Suleyman Demirel University Research and Education Hospital
Suleyman Demirel University DSpace RepositoryNot a member yet
817 research outputs found
Sort by
Türkiye üniversitelerinin örgütsel etkinlik alanları: öğretim üyeleri üzerine bir araştırma
Bu tez çalışmasında Türkiye üniversitelerinin örgütsel etkinlik alanları araştırılmıştır. Araştırma ile üniversitelerin değerlendirilmesine yönelik ortaya konacak çabalara bir alt yapı oluşturulması hedeflenmiştir. Araştırma, dokuz örgütsel etkinlik boyutundan oluşan ve öğretim üyelerinin görev yapmakta oldukları üniversiteleri ile ilgili algılarını ölçen 46 soruluk bir ölçekle gerçekleştirilmiştir. Analizler toplamda 23 devlet üniversitesinden sağlanan 1185 anket ile yapılmıştır. Öncelikle dokuz örgütsel etkinlik boyutunun Türkiye üniversitelerine uygunluğu test edilmiştir. Ardından Türkiye üniversitelerinin örgütsel etkinlik boyutlarındaki etkinlik düzeylerine göre boyutların nasıl kümelendiği araştırılmıştır. Böylelikle Türkiye üniversitelerinin örgütsel etkinlik alanlarının tespit edilmesi hedeflenmiştir. Analizler sonucu Türkiye üniversitelerinin üç temel örgütsel etkinlik alanı tespit edilmiştir. Bunlar "Öğrenci Odaklılık", "İç Odaklılık" ve "Uzmanlık ve Çevre Odaklılık" alanlarıdır. Türkiye üniversitelerinin bu alanlardaki etkinlik düzeylerine göre altı tip üniversite gözlemlenmiş ve söz konusu üniversite tiplerinin örgütsel etkinlik alanlarındaki etkinlik düzeyleri arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Analizlerde faktör, kümeleme, parametrik olmayan testler ve varyans analizleri kullanılmıştır. Bulgular farklı ülkelerden elde edilen sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Neticede, üniversitelerin örgütsel etkinliğinin tek boyutlu incelenmemesi gerektiği, üniversitelerin değişik alanlarda farklı farklı etkinlik düzeylerine sahip olduğu, mevcut ölçüm çalışmalarının zenginleştirilmesi gerektiği yargısına ulaşılmıştır. Mamafih, Türkiye üniversite tiplerinin kendi içinde üç örgütsel etkinlik alanındaki etkinlik düzeyleri farklı olsa da, birbirleri arasında alanlardaki etkinlik düzeylerindeki sıralamaları büyük oranda aynı kalmaktadır. Bir alanda en etkin olan üniversite tipi diğer alanlarda da mukayeseli olarak en etkin olmaktadır. Aynı şekilde bir alanda etkinlik düzeyi düşük olan üniversite tipinin diğer alanlarda da etkinlik düzeyi düşük olmaktadır. Buradan yola çıkarak Türkiye üniversitelerinin bütün alanlarda etkin olma gayreti içinde oldukları, yeterince stratejik yönelimlere girmedikleri, dolayısıyla kaynaklarını etkin bir biçimde kullanmadıkları iddia edilebilir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Etkinlik, Kalite, Performans, Üniversite, Kümeleme Analizi...\ud
This dissertation investigates the domains of organizational effectiveness in Turkish universities. It will also provide a basis for future studies on the evaluation of universities. This study was conducted using a 46-question survey in nine organizational effectiveness dimensions that measures the perceptions of the faculty members. Analyses were based on 1185 surveys from 23 universities. First of all it was investigated that if these nine dimensions are compatible with Turkish universities. Then how the organizational effectiveness dimensions of the Turkish universities were clustered according to the levels of effectiveness was investigated. Thus it was aimed to define the domains of organizational effectiveness in Turkish universities. The results showed that the Turkish universities have three main domains of organizational effectiveness which are "Student Oriented", "Internal Oriented" and "Academic and External Oriented". According to these levels mentioned above six types of universities were observed and the differences between the levels of the organizational effectiveness of these universities were examined. Cluster analysis, non-parametric tests and variance analysis were used. The results were compared with the results of the similar studies done in various countries. As a result it is understood that the organizational effectiveness of the universities shouldn't be examined under only one domain but instead they have various levels of organizational effectiveness in different domains. Also it is understood that the present evaluation studies should be enriched. However; even though the levels of the organizational effectiveness in the three domains differ within the six types of universities; the ranking of the six types of universities with the levels of organizational effectiveness in each domain almost same. The most effective type of university in one domain seems to be the most effective in other domains comparatively. Similarly a type of university with a low level of effectiveness in one domain turns out with a low level of effectiveness in other domains as well. As a result one can say that the Turkish universities try to be effective in every domain but not have tendency enough towards strategic thinking and thus don't use their resources effectively. KeyWords: Organizational Effectiveness, Quality, Performance, University, Cluster Analysis
1737-1739 Osmanlı-Avusturya harbi ve Belgrad'ın geri alınması
1736-1739 Osmanlı-Rus Harbi, Lehistan Krallığı Meselesi, Kafkaslarda Ruslarla yaşanan ihtilaflar ve en önemlisi de 1726 yılında gerçekleşen Avusturya-Rus ittifakı sonucunda patlak vermiştir. Avusturyalılar harbe, bir yıl sonra Rusya'ya verdiği taahhüt sonucu girmek durumunda kalmıştır. 1737 seferinin başında Niş'i ele geçirerek Osmanlılara karşı üstünlük sağlayan Avusturyalılar, seferin sonlarına doğru bu üstünlüklerini sürdürememişlerdir. 1738 seferinde ise İrşova, Adakale gibi Belgrad'ın kilidi konumundaki müstahkem bölgeleri ele geçiren Osmanlılar, bir sonraki sefer yılında avantajlı bir konuma geçmiştir. Belgrad seferi hazırlıklarını tamamlayan Osmanlılar, Avusturya'nın mağlup edilmesi halinde nihai bir sonucun elde edileceği düşüncesiyle, birliklerinin askeri imkanlarının önemli bir bölümünü Avusturya cephesine sevk etmiştir. Zira harbin başlangıcından seferin sonuna kadar Osmanlıların asıl hedefi Belgrad'ı Avusturyalılardan geri almak olmuştur. Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'ya yapmış olduğu seferlerde ordugah ve menzil noktası olarak Belgrad şehrinin önemi tartışılmazdır. Gerek XVII. yüzyılda gerekse XVIII. yüzyılın başlarında Osmanlı-Avusturya muharebelerinin sebeplerinden birisi de Belgrad üzerindeki hakimiyet mücadelesidir. Söz konusu bölge, Avusturyalılar için Balkanlara; Osmanlılar için ise Orta Avrupa'ya açılan bir kapı konumundadır. Dolayısıyla her iki imparatorluğun Belgrad üzerinde hakimiyet kurmasında, askeri gücü, teknolojisi ve lojistik faaliyetlerinin önemi tartışılmazdır. Çalışmamız, 1736-1739 Osmanlı-Avusturya-Rus Harbi'nde yer alan Belgrad kuşatmasındaki gelişmelerle sınırlandırılmış ve öncelikle her iki ordunun askeri teknolojileri, kullandıkları silahlar, iaşe orginazasyonu, ulaşım sistemleri karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın giriş bölümünde, Belgrad şehrinin coğrafi konumu, 1739 Belgrad seferine kadar çeşitli kavim ve devletlerin Belgrad şehri için verdikleri hakimiyet mücadelesi değerlendirilmiş; ilk bölümünde, 1737-1739 Osmanlı-Avusturya Harbi'nin çıkışına etki eden faktörler ve 1737-1738 sefer yıllarında cereyan eden gelişmeler ele alınmış; ikinci bölümde, Belgrad seferi öncesinde Osmanlı ve Avusturya ordularının askeri güçleri, hazırlıkları ve lojistik faaliyetleri üzerinde durulmuş; üçüncü bölümde, Osmanlı-Avusturya orduları arasında başlayan muharebeler, Osmanlıların Belgrad Kalesi'ni kuşatma girişimleri ve Avusturyalıların buna karşı almış olduğu çeşitli tedbirler ortaya konulmuş; dördüncü bölümünde ise, taraflar arasında cereyan eden barış görüşmeleri, Belgrad'ın Osmanlı idaresine girişi, imzalanan barış antlaşmaları ve hududun tayini konuları hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Avusturya, Osmanlı, Belgrad, Kuşatma, Lojistik, Sefer.\ud
The Ottoman-Russian War of 1736-1739 breaks out as a result of the matter of the Lehistan Kingdom, the conflicts with the Russians in the Caucasus and -especially- the Austria-Russia alliance in 1726. Austrians have to be part of the war due to their promise to Russia. The Austrians, to capture Niş at the start of the 1737 expedition and be at an advantage over the Ottomans, are unable to sustain this until the end of the world. The Ottomans, to capture İrşova and Adakale (fortified places in Belgrade) at the 1738 expedition, are advantageous this time for the following year of expedition. The Ottomans, to complete the preparation for the Belgrade expedition, believe that they can get a final outcome by defeating Austria and send a big part of the army to the front of Austria. The basic aim of the Ottomans -from the beginning to the end of the war- is already the capture of Belgrade. Belgrade is, undoubtedly, very important as a camp place during the Ottoman expeditions to the Central Europe. Both in the 17th century and at the beginning of the 18th century, one of the reasons for the wars between the Ottomans and Austrians is the struggle for the control over Belgrade. The related region is a gateway to the Balkans for the Austrians and to the Central Europe for the Ottomans. The present study is restricted to the events during the siege of Belgrade in the Ottoman-Austrian-Russian War of 1736-1739 and tries -chiefly- to compare and contrast both armies' military facilities, food-supply organisations and transport systems. The part of introduction studies Belgrade's geographical position and the struggles for the control over Belgrade between various nations and states until the Belgrade expedition of 1739. The first chapter is about the reasons for the Ottoman-Austrian War of 1737-1739 and the events in the years of expeditions of 1737-1738. The second chapter focuses on both parties' facilities and preparations before the Belgrade expedition. The third chapter considers the battles between the Ottomans and Austrians, the Ottoman attempts to lay a siege to the Belgrade Castle and Austrians' precautions against the attempts. The fourth chapter includes peace talks between the parties, Ottomans' taking the control over Belgrade, peace treaties signed and determination of the border. Keywords: Austria, Ottoman, Belgrade, transport, expedition
Vadeli işlem piyasalarında endeks sözleşmeleri kullanımına dayalı korunma etkinliği: Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda uygulama
Sabit kur sistemine dayalı Bretton Woods Sistemi'nin sona ermesi ile yerini dalgalı kur sisteminin alması, ilk petrol krizi ve piyasaların uluslararası arenada entegrasyonu sonucu, 1970'li yıllardan itibaren, başta kurlarda olmak üzere, faiz oranlarında meydana gelen aşırı dalgalanma ve belirsizlik, risk yönetimi kavramını beraberinde getirmiştir. "Vadeli işlem piyasaları" risk yönetimi ihtiyacı sonucu ortaya çıkmış piyasalardır. Vadeli işlem piyasaları, gelişmiş uluslararası piyasalara entegre olmada önemli işlevlere sahip piyasalardır. Türkiye' de vadeli işlemler piyasası, 4 Şubat 2005'de, İzmir'de faaliyete başlamış olan, "Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası"dır. Borsa, kurulduğu günden itibaren artan işlem hacmi, modern teknolojisi ve sunduğu ürünler ile gelişimini artan bir ivmeyle sürdürmekte, yerli ve yabancı yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Bu tezin amacı, Türkiye'de vadeli işlem piyasasında endeks sözleşmeleri ile etkin korunmanın mümkün olup olmadığının incelenmesidir. Bu doğrultuda, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda işlem gören VOB-İMKB 30 Endeks sözleşmeleri ile fiyatların düşme riskine karşı kısa pozisyonda, dinamik korunma yapılarak, korunma etkinliği (hedging effectiveness) analiz edilmekte ve VOB-İMKB 30 Endeks sözleşmeleri ile korunma etkinliğinin sağlandığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası, Endeks Vadeli İşlem Sözleşmeleri, Korunma Etkinliği, Varyansı Minimize Eden Hedge Rasyosu.\ud
The excessive fluctuation and ambiguity in the interest rates, notably in the rates of exchange, which have been ensuing since the 1970s as a result of the replacement of the Bretton Woods System based on the fixed exchange rate system with the floating exchange rate, the first oil crises as well as the integration of the markets at the international level, have brought about the concept of risk management. "Futures Markets" are the ones which have emerged as a result of the need for risk management. Futures Markets are those which have significant functions in the integration with the developed international markets. The futures market in Turkey is" the Turkish Derivatives Exchange" which started to serve in İzmir on February 4, 2005. With its modern technology and the products it offers as well as its increasing transaction volume since the foundation date, TURKDEX has been continuing its development with an increasing acceleration and arousing the interest of local and foreign investors. The aim of this thesis is to study whether it is possible to have hedging effectiveness through the index contracts in the Turkish Derivatives Exchange. Within this framework, TURKDEX-ISE-30 Index Contracts which are traded on Turkish Derivatives Exchange and the hedging effectiveness have been analyzed through the dynamic hedging at the short position against the risk of the fall in prices, and TURKDEX-ISE-30 Index Contracts as well as the hedging effectiveness have been observed to be ensured. Key Words: Turkish Derivatives Exchange, TURKDEX-ISE-30 Index Futures Contracts, ISE National-30 Index, Hedging Effectiveness, Variance Minimizing Hedge Ratio
Servis araçlarının rotalamasında optimizasyon ve bir uygulama
Bu tez çalışmasının amacı bir yerleşim yerinde ikamet eden öğrencilerin okullarına servis araçlarıyla ulaşım planlarının belirlenmesinde kolaylık sağlayabilecek bir yöntem geliştirerek, bu yöntemi belirlenen bir pilot okulda uygulamaktır. Bu amaç doğrultusunda bir yerleşim yerinde öncelikle belirli noktalar, çevresindeki yerleşim bölgesini tanımlayacak şekilde alt merkez noktalan olarak seçilir. Servisi yapan kişinin bu durakların bulunduğu bölgelere gelerek servis işlemini, bölgede ikamet eden bütün öğrencilere yapması hedeflenmiştir. Böylelikle planlayıcı, servisin ana yollar üzerindeki güzergahını tayin edebilecekken, ara yollar üzerindeki güzergah tayini, planlamanın zorluğu ve karmaşıklığından dolayı servisi yapan kişiye bırakılmıştır. Tez genel olarak dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde konu ile ilgili literatür araştırmasına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Okul Servis Araç Rotalama Problemlerinin tanımına ve içeriğine, karakteristiklerine, Araç Rotalama Problemleri ile karşılaştırılmasına, matematiksel modellemelere ve çözüm yöntemlerine değinilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, Okul Servis Araç Rotalama Probleminin Isparta İli Milli Piyango Anadolu Lisesi' nde yapılan bir uygulamasına yer verilmiştir. Bu uygulamada öğrenci sayılan, adresleri, maksimum ulaşım süresi, servis araçlarının özellikleri gibi gerekli olan veriler kullanılmıştır. Öğrencilerin yerleşim yerleri haritada belirlenerek, daha önce belirlenen alt merkez noktalarına öğrenciler atanmışlardır. Bu işlemlerden sonra, "Kazançlar Yöntemi Algoritması (Savings Algorithm)" nın seri tipi kullanılarak, "kazanç matrisi" hesaplanmıştır. Uygulama için bir bilgisayar programı yazılmış olup, elde edilen bu matristeki veriler ve önceki hesaplamalar doğrultusunda problem çözülmüştür. Tezin son kısmında ise sonuçlara yer verilmiştir. Sonuçlar toplam servis ulaşım sürelerinde ve işletilen toplam servis sayısında iyileştirme yapmanın mümkün olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte servis araçlarının güzergahlarında mesafe, süre, durak sayısı bakımından farklı çözüm planlarının elde edilebileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Servis Araçları, Rotalama, Sezgisel, Optimizasyon.\ud
The aim of this study is to construct a method that helps to organize the travel plans of students residing in an area and to apply this method at a pilot school determined under some requirements. Through this aim, firstly special points which describe the areas around them are selected as sub-center points. A benefit of using such points is to determine the areas that the person drives around. In this way, while organizer can plan the routes over main roads, the planning on sub-roads is left to the drivers because of the complexity and difficulty of it. The thesis is generally composed of four parts. In the first part, a broadly searched literature is given. In the second part, the scope and definition, characteristics, models, formulations, solution methods and comparisons of School Bus Routing Problems with Vehicle Routing Problems are clearly and widely explained. In the third part, an application about School Bus Routing Problem at Isparta Milli Piyango Anadolu High School is given. In this application, necessary datum such as number of students, their addresses, allowable travel time, characteristics of the service vehicles and etc. were used. Then, by finding the residencies of the students on the map, they were assigned to the sub-center points determined before. After these processes, using serial version of ''Savings Algorithm", a matrix named "Savings Matrix" was calculated. A computer program was written for the application. Through the datum obtained from savings matrix and previous calculations, this problem was solved. In the last part of the thesis, the results are taken into account. The results show that it can be possible to improve on total service times of school busses and total number of school busses operating. In addition, it is observed that it is possible to get different solution methods in the sense of the distance, time, and number of stops on the route of the service vehicles. Keywords: Service Vehicle, Routing, Heuristics, Optimization
Basel II kriterlerinin KOBİ'lere etkileri
Bu çalışmada Basel II'nin KOBİ kredilerine muhtemel etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda 2007 yılında G-10 ülkelerinde uygulanma alanı bulmuş olan Basel II nin 2008 yılında diğer ülkelerde de uygulanması kararlaştırılmış ve Basel II güncel bir konu olması sebebi ile ülkeler dikkatlerini bu konuya vermişlerdir. Bankaların sermaye yeterliliklerinin ilk kez bir standartla beraber anılması 1988 yılında Basel Fin Basel Komitesi tarafından ortaya atılması ile gerçekleşmiştir. Basel Komitesi finansal piyasalarda meydana gelen gelişmeleri ve Basel Fin eksikliklerini dikkate alarak 1999 yılında yeni sermaye yeterliliği uzlaşısını (Basel II) yayınlamıştır. Basel II sermaye yeterliliğine göre iyi şekilde finanse edilmiş, iyi yönetilen , gerekli tüm bilgileri ve yeterli şekilde sunarak şeffaflığı sağlayabilen KOBİ'ler en iyi dereceği alarak, bankalardan daha düşük maliyetle kredilendirilme imkanına sahip olacaktır. Anahtar Kelimeler: Basel II, KOBİ, Sermaye Yeterliliği, Kredi Riski.\ud
In this research study effects of Basel II criteria on SME loans have been searched. In this connection, Basel II criteria have been in practice in G-10 countries and applications of criteria continued in the year 2008 and results have been contrasted. Many countries now show keen interest in the applications of Basel II capital adequacy accord. Banks capital has now reference to these criteria. The Basel I were first introduced by Basel Committee taking into consideration the developments in the banking and finance sectors, Tried to fill the missing elements in the criteria by introducing Basel II capital adequacy accord. Basel II is well suited for banking and finance sectors, it is more transparent and good for SME's properly managed. It opens the way for low interest loans from banks. Key Words: Basel II, SME, Capital Adequacy, Credit Risk
Felsefi açıdan tolerans ve hoşgörü
Bu tezin amacı, aynı anlamda olduğu düşünülen batı kaynaklı tolerans kelimesi ile tamamen Türk halk kültürünü yansıtan hoşgörü kelimesi arasındaki farkı ortaya çıkarmaktır. İlk bölümde kelimeler ayrı ayrı ele alınarak etimolojileri ve ortaya çıktıkları kültürlerdeki kullanımları incelenmiştir. İkinci bölümde kelimelerin tarihsel arka planları, içerikleri unsurları ve alanları sunularak kelimeler arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. Üçüncü bölümde toleransla ilgili felsefi argümanlardan örnekler sunulmuştur. Bu çalışma ile tolerans ve hoşgörü kavramlarının aynı anlamı karşılamadıkları, toleransın kurumsal bir yapısı olduğu, hoşgörünün ise bireysel bir tutumu ifade ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tolerans, Hoşgörü, Farklılık, Hristiyan, Aydınlanma, Kilise, Devlet.\ud
The aim of this thesis is to reveal the difference between tolerance of which source is Europe and hoşgörü which reflects Turkish folk culture completely and which are thought to have the same meaning. In the first part the etymology of the words and their usage where they emerged have been examined separately. In the second part tolerance and hoşgörü have been compared by giving their historical backgrounds, contents, elements and fields. In the third part samples related with tolerance from philosophical arguments have been given. In this thesis it has been inferred that tolerance and hoşgörü do not mean the same sense, tolerance has an institutional manner whereas hoşgörü expresses a personal manner. Key Words: Tolerance, Hoşgörü, Difference, Christian, Enlightenment, Church, State
Tüketim kültürünün üniversite gençliği üzerine etkisi
Tüketim kültürü, tüketim ürünlerinin ve hizmetlerinin kullanımının ötesinde, toplumsal statüyü ve kimliği tanımlama biçimi olarak giderek önem kazanmaktadır. Bu kültür, özellikle gençlik tarafından daha da önemsenmekte ve yaşam biçimlerini tanımlama vasıtası olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Süleyman Demirel Üniversitesinde okuyan öğrencilerin tüketim davranışlarının ve eğilimlerinin şekillenmesinde tüketim kültürünün etkisini incelemektir. Bu amaçla çalışmada kültür ve tüketim kavramları çerçevesinde üniversite gençlerinin sosyo-demografik özelliklerinin yanında moda, reklam, marka, mekn gibi değişkenler aracılığıyla tüketimlerini nasıl anlamlandırdıkları açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Tüketim, Tüketim Kültürü, Üniversite Gençliği, Toplumsal Kimlik, Toplumsal Statü.\ud
Culture of consumption gains gradually an importance as a figure of social status and identity at the beyond of the usage of products and service consumption. This culture is being considered and appreciated particularly by youths as a tool of expression of their life style. The aim of this study is to analyze the effect of culture of consumption on the consumption behavior and shaping tendency of those students who have been studying at Süleyman Demirel University. For this purpose, it is tried to explain at this study how the students interpret their consumption in the framework of the notions of culture and consumption by means of some factors such as advertisements, fashion, trademark alongside the socio-demographic features of the university youths. Keywords: culture, consumption, culture of consumption, University youth, social identity, social status
Yoksullukla mücadelede eğitimin rolü: şartlı nakit transferi-ŞNT örneği
Ülkemizde 2001 ekonomik krizi ile birlikte, önceden hüküm süren kurallı, baş edilebilir yoksulluktan yaygın, kuralsız ve baş etmesi zor bir yoksulluğa geçiş yaşanmaktadır. Bu yeni yoksulluk karşında çoğu kez aileler eğitim harcamalarında tasarruf yapmakta, çocuklarını çalışma yaşamına yönlendirmektedir. Bu da uzun vadede gelecek kuşaklar olan çocuklarının yaşam şans ve olanaklarını olumsuz etkilemektedirler. Ancak son yıllarda uluslararası kuruluşların öncülüğünde en yoksul ülkelerde eğitimin yeniden işlevselliğini artırmak ve yoksul çocukların insan sermayelerini geliştirmek için eğitim destek politikalarına uygulamaya koymuşlardır. Şartlı Nakit Programı-ŞNT'de bunlardan biridir. ŞNT, çocuk yoksulluğunu önlemek, çocukların insan sermayelerini güçlendirmek, çalışmalarını engellemek, kadınların aile içi konumlarını güçlendirmek gibi temel amaçları benimsemiştir. ŞNT programı ülkemizde eğitim alanında bir gelir desteği olarak geleneksel burs yaklaşımın dışında bir ilk uygulama olması ve anneler aracılığıyla yürütülmesi bakımından da bir ilktir. Bu çalışma bir alan araştırması örneğinde ŞNT programının, çocuk yoksulluğuyla mücadeledeki yeri, fırsat ve cinsiyet eşitliğini sağlamadaki rolleri bağlamındaki başarısı ele alınmaktadır. Çalışma yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın içeriği, amacı, konusu, hipotezleri, evren ve örneklemi, yöntem ve teknikleri ile birlikte çalışmanın sınırlılıklarıyla ilgili bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde, çocuk, eğitim, yoksulluk, çocuk yoksulluğu, sosyal dışlanma-içerme, fırsat eşitliği ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çocuk yoksulluğunu açıklayan kavramlarla, eğitimin işlevselliğini tartışmada odak olan kuram ve yaklaşımlar tartışılmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, dünyada yoksulluk ve çocuk yoksulluğunun tarihsel gelişimine ait bir çerçeve oluşturulduktan sonra eğitimin yoksullukla mücadeledeki yeri değerlendirilmektedir. Dördüncü bölümde, modernleşme sürecinde Türkiye'de yoksulluk, çocuk yoksulluğu ve yoksulluğu önlemede rol alan eğitim programlar incelenmektedir. Beşinci bölümde, Dünya Bankasının desteği ile 1990'lı yılların başından itibaren birçok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede uygulanmaya başlanan şartlı ve şartsız nakit gelir desteği programlarının ülke uygulamaları örnekleri ele alınmaktadır. Ayrıca ülkemizde de 2001 yılında ŞNT kısa adıyla yürürlüğe konan programın uyguma süreci açıklanmaktadır. Altıncı bölümde, ülkemizde ŞNT programından yararlan yoksul aileler ve çocukları ile gerçekleştirilen alan çalışmasının bulguları sunulmakta ve çalışmanın hipotezleri nicel ve nitel araştırma teknikleri ışığında tartışılmaktadır. Son olarak da çalışmanın genel değerlendirmesi yapılmakta, ŞNT programının uygulanışı ve konu ile ilgili öneriler sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkiye'de yoksulluk, çocuk yoksulluğu, eğitim, fırsat ve cinsiyet eşitliği, şartlı nakit transferi-ŞNT.\ud
In Turkey, along with the 2001 economic crisis, there has been a transformation towards a widespread and disordered poverty. Confronted with this new poverty, families are inclined to limit expenditures on education and to make their children work, which in return means limited opportunities in the long run. Yet, in the last years, with the leading role of international organizations, education support policies have been put into effect to improve the functionality of education and human capital of children, particularly in the poorest countries. Conditional Cash Transfer (CCT) is one of these policies. The basic objectives of CCT are to alleviate child poverty, to improve human capital of children, to eliminate child labor and to empower women and children within the domestic sphere. CCT is the first practice in Turkey in that, it is an income support for education aside from the traditional scholarship understanding and implemented through mothers. This study focuses on the role of CCT in the struggle with child poverty and its success regarding gender equality and presents the findings of a field study. The thesis is composed of seven chapters. In the first chapter, the subject, content, objective, hypothesizes, research sample, research methods and limitations of the study are put forward. In the next chapter concepts like child, education, poverty, child poverty, social exclusion-inclusion, equality in opportunities, gender equality are explained and core theories and approaches regarding functionality of education are discussed. In the third chapter, historical development of poverty and child poverty in the world is explained and the role of education in struggle against poverty is evaluated. In the fourth chapter, poverty, child poverty and education programs in the alleviation of poverty within the modernization process in Turkey are explored. In the fifth chapter, conditional and non-conditional cash transfers that have been implemented since the 1990s by the World Bank are examined together with the country practices. Additionally, implementation process of the CCT which was put into effect in the year 2001 in Turkey is explored. In the following chapter, the findings of a field study with the poor families and their children benefiting from the CCT are put forward and hypothesizes of the study are discussed in the light of quantitative and qualitative research methods. Finally, a general evaluation is made and recommendations regarding the CCT are put forward. Keywords: Poverty in Turkey, child poverty, education, gender equality and equality in opportunities in education, conditional cash transfer-CCT
İlköğretim çağındaki çocukların sosyalleşmesinde popüler kültürün rolü (Isparta örneği)
Sosyalleşme yaşam boyu süren bir öğrenme sürecidir. Çocuk, doğduğu andan itibaren sürekli bir sosyalleşme süreci içerisindedir. Günümüzde kitle iletişim araçları çocuğun sosyalleşmesini etkileyen ve çocuk üzerindeki etkisini günden güne arttıran bir sosyalleşme aracıdır. Bugün kitle iletişim araçları yardımıyla popüler kültür ve bu kültürün ürünleri her yaş grubunu etkisi altına alabilmektedir. Bu çalışmanın amacı Isparta ilköğretim okullarının II. kademesinde okuyan öğrencilerin sosyalleşmesinde popüler kültürün ve bu kültür ürünlerinin etkisini tespit etmektir. Bu çalışmada, kültür ve sosyalleşme kavramlarından hareketle, ilköğretim çağındaki çocukların sosyalleşme süreci ve bu süreci etkileyen faktörler ele alınmış, özellikle alan verilerinden de yararlanılarak popüler kültürün ve ürünlerinin kitle iletişim araçları vasıtasıyla çocukların sosyalleşmesindeki rolü üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Sosyalleşme, Kültür, Popüler Kültür, Kitle İletişim Araçları.\ud
Sociability is a learning process lasting for a life-time. A child has been in the sociability process from birth onwards. Nowadays, mass media tool is a tool which has been affecting on sociability of child and raising its effect on child day by day. Popular culture and its products is in a position to be able to extend their influence over any age group with the help of mass media tools. The aim of this study is to determine the role of popular culture and its products on sociability of students who are attending to second level of primary education in Isparta. This study dwells on sociability process of the children who are at the age of primary education and the factors that have effect on this process by taking culture and sociability notions into consideration. Particular attention is given the role of popular culture and its products on the sociability process of children through mass media. Key Words: Child, Sociability, Culture, Popular Culture, Mass Media Tools
Stok kontrolü ve ekonomik sipariş miktarı modellerinde yeni açılımlar: ödemelerde gecikmeye izin verilmesi durumu ve bir model önerisi
Stok kontrol modelleri, talebin kesin olarak bilinip bilinememesine göre deterministik ve olasılıklı modeller olarak ikiye ayrılmaktadır. Deterministik stok kontrol modelleri arasında en yaygın kullanılan modeller Klasik Ekonomik Sipariş ve Üretim Miktarı Modelleridir. Bu modellerde ele alınan varsayımların çoğu, gerçek hayatta geçerli olabilen değişik durumları veya içinde bulunulan ekonomik koşulları dikkate almamaktadır. Dolayısıyla, sözü edilen varsayımların gevşetilmesi veya ek yeni varsayımlar yardımıyla, gerçek yaşamla daha tutarlı ve geçerli ekonomik koşulları dikkate alan yeni modeller üretilmiştir. Örneğin, stoksuzluk, öğrenme, enflasyon ve paranın zaman değeri etkileri, stoktaki ürünlerin zamanla bozulması, kusurlu ürün, ödemelerde gecikmeye izin verilmesi gibi yeni açılımlar, bu alanda geniş bir çalışma yelpazesi oluşmasını sağlamıştır. Bu çalışmada, klasik ekonomik sipariş miktarı modellerinde geçerli olan varsayımlardan bazıları gevşetilerek gelen siparişlerin belli bir oranda kusurlu ürün içerdiği, stoksuzluğa ve ödemelerde belli bir süre gecikmeye izin verildiği durum için yeni bir ekonomik sipariş miktarı modeli elde edilmektedir. Modelde, ödemelerde izin verilen gecikme süresinin iki farklı durumu için optimal değerler ile izin verilen gecikme süresi ve kusurlu ürün oranı arasındaki ilişkiler belirlenmektedir. Ayrıca, geliştirilen model için sayısal örnekler verilmekte ve izin verilen gecikme süresi ve kusurlu ürün oranındaki değişimlerin etkileri duyarlılık analizi ile incelenmektedir. Yapılan analizler sonucu ödemelerde izin verilen gecikme süresi arttıkça sipariş miktarının azaldığı toplam karın ise azaldığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Sipariş Miktarı, Kusurlu Ürün, Ödemelerde Gecikmeye İzin Verilmesi, Stoksuzluk.\ud
Inventory control models are classified as deterministic and stochastic models upon the condition that the demand is definitely known, or not. Economic Order and Production Quantity models are among the most widely used techniques in deterministic inventory control models. As a result of many unrealistic assumptions embedded in these models, some real life situations and current economic circumstances are not considered. Therefore, by loosening these assumptions and introducing some extra hypotheses, many new models consistent with real life and consider current economic conditions were developed. A vast literature has occurred under these conditions which are known as new approaches such as shortage, effect of learning, inflation and time value of money, deterioration, defective items and permissible delay in payment. In this study, a new model is proposed in the case of defective items, permissible delay in payments and shortage by loosening some of the assumptions of classical Economic Order Quantity models. For two case of permissible delay in payments, the relationships between permissible delay time, rate of defective item and optimal values are determined. Furthermore, numerical examples are given and analyzed for the developed model. Changes in the optimal values with respect to the rate of defective item and permissible delay in payments are analyzed with sensitivity analysis. Result of the analysis show that while permissible delay of payment increases order quantity decreases and total profit increases. However when rate of defective items increases order quantity increases and total profit decreases. Keywords: Economic Order Quantity, Defective Items, Permissible Delay in Payments, Shortag