1,720,988 research outputs found
Cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin iş yükünün hasta güvenliğine etkisi
Kaliteli bir sağlık hizmetinin sunulması, kaliteli hasta bakımı ve hasta güvenliğine bağlıdır. Kaliteli ve güvenli hasta bakımının sürdürülmesi için yeterli ve doğru hemşire istihdamının sağlanması ve hemşire iş yükünün azaltılması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin iş yükünün hasta güvenliği üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Araştırma tanımlayıcı türdedir ve 22.08.2013-30.01.2014 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Cerrahi yoğun bakımlarında ve cerrahi servislerinde çalışan 107 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ““Hemşirelerin tanımlayıcı özellikleri, iş yükü, hasta güvenliğine yönelik deneyim ve görüşlerini belirleme formu”, “İş Yükü Ölçeği”, “Chentelaman Hasta Sınıflama Skalası” ve “İş yükü izlem formu- Hemşirelik Uygulama Listesi” kullanılmıştır. Araştırmada hemşirelerin büyük çoğunluğunu kadınlar oluştururken, % 36.4’ü 23-25 yaşları arasında, % 59.8’i lisans mezunu, % 68.2’si serviste ve % 11.2’si servis sorumlusu olarak çalışmakta ve % 43.9’unun mesleki deneyim iki yıldan azdır. Hemşirelere göre hasta güvenliği ile ilgili sorunların nedeninin başında ‘‘mesleki yetersizlik, deneyimsizlik ve dikkatsizlik’’gelirken, hemşirelerin yarıya yakını ‘‘hemşire sayısının artırılmasını’’önermişlerdir. Hemşirelerin % 43’ü iş yükü düzeyini fazla ve % 30.8’i çok fazla şeklinde ifade ederken, % 45.8’i iş yükünü artıran faktör olarak yetersiz hemşire sayısını göstermişlerdir. Hemşireler iş yükünün hasta güvenliğine etkisini; hastaya ayrılan zamanın azalması, çok iş olunca alınan önlemlerin azalması ve yorgunluk, dikkatsizlik sonucu hata riskinin artması olarak sıralamışlardır. Sorumlu hemşirelerin iş yükü puan ortalamaları hemşirelere göre daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Günlük cerrahi girişim sayısı arttıkça hemşirelerin iş yükü puan ortalamalarının arttığı belirlenmiştir (p<0.05). Bu sonuçlardan yola çıkarak ve hemşirelerin belirttikleri hata nedenleri ve çözüm önerileri dikkate alınarak iş yükünün azaltılmasına yönelik düzenleyici faaliyetlerin arttırılması, hemşirelerin
iv
bakım verdikleri hasta sayısının dağılımının dengeli olması, bakım gereksinimlerinin dikkate alınması ve hasta- hemşire oranının planlanması önerilebilir
Examination of the effects of low back pain, affecting factors and daily activities in operating room workers
Bel ağrısı oldukça yaygın ve önemli bir sağlık sorunudur. Sağlık personeli diğer gruplara göre daha fazla bel ağrısı yaşamaktadır. Araştırmanın amacı, bir eğitim hastanesi ameliyathane çalışanlarında bel ağrısı görülme durumunun, bunu etkileyen faktörlerin ve bel ağrısının günlük aktivitelerine etkilerinin incelenmesidir. Bu çalışma tanımlayıcı nitelikte olup, 2-31 Ocak 2018 tarihleri arasında Ankara'da bir eğitim ve araştırma hastanesi ameliyathanesinde çalışan doktor, hemşire, anestezi teknisyenleri, cerrahi teknisyenleri ve yardımcı personeller ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri Sağlık Çalışanlarının Sosyo-Demografik ve Bel Sağlığına Yönelik Özelliklerini Belirleme Soru Formu ile Oswestry Bel Ağrısı Engellilik İndeksi Ölçeği (OBAEİ) kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler ''IBM SPSS StatisticsVersion 20'' paket programında analiz edilmiş, verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, sayı, yüzde ve ortalama ile gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H Testleri kullanılmıştır. Ameliyathane çalışanlarının yıllık bel ağrısı prevalansı %81,4 bulunmuştur. Ameliyathane çalışanlarının %40,6'sı bel bölgesinde en fazla zorlanma hissettiği durumun uzun süre ayakta kalmak olduğunu bildirmiştir. Ameliyathane çalışanlarının %51,9'unda bel ağrısının yaşamlarında önemli problem oluşturmadığı, %40'ında hafif derecede kısıtlama oluşturduğu ve %8,1'inde ileri derecede kısıtlama oluşturduğu saptanmıştır. Kadınlarda, hemşirelerde, meslekte 10 yıl üzerinde çalışanlarda, çalışma ortamında çok stres yaşayanlarda, kronik hastalığı olanlarda, günde 8 saatten fazla çalışanlarda, doğum yapanlarda ve bel ağrısına yönelik tanı almış olanlarda OBAEİ puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Bel ağrısı, Etkileyen faktörler, Günlük aktivitelerine etkileri, Ameliyathane çalışanları.Low back pain is a common and serious health problem. Health personnel have more back pain than other groups. The aim of this study is to examine the presence of low back pain in operating room employees in a training hospital, the factors which affect low back pain and how low back pain effects their daily activities. This descriptive study has been carried out between the dates of January 2-31, 2018 in Ankara for doctors, nurses, anesthesiologists and surgical technicians working in a training and research hospital operating room. The data of the study have been collected by using the Oswestry Low Back Pain Disability Index Questionnaire with the Questionnaire on Determining the Characteristics of the Health Care Workers about Socio-Demographic and Waist Health. Obtained data have been analyzed by IBM SPSS StatisticsVersion 20 program ' by considering dependent and independent variables, In the analysis of the data, descriptive statistics, number, percentage and mean differences between the groups have been examined and Mann Whitney U and Kruskal Wallis-H Tests have been used. The prevalence of annual back pain was 81, 4%. It has been determined that the situation in which the operating room employees felt the most difficulty in the waist area was to stay standing for a long time (40,6%). In 51,9% of the operating room employees, it has been found that low back pain did not constitute a significant problem in their lives, had a slight restriction in 40% and severe restriction in 8,1%. The mean OBAEI score has been found to be higher in women, in nurses, in those working over 10 years on the profession, in those working in stressful working environment, in employees with chronic diseases, in those who work more than 8 hours a day. (p<0.05) Keywords: Low back pain, Affecting factors, Effects on daily activities, Operating room employees
Katarakt ameliyatı sonrası hastaların evde yaşadıkları güçlüklerin ve gereksinimlerinin belirlenmesi
Katarakt, küresel körlük vakalarının yarısının nedenidir ve en yaygın yaşlılarda görülür. Kataraktın en geçerli ve kanıtlanmış tedavisinin cerrahi olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte hastalar ameliyat sonrası erken dönemde bazı sorunlar ve komplikasyonlar yaşayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, katarakt ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası evde yaşadıkları güçlüklerin ve gereksinimlerinin belirlenmesidir. Araştırma tanımlayıcı türdedir. Araştırma 15 Aralık 2013-15 Mart 2014 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde katarakt ameliyat olan ve araştırmayı kabul eden 108 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada hastaların tanımlayıcı özelliklerini ve hastalık durumunu belirleme formu, taburculuk sonrası izlem formu ile Ulusal Göz Sağlığı Enstitüsü Görme İşlevi Anketi (National Eye Institute Visual Function Questionnaire-NEI VFQ-25) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 71.34±8.7 olup, %37’si daha önce katarak ameliyatı olmuş, %73.1’i ise katarakt ameliyatı hakkında bilgi almıştır. Bireylerin ameliyattan bir gün sonraki NEI VFQ-25 ölçeğinin puan ortalaması 63.3±17 iken, ameliyattan bir ay sonra bu puan ortalamasının 88.5±12’e yükseldiği tespit edilmiştir (p=0,000). Katarakt ameliyatı olan bireyler ameliyat sonrası ilk 24 saatte en fazla endişe (%68.5), yorgunluk (%49.1), ağrı (%46.3), gözde batma hissi (%34.2) ve uykusuzluk (%30.6) deneyimlemişlerdir. Bu semptomların ve şiddetinin ilk hafta daha yoğun yaşandığı ve dördüncü haftada belirgin şekilde azaldığı saptanmıştır. Bireylerin %2.8’inde göz enfeksiyonu, %3.7’sinde göz içi basıncında artış, %2.8’inde ödem ve bir kişide sekonder katarakt tespit edilmiş, ayrıca bir kişiye mercek açısında düzeltme (repozisyon) nedeniyle küçük cerrahi girişim yapılmıştır. Katarakt ameliyatı sonrası bireylerin günlük yaşam aktivitelerinden birinci haftada en çok sosyal yaşam (%54.6-15.7), ev işleri (%50.9-16.7), okuma (%38.8-32.4), alışveriş (%26.9-6.5) ve telefon kullanma (%15.7-5.6) etkilenmiş, ancak diğer haftalarda yaşadıkları güçlükler
iv
azalmıştır. Ameliyata bağlı günlük yaşam aktivitelerinin etkilendiğini belirten bireylerin etkilenmeyen bireylere göre ağrı, endişe ve yorgunluk puan ortalamaları bazı günlük yaşam aktiviteleri için istatiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Sonuç olarak katarakt ameliyatı olan bireyler ameliyat sonrası erken dönemde ilk hafta yoğun olmak üzere bazı güçlükler yaşamakta ve bu güçlükler günlük yaşam aktivitelerini etkileyerek yardım gereksinimini artırmaktadır. Bu sonuçlardan yola çıkarak hastaların gereksinimlerine göre eğitim programları ve materyallerinin hazırlanması ve taburculuk sonrası telefonla danışmanlık hizmeti verilmesi önerilebilir
Investigation of problems that nurses faced in the use and safety issues of infusion pump devices in medicine applications
İlaç uygulamalarında infüzyon pompası cihazlarının kullanımı ve güvenliği konusunda hemşirelerin yaşadığı sorunların incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırma tanımlayıcı nitelikte olup 1 Şubat- 28 Şubat 2018 tarihleri arasında bir eğitim araştırma hastanesinin infüzyon pompasının kullanıldığı ve izin alınabilen kliniklerinde çalışan 158 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak hemşirelerin sosyo- demografik özellikleri, infüzyon pompası kullanımı ve sorun yaşanılan konulara yönelik araştırmacı tarafından literatür ve klinik uygulamada karşılaşılan sorunlar doğrultusunda hazırlanan soru formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Hemşirelerin en fazla cihaz sayısının yeterliliği konusunda, en az ise cihazda ayarlanan doz ve sıvı miktarının doğru bir şekilde gönderilmesi konusunda sorun yaşadıkları tespit edilmiştir. 18-35 yaş grubundaki hemşirelerin, 36 ve üzeri yaş grubuna göre; meslekte çalışma yılı 0-5 yıl arası olan hemşirelerin, meslekte çalışma yılı 6 yıl ve üzeri olan hemşirelere göre; bulundukları klinikte çalışma süresi 0-5 yıl arası olan hemşirelerin, çalışma süresi 6 yıl ve üzeri olan hemşirelere göre; yoğun bakımda çalışan hemşirelerin klinikte çalışan hemşirelere göre daha az sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Meslekte çalışma sürelerine göre hemşirelerin cihazla ilgili yaşadıkları sorunların daha çok cihazın teknolojik ve teknik özellikleri ile ilgili olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda infüzyon pompası cihazlarının sayılarının arttırılması, cihaz kullanımının yaygınlaştırılması, cihazların tasarlanması ve alınması aşamalarında hemşire görüşlerinin alınması, cihaz kullanımına yönelik etkili eğitim programlarının geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, İnfüzyon pompası, HemşireThis study is descriptive in order to investigate the problems experienced by nurses in the use and safety of infusion pump devices in drug applications. This study was carried out with 158 nurses working in clinics where the infusion pump used of a training research hospital between February 1 - February 28, 2018. In the research, a questionnaire prepared by the researcher about the socio- demographic characteristics of the nurses, the use of an infusion pump and the problems encountered in the literature and clinical practice were used as data collection tools. The obtained data were analyzed using IBM SPSS program. It was found that the nurses had problems most about the adequacy of the number of devices and had least problems about the correct delivery of the dose and fluid amount set in the device. It was determined that the nurses in the 18-35 age group had less problems than the 36 and older age group and the nurses working between 0-5 years had less problems than the nurses who worked in the profession for 6 years and longer. It was found that nurses with 0-5 years of working time in the clinic had less problems than nurses with 6 years or more in the clinic and nurses working in intensive care units had less problems than nurses working in the clinic. It was determined that the problems experienced by the nurses according to their working time in the profession were mostly related to the technological and technical features of the device. In line with the findings, it is recommended to increase the number of infusion pump devices, to expand the use of the devices, to get the opinions of nurses during the design and acquisition of the devices, and to develop effective training programs for the use of the devices. Keywords: Patient safety, Infusion pump, Nurse
Determining the opinions of the nurses working in an education and research hospital about civility
Nezaket, bir arada yaşayabilmek için toplumsal farklılıkların esas alınarak bireylerin nasıl davranmaları gerektiğini belirten yollar ve kurallardır. Nezaketsizlik ise özellikle çalışma ortamında giderek artan ve iş yerlerinde iş memnuniyetini, bireysel ve kurumsal performansı olumsuz etkileyen bununla birlikte büyük ölçüde gözden kaçan bir kavramdır. Araştırmanın amacı, bir eğitim hastanesinde görev yapan hemşirelerin nezaket kavramına ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Bu araştırma ile hemşirelere göre hastanelerde nezaket ve nezaketsizlik içeren davranışlar, nezaketsizliğin türleri, çalışanların nezaketsizliğe tepkileri ve nezaketsizliğin önlenmesine yönelik önerileri incelenmiştir. Tanımlayıcı nitelikte yapılan bu çalışma Ankara ilinde bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapan 191 hemşirenin katılımı ile 15 Kasım 2017 – 15 Ocak 2018 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri, tanıtıcı özellikleri ve nezaketsizliğe yönelik deneyimlerini içeren 'Hemşirelerin Nezaket Kavramına İlişkin Görüşlerinin Belirlenmesi' ile ilgili bir soru formu aracılığı ile toplandı. Elde edilen veriler, 'IBM SPSS Statistics 18' paket programına aktarıldıktan sonra bağımlı ve bağımsız değişkenler dikkate alınarak analiz edildi ve verilerinin analizinde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare, sayı, yüzde ve ortalama kullanıldı. Hemşirelerin %79,6'sının çalışma ortamında nezaketsiz davranışlarla karşılaştıkları belirlenmiş ve nezaketsizliğin en fazla hasta ve hasta yakınlarından (%76,32) kaynaklandığı ortaya konulmuştur. Hemşirelerin nezaketsiz davranışlarla karşı karşıya kaldıklarında verdikleri tepkilerin genel olarak olumlu olduğu görülmüştür. Hemşirelere göre çalışma ortamında nezaketi arttırmaya yönelik alınması gereken önlem ve uygulamalar hizmet içi eğitimlerde nezaket kavram ve kurallarına yer verilmesi, gerektiğinde tekrarlanması ve nezaketsiz davranışların tolere edilmemesi yönündedir. Anahtar Kelimeler: Nezaket, Nezaketsizlik, İşyeri nezaketsizliği, HemşirelerCivility is the ways and rules that specify how individuals should behave based on social differences in order to live together. Incivility, a concept increasingly observed in the working environments, is negatively influencing the job satisfaction, individual and institutional performance at workplaces, and it is largely ignored. The aim of the research is to determine the opinions of the nurses working in a training and research hospital on the concept of civility. In this study, according to the nurses, the behaviors involving civility and incivility in the hospitals, the types of incivility, the reaction of employees to the incivility and suggestions for preventing incivility were investigated. This descriptive study was conducted between November 15, 2017 and January 15, 2018 with the participation of 191 nurses working in a training and research hospital in Ankara. The survey's data were collected via a questionnaire 'Identifying Nurses' Opinions about the Concept of Civility' which included their demographic characteristics and experiences of incivility. The data obtained were analyzed by evaluating dependent and independent variables after transferring them into the 'IBM SPSS Statistics 18' software, and descriptive statistics, chi-square, number, percentage and mean were used in the analysis of the data. It was determined that 79,6% of the nurses met with nonsense behaviors in the working environment and it was found that incivility was mostly caused by patients and their relatives (76.32%). Reactions that nurses face when facing incivility behaviors are generally seen as positive. According to the nurses, the measures and practices that should be taken in order to increase civility in the working environment are to give civility concepts and rules in service trainings, to repetition when necessary and to not tolerate disrespectful behaviors. Keywords: Civility, Incivility, Workplace incivility, Nurse
Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis
The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation
counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings
are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that
only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into
account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed
Variations on the Author
“Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship
Appropriate Similarity Measures for Author Cocitation Analysis
We provide a number of new insights into the methodological discussion about author cocitation analysis. We first argue that the use of the Pearson correlation for measuring the similarity between authors’ cocitation profiles is not very satisfactory. We then discuss what kind of similarity measures may be used as an alternative to the Pearson correlation. We consider three similarity measures in particular. One is the well-known cosine. The other two similarity measures have not been used before in the bibliometric literature. Finally, we show by means of an example that our findings have a high practical relevance.information science;Pearson correlation;cosine;similarity measure;author cocitation analysis
Dispelling the Myths Behind First-author Citation Counts
We conducted a full-scale evaluative citation analysis study of scholars in the XML research field to explore just how different from each other author rankings resulting from different citation counting methods actually are, and to demonstrate the capability of emerging data and tools on the Web in supporting more realistic citation counting methods. Our results contest some common arguments for the continued
use of first-author citation counts in the evaluation of scholars, such as high correlations between author rankings by first-author citation counts and other citation
counting methods, and high costs of using more realistic citation counting methods that are not well-supported by the ISI databases. It is argued that increasingly available digital full text research papers make it possible for citation analysis studies to go beyond what the ISI databases have directly supported and to employ more
sophisticated methods
- …
