169,885 research outputs found
From Albania to Brazil: Ismail Kadaré's Broken april and its filmic adaptation, Walter Salles' Abril despedaçado
Dissertação (mestrado) - Universidade Federal de Santa Catarina, Centro de Comunicação e Expressão, Programa de Pós-Graduação em Letras/Inglês e Literatura Correspondente, Florianópolis, 2007The aim of the present study is to analyse how issues of Albanian national identity are portrayed in Ismail Kadaré's novel Broken April (Prilli i Thyer), and how such features have been appropriated and translated onto the screen into a Northeastern Brazilian context. I depart from the premise that, even though Brazilian elements are indeed shown in the film, the non existence of the Kanun in Brazil, and the use of narrative techniques different from the ones employed in the novel render the story of the blood feuds in the film more universal than the genuinely Albanian reality depicted in the novel. In sum, the appropriation transcends the Albanian reality into a universal context, showing, at the same time, elements which are typical of the Brazilian culture.O objetivo do presente estudo é analisar como questões sobre a identidade nacional Albanesa são retratadas no romance Abril Despedaçado (Prilli i Thyer), de Ismail Kadaré, e como tais questões foram apropriadas e traduzidas para a tela num contexto Nordestino-Brasileiro. O estudo parte do princípio que, embora elementos tipicamente Brasileiros sejam mostrados no filme, a não existência do Kanun no Brasil, e o uso de técnicas narrativas diferentes das empregadas no romance ajudam a deixar a história das brigas de família no filme com um aspecto mais universal do que a realidade genuinamente Albanesa representada na romance. Em suma, a apropriação transcende a realidade Albanesa para um contexto mais universal, sem deixar de mostrar também elementos típicos da cultura Brasileira
Variations on the Author
“Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship
Tempo, espaço, espectador e leitor: o Abril Despedaçado de Ismail Kadaré e de Walter Salles
Dissertação (mestrado) - Universidade Federal de Santa Catarina, Centro de Comunicação e Expressão, Programa de Pós-Graduação em Linguística, Florianópolis, 2014.Este trabalho apresenta a discussão de minha pesquisa para a obtenção do mestrado em Linguística. Nesta pesquisa, abordo algumas das questões relativas à representação da passagem temporal no romance Abril despedaçado, de Ismail Kadaré (1982/2006), e de que forma essa passagem de tempo é representada na sua tradução intersemiótica cinematográfica, homônima, dirigida por Walter Salles (2001). Discuto, também, a relação que se estabelece entre o elemento temporal e o elemento espacial, com foco na tradução intersemiótica. Por fim, a partir de teorias de leitura expostas por Leffa (1996) e Souza (2012) e de espectatorialidade apresentadas por Stam (2000; 2005; 2006), Luz (2002) e Aumont (2005), debato o papel do leitor e do espectador como cocriadores da trama proposta pelos autor/diretor e roteirista, discutindo teoricamente de que maneira se pode processar a leitura dos diferentes tipos textuais e algumas das habilidades necessárias para que o ato de leitura se efetive, tanto no texto de natureza verbal quando no audiovisual.<br
İsmail Sabuncular ile sözlü tarih görüşmesi
Bu görüşme, Aziz Elbas ve Ahmet Erdönmez koordinatörlüğünde Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Bursa Araştırmaları Merkezi tarafından Bursa’nın Tarihi Mahalleleri III projesi başlığı altında gerçekleştirilmiştir. Bu proje kapsamında yapılan görüşmelerin sayısı 48'dir.1942 yılında Mollaarap Mahallesi’nde doğan İsmail Sabuncular’ın dedesi sabun işiyle meşgul olduğu için bu soyadını alırlar. Sabuncular, mahallelerinde yaşayan kişilerden bahseder; bunlar demirci, Tatar(beygir) arabası üreticileri, arabacı marangozu gibi çeşitli meslek gruplarına mensuptur. Annesi dokumacılık işi yapar. Başka fabrikalarda yöneticilik yaptıktan sonra Umurbey’de fabrika açarlar. Umurbey’de birçok fabrika bulunur ve buralarda genelde kadınlar çalışır. Sabuncular, işçilerin öğle aralarında yaptıklarından da bahseder. Çalışanların maaşları metre usulüne göre hesaplanır. Dokunan kumaşlar ölçülür ve işçilerin ücreti aynı gün verilirdi. O dönemde aileler, genellikle kalabalık olup birlikte otururlar, komşuluk ilişkilerinde yardımlaşma ön plandadır. Mahallede komşu bahçeler arasında geçişte kolaylık olması için komşu kapısı adı verilen ara kapılar açılır.Bursa Büyükşehir BelediyesiBursa’nın Tarihi Mahalleleri III. editör Aziz Elbas. Bursa: Bursa Kültür A.Ş., 2014
İsmail Aydıner ile sözlü tarih görüşmesi
Bu görüşme, Genç Hayat Vakfı tarafından, Sokağımdan Tarih Yazıyorum başlığı altında gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, İstanbul'un, Beyoğlu, Fatih, Eyüp, Kağıthane, Şişli, Maltepe, Üsküdar, Tuzla, Beykoz ve Sarıyer ilçelerinde yaşayan ve bu ilçelerdeki ortaöğretim kurumlarında eğitim gören lise öğrencileri tarafından yapılmıştır. Bu proje kapsamında, Tuzla ilçesinde yapılan görüşmelerin sayısı 7'dir.1947 yılında İstanbul ilinin Tuzla ilçesinde doğan İsmail Aydıner’in ailesi Selanik mübadillerindendir. Selanik’ten gemi ile o dönemlerde bir Rum köyü olan Tuzla’ya gelirler. Eskiden Kartal’a bağlı olan Tuzla’nın git gide büyüyerek bir ilçe olmasına şahitlik eden Aydıner, ilçenin değişiminden detaylı olarak bahseder. Muhitte oturan insanların genelde tarımla uğraştığını ve bir kısmının da yeni yeni açılan fabrikalarda çalıştığını anlatır. İlçedeki fabrikaların ve tersanelerin Tuzla’ya zarar vermekten başka bir işe yaramadığını ifade eden Aydıner, nüfus yoğunluğunun da artmasıyla birlikte durumun daha da kötü bir hale geldiğini söylemektedir.Genç Hayat VakfıKütükoğlu, C., Kılıç, M., Çakmak, G., Alasan, N., Tekin, K., Dermanel, E.. "Akvaryum gibi bir denizi vardır Tuzla'nın". Sokağımdan Tarih Yazıyorum. 07 Tuzla
İsmail Morışık ile sözlü tarih görüşmesi
Bu görüşme, Aziz Elbas ve Ahmet Erdönmez koordinatörlüğünde Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Bursa Araştırmaları Merkezi tarafından Bursa’nın Tarihi Mahalleleri II projesi başlığı altında gerçekleştirilmiştir. Bu proje kapsamında yapılan görüşmelerin sayısı 95'dir.1948’de Hocataşkın Mahallesi’nde doğan İsmail Morışık, subay olmak için sınavlara girer. Sınavları kazanamayınca lise ikinci sınıfta okulu bırakır. Dört yıl boyunca karasörcülük yapar. Daha sonra bir mimarın yanında teknik ressamlığa başlar. O mimarın desteğiyle yarım bıraktığı liseyi tamamlar. Ardından Almanya’ya abisinin yanına gitmeye karar verir. İşçi Bulma Kurumu askerlik yapmadığı için Almanya'ya göndermez. Mahalledeki Taşkın Dede yatırından bahseder. Sünnetler pazar günleri yapılır, mevlit okutulur, sünnet olacak çocuk fayton ile Emir Sultan ve Tophane’ye götürülür. Evlilikler genelde görücü usulü yapılır. Hıdırellez kutlamaları 6 Mayıs’ta başlar. Herkes erkenden uyanır, uyanmayanların kapılarına çalı asılır. Cenazelerde komşular eve yemek getirir. O zamanlar asker uğurlama meraimleri yoktur. Hacı tehniyelerinde hacılar için mahallede mevlitler okutulur. Gezeklere genelde erkekler katıılır, evlerde toplanan mahalleli sazlı sözlü eğlence yapar. Cuma saatleri kadınlar ev işi yapmaz. Beyazıtpaşa Mahallesi’nde caminin altından çıkan bir su vardır. Bu suya Süt Çeşmesi denir. Hamile kadınların doğumdan sonra sütü olmadığında o çeşmeden su içmeye giderler. Mahallede uzun zamandır televizyon ve radyo gibi elektronik eşyalar vardır. Geçim kaynağı tekstildir. O zamanlar giyim kuşam daha süslüdür. Bayramlarda çocuklara yeni elbiseler alınır, bayram günü namaza gidilir, sonra da büyükler ziyaret edilir. Pınarbaşı’nda panayır olur, oyuncaklar kurulur.Bursa Büyükşehir BelediyesiBursa’nın Tarihi Mahalleleri II. editör Neslihan Dostoğlu, Necmi Gürsakal, Aziz Elbas. Bursa: Bursa Kültür A.Ş., 2011
A CRITICAL ANALYSIS OF MUFTI ISMAIL IBN MUSA MENK’S CONTRIBUTIONS TO ISLAMIC THOUGHT AND HIS EFFECTIVE USE OF SOCIAL MEDIA FOR RELIGIOUS OUTREACH
With the rapid advancements in digital technology, traditional forms of religious communication are evolving. Mufti Ismail ibn Musa Menk, a renowned Islamic scholar from Zimbabwe, has successfully harnessed the power of modern media to spread Islamic teachings globally. This paper explores how Mufti Menk employs various digital platforms—such as YouTube, Facebook, Instagram, and Twitter—to engage with a diverse audience and address contemporary issues from an Islamic perspective. By analyzing his use of digital media, this paper will examine the methods, strategies, effectiveness, and ethical considerations of using media for religious outreach. Through his innovative approach, Mufti Menk has redefined religious outreach in the digital era, making Islamic teachings accessible to millions worldwide
Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis
The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation
counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings
are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that
only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into
account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed
Authorship in the Interstices of History, Biography, Reality and Memory: Histoire(s) du cinéma and Cabra Marcado para Morrer
Este artigo contrasta Histoire(s) du cinéma de Jean-Luc Godard e Cabra Marcado Para Morrer de Eduardo Coutinho, estão engajadas com a questão da autoria no cinema. Enquanto a imagem de Godard enfatiza a capacidade que tem um filme de transmitir a visão de mundo pessoal de um artista, a presença de Coutinho na tela funciona menos como um meio de subjetivar a obra do que como um catalizador instigando cetas reações nos "atores" filmados
İsmail Talay ile sözlü tarih görüşmesi
Bu görüşme, Prof. Dr. Mine Göğüş Tan'ın danışmanlığında, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde Çocukluk Tarihi adlı lisans ve Toplumsal Tarihte Çocuk konulu doktora derslerini alan öğrenciler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu proje kapsamında yapılan görüşmelerin sayısı 115'tir.1916 yılında Ankara’nın Ayaş ilçesine bağlı Gökler köyünde doğan İsmail Talay’ın babası Çanakkale Savaşı’na gider ve bir daha kendisinden haber alınamaz. 1923 yılında ilkokula başlar. 50-60 kişilik bir sınıfta eğitim alır. Tahtadan tüfekleri olduğunu ve perşembe günleri öğleden sonra talime gittiklerini söyler. Okulunun fiziki şartlarından bahseder bu arada ilkokulda okuduğu Unutma isimli şiiri görüşme sırasında da okur. Görüşmede çocukluk ve okul anılarını aktaran Talay, sınıftaki pek çok arkadaşının babasız olduğunu ifade eder. Dördüncü sınıfa devam ederken Latin alfabesine geçilir ve beş senelik eğitim üç seneye indirilince okula devam edemez. Öğretmenin kendilerini falaka ile cezalandırdığını anlatır. Köyde Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ile ilgili fazla sayıda etkinlik yapılmadığını belirtir. Cumhuriyet’in Onuncu yıl kutlamalarına katılır ve Atatürk’ü görür. Kutlamaların yapıldığı Tandoğan Meydanı’nın o yıllarda tarla olduğunu söyler.Mine Göğüş TanCumhuriyet'te çocuktular. Mine Göğüş Tan, Özlem Şahin, Mustafa Sever, Aksu Bora. İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2007
- …
