İlköğretim Online (İOO - E-Journal)
Not a member yet
    1585 research outputs found

    Farklı Örneklem Büyüklüğü ve Dağılımı Koşullarında WLS ve Robust WLS Yöntemlerinin Karşılaştırılması

    Get PDF
     Yapısal eşitlik modellemesinde küllanılan parametre kestirim yöntemleri verinin sürekli, sıralı olüp olmamasına ve dağılımın normalliğine ğöre farklılık ğöstermektedir. Sıralı verilerle çalışıldığında en sık küllanılan parametre kestirim yöntemi WLS (weiğhted least sqüares- ağırlıklandırılmış en küçük kareler) olüp, dağılıma ilişkin herhanği bir varsayım ğerektirmemesi avantajı iken, büyük örneklemler ğerektirmesi dezavantajı olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda Robüst WLS kestirim yöntemleri WLSM (weighted least squares mean-ortalamaya ğöre düzeltilmiş ağırlıklandırılmış en küçük kareler) ve WLSMV (weighted least squares mean and variance-ortalama ve varyansa ğöre düzeltilmiş ağırlıklandırılmış en küçük kareler) sıklıkla küllanılmakla beraber, küçük örneklemlerde ve farklı dağılım koşüllarında WLS kestirim yöntemine alternatif olüp olamayacağı önemli ğörülmektedir. Bü çalışmada PISA 2012’de yer alan matematiğe yönelik tütüm maddelerinden olüşan 5 faktörlü model temel alınarak 3 farklı dağılım (ÇK=0,00; 1,00 ve 1,50) ve 4 farklı örneklem büyüklüğü (N=200, 500 ve 1000) koşüllarında WLS, WLSM ve WLSMV yöntemleri karşılaştırılmıştır. Farklı örneklem büyüklüğü koşülü altında WLSMV yönteminin WLSM ve WLS yöntemlerinden daha iyi üyüm indeksleri ürettiği belirlenirken, özellikle küçük örneklem koşüllarında WLS yöntemine bir alternatif olabileceği belirlenmiştir. Dağılımın çarpıklığına ğöre ise WLS, WLSM ve WLSMV kestirim yöntemleri incelendiğinde, dağılımın çarpıklığına karşı en dayanıklı kestirim yönteminin WLSMV oldüğü ğörülmüştür

    Göreceli Yaş Etkisi Dikkat Eksikliği / Hiperaktif Davranış Riskini Artırıyor mu?

    Get PDF
    Bu araştırmanın genel amacı, göreceli yaş etkisinin DEHB tanısı riskini artırıp artırmadığını tespit etmektir. Çalışmanın verileri, Konya'nın Karatay, Meram ve Selçuklu Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde 2011-2016 yıllarında DEHB tanısı konulan 408 öğrencinin doğum tarihi ve cinsiyet bilgilerinden oluşmaktadır. DEHB tanısı konulan öğrenciler, doğum ayların içinde bulunduğu üçer aylık çeyreklere göre kategorilere ayrılmıştır. DEHB tanısı konulan öğrenciler, doğum aylarına göre dört çeyrek gruba ayrılarak,  gruplarda beklenen doğum sayısında anlamlı sapmalar olup olmadığı Ki- kare Uyum İyiliği Testi ile belirlenmiştir. DEHB tanısı konulan öğrencilerin cinsiyetlerine göre dağılımı, frekans ve yüzde hesapları ile belirlenmiştir. Sonuçta DEHB tanısı konulan tüm öğrencilerin doğum aylarının yılın çeyrek bölümlerine göre, beklenen değerden belirgin sapma gösterdiği; kızlar için sapma olmadığı, erkekler için sapmanın olduğu, göreceli yaş etkisinin yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde doğan erkek çocuklarda DEHB tanısı konulma olasılığını artırdığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, DEHB teşhisi konulan erkeklerin oranı kızlara göre 2.16 kat fazladır

    Suriyeli Sığınmacıların Eğitimine Yönelik Öğretmen Görüşleri

    No full text
    Öğretmenin çocuğa yönelik algısı ve çocuğa bakışı, öğretmenin çocuğa yaklaşımı ve davranışı üzerinde büyük etkiye sahiptir. Çocukların etnik geçmişinin de öğretmen davranışı üzerinde etkili olduğunu ortaya koyan araştırmalar vardır. Mülteci-sığınmacı çocukların eğitiminde gelişme kaydedebilmek için öğretmenlerin çocuklarla ve aileleriyle güvene dayalı bir iletişim geliştirmeleri gerekmektedir. Öğretmenin mülteci-sığınmacı çocuğun kültürüne hakim olması hem çocukla olumlu ilişkiler geliştirmesine yol açar hem de çocukların topluma adapte olmasına yardımcı olur. Akran zorbalığı, sosyal dışlanma ve çocuğun kültürüne karşı ön yargılar çocuğun topluma uyumuna engel olur. Bu yüzden bu araştırmanın amacı öğretmenlerin Suriyeli sığınmacı çocukların eğitimiyle ilgili görüş ve uygulamalarını ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde tasarlanmıştır. Araştırmada sınıf gözlemi, 4 öğretmenle görüşme ve 15 öğretmenden yapılandırılmış formlarla veri toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda çocukların dil öğrenmeyle ilgili ve okula uyum ile ilgili sorunları öne çıkmıştır. Öğretmenlerin kişisel ilgilerinin ve motivasyonlarının arttırılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Çocuklarının dil problemlerinin ve uyum problemlerinin çözümü için okul öncesi eğitim almaları gerektiği ifade edilmiştir. Son olarak çocukların yaşadıkları travmaların etkisinin azaltılması amacıyla destek hizmetlerinin arttırılması ve etkin hale getirilmesi önerilmiştir

    Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Çevre Sorunlarına İlişkin Tutum Ve Davranışlarının İncelenmesi

    Get PDF
    Bu çalışma okul öncesi öğretmen adaylarının çevre sorunlarına ilişkin tutum ve davranışlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Türkiye’deki devlet üniversitelerinde okul öncesi eğitimi programlarına devam eden okul öncesi öğretmen adayları oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini belirlemek için öncelikle Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinin her birinden tesadüfi örnekleme yöntemiyle bir üniversite olmak üzere yedi üniversite belirlenmiştir. Bu üniversitelerin eğitim fakültelerindeki okul öncesi eğitimi anabilim dalında okumakta olan 3. ve 4. Sınıf öğretmen adayları çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu çalışma, nicel araştırma desenlerinden biri olan tarama araştırması olarak planlanmıştır. Çalışmaya 942’si kadın ve 156’sı erkek toplam 1098 okul öncesi öğretmen adayı katılmıştır. Veri toplama araçları olarak, Güven (2013) tarafından geliştirilen “Çevre Sorunlarına Yönelik Tutum Ölçeği” ve Güven ve Aydoğdu (2012) tarafından geliştirilen “Çevre Sorunlarına Yönelik Davranış Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizi istatistik paket programı yardımıyla yapılmıştır. Okul öncesi öğretmen adaylarının çevre sorunlarına ilişkin tutumlarının cinsiyetlerine,  okudukları sınıf ve lisans not ortalaması değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği, yaş, devam edilen program (normal öğretim-ikinci öğretim) ve mezun olunan lise türü değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Okul öncesi öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik davranış puanlarının cinsiyet ve mezun olunan lise türü değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği, yaş, okudukları sınıf, devam ettikleri program (normal öğretim-ikinci öğretim) ve lisans not ortalamaları değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Okul öncesi öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik tutum puanları ile çevre sorunlarına yönelik davranış puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur

    Denetim Anlayışı ve Uygulamalarındaki Değişimler Hakkında Okul Müdürlerinin Görüşleri

    Get PDF
    Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de 2014 yılında eğitim denetimi alanında yapılan değişiklikler konusunda okul müdürlerinin görüşlerini belirlemektir. Araştırma, tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Antalya’da resmi okullarda görevli yaklaşık 802 okul müdürü, araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Tabakalı rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenen 313 okul müdürü örneklemi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen beşli Likert tipi derecelendirme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, t- testi ve MANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul müdürleri, “müfettişler tarafından öğretmen ders denetiminin yapılmaması” konusuna orta düzeyde katıldıklarını; denetim sisteminin yapı ve işleyişinde yapılan diğer değişmelere ise çoğunlukla katıldıklarını belirtmişlerdir. Öğretimin geliştirilmesine odaklanan bir denetim sisteminin kurulması önerilmiştir

    Öğretmen Adaylarının Öğrenme Ortamlarında Uygulanan Ödül, Ceza ve Ayrımcılığa İlişkin Görüşleri

    Get PDF
    Sınıf, öğrenciler ve öğretmenlerin, eğitsel amaçlara ulaşabilmek için, kendilerinde var olan ve çeşitli iletişim araçlarıyla sağladıkları bilgi ve yaşantıları, uygun bir düzenlenişle paylaştıkları ortamdır. Öğrenme-öğretme etkinliklerinin gerçekleştirildiği bir yer olan sınıfta öğrenci-öğrenci ve öğretmen-öğrenci etkileşimi gerçekleşmektedir. Sınıf etkinliklerini planlama ve uygulamadan sorumlu öğretmenler sınıf ortamında öğrencilere ödül, ceza ve ayrımcılık uygulamakta ve bu uygulamalara maruz kalan ya da izleyen öğrenciler de kendilerine ilişkin çıkarımlarda bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada, öğretmen adaylarının algılarına göre öğretmenlerin sınıf ortamında ödül, ceza ve ayrımcılık uygulamalarına ne sıklıkla yer verdikleri ve bu uygulamaların öğrenciler üzerindeki etkilerinin neler olduğu ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma on öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, odak grup görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde nitel veri analiz programı olan MAXQDA 11 kullanılmış ve elde edilen veriler bu doğrultuda analiz edilerek yorumlanmıştır.  Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, öğretmen adayları öğretmenlerin en çok maddi, psikolojik ve sosyal ödül kullanmakta olduğunu, çoğunlukla öğrencilerin akademik davranışlarını ödüllendirildiğini düşünmektedirler. Yine öğrenciler sınıf ortamında en çok fiziksel, psikolojik ve sosyal cezalar uygulandığını düşünmektedirler. Aynı zamanda öğretmen adayları, öğretmenlerin öğrencilerine bireysel özellikler, akademik başarı, sosyo-ekonomik düzey ve siyasi görüşleri gibi nedenlerle de ayrımcılık yaptıklarını düşünmektedirler

    Sıcaklık Kavramının Ölçümü Üzerinden Sorgulanması: Karşılaştırmalı Bir Araştırma

    Get PDF
    Bu çalışmada sıcaklık, ısı kavramından bağımsız ve moleküler düzeye inilmeden, nasıl ölçülebildiğinden yola çıkarak tanımlanmaktadır. Çünkü sıcaklık maddenin fiziksel durumuna bağlı bir özelliktir. Çalışmada, öncelikle ortaokul öğrencilerinin (N=109) ve fen bilimleri öğretmen adaylarının (N=77) sıcaklık kavramına ait ön bilgilerinin ortaya çıkarılarak sorgulanması ve karşılaştırması amaçlanmıştır. Daha sonra sorgulamaya dayalı verilen eğitimin ardından gönüllü katılımcılar, farklı sıcaklık parametrelerini dikkate alarak termometreler tasarlamışlardır. Eylem araştırması türünde desenlenmiş çalışmada, tasarlanan ürünler araştırmacılar tarafından geliştirilen ürün değerlendirme formu ile karşılaştırmalı çözümlenmiştir. Araştırmada ilginç olarak öğretmen adaylarının termometrenin kullanımı, hava sıcaklığının ölçümü ve termometrenin yapısı temalarında, ortaokul öğrencilerine göre daha çok çelişkiye düştükleri gözlenmiştir. Tasarlanan termometreler değerlendirildiğinde de, ortaokul öğrencilerinin, öğretmen adaylarına göre daha yaratıcı oldukları söylenebilir. Genel sonuç olarak katılımcılar, çalışma sonunda sıvıların genleşme özelliğinden yararlanılarak sıvılı termometrelerin çalışma prensibini, sıcaklık ölçümünü ve sıcaklık kavramının, maddenin makroskobik (gözle görülebilen) özelliklerini değiştirdiğini keşfederler

    Öğrenme Stilleri ile Ders Çalışma Alışkanlıklarının İncelenmesi

    Get PDF
    ÖZ. Bu çalışma ile öğrencilerin ders çalışma alışkanlıkları ile öğrenme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Öğrenme stilleri ile ders çalışma alışkanlıklarının birbirleriyle doğrudan bağlantılı olduğu yönündeki görüş çerçevesinde farklı düzeylerdeki öğrencilerin ders çalışma alışkanlıklarının öğrenme stillerine göre farklılık gösterip göstermediği belirlenmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte hem ders çalışma alışkanlıkları hem de öğrenme stillerinin sınıf düzeyi ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı da yine araştırma kapsamına dahil edilmiştir. İlişkisel tarama modeli ile yürütülen çalışma, uygulama alanı olarak 2015-2016 öğretim yılının ikinci döneminde Mardin ili merkez (Artuklu) ilçesindeki devlet okullarında öğrenim gören 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Araştırmada öğrencilerin ders çalışma alışkanlıklarını belirlemek üzere Günaydın (2011) tarafından geliştirilen Ders Çalışma Alışkanlıkları Ölçeği ve Kolb (1984) tarafından geliştirilen Kolb Öğrenme Stili Ölçeği’nin ikinci versiyonu kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında ders çalışma alışkanlıkları bakımından kız öğrencilerin 8. sınıf kaçınma davranışı ortalamalarının erkek öğrencilere göre düşük olduğu, bunun haricindeki tüm sınıf düzeylerinde ve tüm çalışma alışkanlığı boyutlarında daha yüksek ortalamaya sahip oldukları görülmüştür. Bununla birlikte öğrenme stillerinin sınıf düzeyi ve cinsiyete göre farklılaşması incelenmiş ve hem sınıf düzeyi hem de cinsiyetin öğrenme stilleri üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu görülmüştür

    Sınıf Öğretmeni Adaylarının Silindir ve Koniye Yönelik Kavram İmajlarının İncelenmesi

    Get PDF
    Bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının silindir ve koniye ilişkin kavram imajlarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğretmen adaylarının bu geometrik cisimlere ilişkin tanımları ve çizimleri incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden biri olan uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen 126 sınıf öğretmeni adayına açık uçlu ve çoktan seçmeli toplam 8 sorudan oluşan bir test uygulanmıştır. Veriler analiz edilirken betimsel ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar öğretmen adaylarının silindir ve koni kavramlarıyla ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıklarını göstermektedir. Bunun yanında öğretmen adaylarının imajlarında silindir ve koni ile ilgili daha çok prototip örneklere yer verdikleri belirlenmiştir. Bu durumun kavram yanılgılarına yol açabileceği sonucu ortaya çıkmıştır

    ULUSLARARASI ÖĞRENCİ DEĞERLENDİRME PROGRAMI (PISA-2012) OKURYAZARLIK TESTLERİNİN ÖLÇME DEĞİŞMEZLİĞİNİN İNCELENMESİ

    Get PDF
    Öz.Bu araştırma ile PISA-2012 matematik ve fen okuryazarlığı ile okuma becerileri alt testlerinin dil değişkenine göre ölçme değişmezliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde betimsel bir araştırma olması ile birlikte PISA 2012 uygulamasına katılan Avustralya, Fransa, Şangay-Çin ve Türkiye örneklemlerinde 3 no’lu kitapçığı (yayınlanan maddelerin en fazla sayıda ve üç alandan da maddelerin bulunduğu tek kitapçık) alan 2149 öğrenciden elde edilen veriler üzerinden yürütülmüştür. Testlerin farklı dil formlarına ilişkin, faktör yapılarının değişmezliği Çok Gruplu Doğrulayıcı Faktör Analizi (ÇGDFA) ile maddelerin değişen madde fonksiyonu gösterme durumları ise Genelleştirilmiş Aşamalı Doğrusal Modelleme (GADM), Simultaneous Item Bias Test (SIBTEST) ve Madde Tepki Kuramı'na dayalı Olabilirlik Oran (MTK-OO) teknikleri ile incelenmiştir. İstatistiksel yöntemlerin yanı sıra olası yanlılık kaynakları uzman görüşleri doğrultusunda belirlenmiştir. Her üç alt test için yapılan ÇGDFA sonuçlarına göre testlerin dil değişkenine göre yapısal değişmezlik gösterdiği ancak metrik değişmezlik göstermediği belirlenmiştir. DMF analiz sonuçları değerlendirilirken her üç DMF belirleme tekniğine göre ve en az B düzeyinde DMF gösteren maddeler DMF'li kabul edilmiştir. Buna göre matematik ve fen okuryazarlığı ile okuma becerileri testlerinde dil değişkenine göre, DMF’li olarak kabul edilen maddeler sırasıyla testlerin ortalama %35’i, %34’ü ve %22’sini oluştururken, ölçme değişmezliği gösteren maddeler sırasıyla testlerin %24’ü, %7’si ve %36’sını oluşturmaktadır. Her üç alanda da en fazla DMF’li madde İngilizce ve Çince formu alan gruplar arasında belirlenmiştir. Yanlılık çalışması sonuçlarına göre olası yanlılık kaynakları; maddede yer alan sözcük ya da ifadelerin farklı anlamda kullanımı, madde içeriğine bir dil grubunun aşina olması ve çeviriye bağlı olarak maddelerin farklılaşması olarak belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Ölçme değişmezliği, Değişen Madde Fonksiyonu, Yanlılık, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Program

    971

    full texts

    1,585

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    İlköğretim Online (İOO - E-Journal)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇