Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi - Sivas Cumhuriyet University Open Access System
Not a member yet
34175 research outputs found
Sort by
SİVRİ UÇLU ISINMIŞ ENGEL ÇİFTİNDEN OLAN KARIŞIK TAŞINIM ISI TRANSFERİNDE CuO-SU NANOAKIŞKANI VE KANATÇIK ETKİSİNİN ÖNEMİ
Isı transferi uygulamalarında yeni yaklaşımlarla geliştirilmiş ekipmanların verimlilikleri artırılarak işletme maliyetleri düşük ve çevreye duyarlı ürünler geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla, son zamanlarda kullanılan yenilikçi uygulamalardan birisi de doğal ve zorlanmış taşınımın birlikte uygulandığı karışık taşınımla ısı transferidir. Bu çalışmada, dikey bir kanal içerisinde iki adet sivri uçlu desenli ısınmış elemanın karışık taşınımla ısı transferi su ve CuO-su nanoakışkanı kullanılarak sayısal olarak incelenmiştir. Kanal içerisinde karışık taşınımın iyileştirilmesi amacıyla kanalın sağ üst giriş kısmına 30o ve 60o açılı akış yönlendirici kanatçık yerleştirilmiştir. Sayısal hesaplama, sürekli, laminer ve iki boyutlu olarak süreklilik, momentum ve enerji denklemlerinin Ansys-Fluent programından yararlanılarak çözülmesiyle gerçekleştirilmiştir. Dikey kanalda üst üste sıralanmış sivri uçlu desenli elemanlara sabit ısı akısı uygulanırken, kanalın sivri uçlu elemanlar hariç yüzeyleri ve kanatçık ise adyabatiktir. Kanalda kullanılan akışkanlar sıkıştırılamaz özellikte olup, kanala giriş sıcaklıkları 293 K’ dir. Çalışma, Reynolds sayısı değerinin (Re) 300, değiştirilmiş Richardson sayısı aralığının (Ri*) 100-200 ve AGM (Akış Geçiş Oranı)’nin 2 ve 4 değerleri için gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, literatürdeki deneysel ve sayısal sonuçlarla karşılaştırıldığında sonuçların birbirleriyle uyumlu oldukları bulunmuştur. Sonuçlar, Ri* sayısına bağlı olarak farklı AGM ve kanatçık açısı değerlerinde üst ve alt desenin her biri ve su ve nanoakışkan için ortalama Nu sayıları (Num) ve desen yüzey sıcaklıkları (Ts) göz önüne alınarak incelenmiştir. Ayrıca, incelenen iki farklı AGM ve Ri* sayısı için kanatçıksız ve kanatçıklı durumlarda dikey kanallardaki hız ve sıcaklık konturu dağılımları CuO-su nanoakışkanı kullanılarak değerlendirilmiştir. Sol üst taraftaki nesnenin Ri*=200 ve AGM=4’de 60o kanatçık açılı kanalda CuO-su nanoakışkanı kullanılması durumunda kanatçıksız duruma göre Num sayısında %13,85’lik artış elde edildiği belirlenmiştir
KANALDAKİ ISINMIŞ YARI DAİRESEL ENGEL ÇİFTİNDEN OLAN KARIŞIK TAŞINIM ISI TRANSFERİNİN ARAŞTIRILMASI
Doğal ve zorlanmış taşınımın birlikte uygulandığı tasarımlar günümüzde enerjinin etkin bir biçimde kullanıldığı ısı transferi uygulamaları olup, elektronik ekipmanların verimliliklerinin artırıldığı ve yüksek güvenirlikli, doğaya dost ürünlerdir. Bu çalışmada, dikey bir kanal içerisinde yarı dairesel desenli iki adet ısınmış elemanının doğal ve zorlanmış taşınım ile ısı transferi ve kanal içerisindeki akış özellikleri sayısal olarak incelenmiştir. Akışın kanal içerisinde bulunan ısınmış desenli elemanlara yönlendirilerek karışık taşınımın iyileştirilmesi amacıyla kanal içerisine üst giriş sağ kısmından 45o ve 60o açılı akış yönlendirici kanatçık yerleştirilmiştir. Sayısal hesaplama, sürekli, laminer ve iki boyutlu olarak süreklilik, momentum ve enerji denklemlerinin Ansys-Fluent programından yararlanılarak çözülmesiyle yapılmıştır. Dikey kanalda üst üste sıralanmış yarı dairesel desenli elemanlara sabit ısı akısı uygulanırken, kanalın yarı daireler hariç yüzeyleri ve kanatçık ise adyabatiktir. Kanalda kullanılan su ve %2 hacimsel konsantrasyonlu SiO2-su nanoakışkanı sıkıştırılamaz özellikte ve kanala giriş sıcaklıkları 293 K’ dir. Çalışma, Reynolds sayısı değerinin (Re) 500, değiştirilmiş Richardson sayısı aralığının (Ri*) 50-150 ve AGM (Akış Geçiş Oranı)’nin 2 ve 4 değerleri için gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, literatürdeki deneysel ve sayısal sonuçlarla karşılaştırıldığında sonuçların birbirleriyle uyumlu oldukları bulunmuştur. Sonuçlar, Ri* sayısına bağlı olarak farklı AGM ve kanatçık açısı değerlerinde üst ve alt desenin her biri ve su ve nanoakışkan için ortalama Nu sayıları (Num) ve desen yüzey sıcaklıkları (Ts) göz önüne alınarak araştırılmıştır. Ayrıca, incelenen iki farklı AGM ve Ri* sayısı için kanatçıksız ve kanatçıklı durumlarda dikey kanallardaki hız ve sıcaklık konturu dağılımları SiO2-su nanoakışkanı kullanılarak değerlendirilmiştir. Sol üst taraftaki yarı-dairesel nesnenin Ri*=150, AGM=2 ve 45o kanatçıklı kanalda nanoakışkan kullanılması durumundaki Num sayısı değerinin sol alt taraftakinden %23,87 daha fazla olduğu saptanmıştır
Balkanların İncisi Üsküp Vakıfları
Osmanlı öncesi dönemde İslamiyet’ten uzak Hıristiyan bir coğrafya olan Üsküp, Osmanlı Devleti tarafından fethedildiği 1392 yılından itibaren yavaş yavaş İslamlaşan bir coğrafyaya dönüşmüştür. Bu dönüşümde vakıfların rolünün büyük olduğu bilinmektedir. Üsküp’le ilgili tespit edilen en eski vakıf Sultan II. Murad (1421-1451)’a aittir. Vakfiyesi bulunamayan vakfın 1436 inşa tarihli bir camisinin olduğu tespit edilmiştir. Üsküp’teki bilinen ilk Osmanlı vakıf eseri de Padişahın adını taşıyan Sultan Murad (Hünkâr, Muradiye) Camii’dir.1 Tespit edilen en eski vakfiye ise Hicri 848 (M.1445) yılına ait olup, İshak Bey b. İsa Bey tarafından kurulan vakıf; imaret, hamam ve medreseden oluşmaktadır. Üsküp’e ait elde edilen son vakfiye 1910 (H. 1328) yılına ait Sakıb Ağa bin Osman Efendi ve kardeşlerinin babaları adına kurdukları Ahmed Ağa ibn Hacı Hasan bin Abdullah Vakfı’dır.2 Ancak kurulan vakıflar faaliyetlerini şehrin Osmanlı Devleti’nin elinden çıktığı 1913 yılına kadar devam ettirmişlerdir. Çalışmanın esas konusu da Osmanlı dönemi boyunca Üsküp’te kurulmuş olan vakıflar ve zaman içerisinde yaptıkları faaliyetleridir
Tırnakçı-zâde Mehmed Sa'id Zîver Dîvânı (İnceleme- Tenkitli Metin)
Osmanlının son dönemlerinde sosyal ve kültürel hayatta meydana gelen değişimin yansımaları, belki de en çok edebiyat alanında görülmüştür. Özellikle XIX. yüzyılda devlet yönetimine yönelik reformlar, toplumun yenilik arzusu ve Türk insanında başlayan buhran bütün yönleriyle kendini edebiyat sahasında göstermiştir. Şark-Garb bağlamında ortaya çıkan zihniyetteki ikilik bu yüzyılın edebî anlayışını şekillendiren en önemli husus olmuştur. Bu minvalde XIX. yüzyılda yaşamış birçok şair; almış olduğu eğitim, yetiştiği ortam, zihniyet ve meşrep farklılığı vb. etkenlerin tesiriyle eski-yeni, geleneksel-modern, Doğu-Batı ikilemini yaşamıştır. Bunun bir yansıması olarak da bazı şairler, divan şiiri geleneğini devam ettirmeye gayret etmiş bazıları da eskiyi yeni ile ifade yoluna başvurmuştur. Bazıları ise eskiyi neredeyse tamamen reddedip yeni olma iddiasıyla yönünü Garb'a çevirmiştir. Tırnakçı-zâde Mehmed Sa‘îd Zîver Bey, Osmanlının büyük ama bir o kadar da sancılı değişimler yaşadığı bu dönemde, divan şiiri geleneğini devam ettirmeye çalışan bir şair olarak karşımıza çıkar. Şair, Tırnakçı-zâdeler sanıyla maruf bir ulemâ ailesinin içinde yetişmiş; İstanbul, Mısır ve Mekke gibi şehirlerde dönemin ünlü âlimlerinden ilim tahsil etmiştir. İlaveten dokuz yıl boyunca Şeyhülislam Ârif Hikmet Bey’in konağında edebî ilimler konusunda ders almıştır. Aynı zamanda bir sahn-ı semân müderrisi olan Zîver, ailesinin geçimini sağlamak amacıyla Karamürsel, Gebze, Bolu, Amasya Kastamonu, Halep, Manisa, Manastır, Selanik, Afyonkarahisar ve Bursa gibi Osmanlı coğrafyasının birçok mekânında görev yapmıştır. Şam’daki görevi esnasında çıkan ayaklanmada gösterdiği cesaret ve yararlılıklardan dolayı payitaht tarafından ödüllendirilmiş ve bu sayede talep ettiği vazifelere atanma fırsatı bulmuştur..
ZYGMUNT BAUMAN: ELEŞTİREL BİR SOSYOLOJİYE DOĞRU, SAĞDUYU VE KURTULUŞ ÜZERİNE BİR DENEME
Bu makalede Polonya asıllı bir entelektüel olan (sosyolog-filozof) Zygmunt Bauman’ın görüşleri ile düşünceleri toplumbilim sosyolojisi bağlamında verstehendeyaklaşımla eleştirel bağlamda tartışılacaktır. Bauman, modernite ve postmodernite konusunda oldukça üretken bir yazar ve sosyal teorisyendi. Özellikle postmodern tüketimcilik ve akışkan modernite üzerine özel bir ilgisi ve uzmanlığı vardır. Bauman’ın yayınlanmış çalışmaları altmış kitap ve yüzden fazla makaleye dayanmaktadır. Bunların çoğu aralarında küreselleşme, modernlik, postmodernite, tüketimcilik ve ahlakın da bulunduğu bir dizi ortak temayı ele almaktadır. Zygmunt Bauman, moderniteyle ilgili büyük meseleleri hem inandırıcı hem de açıklayıcı bir şekilde ele alabilen ender toplum eleştirmenlerinden biriydi. Culture as Praxis’te (1973) “kültürel praksis
Influential biosorption of lead ions from aqueous solution using sand leek (Allium scorodoprasum L.) biomass: kinetic and isotherm study
In this study, a zero-cost, naturally effective adsorbent, sand leek (Allium scorodoprasum L.), was used for the effective removal of lead ions from an aqueous solution. This natural adsorbent was characterized by FT-IR, SEM–EDX, and PZC analyses. Batch studies were conducted at one factor at a time to explore maximum removal efficiency in terms of pH, initial lead(II) ion concentration, contact time, adsorbent dosage, and temperature for efficient adsorption. The maximum lead(II) ion uptake capacity for SAC was obtained at pH 4.5, initial lead(II) ion concentration at 1000 mg/L, operation time of 1440 min, adsorbent dosage of 10 g, and temperature of 25 °C. The adsorption data were well-fitted by the Freundlich isotherm model, with an R2 value of 1.000, indicating a good fit. The kinetic study revealed that the adsorption of lead(II) ions followed a pseudo-first-order kinetic model, with an R2 value of 0.9746. Furthermore, the thermodynamic parameters including Gibbs-free energy change (ΔG°), enthalpy change (ΔH°), and entropy change (ΔS°) were calculated to demonstrate that the adsorption of lead(II) ions onto natural adsorbent was endothermic and spontaneous. © The Author(s) 2024.Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, TÜBİTAKSivas Cumhuriyet University Projects Commissio
Role of interferon regulatory factors in predicting the prognosis of Crimean-Congo hemorrhagic fever
Objectives Crimean-Congo hemorrhagic fever (CCHF) is a severe viral illness with a high fatality rate. The interferon response plays a crucial role in the antiviral defense against the CCHF virus (CCHFV). Interferon regulatory factors (IRFs) are essential for initiating and amplifying the interferon response. In this study, we aimed to evaluate the IRF response in CCHF patients for the first time.Methods This study investigated the expression levels of various IRFs (IRF-1, 2, 3, 4, and 7) in CCHF patients and evaluated their potential association with disease prognosis. The research encompassed a cohort of 60 CCHF patients and 30 healthy volunteers. CCHF was diagnosed with CCHFV positivity using PCR method and/or IgM detection using ELISA method. The quantitative sandwich ELISA technique was employed to determine the levels of serum IRF-1, IRF-2, IRF-3, IRF-4, IRF-7, interferon (IFN)-alpha, and IFN-beta.Results There were statistically significant differences in the levels of serum IRF-1, IRF-2, IRF-3, IRF-4, IRF-7, IFN-alpha, and IFN-beta between the patient and healthy control groups. Patients showed elevated levels in all these factors except for IRF-1. However, no statistically significant differences were found in IRF-1, IRF-2, IRF-3, IRF-4, IRF-7, IFN-alpha, and IFN-beta levels between patients who survived and those who died.Conclusions IFN-alpha and beta likely contribute to the immune response in CCHF. IRF-2, 3, 4, and 7 play crucial roles in IFN-alpha and beta expression, pivotal for the antiviral response in CCHF. Targeted interventions to modulate IRF-1 could alleviate disease severity and overall impact.Sivas Cumhuriyet University Scientific Research Projects Coordination Unit [T-2021-920]We would like to thank Sivas Cumhuriyet University Scientific Research Projects Coordination Unit for providing financial support to our study with the project number T-2021-920
The Impact of Financial Institution Quality and Financial Stability on Trade-Adjusted Carbon Emissions: The Moderating Role of Green Innovation and Environmental Taxes
This study analyzes the impact of financial institution quality (FIQ) and financial stability (FSI) on trade-adjusted carbon emissions (TAE) in G7 countries from 2000 to 2022. It also examines whether green innovation (GI) and environmental taxes (ET) moderate this relationship. In the study, long-term coefficient estimations were conducted using the Seemingly Unrelated Regressions (SUR), Panel-Corrected Standard Errors (PCSE), and Driscoll-Kraay standard error estimator methods. The results show that GI, ET, FIQ and FSI variables have a negative and significant effect on TAE. Green innovation and environmental taxes reduce carbon emissions, while strong financial institutions and stable financial systems enhance environmental performance by supporting sustainable investments. The Dumitrescu-Hurlin (D-H) causality test results indicate a unidirectional causal relationship between these variables to carbon emissions. These results highlight the significance of integrating environmental policies with financial systems and promoting GI for sustainable development
Effect of boric acid added to drinking water of rats on body weight, antioxidant metabolism in serum and blood parameters
Bu çalışma, ratların içme suyuna katılan faklı dozlardaki borik asidin canlı ağırlık, serumda antioksidan metabolizma ve kan parametreleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada 21 günlük yaşta toplam 24 adet dişi rat (Wistar albino) kullanıldı. Çalışma, her biri 8 hayvandan oluşan üç farklı grup şeklinde düzenlendi: Kontrol, B-100 ve B-200 grupları. Kontrol grubundaki hayvanların içme suyuna 0 mg/L dozunda borik asit, B-100 grubundaki hayvanların içme suyuna 100 mg/L dozunda borik asit ve B-200 grubundaki hayvanların içme suyuna 200 mg/L dozunda borik asit katıldı. Çalışma 7 gün alıştırma, 35 gün deneme olmak üzere 42 gün sürdü. Çalışmanın sonunda hayvanlar anestezi altında sarkifiye edilerek kan örnekleri alındı. Canlı ağırlık ve ağırlık artışı üzerine borik asidin etkisinin olmadığı belirlendi (P>0.05). Çalışmada Kontrol, B-100 ve B-200 grupların serumlarında total protein, kreatin, total kolesterol, LDL, HDL, Ca, Mg ve P seviyelerinin benzer olduğu (P>0.05), glikoz seviyesinin B-200 grubunda (354.75 mg/dl), albümin seviyesinin ise B-100 grubunda (3.23 g/dl)istatistiksel olarak arttığı tespit edildi (P0.05). Sonuç olarak ratların içme suyuna belirtilen dozlarda katılan borik asidin araştırılan parametreler üzerine olumsuz bir etkisini olmadığı belirtilebilir.This study investigated the effects of different doses of boric acid added to the drinking water of rats on body weight, antioxidant metabolism in serum and blood parameters. A total of 24 female rats (Wistar albino) aged 21 days were used in the study. The study was organized in three different groups, each consisting of 8 animals: Control, B-100 and B-200 groups. Boric acid was added to the drinking water of animals in the control group at a dose of 0 mg/L, boric acid was added to the drinking water of animals in the B-100 group at a dose of 100 mg/L and boric acid was added to the drinking water of animals in the B-200 group at a dose of 200 mg/L. The study lasted 42 days, 7 days of acclimatization and 35 days of trial. At the end of the study, animals were sedated under anesthesia and blood samples were taken. It was determined that boric acid had no effect on body weight and weight gain (P>0.05). In the study, it was found that total protein, creatine, total cholesterol, LDL, HDL, Ca, Mg and P levels were similar in the serum of Control, B-100 and B-200 groups (P>0.05), while glucose level increased statistically in the B-200 group (354.75 mg/dl), and albumin level increased statistically in the B-100 group (3.23 g/dl) (P0.05). As a result, it can be stated that boric acid added to the drinking water of rats at the specified doses has no negative effect on the investigated parameters
RESEARCH ON THE RELATIONSHIP BETWEEN HEALTH LITERACY AND ORGAN DONATION
Thousands of patients who could be saved lose their lives every year due to insufficient organ donation. One of the most important barriers to organ donation is lack of knowledge. Lack of knowledge is directly related to health literacy. Low health literacy has negative effects on individuals and society. This study aims to examine the effect of health literacy on organ donation attitude. Health Literacy Scale and Organ Transplantation and Donation Attitude Scale were used in the study. Of the participants (N=652), 69.3% were female and 51.2% were married. The age distribution of the participants was 58.1% between 20-30 years and 49.8% were undergraduate graduates. Significant differences were found between genders, age groups and marital status in terms of health literacy and organ donation attitudes. A significant difference was found between education level and organ donation attitude. Finally, the study showed that participants' health literacy significantly and positively affected their attitudes towards organ donation, positive attitudes towards organ donation and negative attitudes towards organ donation