3,914 research outputs found
Mersin Körfezi'nden yakalanan Liza ramada türü balıkların kimyasal kompozisyonu ve bazı eser element düzeyleri
In this study; proximate composition and three trace elements level of Liza ramada which were caught from military seaport of Mersin Gulf were determined. The average protein, fat, moisture and ash contents of
muscle tissue are 16.02-17.66, 0.25-0.47, 80.70-82.19, 1.25-1.28 %, respectively. In addition, the average trace metal concentrations in the muscle and liver tissues varied in the following ranges respectively: Cu, 1.25-1.65; Fe, 11.78-12.92; Zn, 21.72-27.30; Cu, 875-2066; Fe, 1491-1825; Zn, 161-198 μg/g dry weight.
According to the age, muscle tissue protein levels showed a decrease, while fat levels increases. Also tissue moisture levels increase in some quantity according to the age. There were no statistical difference between
the age groups according to the Cu, Fe and Zn levels of muscle tissue. This state can be explained by the
muscle tissue being less active in trace element cycle. Element levels of the liver tissue demonstrated an
increase according to the age. The Cu level in the liver was especially high. Variations in liver tissue element levels can be explained by the liver tissue being more active in trace element metabolism.Bu çalışmada; Mersin Körfezi'nin Askeri Liman alanından yakalanan, Liza ramada türü balıkların kimyasal kompozisyonu ve bazı eser element düzeyleri belirlenmiştir. Kas dokusu protein, yağ, nem ve kül düzeyi ortalamalarının, yüzde olarak sırasıyla, 16,02-17,66, 0,25-0,47, 80,70-82,19 ve 1,25-1,28 değerleri arasında değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca kas ve karaciğer dokuları ortalama eser element düzeyi; sırasıyla, Cu, 1,25- 1,65; Fe, 11,78-12,92; Zn, 21,72-27,30; Cu, 875-2066; Fe, 1491-1825; Zn, 161-168 ?g/g değerleri arasında değişmektedir. Yaşa bağlı olarak kas dokusu ham protein düzeyi düşüş, ham yağ düzeyi ise artış göstermiştir. Yine yaşa bağlı olarak doku su düzeyi bir miktar artış göstermiştir. Kas dokusu Cu, Fe ve Zn düzeyi bakımından yaş grupları arasında istatistik fark bulunmamaktadır. Bu durum kas dokusunun eser element döngüsü bakımından daha az aktif olması ile açıklanabilir. Karaciğer dokusu element düzeyi yaşa bağlı olarak artış göstermiştir. Özellikle karaciğer dokusu Cu düzeyi çok yüksektir. Karaciğer dokusu metal düzeyinin değişim göstermesi, bu dokunun eser element metabolizmasında çok aktif olması ile açıklanabilir
Mustafa Kemal Atatürk'ün Konya ile Yakınlığı
KitapBu nostaljik eser, Milli Mücadele lideri ile Konya şehrinin, Konya’yı temsil eden dönem halkının gönül bağını, sıcak ilişkisinin ortaya koyması açısından önemlidir. Kitapçığın; tarih-Gazi Mustafa Kemal ilgisi maruf, bölgenin tanınmış bir gazetecisinin elinden çıkması ayrıca değerini artırmaktır. Tarihin, toplum yönlendirici rolü göz önünde tutulursa, “dün”e dair bilgilerin tazelenmesi; vatan, devlet bizi var eden değerlere sahiplenme, onların kıymetini zihinlerde tazeleyen hatırlatıcı olması açısından hafıza anlamındaki tarihe ihtiyaç bulunmaktadır. Rahmetli Seyit Küçükbezirci, altmış yıla yaklaşan yazı hayatına, yeni bir sayfa daha eklemiş bulunmaktadır
Heft Meclis Mustafa Âli of Gallipolli
XVI yy. Osmanlı aydın ve tarihçilerinden olan Gelibolulu Mustafa Âlî’nin tarihi konuda verdiği eserlerinden birisi olan Heft Meclis Kânûnî Sultan Süleyman’ın son seferi olan Sigetvar’ı ve II. Selim’in cülûsunu anlatmaktadır. Tarih bakımından ehemmiyeti olan bu eserin, edebi yönden de büyük kıymet iktiza ettiğini söylemek gerekir. Çünkü eseri incelerken olaylardan fazla olayların aktarılışının ön planda olduğunu görmek mümkün. Bilinen birçok şeyin edebi bir dille, özen ve itina ile anlatıldığı hem edebi hem de tarihi yönden birçok kıymete haiz bu eser, H.980 (14 Mayıs 1572-2 Mayıs 1573) tarihinde Mustafa Âlî tarafından kaleme alınmış ve Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’ya sunulmuştur.
Müellifin bu eseri adından (Heft) da anlaşılacağı üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci Meclis; Besmele, hamdele salvele, gazaların önemi, övgüler ve dualar ile başlamış; İkinci Meclis; Padişahın sefere hareketi ve ilk mola yeri hakkında; Üçüncü Meclis; Vezirlerin alayları ve savaşın başındaki görüşleri hakkında; Dördüncü Meclis; Savaşın başlaması, kızışması düşmanların mağlup edilmesi hakkında; Beşinci Meclis; Padişahın vefat etmesi ve Sigetvar’ın fethi vezir-i ‘âzamın padişahın vefatını saklamsı; Altıncı Meclis; II.Selim’in saltanata geçmesi, askerin Sigetvardan geri dönüşte padişahla buluşması hakkında; Yedinci Meclis; Eserin yazılma sebebi ve müellifin arz u hali hakkındadır.In XVI century. one of the writings as an Ottoman intellectual and historian Mustafa Âlî of Gallipolli left is Heft Meclisi tells Sigetvar the last campaign of Kanuni Sultan Süleyman (Lawmaker Solomon) and accession of Selim II. We should say that this writing which has historical importance has also literary value. That is why it is possible to recognize the style is in the foreground than the events while examining the writing. This book which told lots of known things in a strong literary language with a big care was written in, 980 H. (14 May 1572-2 May 1573) by Mehmed Âlî and in the same year was presented to Grand Vizier Sokullu Mehmed Pasha.
Author’s book named as (Seven) is consisted of seven sections. First Assembly: is started with the name of God, thanksgiving, praising Muhammad and prayer; Second Assembly: is about the march of the sultan and first stop point; Third Assembly: is about regiments of viziers and their views about the campaign; Fourth Assembly: is about the start of campaign, proceeding and defeating of enemy; Fifth Assembly: is about death of Sultan, conquest of Sigetvar and hidden death news by grand vizier; Sixth Assembly: is about ascension of Selim II. to throne and meeting of soldiers and sultan during the return from Sigetvar; Seventh Assembly: is about the reason of this work and request of author
Kitāb-ı Güzide; كتاب كزيده
2. eser : İçindekiler : 7b-8a’da fihrist vardır. Eser, İslam ahlakı hakkında açıklama ve öğütlerden oluşan 46 bab’a ayrılmıştır. Bu nüsha “Müminler nişanı”nı bildiren 42. bab’da son bulur. Bazı sayfa kenarlarında farklı bir yazıyla açıklamalar vardır (ör. 30a, 38a, 58b, 61a vs.). 2. eser : Ek bilgiler : Eser Ebû Nasr b. Tâhir b. Muhammed es-Serahsî’den tercümedir. Özellikle Eski Anadolu Türkçesi çalışmaları açısından önemli bir eserdir.Original scanned with Zeutschel OS 12000C A2 scanner and saved as 300 ppi uncompressed tiffs. Display images generated in CONTENTdm as JP20002 vol. in 1 (15 lines); 23,5x15,5 c
Türkiye'den kaçırılan beş tarihi eser
Ankara : İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Tarih Bölümü, 2015.This work is a student project of the The Department of History, Faculty of Economics, Administrative and Social Sciences, İhsan Doğramacı Bilkent University.by Aslan, Mustafa Çağatay
Manevî Hakların Eser Sahibinin Ölümünden Sonra Kullanılması: FSEK Madde 19 Üzerine Bir Tedkik
Copyright is a right granted to anyone who creates an original work. Copyright grants moral and economic benefit and authority to the author of an artistic and literary work. Economic rights provide economic benefits the author, whereas moral rights consist of powers related to his personality. Economic rights can be used by the owner himself, by transferring them to other persons, or by granting a license. However, the author uses the moral rights either through the powers that he has granted to another person or by himself. It is not possible to evaluate the moral rights for money, that is, the owner of the work cannot transfer these rights to another person for the price. When the owner of the work dies, economic rights are transferred to the heirs. It is not possible to transfer moral rights on the copyrighted work through inheritance according to Turkish Copyright Law. However, after the author dies, some of the moral rights can be used by some relatives of the author for a certain period prescribed by the law. It is regulated in the 19th article of Turkish Copyright Code (TCC) under Turkish Copyright Law. This essay analyses the article 19 of the TCC that regulates the use of economic rights on the work after the death of the author.Eser üzerinde onu meydana getiren kimseye tanınmış haklara telif hakları denir. Telif hakları, sahibine manevî ve malî yetkiler
bahşeder. Manevî haklar eser sahibinin kişiliğiyle ilgili, malî haklar ise ekonomik menfaatleriyle ilgili yetkilerden oluşur. Malî
haklar hak sahibince, başka kişilere devredilmek veya lisans tanınmak suretiyle kullanılabilir. Ancak, eser sahibi manevî
hakları ya bizzat kullanır veya yetkilendirdiği başka bir kişi vasıtasıyla kullanır. Manevî hakların para karşılığı değerlendirilmesi
mümkün değildir; yani eser sahibi bedeli karşılığında bu hakları bir başka kişiye devredemez. Malî haklar eser sahibi öldüğü
zaman mirasçılara intikal eder. Ancak Türk telif hukukuna göre manevî hakların miras yoluyla intikali mümkün değildir.
Bununla beraber manevî haklardan bazıları, eser sahibi öldükten sonra, kanunun öngördüğü belirli bir süreyle eser sahibinin
bazı yakınları tarafından kullanılabilir. Manevî hakların eser sahibinin ölümünden sonra kimler tarafından hangi süre
zarfında kullanılabileceği FSEK’in 19. maddesinde düzenlenmiştir. Bu makalede, eser üzerindeki malî hakların eser sahibinin
ölümünden sonra kullanılmasını düzenleyen mezkûr Kanunun 19. maddesinin analizi yapılmaktadır
The life-works and art of Mustafa Balel
Mustafa Balel (1945- ) 1972'de Yeni Ortam'da başlayıp günümüze uzanan yazarlık hayatında toplumsal gerçekleri konu etmesi ve ayrıntıları sivriltmesi ile döneminin yazarlarından ayrılır. Sanat hayatı boyunca başta öykü olmak üzere roman, anlatı, gezi yazısı ve çocuk edebiyatı alanlarında eserler vermiştir. Balel, toplumdaki yapıyı eserlerinde okura sunmuştur. Bu bağlamda yazar, Türk toplumunun sanıldığı gibi ataerkil değil anaerkil bir yapıda olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu durum eserlerinde baskın kadın tiplerini de beraberinde getirmiştir. Yazarlık hayatı boyunca hiçbir zaman realizmden kopmayan Balel, yaşamın kendisini eserlerine taşımıştır. Bunu yaparken de gerçekleri olduğu gibi söyleyen çocuk anlatıcılardan yararlanmıştır. Toplumdaki sosyoekonomik yapıya dayanan sınıf ayrımını eserlerinde vurgulayan yazar, toplumsal gerçekçi bir çizgiye sahiptir. Daha çok aile, şiddet, kadın hâkimiyeti, yalnızlık ve göç temalarını konu etmiştir. Ele aldığı toplumsal konulara paralel olarak dilde de halktan kopuk bir tutum izlemeyen Balel, daha çok halkın yöresel söyleminde yer edinen deyim ve atasözlerinden faydalanmıştır. Bu karakteristik özellikleri farklı edebî türlerde kaleme aldığı eserlerinin tamamında görülür.Mustafa Balel (1945- ) whose career as a novelist started with Yeni Ortam (New Circumstances) in 1972 and pursued up to now is distinguished from his contemporaries as depicted social realities and sharpened details. During his art career, he produced novels, stories, narration, itineraries and works in children?s literature. Balel has presented the social structure to readers. In this context, the author argues that Turkish society is not a patriarchal as supposed but matriarchal. This case has lead to dominant women characters in his works. Balel, who have always stuck to realism, reflected his own life in his works. While doing this, he made use of children narrators who tell the truth as it is. The author who emphasizes social stratification in his works which is based on socioeconomic structure follows a social realistic line. In his works, he mostly treated family, violence, women dominancy, loneliness and immigration. In parallel with social issues he handled, Balel used idioms and proverbs established in people?s local language and thus did not have a language style different from people. This characteristic is seen in all his works in different literature genres
Refreshıng the memorızed qur’an ın formal educatıon, Mustafa Başkonak (Konya: Hıkmetevı Publıcatıons, 2022) Isbn: 978-625-7756-71-6
Allâhu Teâlâ’nın emir ve yasaklarının içerisinde yer aldığı, Peygamber Efendimiz aracılığıyla bizlere tebliğ edilen Kur’an-ı Kerim’i bütünüyle ezberlemedeki öğrenme sürecine “hafızlık” denilmektedir. Hafızlık yapmak insanın Allah’a yakınlaşmasına ve manevi açıdan güçlenmesine vesile olması nedeniyle İslam âleminde büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, hafızlık sağlama sürecinin önemini ele alan “Örgün Eğitimde Hafızlık Sağlama” isimli eser incelenmiştir. Doç. Dr. Mustafa Başkonak tarafından kaleme alınan eser, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ortak proje olarak yürütülen “Hafızlık Programı/projesi Uygulayan Anadolu İmam Hatip Liselerinde eğitimlerine devam eden öğrencilerin hafızlıklarını sağlama durumlarının öğrenci, veli ve eğitimciler açısından nasıl değerlendirildiği” konusunu ele almaktadır. Hafızlığın “sağlama” sürecini; öğrencilerin hafızlık yaptıkları yer, ailesinin durumu, bireysel özellikleri ve okul ortamı açısından ele alan bu eser, belirlenen temel ve alt problemlere aradığı cevaplarla hafızlık eğitimi ve pekiştirme süreci ile ilgili alana akademik olarak katkı sağlamayı amaçlamaktadır.The learning process of memorizing the Holy Qur’an, which contains the commands and prohibitions of Allah (swt) and was communicated to us through the Prophet (s.a.w.), is called “hafizah”. Hafizah is of great importance in the Islamic world because it helps people to get closer to Allah and to strengthen them spiritually. In this study, the work titled “Refreshing the Memorized Qur’an in Formal Education”, which deals with the importance of the process of refreshing the hafizah, was analyzed. The work, written by Assoc. Prof. Dr. Mustafa Başkonak, deals with the issue of “How the students who continue their education in Anatolian Imam Hatip High Schools implementing the Hafizah Program / project are evaluated in terms of students, parents and educators”, which is carried out as a joint project by the Ministry of National Education and the Presidency of Religious Affairs. This work explores the process of “confirming” Hafiz status from the perspective of students’ place of memorization, family circumstances, individual characteristics, and school environment. It aims to contribute academically to the field of Hafiz education and reinforcement processes by providing answers to identified primary and sub-problems
Tefsir-i Sure-i Yāsin; تفسير سورۀ يس; Tefsir-i Sure-i Tebāreke [Mülk]; فسير سورۀ تبارك; Rāhatu’l-Kulūb; راحت القلوب; Risāle-i Salāt; رسالۀ صلوة; Cezzābu’l-Kulūb ilā-Tariki’l-Mahbūb; جذاب القلوب الى طريق المحبوب; Zekātü’l-Ahyār min-Nisābi’l-Ahbār; زكوة الاخيار من نصاب الاخبار
1. eser : İçindekiler : 1a: beyit, hadis ve fetva. Eserin sonunda 285b-286a Kuran falı (Fal-ı Kuran) hakında küçük bir risale; 286b-287a: Ricalü’l-gayb hk. bir tablo ve dua; 287b-289b: çeşitli fetvalar ve dualar; Ayrıca 4a, 146a, 250a ve 251a’da mühürler. 4. eser : İçindekiler : Girişte adını vermeyen müellif eserin iki kısımdan oluştuğunu, Dört bâbdan oluşan birinci kısmın “usûl-i kelâm”a, ikinci kısmın ise “ilm-i meşâyih”e ayrıldığını söyler. Bununla beraber 150a’nın sonunda yeni bir risalenin başlaması eserin yarım kaldığını gösteriyor. 5. eser : İçindekiler : Eserin başında adını vermeyen müellif namaz üzerine Türkçe bir eser yazmak istediğini belirtmiş ve çeşitli bölüler halinde namaz ve adabı hk. bilgiler vermiştir. Son bölüm “tesbih namazı” üzerinedir. 6. eser : İçindekiler : Otuz babdan oluşan eser tasavvuf adabı üzerinedir. İlk bab “ilim”, son bab “fazilet”. 7. eser : İçindekiler : Baştan birkaç yaprak eksiktir. En başta fihrist bulunmaktadır. Eser yüz babdan oluşan bir hadis derlemesidir. Her babda farklı bir konudaki çeşitli hadislerin Arapçası ve Türkçe tercümesi ile kısa açıklaması verilmiştir. Sondaki hatimede eserle ilgili bilgi verilmiştir. Bazı sayfa kenarlarında fetva suretleri vardır. 1. eser : Ek bilgiler : Bazı başlıklar sayfa kenarlarına konmuştur. Bu cilt içinde daha sonra gelen eserler tamamen farklı bir kağıda ve farklı bir yazıyla yazılmıştır. 45b-51a: Cehennem ateşinin hikmeti ve huriler hk. başlıksız Türkçe küçük bir risale, 52a-53b: İlahiler ve bir hadis metni yer almaktadır (diğer eserler için bkz. 242/II vd). 2. eser : Ek bilgiler : Kara Memi veya Kırımî’ye atfedilen bu meşhur Yasin tefsiri Karatay’a göre anonim bir tefsirdir. 3. eser : Ek bilgiler : Adını vermeyen müellif, en başta tefsiri İshak Beg b. Murad Arslan’ın talebi üzerine Türkçe olarak yazmaya başladığını söyler ve devamında tefsiri yazarken çok sayıda eserden faydalandığını özellikle belirtir. Yazar eserin muhtelif yerlerinde kullandığı kaynaklara sürekli atıflarda bulunmuş ve hikaye ve nüktelerle eserini zenginleştirmiştir. Eserin en erken tarihli nüshası 1422’de yazılmıştır (bkz. Kaynakça). 4. eser : Ek bilgiler : Eseri muhtemelen tamamlanmadan diğer risaleye geçilmiştir. Bu eserin aynı yazarım Mukaddime adlı diğer eseriyle karıştırılması hk. bkz. Kaynakça. 5. eser : Ek bilgiler : Müellif adı yoktur fakat eser dil özellikleri bakımından bir önceki eser olan ve Kutbeddin tarafından yazılan Râhatu’l-Kulûb’u andırmaktadır. Eser 170a’da son bulur. 170a-173b arasında “avretlerün üzerine erenlerün hakkı”yla ilgili yarım kalmış bir risale vardır. 6. eser : Ek bilgiler : Eserden sonra 194-195. varaklar boştur. 196b-202b arasında nisan yağmuru üzerine Arapça ve Türkçe kısa bir parça ile “Ahid-name” ve “meclisu fi’l-Cum’a” başlıklı Arapça küçük bir risale boyutunda ikinci bir metin vardır. 7. eser : Ek bilgiler : Adını vermeyen yazar, sondaki hatime bölümünde eserini velinimeti Budin Beylerbeyi Mustafa Paşa’nın isteği üzerine yazdığını belirtmiştir. Bu eser cilt içindeki diğer eserlerden daha farklı bir kağıda farklı yazıyla yazılmıştır.Original scanned with Zeutschel OS 12000C A2 scanner and saved as 300 ppi uncompressed tiffs. Display images generated in CONTENTdm as JP20007 vol. in 1; 21x15 cm
Kuloğlu Mustafa
“Türkçeyi Kuran Şâirler Projesi” kapsamında kaleme aldığımızbu eser, 17. Yüzyıl Türk Halk Edebiyat’ının önemlitemsilcilerinden biri olan Kuloğlu Mustafa ve şiirlerini konuedinmektedir. Kurucu şâirler, milletlerin edebiyatlarındaönemli bir yere sahiptirler. Milletlerin dillerinin, edebî birikimlerinin,sanat ve estetik zevklerinin yansımalarını bu kurucuşâirlerin şiirlerinde, eserlerinde bulmak mümkündür. TürkHalk Edebiyatı ve bu çerçevede eser üreten halk ozanlarınınşiirleri de Türk milletinin hayata, dîne, sanata ve olaylara bakışaçısını yansıtan önemli göstergelerden biridir. Bir kurucuşâir, bir halk ozanı olarak Kuloğlu Mustafa, Türk milletininkarakterini en iyi yansıtan şahıslardan biridir. Zira Türk milletininİslâm’ı yiğitlik ve kahramanlık ile mezcetmiş hâli, birgazi alperen tipini beraberinde getirmiştir. Bu husus şiirlere,levendâne bir söyleyiş, gözü pek bir edâ ve irfânî bakış açısınasahip bir üslûb olarak yansımıştır. Yine bu üslûb ve eda,İslâmî ve insanî değerleri merkeze alan, samimi bir tarzda ortayakonulmuştur. Yani sevgisi, nefreti, hiddeti ve diğer bütünhâlleriyle samimi bir şiir birikimi karşımızda durmaktadır.</p
- …
