29 research outputs found
النهج االنتقادي لمتون التفسيراالنتقادات التي وجهها واني محمد أفندي نحو المفسرين
Vanî Mehmed Efendi (ö. 1096/1685) döneminin önde gelen âlim ve vaizlerindendir. Bu makale Vanî Efendi’nin, Şeyhülislam Ebussuûd Efendi’ye (ö. 982/1574) Yûsuf suresinin ilk iki ayeti ve Yûnus suresinin ilk ayeti çerçevesinde yönelttiği eleştirilerini içeren ders notu mahiyetindeki kısa risalesinin bazı notlarla tahkikli neşrini ve bu eserdeki görüşlerinin incelenmesini içermektedir. Eserde ayrıca Şeyhülislam İbn-i Kemâl (ö. 940/1536) ve Beyzâvî’yle (ö. 685/1286) ilgili değerlendirmeler de mevcuttur. Ayetleri nahiv perspektifinden inceleyen risale, gerekçelerinden ve felsefesinden soyutlanmamış dil algısına sahip Ebussuûd ve İbn-i Kemâl’in Osmanlı topraklarında yetişen en önemli iki müfessir olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.Vani Mehmed Efendi (d. 1096/1685) is the leading scholar and preacher of his period. This article contains the short booklet of Vani Mehmed Efendi which containing his criticism to Shaykh al-Islam Ebussuûd Efendi (d. 982/1574) on the first two verses of the surah of Yusuf and the first two verses of the surah of Yunus with some notes and evaluation of his views. There are also evaluations related to Shaykh al-Islam Ibn Kemal (d. 940/1536) and Beydâvî (d. 685/1286). The booklet, which evaluates the verses from the perspective of nahiw, once again proves that Ebussuûd and Ibn al-Kemal, who have a sense of language that is not abstracted from its genuine and philosophy, are the two most important mufassir of the Ottoman lands.واني محمد أفندي )ت 1096/1685 )هو من أهم العلماء والوعاظ في عصره. هذه
المقالة تحتوي على رسالة مختصرة له التي تشتمل إنتقادات التي وجهها نحو أبو
السعود أفندي حول تفسيره آليتين األوليين من سورة يوسف وآية األولى من سورة
يونس بسبب تشابهها آليتين األوليين من سورة يوسف، و تحقيق آرائه. توجد في هذه
الرسالة أيضا التحقيقات المتعلق لشيخ اإلسالم ابن كمال باشا )ت 940/1536 )
والبيضاوي )ت 685/1286 .)وهذه الرسالة التي تم إنشاؤها في محور علم القواعد،
تثبت مرة أخرى بأن ابن كمال و أبو السعود كانا من أهم المفسرين في زمن
العثمانيي
Hamawi’s Manuscript called ithâf Al-Azkiyâ bi Tahqiqi Mes’eleti ʻİsmat al-Anbiyâ
Hanay, Necattin ( Aksaray, Yazar )İsmet-i enbiyâ (peygamberlerin günahtan korunmuşluğu) meselesi, İslam düşünce tarihinde erken dönemlerden itibaren varlığını hissettiren konulardan biridir. Şihabüddîn Ahmed b. Muhammed el-Hamevî’ye (ö. 1098/1687) ait İthâfü’l-ezkiyâ bi tahkîki mes’eleti ʻismeti’l-enbiyâ adlı risale, bu alandaki müstakil eserlerden biridir. Mutezilî-Hanefî âlimlerinden Muhtâr b. Mahmûd ez-Zâhidî (ö. 658/1260) tarafından nakledilen “bazı peygamberlerin bazen günah işledikleri”ne dair itikadî görüş, İbn Nüceym (ö. 970/1563) tarafından Sünnî-Hanefî dünyasının önemli eseri olan el-Eşbâh ve’n-nezâir’e taşınmış ve bu sebeple özel bir dikkat celp etmiştir. Elinizdeki çalışma, Hamevî’nin ilgili görüşü tartıştığı risalesine dair bir incelemeyi ve eserin tenkitli tahkikini sunmaktadır. Müellif konuyla ilgili günah kavramını küfür, yalan ve diğer günahlar tasnifi altında değerlendirmekte; yine günahları büyük ve küçük, kasten ve sehven, te’vîl hatasına dayanan ve dayanmayan, saygınlığı zedeleyen ve zedelemeyen, yasal yaptırımı olan ve olmayan, başlanılan veya devam ettirilen, vahiyden önce ve sonra ayırımına tabi tutarak konunun çözümüne adım adım gitmektedir. Diğer bir ifadeyle çözüme giden yolda, değinilen görüşün pratikteki karşılıkları üzerinden daha somut bir zemin oluşturulmaktadır.The issue of ismat al-anbiya (preservation of the Prophets from sin) is one of the subjects made its presence felt in the history of Islamic thought since the early periods. Shihabuddîn Ahmed b. Muhammed al-Hamawî’s (d. 1098/1687) manuscript called Ithâf al-azkiyâ bi tahqiqi mes’eleti ʻismat al-anbiyâ is one of the detach works in this field. The alleged idea of “some prophets committing sin sometimes” suggested by Muhtâr b. Mahmûd al-Zâhidî (d. 658/1260), one of the scholars of Mutazilî-Hanafî, drew a specific attention because this idea was mentioned in al-Ashbâh ve’n-nazâir, a significant work of Sunni-Hanafi world. The work in your hand presents the critical editon of the work and the examination as to the manuscript of Hamawi in which he discussed the relevant idea. The author assesses the concept of sin related to the subject under the classification of blasphemy, lie, and other sins and looks for a solution of the subject gradually by separating the sins into big or small, on purpose or by mistake, based on gloss or not, disgraceful/injuring the respectability or not, have a legal sanction or not, begun or continued, before or after revelation. In other words, on the way to the solution, a more concrete basis is formed on the practical responses of the mentioned idea
Abū al-Yusr al-Bazdawī’s Treatise Zallat al-Qāri': Study and critical edition
Bu çalışma, Hicrî 5. asırda yaşamış büyük Māturidī kelamcısı ve Ḥanefī fakihi Ṣadru’l-İslām
Ebū’l-Yusr el-Bezdevī’nin (ö.493/1100) Zelletu’l-Ḳāri başlıklı risalesinin tenkidli tahkikini
ve bu esere dair bir inceleme sunmaktadır. Tahkik edilen eser, Süleymaniye Kütüphanesi
Esad Efendi ve Hacı Mahmud Efendi ile Köprülü Kütüphanesi Mehmed Āsım Bey
koleksiyonlarındaki üç farklı yazma dikkate alınarak ilk defa tahkik edilmektedir. Zelletu’lḲāri risalesi, yirmi beş bâb başlığını içermekte ve her bir başlık anlaşılır bir üslupla ele
alınmaktadır. Müellif, risalesinde namazın rükünlerinden biri olan Kur’an kıraatinin uygun bir
şekilde yerine getirilebilmesi için, namaz kılanın düşebileceği muhtemel tilavet hatalarıyla
ilgili hususiyetlere dikkat çekmekte ve mezkûr hataların namazı ifsat edip etmeyeceği
meselesine kendi döneminde temsilcisi olduğu Hanefî mezhebi çerçevesinde açıklık
getirmektedir. El-Bezdevī’nin bu risalesi, bu yönüyle, güncel değeri ve önemi devam eden bir
eser olarak görülebilir.This study offers an analysis and a critical edition of the text of a treatise entitled Zallat alQāri authored by Ṣadr al-Islām Abū’l-Yusr al-Bazdawī (d.493/1100), who was the great
Māturidī theologian and Ḥanafī jurist of the 5th century of Hijra. This treatise has been edited
for the first time based on three different manuscripts which are preserved in the collections of
Esad Efendi and Hacı Mahmud Efendi of Süleymaniye Kütüphanesi, and the collection of
Mehmed Asım Bey of Köprülü Kütüphanesi. The work is composed of twenty-five chapters
and the content of each chapter is handled in a clear style and with sample verses from the
Qur’an. There al-Bazdawī draws attention to the possible recitation errors that the performer
of the ṣalāh may make with a view to ensuring that the qirāat of the Qur’an, which is one of
the pillars of the ṣalāh, is performed accurately. The author also clarifies whether or not
recitation errors would impair the ṣalāh from the perspective of the Ḥanafī school of
jurisprudence of which he was a representative in his time. This treatise may thus be viewed
as a work of continuous value and importance on the subject
Codes of interpretation in Sadrushariah - example of the Joseph parable
Büyük İslam düşünürü, Hanefî fakîh ve kelam âlimi Sadruşşerîa es-Sânî elAsğar (ö. 747/1346), Yusuf kıssasını yorumladığı Te’vîl-i Kıssa-i Yûsuf başlıklı
Farsça bir risale kaleme almıştır ve bunun yegâne yazması Süleymaniye Kütüphanesi, Ayasofya, numara 1980’de kayıtlıdır. Bu makalede mezkûr eserden hareketle
müellifin te’vildeki metodu irdelenmekte ve eserin içeriğiyle ilgili malumat ve değerlendirmelere yer verilmektedir. Sadruşşerîa, Yusuf kısasındaki ibret veçhesini
irfanî bir zemin üzerine inşa ederken kıssadaki kişi, olay ve olguları enfüse tatbik
etmektedir. Bu tatbikten hareketle de işâri ve edebî yorumlara kapı aralamaktadır.
Çalışmada, Kur’an’ın yorumu karşısında müellifin konumlandığı yer, kendisine
oldukça geniş bir tasarruf imkânı sunan tasavvufî bir nokta olarak tespit edilmekte;
diğer bir değişle yorumcunun müdahalesini olabildiğince genişleten irfanî perspektife sahip olduğu ortaya konulmaktadır.Sadr al-Shariah al-Thanî (d. 747/1346), who is a great Islamic thinker,
faqih (Islamic jurist) and mutakallim (scholar of kalam) wrote a large number of
books in different fields. Ta’wil-i Qıssa-i Yusuf is one of his worksthat was written
in the Persian Language. The only manuscript of this book, with registration number 1980, is currently in the library of Sulaymaniya, Aghia Sophia. Sadr al-Shariah
interpreted the Joseph Parable in this work. This paper focuses on contents of this
book and it will try to uncover the methodology applied by the author. Sadr alShariah, applies the persons, events and actions that are mentioned in the story, on nafs (enfus), while trying to build the exemplary aspect of the Joseph Parable on
the Irfânî (gnosis) base. By doing soö he opens the way for the Ishari (allegorical
and mystical) and literary interpretations. This study presents the approaches of
author towards the Quran that is rather based on Sufism (mystical). According to
this study, the Sufist approach towards the Quran offers the author a quite wide
room for interpreting the Quranic verses. In other words, this study will show that,
the commentator has an Irfanî (gnosis) approach which allows him to interpret
the Quranic verses from a broad perspective
Maliki-salafi faith: Mohammed b. Alevî al-Maliki example
Günümüz dünyasında İslâm âlemi bin dört yüz yıllık tarihinde müslümanların İslam'ı anlayış şekillerine paralel olarak birçok itikâdî ve fıkhî mezhebî kimlikler oluşturmuştur. İtikâdî ve fıkhî olarak ilk dönemden itibaren var olan mezhebî kimliklerden biri de Mâlikî-Selefîlik'tir. Günümüzde Selefî düşünce anlayışının genelini Hanbelî-Selefîlik oluşturmaktadır. Selefî bir itikâdî anlayışın amelî olarak bir diğer şekli de Mâlikî-Selefîlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Mâlikî-Selefî akîde, Mâlikîlerin ilk temsilcisi ve kurucusu olan Mâlik b. Enes'den başlayarak günümüze gelinceye kadar farklı şahıslar üzerinde varlığını devam ettirmiştir. Bu çalışma ile İslam'ın ilk yıllarından itibaren ortaya çıkan Mâlikî-Selefi İslam anlayışının nasıl ortaya çıktığı, son dönem bu anlayışın en önemli temsilcilerinden Muhammed b. Alevî'nin görüşleri ve düşünceleri mercek altına alınmıştır. Muhammed b. Alevî'nin düşünce sistemi ve günümüz Hanbelî-Selefîlerden farklı olarak beyan etmiş olduğu fikir ve düşünceleri incelenmiş ve karşılaştırmalı olarak aktarılmaya çalışılmıştır.In today's world, in the history of the Islamic world, many religious and canon law identities have been formed in parallel with the Muslim understanding of Islam. One of the sectarian identities that existed since the first period as faith and canon law is Malikî-Salafîlik. Today, Hanbali-Salafism constitutes the general understanding of Salafist thought. Another practical form of a Salafi creed approach appears as Maliki-Salafism. Maliki-Salafi creed, the first representative and founder of Malikis, Malik b. It has continued its existence on different individuals starting from Enes until today. With this study, how the understanding of Malikî-Salafi Islam emerged from the first years of Islam has emerged, one of the most important representatives of this understanding, Muhammed b. Alevi's views and thoughts have been scrutinized. Mohammed b. Alevi's thinking system and the ideas that are different from Hanbali-Salafis have been examined and tried to be conveyed comparatively
Role of recitation (qiraat) in the interpretation of the Qur'an: An example of al - Zajjâj and al - Tabari
Doktora Tezi.YÖK Tez No:407224"Kur'ân Tefsirinde Kıraat Farklılıklarının Rolü: Zeccâc ve Taberî Örneği" başlıklı çalışmamızın konusu, erken dönem tefsirlerinden iki önemli kaynak olarak kabul edilen Ebû İshâk ez-Zeccâc'ın Me?âni'l-Kur'ân ve İ?râbühû ve İbn Cerîr et-Taberî'nin Câmiu'l-Beyân ?an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân adlı eserlerinde kıraat olgusu ve bunun tefsirle ilişkisinin tespiti olarak ortaya konulmuştur. Çalışmamız giriş, üç bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Tezimizin ilk bölümüne Taberî ve Zeccâc'ın hayatları, düşünce sistemleri, dönemleri ve tefsirlerinin içeriği ile giriş yapılmış, ilaveten kıraat ilmiyle ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. Bu bağlamda kıraat ilminin tanımı, konusu, gayesi, tarihçesi, yedi harf-kıraat ve kıraat-tefsir ilişkisi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, Taberî ve Zeccâc'ın kıraat metodolojileri ile kıraat tasavvurlarının detaylarına girilmiş; ayrıca kıraat ilmi açısından her iki müfessire yöneltilen tenkitler tespit edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Taberî ve Zeccâc'ın tefsirlerinde kullandıkları kıraat vecihlerinin Arap dili bağlamında tasnifi ve tefsirle ilişkisi karşılaştırmalı olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız sonuç ve kaynakça ile son bulmaktadır.The purpose of this study with the title "Role Of Recitation (Qiraat) In the interpretation of the Qur'an: An Example of al-Zajjâj and al-Tabari" is identifying the qiraat fact and its relationship with the interpretation of the Qur'an in the books of Abû Ishâq Az-Zajjâj's "The Meanings And Expressing Of The Quran (Me?âni'l-Kur'ân ve İ?râbuhû)" and Abu Ja'far Muhammad ibn Jarir al-Tabari's Jami al-bayan which are accepted to be the most important books of the early period of Qur'an interpretation. The study is composed of six parts,; abstract, three discussion parts, conclusion and references. In the first part of the study, primarily, information about the life stories of al-Zajjaj and al-Tabari, their system of thought, the historical period they lived in and the content of their Qur'an interpretation works are given. In addition, interpretation of Qur'an as a discipline is discussed and within this context the description, purpose, subjects and short history of qiraat discipline are also examined including the seven letters-qiraat and qiraat-interpretation relationships. In the second part, the qiraat methodologies of al-Zajjaj and al Tabari are scrutinized; also the critics against these two scholars with regards to qiraat discipline are identified. In the third part, the classification of al-Zajjaj and al-Tabari's qiraat angles in the context of Arabic language and the relationship of their angles with the Qur'an interpretation discipline are tried to be analyzed comparatively. The study is ended with the conclusion and references parts
Will according to Juveyni
İslam düşünce tarihinde irade konusu temel olarak iki başlıkta incelenir: Birincisi Allah'ın iradesi, ikincisi ise insanın iradesidir. İlahi irade içerisinde insana ait bir iradenin varlığı meselesi kelamcılar arasında büyük tartışmalara neden olmuştur. Kelam ilminde ilahi irade, Allah'ın fiillerinde ve emirlerinde tamamıyla özgür ve hür olduğunu ifade etmekte olan bir yetkinlik olarak görülmektedir. İlahi iradenin insan iradesine bir tesiri olup olmadığı konusu tüm kelamcıların zihinlerini işgal etmiş sorgulamış ve bu konuda fikir beyan etmişlerdir. Bu durum, farklı kelam ekolleri arasında tartışmaya ve ilmi münakaşalara yol açmıştır. Tartışmalar sonucunda kelamcılar fikir ayrılığı ve ihtilafa düşmüşlerdir. Allah'a irade sıfatını nisbet etmekten kaçan Mutezile âlimleri, genel anlamda iradeyi, Allah'ın fiillerin maslahat ve mefsedet yönleriyle bilmesi şeklinde kabul etmiş, diğer taraftan bu görüşe karşı çıkan kelamcılar, ilahi iradenin ezeli sıfat olarak kabul edip Allah'ın mutlak kudret ve irade sahibi olması durumunu ispatlamaya çalışmışlar. İnsan iradesi de kelamcılar arasında ihtilaf konusu haline gelmiştir. Bazı kelamcılar insanın iradesini kabul ederken, bunların karşısında insanın hiçbir irade ve gücü olmadığını savunan kelamcılar da olmuştur. Bu çalışmanın giriş bölümünde İmam Cüveynî'nin hayatı, yaşadığı dönem, eserleri ve üzerinde yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Birinci bölümde iradenin sözlük ve terim anlamları ve kelam ilminde ilahi irade ve insan iradesinin nasıl ele alındığı hakkında bilgi verildi. Tezimizin ana konusu teşkil eden ikinci bölümde ise Cüveynî'nin hem ilahi irade hem de insan iradesi konularını nasıl işlediği hakkında bilgi verildi.In the history of Islamic thought, the subject of will is basically examined under two headings: The first is the will of God, and the second is the will of man. The issue of the existence of a human will within the divine will has caused great controversy among theologians. In the science of kalam, divine will is a competence expressing that Allah is completely free and free in his actions and orders. The issue of whether the divine will has an effect on the human will has occupied the minds of all theologians, questioned and expressed their opinions on this issue. This situation has led to debates and scientific disputes between different schools of kalam. As a result of the discussions, theologians fell into disagreement and disagreement. Mu'tazila scholars, who avoided attributing the attribute of will to Allah, generally used the will; Theologians, who accepted this as knowing the good and beneficial aspects of actions, on the other hand, tried to prove that Allah has absolute power and will by accepting the divine will as an eternal attribute. Human will has also become the subject of controversy among theologians. While some theologians accept the will of man, there are also some theologians who argue that man has no will and power against them. Our study consists of an introduction and two parts. In the introduction, Imam Juwayni's life, the period he lived, his works and studies on him are given. In the first chapter, information about the dictionary and term meanings of will and how divine will and human will are handled in the science of kalam are given. In the second part, which is the main subject of our thesis, information was given about how Cüveynî dealt with both divine will and human will
Kentsel dönüşümde ortaya çıkan intibak sorunu : Sulukule örneği
Tez (Yüksek Lisans) -- İstanbul Ticaret Üniversitesi -- Kaynakça var.Değişen üretim sistemlerinin ve toplumsal yapıların kentlerde meydana getirdiği olumsuz sonuçlar, “kentsel dönüşüm” yaklaşımını ortaya çıkarmıştır. Türkiye’de de diğer ülkeler gibi kentsel dönüşüm politikaları hayata geçirilmiştir. Ancak, kamu kurumlan tarafından belirlenen plan ve stratejiler genellikle uygulamalardan sonra ortaya çıkmıştır. Kentsel dönüşüm çalışmaları müstakil gerçekleştirildiği kadar mahalle ölçeğinde de uygulanmaktadır. Bu büyüklükte uygulanan projeler ise birçok insanın yer değiştirmesine yol açmaktadır. Göç hareketlerinde ortaya çıkan yeni yaşam alanlarına uyum sorunlarının, kentsel dönüşüm sonucunda da oluşması muhtemeldir. Bu çalışma, kentsel dönüşüm projeleri sonucunda kitlesel olarak yer değiştiren insanların kente intibak sorununu araştırmayı amaçlamaktadır. Literatürde, göçler nedeniyle oluşan intibak problemi ele alınmışsa da, bu bağlamda yapılan çalışmalar bulunmamaktadır. Bu tezde, İstanbul’da gerçekleştirilen ve kamuoyunda Sulukule kentsel dönüşüm projesi olarak bilinen Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri kentsel dönüşüm projesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Tez 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kentsel dönüşümün tarihsel arka planı ve ortaya çıkardığı sorunlar ele alınmıştır. ikinci bölümde çalışmanın çerçevesini oluşturan intibak sorunu ele alınmış ve araştırma sahası olan Sulukule projesi gelişimi ve çıktıları tartışılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise mahalle sakinleriyle anket yoluyla gerçekleştirilen nitel araştırma çalışmasının sonuçlarına yer verilmiştir. Çalışma sonucunda, yeri değiştirilen mahalle sakinlerinin iş imkanları, komşuluk ilişkileri ve aile yapıları başta olmak üzere sosyoekonomik sebeplerle uyum sorunları yaşadıkları görülmüştür.The negative consequences of changing production systems and social structures in urban areas have led to the approach of “urban transformation”. Turkey, just as other countries, put into practice it’s urban transformation policies. In order to create urban transformation strategies, activities first performed by public institutions and then by market, private persons and establishments. In general, the plans and strategies arise after practices. These urban transformation practices not just performed individually, but also performed on neighborhood scales. Neighborhood scaled projects effected housings and lead numerous people to replace. This replacement which is some sort of “migration”, has the potential of creating some compliance issues that also arises in other migrations. This study aims to investigate the adjustment problem of people who massively replaced due to urban transformation practices. Although the adjustment problem due to migrations has been discussed in the literature, there are no studies conducted in this context. In this thesis, the urban transformation project named ‘Neslişah and Hatice Sultan Neighborhood’ which is in İstanbul, also known as Sulukule Urban Transformation Project, has been choosen as work field. The thesis consists of 3 chapters. In the first chapter, the historical background of urban transformation and its negative consequences are debated. In the second chapter, the adjustment problem, which creates the framework of the study, and Sulukule Projects’ (the work area) evolution and outcomes are argued. In the third and the final chapter, the questionnaire performed among the neighborhood residences are shown. As a result of the study, it was seen that displaced neighborhood residents had problems of adjustment due to socio-economic reasons, especially job opportunities, neighborhood associations and family structures.ÖZET, III -- ABSTRACT, IV -- TABLOLAR LİSTESİ, V -- ŞEKİLLER LİSTESİ, VII -- KISALTMALAR LISTESI, VIII -- GİRİŞ, 1 -- BİRİNCİ BÖLÜM -- KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN TARİHSEL ARKA PLAN -- 1.1. Şehirlerin Doğuşu ve Gelişimi, 6 -- 1.2. Kentleşme ve Ortaya Çıkaran Sebepler, 12 -- 1.2.1. Ekonomik Nedenler, 12 -- 1.2.2. Teknolojik Nedenler, 13 -- 1.2.3. Siyasal Nedenler, 14 -- 1.3. Kentleşme Süreçleri ve Çözüm Arayışları, 14 -- 1.3.1. Birleşmiş Milletler Habitat Konferansları, 16 -- 1.4. Kentsel Dönüşüm Nedenleri ve Ortaya Çıkışı, 21 -- 1.4.1. Dünyada Kentsel Dönüşüm, 28 -- 1.4.2. Türkiye’de Kentsel Dönüşüm Süreci ve Örnekleri, 30 -- 1.4.3. Türkiye’de Kentsel Dönüşümle İlgili Yasalar, 37 -- 1.5. Kentsel Dönüşümde Ortaya Çıkan Sorunlar ve Çözüm Önerileri, 40 -- 1.5.1. Yerinden edilme, 43 -- 1.5.2. Sosyal Dışlanma (Sürecin Dışına İtilme), 44 -- 1.5.3. Dönüşümün Aktörlerinin Tutumları ve Bakış Açıları, 44 -- İKİNCİ BÖLÜM -- KENTE İNTİBAK VE HATİCE-NESLİŞAH SULTAN MAHALLELERİ -- KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ VE ÖZELLİKLER -- 2.1. Kente İntibak ve Unsurları, 47 -- 2.1.1. İş – Meslek, 49 -- 2.1.2. Barınma ve Altyapı, 50 -- 2.2. Kente İntibakı Etkileyen Mekanizmalar, 51 -- 2.2.1. Hemşehrilik, 51 -- 2.2.2. Sosyal Yardımlar, 52 -- 2.2.3. Kentteki Yetersizlikler, 53 -- 2.3. Sulukule Tarihine Kısa bir Bakış, 54 -- 2.4. Sulukule Kentsel Dönüşüm Projesi, 58 -- 2.4.1. Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Nedenleri, 60 -- 2.4.2. Proje Oluşturma Süreci, 63 -- 2.4.3. Projenin Toplumsal Boyuttaki Yansımaları, 68 -- ÜÇÜNCÜ BÖLÜM -- SULUKULE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ VE KENTE İNTİBAK: SAHA -- ARAŞTIRMASI -- 3.1. Araştırmanın Kapsamı ve Sınırlılıkları, 73 -- 3.2. Araştırmanın Yöntemi, 75 -- 3.3. Araştırmanın Bulguları, 76 -- 3.3.1. Frekans Tabloları, 76 -- 3.3.2. Çapraz Tablolar, 81 -- 3.3.3. Likert Tipi Ölçek İçin Frekans Tabloları, 88 -- SONUÇ, 102 -- KAYNAKÇA, 10
XV. yüzyıl dinler tarihçisi olarak makrizi
06.03.2018 tarihli ve 30352 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile 18.06.2018 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” gereğince tam metin erişime açılmıştır.Ülkemizde, Dinler Tarihi'nin çeşitli konuları ve değişik dinler üzerinde yapılan çalışmaların yanında, İslam dünyasında yetişmiş önemli Müslüman bilginler ve bunların eserleri üzerinde birtakım çalışmalar yapılmaktadır.Bu çalışmanın araştırma problemi İslam âleminin yetiştirdiği ve İbn Haldûn ekolüne mensup büyük bir bilgin ve düşünür olan Makrîzî'nin eserlerinde Yahudilik ve özellikle Hıristiyanlık dinleri hakkında verdiği bilgilerin bir değerlendirmesi olarak ifade edilebilir.Bu bağlamda çalışmanın amaçlarını şu şekilde ifade etmemiz mümkündür:1. Dinler Tarihi'nin klasikleri diyebileceğimiz bazı kaynaklar incelenmiş ve günümüze taşınmış bulunmaktadır. Bu çalışma da bu yolda atılmış bir adım olmayı hedeflemektedir.2. Bir tarihçi olan Takiyüddîn el-Makrîzî'nin dinler hakkında bilgi verirken takip ettiği metodun belirlenmesi.3. Dinlerle ilgili olarak verdiği kayıtların neler olduğu ve bunların değerlendirilmesi.Bu araştırmanın kapsamı Makrîzî'nin özellikle el-Hitat adlı eserinin sonunda Yahudilik ve Hıristiyanlık dinleri ile ilgili verdiği malumatları içermektedir.Çalışmayı yaparken konumuzla alakalı tüm verileri gözden geçirip konumuzla ilgili bölümleri tercüme ettik. Günümüz verileriyle uygunluğunu tespit etmek için de konuyla ilgili kaynaklara başvurmayı ihmal etmedik.Bu çerçevede yapılan çalışmanın sonucunda pek çok kaynağa birinci elden ulaşan Makrîzî'nin dinleri ele alırken mümkün olduğunca objektif olmaya ve doğru bilgiler vermeye çalıştığını görmekteyiz. Verdiği bilgilerin, bir reddiye olmaktan ve savunmacı bir tavır sergilemekten uzak olması da ayrıca vurgulanması gereken bir özelliktir.In our country, besides the studies about different religions and various subjects of the history of religions field, a number of studies and researches have being done about the important Muslim scholars grown up in the Islamic world and their works.The research problem can be indicated as an evaluation of the information given about Judaism and Christianity in Maqrizi?s works, who is one of the most important scholars and philosophers of the Islamic world and who is connected to Ibn Haldun?s school.In this context, we can express the objectives of this study as follows;1. Several works and sources, which can be called as the classics of the history of religions field, have been reviewed and reached today. This study aims to be a step forward in this sense.2. Indicating the method used by the historian Takiyuddin el-Maqrizi while informing about the religions.3. Indicating the records and sources given by Maqrizi and evaluating them.This study especially includes the information about Judaism and Christianity given by Maqrizi in his book called El-Hitat.While conducting the study, we tried to review and translate all the data and information related to the subject. We didn?t ignore referring to the sources related to our subject for indicating the accordance with today?s data and information.As a result of this study we have realized that Maqrizi, who had reached most of the sources at first hand, tried to be objective as much as possible and give accurate information while examining and discussing the religions. We have to emphasize especially that the information given by Maqrizi is above being apologetic or judgemental
The ethnobotanical culture of Bahçe and Hasanbeyli districts of Osmaniye province
Bu araştırma, Bahçe ve Hasanbeyli halkının kullandığı doğal bitkileri belirlemek amacıyla 2004–2006 yıllarında yapıldı. Bölge halkıyla yapılan görüşmeler sonucunda 33 familya ve 69 cinse ait 79 taksonun çeşitli amaçlar için (gıda, ilaç, ev eşyası, süs eşyası, kereste, boya, inançsal) kullanıldığı saptandı. Cruciata taurica türünün maya olarak kullanımı ilk kez kayıt altına alındı.This research was carried out to determine the natural plants using by BahÇe and Hasanbeyli (Osmaniye) people in 2004-2006. At the end of the interviews which is do with region people, a total of 79 species belong to 33 families and 69 genera were determined that these plants are used for various aims (food, medicine, house furnuture, ornament furniture, colouring and talisman). Cruciata taurica used for fermentation of milk was first recorded
