3036 research outputs found
Sort by
Complementary and Alternative Medicine Used by Adolescents in Premenstrual Syndrome. A Cross-Sectional Study
Study Objectives: This study was conducted to determine the treatment methods used by adolescents with premenstrual syndrome. Premenstrual syndrome is a common disorder among women of childbearing age. It influences women’s quality of life and economic and social performance. In addition to the conventional treatments by modern medicine, women frequently prefer complementary and alternative medicine practices to cope with the problem. Methods: Quantitative and descriptive design study and 367 people were icluded in this study. A questionnaire consisting of three parts was used to collect the data. The first part includes sociodemographic characteristics and information about the menstrual cycle, the second part is the “Premenstrual Syndrome Scale”, the third part is the “Complementary and Alternative Medicine Scale (CAMS)”. Results: 43.3% of the participants had a family history of PMS, and 64.9% had regular menstrual cycles. 23.2% consulted a physician for their complaints, 10.9% used medication for their complaints. The most preferred complementary and alternative medicine herbal supplementary was green tea (49.5%), chamomile (32.5%), sage (23.8%), and thyme (18.6%). The most used mind-body practices are prayer (65.5%), exercise (54.4%), and namaz (32.4%). Conclusion: It is concluded that 73% of adolescents diagnosed with premenstrual syndrome used complementary and alternative medicine practices, so it is necessary to investigate their effectiveness. © Mattioli 188
Magnetic Transitions in Two Novel Mixed-Valence Iron(Ii)–Iron(Iii) Metal Formate Frameworks : Two Sublattice Model
We study the two-sublattice model in the mean field theory by expanding the Gibbs free energy in terms of the magnetizations M1 (Mup) and M2 (Mdown) with the quadratic coupling M12M22 (quadrupolar interactions) for the order–disorder transition in the two mixed-valence iron (II)-iron (III) metal formate frameworks, C2H5NH3FeIIFeIIIHCOO6 and C2H52NH2FeIIFeIIIHCOO6. Expressions derived from the Gibbs free energy for the temperature dependence of the magnetizations M1 and M2, are fitted to the observed data (H=100Oe) from the literature for the two mixed-valence iron (II) – iron (III) system. The inverse susceptibilities (χ1-1 and χ2-1) are predicted as a function of temperature (H=100Oe) from the two-sublattice model. Additionally, the field dependence of the total magnetization (M=M1+M2) is analyzed using the literature data for the compounds studied. We find that the two-sublattice model with the quadrupolar interactions, is satisfactory to describe the order–disorder transition in the two mixed-valence iron (II) – iron (III) metal formate frameworks as studied here. It indicates that the two-sublattice model can also be applied to some other multiferroic mixed materials
Evaluation of BRCA1/2 Gene Mutations in Patients With High-Risk Breast and/or Ovarian Cancer in Turkey
Objectives To find BRCA1/2 test selection criteria unique to the Turkish population, as well as to provide the BRCA1/2 gene mutation distributions of patient population to the literature. Methods Genetic counseling was given to 2,373 cases with a family history of high-risk breast and/or ovarian cancer who applied to Istanbul University, Oncology Institute, Department of Cancer Genetics between 1994 and 2021 and selected by NCCN Guidelines for the BRCA1/2 test criteria. In our clinic, mutation screenings in BRCA1/2 genes were performed by Sanger sequencing method in patients admitted between 1994 and 2014 and by NGS method in patients admitted between 2015 and 2021. Results The overall mutation rate in our patient group selected from high-risk patients was 16.5% (391/2,373) after BRCA1/2 gene mutation screening performed in 2,373 cases who applied to the Cancer Genetics clinic. Of the patients with mutations, 57.5% (225/391) had BRCA1 mutation, 41.9% (164/391) had BRCA2 mutation, and 0.6% (2/391) had both BRCA1 and BRCA2 pathogenic mutations. People diagnosed before the age of 60 who have a history of triple-negative breast cancer had a 28.5% overall mutation rate. Conclusions BRCA1/2 mutation in Turkish population were evaluated in accordance with NCCN BRCA1/2 genetic test selection criteria; we discovered that all of our study results were statistically significant (p<0.05)
Toward Class AAA LED Large Scale Solar Simulator with Active Cooling System for PV Module Tests
Solar simulators are significant in testing solar cells and photovoltaic (PV) modules since they provide spectrum and optic characteristics close to natural sunlight. This research introduces two fundamental novelties to the literature on light-emitting diode (LED) light source solar simulators. One of these innovations is designing and developing a solar simulator to achieve I-V characterization on a PV module basis instead of cell-based contrary to the previous studies. For this purpose, a unique board with a modular structure is designed on which the LEDs are positioned. In the research, LEDs of at six different wavelengths are used. Spectral match, spatial nonuniformity, and temporal instability performance criteria tests conducted on the illuminated area is performed based on IEC 60904-9 and ASTM 927E-10 standards. Class AAA was obtained according to the large-scale solar simulator standard specified in ASTM 927E-10. The second novelty the study introduces is developing an active cooling system that can prevent an increase in LED junction temperature when the number of LEDs increases in an LED solar simulator with a wide illuminated area. In addition to the fans, this solution is suggested to prevent any damage to the LEDs during the test, as well as high temperatures from affecting the wavelengths and at the same time achieve 25 °C, one of the standard test conditions. Also, the device dimensions are optimized ergonomically for ease of use. With this system designed and devised, it becomes possible to test commercially available PV modules successfully. The active cooling system minimizes the heating problem and the impact of wavelengths that might invalidate performance criteria classes
BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİNİN İŞÇİ MENFAATLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
İş sözleşmesinin tarafları olan işçi ve işverenin istedikleri şekilde, sözleşme serbestisi prensibi çerçevesinde, sözleşme yapma özgürlüğüne sahip olmaları, Anayasa ve Kanunlarla güvence altına alınmıştır. Taraflar sözleşmenin türü ve içeriğini kendi iradeleriyle belirleyebilmektedirler. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 9. maddesinde bu hak düzenlenmiş olup, kanundaki hükümlere aykırılık içermemesi şartıyla, taraflar ihtiyaçlarına ve isteklerine göre iş sözleşmelerini düzenleyebilmektedirler. İşçi menfaatleri bakımından önem arz eden; iş güvencesi hükümleri ile kıdem ve ihbar tazminatı alacakları, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilere kıyaslandığında, daha zayıf korumaları içeren belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçilerin, 4857 sayılı İş Kanunu ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu çerçevesinde haklarını bilmeleri son derece önem arz etmektedir. Aksi takdirde çalışma hayatında işverenler tarafından haksızlıklar ve hakkın kötüye kullanılması durumlarıyla karşı karşıya kalabilmektedirler. Çalışmada belirli süreli iş sözleşmesinin ne olduğu, sözleşme yapabilmenin sınırları, sözleşmenin sonuçlarının işçilik menfaatleri açısından değerlendirilmesi hususlarında bilgiler yer almaktadır
ULUSAL VE ULUSLARARASI BASINDA METAVERSE TEKNOLOJİSİNİN YER ALDIĞI HABERLERİN İNCELENMESİ
Gün geçtikçe ilerleyiş gösteren teknolojik yapılar hem yeni modellerin gelişimini hem de var olana farklı eklemlemelerin yapılmasını getirmiştir. Bu noktada yeni olarak sayılabilecek olan Metaverse olgusuna ilişkin yaklaşımlar incelenebilmektedir. Topluma birer ayna tutan haberler de içinde yaşanılan döneme ait ipuçları vermekte, bireylerin görüşlerini şekillendirebilmektedir. Çalışma buna istinaden ulusal ve uluslararası haber platformları üzerinden Metaverse olgusunu içerik analizi yöntemiyle incelemeyi amaçlamıştır. Metaverse olgusunun seyrini incelemek ve bölgesel farklılıkları analiz etmesi açısından çalışma önem taşımaktadır. Elde edilen sonuçlar, Metaverse’ün uluslararası basında ağırlıklı olarak teknoloji başlığı altında verilerek yeni bir olgu olarak ele alındığını göstermektedir. Ulusal basında ise bu konu özellikle ekonomik çerçevede ele alınarak bireyler açısından yatırım fırsatı olarak değerlendirildiğini işaret etmiştir. Bölgeler arasında oluşan bu fark, haberlerin ait olduğu bölge insanlarının yaklaşımlarının çerçevesini çizmekte ve teknolojik gelişmelerin farklı kategoriler altında yer bulmasını getirmektedir
Döviz Piyasası Baskı Endeksi ve Kriz Göstergelerinin Tahmini: Türkiye Uygulaması
Döviz piyasası, bir ülke parasının başka bir ülke parası ile işlem gördüğü piyasa olarak tanımlanmaktadır ve bu piyasa farklı ülkelerin para birimlerinin değiştirildiği küresel pazar haline gelmiştir. Döviz krizi, döviz kurunun kısa bir süre boyunca önemli ölçüde değer kaybettiği bir durumdur. Döviz krizleri hem teorik hem de ampirik olarak kapsamlı bir ekonomik literatüre konu olmuştur. Bu nedenle, finansal piyasalar üzerindeki baskı derecesini ölçmek ve krizleri öngörmek için sinyal yaklaşımına göre endeksler oluşturulmuştur. Sinyal yaklaşımında, bir değişkenin bir krizden önceki dönemde belirli bir eşik değerinin ötesine geçmesi durumunda krizin meydana gelebileceği konusunda bir erken uyarı sinyali verdiği düşünülmektedir. Bu çalışmanın ana amacı Kaminsky ve Reinhart, (1999) tarafından geliştirilen Döviz Piyasası Baskı Endeksi’nin Ocak 1999 – Aralık 2019 döneminde Türkiye için geçerliliğinin araştırılmasıdır. Ayrıca, Döviz Piyasası Baskı Endeksi kullanılarak finansal krizlere neden olabilecek öncü göstergelerin Logit model ile belirlenmesidir. Model 7 istatistiki olarak anlamlı çıkmıştır ve de açıklama gücü istendiği gibi yüksek olmuştur. Modelde yer alan değişkenlerden Borsa İstanbul 100 Getiri Endeksi (BIST), İç Borç Stoku (İBS) ve Yurtdışı Yerleşiklerin Hisse Senedi Portföyü (YYHSP) ile Döviz Piyasası Baskı Endeksi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır
Nişanlılığın Sona Ermesinin Hukuki Sonuçlarından Hediyelerin Geri Verilmesi
Birbirleriyle evlenmek isteyen çiftler nişanlanma ile evliliğe ilk adımı atmış olurlar. Nişanlanma sırasında veya nişanlılığın devamında nişanlılar ve nişanlıların yakınları birbirlerine çeşitli hediyeler verirler. Ne var ki nişanlılık ilişkisi her zaman evlenme ile sonuçlanmaz. Nişanlılığın sona ermesiyle birlikte ortaya çıkacak hukuki sonuçlardan biri de nişanlanma dolayısıyla alınmış olan hediyelerin geri verilmesidir. Türk Medeni Kanunun 122. maddesinde nişanlılığın evlenme dışında bir sebeple sona ermesi durumunda hediyelerin geri verilmesi düzenlenmiştir. Hükme göre sadece nişanlıların birbirlerine değil aynı zamanda ana ve baba ya da onlar gibi davranan kişilerin de diğer nişanlıya vermiş oldukları hediyeler geri istenebilecektir. Bu kapsamda olanlar alışılmışın dışındaki hediyelerdir. Hediyelerin geri verilmesinin istenebilmesi için nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ermelidir. Diğer yandan bir nişanlının üçüncü kişilere verdiği hediyelerle nişanlıların ana ve babasının ya da yakınlarının birbirlerine vermiş oldukları hediyeler TMK m. 122 kapsamı dışında kalır. İnceleme konumuz nişanlılığın sona ermesinin hukuki sonuçlarından hediyelerin geri verilmesi başlığı altında hediye kavramı, hangi hediyelerin alışılmış hangilerinin alışılmışın dışında olduğu, hediyeleri geri istemenin şartları, geri vermenin kapsamı ve aksi durumda açılabilecek dava/davalardır
Sürdürülebilir Beslenme ve Protein İhtiyacı İçin Alternatif Bir Kaynak: Sentetik Et (Kültür Eti)
Dünya genelinde artan nüfusla beraber beslenme yetersizlikleri de artmaktadır. Beslenme yetersizlikleri hastalıklar ve ölümlerin önemli nedenlerindendir. Sentetik et açlığın önlenmesi ve sürdürülebilir beslenme için geleceğe yönelik gıda kaynakları arasında gösterilmektedir. Sentetik et laboratuvar ortamında ileri teknoloji ile hayvanlardan alınan dokuların çoğaltılmasına dayanır. Bu sayede hayvancılık sektörünün çevreye vermiş olduğu zararların ve hayvanların kesilmesinden doğan etik sorunların azalacağı düşünülmektedir. Sentetik et teknolojisi gelişmekle beraber birçok konu tam anlamıyla aydınlatılamamıştır. Et üretim aşamasında istenen lezzet, doku ve görünüşe sahip etler tam olarak üretilememiştir. Üretilen etler ise çok pahalı olmaktadır. Aynı zamanda çeşitli sosyokültürel nedenlerle bu etin toplumlar tarafından kabulü konusunda sıkıntılar bulunmaktadır. Sentetik et konusunun net anlaşılabilmesi için bu alanda çalışmaların arttırılıp, mevzuat ve politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Bu derleme sentetik et konusunda güncel bilgilerle en son durumu ortaya koymayı amaçlamaktadır
Study of the resonance structures in the process e+e- →π+π-J/ψ
Using about 23 fb-1 of data collected with the BESIII detector operating at the BEPCII storage ring, a precise measurement of the e+e-→π+π-J/ψ Born cross section is performed at center-of-mass energies from 3.7730 to 4.7008 GeV. Two structures, identified as the Y(4220) and the Y(4320) states, are observed in the energy-dependent cross section with a significance larger than 10σ. The masses and widths of the two structures are determined to be (M,Γ)=(4221.4±1.5±2.0 MeV/c2,41.8±2.9±2.7 MeV) and (M,Γ)=(4298±12±26 MeV/c2,127±17±10 MeV), respectively. A small enhancement around 4.5 GeV with a significance about 3σ, compatible with the ψ(4415), might also indicate the presence of an additional resonance in the spectrum. The inclusion of this additional contribution in the fit to the cross section affects the resonance parameters of the Y(4320) state. © 2022 authors. Published by the American Physical Society. Published by the American Physical Society under the terms of the "https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/"Creative Commons Attribution 4.0 International license. Further distribution of this work must maintain attribution to the author(s) and the published article's title, journal citation, and DOI. Funded by SCOAP3