900 research outputs found
Diyarbakır'daki Osmanlı Dönemi Cami ve Mescidleri
Diyarbakır Şehri; Dicle Nehri’nin batı ucunda, Karacadağ’a kadar uzanan geniş Bazalt Yaylası’nın üzerinde kurulmuştur. Dicle Vadisi’nden 100 m yükseklikte ve arazinin doğal yapısı, şehrin dış kale surlarının şeklini sınırlamaktadır. Diyarbakır şehrinin tarihi Hurriler zamanında (M.Ö. 2000’li yıllar) burada bir kale yapılması ile başlatılmaktadır. M.S. 349’da Roma İmparatorluğu döneminde şehrin etrafı surlarla çevrilmiş, 365–375 yılları arasında da surun batıya doğru genişlemesiyle dış kale asıl halini almıştır. Hz. Ömer döneminde İyaz b. Ganem tarafından (639) İslam topraklarına katılmış, şehir merkezindeki kilisenin camiye çevrilmesi ile İslam şehri olma vasfını kazanmaya başlamıştır. Abbasiler ve Mervaniler zamanında da şehirde inşa faaliyetleri devam etmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşâh döneminde Ulu Cami (Cami-i Kebir) onarılarak bölgedeki cami mimarisine öncülük etmiştir. Daha sonra Nisanoğulları (1142–1183), Artukoğulları (1183-1232), Eyyubiler (1232-1240), Anadolu Selçukluları (1240-1302), Akkoyunlular (1401-1507) ve 1515 tarihinden sonra da Osmanlı döneminde şehirde başta cami ve eğitim kurumları olmak üzere onlarca yapı inşa edilmiştir. Ulu Cami ile başlayan Diyarbakır’daki cami mimarisi tarih boyunca en güzel örneklerini vererek günümüze kadar gelmiştir. Diyarbakır’daki Akkoyunlu ve Osmanlı camileri eski gelenekleri kendi bünyesinde harmanlayarak yeni üsluplar, teknikler geliştirmişlerdir. Özellikle Osmanlı’nın yöreyi fethetmesiyle birlikte Diyarbakır eyalet merkezi olmuş şehirde hızlı bir imar faaliyetleri artmıştır. Osmanlı mimarisinin en güzel örnekleri burada yer almakta ve Mimar Sinan’ın da
Diyarbakır’da eserleri bulunmaktadır. Osmanlı Döneminde başta Diyarbakır valileri olmak üzere onlarca eser yapılmıştır. Bu eserlerin bir bölümünü oluşturan camilerden 21’i günümüze ulaşmıştır
Sır Ali / Sıralı / Sırçalı Cami Mihrap Kitabesi
Niğde ve çevresinde, Anadolu Selçuklu Devleti döneminden itibaren (XI. yüzyıl), bölgesel malzemeler olan; sarı trakit ve bazalt malzeme kullanılarak Türk İslam Mimarisi inşa faaliyetleri başlanmıştır.Anadolu Selçuklu Devletinden başlayıp, İlhanlı, Karamanoğulları ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinden günümüze kadar ayakta kalabilen bu tarihi eserlerimiz, halen Niğde Kent dokusunun, yapısalelemanlarından olmaya devam etmektedirler.Cami ve mescitler dini mimari eserlerimizdendir. Türk İslam coğrafyasında inşa edilen her cami/mescitinşa edildiği mahalle ve bölgenin sosyo kültürel gelişimine katkıda bulunmuştur. Cami ve mescitlergenelde bulundukları bölgenin, mahallenin ya da önemli kişilerin isimlerini almışlardır. Tarihi süreçiçerisinde Sır Ali/Sıralı/Sırçalı Mescidi de bulunduğu mahalleyle birlikte adlandırılmıştır.Sır Ali Mescidi ile ilgili bilimsel araştırmalar ve restorasyon çalışmaları değerlendirildiğinde; Mescidinmimarisinde birçok değişiklik olduğu, tamir ve ayet olmak üzere iki farklı kitabenin mevcut olduğufakat inşa kitabesinin literatür çalışmalarında, bulunmadığı saptanmıştır. Araştırmacılar yapı elemanları, kaynak literatür taramalarıyla yapıyı tarihlendirmeye çalışmışlardır. Kayseri Vakıflar BölgeMüdürlüğü tarafından 2012- 2014 yılları arasında gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarında, caminin mihrabında bulunan kitabenin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.Literatüre cami olarak geçen yapıyı tarihlendirebilmek, banisi ve yapı türü hakkın da bilgi sahibi olmakiçin mihrapta yer alan kitabe ve döneme ait arşiv bilgileri değerlendirilmiştir. Kitabede mescidin H.951-1544-1545 M. yılı içerisinde Hacı Mehmet/Muhammed bin Hoca Ahmed tarafından mescit olarak bina edildi bilgisi yer almaktadır. Günümüzde “Sır Ali Cami” isminin, sonradan mahallenin ismidoğrultusunda ya da avluda bulunan Sır Ali mezarından dolayı verildiğini düşünülmektedir
Análise de um algoritmo de fluxo em redes com remoção de arcos
Dissertação (mestrado) - Universidade Federal de Santa Catarina, Centro Tecnológico. Programa de Pós-Graduação em Engenharia de Produção
CAMI - Guide Protocol: WATER BEARING CHARACTERIZATION WITH INTEGRATED METHODOLOGIES
The CAMI project (Aquifer characterisation with Integrated Methodologies), funded by the European Union under the LIFE programme, contributes to the implementation of the 2000/60/EC Directive and any subsequent amendments, developing and testing an integrated set of methods for the definition and characterisation of river basin districts, analysis of the environmental impact of human activities on water resources and evaluation of the sustainability of their exploitation.
The CAMI project has allowed the development of an integrated package based on geophysical and geochemical surveys and monitoring of the water basin, in the foothill areas of western Friuli-Venezia Giulia and the eastern Veneto region delimited by the Tagliamento, Meduna-Cellina and Livenza rivers.Through the CAMI project, it has been possible to apply different methodologies and to develop innovative and multi-disciplinary monitoring (geophysical, geochemical and hydrogeological) for the protection and enhancement of water resources at the level of the river basin, under Directive 2000/60/EC.
All the stakeholders can take advantage of both the results of the CAMI project as well as the technological and methodological innovations for the enhancement, monitoring and management of water resources of the subsoil. An important outcome of the project with respect to Directive 2000/60/EC involved the possibility to rapidly characterise the groundwater resources at a low cost. In addition, the proposed and adopted methodologies can be applied to territories in which data from direct explorations (wells) is lacking; scarce information on the subsoil can be effectively complemented with geophysical investigations at a low cost and with no impact on the aquifers, in order to characterise potential deep water bodies. Minimizing direct investigations (wells) limits the possibility that pollutants will migrate from bodies of surface water towards deeper sources, as it is well known that wells may become avenues of contact between bodies of surface water and the underground
OSMANLI DEVLETİ’NDE ULUFELERİNİ GÜMRÜK MUKATAALARINDAN ALAN CAMİ GÖREVLİLERİ (H. 1099-1182 / M. 1688-1769)
Osmanlı Devleti’nde camiler ibadet dışında çeşitli fonksiyonları icra eden en önemli kurumların başında gelmektedir. Camilerin yapım, onarım, aydınlatma, ısıtma, bakım vs. ihtiyaçlarının karşılanması ile cami görevlilerinin maaş ve ücretlerinin ödenmesi gibi harcamalar camilerin temel giderlerini oluşturmuştur. Bu giderler bazen devlet hazinesinden, bazen gelirleri camiler için vakfedilen gayrimenkul gelirlerinden bazen de caminin bulunduğu yöre halkının doğrudan yaptığı aynî ve nakdî bağışlarla karşılanmıştır. Osmanlı Devleti’nde camilerde çok sayıda görevli hizmet etmiştir. Bu görevlilerin başlıcaları arasında; imam, hatip, müezzin, vaiz, kayyım, ferraş, devir-hân, kâri (kurrâ), na’t-hân, tarif-hân, muvakkit, enam-hân, muarrif, sûre-hân, cüzhân ve dersiâm bulunurdu. Söz konusu görevlilerin maaş ve ücretleri ise çoğunlukla vazifeli oldukları cami veya mescitlerin vakıfları aracılığıyla ödenirdi. Başka alanlarda da hizmet veren vakıflar Osmanlılarda o kadar yaygınlaşmıştı ki hemen hemen her caminin en az bir gayrimenkulü bulunurdu. Bazen vakıfların gelirleri caminin ihtiyacını karşılayamayacak kadar azalmakta ya da vakıflar ortadan kalkmaktaydı. Bu şekilde vakıf gelirlerinin yetersiz kaldığı durumlarda devlet hazinesinin farklı kalemlerinden takviye edilmesi veya tamamının üstlenilmesi gibi çeşitli kaynaklardan destek alma yollarına gidilmiştir. Cami görevlilerinin maaşlarının ödenmesi konusunda devletin başvurduğu bu kaynaklardan birisi de gümrük mukataaları olmuştur. Öyle ki, Osmanlı Devleti’nde bazı camilerdeki görevlilerinin ulufelerinin vakıflar yerine gümrük mukataalarının gelirlerinden ödendiği görülmektedir. Bu çalışmada, Osmanlı coğrafyasının değişik bölgelerindeki camilerde görev yapan kişilerin vazifeleri ve gümrük mukataalarından aldıkları maaşların miktarı Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi Ali Emirî (AE.)SMHD.I, AE.SMST.II, AE.SMST.III, AE.SAMD.III) tasnifinde yer alan (M.1688-1769 tarihli) berat suretlerindeki veriler kullanılarak ayrıntılı şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır
Van Camileri (1941-2013): Cami sayıları, mülkiyet durumları, ve 'mimarlı' camiler
Türkiye’de 2018 verilerine göre sayıları 87.381 (URL-1) olan cami ve mescitlerin farklı
politik ve bilimsel mecralarda, çeşitli başlıklar altında tartışıldığı söylenebilir. Bu
mecralardan bazıları cami sayıları, cami tasarımı, tasarımda mimarların rolleridir. Bu
makalede, Van İl Müftülük arşivi verilerine göre 1941 yılından 2013 yılı sonuna kadar
Van ili merkez ilçelerinde kayıtlı 234 camiye odaklanılmıştır. Araştırma malzemesi
olarak il müftülüğünde yer alan matbu evraklar ve camilere ait çeşitli istatistiki veriler
analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Mimarlık araştırmalarında yer bulamayan müftülük
kayıtları gibi veri setleri önemli bilgiler içermektedir. Yıllara göre Van cami sayılarının
artış-azalış oranları, yaptıranlara göre camiler, camilerin mülkiyet durumları ve mimarı
belirtilmiş olan - mimarı bilinmeyen camiler gibi istatistikler bu veriler üzerinden
çıkarılabilmektedir. Makalede her biri ayrı ayrı sonuçlar üreten istatistikler
yorumlanmıştır. Mimarların rolleri bakımından ise önemli bir veri ile karşılaşılmaktadır.
İncelenen matbu evraklara göre 234 camiden 194’ünün (%82,9) mimarı belli değildir.
Camilerden 40 tanesinin (%17,1) mimarlar tarafından projelendirildiği görülmektedir.
Bahse konu 40 camiyi tasarlayan 28 mimar tespit edilmiştir. Bunların içinde 2 ve üzeri
sayıda cami tasarlayan 6 mimar ve 18 cami üzerinde özellikle durulmuştur. Sonuç
olarak Van ili merkez ilçelerindeki camiler, Türkiye’de cami tasarımında mimar
emeğine yeterince başvurulmadığını göstermektedir
- …
