1,898,335 research outputs found

    Hz. Ömer'in yahudilerle ilişkileri

    No full text
    İslam, Hz. Peygamber döneminden başlayarak farklı coğrafya ve milletlere ulaşmıştır. Hz. Ömer dönemi fetihler açısından önemli bir zaman dilimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle, farklı coğrafyaların ve dolayısıyla farklı inançlara sahip insanların İslam ile tanışması ve Müslümanlarla sosyal, dinî, askerî, siyasî ve ticarî ilişiklerde bulunması daha ziyade Hz. Ömer zamanında iyice kendini hissettirerek toplumsal anlamda yeni hüküm ve anlayışların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Hz. Ömer’in Yahudilerle olan ilişkilerine geçmeden önce Hz. Peygamberin ve ilk halife Hz. Ebu Bekir’in Yahudilerle olan ilişkilerine kısaca değinmek konunun daha anlaşılır olmasına katkı sağlayacaktır

    İslam Yahudilik ve Hıristiyanlıkta Hz. Zekeriya ve Serapion’a göre Hz. Yahya’nın Hayatı

    No full text
    Hz. Zekeriya, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’da ismine rastlanılan bir peygamberdir. Zekeriya’nın, Yahudi kaynaklarında kendi kimliğinden çok, ismi ile anılan kitabı ve bu kitabında dikkat çektiği vizyonları öne çıkmaktadır. Hıristiyanlıkta ise bir peygamberden daha çok bir din adamı, Hz. Yahya’nın babası olarak önem arz etmektedir. İslam kaynaklarında ise Hz. Zekeriya İsrailoğullarına gönderilen bir peygamber olması ile birlikte, bir peygamber babası ve mabede adanan Hz. Meryem’in mabette yetişmesini üstlenen bir din adamı olarak ele alınmaktadır. Üç dinin ortak ismi olan Hz. Zekeriya ile ilgili olarak İslami kaynaklarda Kur’an dışında verilen bilgilerde bir karışıklık göze çarpmaktadır. Eski Ahit’te ismi Berahiya oğlu Zekeriya olarak verilen ve Zekeriya kitabının yazarı olarak bilinen Zekeriya ile Hz. Yahya’nın babası olan Hz. Zekeriya hakkında verilen bilgilerde bir karışıklık bulunmaktadır. Bu isimlerle ilgili diğer bir karışıklık da Berahiya oğlu Zekeriya’nın ölümü ile ilgili bilgi verilmediğinden Hıristiyanlık’ta bulunmaktadır. Hz. İsa’nın mabette öldürüldüğünü ve kanının İsrailoğullarının sorumluğunda olduğunu vurguladığı ve ismi Berahiya oğlu Zekeriya olarak bildirilen Zekeriya’nın kimliği tartışılmaktadır. Bu çalışmada her üç dinin zikrettiği Zekeriya’lar incelenerek çelişki gibi görünen rivayetler ele alınacak, Kur’an’ın anlatımı esas alınarak doğru bilgi ve rivayetler ile bir sonuca ulaşılacaktır. Elde edilen verilerin farklı başlıklar altında zaman zaman özet olarak tekrarının yapılması da, bilgilerin daha detaylı ve anlaşılabilir bir şekilde sunulması gayretinden kaynaklanmaktadır

    Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu 2017

    No full text
    Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu’na (2-4 Kasım 2017, Sivas)Hz. Ömer’in (ö. 23 / 643) geçmiş din ve kültürlere yönelik tutumuna dair bilgi ve rivayetler, hadis kaynakları başta olmak üzere İslâm tefsir, tarih-kültür tarihi ve tabakât kaynaklarında yer almaktadır. Ne var ki bu konu bugüne kadar müstakil olarak etraflıca ele alınmış değildir. Hâlbuki yaklaşık 10 yıllık halîfeliği döneminde Hz. Ömer, önemli fetih hareketlerine öncülük etmiş, farklı etnik ve dinî kökenden insanların İslâm’a ihtidasına şâhitlik etmiş, muhtelif hukukî statülerdeki gayr-i müslim unsurların adaletle idaresi altında yaşamasına öncülük etmiş önemli bir sahâbî ve râşid halîfedir. Bu itibarla onun Yahudi-Hristiyanlar başta olmak üzere, diğer din ve kültürlere yönelik tavrının parametreleri günümüzde gayr-i Müslimlere yönelik tutumları anlama-anlamlandırma ve yön verme açısından oldukça önem arzeder. Bu anlamanın olabilmesi ve dolayısıyla Hz. Ömer’in tutumuna dair parametrelerin ortaya konulabilmesi için de, onun Yahudi kutsal kitabının (Tevrat) bazı kısımlarının yazılı olduğu bir nüshayla, bazılarında ise kendisine Yahudilerden ulaşan bir sahîfe ile Hz. Peygamber’e gelip bunu Ona okuduğunun anlatıldığı rivayetler ile Medine’de bulunan Yahudi mabedi Beytülmidrâs’ı ziyaretine dair bilgilerin tedkiki özellikle ehemmiyeti haizdir. Ayrıca halifeliği sırasında görüştüğüne dair bazı bilgiler bulunan bir kısım Yahudi-Hıristiyan din adamları ile alakalı bilgilerin neliği-niteliği de önemlidir. Kudüs’ün fethi sonrasında orada bulunan gayr-i Müslimlere ve onların mabedlerine yönelik tavrını da burada zikretmek icap eder. Bu meyanda ortaya konması gereken önemli bir yön de, Hz. Ömer’in, israilî rivayetlerin naklinde bilhassa öne çıkan Ka‘bü’l-Ahbâr’a yönelik tutumları ile konjonktürel de olsa gayr-i müslim kadınlar ile sahâbenin evlenmesine getirdiği bazı sınırlayıcı uygulamalara dair bilgilerdir. Oryantalistlerin de alabildiğine öne çıkardığı Hz. Ömer’in geçmiş din ve kültürlere yönelik tavrının ipuçlarını ortaya koyan bütün bu verilerin yakından tetkiki, bu tebliğin konusunu teşkil edecektir. Bunu yaparken oryantalistlerin ve günümüzdeki birtakım Müslüman yazar ve araştırmacıların, genelde Hz. Ömer’in gayr-i Müslimlere dair tutumu, özelde de onun Yahudi-Hıristiyan kültürü karşısındaki tavrı ile ilgili görüş ve iddiaları da analiz edilip değerlendirilecektir

    Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu 1. Cilt

    No full text
    İnsanın elindekilerinin kıymetini bilmesi ve onlardan gerektiği gibi yararlanabilmesi, onları çok iyi tanımasıyla mümkündür. Çünkü tanımak, öğrenmek, bilmek, sevmek ve sahiplenmek demektir. Tanımanın birçok yolu ve yöntemi vardır. Bunlardan biri ve en önemlisi de, sempozyumlar gibi bilimsel çalışmalar gerçekleştirmektir. Olayın bütün yönleriyle, kaynaklarıyla değerlendirmeler yapılarak ortaya konulması, tarihin doğru bir şekilde anlaşılması demektir. İslam tarihinde başta Hz. Peygamber olmak üzere onun yanında yetişmiş seçkin sahabilerin yaşantılarının bilimsel yöntemlerle bilinmesi ve değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Bu sahabilerden biri de hiç şüphesiz, adaleti ve yöneticiliği ile temayüz etmiş olan Hz. Ömer’dir. 1990’lı yıllara kadar İslam tarihinde ciddi ve yeterli çalışmaların yapıldığını söylememize imkan yoktur. Ancak o yıllardan sonra gerek lisansüstü tezlerle gerekse bilimsel makale, kitap çalışmaları ve sempozyum gibi bilimsel faaliyetlerle oldukça güzel çalışmalar ortaya konulmuştur. Bu sempozyumlardan biri de, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin öncülüğünde Türkiye’de ilk defa düzenlenen ‚Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu‛dur. İlerleyen süreçte Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman ve Hz. Ali ile ilgili de sempozyum gerçekleştirerek Hulefa-yi Râşidin dönemini böylelikle tamamlamış olacağız. Sempozyum duyurusu yapıldıktan sonra tebliğleriyle katılmak isteyen yaklaşık 400 kadar bilim insanımız bu bilgi şölenine teveccüh gösterdiler. Takdir edersiniz ki bu kadar sayıda tebliğin sunulması hem maddi anlamda hem de fiziki anlamda mümkün olamazdı. Kaldı ki bu tebliğlerden bir kısmı konuları itibariyle birbirine çok yakın hatta aynı konulardı. Sempozyumumuzda Hz. Ömer, başta İslam Tarihi olmak üzere, İslam Hukuku, Tefsir, Hadis, Tasavvuf, İslam Edebiyatı, İslam Mezhepleri Tarihi, Dinler Tarihi, Sosyoloji ve Psikoloji gibi açılardan ele alındı. Maalesef bazı tebliğcilerimiz de tebliğ özetleri bilim kurulu tarafından kabul edilmesine rağmen sempozyuma katılamadılar. Sempozyum süresince yirmi yedi oturum gerçekleştirildi ve farklı bilim dallarında toplamda yetmiş dokuz tebliğ sunuldu. Bildiriler kitaplaştırılırken öncelikle alan dikkate alındı. Alanlar içerisinde de konu ve kronoloji bakımından birbirlerine yakınlıkları düşünülerek sıralandı ve kitaba o şekilde yerleştirildi. Sonuç itibariyle Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu, Hz. Ömer’in hayatı, dönemi ve uygulamaları başta olmak üzere daha pek çok alanda yeni bilgileri ve belgeleri ortaya çıkarmış oldu ve bu alandaki önemli bir boşluğu doldurdu. Bu tebliğlerin kitap haline getirilmesiyle birlikte daha geniş kitlelerin istifadesine sunulması hedeflendi. Bu vesileyle özellikle davetimize olumlu cevap veren ve sempozyumun içeriğinin şekillendirilmesinde katkıda bulunan değerli hocalarıma, tebliğ göndermek suretiyle sempozyumumuza iştirak etmek isteyen ancak maalesef sayının fazla olması nedeniyle yer veremediğimiz hocalarımıza da buradan teşekkür ediyorum. Sempozyumun gerçekleşmesinde başından beri maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Alim Yıldız’a, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Recep Toparlı’ya, fakülte dekanımız Prof. Dr. Yusuf Doğan’a, fakülte sekreterimiz Bedrettin Gündoğdu’ya, sempozyumumuza ülkemizin farklı şehirlerinden iştirak ederek tebliğleriyle bizlere en büyük desteği veren çok değerli hocalarıma ve sempozyumumuzun sekretaryasını üstlenen araştırma görevlilerimize ve emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum

    Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu 2. Cilt

    No full text
    İnsanın elindekilerinin kıymetini bilmesi ve onlardan gerektiği gibi yararlanabilmesi, onları çok iyi tanımasıyla mümkündür. Çünkü tanımak, öğrenmek, bilmek, sevmek ve sahiplenmek demektir. Tanımanın birçok yolu ve yöntemi vardır. Bunlardan biri ve en önemlisi de, sempozyumlar gibi bilimsel çalışmalar gerçekleştirmektir. Olayın bütün yönleriyle, kaynaklarıyla değerlendirmeler yapılarak ortaya konulması, tarihin doğru bir şekilde anlaşılması demektir. İslam tarihinde başta Hz. Peygamber olmak üzere onun yanında yetişmiş seçkin sahabilerin yaşantılarının bilimsel yöntemlerle bilinmesi ve değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Bu sahabilerden biri de hiç şüphesiz, adaleti ve yöneticiliği ile temayüz etmiş olan Hz. Ömer’dir. 1990’lı yıllara kadar İslam tarihinde ciddi ve yeterli çalışmaların yapıldığını söylememize imkan yoktur. Ancak o yıllardan sonra gerek lisansüstü tezlerle gerekse bilimsel makale, kitap çalışmaları ve sempozyum gibi bilimsel faaliyetlerle oldukça güzel çalışmalar ortaya konulmuştur. Bu sempozyumlardan biri de, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin öncülüğünde Türkiye’de ilk defa düzenlenen ‚Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu‛dur. İlerleyen süreçte Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman ve Hz. Ali ile ilgili de sempozyum gerçekleştirerek Hulefa-yi Râşidin dönemini böylelikle tamamlamış olacağız. Sempozyum duyurusu yapıldıktan sonra tebliğleriyle katılmak isteyen yaklaşık 400 kadar bilim insanımız bu bilgi şölenine teveccüh gösterdiler. Takdir edersiniz ki bu kadar sayıda tebliğin sunulması hem maddi anlamda hem de fiziki anlamda mümkün olamazdı. Kaldı ki bu tebliğlerden bir kısmı konuları itibariyle birbirine çok yakın hatta aynı konulardı. Sempozyumumuzda Hz. Ömer, başta İslam Tarihi olmak üzere, İslam Hukuku, Tefsir, Hadis, Tasavvuf, İslam Edebiyatı, İslam Mezhepleri Tarihi, Dinler Tarihi, Sosyoloji ve Psikoloji gibi açılardan ele alındı. Maalesef bazı tebliğcilerimiz de tebliğ özetleri bilim kurulu tarafından kabul edilmesine rağmen sempozyuma katılamadılar. Sempozyum süresince yirmi yedi oturum gerçekleştirildi ve farklı bilim dallarında toplamda yetmiş dokuz tebliğ sunuldu. Bildiriler kitaplaştırılırken öncelikle alan dikkate alındı. Alanlar içerisinde de konu ve kronoloji bakımından birbirlerine yakınlıkları düşünülerek sıralandı ve kitaba o şekilde yerleştirildi. Sonuç itibariyle Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu, Hz. Ömer’in hayatı, dönemi ve uygulamaları başta olmak üzere daha pek çok alanda yeni bilgileri ve belgeleri ortaya çıkarmış oldu ve bu alandaki önemli bir boşluğu doldurdu. Bu tebliğlerin kitap haline getirilmesiyle birlikte daha geniş kitlelerin istifadesine sunulması hedeflendi. Bu vesileyle özellikle davetimize olumlu cevap veren ve sempozyumun içeriğinin şekillendirilmesinde katkıda bulunan değerli hocalarıma, tebliğ göndermek suretiyle sempozyumumuza iştirak etmek isteyen ancak maalesef sayının fazla olması nedeniyle yer veremediğimiz hocalarımıza da buradan teşekkür ediyorum. Sempozyumun gerçekleşmesinde başından beri maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Alim Yıldız’a, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Recep Toparlı’ya, fakülte dekanımız Prof. Dr. Yusuf Doğan’a, fakülte sekreterimiz Bedrettin Gündoğdu’ya, sempozyumumuza ülkemizin farklı şehirlerinden iştirak ederek tebliğleriyle bizlere en büyük desteği veren çok değerli hocalarıma ve sempozyumumuzun sekretaryasını üstlenen araştırma görevlilerimize ve emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum

    Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu 3. Cilt

    No full text
    İnsanın elindekilerinin kıymetini bilmesi ve onlardan gerektiği gibi yararlanabilmesi, onları çok iyi tanımasıyla mümkündür. Çünkü tanımak, öğrenmek, bilmek, sevmek ve sahiplenmek demektir. Tanımanın birçok yolu ve yöntemi vardır. Bunlardan biri ve en önemlisi de, sempozyumlar gibi bilimsel çalışmalar gerçekleştirmektir. Olayın bütün yönleriyle, kaynaklarıyla değerlendirmeler yapılarak ortaya konulması, tarihin doğru bir şekilde anlaşılması demektir. İslam tarihinde başta Hz. Peygamber olmak üzere onun yanında yetişmiş seçkin sahabilerin yaşantılarının bilimsel yöntemlerle bilinmesi ve değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Bu sahabilerden biri de hiç şüphesiz, adaleti ve yöneticiliği ile temayüz etmiş olan Hz. Ömer’dir. 1990’lı yıllara kadar İslam tarihinde ciddi ve yeterli çalışmaların yapıldığını söylememize imkan yoktur. Ancak o yıllardan sonra gerek lisansüstü tezlerle gerekse bilimsel makale, kitap çalışmaları ve sempozyum gibi bilimsel faaliyetlerle oldukça güzel çalışmalar ortaya konulmuştur. Bu sempozyumlardan biri de, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin öncülüğünde Türkiye’de ilk defa düzenlenen ‚Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu‛dur. İlerleyen süreçte Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman ve Hz. Ali ile ilgili de sempozyum gerçekleştirerek Hulefa-yi Râşidin dönemini böylelikle tamamlamış olacağız. Sempozyum duyurusu yapıldıktan sonra tebliğleriyle katılmak isteyen yaklaşık 400 kadar bilim insanımız bu bilgi şölenine teveccüh gösterdiler. Takdir edersiniz ki bu kadar sayıda tebliğin sunulması hem maddi anlamda hem de fiziki anlamda mümkün olamazdı. Kaldı ki bu tebliğlerden bir kısmı konuları itibariyle birbirine çok yakın hatta aynı konulardı. Sempozyumumuzda Hz. Ömer, başta İslam Tarihi olmak üzere, İslam Hukuku, Tefsir, Hadis, Tasavvuf, İslam Edebiyatı, İslam Mezhepleri Tarihi, Dinler Tarihi, Sosyoloji ve Psikoloji gibi açılardan ele alındı. Maalesef bazı tebliğcilerimiz de tebliğ özetleri bilim kurulu tarafından kabul edilmesine rağmen sempozyuma katılamadılar. Sempozyum süresince yirmi yedi oturum gerçekleştirildi ve farklı bilim dallarında toplamda yetmiş dokuz tebliğ sunuldu Bildiriler kitaplaştırılırken öncelikle alan dikkate alındı. Alanlar içerisinde de konu ve kronoloji bakımından birbirlerine yakınlıkları düşünülerek sıralandı ve kitaba o şekilde yerleştirildi. Sonuç itibariyle Uluslararası Hz. Ömer Sempozyumu, Hz. Ömer’in hayatı, dönemi ve uygulamaları başta olmak üzere daha pek çok alanda yeni bilgileri ve belgeleri ortaya çıkarmış oldu ve bu alandaki önemli bir boşluğu doldurdu. Bu tebliğlerin kitap haline getirilmesiyle birlikte daha geniş kitlelerin istifadesine sunulması hedeflendi. Bu vesileyle özellikle davetimize olumlu cevap veren ve sempozyumun içeriğinin şekillendirilmesinde katkıda bulunan değerli hocalarıma, tebliğ göndermek suretiyle sempozyumumuza iştirak etmek isteyen ancak maalesef sayının fazla olması nedeniyle yer veremediğimiz hocalarımıza da buradan teşekkür ediyorum. Sempozyumun gerçekleşmesinde başından beri maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Alim Yıldız’a, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Recep Toparlı’ya, fakülte dekanımız Prof. Dr. Yusuf Doğan’a, fakülte sekreterimiz Bedrettin Gündoğdu’ya, sempozyumumuza ülkemizin farklı şehirlerinden iştirak ederek tebliğleriyle bizlere en büyük desteği veren çok değerli hocalarıma ve sempozyumumuzun sekretaryasını üstlenen araştırma görevlilerimize ve emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum

    60 HZ Notch Filter

    No full text
    This image reflects a schematic of the 60 HZ Notch Filter

    Hz. İbrahim’in tahkîkî imana ulaşma çabaları ve tebliğ metodu

    No full text
    Hz. İbrahim; tebliğ faaliyetine başlamadan önce tahkîkî imana ulaşmak için aklını kullanmış, bu yolla Allah’ın varlığını ve birliğini keşfetmeye çalışmıştır. Ardından kalbinin mutmain olması, şeytânî vesveselerden kurtulması için rabbine niyazda bulunuş ve bu konuda onun yardımına muhtaç olduğunu belirtmiştir. Hz. İbrahim, akıl yürütme yöntemleriyle rabbini bulduktan ve mutmain bir kalbe sahip olduktan sonra tebliğ faaliyetine başlamıştır. Hz. İbrahim, bildiği, inandığı hakikati insanlara anlatmış ve onları ebedi saadete davet etmiştir. Hz. İbrahim’in davet anlayışı, korku ve şiddete değil; ikna etmeye dayanmaktadır. O, baskılarla ve tahditlerle karşı karşıya kaldığı halde bu tavrını değiştirmemiştir. Hz. İbrahim, tebliğ faaliyetinde bulunurken kendisini sevdirmiş, işinin ehli olduğunu bildirmiş, muhatabın aldatıldığını ve onun iyiliğini düşündüğünü ortaya koymuştur. Ayrıca ümit vermeyi ve Allah’ın gazabını hatırlatmayı da ihmal etmemiştir. Öte yandan tebliğine olumlu veya olumsuz cevap veren herkes için dua etmiş ve onlar için Allah’tan bağışlama dilemiştir. Bu çalışmada Hz. İbrahim’in tebliğ faaliyetine başlamadan önce bu önemli göreve hazır hale gelmek için göstermiş olduğu çabaların üzerinde durulacak, ardından onun tebliğ metodunun özellikleri ele alınacaktır

    Uluslararası Hz. Nuh ve Cudi Dağı Sempozyumu

    No full text
    Hz. Nuh, insanlık ve peygamberler tarihinin en önemli şahsiyetlerinden biridir. Uzun bir ömür süren nübüvvet mücadelesi ulu'l-azm peygamberlerden olması ve kavminin üzerinde Tufa'nın gerçekleşmesi onu öne çıkan unsurlarıdır

    Hz. Ebu Bekir'in Kuran'a hizmetleri ve tefsirdeki yeri

    No full text
    Yayın yönetmeni: Salih Zeki Meriç.Kur’ân-ı Kerim, indirildiği günden itibaren Allah tarafından koruna-rak günümüze kadar gelen ve bundan sonra kıyamete kadar da böylece devam edecek olan ilâhi bir kitaptır. Kur’ân’ın korunması, anlaşılması ve sonraki nesillere aktarılmasında ashab-ı kiramın çok mühim rolleri olmuş-tur. Onlar gerek Kur’ân ve tefsirle ilgili rivayetleri, gerekse âyetlerle ilgili ortaya koydukları görüşleriyle Tefsir ilminin temelini atmış, bu alandaki ilmî faaliyetlerin ilk örneklerini ortaya koymuşlardır. Ancak sahabe-i kira-mın hepsi aynı seviyede değildir. Onlar da derece derecedir. İlmî yönden en üstünleri arasında Hz. ebû Bekir de yerini almış, ayrıca fazilet itibariyle as-habın zirvesini teşkil ettiği, ehl-i Sünnet tarafından genel kabul görmüştür.1 Bu durumda tabii olarak onun Kur’ân’a ve Tefsir ilmine hizmetleri önem kazanmaktadır. Görebildiğimiz kadarıyla Hz. ebû Bekir’in Tefsir ilmindeki yeri hususunda bugüne kadar müstakil bir çalışma yapılmamıştır. eliniz-deki çalışma, mevcut boşluğu doldurabilme gayretiyle, Hz. ebû Bekir’in Kur’ân’ın cem‘i, korunması, tebliğ edilmesi, anlaşılması ve tefsir edilmesi yolundaki faaliyetlerini ilmî usullere uygun olarak ortaya koymak maksa-dıyla yapılmıştır. İlim dünyasında umûmiyetle Hz. ebû Bekir’in tefsirle ilgili fazla ri-vayetinin bulunmadığı ve bu alandaki mevkiinin zayıf olduğu kanaati hâkimdir. Süyûtî, bunun sebebi olarak Hz. ebû Bekir’in az hadis rivayet etmesini gösterir ve “Tefsir hususunda ebû Bekir’den cidden çok az rivayet ezberimdedir, neredeyse 10’u geçmeyecek” der.2 Hâlbuki yaptığımız ince-lemeler, bu anlayışın çok da haklı olmadığını, hatta belli ölçüde haksız da sayılabileceğini ortaya koymuştur.İslâm’daki kıdemi ve Allah Rasûlü’ne yakınlığı sebebiyle Hz. ebû Bekir’in hayatını, bilhassa da ilmî şahsiyetini ve tefsirciliğini araştırmanın, pekçok hususta olduğu gibi tefsir alanında da çok kıymetli bilgilerin gün yüzüne çıkmasına vesile olacağı âşikârdır. Hz. ebû Bekir zekâsı, mahâreti ve azmi sebebiyle cahiliye toplumunda en bilgili ve tecrübeli insanlardan biri olmuştu. Bunun yanında güzel bir ahlâka da sahipti. İslâm’ın gelişiyle bu ilmini, tecrübesini, ahlâkını ve diğer kâbiliyetlerini İslâm yolunda kullandı ve bu yolda onları daha da artırdı. Neticede İslâm tarihinde kendisinden en çok bahsedilen mühim bir şahsi-yet haline geldi. erkeklerden ilk müslüman olması, devamlı Allah Rasûlü (s.a.v) ile birlikte bulunması, onun hayatında çok mühim roller alması ve vefatından sonra da İslâm’ın ilk halifesi seçilmesi onu bütün müslümanla-rın nazarında çok üstün bir mevkîye yükseltti. Onun hayatı, ahlâkı, şahsiye-ti, karakteri ve faziletleriyle ilgili pek çok çalışmalar yapıldı ve eserler ortaya kondu. Ancak ilmî yönüyle alâkalı çalışmalar zayıf kaldı. Fıkhî görüşleriyle ilgili ilerleyen sayfalarda bahsedeceğimiz ilmî bir çalışma ortaya konulmak-la birlikte Tefsir ilmindeki yeri bugüne kadar ihmâl edildi. Böylesine mü-him bir şahsiyetin İslâm’ın mukaddes kitabı olan Kur’ân-ı Kerim’e ve onun tefsirine hizmet etmediği elbetteki düşünülemez. İşte elinizdeki çalışmada Hz. ebû Bekir’in Kur’ân-ı Kerim’e olan hizmetlerini ve Tefsir ilmindeki ye-rini araştıracağız
    corecore