2,205 research outputs found

    From Albania to Brazil: Ismail Kadaré's Broken april and its filmic adaptation, Walter Salles' Abril despedaçado

    Get PDF
    Dissertação (mestrado) - Universidade Federal de Santa Catarina, Centro de Comunicação e Expressão, Programa de Pós-Graduação em Letras/Inglês e Literatura Correspondente, Florianópolis, 2007The aim of the present study is to analyse how issues of Albanian national identity are portrayed in Ismail Kadaré's novel Broken April (Prilli i Thyer), and how such features have been appropriated and translated onto the screen into a Northeastern Brazilian context. I depart from the premise that, even though Brazilian elements are indeed shown in the film, the non existence of the Kanun in Brazil, and the use of narrative techniques different from the ones employed in the novel render the story of the blood feuds in the film more universal than the genuinely Albanian reality depicted in the novel. In sum, the appropriation transcends the Albanian reality into a universal context, showing, at the same time, elements which are typical of the Brazilian culture.O objetivo do presente estudo é analisar como questões sobre a identidade nacional Albanesa são retratadas no romance Abril Despedaçado (Prilli i Thyer), de Ismail Kadaré, e como tais questões foram apropriadas e traduzidas para a tela num contexto Nordestino-Brasileiro. O estudo parte do princípio que, embora elementos tipicamente Brasileiros sejam mostrados no filme, a não existência do Kanun no Brasil, e o uso de técnicas narrativas diferentes das empregadas no romance ajudam a deixar a história das brigas de família no filme com um aspecto mais universal do que a realidade genuinamente Albanesa representada na romance. Em suma, a apropriação transcende a realidade Albanesa para um contexto mais universal, sem deixar de mostrar também elementos típicos da cultura Brasileira

    Türkiye'de Erken Okuryazarlık İle İlgili Yapılan Araştırmalar: 2000-2020 Yılları Arasındaki Araştırma Yayınlarının İncelenmesi

    No full text
    Erken okuryazarlık kavramı, literatüre Clay (1966) tarafından yapılan doktora çalışmasıyla dahil olmuş ve erken çocukluk döneminde okuma yazma öğrenimi gerçekleşmeden sahip olunan okuma yazma becerileri olarak tanımlanmaktadır. Buradaki hedef çocuğa okuma yazma öğretmek olmamakla birlikte okuma yazma sürecine zemin oluşturmak ve uyumunu kolaylaştırmaktır (MacLean, 2008). Okuma yazma becerisi, insanın hayatı boyunca öğrenmelerini kolaylaştırıp destekleyecek olan temel ihtiyaçlarındandır. Erken çocukluk yılları, dili güzel ve etkili kullanabilme, okuma alışkanlığı kazanabilme ve dinleme becerilerinin gelişimi açısından kritik derecede öneme sahiptir. Bu dönem çocuklarında okumaya hazırlık süreci olan düşünebilme, neden sonuç ilişkisi oluşturabilme, temel düzeyde sıralama ve genelleme yapabilme, görsel-işitsel ayırt edebilme ve konuşma dili etkili düzeyde gelişmektedi

    KİTAP TANITIMI: İslam’ın Erken Döneminde Kapitalizmin Doğuşu

    No full text
    KOEHLER, Benedikt (2016). İslam’ın Erken Döneminde Kapitalizmin Doğuşu. Tercüme: İsmail KURUN. Ankara: Liberte Yayınları, ss.352

    Qurtubī’s Morphological Based Interpretation

    Get PDF
    Morfoloji, biçimbilim veya Arapça bir terim olarak sarf; bir kökten, anlam bağlamına ve hedeflenen ifadeye uygun ek ve eklerle yeni bir biçimde ya da aynı biçimde başka bir yapı oluşturma ve oluşturulmuş yapıları inceleme ilmidir. Kur’an, anlaşılması için Arapça tenzil olunan bir kitap olması sebebi ile Arap dilbilimin diğer konuları ile beraber morfoloji yani sarfın da inceleme alanı içerisindedir. Müfessirler ve dil bilimi âlimleri Kur’an’ı anlamak ve açıklamak için morfoloji konularına çalışmalarında yer verir. Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed el-Kurtubî (ö. 671/1273) de bu amaçla el-Câmi‘ lî Ahkâmi’l-Kur’ân tefsirini kaleme almıştır. Bu tefsirin özelliklerinden biri neredeyse her âyetin açıklamasında öncelikle filolojik açıklamaların yer almasıdır. Kurtubî, diğer müfessirler gibi tefsirinde Kur’an’ı anlama/açıklama çabası içinde morfolojiye de yer vermiştir. Lafızların morfolojik tahlillerini yaparken onların özelliklerini belirtmiştir. Ayrıca kimi zaman bir takım ayrıntı ve istisna kabilinden durumları açıklamıştır. Lafızların taşıdığı morfolojik özelliklerle onların ifade ettikleri anlamları izaha çalışmıştır. Dikkat çeken bir husus müfessirin morfolojinin kurallarını aslında o kuralların basit düzlemde veremeyeceği anlamlara ulaşmak veya onları açıklamak için de kullanmasıdır. Kurtubî’nin bu çabayı lafzın özelliği, kıraat okuyuş farklılıkları, bağlam, zaidlik, hazf vb. sebepler ile gösterdiği görülmektedir. Bu çalışma onun anlama gayreti içerisinde verdiği bilgiler taranarak özellikle morfolojinin bazı konuları hakkında yaptığı değerlendirmeleri esas almaktadır. İncelenen konular; tekil-ikil-çoğul, erillik-dişillik, belirlilik-belirsizlik başlıkları ile sınırlandırılmıştır.  Bu kapsamda ilgili konularda tefsirde taramalar yapılmış, bazı örnekler seçilerek konu açıklanmış ve konuya dair değerlendirmelerde bulunulmuştur. Yürütülen çalışmada örnekler derinlemesine incelenerek özellikle anlam odaklı bir düzlemde konu ele alınmıştır. * Bu çalışma doktora tezinden üretilmiştir: İsmail Erken, “el-Câmi‘ li-ahkâmi’l-Kur’ân’ın Filolojik Açıdan İncelenmesi” (İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi, Doktora Tezi, 2020)

    Variations on the Author

    Get PDF
    “Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship

    Taşradaki Madunlar: Erken Cumhuriyet Döneminde Muhafazakâr Muhalefet

    Get PDF
    Türk Modernleşmesi tartışmalarında din ve dini yaşantı konuları siyasalalanda devam eden laiklik tartışmalarının ve siyasi tarih yazımı anlayışınıngölgesinde kalmaktadır. Türk modernleşmesi literatürüne hâkim olançatışma ve telfik paradigmaları özellikle erken Cumhuriyet Dönemi’ndekitaşradaki dini yaşantı ve muhalefeti açıklamak için yeterli olmamaktadır.Türk modernleşmesinin bu yönünü ele almak için, Maduniyet Ekolü çerçevesindegeliştirilen tarih yazım metodu kullanılabilir. Taşradaki dini muhalefetMaduniyet perspektifinden değerlendirildiğinde ulaşabildiği metot veenstrümanlarla Cumhuriyet modernleşmesine direnen aktörlerin varlığı gözeçarpmaktadır. Dönemin aktörlerinin hatıratı bu çalışmanın temel kaynağıdır.Bu hatıratlardaki anlatılar madun muhalefet biçimleri perspektifinden değerlendirilecektir.Sonuç olarak hatıralara dayanan maduniyet okuması Türkmodernleşmesinin ele alınan boyutu ve yönüyle ilgili yeni sorular sorup cevaplarınıaramaya imkân sağlamaktadır

    Vakıflar Genel Müdürlüğü halı galerisi

    No full text
    Taha Toros Arşivi, Dosya No: 6-Salih-Metin-İsmail-Kuzgun AcarUnutma İstanbul projesi İstanbul Kalkınma Ajansı'nın 2016 yılı "Yenilikçi ve Yaratıcı İstanbul Mali Destek Programı" kapsamında desteklenmiştir. Proje No: TR10/16/YNY/010

    BATI TOROSLAR, TÜRKİYE'DE YER ALAN ERKEN SİLÜRİYEN, ERKEN TRİYAS VE ORTA-GEÇ MİYOSEN BİRİMLERİNİN KAYNAK KAYA OLUŞUM MEKANİZMALARININ JEOKİMYASAL YÖNTEMLERLE İNCELENMESİ

    No full text
    The Eastern Mediterranean Basin is notable for recent discoveries. However, limited data and knowledge about petroleum system elements, especially source rocks in the Western Taurides, pose challenges for hydrocarbon exploration. This study conducted a detailed investigation of Early Silurian, Early Triassic, and Middle-Late Miocene sections in the Western Taurides. Geochemical analyses combined with sedimentological, stratigraphical and regional geological interpretations of 290 outcrop samples and 17 samples from the DL-1 well revealed significant source rock potential. Early Silurian Güneyyaka section samples, rich in type-II kerogen, are mature and classified as good to excellent source rocks. Their extracted hydrocarbons resemble those from the Dadaş-I member, indicating an extension of the Early Silurian hot shale deposit beyond the Diyarbakır Basin. The Post-Ordovician transgression and subsequent upwelling processes, which generated anoxic conditions, are highlighted as the driving mechanisms behind the formation of the Güneyyaka source rock samples. Kesmeboğaz samples, which are spent source rocks, underwent diagenetic/metamorphic processes, providing a typical Early Silurian profile. Early Triassic samples, rich in type II/IIS kerogen, were deposited in an anoxic/sulfidic shallow marine environment and are excellent source rocks, emphasizing the role of rift-created asymmetrical basins with water column and climatic conditions of Late Smithian. Middle-Late Miocene Beydiğin and Oymapınar sections are fair to good source rocks with type II/III kerogen. Inorganic carbon and oxygen isotope analyses of Globigerina samples from Beydiğin reflect ice sheet dynamics and restricted Atlantic-Eastern Mediterranean water flow, with the Middle Miocene Thermal Maximum being key drivers of source rock generation.Doğu Akdeniz Havzası, son keşiflerle dikkatleri üzerine çekmektedir. Ancak, Batı Toroslar'daki petrol sistemi elemanları, özellikle kaynak kayalar hakkındaki sınırlı veri ve bilgi nedeniyle hidrokarbon aramacılığında zorluklar yaşanmaktadır. Bu çalışma, Batı Toroslar'daki Erken Silüriyen, Erken Triyas ve Orta-Geç Miyosen birimlerinin ayrıntılı bir şekilde incelenmesini sağlamıştır. 290 yüzey örneği ve DL-1 kuyusundan alınan 17 örneğin jeokimyasal analizleri, sedimantolojik, stratigrafik ve bölgesel jeolojik yorumlarla birleştirilerek örneklerin kaynak kaya potansiyeline dair önemli sonuçlar ortaya konmuştur. Tip-II kerojen bakımından zengin olan Erken Silüriyen Güneyyaka örnekleri, çoğunlukla olgun olup iyi ila mükemmel kaynak kayalar olarak sınıflandırılmıştır. Örneklerden elde edilen hidrokarbonlar, Diyarbakır Havzası'ndaki Dadaş-I üyesinden elde edilenlerle benzerlik göstermekte olup, Erken Silüriyen “hot” şeyl birimlerinin Diyarbakır Havzası ötesine uzandığını göstermektedir. Ordovisiyen sonrası transgresyon ve ardından gelen “upwelling” süreçleri ile oluşan oksijensiz koşullar, Güneyyaka kaynak kaya örneklerinin oluşumunu açıklamaktadır. Kesmeboğaz örnekleri, diyajenetik/metamorfik süreçlere maruz kalmış tüketilmiş kaynak kayalar olup, tipik bir Erken Silüriyen profili sunmaktadır. Tip II/IIS kerojen bakımından zengin Erken Triyas örnekleri, anoksik/sülfidik sığ deniz ortamında birikmiş ve mükemmel kaynak kayalar olarak sınıflandırılmış olup, Geç Smithian dönemi su sütunu ve iklim koşulları ile rift kaynaklı asimetrik havzaların rolünü vurgulamaktadır. Orta-Geç Miyosen Beydiğin ve Oymapınar örnekleri, tip II/III kerojen ile iyi ila orta kaynak kayalar olarak sınıflandırılmıştır. Beydiğin kesitinden alınan Globigerina örneklerinin inorganik karbon ve oksijen izotop analizleri, buz tabakası dinamiklerini ve kısıtlı Atlantik-Doğu Akdeniz su akışını yansıtmakta olup, Orta Miyosen Termal Maksimum olayının kaynak kaya oluşumunun ana etkenleri arasında olduğunu göstermektedir.Ph.D. - Doctoral ProgramTurkish Petroleum Corporation (TPAO

    Memorandum sent to Lord Edward Grey

    No full text
    Title: Memorandum presented to Lord Edward Grey, British Minister of Foreign Affairs and President-in-Chief of the Conference of Ambassadors of the Great Powers in London Originally published: Originally written in 1913 as a private memorandum Language: FrenchThe text used is from Ismail Qemali, Përmbledhje dokumentesh, ed. by T. Hoxha, (Tirana: Sh.B “8 Nentori,” 1982), pp. 232–235. About the author Ismail Qemali bej Vlora (also known as Ismail Kemal Pasha) [1844, Vlora, (It Valona, present-d..

    Şah İsmail Safevî’nin Siyasi Portresi

    Get PDF
    Im Laufe der Jahrhunderte gab es in der Geschichte unseres Volkes viele Persönlichkeiten, die Hunderte von Stämmen und Clans und Millionen von Menschen, die in einem gemeinsamen geografischen Gebiet lebten, dieselbe Sprache sprachen und dieselben spirituellen Werte teilten, um ein Ideal herum zu vereinen suchten. Eine dieser historischen Persönlichkeiten ist Schah Ismail. Für renommierte Wissenschaftler und einflussreiche Historiker bleibt Schah Ismail ein großer Staatsmann und begnadeter Heeresführer. Aus der Sicht der Aserbaidschaner ist Schah Ismail die Person, die die Gebiete Aserbaidschans vereinte und den aserbaidschanischen Zentralstaat gründete. In Primärquellen finden sich zahlreiche Betrachtungen über den Gründer des Safawidenstaates, die deutlich zeigen, wie unzertrennlich dieser mit den aserbaidschanischen und anatolischen Türken verbunden war. Besonders bekannt und versinnbildlichend ist hierbei ein Satz, den Ismail Safawi während der Belagerung der Gulistan-Festung, einer der am stärksten befestigten Festungen Schirwans, äußerte. Als die Belagerung sich in die Länge zog, fragte Ismail die einflussreichen Emire, mit denen er sich beriet: „Wollt ihr die Gulistan-Festung oder den Thron von Aserbaidschan?“ Diejenigen, die an die heilige Safawiden-Dynastie glaubten, antworteten daraufhin: „Den Thron von Aserbaidschan.“ Dieser historische Dialog ist aus mehreren Gründen bedeutend: Ismail, für den die Gründung eines mächtigen Staates als höchstes Ziel galt, das ihn zu militärischem Handeln antrieb, sah schon in jungen Jahren voraus, dass das Zentrum dieses Staates in Aserbaidschan zu liegen habe. Als der junge Safawiden-Schah 1499 mit sieben Anhängern von Gilan nach Ardabil aufbrach, ließ er sich von seinen Beratern leiten, doch vor der Gulistan-Festung versammelte er Emire und Notabeln und präsentierte ihnen nun höchstpersönlich seine großen historischen Ziele. Dies macht ihn zu einer der historischen Persönlichkeiten Aserbaidschans, die unabhängige Entscheidungen trafen.Throughout the history of our nation, there have been many figures who, by uniting hundreds of tribes and communities that lived in the same geographical area, spoke the same language, and shared spiritual values, called for unity and solidarity around a common ideal, gathering millions of people. One of these historical figures is Shah Ismail. For scholars and historians, Shah Ismail remains a great statesman and a talented commander. In the eyes of Azerbaijanis, Shah Ismail is the person who unified the lands of Azerbaijan and established the central Azerbaijani state. In the primary sources, numerous considerations about the founder of the Safevid state show his inherent ties with the Turks and Azerbaijan. Undoubtedly, the most notable and convincing of such facts are the words of Ismail Safevi when the Gulustan fortress in Shirvan was besieged. As the siege of the Gulustan fortress, one of the most strong fortifications of Shirvan, was prolonged, Ismail called the great emirs to him and said: “Do you need the Gulustan fortress or the throne of Azerbaijan?” Followers of the Holy Safavid dynasty answered “The throne of Azerbaijan”. This historical discourse is important in the following ways: at first, Ismail saw his highest goal, which pushed him to military campaigns from an early age, to establish a new and powerful state. Secondly, Ismail declared this polity as the state of Azerbaijan. Thirdly, while Ismail moved from Gilan to Ardabil with his seven followers in 1499, he acted under the influence of his advisors, however, under the Gulustan fortress, he was already an independent personality who set great historical goals for his nobles and emirs. The study of Shah Ismail’s political portrait is essential, first and foremost, for understanding his extraordinary personality. Shah Ismail managed to sustain the Safavid sectarian movement, mobilized Safavid followers around him despite his young age, initiated a movement with a small group that altered the political landscape of the region, successfully concluded this movement, and laid the foundations of a great and powerful state like the Safavid Empire, ensuring its longevity.Milletimizin tarihinde asırlar boyunca ortak coğrafyada yaşayan, aynı dili konuşan ve manevî değerleri paylaşan yüzlerce boy ve aşiretleri, milyonlarca insanı bir ülkü etrafında toplayarak birlik ve beraberlik çağrısında bulunan pek çok şahsiyet olmuştur. Bu tarihi şahsiyetlerden biri de Şah İsmail’dir. Bilim adamları ve tarihçiler için Şah İsmail, büyük bir devlet adamı ve yetenekli bir komutan olmaya devam etmektedir. Azerbaycanlıların gözünde Şah İsmail, Azerbaycan topraklarını birleştiren ve merkezi Azerbaycan devletini kuran kişidir. Ana kaynaklarda Safevî Devleti’nin kurucusu hakkında yapılan çok sayıda değerlendirme, onun Azerbaycan ve Anadolu Türkleri ile ayrılmaz bağını göstermektedir. Bu gerçeklerin en bilineni ve ikna edicisi şüphesiz İsmail Safevî’nin Şirvan’daki Gülistan kalesinin kuşatıldığı sırada söylediği sözlerdir. Şirvan’ın en müstahkem kalelerinden olan Gülistan kalesinin kuşatması uzadıkça İsmail nüfuzlu emirleri ile müşavere ederek şöyle dedi: “Gülistan kalesine mi, yoksa Azerbaycan tahtına mı ihtiyacınız var?” Kutsal Safevî hanedanının inananları cevap verdi... “Azerbaycan tahtına”. Bu tarihî diyalog birkaç açıdan önemlidir: Daha erken yaşlarından itibaren kendisini askerî faaliyetlere sevk eden en yüksek amacını kudretli bir devletin kurulması olarak kabul eden İsmail inşa olunacak devletin Azerbaycan merkezli olacağını öngörüyordu. 1499 yılında yedi müridiyle birlikte Gilan’dan Erdebil’e yola çıkarken danışmanlarının etkisi ile harekete geçen gencecik Safevî şeyhi Gülistan kalesinin önünde emir ve ayanları toplayarak artık bizzat kendisi onların karşısına büyük tarihî hedefler koymaktadır. Bu onu Azerbaycan tarihinin bağımsız kararlar alan tarihî şahsiyetlerinden biri yapmaktadır. Şah İsmail’in siyasi portresinin incelenmesi, öncelikle onun olağanüstü bir şahsiyet olarak karakterinin ortaya konulması açısından gereklidir. Şah İsmail, Safevi mezhebi hareketinin ayakta kalmasını nasıl sağladı, genç yaşına rağmen Safevi müridlerini çevresinde seferber etmeyi başardı, çevresinden birkaç kişiyle birlikte bölgenin siyasi manzarasını değiştirebilecek bir hareket başlattı, bu hareketi başarıyla tamamladı, Safevi Devleti gibi büyük ve güçlü bir devletin temellerini atmış, uzun ömürlü olmasını sağladı
    corecore