3036 research outputs found
Sort by
“P(oe)sychology”: The Psychoanalytic Examination of the Theme of Death in Poe’s Works
Edgar Allan Poe, one of the most powerful names in American and Anglo-Saxon literature, was a writer, poet, editor and literary critic associated with the American Romantic Movement. He became known for his mysterious and horrible stories. He was one of the first American writers of the short story genre. Poe was also respected in the field of literature for his contributions to the science fiction genre that emerged during the same period. His best-known works were generally Gothic and focused on issues such as separation, death, the resurrection of the dead and mourning. Poe's style is considered one of the cornerstones of the dark-romantic movement. It is generally seen as a desperate and mysterious figure hidden in the shadows of moonlit gravestones or hidden in the ruins of the ruined castles. But of course, this image is a characterized and inadequate description of the existing Poe. Poe was not the first Gothic writer, but he was undeniably one of the strongest. This article focuses on the probable psychological analysis of why Poe's stories work so intensely and "live" in death, gloom, and grief
Improved measurements of χcJ → Σ+ Σ - and Σ0 Σ 0 decays IMPROVED MEASUREMENTS of ... M. ABLIKIM et al.
Using a data sample of (448.1±2.9)×106 ψ(3686) events collected with the BESIII detector at the BEPCII collider, we present measurements of branching fractions for the decays χcJ→Σ+Σ- and Σ0Σ0. The decays χc1,2→Σ+Σ- and Σ0Σ0 are observed for the first time, and the branching fractions for χc0→Σ+Σ- and Σ0Σ0 decays are measured with improved precision. The branching fraction ratios between the charged and neutral modes are consistent with the prediction of isospin symmetry. © 2018 authors
Mısırda Bir Esir Kampında Çıkarılan Işık Gazetesi’ndeki Şiirler
Birinci Dünya Savaşı 28 Temmuz 1914 - 11 Kasım 1918 yıllarında Mısır’daki esir kampında Hicri 5. 4. 35, Milâdî: 29 Ocak 1917 tarihinde, “Işık Gazetesi” adıyla bir gazete çıkarılmıştır. Gazetenin ilk sayısında, “Sahib-i İmtiyaz Orhan Kemal” imzalı “Gazetemizin intişarı için teşvik ve teveccüh gösteren aziz arkadaşlarımızı ve bütün karileri ilk sayımızla selamlarız.” ibaresi mevcuttur. Her sayıda muhtelif konular ele alınmaktadır. “İctimaiyat”, “Mühim Haberler”, “Son Haberler” hemen her sayıda mevcuttur. Ayrıca, “Şundan Bundan”, Bilmece”, “Fiske”, “Terakki İçin”, “Enin”, “Muhavere”, “Temaşa”, Teşekkür” ve “ilan”lardan başka onbir adet de şiir bulunmaktadır. Bu şiirler; 3, 11, 13, 14, 46, 55, 64, 70, 85 ve 92. sayılarda yer almaktadır
Türkiye’de “Reklamcı” Eğitimi: Reklamcılık Lisans Programları Üzerine Bir İnceleme
Türkiye’nin dünya genelinde en dikkat çeken sektörlerinden birisi reklamcılık
sektörüdür. Reklamcılık sektörü gerek yurtdışı yarışmalarda kazandığı ödüllerle gerekse
ihraç ettiği reklam çalışmalarıyla dikkat çekici başarılar elde etmiştir. Güncel bir o kadar
da yoğun olan reklamcılık sektöründe çalışan yapısının çok genç ve iyi bir entelektüel
altyapıya sahip olması zorunlu görünmektedir. Yaratıcı kültür ekonomisi içerisinde
önemli bir hacme sahip olan bu sektörün insan kaynakları ihtiyacı geçmişte genel olarak
farklı disiplinlerden mezunlarla karşılanmıştır. Günümüzde özellikle reklamcılık lisans
programlarının açılmasıyla gerek sektörün ihtiyacına yönelik gerekse entelektüel eğitim
vermeye yönelik olarak uzmanlaşma çabası dikkat çekmektedir.
Bu çalışma içerisinde reklamcılık eğitimi veren lisans programlarının eğitim
müfredatları analiz edilecektir. Üniversiteler tarafından “reklamcı” ünvanıyla mezun edilen
öğrencilerin eğitim geçmişlerinde teorik ve uygulamalı derslerin ne kadar yer aldığı, reklam
sektörünün ihtiyacı gibi görülen dil, yabancı dil, psikoloji ve diğer entelektüel alanlarda nasıl
bir eğitim sürecinden geçtikleri mercek altına alınacaktır. Çalışmanın amacı reklamcılık
eğitimine dair bir perspektif oluşturmak ve reklamcılık eğitiminin sorgulanmasının yolunu
açmaktır
Sürdürülebilir Gastronomi Çerçevesinde Edremit Körfezi Yöresel Mutfakları
Yeme-içme davranışları bütün kültürlerde evrensel bir nitelik taşımaktadır. Bu kültürlerin
parçası olarak insanlar kimliklerinin yanı sıra kültürlerinin belirli özelliklerini
yansıtmaktadırlar. Bir ülkede, bir toplulukta, bir yörede mutfak ve yemek kültürü hakkında
bilgi sahibi olabilmek ve yemek kültürünü keşfetmek için topluların tarihlerine, yeme
alışkanlıkları, yiyeceği hazırlama ve pişirme yöntemleri, inançlarına, toprağı ekip biçme
şekillerine bakmak gerekir. Geleneksel yeme içme alışkanlığı toplumların kimliklerini
oluşturmaktadır. Hemen hemen her toplumun yemek kültüründe kendine has özellikler
bulunmaktadır. Marmara Bölgesi Edremit Körfezi de ülkemizin hem Ege Denizi ve
çevresinin hem de Marmara Bölgesinin izlerini taşımaktadır. Ayrıca savaşlar ve
mübadeleler nedeniyle göçmenlerin yerleşim yeri olma özelliğindedir. Çalışmada
sürdürülebilir gastronomi çerçevesinde Edremit Körfezinde yapılan yöresel yemekler ve
pişirme tekniklerine değinilmektedir. Çalışmada, Edremit Körfezi yöresel mutfağı literatür
taraması yapılarak araştırılmıştır. Ayrıca yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanarak
yörede yaşayan kişilerle mülakat tekniği ile betimsel analiz yapılmıştır. Sonuç olarak
unutulmaya yüz tutmuş olan yöre yemeklerin kayıt altına alınması sağlanmış ve gelecek
nesillere aktarılmasına çaba gösterilmiştir
Media, youth, crime and moral panic
Bu çalışma, genç suçluluğunun medyadaki sunumu ve bir ahlaki paniğin yaratılması ve sürdürülmesi arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Ahlaki panikler sosyal değer ve çıkarlara bir tehdit olarak ortaya çıkan durum, olay, kişi ya da kişiler olarak tanımlanmaktadır. Ahlaki panikler politikacılar tarafından vekaletin yönlendirilmesi, iş dünyası tarafından belirli pazarlarda satışların artırılması ve medya tarafından toplumsal ilişkilerin haber yapmaya değer bir hale getirilmesi için günlük inşa edilir. Günümüz gençliğinin var olduğu sayılan davranışlarının bir ahlaki paniğin “kaynağı” olduğu tartışılacaktır. Genel olarak gençlerin belalı, sorunlara yol açan kişiler olarak görülmesi ile böyle bireyler tarafından işlenen suç vakalarının arttığı algısı doğasında daha rastgele ve daha şiddetli hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı gençliğin kitle iletişim araçlarındaki sunumunu ve bu tür olumsuz sunumların halkın bütün gençler ve özellikle de genç suçlular kaynaklı korkusunun yükselmesine olan etkisini irdelemektir
Investigation of brand and consumer relationship of digital marketing in Turkey
Dijital pazarlama, geleneksel pazarlama yöntemleri (televizyon, radyo, gazete, dergi) değil, internetin herhangi bir aracı kullanılarak gerçekleştirilen pazarlama şeklidir. E-pazarlama ya da çevrimiçi pazarlama gibi isimlerle de anılan bu pazarlama şekli, dünyada ve Türkiye’de özellikle son 10 yıldır popüler bir hale gelmektedir. Dijital pazarlama, reklamcılığın, pazarlama, alım-satım ve ödeme işlemlerlerinin tamamının yapıldığı platfformları değiştirdiğinden klasik pazarlamadaki kavramlara ek olarak pek çok kavramı beraberinde getirmiştir. Bu çalışma Türkiye’de dijital pazarlama sektöründeki marka ve tüketici ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, ilk olarak dijital pazarlamanın tanımı yapılmış ve literatürdeki benzer çalışmalar incelenmiştir. Ardından, dijital pazarlama ile ilgili mevcut problemler incelenmiş ve çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur. Son olarak Türkiye’deki dijital pazarlama farkındalığını ölçmek ve dijital pazarlamada marka ve tüketicilerin ilişkisini incelemek için bir anket çalışması yapılmış ve bu anketteki sonuçlar değerlendirilmiştir
An examination on the internet of things from risk communication perspective: new risks of new technologies
Günümüz internet araç ve teknolojileri insan yaşantısına dair çeşitli kolaylıklar sağlayabilmektedir. Özellikle son yıllarda literatüre de yerleşen Nesnelerin İnterneti (IoT-Internet of Things), pek çok farklı alanda insan müdahalesini minimum düzeye indirgeyerek gündelik yaşantının farklı alanlarındaki ‘verimliliği’ artırabilmektedir. Ancak öte yandan söz konusu kullanım biçimleri beraberinde öngörülmesi zor yeni sorunları da getirebilmektedir. Bu doğrultuda bakıldığında kitle iletişim araçları vasıtasıyla toplumsal ve/veya bireysel yaşantının çeşitli kademelerinde yaşanabilecek sorunları öngörme ve bunlara çözüm bulma amacı taşıyan risk iletişimi stratejileri, nesnelerin interneti olgusuyla da farklı perspektiflerden katkı sağlayabilmektedir. Ancak gelişen internet teknolojilerinin beraberinde yeni sorunları da gündeme getirme potansiyeli, nesnelerin internetini yeni risklerin taşıyıcısına dönüştürebilmektedir. Bu çalışmada da, risk iletişiminin klasik işleyiş paradigmalarından hareketle, nesnelerin internetinin risk olgusuna karşı taşıdığı olanaklar ile ortaya çıkabilecek ‘yeni tip riskler’ arasındaki temel çelişkiler tartışılmaktadır
Teknoloji, siber-uzam ve beden: schusterman’ın “somatik dönüş”ü ve siber-uzam eleştirisi
The aim of this article is to investigate Richard Shusterman’s arguments about the tension between “technology/cyberspace” and “body” by analyzing his relevant texts and relating them with Baudrillard, Husserl and Bergson’s theories about the present issue. Although Shusterman’s direct interest is not cyberspace itself, after a deep analysis it is possible to realize the fact that there is an inevitable relation between what he called “somatic turn”1 and cyberspace/technology. In fact, the reader could find the traces of Shusterman’s worry about technological threat most intensively in his passages arguing Gibson’s arguments about cyberspace and the end of art experience. Why do we talk about a technological threat? Where does the problematic relationship between the body and technology locate in such a threat? This article finds it useful to deal with Baudrillard’s simulation theory as a way to find proper answers to these questions and to show Shusterman’s concern of body in the age of cyberspace. The reader will realize that the answers can be found in the intersection of these thinkers’ unease about the irreparable damages of technology over body. Historically, as we shall see, the main rationale behind apathy about the mode of bodiless existence in cyberspace, regarding technology and communication, has its own roots in the invention of Cartesian Cogito in Western thought where the body has already been excluded from the arguments and life, and hence be marginalized. For fulfilling these tasks, first of all, this article attempts to briefly explain Baudrillard’s simulation theory in order to show the conditions for the absence of the body in technology and cyberspace, by elaborating on the levels of the image determined directly by the technological progress. At the end of this discussion, we will find the opportunity for passing to the reasons for Shusterman’s “somatic turn”. Secondly, the article will explain why Cartesian Cogito dispenses with the need for body in life, by referring to the relevant arguments of Husserl who mentions the separation of cogito from Life-World or Lebenswelt. In this context, thirdly the article shall try to discuss Shusterman’s view on the problem of interpretation by showing that his concern of the issue can be read as a result of the crisis resulted from Cogito-Centric thinking. By doing this, it will be also referred to Bergson’s argument about Zeno’s paradox in order to exemplify the significant role of the bodily performance in life. Hereafter, fourthly William Gibson’s arguments, in Neuromancer, defending cyberspace as an environment in which people get rid of their physical/bodily limitations and Shusterman’s counter-arguments towards Gibson’s views will be analyzed. To make clear these discussions, the article refers to Vilem Flusser’sarguments about the re-construction of reality through technology by arguing the ontological statuses of both “bodily existence” and “virtual existence”. Fifthly and finally, the article shall attempt to discuss Shusterman’s emphasize declaring that somatic turn necessitates also an aesthetic turn. In this part, we will see that Shusterman argues that technological progress is a threat for our relation with artworks by referring to Walter Benjamin’s well-known article “The Work of Art in the Age of Mechanical Reproduction”
Hareketli görüntülerin reklamlar üzerindeki etkisinin incelenmesi
Yüksek lisans tezi.Reklamlar, iletişimin en güçlü ögeleri ve hayatımızın vazgeçilmez bir olgusudur. Tüketimin hızlı artması reklamları doğrudan etkilemektedir. Reklamlar, günlük yaşamda insanların karşısına çeşitli noktalarda, farklı yöntemlerle ve sıkça çıkmaktadır. Dijital çağın sağladığı olanakları kullanarak, belirli amaçlar doğrultusunda kitleleri etkilemeyi, yönlendirmeyi ve amaca yönelik harekete geçirmeye hedefler. Teknolojik araçların çeşitliliği ve yaşamın odak noktasında olmaları reklamlar açısından hareketli görüntülerin kullanılması doğru reklam stratejisidir. Haraketli görüntülerde kullanılan teknikler, hedef kitlenin duygu ve düşüncelerini doğrudan etkiler. Reklamlarda kullanılan hareketli görüntüler ses ve müzikle birleşince duygusal bir etki oluşturur. Bu etki reklam mesajlarının hatırlanması, bilinmesi ve dikkat çekmesi açısından önemlidir. Bu tez içerik olarak, reklam ve hareketli görüntü kavramlarını tarihsel süreçlerinde inceleyerek ulaştıkları noktaları ve birlikte kullanıldıklarında hareketli görüntülerin reklamlar üzerindeki etkisinin nasıl olduğunun yorumlanmasıdır