Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
    2715 research outputs found

    MÜZİK DİNLEME PRATİĞİNİN DİJİTALLEŞMEYLE YENİDEN İNŞASI

    No full text
    Bir kültürel pratik olan müzik dinleme eylemi sınıfsal olarak benzer beğenileri ve alışkanlıkların uyumunu yansıtmaktadır. Birey kendi içinde bulunduğu habitus bağlamında bir beğeniye sahiptir. Fakat küresel alanda yaygınlık kazanan dijitalleşme sürecinden müzik alanı da etkilenmiş ve sınıfsal olarak belirli türe ait olan beğeniler arasındaki net olan çizgiyi yumuşatmıştır. Dolayısıyla bu araştırmada müzik dinleme pratiğinin dijitalleşmeyle birlikte değişen dinamikleri üzerinde durulmuştur. Algoritma destekli müzik dinleme ortamları kullanıcılarına kişiselleştirilmiş çalma listeleri sunarak bireylerin dinleyecekleri müzikleri şekillendirmektedir. Günümüzde müziği keşfetme süreci değişime uğramış ve bireysel tercihlere bağlı olmaktan çıkmıştır. Müzik platformlarının algoritma destekli çalışması bireye daha önce dinlemiş olduğu parçalara göre kişiselleştirilmiş kitaplıklar sunmaktadır. Bu da bireylerin aslında yeni gibi görünen müzikler arasında özgürce tercih yapabiliyormuş yanılgısına düşmesini sağlamaktadır. Bu tez araştırmasında, teknolojik gelişmeler sonucu ortaya çıkan yeni dijital müzik dinleme deneyimlerine odaklanılmış, Kayseri ve İzmir kentlerinde internet üzerinden müzik dinleme ortamlarını daha çok genç bireylerin tercih etmesinden ziyade orta yaşlı yetişkinlerin de kullandığı görülmüştür. Geçmişte belirli müzik türü atmosferini yakalayan mekânlar yeni bir müzik keşfinde önemli rol oynarken, küresel müzik yayın platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte bu fiziksel mekânlar daha az merkezi hale gelmiştir. Bireysel beğenilerin ve sınıfsal farklılıkların müzik dinleme pratiği özelinde ele alınması Bourdieu’nun sınıf, beğeni ve habitus kavramları ekseninde değerlendirilmesi sunulmuştur

    HASTA GÜVENLİĞİ VE KALİTE İYİLEŞTİRME KÜLTÜRÜNÜN GELİŞTİRİLMESİNDE SAĞLIK LİDERLİĞİNİN ROLÜ

    No full text
    Bu araştırma, Kuzey Sierra Leone'de seçilen üç sağlık kurumunda hasta güvenliği ve kalite iyileştirme kültürünü teşvik etmede sağlık hizmetleri liderliğinin rolünü analiz etmektedir. Amaç, sağlık hizmeti liderliğinin rollerinin bir sağlık hizmeti ortamında hasta güvenliğini ve kalite iyileştirmeyi nasıl etkileyebileceğini görmenin yanı sıra, hasta güvenliğini ve sürekli iyileştirme yöntemlerini desteklemeye yardımcı olmak için hastalardan ve ön saflardaki çalışanlardan (hemşireler ve doktorlar) kalite iyileştirme önerileri getirmektir. Verilerin toplanmasında nitel ve amaçlı yöntemler kullanılmıştır. Hem birincil hem de ikincil veriler toplandı. Birincil veriler, her hastanede üç ön cephe personeline, üç sağlık liderine ve üç hastaya açık uçlu sorular uygulanarak toplandı ve iki kamu hastanesinden toplam on sekiz (18) katılımcıdan toplandı. İkincil veriler ise konuyla ilgili makale, literatür ve kitaplar taranarak toplanmıştır. Analizden, hasta güvenliğini etkilemede sağlık liderliğinin rolleri ile kalite iyileştirme arasında güçlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Liderlerinin rollerinin hastane ortamlarında hasta güvenliği ve kalite iyileştirme üzerinde büyük bir etkisi olduğunu belirtti. Bu çalışmaya göre, görüşmeye katılanların % 90'ı, zayıf iletişim, personel eğitimi eksikliği, hastane yönetim fonlarının yetersiz izlenmesi ve denetlenmesi, siyasi konektokrasi, motivasyon eksikliği, düşük maaş ücretleri, ön saflardaki personelin kültürel ve geleneksel inançlarının hastaların güvenliğine ve kalite iyileştirmesine iv yansıdığına dikkat çekti. Küçük ama önemli bir katılımcı grubu, hükümetin ve diğer sağlık hizmeti sağlayıcılarının, yalnızca kıdemli doktorları ve üst düzey sağlık hizmetlerini değil, aynı zamanda sosyoekonomik açıdan zor durumdaki hastaları da ele alan yeni ve reform sağlık politikaları oluşturmasını tavsiye etti. Görüşmelerine katılanların %70'i, ön saflardaki personelin çoğunluğu stres, fraustrasyon ve tükenmişlik nedeniyle çeşitli birimlerindeki hastalara karşı sert olduğundan, genç personelin ve hastaların kötü yönetim ve kötü muamele marjını kapatmak için uygun izleme ve denetim mekanizmalarının yürürlükte olması gerektiğini de fazlasıyla vurguladı. Ön saflarda yer alan personelin %50'si, üstlerinden aldıkları düşük ücretin ve saygısızlık ve onursuzluğun neden olduğu hayal kırıklıklarının çoğu zaman iç streslerini ateşlediğini ve bunun hastalara yansıdığını belirtti. Ön saflardaki personelin çoğunluğu, hastanelerindeki sağlık hizmetleri liderliğinin kendileri tarafından hissedilmediğini söylüyor. Hastaların %90'ı tedavi için hastaneye gittiklerinden beri herhangi bir sağlık liderliği rolünün farkında olmadıklarını veya hissetmediklerini belirtmişlerdir. Sonuç olarak, bu araştırma, hasta güvenliği ve kalite iyileştirme kültürünün geliştirilmesinde sağlık hizmetleri liderliğinin kritik rolüne ışık tutmuştur. Zorluklar, fırsatlar ve stratejiler hakkında incelikli bir bakış açısı sunan bu araştırma, sağlık hizmetleri liderlerinin daha güvenli ve daha kaliteli bakım sunmanın karmaşık arazisinde, hasta refahına ve sistem ve sistem genelinde iyileştirmeye öncelik veren sağlık hizmetleri liderliği uygulamalarının ilerlemesine yönelik bir yol haritası sağladı

    OTMAN BABA VELAYETNAMESİ’NDE ALEVİ BEKTAŞİ SEMBOLİZMİ VE MİTOLOJİK UNSURLAR

    No full text
    Türk kültür ve edebiyatı özelinde kaynağını Alevi inanç sisteminden alan velayetnamelerin önemi birçok disiplince bilinmektedir. Velayetnameler, eren ve evliyaların tarihi ve menkıbevi hayatlarını; mitik, sembolik ve tasavvufi unsurlarla örülü bir biçimde aktaran inanç merkezli metinlerdir. Velayetnameler, barındırdığı bilgiler açısından dil, tarih, edebiyat, folklor gibi disiplinler açısından kıymetli bilgiler içeren eserlerdir. Bu zengin içeriği bakımından velayetnamelerin, halk biliminin ve halk edebiyatının inceleme alanına girmekle beraber disiplinler arası bir araştırma konusu olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada Türk edebiyatının önemli velayetname metinlerinden biri olan Otman Baba Velayetnamesi’nde yer alan mitolojik unsurları; Alevi inanç sisteminde yer alan Bektaşiliğin batıni ve sembolik dili bağlamında incelemeye çalışılmıştır. Bu çerçevede Otman Baba Velayetnamesi’nde yer verilen mitolojik unsurlar tespit edilmiş ve Alevi yazın geleneğinin kaynakları referans alınarak sembolik bağlamda halk bilimi disiplini kuram ve yöntemleri çerçevesinde incelenmiştir.The importance of velayetnames (hagiographies), which take their source from the Alevi belief system in Turkish culture and literature, is known by many disciplines. Velayetnames are faith-centered texts that convey the historical and legendary lives of the saints and awliya in a way that is interwoven with mythical, symbolic and mystical elements. Velayetnames are works that contain valuable information in terms of disciplines such as language, history, literature and folklore. In terms of this rich content, velayetnames are considered to be an interdisciplinary research subject, although they fall within the field of study of folklore and folk literature. In this study, the mythological elements in Otman Baba’s Velayetname, one of the important velayetname texts of Turkish literature, have been analyzed in the context of the superstitious and symbolic language of Bektashism in the Alevi belief system. In this framework, the mythological elements in Otman Baba’s Velayetname were identified and analyzed within the framework of the theories and methods of folklore discipline in the symbolic context with reference to the sources of Alevi literary tradition

    AÇIK DEVLET VERİSİ YÖNETİMİNDE VERİ KALİTESİ: TÜRKİYE’DEKİ BELEDİYE AÇIK VERİ PORTALLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

    No full text
    Açık verinin şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık, yenilikçilik ve ekonomik kalkınma gibi alanlarda önemli faydalar sağlayabileceği yönündeki küresel kabul, gün geçtikçe belediyelerin de bu alana yönelmesine neden olmaktadır. Bu araştırma, Türkiye’de açık veri portalına sahip büyükşehir belediyelerinin veri kalite değerlendirmesinin yapılması, sorunların ortaya konulması ve açık veri kalitesinin geliştirilmesi yönünde öneriler sunulması amaçlamaktadır. Bu çerçevede, çalışmada büyükşehir belediyeleri tarafından kamuoyuna sunulan açık veri setleri, açık veri kalite kriterleri kapsamında analiz edilmiş; veri, aynı zamanda veri kalitesi ile doğrudan ilişkili unsur olarak verinin sunulduğu açık veri portallarının da teknik ve işlevsel nitelikleri değerlendirilmiştir. Böylelikle Türkiye’deki yerel düzeyde açık veri sunumuna ilişkin genel bir görünüm ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma, açık verinin sadece yayınlanmasından ibaret olmadığını, aynı zamanda verinin yeniden kullanılabilirliği, makine tarafından işlenebilirliği, güncelliği, açıklık düzeyi ve erişilebilirliği gibi nitel özelliklerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, açık veri hizmeti sunan büyükşehir iv belediyelerinin hangi kriterleri karşılama konusunda güçlü, hangi kriterlerin sağlanmasında ise zayıf kaldığı ayrıntılı olarak içerik analizi yöntemi ile ortaya konulmuştur. Araştırmanın kapsamını Türkiye’de açık veri portalına sahip 12 büyükşehir belediyesi oluşturmaktadır. Bu belediyeler; Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Ordu ve Sakarya büyükşehir belediyeleridir. Belediyeler üzerinde literatüre dayalı olarak açık veri kaliteleri irdelenirken, nicel bulgular ışığında sonuç elde etmenin yanında, nitel veri toplama yöntemleri de kullanılarak analizin derinleştirilmesi amaçlanmıştır. Açık veri portalına sahip belediyelerin açık veri portalından sorumlu yöneticileri ile gönüllülük esasına dayalı olarak yüz yüze ya da çevrimiçi görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler aracılığıyla belediyelerin açık veri kalitesine etki eden; faaliyetlerine yönelik içgörüleri, karşılaştıkları zorluklar, kurumsal kapasiteleri ve stratejik yaklaşımların ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma sonuçları göstermektedir ki; büyükşehir belediyelerinin tümü verilerini ayrımcılık yapmama, lisanslama ve ücretsiz sunma konusunda açık verinin doğasına uygun hizmet sunmaktadır. Buna karşın açık veri setlerinin, açık veri kalite kriterlerinden tamlık ve zamanındalık kriterlerinin karşılanması sorununun yaygın bir durum olduğu görülmektedir. Verinin güncellik sorunları ve yeniden kullanılabilirliğe uygun format eksiklikleri açık veri hizmetinin potansiyel etkisini sınırlayan başlıca faktörler arasında yer almaktadır. Veri kalitesi ve sunumu ile ilişkli bir unsur olan portal nitelikleri teknik, uygunluk ve erişim, iletişim ve katılım ve veri setlerinin genel özellikleri boyutları ile incelenmiştir. Teknik özellikler boyutunda dil kriteri ve veri yönetim sistemi kriterlerini sağlama konusunda dikkat çekici sorunlarla karşılaşılıken belediyeler uygunluk ve erişim boyutundan genel olarak olumlu bir tablo ortaya koymuşlardır. v Elde edilen bulgular, yalnızca mevcut durumu betimlemekle kalmamış, aynı zamanda Türkiye’de sürdürülebilir bir açık veri ekosistemi inşa edilebilmesi için yol gösterici öneriler geliştirilmesine de olanak tanımıştır. Çalışma kapsamında elde edilen bir diğer bulgu da, büyükşehir belediyelerinin teknik altyapı, kurumsal kapasite, yönetişim anlayışı ve politika düzeyinde çeşitli yetersizliklerle karşı karşıya olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, Türkiye’deki açık veri ekosisteminin sürdürülebilirliği konusunda bazı kaygılar gündeme gelmektedir. Açık veri ekosisteminin yalnızca teknik değil, aynı zamanda yönetim ve strateji boyutlarıyla da ele alınması gerektiği; sürdürülebilir ve etkili bir açık veri politikası için bu çok boyutlu yaklaşımın zorunlu olduğu çalışmada vurgulanmaktadır

    Ökzetik Çekirdek İçeren Eğri Sandviç Panellerin Darbe Etkisindeki Davranışlarının İncelenmesi.

    No full text
    The aim of this study is to investigate the impact and vibration behavior of sandwich panels with auxetic chiral cores under different conditions. The sandwich panels investigated in the study were made of glass fiber reinforced composite skins and auxetic cores produced with a 3D printer made of PLA material. Flat plates with different radii of curvature and three different core structures, namely tetrachiral, antitetrachiral and hexachiral, were produced and tested at varying impact energies. The relationships between the contact forces and the displacement amounts of the sandwich panels were investigated and the effects of these parameters on the impact resistance were determined comparatively. It was also investigated how the gradation of the core structure with three different chiral cells and the debond between the upper skin and the core would change the impact behavior of flat and curved panels. In this way, the effects of changing the structure of the auxetic core, curvature, debond and gradation on the behavior of sandwich panels with auxetic cores at different impact energy levels were demonstrated. In addition, the free vibration behavior of sandwich panels was determined under the boundary conditions of free (F-F), simple-simple support (S-S) and fixed-fixed support (C-C). For this purpose, numerical and experimental studies were carried out and the results were compared

    Comparison of Finite Element and Finite Volume Methods for Turbulent Newtonian and Non-Newtonian Fluids in Pipes

    No full text
    Newtonyen olmayan akışkanların türbülanslı boru akışı, kimya, petrol ve makine sistemleri dahil olmak üzere birçok mühendislik uygulamasında kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Newtonyen ve Newtonyen olmayan akışkanların – Xanthan Gam (XG) ve Partially Hydrolyzed Polyacrylamide (PHPA)– düzgün ve pürüzlü dairesel borulardaki türbülanslı akışlarını kapsamlı bir deneysel ve sayısal inceleme ile sunmaktadır. Deneysel çalışmalar, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Hidrolik Laboratuvarı’nda, 4×10³ ila 3.2×10⁴ arasındaki Reynolds sayısı aralığında gerçekleştirilmiştir. Tam gelişmiş akış bölgesinde basınç kayıpları ve debiler ölçülmüştür. Reolojik analizler, hem XG hem de PHPA çözeltilerinin davranışını tanımlamak için en uygun modelin Herschel–Bulkley modeli olduğunu göstermiştir. XG, daha belirgin Newtonyen olmayan özellikler sergilemiştir. Deneylerden elde edilen sürtünme katsayısı değerleri, Newtonyen olmayan akışkanlar için yaygın olarak kullanılan Dodge–Metzner (1959), Kawase et. al (1994), Reed– Pilehvari (1993)ve Torrance (1963) korelasyonları ile karşılaştırılmıştır. Bu korelasyonlar arasında, Torrance denklemi yüksek Reynolds sayılarında deneysel sonuçlarla en iyi uyumu göstermiş, en düşük ortalama mutlak yüzde hata (AAPE) %24,20 değeriyle öne çıkmıştır. Sayısal simülasyonlardan önce, çözünürlüğün doğruluğunu sağlamak amacıyla bir ağ duyarlılık analizi yapılmıştır. Sayısal simülasyonlar, Sonlu Elemanlar Yöntemi (FEM

    JOHN ROGERS SEARLE’ÜN FELSEFESİNDE BİLİNÇ PROBLEMİ

    No full text
    Bu çalışmada John Rogers Searle’ün zihin teorisi, kavramsal düalizm adını verdiği anlayışı reddederek, kendi özel yerini tesis etme çabası bakımından incelenecektir. Searle’ün zihnin merkezi bir fenomeni olarak bilince verdiği önem nedeniyle, bilincin temel özellikleri analiz edilecektir. Dolayısıyla bilincin ayrıcalıklı yeri gösterilmiş olacaktır. Yine bilincin ya da kabaca zihinsel durumların indirgenebilirlik/indirgenemezlik ile olan ilişkisi, bilincin beliren (emergent) bir özellik oluşu ve birinci/üçüncü şahıs ontolojisinin ne anlama geldiği gibi konular ele alınacaktır. Buradan hareketle, nitelik düalizmini karakterize eden etmenler değerlendirilecek ve Searle’ün nitelik düalisti olup olmadığı tartışılacaktır. Bu tartışmayı sürdürürken Searle’ün nitelik düalisti olarak yorumlanmasına temel teşkil eden unsurlar sunulacaktır. Fiziksel dünyanın nedensel kapalılığı ilkesini kabul etmesine rağmen ontolojik indirgenemezlik iddiasına olan bağlılığı, Searle’ü nitelik düalizmi ile ortak sorunları paylaşmaya götürecektir. Böylece zihinsel nedensellik ve üstbağlılık (supervenience) gibi problemlere ne ölçüde yanıt verebildiği başlıklar halinde değerlendirilecektir. Buna ek olarak Searle’ün kavramsal düalizmi reddetmesinin onu bir özdeşlik teorisyeni haline getirip getirmediğinin imkanı da sorgulanacaktır. Tüm bunların sonucunda ise Searle’ün nitelik düalizminden kaçamadığı ve bir nitelik düalisti olduğu iddia edilecektir

    Detection of Dementia Diseases with Deep Learning Methods

    No full text
    Neurodegenerative diseases such as Alzheimer's disease (AD) and frontotemporal dementia (FTD) pose significant diagnostic challenges due to their similar clinical symptoms and the lack of accessible biomarkers. Electroencephalography (EEG), a non-invasive and economical method, has emerged as a promising tool for investigating neural changes associated with dementia. In this thesis study, the potential of deep learning models for classifying AD, FTD, and HC using features obtained from EEG was investigated. The study used an open EEG dataset consisting of 88 participants (AD, FTD, and HC). Two main feature types were extracted: (1) power spectral density (PSD) features converted into 2D scalp maps using azimuthal equidistant projection (AEP) and (2) functional connectivity features based on magnitude-squared coherence (MSCoherence) calculated in the standard frequency bands of the EEG. Both feature types were converted into a 2D image format suitable for convolutional neural networks (CNNs). The MobileNetV2 transfer learning-based deep learning model was tested using both subject-dependent (10-fold cross-validation) and subjectindependent (external test set) evaluation strategies. AD vs HC, FTD vs HC, AD vs FTD, and three-class classification tasks were performed. The results obtained demonstrate high classification performance, particularly in distinguishing between AD and HC, and indicate that MSCoherence-based connectivity features are effective in identifying FTD-specific changes. This study suggests that spectral and connectivity features derived from EEG, when processed using deep learning models, can contribute to the development of automated, interpretable, an

    Ege Denizi’nde Deniz Yüzey Suyu Sıcaklığının Uydu Verileri ile Analizi

    No full text
    Deniz yüzey suyu sıcaklığı (Sea Surface Temperature -SST), atmosferik süreçler ve iklim sistemi üzerinde doğrudan etkili olan temel bir göstergedir. Son yıllarda küresel iklim değişikliği ile birlikte, deniz suyu sıcaklıklarında belirgin dalgalanmalar ve artış eğilimleri gözlemlenmektedir. Bu değişimler, sadece deniz ekosistemlerinde değil, aynı zamanda bölgesel hava olaylarında da ani ve öngörülemeyen etkiler yaratabilmektedir. Yapılan çalışmalar, Akdeniz ve Ege Denizi'nde SST değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, uydu verileri yardımıyla Ege Denizi’nde deniz yüzey suyu sıcaklığının 25 yıllık değişimi analiz edilmiştir. SST üzerindeki iklim değişikliği etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla 2000–2024 yılları arasındaki Ege Denizi’ne ait SST uydu verilerinden yararlanılmıştır. Mevsimsel değişimlerden arındırılan verilerle yapılan trend analizinde, SST değerlerinde yıllık ortalama 0,04 °C artış eğilimi tespit edilmiş ve bu oran doğrultusunda 25 yılda yaklaşık 1,02 °C'lik bir sıcaklık artışı hesaplanmıştır. 2000 yılında 19,32 °C olan yıllık ortalama SST değeri, 2024’te 20,10 °C’ye yükselmiştir. 2006 yılında yıllık ortalama SST değeri 18,76 °C ile en düşük seviyede kaydedilmiştir. Buna karşılık, en yüksek yıllık ortalama SST değeri 2024 yılında 20,91 °C olarak ölçülmüştür. En yüksek pozitif SST anomalisi +1,09 °C ile 2024 yılında, en negatif anomali ise –1,06 °C ile 2006 yılında gerçekleşmiştir. Aylık SST ortalamalarında en düşük değer 15,31 °C ile Mart ayında gözlemlenmiştir. En yüksek SST ortalaması ise 25,51 °C ile Ağustos ayında tespit edilmiştir. Mevsimsel analizde ise 2000 ile 2024 arasında, kış aylarında 1,25 °C, ilkbaharda 1,63 °C, yazın 2,11 °C ve sonbaharda 1,38 °C’lik bir sıcaklık artışı gözlemlenmiştir. Beşer yıllık dönemlerde SST artışı, 2005–2009 döneminde 19,30 °C iken, 2020–2024 döneminde 20,28 °C’ye yükselmiştir. Ayrıca bölgesel dağılıma göre SST’nin kuzeyden güneye doğru arttığı ve bu durumun Karadeniz ve Akdeniz’in etkisi ile ilişkili olabileceği değerlendirilmektedir. Elde edilen tüm veriler, Ege Denizi’nde uzun vadeli ve anlamlı bir ısınma eğilimi olduğunu ve bu eğilimin iklim değişikliğiyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir

    İZMİR’DEKİ GÜZEL SANATLAR LİSELERİNDE VERİLEN ZORUNLU BAĞLAMA DERSLERİNİN ÖĞRENCİLERİN MÜZİKAL KİMLİKLERİNE ETKİSİ

    No full text
    Güzel sanatlar liseleri, genel anlamda Batı müziği dalında, ortaöğretim seviyesinde akademik eğitim veren müzik okullarıdır. Öğrenciler, 9. sınıfta, müzikal ve akademik altyapıyı oluşturma amacıyla bu alanlarda yoğun şekilde eğitim görmektedirler. Güzel sanatlar liselerindeki bağlama eğitimi, ana çalgı ve zorunlu bağlama eğitimi olmak üzere ikiye ayrılır. Ana çalgı olarak verilen bağlama dersi, teorik ve pratik anlamda bağlama çalgısında uzmanlaşmayı amaçlayan, temel becerileri kavramış öğrenciler yetiştirmeyi hedefler. Zorunlu bağlama eğitimi ise daha basit bir müfredatla, bağlama çalgısını, Türk halk müziği eserlerini ve geleneksel Anadolu kültürünü tanıtmak amacıyla; 10. 11. ve 12. sınıf düzeylerinde, grup eğitimi şeklinde uygulanan bir derstir. Araştırmamızda, üç yıl boyunca zorunlu bağlama eğitimi almış, müfredatı tamamlamış ve 12. sınıf seviyesinin sonuna gelmiş öğrenciler temel alınmıştır. Sözü edilen öğrencilerin, bu üç yıllık süre zarfında aldıkları zorunlu bağlama dersinin; okulda aldıkları teorik ve pratik (icrasal) eğitimlerle oluşturdukları müzikal bilgi, birikim, yönelim ve beğenilerine olan etkisini ortaya çıkarmak ve anlayabilmek amaçlanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle, amaçlı örneklem seçme yöntemi kullanılarak seçilmiş öğrencilerle yapılacak bireysel görüşmelerde, IV öğrencilerin aldıkları zorunlu bağlama eğitiminin bireysel anlamdaki katkılarının ortaya çıkarılması hedeflenmiştir

    1,260

    full texts

    2,715

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Izmir Katip Celebi University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇