Eastern Mediterranean University Open Journal Systems (OJS)
Not a member yet
216 research outputs found
Sort by
Gana\u27nın Kuzey Bölgelerindeki Kadınların Güçlendirilmesinde Micro Kredi ve Sosyo-Kültürel Engeller
This study investigates the impact of microfinance programmes on women’s empowerment in the northern territory of Ghana, which is known as the poorest part of the country. A survey methodology is used to collect data from a sample of 247 female entrepreneurs and their husbands (189 women and 58 men) in rural areas. The majority of the sample are aged 40 or below, and many are illiterate. The research findings indicate that although microfinance appears to have some positive effects on women’s income, it is insufficient to ease the hardships in the lives of women in northern Ghana. Most female respondents indicated that women are largely forbidden by men to own productive assets such as land and livestock. The traditional domineering behaviour of men remains a significant obstacle. Despite the increase in access to credit, microfinance itself may not be sufficient to eliminate barriers to women’s empowerment and to the reduction of poverty.Bu çalışma, Gana’nın en fakir bölgesi olarak bilinen kuzey Gana’daki mikrofinans programlarının o bölgedeki kadınların güçlenmesine olan etkisini araştırmaktadır. Kırsal alanlarda 247 kadın girişimciden ve eşlerinden (189 kadın ve 58 erkek) oluşan bir örnekleme anket uygulayarak veri toplanmıştır. Örneklemenin büyük bir kısmı 40 yaş altında ve okur yazar olmayan kişilerden oluşmuştur. Araştırma bulgularına göre, mikrofinans kuzey Gana’daki kadınların gelirleri üzerinde olumlu bir etki yaratmış olduğu halde, yaşamlarındaki zorlukları hafifletmek için yetersiz olduğunu göstermektedir. Kadınların çoğunluğu tarım üretimi için arazi ve hayvan gibi varlıklara sahip olmalarının erkekler tarafından yasaklandığını ve erkeklerin bu gibi otoriter davranışları yüzünden kadınların birikim yapamadıklarını belirtmişlerdir. Bu nedenle mikrofinans kadınların krediye erişimlerini kolaylaştırmış olsa bile onların güçlenmesine yönelik engelleri kaldırmaya ve yoksulluğu azaltmaya yeterli değildir
Anneliğe, Kadınlığa ve Dişil Döngülere Dair Bir Sergi: Bize Ait Bir Oda
Bize Ait Bir Oda sergisi, 9 Mayıs-4 Haziran 2017 tarihleri arasında Ark Kültür’de yirmi iki sanatçının katılımıyla gerçekleşti. Feminist bir bakış açısı ve dayanışma ile gerçekleştirilen sergi bugüne kadar yapılan kadın sergilerinden biraz farklı bir yaklaşım sergileyerek kadınlığa dair oldukça spesifik bir konuya, doğurganlığa odaklandı. Sergi, içinde yaşadığımız toplumun devamı için hayati, kadının kendi hayatını şekillendirmede kritik bir rol oynayan doğurganlık kavramına ve annelik rolüne odaklanarak hem erkek egemen sanat dünyasının çok da gündemine taşımak istemediği kadınsal konulara mercek tuttu hem de bu konular üzerine çalışan kadın sanatçılara görünürlük kazandırdı.Bize Ait Bir Oda sergisi, 9 Mayıs-4 Haziran 2017 tarihleri arasında Ark Kültür’de yirmi iki sanatçının katılımıyla gerçekleşti. Feminist bir bakış açısı ve dayanışma ile gerçekleştirilen sergi bugüne kadar yapılan kadın sergilerinden biraz farklı bir yaklaşım sergileyerek kadınlığa dair oldukça spesifik bir konuya, doğurganlığa odaklandı. Sergi, içinde yaşadığımız toplumun devamı için hayati, kadının kendi hayatını şekillendirmede kritik bir rol oynayan doğurganlık kavramına ve annelik rolüne odaklanarak hem erkek egemen sanat dünyasının çok da gündemine taşımak istemediği kadınsal konulara mercek tuttu hem de bu konular üzerine çalışan kadın sanatçılara görünürlük kazandırdı
Hâkimin Adaletsizliği Görmesi Üzerine Bir İnceleme: Evans v Birleşik Krallık
Evans v The United Kingdom case is good example of the fact that the abstract rules cannot sometimes provide substantial justice. In this regard, the interpretation of the judges is of great importance. This article discusses the role of judges to see the injustice of a case by using Evans v the United Kingdom decision. Discussions based on the theory of care ethics, relational autonomy and Gulriz Uygur’s approach “to see injustice”.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Evans v Birleşik Krallık davası, soyut hukuk kurallarının somut olay adaletini sağlamada zayıf kaldığı ve bu anlamda hâkimlerin yorumunun büyük önem taşıdığı bir örnektir. Bu makalede Evans v Birleşik Krallık davası temelinde hâkimin somut olayı ve olaydaki kişilerin durumunu görmesi üzerine bir değerlendirme yapılmaktadır. Değerlendirme ihtimam etiği ve ilişkisel özerklik teorisi ve Gülriz Uygur’un “adaletsizliği görmek” yaklaşımını temel alarak yapılmıştır
Türkiyede Kadına Yönelik Vigilantist Şiddet: Sosyolojik Bir İnceleme
This study examines one of the disturbing political developments over the last years and one that has not received scholarly attention: the rise of vigilantism against women in Turkey. Building on the empirical data on vigilante incidents, I show that vigilantism in Turkey is an exclusively masculine practice carried out by individual men or small groups of men who, calling upon a moral order or higher moral sovereignties, target nonpious-looking women navigating the public places in densely populated big cities. By locating vigilantism in the larger dynamics of gender politics, I argue that vigilantism delineates the emergent dynamics of the current backlash against women’s agency in Turkey, a backlash that manifests itself as a masculinist enforcement of morality in public.Bu çalışma son yıllardaki rahatsız edici gelişmelerden birini ve henüz üzerine akademik çalışma yapılmamış bir konuyu inceliyor: Türkiye’de kadına karşı artan vigilantist saldırılar. Saldırı vakalarından edinilen ampirik verilere dayalı bu çalışma, Türkiye’de vigilantizim saldırılarının ekseriyetle erkekler veya erkeklerden oluşan küçük gruplar tarafından, ahlaki bir düzen ya da daha yüksek ahlaki otoriteler adına icra edilen, ve yoğun nüfusa sahip büyük şehirlerdeki kamusal mekanlarda bulunan ve müteyyeddin görüntüsünü haiz olmayan kadınları hedef alan, eril bir pratik olduğunu gösteriyor. Vigilantizmi toplumsal cinsiyet siyasetinin daha geniş dinamikleri çerçevesinde ele alarak, bu şiddet türünün aslında Türkiye’de kadınların failliğine karşı çıkan bir tepki siyasetinin tezahürü olduğunu savunuyorum. Vigilantizm, bu tepki siyasetinin hatlarını çiziyor ve bu siyasetin, ahlakın kamusal alandaki kadınlara eril bir şekilde dayatılması biçimini aldığını gösteriyor
Durdurun Uçağı, İnecek Var! Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler
Bir kız çocuğu asi olur, olmalıdır, ta ki kendi yolunu kendi bildiği gibi çizene kadar; çünkü hayat ona ‘dur’ der, ‘sen kızsın’ der, ‘yapma’ der, ‘önüne bak’ der, ‘konuşma’ der, ‘düzgün otur’ der, ‘sokakta şarkı söyleme’ der, ve hatta ‘sokağa çıkma’ der. Bunları duya duya, bir kız çocuğu, eğer yeterince sindirilmemişse, eğer korkutulup susturulmamışsa tamamen, birazcık asi olur mutlaka. Olsun da!Bir kız çocuğu asi olur, olmalıdır, ta ki kendi yolunu kendi bildiği gibi çizene kadar; çünkü hayat ona ‘dur’ der, ‘sen kızsın’ der, ‘yapma’ der, ‘önüne bak’ der, ‘konuşma’ der, ‘düzgün otur’ der, ‘sokakta şarkı söyleme’ der, ve hatta ‘sokağa çıkma’ der. Bunları duya duya, bir kız çocuğu, eğer yeterince sindirilmemişse, eğer korkutulup susturulmamışsa tamamen, birazcık asi olur mutlaka. Olsun da
Öğretmen Adaylarının Toplumsal Cinsiyet Tutumu: Adıyaman Üniversitesi Örneği
The aim of this study is to determine gender role attitudes of fourth-grade students using descriptive and cross-sectional analysis by applying a questionnaire and Gender Roles Attitude Scale developed by Zeyneloglu and Terzioglu. Participants used in the study are made up of 187 fourthgrade students at the Department of Elementary Education (namely Primary School Teacher Education, Elementary Mathematics Teacher Education, Social Sciences Teacher Education, and Science Teacher Education). The results reveal the egalitarian attitudes among students for the sub-dimensions named egalitarian gender role (mean score: 29.05), female gender role (mean score: 24.37), marriage gender role (mean score: 19.67), traditional gender role (mean score: 23.41) and male gender role (mean score 17.24). Average and median Gender Roles Attitude Scale scores of respondent students were found to differ according to the type of department, the high school that they graduated from, and the person effective in choosing the department of students.Bireyler toplumun belirlediği roller çerçevesinde kadın ya da erkek olmayı öğrenerek toplumsal cinsiyet kimliklerini oluşturmaktadır. Kadına ve erkeğe atfedilen cinsiyet rollerinin geleneksel ya da eşitlikçi yönde olması ülkelerin gelişmişlik düzeyi açısından önemli görülmektedir. Çocuk aile içinde toplumsal cinsiyetine uygun davranışları ebeveynlerin yönlendirmeleri ve rol modeli alınmasıyla oluşturmaktadır. Çocuğun okula başlamasıyla rol modeli olan ebeveynlerin yerini öğretmenler alamaktadır. Bu durumda öğretmenler sadece teorik bilgi aktaran kişiler değil, tutum ve davranışları ile çocuklar için önemli bir rol modeli konumuna geçmektedirler. Bu çalışmada aileden sonra çocukların tutum ve davranışlarını etkileyeceği düşünülen ilköğretim bölümü son sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rolleri ile ilgili tutumu ve toplumsal cinsiyet rolleri tutumunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Eğitimi Bölümünde eğitim gören 187 dördüncü sınıf öğrencisine Zeyneloğlu ve Terzioğlu tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin eşitlikçi toplumsal cinsiyet rolü ve kadın toplumsal cinsiyet rolü, evlilikte toplumsal cinsiyet rolü, geleneksel toplumsal cinsiyet rolü ve erkek toplumsal cinsiyet rolü alt boyutlarına ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ile öğrenim gördüğü bölüm, mezun oldukları lise, okumakta olduğu bölümü seçmesinde etkili olan kişiler arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir
Feminist Söylemin İslamcı Kadın Yazınına Etkisi
This article focuses on the works of Islamic women writers who contribute to feminist literature. The article identifies these works as Islamic women literature, and analyzes the effects of feminist discourse on this literature. Firstly, the article discusses the influence process of feminist discourse on Muslim women world and how Muslim women intellectuals position themselves in this process. Later, the main approaches of Islamic women literature are discussed in terms of key concepts in feminist criticism such as patriarchy, gender and sexism. Different from Muslim secular feminists, Islamic women writers emphasize the influence of tradition on the discourses against women, and they argue the necessity of re-reading sacred texts from a womenfriendly perspective. The article finally argues the possibility of this literature to be a feminist theology, and refers to the limited effects of western feminist discourse on Islamic women literature.Bu makale feminist literatüre katkı yaptığı düşünülen İslamcı kadın yazarların çalışmalarını incelemektedir. Makale bu çalışmaları İslamcı kadın yazını olarak tanımlamakta ve feminist söylemin bu çalışmalar üzerindeki etkilerini analiz etmektedir. Bunun için öncelikle feminist söylemin Müslüman kadın dünyasını etkileme süreci ve bu süreçte Müslüman kadın düşünürlerin kendilerini nasıl konumlandırdıkları ele alınmıştır. Daha sonra etkilenme olgusunun daha iyi anlaşılabilmesi için İslamcı kadın yazınındaki temel yaklaşımlar ataerkillik, toplumsal cinsiyet ve cinsiyetçilik gibi feminist eleştiride ön plana çıkmış kavramlar bağlamında incelenmiştir. İslamcı kadın yazarlar Müslüman seküler feministlerden farklı olarak kadın-karşıtı söylemlerde geleneğin etkisine vurgu yapmaktadırlar. Çalışmalarında geleneğin eleştirisi ve dini kaynakların kadın-duyarlı bir bakış açısı ile yeniden okunması konuları ön plana çıkmaktadır. Makale son olarak bu kadın yazının feminist bir teoloji olma imkânına dikkat çekmekte ve batılı feminist söylemin İslamcı kadın yazınına etkisindeki sınırlılıklara işaret etmektedir
Kadınların Sanattaki Mücadelesi ve Uzun Soluklu Arzuları
Women’s struggles to express themselves artistically, whether in the visual arts or in literature, has never been easy. This writing evaluates women’s creative efforts, from Virginia Woolf’s fictional Judith Shakespeare, to the playwrights Aphra Behn and Elizabeth Inchbald, whose plays scarcely outlived their own era. In the twentieth century, Woolf shows Lily Briscoe painting despite discouragement, and Margaret Atwood and A.S. Byatt’s female characters describe similar artistic struggles to achieve success. The real-life efforts of Sylvia Plath show her creating through the traumas of her life, while Frida Kahlo undertakes a parallel struggle to create her amazing paintings through dreadful pain. These two consummate artists, Plath and Kahlo, immortalize woman’s agonizing self-expression in their verbal and visual portraits, overcoming considerable obstacles. This work presents the historical toils and fictional accounts of women artists in their attempts at artistic self-expression, proving that such efforts come at a high cost to the artist even to this day.Virginia Woolf’un Judith Shakespeare ile ilgili kurmaca anlatısında da görüldüğü gibi görsel sanatlarda ve yazın alanında kadın sanatçılar yüzyıllar boyu kendilerini ifade etmekte zorlanmışlardır. Bu durum kadın oyun yazarlarının kendi zamanlarının ötesine nadiren geçebildiği bir dönemde, Aphra Behn ve Elizabeth Inchbald ile değişmiştir. Woolf’in Lily Briscoe’nun aşağılanmaya karşı resim yapma çabasının yarattığı hayal kırıklığını anlatır, ve Margaret Atwood ve A.S. Byatt romanlarında kadın sanatçıların başarıya yönelik çabaları karşısında süregelen önyargıları göstermektedir. Sylvia Plath şiirini ve nesrini hayatın mutluluklarından ve acılarından yaratmıştır. Plath’ın edebiyatla yaptığını Frida Kahlo görsel sanatlarda gerçekleştirmiştir. Kendi acılarını yansıttığı olağanüstü oto-portrelerinde bu açıkça görülmektedir. Bu iki sanatçı, Plath ve Kahlo, kendi mutluluklarını tasvir ederken bile kadının acısını yansıtarak, yarattıkları çarpıcı sözlü ve görsel anlatılarla ölümsüzleştirmişlerdir. Her ne kadar kadın sanatçılar özgür olma ve kendilerini ifade etmede ilerleme kaydetmiş olsalar da, kadın sanatçının kendini ifade etme çabası çoğu zaman ona pahalıya mal olmaktadır
Feminist Bir Film Pratiği Olarak Geriye Kalan Filmine Bakmak: Kadın Karakterler Üzerinden Bir İnceleme
The purpose of this study is to show how female filmmakers exploration of women\u27s issues and female representation in their films can vary. In this context, the film Geriye Kalan directed by one of the female directors of modern Turkish cinema, Çiğdem Vitrinel is explored through female characters. Geriye Kalan is a recent example of a feminist film that examines women\u27s stories by focusing on marriage-family- children relationships and issues in male -female relationships. In addition, the film focusses on whether married women are happy about the roles and responsibilities imposed on them by the patriarchal system, and whether the women have courage to escape their roles and responsibilities. This study looks at how women directors construct their themes, and how they provide an arena for expression of female characters.Bu çalışmanın amacı kadın yönetmenlerin filmlerinde kadın temsiliyetinin ve kadın sorunlarının ele alınış biçimlerinin farklılaşabileceğini göstermeye çalışmaktır. Bu bağlamda günümüz Türk sinemasının kadın yönetmenlerinden Çiğdem Vitrinel’in Geriye Kalan filmi kadın karakterler üzerinden incelenmektedir. Son dönem feminist film örneklerinden olan Geriye Kalan, kadınların hikâyelerine odaklanarak evlilik-aile-çocuk ilişkisini anlatmakta ve kadın-erkek ilişkilerindeki sorunlara değinmektedir. Buna ilaveten filmde ataerkil sistem içinde evli kadına yüklenen rollerin onları mutlu edip etmediği, kendisine yüklenen bu rollerden vazgeçmekte cesur olup olmadıkları üzerinde durulmaktadır. Bu araştırma da kadın yönetmenin filmin konusunu nasıl inşa ettiğine, kadın karakterlere nasıl bir ifade alanı açtığına bakmaktadır
Feminist Bir Olasılık Olarak Göbek Dansı: İstanbul’da Bakış, Cinsiyet ve Kamusal Alan
This paper discusses the ancient form of belly dance as an example to speak more in depth about the public spaces of Istanbul, where the female body is constantly under surveillance by the male gaze. Over thousands of years, the ancient dance form of belly dance has been transformed from a collective women’s ritual to a form of entertainment that serves the male gaze. This paper looks for the possibilities tore-define belly dance as a feminist counter strategy to revive its essence. Framed by the Muted Group Theory, this paper also exemplifies various artworks and strategies produced by female artists and analyze them in the light of this theory. It also searches for redefining the belly dance as part of a feminist identity and asks whether these artistic strategies could be pathways in re-defining belly dance as a feminist practice.Bu çalışma, kadim bir dans formu olan göbek dansı üzerinden Türkiye’de kamusal alanda kadın bedeninin erkek bakışı tarafından çevrelenmesini ele alır. Göbek dansını kolektif bir ritüel olmaktan çıkarıp erkek bakışına hizmet eden bir anlayışa dönüştüren eğlence sektörüne bir alternatif olarak, dansı feminist bir pratiğe dönüştürebilmenin ve kolektif bir hareket olarak sunabilmenin olasılıklarını önerir. Bu çalışma Susturulmuş Grup Teorisi üzerinden çerçevelenir ve ayrıca görsel sanat alanından çeşitli kadın sanatçıların ürettiği çeşitli işleri de diğer feminist stratejiler olarak örnekler. Göbek dansını feminist bir kimliğin parçası olarak görebilmenin ve sahiplenmenin olanaklarını sanat üzerinden temellendirir