654 research outputs found

    Recall this Book 56: Merve Emre on Natalia Ginzburg's "The Dry Heart"

    No full text
    Like our podcast, B-Side Books focuses on those moments when books topple off their shelves, open up, and start bellowing at you. The one that buttonholed Merve Emre (Oxford literature professor and author most recently of The Personality Brokers) was a novella by the luminous midcentury Italian pessimist, Natalia Ginzburg. And if you think you know precisely why a mid-century Italian writer would have a dark and bitter view of the world (already thinking of the Nazi shadows in work by Italo Calvino, Primo Levi and Giorgio Bassani) Ginzburg's The Dry Heart will have you thinking again. Merve started her piece by asking that age-old question: "When should a woman kill her husband?

    Sınai mülkiyet kanunu'na göre tescilsiz tasarımların korunması

    Get PDF
    Modanın, hızlı değişime uğramasıyla tasarımcılar tarafından tescil edilmemiş tasarımlarının koruma altına alınması ihtiyaç haline gelmiştir. Tescilsiz tasarımlara kanun ile getirilen koruma yolları ile mevcut ihtiyacın karşılanıp karşılanmadığı ve karşılaşılabilecek sorunlar amaçlanmıştır. 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunu ile tasarımların koruması düzenlenmiştir. Yasa hükümleri uyarınca tasarımlar, tescil edilmiş olması hâlinde tescilli tasarım, tescil edilmemiş olmasına rağmen ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olması hâlinde tescilsiz tasarım olarak korunur. SMK ile tescilsiz tasarım koruması modeliyle yeni bir dönem başlatılmıştır. Tasarımların korunması açısından yenilik, ayırt edicilik, kamuya sunma ve tescilsiz tasarımların ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olma şartları incelenmiştir. Gelişen teknoloji ile tasarım sahipleri açısından tasarımlarını korumanın ispatında yaşanan sorunlar ele alınmıştır. Bu sorunların çözümü açısından Türk Patent ve Marka Kurumu’na kayıt sistemi gibi maliyetsiz ve kısa süreli bir “e-başvuru” çözüm olarak getirilebilir. Bu şekilde aynı veya benzer tasarımların tescilsiz olarak korunmasında tasarımın ilk olarak kamuya sunulmasında, tescilsiz tasarımın hakkının ispatı sağlanmış olacaktır

    Ebeveyn ve çocuk özellikleri ile çocukların duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkide duygu sosyalleştirme davranışlarının aracı rolü

    No full text
    Bu çalışmada, çocuk mizaç özellikleri (öfke/engellenme ve algısal hassasiyet), annenin kişilik özellikleri (uyumluluk ve yeniliklere açıklık), annenin özerk-ilişkisel benliği ile çocuğun duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkide ebeveyn duygu sosyalleştirme davranışlarının aracı rolü araştırılmıştır. Çalışmaya Ankara’da yaşayan 4-51/2 yaşındaki çocukların anneleri (N = 200) dahil edilmiştir. Annelerin yaş aralığı 28 ile 48 arasında değişmektedir (Ort = 33.84, SS = 4.56). Çalışma 1 yıl ara ile iki zamanlı boylamsal bir çalışmadır. Çocukların yaş aralığı 1. zaman ölçümünde 47-66 ay (Ort = 57.15, SS = .36) arasında olup, % 45'i kız (N = 90), % 55'i oğlandır (N = 110). Çocuk Davranış Anketi, Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği, Özerk İlişkisel Benlik Ölçeği, Çocukların Olumsuz Duyguları ile Başetme Ölçeği ile Duygu Düzenleme Stratejileri Ölçeği anneler tarafından doldurulmuştur. Çalışmada AMOS 23 programı kullanılarak yapısal eşitlik modellemesi- yol analizi yapılmıştır. Çalışmanın ana bulguları olarak destekleyici duygu sosyalleştirme davranışları, annelerin yeniliklere açıklık kişilik özelliği ile çocukların destek arama ve dikkat dağıtma/yapıcı yaklaşım duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkide aracılık etmiştir. Benzer şekilde, destekleyici duygu sosyalleştirme davranışları, annelerin uyumluluk kişilik özelliği ile destek arama ve dikkat dağıtma/yapıcı yaklaşım stratejileri arasındaki ilişkide de aracılık etmiştir. Destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme davranışları, algısal hassasiyet ve öfke/engellenme mizaç özellikleri ile hareketsiz olma duygu düzenleme stratejisi arasında aracılık etmiştir. Ancak destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme davranışları, algısal hassasiyet ve öfke/engellenme mizaç özellikleri ile duygu dışavurumu duygu düzenleme stratejisi arasında aracılık etmemiş olup, öfke/engellenme direkt olarak duygu dışavurumu stratejisini yordamıştır. Destekleyici duygu sosyalleştirme davranışları annelerin kişilik özellikleri ile etkili duygu düzenleme stratejileri arasında aracılık etmiştir. Destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme davranışları ise çocukların mizaç özellikleri ile etkili olmayan duygu düzenleme stratejileri arasında aracılık etmiştir. 2. zamanda katılımcı sayısının azalması araştırmanın kısıtlarındandır. İleriki çalışmalara duygusal bağlam, ebeveynlerin duygu düzenlemeleri eklenebilir; babalarla da çalışmalar yürütülebilir. Bulgular, duygu düzenleme becerileri ve duygu sosyalleştirme konusunda geliştirilebilecek müdahale programları açısından yol gösterici olabilir.No sponso

    Bioethanol Production from Mulberry Molasses Waste with Ohmic-Assisted Hydrodistillation

    No full text
    In this study, the fermentation process of bioethanol production conditions were optimized by response surface methodology. Mulberry molasses production waste was used as the only carbon source for yeast fermentation to produce bioethanol. Hydrodistillation (HD) and ohmic-assisted hydrodistillation (OAHD) methods were employed to concentrate the bioethanol. Fermentation time (48–168 h), waste matter rate (5–45%) and pH (5–7) were selected as independent variables. Alcohol concentration was treated as the response. Optimum fermentation conditions were determined as 96.894 h fermentation time, 45% waste ratio and pH 7. At these optimum conditions, alcohol concentration was determined as 3.77 ± 0.33%. While the distillate obtained in the HD method contained 22.50 ± 1.89% alcohol, it showed 27.72 ± 0.24% in the OAHD method. The energy consumption values for OAHD and HD was 2.92 ± 0.51 and 53.24 ± 1.74 Wh/mL bioethanol, respectively. Results of study showed that the OAHD could be a cost-effective and green method to distillation of bioethanol from mulberry molasses waste. © The Author(s), under exclusive licence to Springer Nature B.V. 2024

    The interpretation of the Old Anatolian Turkish Amme Part of component Ismet Ata copy(Examination-text-directory-facimile)

    No full text
    YÖK Tez No: 560378Eski Anadolu Türkçesi döneminde satır altı tekniğiyle yazılmış çeviri eserler ve üzerinde çalıştığımız söz konusu bu eser bir yandan dilimizin söz varlığını ve kelime hazinesini ortaya koyarken bir yandan da 14.-15. yüzyıllarda diğer diller karşısındaki gücünü ortaya koymaktadır. İşbu eserlerde bir taraftan Kur'an'da yer alan tüm hususlar en ince ayrıntısına kadar aktarmaya özen gösterilirken bir taraftan da dinin kurallarının, muhatapları tarafından tam anlaşılması için tercüme edilen dilin tüm inceliklerinden yararlanılmıştır. Çalıştığımız bu eser, Bursa'da hayatını kaybetmiş bir zâtın kitaplığında bulunmuş, fotoğraflanarak tarafımıza gönderilmiştir. Eser sırası bozuk bir şekilde tertip edildiğinden ilk öncelikle sûrelerin sıraları takip edilerek tekrardan nizamlanmıştır. Çalışmamız Nebe Sûresi'nden başlamış Tebbet Sûresi ile sonlanmıştır. Yani Amme Cüzüdür. Satır altı tercümesi ve tefsirle birlikle oluşturulan bu eserin müellifi hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Her varak 11 satırdan oluşmaktadır. Çok sık olmamakla birlikte yazar derkenarlarla açıklamalarına ekleme ya da yanlışlarına düzeltme yapmıştır. Eserin yapraklarının çeşitli yerleri ıslanmış olduğundan bazı kelimeler çözümlenememiştir. Çözümlenemeyen bu kelimeler noktalanarak boş bırakılmıştır. Eserin giriş kısmında Kur'an tercümeleri üzerine yapılan çalışmalara değinilmiştir. Daha sonra eserin grameri çalışılmıştır. Akabinde eserin transkripti yapılmıştır, tıpkıbasımı sunulmuştur. Sonuç bölümünde eserin değerlendirilmesi yapılmış ve son olarak da eserin sözlüğü dizin olarak oluşturulmuştur.In the period of Old Anatolian Turkish, the works written under the line technique and this work we are working on reveal the vocabulary and vocabulary of our language on the one hand and the 14th-15th. centuries in other languages reveals its strength. In these works, on the one hand, all the issues in the Qur'an are taken into consideration in detail, while all the subtleties of the translated language are used to fully understand the rules of religion by its interlocutors. This work we have worked in has been found in the library of a person who lost his life in Bursa and has been photographed and sent to us. Since the order of the work was arranged in a distorted way, the first order of suras was followed and reorganized. Our study started from Surah Nebe and ended with Surah Tebbet. In other words, it is public. We do not have any information about the author of this work, which was created in co-operation with an inline translation and commentary. Each leaf consists of 11 lines. Although not very common, the author has made additions or corrections to the explanations with the margins. In the introduction part of the work, the studies on Qur'an translations are mentioned. Then the grammar of the work was studied. Subsequently, the transcript of the work was made, just as it was printed. In the conclusion section, the work was evaluated and finally the dictionary of the work was created as an index.

    New results for optimization in stochastic networks

    No full text
    We are interested in single commodity stochastic network design problems under probabilistic constraint with discrete and continuous random variables. We use a stochastic programming model under probabilistic constraint (also called a chance-constrained model) to study these problems. The problem addressed in this research is how to find minimum cost optimal capacities at the nodes and/or arcs subject to the constraint that the demands should be met on a prescribed probability level (reliability constraint). In our first problem formulation, we formulate the reliability constraint in terms of the Gale-Hoffman feasibility inequalities. In latter formulations, we allow system to meet the demand at least kk-out-of-nn and consecutive kk-out-of-nn periods. The number of reliability constraints, in both cases, increases exponentially with the size of the nodes and therefore we identify the redundant constraints and reduce their number with elimination methods. Even with the reduced number of inequalities, it is not simple to solve probabilistic constrained stochastic network problems due to the large number of efficient points that satisfy the probabilistic condition. To overcome the size limitation of the problem, we develop a new theorem for efficient point generation in the case when the random variables are discrete, and we use hybrid cutting plane / supporting hyperplane algorithm in the case when the random variables are continuous.Ph. D.Includes bibliographical referencesIncludes vitaby Merve Unuva

    Investigation of the therapeutic effects of plantago lancelota extract and luteolin-7-B-D-glycoside against dna damage on human lymphocyte and hep-G2 cells

    No full text
    DNA Hasarına Karşı Plantago lancelota Ekstraktının ve Luteolin-7-B-D-Gligozit'in İnsan Lenfosit ve Hep-G2 Hücrelerinde İyileştirici Etkilerinin Araştırılması Amaç: Plantago lanceolata (P. lanceolata), başta yara iyileştirme olmak üzere çeşitli hastalıkların iyileştirilmesi veya belirtilerinin giderilmesi amacıyla tüketilen fitoterapötik bir bitki türüdür. Luteolin-7-B-D-gligozit (LDG) ise antioksidan, antigenotoksik ve antikanserojen özellikleri ile bilinen ve P. lanceolata'nin en önemli komponenetlerinden olan bir flavoanoidtir. Bu çalışmada insan lenfosit ve Hep-G2 hücrelerinde P. lanceolata'nın metanol ekstraktının ve LDG'nin olası antigenotoksik etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Bu çalışmada insan lenfosit ve Hep-G2 hücreleri kullanıldı. DNA hasarı olan ve olmayan hücrelere P. lanceolata metanol ekstraktının 200 ve 500 μg/ml ile LDG'nin 10, 20 ve 30 μM dozları uygulanarak kardeş kromatid değişim testi (KKD) ve komet analizleri ile antigenotoksik etkileri incelendi. Bulgular: Çalışma grupları arasında sadece bitki ekstratının yüksek dozu KKD frekansını artırdı. Lenfosit hücrelerinde sadece P. lanceolata ekstratı ve LDG'nin en yüksek konsantrasyonları komet parametrelerini artırarak genotoksik etki gösterirken DNA hasarlı hücrelerde tüm test maddelerinin uygulama dozları genotoksisiteyi azaltıcı etki gösterdi. HepG2 hücrelerinde ise hem bitki ekstraktının hem de LDG'nin tüm konsantrasyonları komet oluşumunu artırarak genotoksik etki gösterirken DNA hasarlı hücrelerde ise bitki ekstraktı grupları ile LDG'nin minimum konsantrasyonunun genetik hasarı azaltıcı etki gösterdiği tespit edildi. Sonuç: P. lanceolata bitkisi ve LDG insan lenfosit hücrelerinde düşük konsantrasyonlarda anti-genotoksik yüksek konsantrasyonlarda ise genotoksik etki gösterirken HepG2 hücrelerinde tüm konsantrasyonlarda genotoksik etki gösterdi. Böylece P. lanceolata bitkisinin ve LDG'nin doza bağlı olarak sağlıklı hücrelerde antigenotoksik, kanser hücrelerinde ise genotoksik etki göstererek antikanserojen olduklarını söyleyebiliriz. Anahtar kelimeler: Antikanseoroejen, genotoksisite, Hep-G2, lenfosit, Luteolin-7-B-D-gligosid, P. Lanceolata.ABSTRACT Investigation of the Therapeutic Effects of Plantago lancelota Extract and Luteolin-7-B-D-Glycoside Against DNA Damage on Human Lymphocyte and Hep-G2 Cells Aim: Plantago lanceolata (P. lanceolata) is used a phytotherapeutic plant consumed to treat or avoid of symptoms of various diseases. Luteolin-7-B-D-glycoside (LDG) is a flavoanoid which is known for its antioxidant, antigenotoxic and anticarcinogenic properties and is one of the most important components of P. lanceolata. This study aimed to investigate the possible antigenotoxic effects of the methanol extract of P. lanceolata and LDG on human lymphocyte cells and Hep-G2 cells. Materials and Methods: This study were used human lymphocyte cells and Hep-G2 cells. The DNA damaged and undamaged cells were treated with 200 and 500 μg/ml of P. lanceolata methanol extract and 10, 20 and 30 μM doses of LDG and examined sister chromatid exchange test (SCE) and antigenotoxic effect. Results: Among the study groups, only high dose of plant extract increased the frequency of SCE. In lymphocyte cells only the highest rates of P. lanceolata extract and LDG have a effect by increasing the parameters of the comet, whereas in DNA damaged cells, all test applications application doses have a reducing effect on genotoxicity. In HepG2 cells, all concentrations of both plant extract and LDG showed a genotoxic effect by increasing the formation of comet, whereas in DNA damaged cells, the minimum concentration of plant extract groups and LDG were found to reduce genetic damage. Conclusion: P. lanceolata and LDG have anti-genotoxic effect at low concentrations and genotoxic effect at high concentrations in human lymphocyte cells, while genotoxic effect at all concentrations in HepG2 cells. We can say P. langeolata plant and LDG that it is antigenotoxic effect showing in non-damage cells dose dependent, while anticarcinogenic effect showing in non-damage cancer cells. Key words: Anticancerogenic, genotoxicity, Hep-G2, lymphocyte, Luteolin-7-B-D-glycocide, P. lanceolata

    ABD VE KANADA’NIN TERÖRLE MÜCADELE POLİTİKALARI: ROL TEORİSİ PERSPEKTİFİNDEN OBAMA VE TRUDEAU YÖNETİMLERİNİN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ

    No full text
    Bu çalışma, çok sayıda ortak işbirliği ve anlaşmaya dahil olan, benzer siyasi, kültürel ve tarihi yapıları ile benzer yaşam biçimlerine sahip iki yakın müttefikin neden farklı dış politikalar benimsediği sorusuna yanıt aramaktadır. Buradan hareketle yapılan bu çalışma, benzer yaşam biçimlerine de sahip olan sınır komşuları Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’yı karşılaştırmıştır. Özellikle iki müttefikin birbirine yakın bir imaj çizen liberal liderleri Barack Obama ve Justin Trudeau dönemleri analiz edilmiş, terörle mücadele kapsamında farklı yaklaşımları ve farklı uygulamaları benimseme nedenleri incelenmiştir. Ele alınan bu konu, literatürdeki benzer devletlerin ve benzer liderlerin paralel politika izlemesine dair genel eğilimin her zaman doğru olmadığını ortaya koymuştur. Bu bağlamda yapılan karşılaştırmada farklılık nedenleri değerlenidirilirken uluslararası sistemde her devletin farklı bir rolü olduğu belirlenmiştir. Bu rollerin sabit olmaması ve tek bir rol ile sınırlı kalmaması sonucu dış politikada farklı duruş gösterildiği sonucundan yola çıkılarak Obama ve Trudeau yönetimleri karşılaştırılmıştır. Dünyayı algılama biçimleri ve siyasi görüşleri benzer olmasına karşın beklentinin aksine birbirlerinden ayrışan terörle mücadele politikaları izledikleri ve bunun belirledikleri ulusal rol kavramları ile doğrudan ilişkili olduğu savunulmuştur

    A Review on Sīrah and Maghāzī Books Mentioned in Kashf al-ẓunūn

    Get PDF
    Hacı Halife olarak da bilinen, asıl adı Mustafa b. Abdullah olan Kātib Çelebi 1017/1609’de İstanbul’da doğmuştur ve 1069/1659’da burada etmiştir. Keşfü’z-Zunûn Kātib Çelebi'nin yirmi yılda hazırladığı büyük bibliyografik eseridir. Kātib Çelebi Mîzânü’l-Hakk’taki anlatımında bu kitabın isminden de bahsetmektedir. Eserin karalamalarını gören bilginlerin bu eseri temize çekmesini istediklerini belirtmektedir. Keşfü’z-Zunûn’da müellif eserleri alfabetik bir sırayla verir, eserin dili Arapçadır ve Türkçeye tercümesi yapılmıştır. İslam tarihi ile ilgili okuma yaptığımızda veya kaynakları hakkında bilgi edinmek istediğimizde siyer ve megāzî çalışmaları dikkat çeker. Siyer, Hz. Muhammed’in hayatını anlatan, inceleyen eserler için kullanılan bir terimdir. Megāzî ise Hz. Muhammed’in savaşlarını, (gazve- seriyye) konu edinen kitaplara verilen isimdir. Siyer ve megāzî kelimeleri birbirleri yerine de kullanılmıştır. Nitekim bu iki kelime bazen birlikte bazen ayrı olarak Hz. Muhammed’in hayatına dair yazılmış eserlerin ismi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Kātib Çelebi’nin Keşfü’z-Zunûn adlı bibliyografik eserindeki siyer ve megāzî eserleri incelenmiştir. Bu çalışmada içerik incelemesi tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda Keşfü’z-Zunûn’da adı geçen siyer ve megāzî hakkında eserler taranıp sınıflandırılarak tablolaştırılmıştır. Siyer ve megāzî başlıkları altında eserler tablolaştırırken siyer, Hz. Muhammed’in hayatı; megāzî ise O’nun savaşları olarak düşünülmüştür. Ancak tarama ve eser incelemesi sonunda eser isimlerinin içerik hakkında kesin ön bilgi vermediği tespit edilmiştir. Bu nedenle adında siyer ve megāzî kavramları geçmeyen ancak içeriği bu konularda olan çalışmalar da tespit edilmiştir. Çalışma neticesinde seksen sekiz adet siyer ve yirmi dört adet megāzî eseri tespit edilerek tablolaştırılmıştır. Bu eserlerin tamamının dili hakkında bilgi yer almamakta ancak incelenen eserlerden dördünün dilinin Türkçe ve dördünün dilinin ise Farsça olduğunu tespit edilmiştir. Tespit ettiğimiz eserlerin bilgilerini Kātib Çelebi’nin verdiği açıklamalar doğrultusunda tablomuza dâhil ettik. Çalışmamızda ilk dönemlerde megāzî eserlerinin Hz. Peygamber’in savaşlarından bahsederken ancak ilerleyen zamanlarda yazılan megāzî eserlerinin O’nun hayatının tüm yönlerini kuşatacak şekilde içerik genişlemesine uğradığı da tespit edilmiştir

    Abortion in Islamic law

    No full text
    Concerned about giving women fatwas that a 4-month-old baby can be aborted, based on the views found in classical Islamic law, Hafsa Kesgin's book has helped him write. In addition, Hafsa Kesgin stated that there is no study in the type of book that combines positive law and Islamic law in any type of book. Her desire to make a contribution to this deficiency led to the emergence of this study. The book consists of a short introduction and five main titles. The author dealt with the subject in terms of medicine, previous sharia, sociology, positive law, and Islamic law. It can be said that the author, who hopes that her work will be instrumental in helping another baby cling to life, is working toward society. At the same time, it can be stated that this work can be one of the beginning books for those who make academic studies on the subject, and it will be a good guide for reaching classical and contemporary sources from various sciences about abortion. This study aimed to examine this work
    corecore