete göre tanımlamanın temellerinin atıldığı Westfalya Anlaşması’yla3 (1648) tarihsel ve sosyal bir yörünge olarak somutlaşmaya başlayan ulus düşüncesi, Fransız Devrimi (1789) etkisiyle egemenliğin tek kaynağı olarak küresel bir bağlama bürünür (Schnapper, 1995). Bu süreçte ideolojik bir bağlam ve siyasal temsil kazanarak milliyetçiliğe evrilen ulus düşüncesi, böylelikle ulus-devletler ve ulusal kimlikler aracılığıyla toplumsal ve siyasal yapıdaki köklü dönüşümlerin merkezine yerleşir (Smith, 1994). Türdeş bir toplum inşasını amaçlayan ulus-devletler (Guibernau, 1997) tarafından bu dönüşümün en temel aktörü olarak yürürlüğe konulan ulusal kimlikler, ulusun varlığını geçmişte ve gelecekte meşrulaştırır (Smith, 1994) ve her üyesini kolektif bir millî duygu etrafında birleştirme görevini yerine getirir (Mccrone ve Bechhofer, 2015)
Turkish state and administration approaches: Typological classification and analysis
Türk devlet ve yönetim yaklaşımları, tarih boyunca farklı Türk toplumlarındaki devlet ve yönetim olgularına yönelik getirilen açıklamalardır. Bu açıklamalardan bazıları herhangi bir tarihsel bilgiye dayanmaksızın yazarların ideal devlet tasarımları olarak kalmış, bazıları ise bilimsel teoriler haline getirilmiştir. Araştırmanın konusunu, Türk devlet ve yönetim yaklaşımlarının bu iki boyutu oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, Türk yazarlar tarafından Türk devlet ve yönetim olgusu için yapılan açıklamalar, benzerliklerine ve farklılıklarına göre öncelikle yaklaşım gruplarında, daha sonra tipolojilerde ve en nihayetinde tipolojilerin ortak temasından hareketle kategoriler içerisinde sınıflandırılmıştır. Tipolojiler yaklaşım gruplarının kurucusu, baştemsilcisi ve diğer temsilcileri olarak saptanan toplam yüz yazarın eserlerinin çözümlenmesi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmada, Türk yazarlar tarafından geliştirilen Türk devlet ve yönetim yaklaşımlarının köken ve nitelik kategorisindeki altı tipoloji çatısında ve on yedi yaklaşım grubunda sınıflandırılabileceği ileri sürülmüştür. Bu tipolojik sınıflandırma denemesi, Türk devlet ve yönetim yaklaşımları alanında önemli bir birikimin olduğunu göstermiştir. İki kategorinin özellikleri değerlendirildiğinde; Türk devlet ve yönetim olgusunun kökenlerini Asya, Anadolu ve Orta Doğu coğrafyası merkezinde açıklayan yazarlar arasında temel ayrışmanın kadim devlet ve geç devlet yaklaşım gruplarında olduğu saptanmıştır. Türk devletlerinin yönetim tarzlarını ve toplum ile ilişkilerini inceleyen yazarlar ise çoğunlukla despotizm nitelendirmesinde bulunmuşlardır. Türk devlet ve yönetim olgusunun kökenini ve niteliği açıklayan kategorilere bir bütün haline bakıldığında, bu açıklamaların kadim devlet ve despotik devlet görüşleri etrafında yoğunlaştığı sonucuna ulaşılmıştır.Turkish state and administration approaches are explanations of state and administration phenomena in different Turkish societies throughout history. Some of these explanations remained as the ideal state models of the authors without any historical information, while others were turned into scientific theories. The subject of the research is these two dimensions of the Turkish state and administration approaches. In this context, the explanations made by Turkish writers regarding the Turkish state and administration phenomenon were classified first in approach groups according to their similarities and differences, then in typologies and finally in categories based on the common theme of the typologies. In the research, it was argued that Turkish state and administration approaches developed by Turkish authors can be classified under six typologies and seventeen approach groups in the origin and quality categories. This typological classification attempt has shown that there is a significant accumulation in the field of Turkish state and administration approaches. When the characteristics of the two categories are evaluated, it has been determined that the main distinction among the authors who explain the origins of the Turkish state and administration phenomenon in the geography of Asia, Anatolia and the Middle East is in the ancient state and early state approach groups. Authors who examine the administration styles of the Turkish states and their relations with society have mostly characterized them as despotism. When the categories explaining the origin and nature of the Turkish state and administration are examined as a whole, it is concluded that these explanations are concentrated around the views of the ancient state and the despotic state
Empowering financial decision-making through leveraging quantitative investment strategies and machine learning in algorithmic trading
Makine öğrenimi tekniklerinin finansal piyasalara entegrasyonu, geleneksel ticaret ve risk yönetimini dönüştürmüştür. Fiyat Eylem Stratejisi, Temel Analiz Stratejisi ve Yüksek Frekans Stratejisi gibi çeşitli algoritmik ticaret stratejilerinin mevcut olmasına rağmen, bilinçli alım veya satım kararları için hisse senedi hareketlerini doğru bir şekilde tahmin etmek zor olmaya devam etmektedir. Bu tez, S&P500 hisse senedi hareketlerini tahmin etmek için Teknik Göstergeler Stratejisine odaklanarak bu tahmin sorununu ele almaktadır. Teknik Göstergeler Stratejisi, bir hisse senedinin fiyat ve hacim verilerine dayalı matematiksel hesaplamalar kullanarak ticarette alım ve satım kararları vermek için kullanılır. Yatırımcıların kalıpları ve gelecekteki potansiyel fiyat hareketlerini belirlemelerine yardımcı olur. Yahoo Finance API'den hisse senedi fiyat verilerini topladık ve Bollinger Bantları, MACD ve RSI gibi çeşitli teknik göstergelerle zenginleştirdik. Daha sonra hisse senetlerinin aylık getirilerini farklı zaman ufukları için özellik olarak hesapladık. Verileri Göreceli Güç Endeksi (RSI) ve diğer özelliklere göre etiketlemek için bir kendi kendini etiketleme yöntemi kullandık. Ardından test ve değerlendirme için spektral kümeleme modelimizi oluşturduk. Yeni kendi kendini etiketleme yaklaşımımız, %89'un üzerinde test doğruluğu, %87'nin üzerinde hassasiyet ve %86'nın üzerinde geri çağırma ile umut verici sonuçlar gösterdi. Bu araştırma, nicel stratejileri makine öğrenimi ile birleştirmenin veri odaklı finansal karar verme sürecini önemli ölçüde geliştirebileceğini göstermektedir
Muhammad B. Abdullah al-Hani, his life, his works and his understanding of sufism
Bu çalışma, tasavvuf geleneğinde “edeb” kavramının tarihsel süreçteki gelişimini,
anlam değişimini ve sûfîler arasındaki yorum farklılıklarını incelemektedir. Araştırma,
tasavvufun kurumsallaşmaya başladığı hicrî VI. yüzyıla kadar olan süreci ele alarak edeb
kavramının sûfîler nezdindeki manalarının nasıl değiştiğini ve bu değişimin tasavvufi yaşam ve
uygulamalara nasıl yansıdığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, temel olarak tasavvuf
literatüründeki birincil kaynakların analizini, nitel bir araştırma yöntemi ile yürütmüş; Kur’ân,
hadis ve mutasavvıfların görüşlerinden yararlanarak edeb ilkelerinin tasavvufî hayattaki yerini
belirlemeye çalışmıştır. Araştırmanın bulgularına göre edeb kavramı, yalnızca bireysel terbiye
veya ahlâkî bir yönlendirme değil, aynı zamanda sosyal ilişkiler ve ibâdetlerde de önemli bir
düzenleyici unsur olarak kabul edilmektedir. Edeb, ahlâk, incelik, nezaket ve usûl anlamlarını
barındırarak zamanla değişime uğramış ve sûfîlerce manevî terbiye için bir çerçeve sunmuştur.
Çalışmada, edebin farklı dönemlerde kazandığı anlamlar ile sûfîler arasındaki uygulama
çeşitliliği detaylandırılmış; bu anlamların zamanla kurumsal bir hüviyete bürünerek tasavvufî
hayatta nasıl sistematik bir yapı kazandığı gösterilmiştir. Sonuç olarak çalışma, edeb
kavramının tasavvuftaki bütünleyici ve düzenleyici rolünü vurgulamakta ve bu kavramın
tarihsel süreç içerisinde kazandığı manaların, tasavvufun ahlâki çerçevesini oluşturmada nasıl
kritik bir öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın, tasavvuf literatürüne ve
İslâm ahlâkı çalışmalarına katkı sağlayacağı umulmaktadır
Progress in philosophy of law
Bu doktora tezinin dayandığı temel kavram, ilerleme kavramı; kendisinden faydalandığı ana kaynak ise felsefede ilerleme literatürüdür. Tez boyunca, hukuk felsefesinde ilerleme olup olmadığı, ilerlemenin nasıl mümkün olabileceği yahut felsefede ilerleme literatürünün bu tür soruların cevaplanmasına nasıl katkı sağlayabileceği ve benzeri sorular cevaplanmaya çalışılacaktır. Ancak, bu tür sorulara cevap aramadan önce tez ile söz konusu kavram ve literatür arasındaki bağlantının kurulması önem taşımaktadır. Çünkü gerek ilerleme kavramı gerekse ilerleme literatürü çok boyutlu bir nitelik taşıdığından, bu doktora teziyle farklı boyutları itibariyle ilişki içerisinde olmaları mümkündür. İlerleme kavramı, örneğin, gelişim süreci içerisinde farklı alanlarda, birbiriyle oldukça zayıf ilişki içerisinde olan farklı anlamlara sahip olagelmiştir. Daniel Špelda, kavramın özellikle filozoflar ve tarihçiler tarafından kafa karıştırıcı şekilde farklı anlamlarda kullanıldığına işaret etmekte ve aydınlatılma ihtiyacı içerisinde olduğunun altını çizmektedir
Women's creative labor in cinema and TV serials industries
Bu araştırmada halen tam manasıyla sektörleşememiş, emek gücünün örgütlenme pratiklerinin yeterli olgunluğa erişemediği ve 2000'leri takiben dijtal platformların faaliyete geçmesiyle çeşitli dönüşümler geçiren Türkiye'deki sinema ve dizi endüstrilerinde kamera, DIT, set, ışık, backstage, kurgu, ses tasarımı ve coloristlik teknik mesleki alanlarında çalışan kadın emek gücünün emek pratikleri ve bu pratiklerin arkasındaki kapitalist ve ataerkil unsurların nasıl işlediği ile bu unsurların hangi biçimlerde iç içe geçerek kadın emek gücü açısından bir çifte ezilmişlik yarattığı anlaşılmaya çalışılmış ve bu amaçla 29 katılımcıyla yarı-yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar üzerinden bir saha araştırması yürütülmüştür. Bu araştırmanın önemi, Türkiye'deki ilgili endüstrilerde teknik alanda çalışan kadın emek gücünün deneyimine derinlemesine ve farklı mesleki alanları dahil ederek geniş perspektiften bakan ve teknik kadın emek gücünün deneyiminin, emek gücünün sahip olduğu sermayeler ve mesleki statülerinin çizgi üstüne yakınlığı bağlamında nasıl farklılaştığını ele alması ve bu yönden kadın emek gücünün deneyimine homojen biçimde yaklaşan önceki yaratıcı emek, sinema ve dizi endüstrileri lüteratüründen ayrışmasıdır. Bu çalışmanın araştırma soruları, kadın emek gücünün Türkiye'deki sinema ve dizi endüstrilerindeki emek süreçlerinde güvencesizlik ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği pratiklerini nasıl deneyimlediklerini derinlikli biçimde analiz edebilmek üzere, kadın emek gücünün yaşam öykü ve kariyer süreçleri, sinema ve dizi endüstrilerindeki işlere ilgilerinin nasıl geliştiği, emek süreçlerinde yetenek, yaratıcılık, özerklik benzeri öznellik değerleri ile emek süreçlerini nasıl ilişkilendirdikleri, istihdam pratikleri, emek süreçlerinde karşılaşılan ayrımcı tutumlar, güvencesizlik ve eşitsizliklerle nasıl mücadele ettikleri ve emek gücünün gündelik yaşam alanı deneyimleri üzerine kurulmuştur. Bu araştırmada kadın emek gücünün öznellik değerlerine erişimlerinin emek gücünün sahip olduğu ekonomik, sosyal, kültürel ve sembolik sermayeler ile sektörün güvencesiz ve ataerkil yapısı tarafından sınırlandığı, kadın emek gücünün yaşadığı çifte dezavantajdan ötürü kariyer süreçlerini ilerletebilmek için birer kültürel savaşçı/ kültürel Zeyna ve Nina'ya dönüşmek durumunda kaldığı, feminist kimliklerinin öne çıktığı, sektörün esnek istihdam yapısında kadın emek gücünün özel alanlarında emek süreçleriyle ilişkili çeşitli zamansal, mali maliyetler ile risk maliyetlerini üstlenmek durumunda kaldığı, sektörde yüksek istihdam ve gelir güvencesizliği yaşandığı, kadın emek gücünün yaşadığı güvencesizlik ve eşitsizliklerin kapitalist ve ataerkil istihdam koşullarında katmanlandığı, iç içe geçtiği ve bir güvencesizlik formunun başka bir güvencesizlik formuna dönüştüğü (güvencesizliklerin akışkan olduğu) bulgulanmıştır. Bu araştırmada ayrıca, Türkiye'deki sinema ve dizi endüstrilerinin dijitalleşmenin etkisiyle emek gücünün algısında sinema-dijital ve ulusal TV dizi sektörü olarak ikiye ayrıldığı, bu iki alt sektörün çalışma koşul ve olanaklarının farklılaştığı, bu iki alt sektördeki emek gücünün birbirinden kopuk olduğu, sektörde cam tavanların yatay ve dikeyde örgütsel ve bireysel boyutta deneyimlendiği, kadın emek gücü açısından zaman içinde bu cam tavanların sistematik bir mobbing ve sürekli bir dezavantaja dönüştüğü, sektördeki kadın emek gücünün de kadın emek gücüne karşı çeşitli ayrımcı tutumlar izlediği, bağımsız filmlerde kadın emek gücünün düşük bütçelerle çalışmasına 'kadın filmi' benzeri duygusal manipülasyon yaklaşımlarıyla ikna edilmeye çalışılıp sektördeki çeşitlilik politiklarının teknik pozisyonlarda kadın emek gücüne yer verme 'modası' dahilinde erkek emek gücüne itibar kazandırmaya dönük ve münferit çabalarla sınırlandığı sonucuna erişilmiştir. Bu araştırmada ayrıca, kadın emek gücünün sektörün güvencesiz ve eşitsiz koşullarında kariyerlerini sürdürebilmek için yasal örgütlenmeler, iş birlikleri, aktivizm, çeşitllik politikaları ve bireysel boyutta, yaşanan tacizlere sessiz kalma ya da tepki verme, çalışkan olma, işlerinde iyi olma, cinsiyetsiz bir tarz benimseme yahut feminen ve aykırı tarzlarında ısrar etme benzeri sözlü ve sözsüz mücadele stratejileri izledikleri sonucuna erişilmiştir.In this research, it was aimed to understand the labor practices of women labor force working in the technical occupational fields of camera, DIT, set, lighting, backstage, editing, sound design and colorist in the cinema and TV series industries in Turkey, which has not yet been fully sectorized, where the organization practices of labor force have not reached sufficient maturity and which has undergone various transformations with the launch of digital platforms following the 2000s, and how the capitalist and patriarchal elements behind these practices operate, and in what ways these elements intertwine and create a double burden in terms of women labor force. For this purpose, a field research was conducted through semi-structured in-depth interviews with 29 participants. The importance of this research is that it looks at the experience of the female labor force working in the technical field in relevant industries in Turkey from an in-depth and broad perspective by including different professional fields, and discusses how the experience of the technical female labor force differs in the context of the capitals owned by the labor force and the proximity of their professional status to the line, and in this respect, it differs from the previous literature on creative labor, cinema and TV series industries, which approaches the experience of the female labor force homogeneously. The research questions of this study are based on the life stories and career processes of the female labor force, how their interest in jobs in the cinema and TV series industries develops, how they associate labor processes with subjectivity values such as talent, creativity and autonomy, employment practices, discriminatory attitudes encountered in labor processes, how they struggle with insecurity and inequalities, and the daily life experiences of the labor force, in order to analyze in depth how the female labor force experiences insecurity and gender inequality practices in the labor processes in the cinema and TV series industries in Turkey. In this research, the female labor force's access to subjectivity values is limited by the economic, social, cultural and symbolic capitals of the labor force and the insecure and patriarchal structure of the sector, they have to turn into cultural warriors/cultural Xena and Nina in order to advance their career processes due to the double disadvantage experienced by the female labor force, their feminist identities come to the fore, in the flexible employment structure of the sector, the female labor force has to undertake various temporal, financial costs and risk costs associated with labor processes in their private areas, there is high employment and income insecurity in the sector. It has been found that the insecurity and inequalities experienced by the female labor force are layered and intertwined under capitalist and patriarchal employment conditions, and one form of insecurity turns into another form of insecurity (insecurities are fluid). In this research, it is also revealed that the cinema and TV series industries in Turkey are divided into two as cinema-digital and national TV series sector in the perception of the labor force with the effect of digitalization, the working conditions and opportunities of these two sub-sectors differ, the labor force in these two sub-sectors is disconnected from each other, glass ceilings are experienced in the horizontal and vertical organizational and individual dimensions in the sector, over time these glass ceilings turn into a systematic mobbing and a constant disadvantage for the female labor force, the female labor force in the sector follows various discriminatory attitudes against the female labor force, and the female labor force in independent films It has been concluded that diversity policies in the sector are limited to isolated efforts to gain respect for the male labor force within the 'fashion' of including female labor force in technical positions, by trying to persuade it to work on low budgets with emotional manipulation approaches such as 'women's films'. This research also concluded that, in order to maintain their careers in the insecure and unequal conditions of the sector, the female labor force follows legal organizations, collaborations, activism, diversity policies and, at the individual level, verbal and non-verbal struggle strategies such as remaining silent or reacting to harassment, being hard-working, being good at their jobs, adopting a genderless style or insisting on feminine and contrary styles