3036 research outputs found
Sort by
Comparison of Crosslinker Types and Initiation Systems of Thermoresponsive PNIPAM Hydrogels
Thermoresponsive hydrogels are three-dimensional polymer networks which undergo conformational changes in
aqueous media depending on the external temperature. As the lower critical temperature (LCST) is close to the
body temperature, poly(N-isopropylacrylamide) (PNIPAM) is the main thermoresponsive hydrogel used for
biomedical applications. Below LCST, PNIPAM hydrogels swell in aqueous media, above LCST they become
insoluble and shrink. This behavior makes it possible to design drug release systems controlled by external
temperature. Swelling/shrinking response of PNIPAM hydrogel depends on several factors such as crosslinker
type, crosslinking density, hydrophobic/hydrophilic balance and initiator type. In this study, the effects of the
initiation system and the crosslinker type on different thermoresponsive hydrogels were compared. For this
purpose, thermoresponsive hydrogels were synthesized by using ethylene glycol dimethylacrylate (EGDMA)
and N,N′-ethylene bisacrylamide (EBAM) as crosslinkers via photo and thermal initiation systems. The
hydrogels were characterized by scanning electron microscope (SEM) and FTIR spectroscopy. Effects of the
initiation system and the crosslinker type on the release, swelling behavior, morphology and the biocompatibility
behavior of the hydrogels were investigated. The hydrogels synthesized with EBAM demonstrated more
promising results compared to the one synthesized EGDMA. It was concluded that poly(EBAM-co-NIPAM)-P
has the highest swelling ratio and poly(EBAM-co-NIPAM)-T is the most biocompatible hydrogel. In terms of
release characteristics, there was not a significant difference between the hydrogels, even though their swelling
characteristics differ
Sürdürülebilirlik ve Finansal Performans Arasındaki İlişki: BİST Şirketleri Üzerine Bir Araştırma
Son yıllarda, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim ile ilgili konularda şirketlerin sürdürülebilirlik
ilkelerine uyum çabaları bu alandaki çeşitli uluslararası insiyatiflerin önderliğinde ivme kazanmış ve dünya
borsalarında sosyal sorumlu yatırımları olan şirketlerden sürdürülebilirlik endeksleri oluşturulmaya
başlanmıştır. Bu çalışmada, Borsa İstanbul’da sürdürülebilirlik endeksine dâhil olmanın uzun dönemli etkileri
çeşitli panel veri tahmin yöntemleri ile analiz edilerek, sürdürülebilirlik endeksine dâhil olmak için yapılan
çabaların şirketlerin itibarını arttırarak finansal başarıyı etkileyip etkilemediğinin araştırılması
amaçlanmaktadır. Araştırma sonucunda, sürdürülebilirlik alanındaki yüksek performansla, finansal başarı
arasında zayıf bir ilişki bulunmuştur. Bu zayıf ilişki, sürdürülebilirlik endeksine dâhil olmak için katlanılan
çabaların yatırımcılar tarafından yeterince değerlendirilmediği anlamına gelebilir
KONUT KREDİSİ FAİZ ORANLARI İLE İPOTEKLİ KONUT SATIŞLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN ANALİZİ; TÜRKİYE ÖRNEĞİ
Türkiye’de, gayrimenkul yatırımları, özellikle risk profili düşük
yatırımcılar tarafından, tahvil-bono ve hisse senedi gibi diğer finansal
yatırım araçlarına göre çoğu zaman tercih edilen geleneksel yatırım
araçlarındandır. Geçtiğimiz on beş yıllık dönemde Türkiye’de inşaat
sektörü güçlü bir büyüme göstermiş, ekonomik büyümede lokomotif
rolünü üstlenmiş ve konut satışlarında yüksek seviyeler görülmüştür.
Konut kredisi faiz oranlarındaki değişimler, borçlanma maliyetini direkt
olarak etkilediği için, konut talebi ve konut satışlarını etkilemektedir.
2018 yılında, para politikası faiz oranlarındaki artışa paralel olarak,
piyasa faiz oranlarında ve dolayısıyla konut kredisi faiz oranlarında
yaşanan yukarı yönlü trendin, ipotekli konut satışlarını olumsuz
etkilediği ve konut talebi üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğu
görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de 2013:01-2018:12
döneminde konut kredisi faiz oranları ile ipotekli konut satışları
arasındaki ilişkinin Fourier yaklaşımı kullanılarak incelenmesi ve para
politika aktarım mekanizması kanallarından biri olan kredi kanalının
etkinliğinin analiz edilmesidir. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası
Elektronik Veri Dağıtım Sistemi’nden alınan aylık veriler kullanılarak
yapılan çalışmada, konut kredisi faiz oranları ve ipotekli konut satışları
arasındaki ilişki, Fourier SHIN (2016) eşbütünleşme testi ve Fourier
Granger (2016) nedensellik testi kullanılarak incelenmektedir. Bu testler,
analizde çok sayıda yapısal değişimin tahmin edilmesine olanak
sağlayarak, analiz sonuçlarının güvenilirliğinin artmasına katkıda
bulunmaktadır. Çalışma sonuçları, konut kredisi faiz oranlarının ipotekli
konut satışları üzerinde kısa ve uzun dönemde etkisi olduğunu
göstermektedir
MUHASEBE VE KAPİTALİZM; TANZİMAT DÖNEMİ İKTİSADİ ZİHNİYETİ VE ŞİRKET-İ HAYRİYE MUHASEBE DÜZENİ
ÖZ
Günümüzde küresel boyut kazanan kapitalizmin; özellikleri, üretim biçimi
ve dinamiklerinin yanı sıra ortaya çıkış tarihi de önemli bir tartışma konusudur.
Ortaya çıkış tarihini belirlemek, kapitalizmin doğru ve kapsamlı tanımını
yapabilmek ve bugünkü küresel ekonomiyi anlayabilmek adına önemlidir.
Muhasebenin enstrüman olarak kullanılması yolu ile kapitalist üretimin ve
bunun gerektirdiği zihniyetin anlaşılabilmesi mümkündür. Çünkü muhasebe,
üretim ilişkilerinin ve zihniyetin çıktısı olup, kanıt niteliğindedir. Osmanlı
Devleti’nin de sanayileşme çabası ve iktisadi gelişime uyumu, tarihsel süreç
ve başarısı bakımından tartışılan bir husustur. Çalışmada, muhasebenin bu
tartışmalara katkıda bulunabileceği varsayımıyla, iktisadi gelişim sürecinde
önemli bir kırılma noktası olarak kabul edilen Tanzimat Dönemi sonrasındaki
gelişmeler ile şekillenen, Osmanlı Devleti’nin ilk anonim şirketi olan Şirket-i
Hayriye’nin, muhasebe raporları incelenmiştir. Böylece tartışmalı bir dönemin
zihniyetini ve iktisadi politikaların özel sektördeki başarısını tespit etmek
amaçlanmıştır
The Health Workers’ Opinion on the Quality Certification Process
Sağlık Çalışanlarının kaliteye ilişkin algılarının ve bu algıyı etkileyen etmenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel tasarımda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Ankara ilinde kalite belgesi alan beş hastanede görev yapan 24 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından oluşturulan açık uçlu 10 soru kullanılmıştır. Araştırma verileri NVivo 12 programıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; sağlık çalışanlarıyla yapılan görüşmelerde; kalite çalışmalarının iş yükünü artırdığı ve bu iş yükünün büyük kısmını hemşirelerin üstlendiğini, personel kariyer geliştirme ve performans değerlendirme sistemine katkı sağlamadığını belirlenmiştir. Kalite belgesi olan hastanelerde sağlık çalışanları kalite çalışmalarının hasta açısından olumlu bir etkiye sahip olduğunu ifade ederken, çalışanlar açısından olumlu bir farklılık olmadığını ifade etmişlerdir
İşletmeye giriş
Çağdaş bir yaklaşımla işletmelerin yönetsel ilke ve fonksiyonlarını konu alan bu çalışma; küreselleşme, teknoloji ve etik ekseninde evrilen günümüz iş ortamının temel unsurlarını anlamada temel bir kaynak niteliğindedir. Bu kitap Prof. Dr. Ali Argun KARACABEY ve Doç. Dr. F. Oben ÜRÜ SANI editörlüğünde ülkemizin önde gelen üniversitelerinin farklı disiplinlerinde çalışan değerli öğretim üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmıştır. İşletmeye Giriş kitabında ele alınan konular; İşletme, İktisat, İktisadi ve İdari Bilimler ve benzeri Fakültelerin İşletme Bölümü akademisyen ve öğrencileri ile genel işletme konularına ilgi duyan herkesin çalışma ve araştırmalarına ışık tutabilecektir
The Effects of Knowledge and Innovation Management Processes on Innovation Capability and New Product Development Success 1
Knowledge management contributes to the performance of enterprises in developing goods and services, but
also serves as a tool in the development of innovation capability and in the innovation process. The aim of this
research is to examine whether knowledge and innovation management has an impact on the innovation
capabilities of enterprises and on the success of new products. In line with this aim, 10 enterprises that constitute
the majority of the domestic market in the Turkish white goods sector have formed the universe of the research.
As a sampling method, judgemental sampling method was selected, and 600 white collar employees were included in the study. Data were analyzed using SPSS and AMOSS programs. As a result of the research, it has beenconcluded that innovation ability has a direct impact on new product success. Moreover, it has emerged that
information creation, process innovation and capability innovation have directly affected innovation capability.
On the other hand, inter-organizational information sharing and implementation and structural innovation have
no effect on innovation capability
Atatürk’ün ‘Söylev Ve Demeçleri’nde Kullandiği Türkçenin Söz Dizimsel Özellikleri
Dil; milletin can damarı, yaşam kaynağı ve değerler yumağıdır. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük Önder, bu gerçeğin bilincinde olarak yaşamının her döneminde iletişimin vazgeçilmez aracı olan dil konusuyla ilgilenmiş; Türkçenin yazı, yazım, söz dizimi; köken, yapı ve anlam bilgisi gibi dilbilimsel niteliğinin tespiti, tahlili ve tanıtılarak geliştirilmesi için ne gerekiyorsa yapmış ya da yaptırmaya çalışmıştır. Bir dil bilgini gibi Türkçenin hemen her yönüyle yakından ilgilenen Atatürk; yazı, ses, kelime ve cümle yapıları, etimoloji ve diğer alanlarda çalışan dilcilere rehber olmuş bir liderdir. Atatürk’ün meclisteki konuşmaları; hem onun Türkçeyi kullanma becerisini tespit etmek, hem de Türkiye Türkçesi’nin tarihi gelişimini incelemek için orijinal kaynak niteliğindedir. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan “Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I-III “ adlı eserin birinci cildindeki toplam 92 adet konu tarafımızdan incelenmiş ve metinlerde geçen 7.477 cümlenin Atatürk tarafından kurulduğu tespit edilmiştir. Bu yazıda, söz konusu kitapta yer alan ilk 57 konuya ait toplam 2.901 adet cümledeki ögelerin kullanım şekli üzerinde durulmuştur. En çok ve en az kullanılan cümle kalıpları belirtilmiş, ilk 17 konuya ait toplam 504 adet cümlenin tahlil sonuçları değerlendirilmiştir. Ayrıca ilk 12 konuya ait 418 adet cümlede de ögelerin derin yapısı ele alınmış, ögeleri oluşturan unsurların genel dağılımı ve cümlede kullanım oranları tespit edilmiştir
Examining Corporate Designs' Effect on Forming Corporate Image and Corporate Reputation in the Services Industry
Amaç – Benzer mal ve hizmet sunulan bir ortamda sürdürülebilir büyüme ve başarı elde etmek, ancak müşterinin nezdinde rakiplerden farklı algılanma ile mümkündür. Bir kurumun tasarımı, imajı ve itibarı bu farklılaşmayı sağlayan ana etkenlerin başında gelmektedir. Özellikle fiyat, kalite, fayda, satış sonrası servis, garanti gibi hususlar birbirine yakın olduğunda kurum itibarının tüketici tercihine etkisi büyük ölçüde olmaktadır. Çalışmamızda kurumsal tasarımın kurumsal itibar oluşumuna olan doğrudan etkisi ile kurumsal tasarımın kurumsal imaj üzerinden kurumsal itibar oluşumuna olan dolaylı etkisi incelenmiştir. Yöntem – Çalışmamızda öncelikle literatür taraması yapılarak kavramsal çerçeve oluşturulmuş, yapı geçerliliği kapsamında pilot uygulama ve daha sonra sosyal ağlar ve elektronik posta aracılığıyla gönderilen anketi cevaplayan 804 kişi örneklem olarak alınarak saha çalışması yapılmıştır. Daha sonra veriler SPSS 22.0 ve AMOS 22.0 yazılımlarıyla çözümlenmiş, elde edilen verilere güvenilirlik analizi, KMO testi, açıklayıcı faktör analizi, korelasyon analizi, doğrulayıcı faktör analizi yapılmış, hipotezler yapısal eşitlik modeli ile test edilmiş ve bunun sonucunda bazı hipotezlerin tamamen, bazılarının ise kısmen kabul edildiği gözlemlenmiştir. Bulgular – Çalışmamız sonucunda kurumsal tasarım ile kurumsal itibar oluşumu arasında orta düzeyde, kurumsal imaj ile kurumsal itibar oluşumu arasında güçlü, kurumsal tasarım ile kurumsal imaj arasında yine güçlü düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Tartışma – Araştırmamızın en önemli çıktısı kurumsal tasarımın kurumsal itibar oluşumunu etkilediğinin istatistiksel olarak anlamlı çıkmasıdır. Bir diğer sonuç kurumsal tasarımın kurumsal imajı etkilediğinin ortaya çıkarılmasıdır. Araştırmamızın bir diğer önemli sonucu da kurumsal imajın kurumsal itibar oluşumunu etkilediğinin istatistiksel olarak doğrulanmış olmasıdır
A Joint Design of User Modeling and Resource Management in Cognitive Radio Networks
The limited available spectrum and inefficient spectrum utilization make it necessary to employ dynamic spectrum access techniques. The key enabling technology for dynamic spectrum access is cognitive radio (CR), which exploits the existing wireless spectrum opportunistically and utilizes the licensed spectrum when primary users are passive. Thus, the activities of primary radio (PR) and cognitive radio (CR) users play a major role in the performance of cognitive radio networks. In this paper, a joint solution for user modeling and spectrum management is offered. The activities of PR and CR users are modeled through three-state Markov chain as the spectrum resource blocks are utilized with help of service-level overbooking strategy. Simulation results show the performance of the booking limit with respect to the channel release ratio of CR users and consequently the improved revenue of the network. © 2019 IEEE