Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
MÂTÜRÎDÎ’NİN KELAM ANLAYIŞINDA MÜKÂFAT VE CEZA
Bu çalışma, İmam Mâtürîdî’nin Allah-insan ilişkisi bağlamında mükâfat ve ceza konusuna bakışını incelemektedir. Çalışmada daha çok mükâfat ve cezanın uhrevi boyutu üzerinde durulmuştur. Kelam lXteratüründe Allah-Xnsan XlXşkXsX hem metafXzXksel hem de ahlakX boyutlarıyla ele alınan ve tartışılan temel meselelerden bXrXdXr. Mükâfat ve ceza bXrey ve toplumun karakterXnX, yapısını şekXllendXrmede, davranışlara yön vermede oldukça etkXlXdXr. İlahX adalet anlayışının somut bXr tezahürü olan mükâfat ve ceza konusu kelamî sXstemlerXn merkezXnde yer alır. Mükâfat veya ceza Xle karşılaşacağına Xnanmak gerek bXreysel gerekse toplumsal yaşam açısından büyük bXr motXvasyon ve uyarıcı etkX meydana getXrXr. Allah-insan ilişkisinin sağlıklı bir zeminde yürümesi ve sonuçlanması gayesine yönelik olarak Mâtürîdî’nin üç temel bileşen üzerinden mükâfat ve cezayı gerekçelendirişini ortaya koymayı hedefleyen bu çalışmada, önce Mâtürîdî’nin ontolojik düzeyde mükâfat ve cezayı nasıl temellendirdiği tespit edilip değerlendirilmiştir. Bu bağlamda mükâfat ve ceza, insanın ve içinde bulunduğu âlemin yaratılış hikmeti ve gayesi çerçevesinde insana bahşedilen içsel ve dışsal imkânlara bağlı olarak, kendisine yüklenen sorumluluğun kaçınılmaz bir neticesidir. Allah insana verdiği akıl ve özgür irade ile eylemde bulunmasını sağlayarak onun önünü açmıştır. İnsan bu eylemleriyle Allah ile ilişkisinin rengini kendisi belirlemekte, böylece onun eylemleri mükâfat ve ceza ile karşılık bulmaktadır. Mâtürîdî’nin bakış açısıyla, mükâfat ve ceza ile sonuçlanacak olan Allah ile insan arasındaki ilişki ontolojik aşamada kalmayıp epistemik bir temele de oturmak zorundadır. İnsanın ontolojik altyapısı, ilahi bir bilgilendirmeyle de desteklenerek söz konusu ilişki daha güçlü ve gerekçeli bir nitelik kazanmaktadır. Mükâfat ve cezanın ontolojik temelleri ve bildirim süreçlerine dair açıklamalardan sonra, ahlaki IV zemin inşa edilerek birey ve toplum yararını esas alan işlevsel kelama katkı sağlanmakta, böylece, Allah ile insan arasındaki ilişki nihai olarak mükâfat ve cezanın gerçekleşeceği akıbeti hedefleyen bir mahiyet kazanmaktadır. Ödül ve cezayı salt XlahX takdXr açısından değXl, aynı zamanda Xnsanın özgür XradesX, sorumluluğu, aklı ve yaratılış hXkmetXyle bXrlXkte ele alan Mâtürîdî Xnsanı kendX akıbetXnX belXrleyen ahlakX bXr özne olarak konumlandırmaktadır
ORTAÖĞRETİM MÜZİK DERSLERİNDE KULLANILABİLECEK İZMİR VE MANİSA TÜRKÜLERİNİN İNCELENMESİ
Bu araştırmanın amacı, TRT THM repertuvarında bulunan İzmir ve Manisa yöresi türkülerinin ortaöğretim müzik dersi müfredatı dinleme-söyleme öğrenme alanı kazanımlarında kullanılabilecek olanların tespitidir. Betimsel tarama modelli, nitel bir çalışmadır. Araştırmanın evreni, İzmir ve Manisa yöresi Türk halk müziği ezgileridir. Örneklemini ise, TRT THM repertuvarında bulunan İzmir ve Manisa yöresi türkülerinin 1 oktavı aşmayan 77 adet türkü oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Veri analizleri, içerik analiz yöntemiyle yapılmıştır. Ortaöğretim müzik derslerinde kullanılabilecek İzmir ve Manisa türkülerinin incelenmesi için TRT repertuvarı, Milli Eğitim Bakanlığı Müzik Dersi (9,10,11 ve 12. Sınıflar) Öğretim Programı, Ortaöğretim Müzik Dersi 9, 10, 11 ve 12. Sınıf Öğretmen Kılavuz Kitabı kullanılmıştır. Türküler; edebi, müzikal (makam, ayak, usûl ve aralık) ve konu yönünden incelenmiştir. Türkülerin sözel içeriği bakımından müzik derslerinde kullanımına uygunluğu değerlendirilmiştir. Türkülerin kız ve erkek öğrencilerin birlikte söyleyebilecekleri tonlar belirtilmiştir. İzmir ve Manisa yöresi türkülerinin ortaöğretim müzik dersi müfredat programı dinleme-söyleme öğrenme alanı kazanımlarında sınıf düzeylerine göre kullanılabilirliği incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, tablolarla gösterilerek, oransal dağılımları grafiklerle verilmiştir. Araştırmanın sonucunda; incelenen 77 adet türkünün İzmir yöresine ait 24, Manisa iv yöresine ait 36, toplam 60 türkünün ortaöğretim müzik dersi dinleme ve söyleme öğrenme alanı kazanımlarında kullanılabileceği tespit edilmiştir
Orman Yangını Risk Analizi ve Ekoturizm Rota Planlamasında CBS Tabanlı Yöntemler: Sistematik Literatür Değerlendirmesi
Bu tez, orman yangınları risk analizi ile ekoturizm rota planlamasının entegrasyonunu, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı yöntemler aracılığıyla kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Araştırmada, sistematik literatür taraması yöntemi kullanılarak SCI, SSCI, Scopus ve Web of Science veri tabanlarında yayımlanmış bilimsel çalışmalar analiz edilmiş, yangın riski ve ekoturizm planlamasının kesişim noktaları ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir. Bulgular, orman yangınları risk analizinde iklim değişkenleri, topoğrafya, bitki örtüsü özellikleri ve insan etkisi gibi parametrelerin belirleyici rol oynadığını; ekoturizm rota planlamasında ise doğal ve kültürel varlıkların entegrasyonu, erişilebilirlik ölçütleri ve rota optimizasyon algoritmalarının yaygın olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır. Özellikle çok kriterli karar verme yöntemleri (AHP, MCDM, Fuzzy Logic) ve makine öğrenmesi tabanlı modelleme yaklaşımlarının hem yangın risk haritalarının üretilmesinde hem de ekoturizm güzergâhlarının planlanmasında etkin bir biçimde uygulandığı saptanmıştır. Çalışma ayrıca, yangın sonrası alan yönetiminde koruma-kullanma dengesi, yerel halkın aktif katılımı ve sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerekliliğine dikkat çekmektedir. Yangınlardan etkilenen bölgelerde ekoturizm faaliyetlerinin restorasyon süreçlerine entegre edilmesiyle hem ekolojik hem de sosyo-ekonomik faydalar sağlayabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, CBS tabanlı modellerin orman yangınları ve ekoturizm planlamasında sürdürülebilir, bütüncül ve uygulanabilir çözümler üretebilme potansiyeli güçlü bir şekilde vurgulanmaktadır
EMRAH SERBES’İN HİKÂYELERİNDE YAPI VE TEMA
Türk edebiyatının popüler yazarları arasında anılan Emrah Serbes, ilk olarak Behzat Ç. Bir AnKara Polisiyesi serisiyle yazmış olduğu Her Temas İz Bırakır adlı romanıyla ön plana çıkmış ve Behzat Ç. karakteri bir ün kazanmıştır. Aynı zamanda Behzat Ç. serisinin bir televizyon dizisi ve sinema filminin yapılmasıyla birlikte yazar bir popülerlik de kazanmıştır. Emrah Serbes, öncelikle polisiye edebiyat yazarı olarak değerlendirilmesi gereken bir yazar olarak karşımıza çıkar. Ancak yazar, aynı zamanda yeraltı edebiyatı bağlamında örnekler de ortaya koymuştur. Özellikle yazarın hikâye türündeki eserleri yeraltı edebiyatı alanında değerlendirmeye uygundur. Yeraltı edebiyatının tekinsiz ve karamsar atmosferine büyük ölçüde uyum sağlayan bu hikâyeler, yazarın sanatçı kişiliğini daha yakından tanımamıza yardımcı olmuştur. Emrah Serbes’in hikâye kişilerinin temel özellikleri, anlatılara hâkim olan karamsar atmosfer, kişilerin psikolojilerine yoğunlaşma gibi durumlar, yeraltı edebiyatının belirgin nitelikleriyle örtüşmektedir. Emrah Serbes hakkında bugüne kadar yapılan çalışmalar yazarın sadece belirli romanları üzerine olmuştur. Yazarın tüm romanlarını ya da hikâyelerini bütüncül bir şekilde ele alan bir çalışma bulunmamaktadır. Bununla birlikte yazarı yeraltı edebiyatı ve polisiye edebiyat bağlamında ele alan bir çalışmanın olmaması ve özellikle hikâyelerinin yapı ve tema yönünden değerlendirilmemesi bizi böyle bir çalışmaya yöneltmiştir. Bu bağlamda tezin özgün yönlerinden biri Emrah Serbes’in iv bu iki edebî tür alanındaki sanatçı kişiliğini kısaca belirleyip yazarın hikâye türündeki tüm eserlerinin bütüncül olarak incelenmesi olmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, Emrah Serbes’in hikâyelerinde yapı ve tema unsurlarının nasıl kullandığını tespit etmektir. Yapı ve tema unsurlarının yeraltı edebiyatı ile polisiye edebiyat bağlamındaki ilişkisini ortaya koymak da çalışmanın diğer bir amacıdır. Üç bölümden oluşan tezin giriş bölümünde yeraltı edebiyatı ve polisiye edebiyat hakkında genel hatlarıyla bilgiler verilmiş ve birinci bölümde Emrah Serbes, bu iki edebî tür alanında değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, hikâyelerindeki yapı unsurları (anlatıcı ve bakış açısı, şahıs kadrosu, mekân ve zaman) tespit edilmiş ve bu unsurların nasıl kullanıldığı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise yazarın hikâyelerindeki temalar belirlenmiştir
YENİ ATEİZM: MATERYALİST ONTOLOJİDEN POLİTİK DÜNYA GÖRÜŞÜNE
Bu tez, felsefi düşüncenin en kadim meselelerinden biri olan “madde ve idea” ayrımını yeni ateizmin ontolojik bir temeli olarak ele almakta ve bu ayrımın tarihsel gelişimi içerisinde nasıl din-bilim çatışmasına evrildiğini incelemektedir. Madde ve idea meselesi yalnızca felsefi bir ayrım değil; aynı zamanda bu dünya ile öte dünya, fiziksel olan ile aşkın olan arasındaki gerilimin ifadesidir. Bu gerilim, özellikle Orta Çağ’da bilim ile din arasında bir çatışma olduğu iddiasıyla zirveye çıkmış görünse de bu tezde savunulan görüşe göre esas çatışma bilim ile din arasında değil; materyalizm ile din arasında, dolayısıyla madde-idea veya bu dünya ile öte dünya arasındadır. Zira modern dönemde bilim, tarafsız bir yöntem olmaktan çıkmış; her biri materyalist teoriden türemiş olan pozitivizm, natüralizm ve fizikalizm gibi ideolojilerin etkisiyle dogmatik ve seküler bir inanç sistemine dönüşmüştür. Böylece, madde-idea tartışmasından neşet eden metafizik ayrım, din ile ideolojik bilim arasında daha katmerli bir mücadeleye zemin hazırlamıştır. Bu tarihsel zemin üzerinde yükselen ve biricik hedefi “bütün dinlerin kökünü kazımak ve pozitif bilimleri hâkim kılmak” olan “yeni ateizm” olarak adlandırılan akım, daha pek çok kez isimlendirilmiş olmasına rağmen, bu çalışmada farklı bir kavramsallaştırmayla yeniden ele alınır: poli-militer ateizm. Bu kavram, tarafımdan önerilmiş olup, söz konusu akımın hem politik hem de militan doğasını daha isabetli bir şekilde ifade etmeyi amaçlar. Öyle ki akımın düşünsel kökenleri bu iki ana hat üzerinden izlenebilir: ‘militarist’ mirasını materyalist ideolojilerden, özellikle Marksizm’den alırken; polemikçi, saldırgan ve alaycı üslubunu ise Nietzscheci iv söylemden devralır. Akımın şu iki temel özelliği bunun kanıtı sayılır: Birincisi temsilcilerinin tavırlarındaki militarist öfke; ikincisi ise felsefi açıdan zayıf ve yüzeysel akıl yürütmelere dayanan sloganik argüman yapısıdır. Bu iki temel unsur, akımın zamanla kendi zıttına, yani eleştirdiği köktendinci (fundamentalizm) tavra benzer bir yapıya dönüşmesine yol açmıştır. Amacım, hızla zıttına dönüşen bu akımın bilimin imajına zarar verdiği ve dindarlara yönelik fiziki bir saldırının felsefi zeminini hazırladığı tehlikesine dikkat çekmektir
HALÎL B. AHMED’İN ARAP DİLİNDEKİ METOT VE GÖRÜŞLERİ
Bu çalışma Halîl b. Ahmed’in Arap dilindeki metot ve görüşlerini ele almaktadır. Halîl b. Ahmed Arap dilinin tarih sahnesine çıkışı, sistemleşmesi ve kuruluşunda büyük rol sahibi olmuştur. Dönemin önde gelen alimlerinden ilim tahsil etmiş; Arap dil ilimlerinde ün salmış birçok alim yetiştirmiştir. Arap dili ve gramerinde ilkleri gerçekleştirmiştir. Arapçaya böylesine önemli ve özgün katkılar sunan Halîl b. Ahmed’le ilgili kapsamlı bir çalışmanın olmaması bizi bu çalışmayı yapmaya sevk etmiştir. Çalışmada tümevarım, analiz ve karşılaştırma metotları uygulanmıştır. Çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, çalışmanın konusu, önemi, metodu, Arap dilinin tanıtımı, ehemmiyeti, tarihî gelişimi ve sistemleşmesi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde Halîl b. Ahmed’in hayatı, ilmî kişiliği ve eserleri incelenmiştir. Bu bağlamda Halîl b. Ahmed’in hicrî 100–175 yılları arasında geçen hayatı, tarihî ve biyografik veriler çerçevesinde ele alınmıştır. Ayrıca Halîl’in ilmi kişiliği üzerinde durularak kaleme aldığı her bir eserin içeriği, ilme katkısı ve literatürdeki yeri ortaya konulmuştur. İkinci bölümde Halîl b. Ahmed’in dildeki metodu incelenmiştir. Arap dilinde izlediği metod ayrıntılı bir biçimde ele alınarak genel ilmî yöntemi, istidlâl ve istişhâd boyutlarıyla ortaya konularak analiz edilmiştir. Bu bağlamda biri Halîl’in istidlâl metotları, diğeri ise araştırma yöntemleri olmak üzere temel iki konu üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Halîl b. Ahmed’in dildeki görüşleri incelenmiştir. Bu bölümde, Halîl b. Ahmed’in başta nahiv ve sarf olmak üzere fonetik, lügat ve diğer dil ilimleriyle ilgili görüşleri; kadim, müteahhir ve muasır kaynaklardan yararlanılarak ortaya konulmuştur. Sonuç kısmında ise Halîl b. Ahmed’in Arap dilindeki metot ve görüşlerine dair genel mülahazalara yer verilmiştir
V-Şekilli Mikrohavzalarda Suyun Etkin Kullanımıyla İklim Değişikliğine Karşı Ekosistem Rehabilitasyonu
Bu çalışma, iklim değişikliğinin kurak ve yarı kurak bölgelerde yürütülen ağaçlandırma çalışmalarını olumsuz etkilemesi nedeniyle ortaya çıkan su stresi sorununa çözüm üretme gerekliliğinden doğmuştur. Artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar nedeniyle, özellikle ilk yıllarda orman ağacı fidanların hayatta kalma oranlarının düşmesi ve ekosistem rehabilitasyonu çalışmalarının başarısız olması, alternatif ve sürdürülebilir ormancılık uygulamalarını gerekli kılmıştır. Bu doğrultuda, bu çalışmada suyun etkin kullanımı için geliştirilen V-şekilli mikrohavza yapıları ile bitki destek sistemleri (mikoriza, polimer, osmoprotektan) entegrasyonunun sahadaki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, İzmir ve Manisa illerinde farklı iklim ve toprak özelliklerine sahip üç bölgede (Karaburun, Ödemiş ve Yuntdağı), dar yapraklı dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) türü ile yürütülen ağaçlandırma uygulamalarında su hasadı ve destekleyici uygulamaların fidanların yaşama oranı, büyüme performansı, fizyolojik özellikleri, toprak nemi ve karbon birikimi üzerindeki 3 yıl sonundaki etkileri değerlendirilmiştir. Arazi denemeleri tamamen rastgele blok deneme desenine göre yürütülmüş ve elde edilen veriler geleneksel teras yöntemleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, V-şekilli mikrohavzaların suyu tutarak kurak dönemlerde su stresini azalttığı; mikoriza, polimer ve osmoprotektan uygulamalarının ise fidan gelişimini ve yaşama oranını anlamlı düzeyde artırdığı belirlenmiştir. Ayrıca bu uygulamaların toprak nemini koruduğu, besin alımını iyileştirdiği ve toplam karbon havuzuna olumlu katkı sunduğu ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, kurak ve yarı kurak alanlarda yapraklı türlerle yürütülecek ağaçlandırma faaliyetlerinde başarıyı artıracak bütüncül bir yaklaşım sunmakta; aynı zamanda Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele stratejil
Bazı Tiyazol Türevlerinin X-Işını Kristalografisi, Yoğunluk Fonksiyon Teorisi ile Yapılarının Aydınlatılması ve Moleküler Docking Çalışmaları
Bu çalışmada, iki yeni tiyazol bazlı heterosiklik bileşik (TYZ1 ve TYZ2) sentezlendi ve tek kristal X-ışını kırınımı yoluyla tam olarak karakterize edildi; bu da moleküler geometrileri ve kristal paketleme düzenlemeleri hakkında ayrıntılı bilgiler sağladı. Hirshfeld yüzey analizi ve karşılık gelen 2B parmak izi çizimleri, moleküller arası etkileşimleri görselleştirmek ve ölçmek için kullanıldı ve hidrojen bağı, π–π istiflenmesi ve van der Waals temaslarından gelen baskın katkıları ortaya koydu. 3QX3 proteinine karşı moleküler docking çalışmaları, her iki bileşik için de olumlu bağlanma afiniteleri gösterdi; TYZ2 üstün bağlanma enerjisi ve π istiflenmesi ve önemli aktif bölge kalıntılarına sahip çoklu hidrojen bağları dahil olmak üzere daha kapsamlı kovalent olmayan etkileşimler sergiledi. B3LYP/6-31G(d,p) düzeyinde YFT hesaplamaları, moleküler geometrileri optimize etmek, elektrostatik potansiyel yüzeylerini analiz etmek ve sınır moleküler orbitallerini (FMO'lar) keşfetmek için gerçekleştirildi, docking sonuçlarını daha da destekledi ve elektronik özellikler ve reaktivite profilleri hakkında değerli bilgiler sağladı. Birleştirilmiş kristalografik, hesaplamalı ve moleküler docking araştırmaları, bu tiyazol türevlerinin potansiyel biyoaktif iskeleler olarak daha fazla geliştirilmek üzere umut verici yapısal özelliklere sahip olduğunu göstermektedir
MOĞOLİSTAN’IN BAYAN-ÖLGİY İLİ ALTANTSÖGTS İLÇESİ MİKROTOPONİMLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME
Bu tez Bayan-Ölgiy ilinin Altantsögts ilçesindeki mikrotoponim adlarına odaklanarak, bu adların nereden geldiği, kim tarafından verildiği, kelime kökenleri ve Moğol kültürü içindeki rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Mikrotoponim adları, coğrafi özellikleri tanımlamak, yönlendirmek ve hafızada tutmak için kullanılan önemli unsurlardır. Özellikle göçebe hayvancılıkla uğraşan Moğollar gibi toprakları en küçük detayına kadar isimlendirmek zorunda olan toplumlar için bu adlar, büyük bir anlam taşımaktadır. Moğollar bu adları yazılı olarak işaretlemezler, bunun yerine ezberlerler ve nesiller arasında aktarırlar. Bu Moğol kültüründeki sözlü geleneklere dayalı bir yaklaşımdır. Mikrotoponimler, Moğol toplumunun coğrafi çevresiyle nasıl etkileşimde bulunduğunu ve çevresel faktörlerin yaşam tarzına nasıl yansıdığını anlamamıza yardımcı olabilir
3D Lidar Based Fall Detection
The rapid growth of the global elderly population presents significant healthcare challenges, with falls being a leading cause of injury, loss of independence, and mortality in this demographic. Existing Fall Detection Systems (FDS) based on wearable, ambient, or vision-based sensors often suffer from critical limitations concerning user privacy, cost, reliability, and user adherence. This thesis addresses these research gaps by presenting the complete design, implementation, and evaluation of a novel, low-cost, real-time, and privacy-preserving FDS. The proposed system is built upon a custom design hardware platform featuring an 8x8 multi-zone Time-of-Flight (ToF) LiDAR sensor and an ESP32 System-on-aModule (SoM). The LiDAR sensor captures low resolution depth images of the environment, enabling posture analysis without recording identifiable visual images ensuring user privacy. The ESP32's dual-core architecture and integrated wireless capabilities provide the necessary computational power for on-device processing. The system firmware is built on the FreeRTOS real-time operating system, which manages concurrent tasks for sensor polling, data processing, and communication via Wi-Fi and RS485 interfaces. A complete end-to-end Tiny Machine Learning (TinyML) workflow was developed. This includes a C# application for data acquisition and visualization, model training in the Google Colaboratory cloud environment, and a Python-based tool for on-device validation. Experimental results showed that a 3-layer dense neural network significantly outperformed a Convolutional Neural Network (CNN) in both inference speed (approx. 480 µs vs. 3150 µs) and prediction confidence. The final selected model demonstrated high accuracy in on-device testing, reliably distinguishing between fall events and normal activities of daily living (ADL). This work successfully demonstrates a feasible FDS prototype that is effective, lowcost, and privacy-conscious by leveraging multi-zone LiDAR sensor and edge AI microcontroller. And it presents a practical solution for enhancing the safety and independence of elderly individuals