3036 research outputs found
Sort by
Çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, kişilik tipleri, işkoliklik, stratejik çeviklik ve başarı hedef yöneliminin örgütsel bağlılığa etkisi üzerine bir araştırma
Yüksek lisans tezi.Günümüz iş dünyasında, teknolojide ve rekabette yaşanan artış nedeniyle işletmeler/ örgütler mevcut yönetim yapılarını, stratejilerini ve uygulama yöntemlerini yeniden gözden geçirmek ya da değiştirmek istemektedirler. İşletmeler, var olan kaynaklarını en üst düzeyde kullanabilmek, yönetebilmek ve düzenleyebilmek amacıyla çeşitli örgütsel düzenlemelere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu kapsamda, stratejik çeviklik, çalışmaya tutkunluk, başarı hedef yönelimi, kişilik tipleri, işkoliklik ve iş özellikleri kavramlarının örgütsel bağlılığa etkileri üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde giriş bölümüyle, problemin tespiti, çalışmanın amacı, yöntemi ve ünite planı anlatılmıştır. İkinci bölümünde, örgütsel kavramlar olan; Örgütsel Bağlılık, Kişilik, Stratejik Çeviklik, Başarı Hedef Yönelimi, İş Özellikleri, Çalışmaya Tutkunluk, İşkoliklik kavramlarıyla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Üçüncü bölümünde, bu örgütsel kavramlar ve kavramların birbirlerine olan etkisi incelenmiştir. Bu kısım, ''kolayda örneklem yöntemiyle'' elde edilmiş, kamu sektörü çalışanlarından 125, özel sektör çalışanlarından 75, toplamda 200 anket verisinin analizinden oluşmaktadır. Bu araştırma sonucunun analizi, kurgulanan hipotezlerin testleri ve yorumlanması ile yapılmıştır. Bu çalışmayla, stratejik çeviklik, başarı hedef yönelimi, kişilik tipi, çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, beş faktör kişilik tipi ve işkoliklik kavramlarının örgütsel bağlılığa etkisi araştırılarak, literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır
Search for invisible decays of omega and phi with J/psi data at BESIII
Using a data sample of (1310.6 +/- 7.0) x 10(6) J/psi events collected with the BESIII detector operating at the BEPCII collider, we perform the first experimental search for invisible decays of a light vector meson (V = omega, phi) via J/psi -> V-eta decays. The decay of eta -> pi(+)pi(-)pi(0) is utilized to tag the V meson decaying into the invisible final state. No evidence for a significant invisible signal is observed, and the upper limits on the ratio of branching fractions at the 90% confidence level are determined to be B(omega -> invisible)/B(omega -> pi(+)pi(-)pi(0)) invisible)/B(phi -> K+K-) pi(+)pi(-)pi(0) and B(phi -> K+K-,) the upper limits on the decay branching fractions at the 90% confidence level are set as B(omega -> invisible) invisible) < 1.7 x 10(-4), respectively
Üç boyutlu grafik tasarımda matrix programının takı alanında modelleme yöntemleri
Yüksek lisans tezi...
Long-Term Outcomes of a New Minimally Invasive Approach in Chiari Type 1 and 1.5 Malformations: Technical Note and Preliminary Results
Kotil, Kadir (Arel Author)BACKGROUND: The treatment options for patients with Chiarimalformation type 1 (CM1) and Chiarimalformation type 1.5 (CM1.5) have not yet been standardized. In these malformations, the main factors include obstruction at the level of the foramen magnum and dural and ligamentous thickening. Here we present our outcomes of surgery and decompression using a minimally invasive surgery (MIS) technique.METHODS: Sixty-one patients admitted to our clinics between 2009 and 2016 due to CM1 or CM1.5 and who had undergone MIS were investigated retrospectively. All patients were followed up for a mean period of 55 months, both clinically and radiologically, and the outcomes were recorded. RESULTS: All 61 patients underwent foramen magnum decompression through a 1.5-cm mini-open incision, C1 laminectomy and C2 medial inner side tour, posterior atlanto-occipital membrane removal, external dural delamination, and widening of the internal dura with longitudinal incisions. Fifty-six patients (91.8%) were satisfied with the outcome, 4 patients (6.5%) remained the same, and 1 patient (1.6%) reported a poor outcome. Forty-five percent of the patients with syringomyelia demonstrated resolution within 2 years, and 92% demonstrated resolution in 5 years. Scoliosis was seen in 5 patients (8.1%). The rate of benefit from the surgical procedure was statistically significant (P = 0.0045), and no patient required additional surgery because of poor decompression.CONCLUSIONS: MIS is effective for uncomplicated cases of CM1 and CM1.5 due to its minimal connective and muscular tissue damage, short surgical duration, short recovery time, early mobilization, effective posterior fora-men magnum widening, lack of liquor fistula development, and better clinical and radiologic improvement during long-term follow-up
Belirsiz kayıp : aile bireyleri üzerindeki etkileri ve belirsiz kayıpla başa çıkmada etkili değişkenler
Yüksek lisans tezi...
Dış Ticarette Ulusal (Yerli) Para Cinsinden (Kliring) Takas ve Ödeme İşlemlerinin Uygulanabilirliği: Türkiye Uygulaması İçin Durum ve Gereksinimler
2008 yılında küresel finans krizine yol açan ABD’deki konuta dayalı ikinci el VDMK işlemlerinin çöküşü sonrasında sıfır ve eksi seviyelerde faizuygulayan merkez bankaları ve 2000’den sonra hızlanan parasal genişleme politikaları ile kur savaşları tartışılmaya başlanmıştır. Başta ABD 2016seçimleri sonrasında artan kontrollü dış ticaret ve korumacılık uygulamaları ve Brexit ile beraber ticaret savaşları ön plana çıkmıştır. Dış ticaretteaçık veren ve cari açık sorunu yaşayan veya ambargolar ile yaptırıma uğrayan ülkeler, yabancı sermaye ile bunların finansmanında zorlandıkça,FED’in faiz arttırımı ve bilanço daraltması aksiyonları dahilinde yeni çözüm ve önlemleri aramayı hızlandırmıştır. 2008 sonrasında Çin Yuanı, IMFSDR gibi yeni rezerv para arayışlarına benzer şekilde ulusal paralar ile dış ticaret ödemelerinin yapılması bunlardan biridir. 2013 Mayıs ayında FEDBaşkanı Bernanke’nin faiz arttırım ve varlık alımı azaltım sinyali konuşmasını takiben Türkiye’de kurlarda yukarıya doğru hızlı ivmelenme yaşanmıştır.İthalata dayalı sektörlerdeki döviz maliyetlerin artışı ve makro verilerdeki durağanlık emareleri inşaat ve KOBİ’ler başta olmak üzere kamu teşviklerinigündeme getirmiştir. Yerli malı kullanımı gibi yerli (ulusal) paralar ile dış ticaret ödemelerinin gerçekleştirilmesi ve dolarizasyon etkisinin azaltılmasıönemli başlıklardan biri olmuştur. Bu nitel çalışma ile (muhabir) bankacılık gereksinimleri, vergi, muhasebe, takas, kur riski gibi çok farklı boyutlardankonu tartışılarak; uygulamadaki ihtiyaçlara yönelik çözümler ve dikkat edilmesi gereken konular incelenmektedir. Akademik yazındaki benzerçalışmaların yok denecek kadar az olması bu çalışmanın bir yol haritası olarak önemini daha çok öne çıkarmaktadır. Kamu, hanehalkı, firma, ülke gibifarklı taraflar adına incelenmesi gereken başlıklar bulunmaktadır. Sonuç olarak, milli paralar ile dış ticaret ödemeleri ve takası birçok farklı boyuttandeğerlendirilmesi ve üzerinde çalışmalar gerektiren önemli bir konudur
Gender(ed) Subjectivity and Legitimacy in “Translation”: The Case of the Old Turkish Civil Code of 1926
Bu makalenin amacı, 1907 tarihli İsviçre Medeni Kanunu’nun çevrilmesi yoluyla yapılan ve 76 yıl
yürürlükte kalmış olan 1926 tarihli Eski Türk Medeni Kanunu’nun “nesebi sahih çocuklar” ile ilgili
maddelerinin çevirisini incelemek suretiyle hukuki bağlamda cinsiyetlendirilmiş özneliğin ve
meşruiyetin tarihsel inşasını araştırmaktır. Eski Türk Medeni Kanunu, 20. yüzyılda yeni kurulmuş
bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme/batılılaşma hedefi bağlamında, özellikle
de kadının statüsünü iyileştirdiği gerekçesi ile “bir “devrim” olarak nitelenmiş, övgüyle
karşılanmıştır. Ancak, “nesebi sahih çocuklar” konusundaki kanun maddelerinin çevirisinin
karşılaştırmalı incelemesi, ne İsviçre Medeni Kanunu’nun ne de Eski Türk Medeni Kanunu’nun
toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden azade olduğunu, Eski Türk Medeni Kanunu’nun çeviri yoluyla
hazırlanması sürecinde kaynak kanun olan İsviçre Medeni Kanunu’ndaki toplumsal cinsiyet
eşitsizliğini ihlal eden maddelerin “aynen” çevrildiğini, böylece Türk Medeni Kanunu’nda, İsviçre
Medeni Kanunu’nda olduğu gibi, annenin/kadının dışlanarak çocuğun meşruiyetinin tek kaynağı
olarak babanın/erkeğin esas alındığı/imtiyazlı kılındığı bir hukuk dilinin benimsendiğini
göstermiştir. Bu makale, gerek Türkiye’deki cinsiyetlendirilmiş öznelik ve meşruiyetin tarihsel
inşasının izini sürmek ve bu inşayı sorunsallaştımak gerekse batı hukuku ile toplumsal cinsiyet eşitliği
arasında olduğu varsayılan “yakın ilişki”yi sorgulamak açısından çevirinin kilit önemini ortaya
koymaktadır
Performans Değerlendirme Formuna İlişkin Öğretmen Görüşleri
Özet: Performans değerlendirme, çalışanların terfi etmesine, ücret artışına ve diğer yönetim
kararlarına temel teşkil edebilecek bilgileri sağlamakta ve aynı zamanda çalışanların önceden
belirlenen standartlara ne ölçüde yaklaştıklarına ilişkin geri bildirimler vermektedir. Bu kapsamda
eğitim kurumlarında bireysel yeterlikler ve performans göstergelerinin saptanmasına ihtiyaç vardır.
Bu nedenle bu araştırmanın amacı Millî Eğitim Bakanlığının 26 Şubat 2018 tarihli “Öğretmen
Performans Değerlendirme Yönetmelik Taslağı’nda belirtilen performans ölçütleri ile ilgili
öğretmen görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Karabük’te ortaöğretimde görev
yapan 31 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlere dört açık uçlu soru sorulmuştur.
Araştırma verilerinin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Veriler dört ana
temada toplanmış, her temaya ilişkin maddelerin frekansları tablolar halinde verilmiş ve ayrıca
tablolara ilişkin önemli görülen söylem ve görüşler kişilere ilişkin kodlar verilerek betimlenmiştir.
Araştırma bulgularına göre; öğretmenler, taslaktaki değerlendirme formunun öncekilerden pek farkı
olmadığını, değerlendirmenin objektif olması gerektiğini, öğretmenin okul başarısı-öğrenci başarısı
ve davranışlarının, sınıf etkinliklerinin değerlendirmeye alınması gerektiğini belirtmişlerdir. Ayrıca
öğretmenler, bu yönetmelikte var olan veli ve öğrencilerin değerlendirmeye katılmasının yanlış
olduğu kanısındadırlar. Araştırmadaki bulgular ışığında, daha işlevsel değerlendirme ölçütlerinin
geliştirilmesi konusunda öneriler getirilmiştir
İşletme Grupları Ve Sermaye Yapısı İlişkisi
Dünyada pek çok ülkede var olan işletme gruplarının oluşum ve yaygınlık nedenleri pek çok
akademisyenin ilgisini çekmiştir. İşletme gruplarının oluşumunda temel nedenler piyasa kusurları ve
bilgi sorunlarını önlemek, piyasa belirsizliklerini azaltmak ve riski çeşitlendirmek olarak sıralanabilir.
Bu çalışma, Türkiye’deki firmaların sermaye yapısı seçimlerinin bir işletme grubuna bağlılık nedeni
ile farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektedir. Çalışmada Borsa İstanbul’da işlem gören, finansal
sektör dışındaki 68 adet şirketin 2008-2016 yılları arasındaki dönemini kapsayan ve toplamda 612
gözlemin yer aldığı dengeli bir panel veri seti ile çalışılmıştır. Araştırma yöntemi olarak dinamik
panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Genelleştirilmiş momentler yöntemi (GMM) ile tahmin edilen
modeldeki sermaye yapısını açıklayıcı değişkenler sermaye yapısı ile ilgili üç önemli teori baz
alınarak kullanılmıştır. Bunlar, dengeleme teorisi, gagalama sıralaması teorisi ve temsil maliyetleri
teorisidir. Çalışmanın başlıca bulgusu işletme grubuna bağlı şirketlerin bağımsız firmalara göre daha
fazla kaldıraca sahip olduğudur. Bu bulgu da işletme grupları ve içsel sermaye piyasaları ile ilgili
teorileri destekler niteliktedir
E-Satın Alma Niyeti İnternet ve Sosyal Medya Kullanımı Tarafından Pekiştiriliyor Mu? Üniversite Öğrencileri Üzerine Nicel Bir Araştırma
Sosyal medyanın popülerliği arttıkça çevrimiçi alışveriş olgusuyla iç içe geçtiği
söylenebilir. Pazarlamacılar çevrimiçi satın almayı özendirmek için sosyal medyayı
tüketicinin başta reklam olmak üzere, çekiliş, yeni ürün tanıtımı, örnek ürün
dağıtımı ve indirim mesajlarına maruz kaldığı bir ortama çevirme eğilimindedirler.
Üstelik sosyal medya tüketicilerin bazen de pazarlamacıların, çevrimiçi alışverişe
yol açabilecek türden ağızdan ağıza mesajlar ürettiği ve çoğalttığı bir merkez
haline gelmiştir. Bu nedenle, söz konusu çalışma sosyal medya kullanımının
e-satın alma niyeti oluşturup oluşturmadığını anlamaya çalışmaktadır. Araştırma
kapsamında üniversite öğrencilerinin e-alışveriş niyeti algılarını ve sosyal medya
kullanım alışkanlarını ölçen bir anket uygulanmıştır. Sonuçlar, internette ve sosyal
medyada daha çok vakit geçiren ve sosyal medya hesaplarını daha sık kontrol eden
kullanıcıların daha fazla e-alışveriş niyeti geliştirdiğini göstermektedir. Bunlara
ek olarak, yeni ürün tanıtımlarını takip eden ve belirli bir markanın hayranı olan
kullanıcıların daha güçlü alışveriş niyetine sahip oldukları gözlenmiştir. Sonuçlar
aynı zamanda, internetten son bir yılda daha çok sayıda ürün/hizmet satın alanların
ve e-alışverişe daha çok para harcayanların, daha güçlü e-satın alma niyetine sahip
olduğunu göstermektedir