Eastern Mediterranean University Open Journal Systems (OJS)
Not a member yet
    216 research outputs found

    Özgürlüğün Temsili Gökkuşağının Renkleri: Endüstriyel Futbol İçerisinde Karşı Lig, Özgür Lig ve LGBT+ Takımlar

    No full text
    It isn’t possible to speak of the marginalisation of only women in the field of sport, which is one of the fields in which gender discrimination and masculinity are extremely common. LGBT+ individuals, taking place in the sport community and seeking visibility are also exposed to various kinds of exclusion, marginalisation, humiliation, disregard and even much more traumatising behaviours. The purpose of this study, analysing the foundation processes of LGBT+ football teams in Turkey, is to focus on where such a need arose, starting from this point, to draw attention to the challenges that the teams experienced in the foundation phase and their formation of social existence processes. In the study, interviews were made with the founders of the four football teams and their footballers through utilising an interview form prepared in line with the qualitative research techniques. In accordance with the interviews made, the foundation processes of LGBT+ teams and leagues were found out and various findings related to LGBT+ teams, including internal and external dynamics, were obtained. Findings related to the internal dynamics include mission, admission of members, visibility, sustainability, branch selection, social responsibilities, and internal factors. Findings related to the external dynamics include moral support, financial support, environmental conditions, living space, and media. Introducing the challenges experienced by LGBT+ individuals who aren’t welcomed especially in religious terms in a country with a predominantly lots of societies, their efforts for existence and raising the awareness of society in this respect reveals the importance of this study.Cinsiyet ayrımının ve erilliğin son derece yaygın olduğu alanlardan birisi olan spor alanında, sadece kadınların ötekileştirilmesinden bahsetmek mümkün değildir. Spor alanında yer alan ve görünürlük arayışındaki LGBT+ bireyler de, çeşitli dışlanma, ötekileştirme, aşağılanma, yok sayılma ve hatta çok daha travmatize edici davranışlara maruz kalmaktadır. Türkiye\u27deki LGBT+ futbol takımlarının kurulma süreçlerinin incelenmesinden oluşan bu yazının amacı; böyle bir ihtiyacın nereden doğduğu, buradan hareketle; takımların kuruluş aşamasında yaşadığı zorluklara dikkat çekip toplumsal var olma sürecinin nasıl yer aldığına odaklanmaktır. Araştırmada nitel araştırma tekniklerine uygun biçimde hazırlanan görüşme formu kullanılarak dört futbol takımının kurucuları ve oyuncuları ile görüşmeler yapılmıştır. Gerçekleştirilen görüşmeler doğrultusunda, LGBT+ takımların ve liglerin kurulma süreçleri ortaya konmuş ve LGBT+ takımlarla ilgili olarak iç ve dış dinamikler olmak üzere çeşitli bulgular elde edilmiştir. Misyon, üye kabulü, görünürlük, sürdürülebilirlik, branş seçimi, sosyal sorumluklar ve içsel faktörlere ilişkin bulgular iç dinamiklerin içerisinde yer almaktadır. Manevi destek, maddi destek, çevresel koşullar, yaşam alanı ve medyaya ilişkin bulgular ise dış dinamiklerin içerisinde yer almaktadır. Toplumlar içerisinde genellikle geniş tabanlı kabul görme hususunda problem yaşayan LGBT+ bireylerin, bu oluşum içerisinde yaşadığı sorunlar ve var olma çabalarının ortaya konması ve toplumun bilinçlendirilmesi çalışmanın önemini ortaya koymaktadır

    Özenli Vatandaşlık: Feminist Özen Etiğini Yeniden Politikleştirmek

    No full text
    In the framework of feminist political theory, the article examines the contribution of care ethics to conceptions of political subjectivity and active citizenship. Borrowing insights from the feminist political critique of the masculine bias in the modern theories of universal moral reasoning, the article underlines the role of care and situated perspectives in the theory and practice of citizenship, yet departs from maternalist perspectives that lean towards essentialism and individualist perspectives that depoliticize care. The article assesses the implications of care ethics on gendered perspectives on peace and environmental movements on normative and practical levels, and argues that a conception of an egalitarian, democratic and caring citizenship that does not reproduce patriarchal gender roles can be developed with the help of a practice based democracy and citizenship education.Makale, özen etiği yaklaşımının politik öznelik ve aktif vatandaşlık anlayışlarına katkısını feminist siyaset felsefesi çerçevesinde incelemektedir. Bunu yaparken feminist siyaset kuramcılarının modern evrensel ahlaki akıl yürütme teorilerine getirdiği eleştiriyi ciddiye alarak, kısmi bakış açısı ve özen ilişkilerinin esas alındığı vatandaşlık ilişki ve pratiklerinin altını çizmekte ancak kadınların farklı ahlaki bir bakış açısı olduğu ya da annelin yüceltildiği bir takım özcü yaklaşımlardan ve özenin apolitikleştirildiği bireyci yaklaşımlardan ayrılmaktadır. Makale, özen etiğinin toplumsal cinsiyet ekseninde barış ve çevre tartışmaları ve hareketleri bağlamındaki yansımalarını irdelemekte, özen ve bakıma değer verirken ataerkil toplumsal cinsiyet rollerini yeniden üretmeyen bir eşitlikçi, demokratik ve özenli vatandaşlık anlayışının deneyime dayalı bir demokrasi ve vatandaşlık eğitimini yolu ile geliştirilebileceğini öne sürmektedir

    Fatma Aliye Hanım’ın Tarihçiliği

    No full text
    Abstract   Fatma Aliye Hanım and Historiography Fatma Aliye (1862-1936) was a popular female author one of the first women authors of Turkish history, she was better known as a novelist. However, Fatma Aliye also published works on philosophy, Islam, women, poetry and history. Her historical works have been generally ignored and have not yet been analyzed.Two of her works are evidence of her worth as an historian. The first one published in 1331 (1912-1913) was titled Tarih-i Osmaninin Bir Devre-i Mühimmesi Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (An Important Era of Ottoman History: Kosovo VictoryAnkara Defeat) and the second one published in 1916 was Ahmed Cevdet Pasha ve Zamanı (Ahmed Cevdet Pasha and his time). This article aims to analyse and evaluate Fatma Aliye’s history writing. In this respect, her use of local and foreign sources, her handling of historical events, her style and language and her approaches to historical events will be examined. The way Fatma Aliye-- probably the first Turkish female history writer-evaluated historical events from a woman’s perspective is also examined.  1862 yılında doğup 1936’da ölen Fatma Aliye, popüler olmuş bir yazardı. O, Türk tarihinin ilk kadın yazarlarından olup daha çok romancılığı ile tanınmaktadır. Fakat felsefe, kadın, İslamiyet, şiir ve tarih gibi alanlarda da eser vermiştir. Yazarın tarihçiliği ise şimdiye kadar ihmal edilmiş, ciddi bir değerlendirmeye tabi tutulmamıştır. Hâlbuki tarihçiliğinin ortaya konulmasında son derece kıymetli bilgiler içeren iki adet eseri bulunmaktadır. Bunlardan ilki H. 1331 (1912-1913) yılında yayınlanan Tarih-i Osmanînin Bir Devre-i Mühimmesi Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti, ikincisi ise bundan bir yıl sonra yayımlanan Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı’dır. Bu makalede yazarın tarihçiliğini ortaya koymak için kullandığı yerli ve yabancı kaynaklar, tarihi olayları ele alış tarzı, kullandığı üslup ve dil ile tarihe yüklediği misyon gibi konulara değinilmektedir. Belki de ilk Türk kadın tarih yazarı olan Fatma Aliye’nin tarihi olayları bir kadın gözüyle nasıl değerlendirdiği de ayrıca incelenmektedir

    Hülya Şimga & Gülriz Uygur (2018). Üniversitelerde Cinsel Taciz ve Saldırıyla Mücadele: CTS Çalışmaları. Mağusa: Doğu Akdeniz Üniversitesi Yayınevi. Sayfa sayısı:148 ISBN: 978-605-95-95-18-6

    No full text
    Hülya Şimga ve Gülriz Uygur’un editörlüğünü yaptığı bu kitap Türkiye\u27de üniversitelerin toplumsal cinsiyet araştırmaları merkezlerinin 2012 yılından beri senede iki kez “Üniversitelerde Cinsel Taciz ve Saldırıya Karşı Ne Yapılabilir?” sorusu altında düzenlediği CTS (Üniversitelerde Cinsel Taciz ve Saldırı) çalıştaylarının ürünlerinden biri olup 13 makaleden oluşmaktadır.  CTS çalıştaylarının 8 yıllık tarihini ve çok daha fazlasını içeren bu kitap, üniversitelerdeki cinsel taciz ve saldırıya karşı toplumsal cinsiyet ve kadın araştırma merkezlerinin ve/veya CTS Birimlerinin bazen el ele, bazense yalnız verilen mücadeleyi ilk ağızdan bizlere aktarıyor

    Göçün Cinsiyeti: Türkiye\u27deki Suriyeli Göçmen Kadınlar Üzerinde Bir Çalışma

    No full text
    Turkey hosts around 3.6 million Syrian migrants who fled Syria withthe start of thecivil war. While Syrian migrants face problems related to adjusting to a different society, their prolongedstay and uncertainty of their status makes them vulnerable to instances of xenophobia and hate crimes. Women, however, are at a double disadvantage. They have less opportunity to overcome the language barrier, get out of the domestic households, reach health services and employment opportunities, are vulnerable to instances of domestic violence, sexual abuse and exploitation. This paper aims to adopt a feminist perspective on International Relations by focusing on migration. Based on data collected through interviews with Syrian migrant women living in Kocaeli city, this study is aiming to find out how gender shapes the experiences of migrant women. The article will analyse how influential gender is in women’s decisions to leave the conflict zone, to settle in a different country, and their experiences in their new social environment.Türkiye, Suriye iç savaşından kaçan yaklaşık 3.6 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapmaktadır. Suriyeli göçmenler farklı bir kültüre uyum sağlama ile ilgili sıkıntılar yaşarken, Türkiye’deki konaklamalarının uzaması ve statülerinin belirsizliği onları yabancı düşmanlığının ve nefret suçlarının hedefi haline getirmektedir. Kadınlar ise çifte dezavantajlıdurumdadır. Kadınlar dil engelini aşmakta, ev dışına çıkmakta, sağlık hizmetlerine ve istihdama ulaşmakta daha az fırsata sahiptir; ev içi şiddet, cinsel taciz ve istismara maruz kalma durumunda ise savunmasızdır. Bu makale, Uluslararası İlişkiler çalışmalarına feminist yaklaşımlar bağlamında göç olgusunu inceleyecektir. Çalışmada, Kocaeli’de yaşayan Suriyeli göçmen kadınlarla yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler ışığında toplumsal cinsiyetin göçmen kadınların deneyimlerini nasıl şekillendirdiği araştırılmaktadır. Makale, toplumsal cinsiyetin kadınların çatışma bölgesinden ayrılma, farklı bir ülkeye yerleşme ve yeni toplumsal çevrelerindeki deneyimlerinde ne kadar etkili olduğunu analizetmektedir

    Olumsallık, Feminizm ve Siyaset

    No full text
    Contingency implies that something did not have to be as it is or it could have been otherwise. If something is contingent, it does not only mean that it is not obligatory, but it also means that its foreseen objectives cannot be achieved or it can produce unexpected consequences. Contingency thus has two constraints largely due to the nature of political action as Hannah Arendt points out: irreversibility and unpredictability of action. Feminism offers both a political theory and a political practice based on contingency against male dominated politics whose intention is to tame the contingency of action. First of all, feminism is contingent by its fundamental argument: even though patriarchy has taken different cultural forms and has been articulated with different modes of production, it is not either natural or obligatory. Second, feminism is contingent by its form of action: every struggle against patriarchy in everyday life has an effect on the structural transformation. As a transformative force, feminism is directly and deeply related to politics in terms of collective action. It is not only a struggle against patriarchy, but it also presents a treasure of experience concerning the meaning of contemporary political action. It does not only theorize patriarchal societies, but it also produces the means to theorize politics in a broader sense. This article discusses, with reference to Arendt, the possibilities of thinking the principles of contingent political action through feminism, and its contributions to political action in a broader sense.  Olumsallık, bir şeyin böyle olmak zorunda olmadığını ya da başka türlü olabileceğini ifade eder. Bir şeyin olumsal olması sadece zorunlu olmaması demek değil, aynı zamanda öngörülmüş amaçlarının gerçekleşmeme ya da öngörülmemiş sonuçlarının doğma olasılığı taşıdığı anlamına gelir. Bu özellikleriyle olumsallık, Hannah Arendt’in de vurguladığı, eylemin doğasına bağlı iki kısıtla maluldür: İlki eylemin geri döndürülemezliği, ikincisi ise belirsizlikler içinde meydana gelen eylemin öngörülemezliği. Feminizm, eylemin olumsallığını ehlileştirmeye yönelik erkek egemen siyaset biçimine karşı olumsallığa dayalı bir siyasal kuram ve pratik sunmaktadır. Öncelikle feminizm, temel savı itibariyle olumsaldır; kültürel olarak farklı biçimler alsa ve yüzyıllar içinde değişen farklı üretim ilişkileriyle eklemlense de ataerki, doğal ve zorunlu değildir. İkinci olarak feminizm, eylem biçimi açısından olumsaldır; gündelik hayatta ataerkiye karşı verilen her mücadele, büyük yapıların dönüştürülmesinde bir etki yaratır. Olumsallığa dayalı bir kuram ve hareket olarak feminizm, siyasete, feminist mücadelenin ötesinde daha doğrudan bir ilişkiyle bağlıdır. Feminist mücadele sadece ataerkiye karşı verilen bir mücadele değil, siyasal eylemin anlamına dair çağdaş bir deneyim kaynağıdır. Feminist kuram, sadece toplumlara kök salmış erkek egemenliğini değil, ortak yaşamın ortaklaşa düzenlenmesi anlamında genel olarak siyaseti de kuramlaştıracak araçlar sunar. Dolayısıyla feminizm bir yandan siyaset kuramından beslenirken, diğer yandan oluşturduğu deneyim mirasıyla siyaset kuramının ufkunun belirlenmesinde rol oynayan bir kaynaktır. Bu çalışmada, Arendt’in işaret ettiği tarzda olumsallığa dayalı bir siyasal eylemin pusulası olabilecek ilkeleri feminizmden doğru düşünmenin olanakları ve bunun geniş anlamda siyasal eyleme katkıları ele alınacaktır

    Women in Danger of Femicide: Predicting Population at Risk of Femicide from Intimate Partner Violence Survivors in Turkey

    No full text
    The highest threat for intimate partner femicide (IPF) is previous history of intimate partner violence (IPV). This study estimates magnitude of women with an increased IPF risk in Turkey based on prevalence data of different forms of violence among specific high-risk groups from the Research on Domestic Violence against Women in Turkey (2014) and 2014 population size. Correspondingly, around 2 million 15-59-aged-women are currently exposed to IPV. Some 1 million women face concurrent threats of physical, sexual, emotional violence. 170 thousand women are threatened/attacked with lethal objects. Among divorced/separated women, almost 123 thousand severe violence survivors confront high-risk of femicide.Kadınların partnerleri tarafından öldürülmelerine dair en büyük tehditi daha önce partnerlerin şiddetine uğramış olmaları oluşturmaktadır. Bu çalışma Türkiye’de partnerleri tarafından öldürülme riski yüksek olan kadınların sayısını 2014 Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması sonuçlarına ve 2014 yılı nüfusuna göre farklı şiddet biçimlerine yüksek oranda maruz kalan kadın gruplarına dayalı olarak tahmin etmektedir. Buna göre 15-59 yaşları arasında 2 milyon civarında kadın partnerinin şiddetine maruz kalmıştır. Bir milyon civarında kadın eş zamanlı olarak fiziksel, cinsel ve duygusal şiddetle yüz yüzedir. 170 bin kadın öldücü aletlerle saldırıya uğramış ya da tehdit edilmiştir. Eşinden boşanmış ya da ayrı yaşayan kadınlar arasında 123 bine yakını şiddetin en ağır biçimlerine maruz kalmış olan partneri tarafından öldürülme riski en yüksek kadınlardır.&nbsp

    Sexual Harmful in the Workplace

    No full text
    The research aims to identify and define the dimensions of sexual harassment that women are exposed to in the workplace and strategies to cope with harassment.  In the research, in-depth interview" was used as qualitative research methods and semi-structured interview form was used as the data collection tool. The study was conducted with 498 women exposed to sexual abuse. The data were analyzed by NVIVO 10 qualitative analysis program. Considering the contents of sexual harassment, although there is a range of harassment forms, in a hierarchy of severity, these can be named as harassment through stalking, physical, verbal, and visual harassment. Women have difficulties in recognizing and identifying harassment in the workplace. In particular, it appears that they have entered into the process of concealing and neglecting with different definitions, which they have used to abuse the words "harassment" and "harasser". Guilt, weakness, humiliation, fear, anger, helplessness, not knowing what to do, denial are the emotions that arise after harassment. After harassment, women who are harassed remain silent due to fear of losing their jobs and receiving negative reactions. Women who are exposed to harassment are trying to protect themselves from harassment by the "self-restraint and avoidance" approach

    Türkiye’de Zorunlu Göç ve Toplumsal Cinsiyet: A review of existing data on Syrian refugees

    No full text
    With increasing intensity of mass and protracted displacement around the world, refugee and forced migration studies emerged as a scholarly field in the 1980s. Around the same period, feminist approach to development studies have criticized the scarcity of research taking gender as an analytical lens in the context of forced migration. One of their major critique of the ongoing discussion is the lack of gender and age segregated data to inform evidence-based policy making.  As Turkey became the highest refugee recipient country in the world in the aftermath of the Syrian war; research on this new population in Turkey has increased exponentially. Following the critiques in the international literature, studies in the Turkish context also highlighted the lack of gender perspective in explaining the reasons, experiences and outcomes of forced displacement. In dialogue with international and Turkey-based literature, this article reviews existing reports and statistics and explores available gender segregated data on several domains. While we discuss the implications of exiting data for refugee population in Turkey, we re-assert that a gender perspective in existing research and data is still scarce.Yerinden edilme süreçlerinin uzun yıllara yayılması ve artan sayıda nüfusu etkilemesi ile beraber, 1980\u27lerde mülteci çalışmaları ve zorunlu göç çalışmaları bilimsel bir alan olarak ortaya çıkmıştır.  Aynı zamanlarda, kalkınma alanındaki feminist yaklaşımlar, toplumsal cinsiyeti analitik bir mercek olarak dikkate alan araştırmaların azlığına dikkat çekmiştir. Halen süregelen tartışmada en büyük eleştirilerinden biri zorunlu göç alanında kanıta dayalı politika yapımını bilgilendirecek cinsiyet ve yaşa dayalı verilerin eksikliğidir. Türkiye, Suriye savaşının ardından dünyanın en yüksek mülteci alıcı ülkesi olduğundan; bir yandan Türkiye\u27ye yönelen mülteci nüfus üzerine yapılan araştırmalar katlanarak artmaktadır. Diğer yandan ise, uluslararası literatürdeki eleştirileri takiben, Türkiye bağlamındaki çalışmalarda zorla yerinden olmanın nedenlerini, deneyimlerini ve sonuçlarını açıklamada cinsiyet perspektifinin eksikliğini vurgulanmaktadır. Uluslararası ve Türkiye merkezli literatürle diyalog içinde olan bu makale; mevcut raporları ve istatistikleri gözden geçirir, toplumsal cinsiyete dayalı veriler üzerinden bir derleme yapar. Makale, Türkiye\u27deki mülteci nüfus için elde olan verinin, toplumsal cinsiyet çıktılarını ele alırken, cinsiyet bazlı verilerin eksikliğini ve bu verilere duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır

    Adet Kanaması: Dört Kuşağın Bilgi ve Deneyimleri

    No full text
    This paper aims at questioning that how do women from different generations experience menstruation and share their lore with other women and, convey their experience of menstruation to other women. Having based on the interviews conducted with four members of a family, i.e. with great-grandmother, grandmother, mother and daughter, the paper focuses on the symbolic meaning and lore of menstruation, the material objects and, some practices of menstruation as expressions of menstruation experience. Conveying experience and sharing lore is restricted only between two generations, between mother and daughter, but living in a male dominated culture makes all experiences similar. At the same time, their experience and lore differs because of some factors such as education, urbanization and modernization. The menstruation etiquette is based on the understanding that the male body is the normal body and menstruating body shows a kind of anomaly. Thus, with some differences, all family members share the understanding of the menstruation etiquette that requires concealment of and silence on menstruation.Makale adet kanamasının farklı kuşak kadınlar tarafından nasıl deneyimlendiği, adet görme bilgisinin ve deneyiminin kadınlar arasında nasıl aktarıldığı/paylaşıldığı sorularını temel alarak dört kuşak aile üyesiyle yapılan derinlemesine mülakatlar etrafında şekilleniyor. Bu çalışma, büyük anneanne, anneanne, anne ve kız çocuğundan müteşekkil dört aile üyesinin deneyimin ifadeleri olarak adet görmeye yükledikleri sembolik anlamlara, bu konudaki bilgilerine, adet kanaması için kullandıkları maddi nesnelere ve adet kanaması esnasındaki pratiklerine odaklanıyor. Bilgi paylaşımının ve deneyim aktarımının genellikle anne-kız çocuğu arasında, iki kuşakla sınırlı olduğu aile üyelerinin adet kanamasını deneyimleri, mevcut erkek egemen kültür nedeniyle ortaklaşırken, dönemsel farklılıklar, kent yaşamı, eğitim seviyesi, modernleşme gibi faktörler nedeniyle birbirinden ayrılıyor. Normal bedenin adet görmeyen beden, daha doğrusu erkek bedeni olduğu kabulüyle inşa edilen adet görme adabı, kadınların adet kanamasını gizlemesini ve suskunlukla örtmesini temel alıyor. Bu kurallar aynı ailenin dört kuşak üyesi arasında kısmen farklılaşsa da paylaşılmaya devam ediyor

    0

    full texts

    216

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Eastern Mediterranean University Open Journal Systems (OJS)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇