İlköğretim Online (İOO - E-Journal)
Not a member yet
1585 research outputs found
Sort by
Matematik Öğretmen Adaylarının Matematik Okuryazarlığı Öz-Yeterlik Algıları
Araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı öz-yeterlik algılarını belirlemek, akademik başarı ile arasındaki ilişkiyi incelemek ve matematik okuryazarlığı öz-yeterlik algısının cinsiyet ve sınıf seviyesi değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırmada nicel araştırma türlerinden genel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında 120 ilköğretim matematik öğretmen adayının katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Özgen ve Bindak (2008) tarafından geliştirilen Matematik Okuryazarlığı Öz-Yeterlik Ölçeği (MOÖYÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman’s rank order korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı öz-yeterlik algılarının sınıf seviyesine ve cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur. Ayrıca mevcut araştırmada, öğretmen adaylarının MOÖYÖ puanları ve başarı puanları arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu ancak bunun istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Matematik Okuryazarlığı, Öz-yeterlik Algısı, Matematik Öğretmen Aday
İşbirliğine dayalı ortamlarda gerçekleştirilen üstbilişsel sorgulama temelli öğretimin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematiksel problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, işbirliğine dayalı ortamlarda gerçekleştirilen üstbilişsel sorgulama temelli öğretim uygulamalarının ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin problem çözme becerilerine etkisini belirlemektir. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel modele göre tasarlanmıştır. Çalışma grubunu 2013-2014 öğretim yılında Kastamonu il merkezindeki bir devlet ilkokulunun 4. sınıflarında okuyan toplam 94 öğrenci oluşturmaktadır. Dersler deney-1 grubunda (n=33) işbirliğine dayalı ortamlarda gerçekleştirilen üstbilişsel sorgulama temelli öğretim yöntemiyle, deney-2 grubunda (n=31) ise üstbilişsel strateji desteği olmaksızın sadece işbirliğine dayalı öğrenme yöntemiyle işlenmiştir. Kontrol grubunda (n=30) ise var olan normal sürecin devam etmesi sağlanmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen Problem Çözme Becerileri Değerlendirme Testi vasıtasıyla toplanmıştır. Bulgulara göre, deneysel uygulamalar sonrasında, deney-1 grubundaki öğrencilerin problem çözme becerilerine yönelik puanlarının problemi anlama ile kontrol ve değerlendirme boyutlarında hem deney-2 grubu hem de kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülürken; plan/strateji geliştirme, planı uygulama ve problem kurma alt boyutlarında ise sadece kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı derecede yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır
Beşinci Sınıf Öğrencilerinin Matematik Hakkındaki İnanışları
Araştırmanın amacı, beşinci sınıf öğrencilerinin matematik hakkındaki inanışlarının ve bu inanışların cinsiyete göre değişip değişmediğinin belirlenmesidir. Bu amaçla bir ön çalışmada yazarlar tarafından geliştirilen ölçek Sivas ilinde 14 farklı okulda öğrenim gören 750 beşinci sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Ölçek matematik ve matematik öğrenmeye yönelik inanışlar, öz-yeterlik inanışları ve öğretmen rolüne yönelik görüşler olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Yapılan uygulamaların sonucunda, öğrencilerin matematik ve matematik öğrenme ve öz-yeterlik alt boyutlarında yararlı inanışlara sahip olduğu bulunmuştur. Diğer yandan, öğrenciler matematik öğretmenlerinin sınıf içi pratiklerini otoriter olarak değerlendirmişlerdir. Cinsiyet farklılıkları incelendiğinde öğrencilerin öz-yeterlik inanışları ve öğretmen rolüne yönelik görüşleri cinsiyetler arasında anlamlı farklılık göstermezken, kızlar matematik ve matematik öğrenmeye yönelik inanışlar alt boyutunda erkeklerden anlamlı olarak daha yüksek puan almıştır
Çoklu yetersizliğe sahip çocuğu olan annelerin yaşadığı güçlüklerin belirlenmesi
Toplumun özel gereksinimli bireylere bakış açısı, ebeveynlerin yetersizlik algısı, yetersizlik durumundan kaynaklanan problemler vb nedenler ebeveynlerin günlük yaşamlarını sürdürmede ve sosyal hayata uyumlarında bazı güçlüklerle karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır. Ebeveynler içerisinde geleneksel anlayışa göre en çok çocukların bakımından anne ya da annelik rolünü üstlenen kişi sorumlu olmakta ve bu güçlüklerle en çok anneler yüzleşmektedir. Yetersizliğin derecesi ve türü arttıkça yaşanan güçlüklerin artacağı düşünülmektedir. Bu Araştırmanın amacı çoklu yetersizliğe sahip çocukları olan ebeveynlerin ev ortamında, okul ortamında, sosyal hayatlarında, sağlık alanlarında ve problem davranışlardan kaynaklı yaşadıkları güçlükleri ortaya koymaktır. Araştırmaya Bolu ilinde ikamet eden 6-12 yaş arasında çoklu yetersizlik tanısı olan çocuğa sahip 10 anne katılmıştır. Veriler, görüşme yöntemleri içerisinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonunda çoklu yetersizliğe sahip çocuğu olan annelerin ev ortamında, okul ortamında, arkadaşları ile derslerinde ve ev ödevleri ile ilgili güçlükler yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Çoklu yetersizliğe sahip çocuğu olan annelerin sosyal hayatta çevredeki bireylerin davranışları ve konuşmalarından, çocuklarının davranışlarından kaynaklı (problem davranışlarından), akrabalarının davranışlarından ve arkadaş-çevrenin olmamasından kaynaklı güçlükler yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Çoklu yetersizliğe sahip çocuğu olan annelerin ayrıca çocuklarının sağlık problemleri ile ilgili olarak güçlükler yaşadıkları ve sürekli hastaneye gitmek durumunda kaldıkları tespit edilmiştir.
Risky Play in Early Childhood Education: A Risk Worth Taking
Abstract. This paper aimed to present a literature review, examine relevant studies and present their common aims and findings. Based on this review, the study also intended to discuss and evaluate the current status of risky play in Turkish early childhood education. The literature was chosen through online sources, including several books, reports and many articles in the journals. A comprehensive research was conducted through data bases including ERIC, SCOPUS, ULAKBIM and Complementary Index using the key words such as; risk, risk taking, risky play, risk perception. Sources were evaluated for eligibility based on predetermined categories such as the definition and categories of risky play, the value of risky play, and the effect of teacher interactions and school structure on risky play. The relevant studies were summarized using a template based on the predetermined categories and additional categories that emerged in the review process. In reviewed studies, it was frequently stated that over protective parenting style and a rise in risk anxiety related to children’s safety are common characteristics in modern society during the 19th and the 20th century. At that point, the key role of early childhood institutions in provision of risky play for children comes into question. However, there should be some regulations in schools in order to balance risk and safety. For instance, the staff–child ratio should be decreased to ensure active and appropriate supervision. Similarly, outdoor playgrounds should be improved to eliminate possibilities for negative risk-taking behaviors because of insufficient challenges or boredom. More natural elements could be included to increase the opportunities for risky play or the teacher might carry out outdoor play sessions in natural surroundings such as forests or woodland
Bilgi Okuryazarlığı, Kolektif Öğretmen Yeterliği ve Etkili Okul: Yapısal Eşitlik Modellemesi
Bu çalışmanın amacı, ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin bilgi okuryazarlığı, kolektif öğretmen yeterliği ve çalıştıkları okulların etkililiğine ilişkin algıları arasındaki doğrusal yapısal ilişkileri açıklayan teorik modeli test etmektir. Araştırmada bilgi okuryazarlığı, kolektif öğretmen yeterliği ve etkili okul arasındaki nedensel ilişkiler araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; 2016-2017 eğitim öğretim yılında Erzincan ili merkez ilçesinde yer alan toplam 21 ilkokulda görevli 369 öğretmenin tamamı oluşturmuştur. Analizler işlemeye uygun 356 veri seti üzerinden yapılmıştır. Dört bölümden oluşan veri toplama aracının birinci bölümünde katılımcıların demografik özelliklerinin yer aldığı kişisel bilgiler, ikinci bölümde Abdurrezzak (2015) tarafından geliştirilen “Etkili Okul Ölçeği”, üçüncü bölümde Erdoğan ve Dönmez (2015) tarafından uyarlanan “Kolektif Öğretmen Yeterliği Ölçeği” ve son bölümde Adıgüzel (2011) tarafından geliştirilen “Bilgi Okuryazarlığı Ölçeği” yer almıştır. Çalışmada bilgi okuryazarlığının, ara değişken olan kolektif öğretmen yeterliği ile okulların etkililiğine olan etkisini belirlemek için yapısal eşitlik modelinden yararlanılmıştır. Modelin doğrulanıp doğrulanmadığını belirlemek için SPSS 20 ve LISREL 8.7 programları kullanılmıştır. Modelin örtük değişkenleri arasındaki nedensel ilişkilere göre, iyi uyum iyiliği değerlerine erişilmiş ve modelin iyi uyumla kabul edilebilir bir model olduğu yapılan analizlerde tespit edilmiştir. Sonuç olarak, modeldeki değişkenler arasındaki ilişiklerin anlamlılığı incelendiğinde, bilgi okuryazarlığı ile kolektif öğretmen yeterliği; kolektif öğretmen yeterliği ile etkili okul arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Yaratıcı Düşünmeyi Destekleyici Bir Bağlantıcı Öğrenme Etkinliği: Analoji Duvarı
Bu araştırmanın amacı, Gordon’un (1961) Sinektik modeline dayalı olarak ve bağlantıcı öğrenme ilkeleri izlenerek Facebook ortamında uygulanan “Analoji Duvarı” isimli etkinliğin incelenmesidir. Bütüncül tek durum deseni ile gerçekleştirilen araştırmanın katılımcıları bir üniversitenin Eğitim Fakültesinde 2016-2017 Öğretim Yılı Bahar Döneminde Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı dersini alan 16 öğretmen adayı, dersin öğretim elemanı ve bağlantıcı öğrenme konusunda bir alan uzmanından oluşmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre, Analoji Duvarı etkinliği alan uzmanı tarafından bağlantıcı öğrenme ilkelerine uygun bulunmuştur. Katılımcıların görüşlerine göre, Analoji Duvarı etkinliği yaratıcı düşünme becerisini desteklemekte ve öğretmen adaylarının öğretim materyali konusuna yönelik farklı bakış açıları geliştirmesine olanak sağlamaktadır. Araştırmanın sonucunda, sosyal ağlarda bağlantıcı öğrenmenin uygulanması konusunda Analoji Duvarı etkinliğinin bir örnek oluşturabileceği, yaratıcı düşünme becerisinin gerektiği derslerde bu çalışmada geliştirilen etkinliğin oyunlaştırma öğelerinin de eklenmesi ile değişik sosyal ağlarda uygulanabileceği söylenebilir
The Predictive Role of Temperamental Traits and Inbibitory-Control Skills on Ego Resiliency of Preschool Children
Ego resiliency means positive development tendency despite risk factors. Resilient children are expected to cope with individual, familial and enviromental risk factors, so developing resiliency could be accepted as a developmental task for children. The aim of the study is to investigate the predictive role of two selected individual variables; inhibitory control skills and temperament charecteristics of preschool children, on their ego resiliency levels. The study is in survey method. The sample of the study includes 55-73 months old 78 children, who attend preschools and their mothers. The data collection tools that are used in this study are; The Personal Information Form, The Short Temperament Scale for Children and Children’s Ego Resiliency Scale (Mother Form). Also two tasks, named as Green-Red Signs and Touch Your Toe were used to assess preschoolers’ inbibitory control skills. When all the variables are considered together in the regression analysis, it has been found that the inhibitory control skills are significantly predictive of children's ego resiliency, but temperamental characteristics are not.Keywords: Ego Resiliency, Inhibitory Control, Temperament, Preschool Childre
Preferences of Sixth Grade Students on Multiple Representations Used in Fraction Operations
The aim of this study is to determine the representation preferences (numerical, model, number line and verbal) of the sixth-year students for the addition and subtraction of fractions and to reveal their successes in their preferences. This research has been conducted as a case study. The study group consists of 59 students, 31 of whom are boys and 28 of whom are girls, who are in the sixth grade of three junior high schools affiliated to MoNE in the city of Kastamonu. A purposeful sampling selection method was used to select participants. The data were collected by " Multiple Representations in Fraction Operations Test " and analyzed in accordance with predefined transition criteria. Representation preferences of students and interpretations of their success in their preferences were presented through descriptive statistics (percentage and frequency). While model representations take the first place in preferences, verbal representations are the least preferred type of representation. When students’ performances in the representations are examined, the most successful representations of students in addition and subtraction of fractions are numerical and model representations. On the other hand, it has been seen that the achievement status of students in the verbal and numerical representation types is considerably low
Öğretmenler İçin Duygusal Zekâ Becerileri Eğitim Programının Tasarlanması, Uygulanması ve Değerlendirilmesi
Bu çalışmada; öğretmenlerin duygusal zeka becerileri konusunda davranışlarını geliştirecek bir eğitim programı tasarlanmış, gönüllü olarak programa katılan öğretmenlere uygulanmıştır. Uygulama sürecinde programın öğretmenlerin duygusal zekâ becerilerinin önemi üzerine olan farkındalık düzeyleri ve duygusal zekâ özelliklerine olan etkisi incelenmiş, katılımcı öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda program değerlendirilmiştir. Programın değerlendirilmesinde yöntem olarak karma araştırma deseni seçilmiştir. Çalışmanın nitel verilerinde katılımcıların her atölye sonrasında duygusal zekâ becerileriyle ilgili olarak fark ettikleri durumları belirtmeleri için atölye günlüğü uygulaması yapılmış, atölye günlüklerinden ortaya çıkan veriler içerik analizi yoluyla incelenerek yorumlanmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda ise yarı-deneysel desen uygulaması seçilmiştir. Tasarlanan eğitim programının katılımcı öğretmenlerin duygusal zekâ düzeylerine olan etkisini incelemek için “Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği-Kısa Formu” ön test ve son test şeklinde uygulanmıştır. Ölçek aracılığıyla elde edilen verilerin analizinde SPSS 21 programı kullanılarak Wilcoxcon İşaretli Sıralamalar Testi yapılmış, ön test ve son test sonuçları arasındaki farkın istatistiksel anlamlı olup olmadığı incelenmiştir. Diğer taraftan programın katılımcılar tarafından değerlendirilmesi için 5’li likert tipi, 15 maddelik program değerlendirme formu oluşturulmuş ve bu form aracılığıyla katılımcı öğretmenlerin program konusundaki görüşleri alınmıştır. Bu formdan elde edilen veriler ise SPSS 21 programı kullanılarak istatistiksel olarak betimlenmiştir. Tüm bu değerlendirmelerin sonunda, katılımcıların duygusal zekâ becerileriyle ilgili olarak önemli düzeyde farkındalığa ulaştıkları, duygusal zekâ özelliklerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğu ve programın etkili bir program olduğunu düşündükleri ortaya çıkmış, programın temel hedeflerine ulaştığı belirlenmiştir