177 research outputs found
Wind speed time series chacacterization hy Hilbert transform
Predictions of wind energy potential in a given region are based on on-location observations. The time series of these observations would later be analysed and modelled either by a probability density function (pdf) such as a Weibull curve to represent the data or recently by soft computing techniques, such as neural networks (NNs). In this paper, discrete Hilbert transform has been applied to characterize the wind sample data measured on Izmir Institute of Technology campus area which is located in Urla, Izmir, Turkey, in March 2001 and 2002. By applying discrete Hilbert transform filter, the instantaneous amplitude, phase and frequency are found, and characterization of wind speed is acomplished. Authors have also tried to estimate the hourly wind data using daily sequence by Hilbert transform technique. Results are varying
Apocynin and dimethyl sulfoxide synergistically protect against ischemia-reperfusion injury in a rat hind limb ischemia-reperfusion model
Background Acute ischemia and reperfusion in extremities ignite a complicated inflammatory cycle and lead to damage in the extremities and target tissues. Methods Rats were randomly divided into four groups. Each experimental group contained eight rats. Group 1 was the sham surgery group. Group 2 was the control I/R group with intraperitoneal serum physiologic (SP) treatment. Group 3 was the I/R group with vehicle treatment (8% DMSO). Group 4 was the I/R group with 20 mg/kg apocynin (vehicle 8% DMSO). The potential protective effects of apocynin and vehicle (DMSO) in the rat hind limb ischemia-reperfusion model were evaluated by measuring the levels of plasma pro-inflammatory cytokines and oxidative stress markers in muscle tissue. Results The results revealed that both apocynin and vehicle (DMSO) alone increased the antioxidative capacity of ischemic tissue and reduced the levels of plasma proinflammatory cytokines compared to control I/R group. There was a statically more significant effect in the apocynin (vehicle 8% DMSO)-treated group 4. Conclusions We observed that apocynin and DMSO synergistically prevent the I/R injury in rat hind limb ischemia-reperfusion injury model and meaningfully decrease the inflammatory parameters
Analyze of different education level students'attitudes toward physical education in sivas
Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Ana Bilim DalıBu arastırma, Sivas il merkezinde ilkögretim ve ortaögretim düzeyinde ögrenim gören ögrencilerin beden egitimi ve spor dersine iliskin tutumlarını saptamak amacı ile yapılmıstır. Arastırma evrenini Sivas il merkezinde ilkögretim 8. sınıfta ögrenim gören beden egitimi ve spor dersine katılan 2253 erkek ve 1542 kız, lise 1. sınıfta ögrenim gören beden egitimi ve spor dersine katılan 3662 erkek ve 1412 kız olusturmaktadır. Arastırmaya, bu evrenden basit rasgele örnekleme yöntemi ile seçilen 8. sınıfında ögrenim gören 152 kız ve 121 erkek, lise 1. sınıfında ögrenim gören 234 kız ve 261 erkek olmak üzere toplam 768 ögrenci katılmıstır. Tutum puanları dagılımlarının karsılastırılmasında iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi uygulanmıstır. Elde edilen veriler dogrultusunda, sınıflar arası karsılastırmada ve sınıflar arası hemcinslerin karsılastırmasında beden egitimi ve spor dersine iliskin tutumlarda anlamlı bir fark bulunmustur(p< 0.05)This research was conducted for the purpose of determining the attitudes of Sivas Province primary and middle school students towards physical education and sports classes. The research population was comprised of 2253 male and 1542 female students in physical education and sports classes in the 8th grade in primary schools and 3662 male and 1412 female students in physical education and sports classes in the first year of high school in Sivas Province center. Using a simple random sampling method there were 152 female and 121 male students chosen from the 8th grade and 234 female and 261 male students chosen from the first year of high school for a total of 768 students included in the sample for the research. In the comparison of the distribution of attitude scores the test of significance of the difference between two means was used. Based on the data obtained, in the comparison between classes and in the comparison between same sex groups there was no significant difference in attitudes towards physical education and sports classes
Çatlak tokluğu tayini için geliştirilmiş uyarlanmış halka testine geometrik faktörlerin etkisinin araştırılması.
Modified Ring specimens are of the shape of discs having a hole inside and flattened ends. These specimens are used for determination of Mode I fracture toughness. Finite element program, named ABAQUS, is used for numerical modeling for finding stress intensity factors. Varying disc geometries were used for the experiments and numerical modeling in which size of the flat ends, radius of the hole inside, and external radius of the specimen were varied. Experiments were done by using pink Ankara andesite. Effects of internal hole radius, external disc radius and size of the flat ends on both stress intensity factor and fracture toughness were studied. In order to compare the results, fracture tests with semi-circular specimens under three point bending (SCB) were also performed. From a similar previous study, fracture toughness values of gray andesite were recalculated and compared to the fracture toughness values of pink andesite for varying geometrical factors. Size effect studies were performed as well for varying diameter of core specimens.Fracture toughness values of andesite were found to increase with increasing specimen size. Fracture toughness of 100 mm specimens was determined as 1.11±0.07 MPa√m, whereas fracture toughness of 75 mm specimens was 0.96±0.08 MPa√m. 100 mm or larger diameter specimens were suggested for the fracture toughness determination with the modified ring tests.M.S. - Master of Scienc
Structural analysis of the urban transport policy change in Turkey (1946-1980)
Bu çalışmanın amacı, İstanbul ve Ankara kentlerinde, Türkiye'ye özgü bir ara-ulaştırma formu olan dolmuşa odaklanmak suretiyle, 1946-1980 yılları arasında Türkiye'deki kentsel ulaşım politikasında gerçekleşen değişimi çözümlemektir. Çözümlemede, kesintili denge kuramı, dâvâ koalisyonu çerçevesi, çoklu akış kuramı gibi ana akım Kamu Politikası Analizi yazınındaki politika değişimi yaklaşımları yerine, Poulantzas'ın kapitalist devleti ve politikalarını çözümlemek için geliştirdiği, değişimin itici gücü olarak sınıf mücadelesini esas alan, kapsamlı, karmaşık nedenselliğe dayalı ve fakat bütünlüklü (yapısalcı) yaklaşımından yararlanılmıştır. Çözümleme neticesinde beş önemli bulgu elde edilmiştir. Birincisi, bir ülkede benimsenen kalkınma stratejisi, (ulusal ve kentsel) ulaşım politikasının hangi ulaşım türü temelinde şekillendirileceğini belirlemektedir. İkincisi, kentsel ulaşımdaki değişimin ticaret ve sanayi burjuvazisinin çıkarlarına yönelik olarak gerçekleşmesine binaen, ekonomik düzeydeki koşullar ve dönüşümler, kentsel ulaşımın hangi taşıtlarla, kimler tarafından, hangi koşullarda sunulacağı hususunda kritik etkiler yaratmaktadır. Üçüncüsü, politikanın biçimlenmesinde belirleyici olanlar, hizmeti (şoför esnafı/küçük burjuvazi) ve hizmetin temel bileşenlerini (ticaret yahut sanayi burjuvazisi) sağlayanlardır. Dördüncüsü, malî yetersizlik ve ağır idarî vesayet nedeniyle, kentsel ulaşım hizmetinin tek yasal sorumlusu olan belediyeler ve özellikle de belediye başkanlarının politikanın belirlenmesinde özgül bir ağırlığı yoktur. Beşincisi, ara-ulaştırma hizmeti sunan küçük burjuvazi, belediye meclisindeki ve siyasi partilerin il/ilçe teşkilâtlarındaki örgütlülüğü sayesinde, kendi çıkarlarına ters düşen kararların alınmasını önlemektedir. Kentsel ulaşım politikası, merkezi idare düzeyinde etkin olan burjuvazi ve yerel yönetim düzeyinde etkin olan küçük burjuvazi tarafından belirlenir. Sonuç itibarıyla, ülkenin azgelişmişliğinden çok, kapitalizmin Türkiye'deki tarihsel evriminin bir ürünü olan dolmuş, sınıf mücadelelerinin ürünü siyasal bir tercihi yansıtır; Türkiye konjonktüründe ekonomik, siyasal, ideolojik pratiklerin ve yapısal düzeylerin özgül eklemlenmesinin bir sonucudur; sözü geçen düzeylerle uyumludur ve bu düzeylerin yeniden üretimine dair tarihsel işlevler üstlenir
Yoğunluk ayarlı radyoterapi planlarının portal dozimetri ile kalite kontrolünde kullanılan pdip ve GLAaS algoritmalarının karşılaştırılması
Differences in the reporting of tangible and intangible fixed assets according to accounting standards: BIST practices
Türkiye, gitgide ivmelenerek artan uluslararası ticaretin ve sermaye akımlarının bir gerekliliği olan uluslararası muhasebe kuralları çerçevesinde TFRS (Türkiye Finansal Raporlama Standartları)’yi yayımlamış ve yaygınlaşması için gerekli düzenlemelerin yapılması yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu doğrultuda, ölçeğine göre daha küçük işletmeler tarafından kullanılması için BOBİ FRS (Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standartları)’yi de yayımlamıştır. BOBİ FRS, TFRS’ye kıyasla daha az karmaşık ve dolayısıyla uygulanması daha kolaydır. Ekonomide önemli bir yere sahip olan daha küçük ölçekli işletmelerin kullanması için ise KÜMİ FRS (Küçük ve Mikro Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standartları) adında farklı bir standart hazırlanmıştır. Bu çalışmada öncelikle muhasebe ve finansal raporlama konusuna değinilmiş daha sonra Türkiye’de kullanılan muhasebe sistemlerinden bahsedilmiştir. Daha sonra ülkemizde kullanılan muhasebe sistemlerinin maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile ilgili olan kısımlarına değinilmiş ve bu kısımların TFRS, TDMS, BOBİ FRS ve KÜMİ FRS’lere göre uygulanış şekilleri dört başlık (ilk ölçüm, sonraki ölçüm ve değerleme, amortismanlar ve finansal tablo dışı bırakma) altında kıyaslanmıştır. Borsa İstanbul’a kote olmuş şirketlerden ilk 30 işletmenin 2018 - 2022 yılları arasına ait5 yıllık veriler ve dipnot açıklamaları taranarak, finansal tabloları ve dipnotların maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile ilgili bölümleri incelenmiştir. Elde edilen veriler, nitel analiz yöntemlerinden doküman ve içerik analizine tabi tutularak standartlara uyumluluk derecesi kontrol edilmiştir.Türkiye has published the Turkish Financial Reporting Standards (TFRS) which is in line with international accounting standard to meet the increasing demands of international trade and capital flows, taking significant steps towards its widespread adoption. Additionally, the Financial Reporting Standards for Large and Medium-Sized Enterprises (BOBI FRS) have been published for use by smaller-scale enterprises, which are less complex and, therefore, easier to implement compared to TFRS. Another standard, the Financial Reporting Standards for Small and Micro-Scale Enterprises (KUMI FRS), has been prepared for the use of smaller businesses that hold a significant place in the economy. This study initially touches upon accounting and financial reporting, followed by discussions on the accounting systems used in Türkiye. Subsequently, the sections related to tangible and intangible fixed assets in the accounting systems used in Türkiye are discussed, and the application methods of these sections are compared under four headings (initial measurement, subsequent measurement and valuation, amortization, and exclusion from financial statements) in relation to TFRS, TDMS, BOBI FRS, and KUMI FRS. The financial statements of the top 30 companies traded on Borsa Istanbul between 2018 - 2022 and the relevant sections of the footnotes regarding tangible and intangible assets were collected and analyzed for 5 years and footnote explanations. The data were subjected to qualitative analysis methods, specifically document and content analysis, to verify the degree of compliance with standards
Krein Systems and Canonical Systems on a Finite Interval: Accelerants with a Jump Discontinuity at the Origin and Continuous Potentials
This paper is devoted to connections between accelerants and potentials of Krein systems and of canonical systems of Dirac type, both on a finite interval. It is shown that a continuous potential is always generated by an accelerant, provided the latter is continuous with a possible jump discontinuity at the origin. Moreover, the generating accelerant is uniquely determined by the potential. The results are illustrated on pseudo-exponential potentials. The paper is a continuation of the earlier paper of the authors (Alpay et al. in Modern Analysis and Applications. The Mark Krein Centenary Conference, vol. 2, pp. 19-36, OT 191. Birkhäuser, Basel, 2009) dealing with the direct problem for Krein systems. © 2010 The Author(s)
Türkiye’de Kendi Kendini İstihdam
Son birkaç on yıldır kendi kendini istihdam (self-employment) gerek akademik gerekse de politika çevrelerinde daha fazla konuşulmaya başlandı. Bunun bir nedeni, yükselen neo-liberal görüşün ve bu görüşün hâkim olduğu işletme okullarının ‘girişimciliği’, bu ruhu zımnen içermesinden dolayı da kendi kendine istihdamı, öne çıkarması. Girişimci ruha sahip, yetenekli bireylerin kendi kendine istihdam ile kendilerinin ve ülkenin refahını arttıracağı varsayılıyor. Bir diğer neden ise, zengin Batı ülkelerinde nüfusun yaşlanması ve kadınların daha fazla emek piyasasında yer alması gibi demografik ve sosyal dönüşümlerin emek piyasasında yarattıkları baskıların, kendi kendini istihdam yoluyla, en azından, azaltılabilir olduğu savı. Örneğin, Avrupa 2020 stratejisi (European Commission, 2018) iş yaratma kapasitesi, beceri geliştirme olanakları ve en önemlisi kırılgan gruplara fırsat tanıması açısından girişimciliğin ve kendi kendini istihdamın akıllı, sürdürülebilir ve içerici (inclusive) büyüme için bir anahtar olduğu vurgusunu yapıyor
Türkiye'de kendi kendini istihdam
Son birkaç on yıldır kendi kendini istihdam (self-employment) gerek akademik gerekse de politika çevrelerinde daha fazla konuşulmaya başlandı. Bunun bir nedeni, yükselen neo-liberal görüşün ve bu görüşün hâkim olduğu işletme okullarının ‘girişimciliği’, bu ruhu zımnen içermesinden dolayı da kendi kendine istihdamı, öne çıkarması. Girişimci ruha sahip, yetenekli bireylerin kendi kendine istihdam ile kendilerinin ve ülkenin refahını arttıracağı varsayılıyor. Bir diğer neden ise, zengin Batı ülkelerinde nüfusun yaşlanması ve kadınların daha fazla emek piyasasında yer alması gibi demografik ve sosyal dönüşümlerin emek piyasasında yarattıkları baskıların, kendi kendini istihdam yoluyla, en azından, azaltılabilir olduğu savı. Örneğin, Avrupa 2020 stratejisi (European Commission, 2018) iş yaratma kapasitesi, beceri geliştirme olanakları ve en önemlisi kırılgan gruplara fırsat tanıması açısından girişimciliğin ve kendi kendini istihdamın akıllı, sürdürülebilir ve içerici (inclusive) büyüme için bir anahtar olduğu vurgusunu yapıyor
- …
