4,045 research outputs found
Din eğitiminde bilgi problemi
Elinizdeki tez İslâm düşüncesi doğrultusunda din eğitimi için epistemolojik esasların izlerini takip etmeyi amaçlamaktadır. Kadîm mirasımızda bilginin, nihâî olarak, Kutsal Varlık’la bir ilişki vasıtası şeklinde tasavvur edildiği görülmektedir. Çalışmamız bu ilişkiselliği gelenekle bir buluşma noktası olarak tayin etmek sûretiyle din eğitiminin İslâmî bilgiyi temellük etme imkânını problem edinmektedir. Bu münasebetle kelâm, İslâm felsefesi ve tasavvuftaki bilgi teorileri iki tarzda sorgulanmaya tabi tutulmuştur. Bunlardan biri bu ilimlerde üretilen bilgi yaklaşımlarının disiplinin nazarıyla nasıl yorumlanabileceği, diğeri ise bu yorumlamalardan ortaya çıkan düşüncelerin günümüz için nasıl bir din eğitimi tasvîr ettiğidir. Söz konusu ilişkisellik perspektifinden bakıldığında “işlev”leri itibariyle bilginin tanımlarının insanın din ile münasebetlerinin tanımlarına, bilginin kaynaklarının insanın din ile irtibatının araçlarına, bilginin türlerinin ise insanın çok yönlü yapısına ve çoklu ilişki biçimlerine delalet ettiği söylenebilir. Bilginin bu şekilde muhtevalandırılması din eğitimi için bazı eşik ve sınırları açığa çıkarır. Bilginin ilişkisel karakteri din eğitiminin “Yaratıcı ile bir ilişki hâdisesi”, disiplinin ise bu ilişkiyi inceleyen bir ilim olarak yapılandırılmasına imkân tanır. İslâm düşüncesindeki çoklu bilgi kaynakları ve türleri bağlamında düşünüldüğünde disiplinin, kendisini ilişkinin veçhelerinden herhangi birisiyle sınırlandırması beklenemez. Dolayısıyla din eğitiminin, günümüz hâkim bilgi yaklaşımı olan pozitivist bilimin yegâne kabul ettiği aklî/ bilimsel bilgiyi mutlaklaştırması ve dolayısıyla bilimsel bir alan olarak teşekkül etmesi olanaklı görünmemektedir. Ayrıca düşünce mirasımızda ilim-amel ilişkisi alanımız için amelî bilgilerde bilgi-eylem bütünlüğünü gözeten bütüncül bir bakışı, nazarî bilgilerin ise amelden bağımsız tekil bir şekilde dikkate alınmasını ifâde eder. Din eğitiminin, öğretime sığdırılamayacak bir kapsama sahip olduğunu imâ eden bütün bu bilgi yorumları disipline “bir kâl ve hâl ilmi” olarak geleneğe eklemlenme fırsatı tanır.This thesis follows the epistemological principles of religious education within the framework of Islamic thought. According to Islamic heritage, knowledge is envisioned as a means of ultimately connecting with the Sacred Being (al-Mawjūd al-Muqaddas). This study seeks to challenge the opportunity of religious education as a basis for Islamic knowledge by determining this relationality as a meeting point with tradition. To achieve this, information theory has been employed to examine the studies of Kalam, Islamic philosophy, and mysticism (taṣawwuf) in two ways. One of these is how the approaches of the information produced by these sciences can be interpreted according to each discipline. The other is how the ideas emerging from these interpretations depict religious education today. When observed from the perspective of the relationship between the knower and the Sacred Being, it can be said that the definitions of information in terms of their functions are relationships between human beings and religion, the sources of information and the means of human contact with religion, and the types of information and the multifaceted structure and multiple forms of relationship. Contextualizing information in this way reveals some thresholds and limits for religious education. The relational character of knowledge allows religious education to be structured as a “relationship” with the Creator, and the discipline as a science that examines this relationship. When considering the multiple sources and types of information as conceived by Islamic thought, no discipline can be expected to limit itself to any aspect of that relationship. Thus, it does not seem possible for religious education to absolutise the current dominant approach to knowledge accepted by the positivist science, which is rational or scientific, and therefore to be formed as a scientific field. Furthermore, our thought heritage maintains a holistic view of knowledge-action integrity in scientific knowledge for our sphere of science-deeds, and that theoretical knowledge is taken into account in a singular manner independent of deeds. All of these interpretations of knowledge, which imply that religious education has a scope that cannot be conveyed by teaching, gives the discipline the opportunity to be added to the tradition as a science of “qāl” (expression) and “hāl” (existence)
Türkiye’de çokkültürlülük çoğulculuk ve din
Bu çalışmada Türkiye’deki çokkültürlülük ve çoğulculuk olguları din çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede kültür, kültürel çeşitlilik, kültürel farklılık, dini çeşitlilik, İslam kültüründe diğer dinlerin ve mensuplarının durumu ve toplumsal etkinlik hedefleyen aktif dini gruplar çerçevesinde Türkiye’deki dini çeşitlilik olgusu incelenmeye çalışılmıştır. İnsanoğlunun kendi eliyle ortaya çıkardığı kültürel çeşitliliğin, sağlıklı bir biçimde algılandığı ve yönetildiği takdirde zenginliğe; aksi durumda ihtilafa ve hatta çatışmalara yol açabileceğinin gösterilmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Kültür, bu durumda anahtar kavram olmaktadır. Zira en geniş tanımıyla kültür, doğanın verdiklerine karşılık insanoğlunun ürettiği hemen her şeydir. Bu dini kültür için de geçerlidir. İslam inancına göre semavi dinler kültürden doğmamışlar, ancak zamanla içinde bulundukları toplumda kültürleşmişlerdir. Yani din ilahi kaynaklı olsa da, o dinin zamana ve koşullara göre yorumlanması olan din anlayışı ya da dini kültür insan ürünüdür. Ancak bunlar birbirine karıştırıldığı, din anlayışının dinin bizzat kendisi gibi muamele gördüğü durumlarda içinden çıkılmaz hale gelebilmektedir. Tarihteki mezhep savaşları bu çerçevede ele alınabilir. İslam tarihindeki örnek olaylar bize, dini çeşitliliğe bakışın sosyal ve politik koşullara göre değişebileceğini göstermektedir. Geçmişte tarikatlar, günümüzde cemaatler, sadece dini hayatın değil, Türk siyasi ve toplumsal yapısının ayrılmaz bir parçası olmuşlardır. Doğası gereği bu gruplar çeşitlilik arz etmektedirler ve her biri yaptıklarıyla din hizmetlerinin bir parçasını tamamlamaktadırlar. Aralarındaki farklılık alanları temel konularda değil, ayrıntılarda ve metottadır. Dini gruplar arasındaki bu farklılıklar, sağlıklı bir biçimde algılandığı ve yönetildiği takdirde zenginliğe; aksi durumda ihtilafa ve hatta çatışmalara yol açabilmektedir.In this study the phenomena of multiculturalism and pluralism in Turkey are investigated within the perspective of Islam. Within this framework, culture, cultural and religious diversity, the position of other religions and their followers in Islam are examined. The main aim of this study is to depict that cultural diversity can be beneficial for society; if perceived positively and governed carefully otherwise it will cause controversy and clash among people. In this regard, culture is the key word. As a matter of fact, culture with its broadest meaning is anything that is created by mankind. Culture is acquired and none of its components are innate. As all the members of humankind are unique the societies that are composed of many different individuals are unique and different from one another by means of their cultures. Diversity can be on the ethnical, religious or cultural level. The societies which include two or more cultural groups can be defined as multicultural societies. From this perspective, it can be easily said that the cultural diversity is not a sociological reality of the present time, but a centuries-long, ongoing process. Cultural diversity has different meanings for different societies. Those societies with cultural diversity either perceive the diversity positively and respect to the cultural demands or see the diversity as a threat and try to assimilate other groups within the ruling culture. The examples taken from the history of Islam show us that the understanding of diversity varies according to the social or political circumstances. Tariqahs in the past and religious communities in the present are important parts of not only religious life but also political and social structure in Turkey. Those religious groups differ from one another. However diversity across the groups can be beneficial for the society if it is governed carefully otherwise it will cause controversy and clash
Judaism and Jews according to Said Nursi
Çalışmanın amacı, son dönem Osmanlı âlimlerinden Said Nursî'nin diğer dinler ve özellikle Yahudilik ile Yahudiler hakkındaki düşüncelerini ortaya koymaktır. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde Said Nursî'nin hayatı, şahsiyet özellikleri ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde din kavramı hakkındaki genel fikirleri belirlendikten sonra, eserlerinde üzerinde durduğu dinler olan Mecûsîlik, Sâbiîlik, Brahmanizm (Hinduizm), Vesenîlik ile Putperestlik ve Hıristiyanlık üzerine düşünceleri aktarılmıştır. O, sık sık İslâm ve diğer dinleri mukayese etmektedir. Çalışmanın ana konusunu teşkil eden üçüncü bölümde ise öncelikle Yahudilik hakkında çağdaş Dinler Tarihi biliminin verilerine göre Yahudilik dininin tarihi ve inançları üzerinde durulmuştur. Ardından İslâm âlimlerinin Yahudilik hakkındaki düşüncelerine kısaca temas edildikten sonra, Said Nursî'nin Yahudilik üzerine değindiği konulara geçilmiştir. O, bir din olarak Yahudiliğe ve bu dinin mensupları olan Yahudilere bazı Kur'ân âyetleri çerçevesinde değinmektedir. Tefsir ettiği âyetlerin çoğunda orijinal tespitlerde bulunduğu ortaya konmuştur. Diğer konular ise Hz. Peygamber'in diğer kutsal kitaplarda müjdelenmesi ve İsrâiliyyât konusu bağlamındadır. Yahudiler hakkında üzerinde durduğu hususlar ise Yahudilerle ilgili bazı âyet ve hadisleri değerlendirmesi, Yahudi karakteri, Filistin meselesi, Yahudi ve diğer gayrimüslimlerle ilgili bazı soruları cevaplaması, din değiştirme açısından Yahudi-Müslüman kıyaslamaları ve son olarak Deccâl, masonluk ve isimlerini zikrettiği bazı önemli kişilerdir. İlgili konularda çoğu kez geleneğe uygun ifadelerde bulunan Said Nursî'nin, aynı zamanda birçok defa görüldüğü gibi, kendisine özgü fikirlere sahip olduğu göze çarpmaktadır.The aim of the study is to reveal Said Nursi, one of the late Ottoman scholars, about other religions, and especially Judaism and Jews. In the first part of the three-part work, information about Said Nursi's life, personalities and works was given. In the second part, after the general ideas about the concept of religion have been determined, his thoughts on the religions which he has mentioned in his works have been conveyed to Zoroastrianism, Mandeanism, Brahmanism (Hinduism), Vesenism and paganism and Christianity. He often compares Islam and other religions. The third chapter, which constitutes the main topic of the study, focuses on the history and beliefs of the religion of Judaism according to the contemporary History of Religions about Judaism. Then, after briefly touching upon the thoughts of the Islamic scholars about Judaism, Said Nursi moved on to the topics on Judaism. He refers to Judaism as a religion and members of this religion in the context of certain Qur'anic verses. Most of the verses he has interpreted reveal that they are in original identifications. Other topics are It is in the context of the Hz. Prophet's good news in other holy books and the subject of Israiliyyat. Some of the important things that Jews are talking about are the evaluation of some verses and hadiths about Jews, Jewish characters, the Palestinian question, answering some questions about Jewish and other non-Muslims, Jewish-Muslim comparisons in terms of religion change and finally the Dajjal, Freemasonry and their names. Said Nursi, who has often expressions of relevance in the related issues, has the idea that he has his own unique ideas, as he has seen many times at the same time
Makna Puisi Seberkas Mawar di Langit Gerhana Karya Baba Din Padang Ru: Kajian Semiotik
Seberkas Mawar di Langit Gerhana is a poetry by Baba Din Padang Ru Patani, Thailand. The poetry contains deep meaning in every stanza of the poetry. This study aims to describe the meaning in the poetry Seberkas Mawar di Langit Gerhana by Baba Din Padang Ru with a semiotic approach. The source of the research data is the poetry Seberkas Mawar di Langit Gerhana by Baba Din Padang Ru. The data collection technique is done by reading and recording techniques. The data analysis technique used is descriptive qualitative with semiotic scientific references. The results show that the meaning of the poetry Seberkas Mawar di Langit Gerhana is a speck of hope in the midst of suffering. The matrix in the poetry Seberkas Mawar di Langit Gerhana is the hope for a better life. Meanwhile, the hypogram of the poetry Seberkas Mawar di Langit Gerhana is a reflection of Patani's past and present condition. In addition, the results of the research show that the poetry Seberkas Mawar di Langit Gerhana by Baba Din Padang Ru is the result of the author's expression of the life he experiences and the delivery of the conditions of the Patani people with dense, beautiful, and meaningful language.
Seberkas Mawar di Langit Gerhana merupakan puisi karya Baba Din Padang Ru Patani, Thailand. Puisi tersebut mengandung makna yang mendalam dalam setiap baitnya. Penelitian ini bertujuan untuk mendeskripsikan makna dalam puisi Seberkas Mawar di Langit Gerhana karya Baba Din Padang Ru dengan pendekatan semiotik. Sumber data penelitian adalah puisi Seberkas Mawar di Langit Gerhana karya Baba Din Padang Ru. Teknik pengumpulan data dilakukan dengan teknik pembacaan dan pencatatan. Teknik analisis data yang digunakan adalah deskriptif kualitatif dengan referensi keilmuwan semiotik. Hasil penelitian menunjukkan bahwa makna puisi Seberkas Mawar di Langit Gerhana, yaitu setitik harapan di tengah penderitaan. Adapun matriks dalam puisi Seberkas Mawar di Langit Gerhana, yaitu harapan hidup lebih baik. Sementara itu, hipogram puisi Seberkas Mawar di Langit Gerhana merupakan kondisi Patani pada masa lalu dan masa kini. Selain itu, hasil penelitian menunjukkan bahwa puisi Seberkas Mawar di Langit Gerhana karya Baba Din Padang Ru merupakan hasil ekspresi pengarang terhadap kehidupan yang dialaminya dan penyampaian kondisi masyarakat Patani dengan bahasa yang padat, indah, dan penuh makna
İhtida ve dine dönüş öykülerinde din eğitiminin yeri
Hayatı boyunca değişen ve gelişen insanın inancı yaşam boyunca aynı kalmamaktadır.İçsel ve dışsal nedenlerden kaynaklı olarak hayatın bazı dönemlerinde dini inançlarda değişimgözlenebilmektedir. Kişiler, çeşitli nedenlerden dolayı mensup oldukları dini terk ederek yenibir dini seçebilmekte veya mensubu olduğu dinin gerekliliklerini yapmaya başlayarak dinselhayatını yoğunlaştırmak isteyebilmektedirler. Kişilerin yaşadıkları bu dinsel değişiminpsikolojik ve sosyolojik nedenleri olduğu gibi eğitsel bir süreci de vardır. Bu araştırmanınamacı ihtida ve dine dönüş süreçlerindeki din eğitiminin rolünü ortaya koymaktır. Bu amaçdoğrultusunda nitel araştırma geleneği içerisinde yer alan fenomenoloji araştırma desenikullanılarak ihtida eden kişilerin öykülerine otobiyografik ve biyografik eserlerden ve mülakatyöntemiyle ulaşılmıştır. Dine dönüş yapan kişilerin verileri ise derinlemesine mülakat yapılarakelde edilmiştir. Bu verilerden elde edilen bilgiler din eğitimi ekseninde değerlendirilmiştir.Araştırmanın problem, amaç ve yöntemine ilişkin bilgilere Giriş bölümünde yerverilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde çalışmanın kavramsal ve teorik zemini yer almıştır.İkinci bölümde ise araştırma kapsamında literatürden ve mülakatlardan elde edilen bulgularınanalizi yapılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde elde edilen temalar ihtida ve dine dönüşsürecindeki din eğitimi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sonuç ve öneriler bölümünde,çalışmanın genel değerlendirmesi yapılmış, çıkarımlar ve önerilere yer verilmiştir.Din eğitiminin ihtida ve dine dönüş sürecinde etkili olduğu söylenebilir. Ailede verilendin eğitiminden başlayarak mühtedilerin ve dine dönüş yapan kişilerin süreçteki din eğitimlerionların dini değişimlerini etkilemektedir. Bu süreçte kişilere yapılacak din eğitimini niteliğinindini rehberlik ve dini iletişimin ilkeleri ile doğrudan alakalı olduğu görülmüştür. Bu bağlamdaaldıkları nitelikli din eğitimi ve din eğitimcilerinin tutum ve davranışları onların din hakkındakişüphelerinin giderilmesini ve dini benimsemelerini sağladığı ortaya çıkmıştır.The belief of a person who changes and develops throughout his life does not remain thesame. Changes in religious beliefs may be observed in some periods of life due to internal andexternal reasons. People may choose to leave a religion for a variety of reasons and choose a newreligion or they may want to intensify their religious life by starting to fulfill the requirements ofthe religion they belong to. There is an educational process for this religious change as well aspsychological and sociological reasons. The aim of this research is to reveal the role of religiouseducation in the process of inter-faith and intra-faith conversion. Using the phenomenologicalresearch design from among the qualitative research traditions for this purpose, the stories of thepeople who have converted were obtained from autobiographical and biographical works andinterviews have been applied to them. The data of the people who have experienced intra-faithconversion were obtained from in-depth interviews. The information derived from these datas havebeen evaluated in the light of religious education.Informations about the problem, aim and method of the research was given in the sectionof Introduction. In the first section, conceptual snd theoretical background of the study was given.In the second part, the findings obtained from the literature and the interviews was analyzed. In thethird section, the themes obtained were evaluated within the framework of religious education inthe process of inter-faith and intra-faith conversions. In the section of Conclusion and Suggestions,general evaluation and inferences of the study was made and suggestions were given.It can be said that religious education is effective during the conversion processes. Startingfrom the religious education in the family, the religious education in the process of the convertsaffects their religious changes. In this process, it is seen that the quality of religious education to beprovided to individuals is directly related to the principles of religious guidance and religiouscommunication. In this context, a qualified religious education and the attitudes and behaviors ofreligious educators have enabled them to overcome their doubts about the religion and adopt thereligion
Otantiklik ve din
Otantiklik, felsefi bir terim olarak ilk kez Martin Heidegger tarafından kullanılmıştır. Heidegger'e göre otantiklik, insanın Varlık'la ilişki kurduğu sahici bir varoluş tarzıdır. Bu anlamda otantikliğin dinle ilişkisi özellikle varoluşçu filozoflar tarafından tartışılmıştır. Ateist varoluşçulara göre din, otantikliği engellerken, teist varoluşçulara göre otantiklik ancak Tanrı'ya iman ile mümkündür. Bu çerçevede otantikliğin dinle ilişkisi, felsefi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Din, otantikliğe engel midir? Yoksa din, insandan otantikliği mi talep etmektedir? Tezimiz bu iki soruyu tartışma amacını taşımaktadır. Bu amaca binaen Heidegger'de otantiklik kavramını ele almakta ve bu otantiklik anlayışının dinle ilişkisini değerlendirmektedir. Authenticity has been first stated by Martin Heidegger as a philosophical term. According to Heidegger, authenticity is a genuine way on which man familiarize with Being. At this point, the relationship between authenticity and religion has been analyzed especially by the existential philosophers. According to atheist existentialists religion restricts authenticity whereas theist existentialists believe that authenticity only becomes possible to have faith in God. From this point of view it can be said that the relationship between authenticity and religion has been encountered as a philosophical problem. Does religion restrict authenticity? Otherwise, does religion require man to be authentic? In this article, these two questions, which have been mentioned above, have been aimed to discuss deeply. In order to achieve this aim, the notion of authenticity has been studied according to Heidegger; moreover, the relationship between authenticity and religion has been evaluated in this article
Kemal Tahir'in din ve toplum görüşleri
Kemal Tahir, özellikle gerçekçi roman kategorisinde yazdığı eserleriyle Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın önde gelen sanatçılarından biri olmuştur. Eserlerinde ve uzun süreli çalışmaları sonucunda oluşturduğu notlarında ekonomik, siyasal ve toplumsal konulardaki düşüncelerini yansıtmıştır. Fikirleri her zaman tartışma konusu olmuştur. Bu çalışmada Kemal Tahir’in dini ve toplumsal alandaki görüşlerini belirtmek amaçlanmaktadır. Yazarın hayatı, eserleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Kemal Tahir, yaşadığı toplumun sorunlarına kayıtsız kalamayan kişiliğe sahiptir. Bu yüzden yazar, toplum sorunlarının kaynağını tespit etmeye çok önem vermiş ve çözüm arayışında tarihe yönelmiştir. Dolayısıyla Türk tarihi ve Türk toplumu hakkında derinlemesine araştırmalar yapmış ve bu konularda fikir beyan etmiştir. Buradan yola çıkarak çalışmada Kemal Tahir’in Türk toplum yapısına dair görüşlerine ve Türk tarihini derinden etkileyen önemli olgulara dair düşüncelerine yer verilmiştir. Kemal Tahir’in din ile ilgili değerlendirmelerinde, benimsediği Marksizm görüşü etkili olmuştur. Dini, insan psikolojisinin bir ihtiyacı ve toplumda gerekli bir sosyal kurum olarak değerlendirir. Onun için dinin toplum hayatında gördüğü işlev önemlidir. Kemal Tahir'in din adamlarına bakışı çağdaşı olduğu yazarlarla genel olarak aynıdır. Din adamlarına eleştirel gözle bakmış, eserlerinde dini otoriteye sahip kişileri olumsuz tipler olarak betimlemiştir. Ayrıca eserlerinde toplumun inanç alanında, batıl inanışlar ve hurafelerin büyük etkisinin olduğunu vurgulamıştır.Kemal Tahir became one of the leading artists of Turkish Literature in the Republic Period with his works written especially in the category of realistic novels. As a result of his works and long-term planning studies, he reflected his thoughts on economic, political and social issues. His ideas have always been a matter of debate. In this study, it is aimed to state Kemal Tahir's views in religious and social field. The author 's life and works are examined in detail. Kemal Tahir has a personality that cannot be indifferent to the problems of his society. Therefore, the author attaches great importance to identifying the source of society problems and tends to history in solution seeking. So, he made in-depth researches about Turkish history and Turkish society and expressed his opinion on these issues. From this point of view, Kemal Tahir's views on Turkish social structure and his thoughts on important facts that deeply affect Turkish history are included in the study. Kemal Tahir's evaluation on religion was influenced by his view of Marxism. He evaluates religion as a necessity of human psychology and a necessary social institution in society. Therefore, the function of religion in community life is important. Kemal Tahir's view of clergymen is generally the same as in that period’s writers. He had a critical approach to clergymen and described people with religious authority as negative types in his works. In his works, he also emphasized that superstitious beliefs and superstitions had a strong effect in the belief field of society
Kemeriahan Aidilfitri bersama keluarga ACIS UiTM Cawangan Pulau Pinang / Zaiton Din
Alhamdulillah, telah berlangsung dengan jayanya Jamuan Aidilfitri ACIS UiTMCPP 1444H. Program Jamuan Aidilfitri telah dihadiri oleh kesemua staf akademik ACIS bersama ahli keluarga masing-masing. Majlis yang bermula pada jam 8 malam itu diserikan dengan kehadiran rakan-rakan pensyarah ACIS yang telah berpencen bersama keluarga mereka. Antara yang hadir adalah al-Fadhil Ustaz Sofwan Hasbullah, Ustaz Zulfikri Mohd Zain, serta Ustazah Norhasidah Abu Bakar. Hidangan Istimewa tradisi Hari Raya seperti lemang, ketupat, rendang, sate dan pelbagai kuih-muih serta biskut raya yang menjadi pilihan ramai turut memeriahkan suasana. Kemeriahan turut dirasai dengan dekorasi menarik di seluruh ruang legar pejabat ACIS hasil sentuhan AJK dekorasi Ustazah Zaiton Din, Ustazah Habibah Ayob dan Ustazah Dr. Shahirah Said yang telah bertungkus lumus menyiapkan dekorasi sambutan lebaran
- …
