Eastern Mediterranean University Open Journal Systems (OJS)
Not a member yet
216 research outputs found
Sort by
Elisabetta Costa (2016). Social Media in Southeast Turkey: Love, Kinship and Politics. 194 pages. London: UCL Press. ISBN: 978-1-910634-52-3, 978-1-910634-53-0, 978-1-91063 4-54-7, 978-1-910634-55-4, 978-1-910634-56-1.
Elisabetta Costa’s book is actually a part of a bigger project. This project includes 9 different researches conducted in Brazil, Chile, China, England, India, Italy, Trinidad and Turkey by different researchers. All of them aim to understand what social media has become in each place and the local consequences including local evaluations (Miller, 2016: v). Each of these monographs is not comparative yet there is another volume named “How the World Changed Social Media” written by Daniel Miller that comparative results of each monographs and also a bigger picture of the project are included. Elisabetta Costa’s book is actually a part of a bigger project. This project includes 9 different researches conducted in Brazil, Chile, China, England, India, Italy, Trinidad and Turkey by different researchers. All of them aim to understand what social media has become in each place and the local consequences including local evaluations (Miller, 2016: v). Each of these monographs is not comparative yet there is another volume named “How the World Changed Social Media” written by Daniel Miller that comparative results of each monographs and also a bigger picture of the project are included
Neoliberal / Muhafazakar Evde Bakım Politikaları Kıskacında Kadın Emeği: Evde Bakım Uygulamalarının Değerlendirilmesi
We witness that women labour has been rendered worthless and secondary against that of men\u27s.This however has also gained acceptance as a norm and within the historical process of articulation of patriarchy as a set of social relations to capitalism. Hence, these social relations to capitalism has an embedded masculine types of solidarity as well as unequal power relationships between women and men. Being a system of this historical process, gendered division of labour in patriarchal capitalism serves to render women responsible primarily with reproductive works, whereas rendering men as actors of the social and economic system. Cooperation of capitalism with patriarchy generally shapes policies with neoliberal economy, enabling inclusion of conservative discourse and practices. Therefore, with respect to care policies, there is the state\u27s withdrawal on public services and marketisation of care services on one hand and the idealisation of the family on the other which is also the dissemination of practices that transfer all the load to the household, at the absence of related public services. These care policies in question lock women indoors, and are reflected as women to be recognized as relatives and to undertake the heavy burden of care, unpaid and unshared. In Turkey, usually care services are conceptualised as an inherent responsibility of the family; thus, with the overt articulation of conservative policies to neoliberal economic policies, presently, care responsibility has moved out of political arena and completely become a private practice, rather than being societal. Therefore, in a male dominant society, locking care labour in the household leads to consolidated dependency of women to the household rather than equally sharing of the load together by women and men, as the latter being the \u27breadwinner\u27. ....Bir toplumsal ilişkiler dizisi olarak ataerkinin, eril dayanışma biçimleri ve kadın ile erkek arasında sürdürülen eşitsiz güç ilişkileriyle kapitalizme eklemlendiği tarihsel süreçte, norm olarak kabul edilen erkeğin karşısında, kadının varlığının ve emeğinin değersiz ve ikincil kılındığına tanıklık etmekteyiz. Bu tarihsel sürecin sistemi olan ataerkil kapitalizmde cinsiyetçi işbölümü, kadınların öncelikli olarak yeniden üretim işlerinden sorumlu tutulmasına, erkeklerin ise toplumsal ve ekonomik sistemin aktörleri olarak konumlamasına hizmet etmektedir. Kapitalizmin ataerkiyle ortaklaşması genel olarak politikaları neoliberal ekonomiyle şekillendirirken, muhafazakâr söylem ve pratiklerin de içerilmesini mümkün hale getirmiştir. Böylece bakım politikaları söz konusu olduğunda, bir yandan devletin kamusal hizmetlerden çekilerek, bakım hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, diğer yandan ailenin idealize edilerek, kamusal hizmet boşluğu yaratılan alanda tüm yükün ev içine aktarılmasına hizmet eden uygulamalar giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. Söz konusu bu bakım politikaları, kadınlara ev içine hapsedilerek, akrabalık üzerinden tanınmak ve ağır bakım yükünü, karşılıksız ve paylaşımsız olarak üstlenmek olarak yansımaktadır. Türkiye örneğinde bakım hizmetleri, genellikle aileye içkin bir sorumluluk olduğu kabulüyle biçimlendirilirken, 1980’den sonra hız kazanan neoliberal ekonomik politikalara, bugün muhafazakâr politikaların açıktan eklemlenmesiyle artık bakım büsbütün, toplumsal değil, özel bir etkinlik olarak, politik alanın dışına çıkartılmıştır. Böylece bakım emeğinin ev içine hapsedilmesi, aynı zamanda geleneksel olarak erkek egemen örgütlenmiş bir toplumda, söz konusu emeğin harcanmasında kadın ve erkeğin paylaşımını değil, evin ‘ekmek getireni’ olarak erkeğin karşısında, kadının haneye bağımlılığının pekişmesine yol açmaktadır. Bu kuramsal bağlam üzerinden bu çalışmada, Türkiye’de 2006 yılında uygulamaya konulan ve ‘ağır engelli’ raporuna sahip bireylerin ev içinde bakımını öngören evde bakım uygulamasının, genel olarak evde bakımı gerçekleştirerek, bu uygulamayı mümkün kılan aile üyesi kadınlar açısından etkilerine odaklanan alan araştırması sonuçlarının bir bölümü ele alınacaktır. 
Marissa’nın Seçimi: Yahoo CEO’su Marissa Mayer’in Medyadaki Temsili
This study examines the American business media’s presentation of the ideal worker/ideal mother conflict, as seen in the 2012-2013 coverage of Marissa Mayer, the then newly appointed, pregnant CEO of the prominent internet company Yahoo. Pregnancy, maternity leave, and childcare are issues that foreground a seemingly unresolvable dilemma for working women who are also mothers: how to meet competing societal pressures to be both an ‘ideal worker’ and an ‘ideal mother’. It might be tempting to dismiss Mayer’s experience as irrelevant to the vast majority of working mothers, given her exalted position and the plethora of options available to her. However, I will argue that the media coverage of Mayer illuminates the double-bind that all working mothers face and the often obscured inequities embedded in the idea of ‘choice’, a neoliberal construct continually invoked in media representations of work and motherhood. Bu çalışma, Amerikan iş dünyası medyasının sunduğu, 2012-2013 yıllarında önde gelen internet şirketi Yahoo’nun yeni atanmış ve hamile CEO’su Marissa Mayer’in yer aldığı, ideal çalışan / ideal anne çatışmasını incelemektedir. Hamilelik, annelik izni ve çocuk bakımı gibi sorunlar anne olan çalışan kadınlar için “ideal bir çalışan” ve ‘ideal bir anne’ olarak toplumsal baskıyı nasıl karşılayacakları çözülmeyecek bir ikilem gibi görünür. Üst düzey yönetici olması ve olanaklarının fazla olması nedeniyle, Mayer’in deneyimi çalışan annelerinin çoğunluğunun deneyimiyle ilgili görünmeyebilir. Fakat ben, neoliberal kurgunun sürekli bir şekilde medyada servis ettiği çalışma ve annelik temsili bağlamında Mayer’ın medyadaki temsilinin, tüm çalışan kadınların karşılaştığı çifte açmazı aydınlattığını ve çoğu kez gizli eşitsizliklerin ‘tercih’ kelimesinde saklı olduğunu savunacağım
Yaşam Kalitesi ve Mutluluk İlişkisi Çerçevesinde Türkiye’de Kadının Durumu
In the world, the new perspectives developed in the context of approaches guiding the development, well-being and welfare studies have led to the emergence of the new concepts and definitions. Some of them are used as topics or argument for research by different disciplines and have become popular among contemporary scientific community. In recent years, quality of life and happiness concepts are the most popular ones. Although these do not have standard definitions, there is an agreement on their multidimensional features. Because of that, when they are used for research, they should be clearly defined. In this study, quality of life has been defined and measured via Allardt’s (1993) model including having (the material living conditions), loving (the social relations), being (the quality of society) and alienation because it combines both objective and subjective indicators. The aim of this study is to explore the conditions of women in Turkey within the context of the relationship between quality of life and happiness. This will be done by using data provided by the European Quality of Life Survey (EQLS) completed in 2007 which is the last available data set. The survey was administered on individuals of 18 years and above with 2000 respondents in Turkey. Also included is a measure of various life domains which also served as a measure of quality of life indexes based on Allardt’s model. In summary, this study intends to indicate the conditions of women in Turkey within the context of the relationship between quality of life and happiness in comparison to the men. Hence, this study intends to underline the gender issue as paramount importance for social inequality and social policies. Dünyada kalkınma, gelişme ve refah çalışmalarına yön veren yaklaşımlar çerçevesinde geliştirilmiş yeni bakış açıları, beraberinde, yeni kavram ve tanımlamaların da ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu kavramların bir kısmı, birçok farklı disiplin tarafından araştırma konusu ya da argümanı olarak kullanılmakta ve bu özelliği nedeniyle de günümüzün bilim çevrelerinde popüler hâle gelmektedir. Söz konusu kavramların, son yıllarda en çok kullanılanlarının başında yaşam kalitesi ve mutluluk kavramları yer almaktadır. Fakat, bu kavramlar standart bir tanımı olmamasına rağmen, çok boyutlu olduğu konusunda fikir bilirliği söz konusudur. Bu nedenle, kavramlar araştırmada kullanıldıkları zaman tanımlanmaları gerekir. Bu çalışmada; yaşam kalitesi, hem nesnel hem de öznel göstergeleri birleştirdiği için maddi yaşam koşullarını, sosyal ilişkileri, toplum kalitesini ve yabancılaşmayı içeren Allardt’ın (1993) modeli kullanılarak tanımlanmış ve ölçülmüştür. Bu çalışmanın amacı ise yaşam kalitesi ve mutluluk ilişkisi çerçevesinde Türkiye’de kadının durumunu incelemektir. Çalışmada, ulaşılabilinen son Avrupa Yaşam Kalitesi Araştırması (2007) verisi kullanılacaktır. Türkiye’den 18 yaş üzeri toplam 2000 katılımcı ile gerçekleştirilen bu araştırma, Allardt’ın modeline dayanan yaşam kalitesi indekslerinin kavramlaştırılmasını ve ölçülmesini sağlayan birçok yaşam alanını içermektedir. Kısaca, bu çalışma yaşam kalitesi ve mutluluk ilişkisi çerçevesinde Türkiye’de kadınların durumunu erkeklerle karşılaştırarak ortaya koymaya çalışmaktadır. Böylece, bu çalışma toplumsal cinsiyet meselesinin sosyal eşitsizlik ve sosyal politikalar için büyük önem taşıdığının altını çizmeyi hedeflemektedir. 
Türkiye\u27de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Cinsiyet Temelli Mekânlardaki Karakteristikleri
Violence against women has been continue to be one of the important social problems of Turkey. Even the number of studies has increase in recent years on this issue, the relationship between violence against women and gendered spaces, as well as empirical studies focus on feminist geography are still limited. We, in this study, aimed to reveal how the relations between different types of violence that ever-married women exposed to during their lifetime, women’s strategies coping with violence and gendered space. This study is based on quantitative methods which provides some advantages to compare similar and different social groups suggested by the feminist geography literature. We used the micro data sets of the research on Domestic Violence Against Women Survey in Turkey, which was conducted with 12,795 women aged 15-59 in 2008. We constructed gendered space variable using the information about work outside of housework. Women who work whether earn money or not and women who do not work because of different reasons are labelled as ‘more interaction with public spaces’ and ‘restricted to private space’ respectively. By doing this, we tried to analyze, using the chi-square test, whether there is a difference or not between gendered space and women’s socio-demographic characteristics, physical and sexual violence, controlling behaviors by partners. The results of this study indicate that prevalence of violence clearly differs by gendered space. While, current physical violence is more common for women who are more interaction with private space, sexual violence is more exposed by women who are more interaction with public space. Controlling behaviors by partner’s changes by interaction with private and public spaces. While, women, who are more interaction with public spaces, are more prevalent to apply to institutions which helps to struggle with violence against women, this relation shows key factor for strengthening women. Kadına yönelik şiddet, Türkiye’nin önemli toplumsal sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Ancak, kadına yönelik aile içi şiddet ile kadınların cinsiyet temelli mekânları kullanımları arasındaki ilişkiyi ele alan ve feminist coğrafya odağında duran ampirik çalışmalar halâ sınırlı. Bu çalışmada, evlenmiş kadınların yaşamlarının herhangi bir döneminde maruz bırakıldıkları şiddet biçimleri, şiddetle mücadele etme yöntemleri ile yaşamlarının uzun bir bölümünü geçirdikleri farklı mekânlar arasında nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koymayı amaçladık. Çalışmada nicel yaklaşımı esas aldık. Analizlerde Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması 2008’in mikro verisini kullandık. Cinsiyet temelli mekân değişkenini ‘ev dışında bir işte çalışmaya’ ilişkin bilgiyi esas alarak oluşturduk. Gelir getirsin ya da getirmesin ev dışında çalıştığını belirten kadınlar ile farklı nedenlere dayalı olarak çalışmadığını belirten kadınları, sırasıyla, ‘kamusal mekânla ilişkili olanlar’ ve ’yaşamları özel mekânla sınırlı olanlar’ biçiminde iki farklı grup olarak ayrıştırdık. Böylece kadınların yaşamlarını daha çok geçirdikleri ev (özel mekân) ya da ev dışı (kamusal mekân) mekânların sosyo-demografik özellikleri, maruz kaldıkları fiziksel ve cinsel şiddet, kontrol edici davranışlar ve şiddetle mücadele etme biçimleri açısından bir farklılık yaratıp yaratmadığını ki-kare testi kullanarak sorguladık. Sonuçlar, cinsiyet temelli mekânlara göre şiddet yaygınlığının belirgin biçimde değiştiğini gösteriyor. Yakın dönemde maruz kalınan fiziksel şiddet, özel mekân ile daha fazla ilişkili olan kadınlar için daha yaygın iken, kamusal mekânla daha fazla ilişkili olan kadınlar için cinsel şiddet daha fazla. Eşlerin kadınlara yönelik kontrol edici davranış biçimleri ise özel ve kamusal mekânla olan etkileşime göre farklılıklar içeriyor. Şiddete maruz kalan kadınların şiddetle mücadele için kurumsal başvuru mekanizmalarını kullanmaları kamusal mekânla ilişkili olan kadınlar açısından daha yaygın iken, bu ilişkinin kadınları güçlendirmede kilit bir faktör olduğunu gösteriyor
Gül Özyeğin (2015). New Desires, New Selves: Sex, Love, and Piety among Turkish Youth (Yeni Arzular, Yeni Kendilikler: Türk Gençleri Arasında Cinsellik, Aşk, Dindarlık). 384 sayfa. New York: NYU Press. ISBN: 147985381X, 9781479853816.
Gül Özyeğin’in 2015’te New York Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan New Desires, New Selves: Sex, Love, and Piety among Turkish Youth (Yeni Arzular, Yeni Kendilikler: Türk Gençleri Arasında Cinsellik, Aşk, Dindarlık) adlı eseri, sınıf, cinsel yönelim ve dinsel inanç bakımından birbirinden farklı gençlerle yapılan görüşmelere, söyleşilere dayanan bir sosyoloji çalışmasıdır. Bu farklılıkları bir araya getiren ve onları birbirine bağlayan izlek, kimliğin, daha doğrusu, kendiliğin gizlilik ile açıklığın bir oyunu, alışverişi, pazarlığı içerisinde ortaya çıkışıdır.Gül Özyeğin’in 2015’te New York Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan New Desires, New Selves: Sex, Love, and Piety among Turkish Youth (Yeni Arzular, Yeni Kendilikler: Türk Gençleri Arasında Cinsellik, Aşk, Dindarlık) adlı eseri, sınıf, cinsel yönelim ve dinsel inanç bakımından birbirinden farklı gençlerle yapılan görüşmelere, söyleşilere dayanan bir sosyoloji çalışmasıdır. Bu farklılıkları bir araya getiren ve onları birbirine bağlayan izlek, kimliğin, daha doğrusu, kendiliğin gizlilik ile açıklığın bir oyunu, alışverişi, pazarlığı içerisinde ortaya çıkışıdır