Biruni University Institutional Repository
Not a member yet
2908 research outputs found
Sort by
Highly Dispersive Gap Solitons In Optical Fibers With Dispersive Reflectivity Having Parabolic-Nonlocal Nonlinearity
Abstract
The current paper studies gap solitons with parabolic-nonlocal form of self-phase modulation. The soliton solutions for this model are revealed with the successful application of the extended auxiliary equation approach. The parameter constraints ensure the existence of such gap solitons
Gebe kadınların gebelikte aşılanma hakkındaki farkındalık durumları ve aşılanma davranışını etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Özet
Bu araştırma gebe kadınların gebelikte aşılanma hakkındaki farkındalık durumları ve aşılanma davranışını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla, tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte bir araştırma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Biruni Üniversitesi Hastanesi ve Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine başvuran 225 gebe oluşturdu. Verilerin toplanmasında, literatür incelenerek hazırlanan "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Aşılamanın Psikolojik Öncülleri (5C) Ölçeği" kullanıldı. Araştırmanın yapılacağı kurumlardan etik kurul onayı ve kurum izinleri alınmıştır. Gönüllü Olur Formu Metni ile yazılı onam alınarak araştırmaya katılmayı kabul eden gebelere sorular verilerek yanıtlamaları sağlanmıştır. Veriler SPSS 25.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Gebelerin "Aşılanmanın Psikolojik Öncülleri (5C) Ölçeği" alt boyut puanları; aşılara güven alt boyutu puan ortalaması 4.92-1.73, kayıtsızlık alt boyutu puan ortalaması 5.38-2.21 ve kolektif sorumluluk alt boyutu puan ortalaması 5.30-1.14 olarak saptandı. Eğitim düzeyi yüksek olan gebelerin hesaplama alt boyut puanları, eğitim düzeyi düşük olan bireylere göre daha yüksek bulundu (p<.001). Gelir düzeyi düşük olan gebelerin kayıtsızlık alt boyut puanları diğer gebelere göre daha yüksekti (p<.002). Gebelik dönemi aşıları hakkında bilgisi olan, aşıların yan etkilerinden korkmayan gebelerin aşılara güven ve kolektif sorumluluk alt boyut puanları diğerlerine göre daha yüksek olarak saptandı (p<.000). Sonuç olarak; gebelerin eğitim düzeyi ve gelir durumu arttıkça aşılanmaya karşı pozitif yönde tutum geliştirildiği belirlendi. Gebelerin bilgi düzeyi arttıkça aşı tereddütünün azaldığı, aşılara duyulan güvenin ve topluma karşı sorumluluk bilincinin arttığı görüldü
Effect of layer thickness and polishing on wear resistance of additively manufactured occlusal splints
Abstract
Objective: To evaluate the effect of polishing and layering thickness on the wear resistance of 3D-printed occlusal splint materials. Methods: Specimens with 3 different layer thicknesses (50, 75, 100 mu m) were produced in the form of a disc 3 mm thick using V-Print splint resin on a 3D-printer with digital light processing technology. ( n = 16 for each thickness) All specimens were washed and cured according to the manufacturer 's instructions. Half of the specimens of each layer thickness were polished with silicon carbide papers. All specimens were subjected to 120.000 cycles of a chewing simulator for 2-body wear tests. Before and after the wear test, the specimens were scanned with a laser scanner, and the images were overlaid using a 3D analysis program and the volume loss was calculated. The wear patterns of the specimens were examined under a scanning electron microscope. Statistical evaluation was performed using a Shapiro-Wilk test, 2-way ANOVA, 1-way ANOVA, and Tukey post hoc test ( alpha = 0.05). Results: While polishing had a significant effect ( p = 0.003) on the wear volume of the occlusal splints, layer thickness ( p = 0.105) and their interaction between polishing and layer thickness ( p = 0.620) did not significantly affect the wear volume. Regardless of the polishing, the lowest mean wear was observed for D50 (0.064 mm 3 ), followed by D75 (0.078 mm 3 ), and D100 (0.096 mm 3 ). However, a significant difference was observed only between polished D50 and unpolished D100. Conclusion: The polished 3D-printed occlusal splint resin showed higher wear resistance than the unpolished one, regardless of the layer thickness. Clinical significance: Since different layer thicknesses of 50 mu m and greater had no effect on the wear resistance of the material, a layer thickness of 100 mu m may be preferred for faster printing. However, polishing occlusal splints may reduce the amount of wear and improve clinical performance
İkinci trimester gebelerin gebeliğe uyumları ve gebelikle ilişkili anksiyete düzeylerinin belirlenmesi
ÖZET
Gebelik; biyolojik, fizyolojik ve psikolojik olarak en büyük değişimlerin meydana geldiği bir dönemdir. Gebelikte en sık görülen ruhsal hastalıklar depresyon ve anksiyete bozukluklarıdır. Bu çalışma ikinci trimester gebelerin, gebeliğe uyum ve gebelikle ilişkili anksiyete düzeylerini belirlemek amacıyla tanımayıcı nitelikte planlandı. Araştırma, İstanbul'da bir kamu hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum polikliniğine başvuran 14.-27. gebelik haftasında olan gebeler ile Haziran 2023 - Eylül 2023 tarihleri arasında 207 gebe kadınla gerçekleştirildi. Araştırmada katılımcıların %34.3'ünün 25 yaş ve altında olduğu, eşlerinin ise %88.4'ünün gebeliklerini planladığı belirlendi. Gebe kadınların Prental Kendini Değerlendirme Ölçeği toplam ölçek puan ortalamasının 23.069-30.99 olduğu belirlendi. Kadınların Gebelik ile İlişkili Anksiyete Ölçeği toplam puan ortalamasının 70.32-13.02 olduğu saptandı. Sağlık güvencesi olan kadınların gebeliğe uyumunun genel olarak daha iyi olduğu belirlendi. Yaşayan çocuğu olan gebelerin kendi ve bebeğinin sağlığı ile ilgili düşünceleri açısından gebeliğe uyumu, çocuğu olmayanlara kıyasla daha iyiydi. Evlenme yaşı 200 yaş altında olan gebelerin annelik rolünü kabulü açısından gebeliğe uyumu, yaşı 21-24 aralığında olan gebeler ve 25 yaş ve üzeri olan gebelere kıyasla daha iyiydi. Gebelik sayısı 2 ve üzeri olan gebe kadınların sağlık personeli açısından gebelikle ilgili anksiyete düzeyi daha fazlaydı. İsteyerek gebe kalmayan kadınların gebeliğin kabulü açısından gebelik ile ilgili anksiyete düzeyi daha fazlaydı. Düşük deneyimi olan kadınların kaygı göstergeleri açısından gebelik ile ilgili anksiyete düzeyleri daha fazlaydı. Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeği ile Gebelik ile İlişkili Anksiyete Ölçeği puanları arasında, negatif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu görüldü (r -0.517 P<0.000). Gebe kadınların gebeliğe uyumları azaldıkça, gebelikle ilgili anksiyete düzeyleri de azalmaktaydı. Araştırmaya katılan gebelerin, gebeliğe nispeten iyi düzeyde uyum gösterdiği ve gebelikle ilgili orta düzeyde anksiyetelerinin var olduğu belirlendi
The effect of information messages sent to parents on anxiety levels during pediatric surgery
Teyin, S. S., (2024). Çocuk Cerrahi Ameliyatlarında Ebeveynlere Gönderilen Bilgi Mesajlarının Anksiyete Düzeylerine Etkisi. Tezli Yüksek Lisans Tezi, Biruni Üniversitesi. Lisansüstü Eğitim Enstitüsü. İstanbul. Çocukların sağlık durumları, özellikle cerrahi müdahale gerektiren durumlar, ebeveynler için oldukça stresli ve endişe verici zamanlar olabilmektedir. Araştırma, çocuk cerrahi işlemleri sırasında ebeveynlere gönderilen bilgi mesajlarının ebeveynlerin anksiyete düzeylerine etkilerini incelemek amacıyla randomize kontrollü deneysel olarak gerçekleştirildi. İstanbul'da bulunan bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çocuğu ameliyat olan ebeveynlerle Ağustos– Ekim 2023 tarihlerinde yapıldı. Örneklemi, araştırma kriterlerine uyan müdahale ve kontrol grubunun her birine 54'er ebeveyn olmak üzere toplam 108 ebeveyn oluşturdu. Araştırmada randomizasyon, web tabanlı elektronik bir program (https://www.randomizer.org) ile yapıldı. Veriler; "Çocuk ve Ebeveynin Tanıtıcı Bilgi Formu", "Bilgi Mesajları Kayıt Formu", "Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği" kullanılarak elde edildi. Tüm katılımcıların ameliyat öncesi Tanıtıcı Bilgi Formu ve durumluk-sürekli kaygı ölçeğini doldurmaları sağlandı. Müdahale grubunda olan ebeveynlere mesaj ile bilgilendirme yapıldı. Kontrol grubuna ise herhangi bir uygulama yapılmadı. Çocuk ameliyat sonrası post-op odasına alındıktan sonra, araştırmacı iki grubunda ebeveynlerine Durumluk Kaygı Ölçeğini tekrar doldurttu. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için IBM SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı kullanıldı. Araştırmanın sonuçları, müdahale grubundaki ebeveynlerin, bilgilendirme mesajları alarak ameliyat sürecine dahil edilmesinin, ameliyat sonrası durumluk kaygı düzeylerini anlamlı derecede azalttığını gösterdi. Kontrol grubunda ameliyat sonrası durumluk kaygı puan ortalamaları arısında fark olmadığı, müdahale ve kontrol gruplarının Sürekli Kaygı puan ortalamalarının benzer olduğu belirlendi. Ebeveynlerin ameliyat öncesi durumluk kaygı puan ortalamalarını yaş, eğitim durumu, gelir durumu ve yaşanılan yerin etkilediği, ameliyat sonrası ise durumluk kaygı puan ortalamalarının yaş, eğitim durumu ve çocuk sayısının etkilediği bulundu. Ebeveynlerin ameliyat sürecine daha etkin bir şekilde dahil edilmesi ve bilgilendirilmesi, onların güvenini artırabilir ve kaygı düzeylerini azaltabilir. Araştırma ayrıca, ebeveynlerin sosyodemografik özellikleri ve çocuklarının sağlık durumlarının, anksiyete düzeylerini etkileyebilecek önemli faktörler olduğunu da vurgulamaktadır. Sağlık hizmeti sağlayıcılarının ebeveynlerle etkili iletişim kurmalarının önemini ve bu süreçte psikososyal destek mekanizmalarının geliştirilmesi önerilebilir.Teyin, S. S., (2024). The Effect of Information Messages Sent to Parents on Anxiety Levels During Pediatric Surgery. Master's Thesis, Biruni University Graduate Education Institute, Istanbul. Health status, especially which required surgical interventions could be stressful and worrying times for parents. The research was conducted to examine the effects of information messages sent to parents during pediatric surgical procedures on their anxiety levels as experimental with randomized- controlled design. It was conducted at Training and Research Hospital in İstanbul between August and October 2023 with parents whose children had surgery. The sample consisted of a total of 108 parents, 54 parents in each of the intervention and control groups who met the research criteria. In the study, randomization was done with a web-based electronic program (https://www.randomizer.org). Data were obtained using the "Child and Parent's Introductory Information Form", "Information Messages Record Form", and "State-Trait Anxiety Scale". All participants were asked to fill out the Introductory Information Form and the state-trait anxiety scale. Parents in the intervention group were informed via message. No application was made to the control group. After the child was taken to the post-op room, the researcher had the parents in both groups fill out the State Anxiety Scale again. While evaluating the findings obtained in the research, IBM SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Turkey) program was used for statistical analysis. The results of the study showed that involving the parents in the intervention group in the surgery process by receiving informative messages significantly reduced their postoperative state anxiety levels. It was determined that there was no difference in postoperative state anxiety mean scores in the control group, and the Trait Anxiety mean scores of the intervention and control groups were similar. It was found that parents' preoperative state anxiety score averages were affected by age, educational status, income level and place of residence, and postoperative state anxiety score averages were affected by age, educational status and number of children. More effectively involving and informing parents in the surgical process can increase their confidence and reduce anxiety levels. The research also emphasizes that parents' sociodemographic characteristics and their children's health conditions are important factors that may affect anxiety levels. It can be recommended that healthcare providers should communicate effectively with parents and develop psychosocial support mechanisms in this process
Doğumdan itibaren 24.aya kadar bebeğin gelişimi sürecinde babanın beslenme üzerine etkisi
ÖZET
Çalışma kapsamında da 0-24 aylık bebeği olan babaların bebeklerinin beslenmeleri üzerindeki etkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Ekim-Kasım 2022 tarihleri arasında Bursa ili Osmangazi ilçesindeki Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) başvuran, 0-24 aylık bebeği olan 90 tane baba dahil edilmiştir. Çalışmada bebeklerin beslenme davranışı, bebeklerin beslenmeleri ile ilgili duyguları ve ebeveynlerin beslenme uygulamaları araştırılmıştır. Doğum şeklinden eğitime varıncaya kadar birçok parametre incelenmiştir. Babanın ilk bebek sahibi olma yaşının 25 ve üzerinde olmasının bebeğin ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenme durumunu yaklaşık 3.7 katına çıkardığı saptanmıştır. İlköğretim düzeyinde eğitime sahip babaların tamamlayıcı beslenmeye başlama olasılığı, lise ve üzeri eğitime sahip babalara göre 3.9 kat daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışmada toplam Davranışsal Pediatrik Beslenme Değerlendirmesi Ölçeği (DBPDÖ) skoru 78.3 olarak belirlenmiştir. Bebeklerin %32.2'sinin beslenme sorunu olduğu saptanmıştır. Babaların %50 oranında bebek beslenmesine iyi bir şekilde dahil oldukları ve %74,4 oranında genellikle dahil oldukları saptanmıştır. Babaların ilk bebek sahibi olduğu yaşın 25 ve üzerinde olmasının babanın bebeğin beslenmesine yardım etme durumunu yaklaşık 4.4 kat arttırdığı, annenin çalışıyor olması yaklaşık 3.2 kat arttırdığı belirlenmiştir. Çocuk sayısının artmasıyla birlikte babaların bebekleri ile geçirdikleri zamanın azaldığı görülmektedir. Çalışma sonunda; babaların, küçük çocukların yaşantısı üzerinde bir etkisi olmasına rağmen, rollerinin beslenmeyi çok fazla kapsamadığı yönünde bir kanaat oluşmuştur. Babaların 0-24 ay aralığındaki bebeklerin beslenmeleri üzerindeki etkilerini incelemeye yönelik kapsamlı araştırmaların sayısı arttırılmalı, babaların bebek beslenme eğitimlerine anne ile birlikte katılımı teşvik edilmeli ve babalar bebek bakımına katılımını arttırmaya yönelik bilinçlendirilmelidir
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara "kim", "ne" ve "nerede" soru kalıplarını kullanarak soru sorma becerilerinin öğretiminde replikli öğretimin etkililiği
Abstract
Bu çalışmanın amacı, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı almış iki çocuğa "Kim", "Ne" ve "Nerede" soru kalıplarını kullanarak soru sorma becerilerinin öğretiminde replikli öğretimin etkililiği incelenmektedir. Araştırmada, tek denekli araştırma modellerinden davranışlar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya OSB tanısı almış iki çocuk katılmıştır. Araştırmanın uygulama sürecinde, katılımcıya "Kim", "Ne" ve "Nerede" soru kalıplarını kullanarak soru sorma becerileri replikli öğretimle kazandırılmıştır. Replikli öğretim oturumları, her bir soru kalıbı için ayrı ayrı replik sunularak ve önceden belirlenen ölçüte erişildiğinde bu replikler sistematik bir şekilde silikleştirilerek gerçekleştirilmiştir ve katılımcı performansı, başlama düzeyi, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçları, replikli öğretimin OSB'li çocuğa "Ne, Kim ve Nerede" soru kalıplarını kullanarak soru sorma becerilerinin kazandırılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Katılımcı, replikli öğretim uygulamasıyla birlikte soru sorma becerileri edinmiş ve bu becerileri farklı kişilere ve ortamlara genelleyebilmiştir. Ayrıca, izleme oturumlarından elde edilen veriler, katılımcının kazandığı becerileri öğretim bittikten 2,4 ve 6 hafta sonra da korunduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışma, replikli öğretimin OSB'li çocuklara soru sorma becerilerinin öğretiminde etkili olduğunu göstermesi açısından önem taşımaktadır. Araştırmanın bulguları, replikli öğretimin OSB'li çocukların iletişim becerilerini destekleyerek sosyal etkileşimlerini arttırdığını göstermektedir. Ayrıca, bu çalışma ile replikli öğretim ile öğretimi gerçekleştiren beceride genelleme ve kalıcılığı desteklediği sonucuna varılmıştır
Analysis of increased motorcycle accidents during the COVID-19 pandemic: a single-center study from Türkiye
ABSTRACT BACKGROUND:
The Coronavirus Disease 2019 (COVID-19) pandemic has led to a unique set of circumstances, straining health-
care systems and affecting the way of life in societies around the world. Measures such as social isolation, travel restrictions, and
workplace closures have led to an increase in motorcycle use. Consequently, motorcycle accidents have become a significant problem during this period. This study presents detailed research conducted to examine motorcycle accidents during the COVID-19 pandemic and to understand the causes and consequences of the increase in these accidents.
METHODS: This research evaluated records from a single health examination and used various models to analyze motorcycle accidents within a specified time period. Additionally, retrospective analyses were conducted to examine associations between motorcycle use and crashes in our country before and after the pandemic. The records of 386 patients who were injured in motorcycle accidents and followed up, received treatment, and were recorded at Biruni University Hospital between November 2015 and April 2023 were retrospectively examined. Noted details included the victims' age, gender, injury mechanism, injury site, injury severity, helmet use, presence and location of fractures, time distribution of the accident, and the severity of other important tissue injuries.
The relationship between the injury site, fractures, and accident details, and the "Injury Severity Score" (ISS) was also investigated.
RESULTS: Among the 386 injured victims in motorcycle accidents, 333 were male and 53 were female. Of these, 168 (43.5%) were motorcycle drivers, 137 (35.5%) were motorcycle couriers, and 81 (21%) were pedestrians. A total of 186 (48%) injuries occurred be-fore the pandemic (November 2015-March 2020), while 200 (52%) were sustained during the pandemic. The study indicates a notice-able increase in motorcycle injuries, particularly among motor couriers, especially during the pandemic quarantine periods. Post hoc analysis revealed that motor couriers had significantly lower ISS compared to other professions (p=0.009 and p=0.045, respectively).
Motorcyclists who wore helmets were found to have significantly lower ISS than those who did not wear helmets (p<0.05). Further-more, it was found that the ISS was positively correlated with the number of bone fractures, total soft tissue injury, and significant clinical characteristics (r=0.758, r=0.756, and p<0.001, respectively).
CONCLUSION: This clinical study’s findings demonstrate that the measures implemented during the pandemic to limit society's mobility have led to an increase in motorcycle accidents. Notably, there has been a significant rise in the number of accidents, particularly involving individual motorcycle use and motorcycle courier services
Evaluation of chlorhexidine-coated suture material: a pilot study
The stability of bendable implants in various
bone densities
Go€kc¸ en Ates¸ *
,1
, Esra Bilgi Ozyetim € 2
,
Suleyman € Ca¸ gatay Dayan 3
, Canan Bural Alan 1
, Onur Geckili ¸ 1
1 Department of Prosthodontics, _
Istanbul University, _
Istanbul,
Turkiye; € 2 Department of Prosthodontics, _
Istanbul Yeni Yuzyil University, _
Istanbul, Turkiye; € 3 Dental Laboratory Technology Program,
_
Istanbul University-Cerrahpa¸sa, _
Istanbul, Turkiye €
AIM or PURPOSE: This study examines the primary stability
impact of bendable one-piece implants angled at 17° and 30°,
compared to straight placements in various bone densities,
within the context of immediate loading scenarios resembling the All-on-Four system.
MATERIALS and METHOD: In a controlled in-vitro setting, 48
bendable one-piece (Mode Provo Implants, Mode Medical,
Istanbul, Turkiye) implants were placed in vertebrae and pelvis bones from a steer, chosen for their resemblance to
human jawbone types (d1, d2, d4) (n:16). These bones simulated a range of bone qualities from dense cortical to softer
edentulous types. To replicate the All-on-Four clinical scenarios, four implants were placed in each bone type, with terminal implants angled at 17° and 30° according to guidelines,
while central implants remained straight. Stability were measured using Periotest before and after bending the implants,
by two independent examiners blinded to the study protocol.
RESULTS: Kruskal-Wallis and Mann-Whitney U tests were
used for the multiple and pairwise comparisons, respectively. The confidence interval was set to 95% and p < 0.05
was considered statistically significant. Results indicated
that only the 30° angulated implants in d1 type bone
exhibited a significant improvement in stabilization posttilting (,028). No statistical significance was found in stabilization changes for other bone types or angulation
degrees.
CONCLUSION(S): This indicates that the initial stability of
one-piece dental implants are not compromised by bending,
regardless of the angle of deformatio
Highly Dispersive Solitons In Optical Couplers With Metamaterials Having Kerr Law Of Nonlinear Refractive Index
Abstract. The present paper derives highly dispersive soliton solutions in a coupler from optical
metamaterials with Kerr law of nonlinear refractive index. In nonlinear optics and photonics, these wave
packets possess a unique property, allowing them to sustain their shape and velocity during propagation
through nonlinear media. Optical couplers utilizing metamaterials are advanced devices tailored to enhance the coupling and transfer of optical signals between different optical components or systems by harnessing the unique characteristics of these specially engineered materials. The paper's novelty lies in considering highly dispersive optical solitons that can be studied in optical couplers constructed from metamaterials. This paper’s primary goal is to integrate a governing model concerning highly dispersive solitons in optical couplers with the incorporation of metamaterials. Therefore, the unified Riccati equation expansion procedure and the enhanced Kudryashov’s scheme are adopted. They are being applied to such a device for the first time. These yield a full spectrum of optical solitons as well as straddled solitons. The novelty lies in the joint application of the two procedures, which uncovers various solitons. Furthermore, one of the approaches uncovers an unexpected benefit by revealing straddled soliton solutions