3036 research outputs found
Sort by
İleri glikasyon son ürünleri ve böbrek hastalıkları
Demirel, Yağmur (Arel Author)İleri glikasyon son ürünleri (AGE) karbonhidratların karbonil grubu ve aminoasitlerin serbest amino gruplarının bir araya gelmesi ile maillard reaksiyonu sonucunda oluşan ürünlerdir. AGE oluşumu oldukça karmaşık bir süreçtir ve bu süreçte sadece karbonhidratlar ve amino asitler yer almamaktadır. Oksidatifstres ve karbonil stres gibi birçok faktör AGE oluşumunu tetiklemektedir. AGE oluşum süreci yavaş ilerler. AGE oluşum sürecinde dokuların protein yapısına zarar verir. AGE metabolizmasında böbreklerin yeri oldukça önemlidir. AGE’lerin serum seviyesini sabit tutulması ve vücuttan uzaklaştırılmasında böbrekler görev almaktadır. Böbrekte kaynaklanan herhangi bir bozukluk veya herhangi bir hasar AGE seviyelerinde artışa neden olmakta ve serum AGE seviyesindeki artışa bağlı olarak üremik komplikasyonlar görülebilmektedir. İlerleyen böbrek yetmezliğinde AGE seviyesi gittikçe artmakta ve böbrek fonksiyonlarının daha da azalmasına neden olarak kısır bir döngü oluşmaktadır. Diyaliz ve böbrek transplantasyonu ise serum AGE seviyelerini azaltan tedavilerdir
Frankfurt ekolü ve İngiliz kültürel çalışmalar okulunun karşılaştırılmalı bir okunması
Yüksek lisans teziFrankfurt Okulu ve Kültürel Çalışmalar, iletişim bilimlerini derinden etkilemiş iki düşünce ekolüdür. İletişim bilimlerinin ortaya çıktığı dönemde yaygın olan teknik yorumlar, bu iki okulun felsefe, ekonomi politik, göstergebilim gibi alanları iletişime katmasıyla birlikte yaygınlığını yitirmiştir. Ancak bu iki okul arasında da, güçlü birtakım farklılıklar bulunmaktadır. Frankfurt Okulu, Kültür Endüstrisi kavramıyla kültürel üretimin endüstriyel bir şekilde gerçekleştirildiğini ve izleyicilerin bu ürünler karşısında edilgen konumda olduğunu söylemektedir. Buna karşılık Kültürel Çalışmalar kültürü bir mücadele alanı olarak tanımlayarak, izleyiciye direnme şansı tanımaktadır. Bu çalışmada, Frankfurt Okulu ve Kültürel Çalışmalar' ın kültür ve medya tezleri arasındaki farklar araştırılacaktır. İki okulun medya ve iletişim alanındaki düşüncelerinin bugünkü güncellikleri tartışılacaktır
Multi-objective fuzzy parallel machine scheduling problems under fuzzy job deterioration and learning effects
Arık, Oğuzhan AhmetThis paper investigates a multi-objective parallel machine scheduling problem under fully fuzzy environment with fuzzy job deterioration effect, fuzzy learning effect and fuzzy processing times. Due dates are decision variables for the problem and objective functions are to minimise total tardiness penalty cost, to minimise earliness penalty cost and to minimise cost of setting due dates. Due date assignment problems are significant for Just-in-Time (JIT) thought. A JIT company may want to have optimum schedule by minimising cost combination of earliness, tardiness and setting due dates. In this paper, we compare different approaches for modelling fuzzy mathematical programming models with a local search algorithm based on expected values of fuzzy parameters such as job deterioration effect, learning effect and processing times
Efficient Election Campaign Optimization Using Integer Programming
Güney, Evren (Arel Author)Purpose: Political parties spend significant amounts of resources during their election campaigns, which are usually designed in a sub-optimal and informal way. This study aims to provide a mathematical framework for political parties to optimize their election campaigns, so that they can maximize their performance in the elections. Design/methodology/approach: In this work, we provide certain mathematical relations to determine the minimum necessary number of votes to gain additional seats in an election region under the D'hondt election rule. Also we develop a convenient mathematical model that optimizes the resource allocation scheme of a political party to maximize the potential seats won. We test our models on Turkish Parliamentary elections data Findings: Our results show that with various basic assumptions, which are suitable for real life cases, one can obtain significant gains in the election outcomes even with small budgets. We also provide the relations among swing vote rates, unit vote costs and budget with the number seats won in a parliament. Originality/value: This study provides useful insights for both political party management teams as well as researchers. Political parties need to conduct more market research to collect and work on election data to increase their performances. From the research perspective, to the best of our knowledge, this is one of first studies that approaches to the election campaigns for the D'hondt system with mathematical optimization tools
Türk aile işletmelerinde kurumsallaşma çabalarında kuşaklar arası çatışmanın rolü
Yüksek lisans tezi.Türk ve dünya ekonomisinde önemli bir yere sahip olan aile işletmeleri küreselleşme ile birlikte değişime uyum sağlamakta zorlanmaktadırlar. Ekonomik ve sosyal alanda önemli bir yere sahip olan aile işletmelerinin aile mülkiyetini koruyarak devam edebildikleri işletme ömürlerinin çok kısa olduğu incelenmiştir. Rekabet koşullarının sertleştiği küresel pazarda aile işletmelerinin yaşadıkları problemlerin sürdürülebilirliği ve rekabet gücünü düşürdüğü gözlenmektedir. Bu sebeple aile işletmelerinin ´´yeniden yapılanması´´ kaçınılmazdır. Aile işletmelerinin küresel pazara ve değişen rekabet şartlarına uyum sağlayamamasının en önemli nedeni kurumsallaşamamalarıdır. Yeniden yapılanma, yani kurumsallaşma sürecinde aile işletmelerinin önündeki en önemli engel ise kuşaklararası yaşanan çatışmalardır. Çalışmada aile işletmelerinin yapısı, aile ve işletmenin ilişkileri, yaşanan kuşaklararası çatışmalar, kurumsallaşamama nedenleri ve kuşaklararası çatışmaların kurumsallaşamamaya etkisi incelenmiş ve yorumlanmıştır
İkinci ve üçüncü basamak tedavi edici sağlık hizmeti sunan kuruluşların (hastanelerin) verdikleri hizmetlere göre karşılaştırılması
Yüksek lisans tezi...
Doğrudan demokrasinin günümüz koşullarında uygulanabilirliği
Yüksek lisans tezi.Günümüzde, dünyanın çok değişik bölgelerinde yaşayan çok farklı topluluklara "en iyi yönetim biçimi hangisidir?" sorusunu yöneltsek, büyük bir çoğunlukla alacağımız cevap "demokrasi" olacaktır. Pek çok yönetimin kavram veya uygulama açısından demokrasiden çok uzak olmasına rağmen bu adla anılması bir yana, genel kabul itibariyle demokrasiyle yönetildiği bilinen ülkelerin arasında bile "az demokrasi-çok demokrasi" ayrımları yapılmakta. Bunların arasında "çok demokrasi" ile yönetilmekle övünen ülkelerde bile "tam, eksiksiz, ideal" bir demokrasiye sahip oldukları iddiası ileri sürülemez zira demokrasiden anladığımız, demokrasinin bir çeşidi olan "temsili demokrasi"dir ve ideal olmak bir yana yeterli olduğu bile tartışmalıdır. Temsil sistemi, kimi toplumlarda az ama kimi toplumlarda demokrasinin tümüyle kaybına sebep olacak kadar çok sorunlara sahip olmasına rağmen "ehven-i şer" yani "kötünün iyisi" ve sürdürülebilir tek seçenek olduğu için savunulmaktadır. "Halkın, halk için, halk tarafından" yönetilmesi anlamına gelen ve tarihte ilk defa "demokrasi" adıyla tanımlanan yönetim sistemine günümüzde "doğrudan demokrasi" diyoruz. Ancak mükemmele en yakın yönetim sistemi olmasına rağmen, antik çağda küçük bir alanda yaşayan küçük bir topluluk tarafından icat edildiği, nüfus artıp insanlar geniş coğrafyalara dağılınca uygulanması imkansız hale geldiği için de "ütopik" kategorisine koyduk ve gündemimizden çıkardık. "Günümüz dünyası" ifadesiyle insanlığın özellikle son yüzyılda, binlerce yılda elde edilen gelişmeden daha fazlasına ulaştığı bilgi çağını kastediyoruz. Türümüzün doymak bilmez "hep daha fazla" ihtiyacı ve ihtirası özellikle bilimde ve teknolojide büyük sıçramalara sebep oldu, hep daha iyisine ulaşmak için yollar aramak bizi buralara kadar getirdi. Ancak sürat çağının baş döndürücü koşuşturması arasında gözden kaçırdıklarımız da oluyor. Her ne kadar bireysel imkanlarımız artsa da, toplumlarımızı daha iyi yönetmek için yeni yollar bulma konusunda yeterince başarılı olduğumuz söylenemez. Bu sebeple çağımız bireyselliğin parladığı bir dönem olsa da sosyal yapının sönük kaldığı görülüyor. Bilgiye erişim teknolojilerinin dünyanın farklı kıtalarındaki insanları birbirine bağladığını, dünyanın küreselleştiğini, küçüldüğünü, küresel bir "köy"e dönüştüğünü gururla söylüyoruz. Ancak "madem her alanda her şeyin en iyisini istiyoruz, madem dünya artık küresel bir köy, o halde neden en iyi yönetim biçimi olan doğrudan demokrasiyi bu yeni köyde uygulamanın yolunu bulmayı düşünmüyoruz?" sorusunu sormuyoruz. Bu çalışmanın amacı bu soruyu sorup cevabını bulmaya çalışmaktır
Türkiye’de Sermaye Piyasası ve Bankacılık Kesimindeki Gelişimin Ekonomik Büyüme Üzerine Etkisi
Literatürde finansal geliúmenin, ekonomik büyümeye etkisini araútran birçok çalúma bulunmaktadr.
Bu çalúma, Türkiye’de 1993-2015 döneminde, sermaye piyasas ve bankaclk sektörlerindeki
geliúmenin, ekonomik büyümeye etkisini incelemektedir. ARDL snr testi kullanlarak elde edilen
sonuçlara göre; sermaye piyasas geliúimi, bankaclk kesimi geliúimi ve ekonomik büyüme arasnda
uzun dönemli iliúki bulunmaktadr. Analiz sonuçlar; sermaye piyasasndaki geliúmenin ekonomik
büyümeyi uzun dönem etkileme katsaysnn 0.33, bankaclk kesimindeki geliúmenin ekonomik
büyümeyi uzun dönem etkileme katsaysnn 0.48 oldu÷unu göstermektedir. Sonuçlar; sermaye
piyasas ve bankaclk sektörlerindeki geliúmenin ekonomik büyümeyi artrd÷n ve sermaye
piyasasndaki geliúmeye kyasla bankaclk kesimindeki geliúmenin ekonomik büyümeyi daha fazla
arttrd÷n göstermektedir
Türkçenin Sınırları
Türk dili, tarihî bakımdan olduğu gibi coğrafî açıdan da çok geniş bir etki alanına sahiptir. Arkeoloji kazıları,
Türklerin Orta Asya’daki varlığını taş devrinden demir ve tunç devirlerine kadar götürmekte ve Türkçenin
konuşulduğu coğrafî alan genişliğinin zamanla Avrupa ve Afrika kıtalarına uzandığını göstermektedir.
Büyük Hun Devletinden sonra sırasıyla kurulan Köktürk, Uygur, Karahanlı, Harezm, Altınordu, Çağatay,
Selçuklu ve Osmanlı devletleri Türk kültürünün etki alanlarını, Moğolistan ve Çin sınırlarından Balkanlar’a
kadar doğu-batı istikametinde genişletmişlerdir.
Yurt dışında yabancı dil olarak Türkçe eğitimi veren Yunus Emre Enstitüsü, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt
dışında (17 ülkede) açtığı Türkçe lisan dershaneleri gibi yurt içi ve yurt dışındaki resmî ve özel Türkçe dil
öğretim merkezleri ile uluslararası sanatsal ve bilimsel etkinlikler sayesinde Türkiye Türkçesi; bugün beş kıtada
konuşulan, öğretimi yapılan ve üzerinde çalışılan bilim, sanat, ticaret vb. alanlarda bir dünya dilidir.
Türkçenin tarihî derinlik, coğrafî genişlik ve kelime hazinesi ile kültürel zenginlik bakımından sınırlarını tam
olarak çizmek mevcut bilgilerle imkânsızdır. Ancak bilim insanlarının çabaları sonucu gün ışığına çıkacak yeni
verilerle bu mümkün olacaktır