Suleyman Demirel University Research and Education Hospital

Suleyman Demirel University DSpace Repository
Not a member yet
    817 research outputs found

    1990 sonrası Türkiye'de uygulanan vergi politikaları ve kayıt dışı ekonomiyi önleyici etkisi

    No full text
    Vergi; devletin, yüklenmiş olduğu kamu hizmetlerini yerine getirebilmek için hizmete karşılık olduğunu belirtmeksizin egemenlik gücüne dayanarak cebri bir şekilde gerçek ve tüzel kişilerden aldığı maddi katkıdır. Vergiler; konularına, mükellefiyet şekillerine, oranlarına, matrahlarına, tarh ve tahsil usullerine göre çeşitli biçimlerde sınıflandırılmaktadır Her ülkenin kendi sosyal, ekonomik ve siyasal yapısının özelliklerini ve düzenini yansıtan kendine özgü bir vergi sistemi mevcuttur. Vergi sistemi, ekonomik sistemin hem türevi, hem de bir işlevidir. Vergi politikaları uygulamak suretiyle ekonominin yönlendirilmesi çeşitli yollarla mümkün olmaktadır. Bunlar arasında en etkin uygulanan ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde özel bazı yatırımların teşvik edilmesi ve tasarruf sermaye birikiminin sağlanması için başvurulan vergi politikası uygulaması, vergi indirimleri veya muafiyetlikleridir. Bir ülkenin vergilemede başarılı olabilmesi için vergi kanunlarının rasyonelliği yanında, vergi idaresinin kanunları etkin bir şekilde uygulayacak teknolojik alt yapıya, insan kaynağına ve denetim mekanizmasına sahip olması gerekmektedir. Aksi halde kayıt dışı ekonomi sorunu ortaya çıkar. Kayıt dışı ekonomi iki açıdan büyük önem taşımaktadır. Toplam ekonominin bir bölümü resmi kayıtlara girmediği sürece ekonominin gerçek boyutunu ve ekonomik büyüklüklerin göreli ağırlığını saptamak mümkün değildir. Buna bağlı olarak, ekonomik sorunlara doğru tanı koymak ve geliştirilen politikaların uygulanışında etkinliğin sağlanması da olası değildir. Vergi kaçağının yaygın olduğu durumlarda ekonomide nakit gereksiniminin artacağı varsayımı altında vergi kaçağına bağlı olarak ekonomide para talebinin de artacağı ileri sürülmektedir. Ekonomide işlem saiki ile para talebinin artması faiz haddinin yükselmesine yol açar. Faiz haddinin yükselmesi ise yatırımlar üzerinde olumsuz etkiye yol açar. Kayıt dışı ekonominin hesaplanmasında farklı yöntemler uygulanmaktadır. Fakat hiçbiri net sonuçlar vermemektedir. Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın temel hedefi sürdürülemez boyutlara varmış olan kamu borçlarına yol açan borç dinamiğinin ortadan kaldırılarak Türkiye ekonomisinin olağanüstü bir dış yardıma muhtaç kalmayacak bir yapıya kavuşturulmasıdır. Bu çalışmada; yukarıda kısaca bahsedilmiş olan konular başlıklar altında kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm; vergileme kavramı, vergi politikaları ve Türk Vergi Sisteminin yapısı konularından oluşmaktadır. İkinci bölümde; kayıt dışı ekonomi, vergisel boyutu, Türkiye'de kayıt dışı ekonominin durumundan bahsedilmiştir. Üçüncü bölümün konusu; Türkiye ekonomisinin 1990 sonrası yapısı, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ve Türkiye'nin Avrupa Birliği vergilendirme politikalarına uyumundan oluşmaktadır. Dördüncü ve son bölümde ise; OECD ülkelerine ilişkin vergi istatistikleri, Türkiye'nin durumu ve sektörel vergi yüklerinde yaşanan değişmeler ele alınmıştır.\ud Tax is the financial subscription that the government demands from conventional and real persons, in terms of its sovereignty power. The government demands it by compulsorily and without defining which service it compensates for. Taxes are classified in terms of their subjects, kind of liabilities, their proportions, basis of taxation, tax impositions, and in terms of how they are collected. Each country has its own Taxation System which reflects its social, economic, and political characteristics and regime. Taxation System is both derivative and function of its economic system. It is possible to conduct the economy in various ways by implementing Taxation policy. Among these, what is most effectively applied are the taxation policy implementations notably carried out in developing countries to encourage specific private investments and the taxation policy implementation which is applied in order to provide savings capital fund, tax abatement or tax exemptions. It is crucial that a country, should possess the technological facilities, human resources and control mechanism in addition to its rational tax laws so that it should be successful at taxation. Otherwise, the problem of unregistered economy emerges. Unregistered economy is of great importance in two aspects; It is impossible to determine its relative weight of economic size unless a part of economy is out of official registration. In relation to this, it is not probable to determine the right diagnosis for the economic problems, and to provide the effectiveness in the implementation of policies developed. It is put forward that in the event of widespread tax evasion, there would be the possibility of increase in requirement for liquid funds and there would also be an increase in cash demand in economy. Banking and increase in demand for fund give way to the increase in interest rates. And this leads to a negative effect on investments. Different policies are applied in calculating the unregistered economy. But no one gives sharp results. The basic aim of Transition Program to Strong-Stable Economy is to enable the Turkish Economy stand on its feet without support of foreign funds and to abrogate debt dynamics which becomes not sustainable that cause public debts. In this study; the topics briefly pointed out above were discussed extensively under the titles. The study consists of four chapters. First chapter; taxation concept, taxation policies and the structure of Turkish taxation system. Second chapter; unregistered economy, and its taxation dimension, the situation of registered Economy in Turkey. Third chapter; the structure of Turkey's economy after 1990, transition program to strong-stable economy and taxation policies promoting investments Fourth chapter; Tax statistics related to the OECD countries, Turkey's condition and the changes experienced in the Sectoral Taxation Charges

    Hazcı (Hedonik) tüketim davranışlarında televizyonun rolü: SDÜ öğrencileri üzerine bir araştırma

    No full text
    Çağımızda hızla gelişen teknoloji, iletişim ve bilişim alanındaki değişmeler tüketim olgusuna farklı bir boyut kazandırmıştır. Tüketiciler giderek temel gereksinimlerini karşılamak için yapılan tüketimden haz almak için gerçekleştirilen tüketime yönelmektedirler. Bu bağlamda hedonik tüketim kavramı ön çıkmaktadır. Hedonik tüketim ürünlerin duygusal yönü, ürünün tahrik ettiği fantezi ve hayaller nedeniyle tüketimin gerçekleştirilmesini ifade eder. Hedonik tüketimde tüketiciler ürünlerin duygusal yönünden tatmin olmaktadır. Tüketicinin bazı yoğun duyguları ekonomik ve yararcı karar vermesine engel olmaktadır. Televizyon ve reklam sektörü, duygu ve fantezilerin tetiklediği hedonik tüketimi destekleyici niteliktedir. Televizyonun yoğun yönlendirmesiyle ekran karşısında insanlar yaşamın her alanında haz arayan bireyler haline dönüştürülmektedir. Televizyon programlarının eğlence ve haz alma odaklı, daha üst yaşam tarzlarını öven yayın içerikleri insanları tüketime yönlendirmektedir. Bu çalışmada tüketiciler için değişen anlamıyla tüketim kavramı, değişen tüketici davranışları, tüketicilerin hedonik eğilimlerini teşvik eden tüketim kültürü oluşumu, fantazya ve düşler sunarak insanları gerçeklik duygusundan uzaklaştıran televizyon incelenmiştir. Bu bağlamda Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri üzerinde anket çalışması gerçekleştirilerek öğrencilerin hedonik tüketim davranışlarında televizyonun rolü belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Tüketim Kültürü, Tüketici Davranışı, Hedonik Tüketim, Televizyon.\ud ABSTRACT: In today's world, consumption attains a different dimension because of the tranformations in fast developing areas of technology, communication and informatics. Consumers gradually tend to the consumption for having pleasure from the consumption for filling basic needs. In this context, hedonic consumption concept looms large. Hedonic consumption states that consumption is implemented by reason of emotional facet of products, fantasy and daydream that products arouse. Consumers are gratified by emotional facet of products in hedonic consumption. Intensive feelings of consumers forestall the economic or utilitarian purchasing decision. The television and advertising sector have supportive characteristics to hedonic consumption evoked by emotions and fancy. With the intense orientation, people in front of the screen, turn into a person seeking pleasure in every field of life. People are directed to consumption by television programme with their fun-focused, pleasure-focused content and programme content that commend better mode of life. In this thesis, consumption concept with the varying purport for consumer changing consumer behaviour, constitution of consumer culture that induces hedonic consumption propensity of consumer, television which estranges people from the feeling of reality by offering fantasia and aspiration were studied. In this context, a survey study concerning the role of television in the hedonic consumption behaviour of student of Süleyman Demirel University were studied and the results were interpreted. Key Words: Consumption, Consumption Culture, Consumer Behavior, Hedonic Consumption, Television

    Uluslararası ilişkilerde tarafsızlık, daimi tarafsizlik ve İsviçre örneği

    No full text
    Tarih boyunca "savaş kavramı ile beraber gelişim gösteren "tarafsızlık olgusu, 17. yüzyıldan itibaren devletler tarafından geçici olarak benimsenen bir dış politika tercihi halini almıştır. Tarafsızlığa ilişkin kuralların kodifikasyonu için ise, uluslararası hukuk çatısı altında tarafsızlık hukukunun gelişim göstermeye başladığı 19. yüzyılı beklemek gerekmiştir. Uluslararası ilişkilerde tarafsızlık kavramını inceleyen bu çalışmada, öncelikle bir dış politika stratejisi olarak tarafsızlığın teorik temelleri üzerinde durulmuştur. Tarafsızlık hukukunun düzenlediği daimi tarafsızlık statüsü ve bu statüden doğan hak ve yükümlülüklerin yer verildiği ikinci bolumun ardından, üçüncü ve son bolümde, tarihin en koklu tarafsızlık geleneğine sahip İsviçre'nin tarafsızlık pratiği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarafsızlık, Daimi Tarafsızlık Statüsü, Tarafsızlık Kuralları, İsviçre Tarafsızlığı, Dış Politika Stratejileri.\ud The concept of neutrality, which has developed in parallel with the term of war during history, became a temporary foreign policy preference for states as from 17th century. On the other hand, 19th century, in which the law of neutrality started to develop under international law, was needed to wait for the codification of the rules of neutrality. In this study, which analyses the concept of neutrality, it is firstly emphasized that the theoretical basis of neutrality as a foreign policy strategy. After the second chapter which contains the status of permanent neutrality and rights and obligations stemming from this status, in the third and last chapter it is analyzed that the neutrality practice of Switzerland which has the most long-established neutrality tradition. Key Words: Neutrality, The Status of Permanent Neutrality, Rules of Neutrality, Swiss Neutrality, Foreign Policy Strategies

    Hİsse senedi satın almada finansal bilgi sisteminin etkisinin analizi

    No full text

    Avrupa Birliği'ndeki istihdam stratejileri ile Türkiye'deki istihdam stratejilerinin ekonomik anlamda karşılaştırılması

    No full text
    Günümüzde birçok gelişmiş ülkede başlıca ekonomik ve sosyal bir sorun olarak karşımıza çıkan işsizlik kavramının kendini fark ettirmesi, 1929 Dünya Ekonomik Buhranından sonra olmuştur. J.M. Keynesin 1936 yılında "İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi" isimli kitabı iktisat bilimiyle birlikte istihdam konusuna dikkatleri çekmiştir. Ekonomik entegrasyonlar arasında istihdam konusunda en başarılı Avrupa Birliği görülmektedir. 1997'deki Amsterdam Anlaşmasıyla birlikte Avrupa Birliği İstihdam Stratejisi Ortaya çıkmış ve 2003 yılında 10 ana hedef ışığında yenilenmiştir. Bu strateji kurallı ve uygulamaya dönük olması ile yapısal fonlardan desteklenmesi başarılı olmasına neden olmuştur. Fakat son katılan 10 üye ülke ile bazı aday ülkelerde işsizlik oranlan ve istihdam yapısındaki bozukluklar dikkati çekmektedir. Türkiye'de ise bu durumdaki AB ülkelerine bakıldığında istihdam rakamlarının ve iş yapısının koşullarının başarılı olduğunu söylemek bile mümkündür. Bu nedenle istihdam kavramı Türkiye önünde bir engel değildir. Ancak uygulamaya dayalı Ulusal Bir İstidam Stratejisi hazırlamak da Türkiye açısından zorunludur. Anahtar kelimeler: İstihdam, Avrupa Birliği İstihdam Stratejisi, Ulusal İstihdam Stratejisi, İşsizlik, Kayıt Dışı İstihdam.\ud ABSTRACT: Today Economic and social problem has been noticed in many developped country, after World Economic crisis in 1929. The book, "The General Theory of Employment, Interest and Money" by John Maynard Keynes in 1936, attracted attention with Science of Economics in Employment. The most successfull group in Economic Entegrations is regarded European Union, in 1997 with Amsterdam Treaty, European Union Employment Strategy was occured and renewed in 2003 with 10 target. This strategy is successfull because it is accordant with rules, practical and stayed up in structural fund but the last attended 10 member countries and some candidate countries atract attention in unemployment rates and the failure of employment structure. Examining the akin European Countries, it is even possible to indicate that in Turkey's employment valuation and conditions at business structure are prosperous. Whence the Notion of employment is not a set in front of Turkey but it is essential to prepaire a practical National Employment Strategy. Keywords: Employment, European Union Employment Strategy, National Employment Strategy, Unemployment, Informal Employment

    Bankalar açısından Basel sermaye yeterliliği uzlaşısı ve KOBİ'ler üzerine etkisi

    No full text
    Finansal piyasalarda ve ülke ekonomilerinde yaşanan krizlerin son yıllarda çoğalması ile birlikte bankacılık sektöründe sermaye yeterliliği kavramının önemi artmıştır. Sermaye yeterliliği, bankaların mali yükümlülüklerini karşılamak ve beklenmeyen zararlardan korunmak amacıyla bulundurmaları gereken sermaye düzeyini ifade etmektedir. Sermaye yeterliliğine ilişkin ilk düzenleme Basel Bankacılık ve Denetim Komite'si tarafından Basel I olarak 1988 yılında yayınlanmıştır. Bu düzenlemenin riske karşı duyarlılığının düşük olması nedeni ile 2004 yılında ikinci sermaye yeterliliği düzenlemesi olan Basel II yayınlanmıştır. Basel II uygulamalarından etkilenecek en önemli ekonomik birimler KOBİ'lerdir. Ülke ekonomileri içinde önemli bir yere sahip olan KOBİ'ler, Basel II ile birlikte yeniden tanımlanmış ve yeni tanıma göre, mevcut uygulamada KOBİ olarak değerlendirilmeyen birçok işletme KOBİ kapsamında değerlendirilecektir. Finansal piyasalara Basel II' nin getirdiği en önemli değişiklik ise kredi derecelendirme kavramıdır. Kredi derecelendirme, borçlunun krediyi belirlenen sürede ve miktarda geri ödeyebilme gücünün ifadesidir. Basel II ile birlikte bankalar kredi kullandırırken, borçlulara, bağımsız kredi derecelendirme kuruluşları veya bankalar tarafından verilen kredi notlarını esas alacaklardır. Kredi notu yüksek olan KOBİ'ler bankalardan daha düşük maliyetle kredi sağlayabilecekken, kredi notu düşük olan KOBİ'ler ise daha yüksek maliyetle kredi kullanabileceklerdir. Anahtar Kelimeler; Basel II, Kredi Derecelendirme, Sermaye Yeterliliği, KOBİ.\ud ABSTRACT: Owing to the increasing crisis in recent years occurring in financial markets and state economies, the importance of the "capital adequacy" notion in banking sector has improved. Capital adequacy means, the capital level which the banks have to keep in their bodies in order to meet their financial obligations and to protect themselves against unexpected loss. The first arrangement related to capital adequacy was published as Basel I by The Basel Committee on Banking Supervision in 1988. Because this arrangement has low sensibility against risk, in 2004, second capital adequacy arrangement, Basel II, was published. The most important units to be affected by Basel II applications are SMEs. SMEs which have a significant share in state economies have been redefined with Basel II and according to the new definition many enterprises which are not considered as SME in current application are to be considered as SME. The most important innovation that Basel II has brought into financial markets is credit assessment. Credit assessment is the definition of debtor's capacity to pay the credit back in determined term and amount. With Basel II, when the banks let the debtors use credit, the debtors' credit grades given by external credit assessment institutions and banks are to be predicated on. While SMEs with high credit grades are able to obtain credits with low costs, the SMEs with low credit grades will only be able to use credits with high costs. Key Words: Basel II, Credit Assessment, Capital Adequacy, SME

    Kamu mali karar alma süreçlerinin etkinliği ve iç denetim fonksiyonu

    Get PDF
    Bu çalışmanın amacı, kamu mali karar alma süreçlerin de iç denetim fonksiyonunun etkin kullanılmasında dikkat edilmesi gereken unsurları ortaya koymaktır. Bu bağlamda, Türkiye'de 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile uygulama alanı bulan iç denetim fonksiyonuna yönelik düzenlemeler değerlendirmeye alınmaktadır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mali karar alma süreçlerinin tarih sel gelişimi, çevresi, aşamaları, temel bileşenleri ve siyasi, teknik ve kurumsal süreçlerindeki kısıtları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, kamu mali karar alma süreçlerinin etkinlik arayışlarında değişimin yönü ve değişim araçları açıklanmış, ardından denetim hakkında bilgi verilmiştir. Bu kısımda, uluslararası örgütler tarafından yapılan çalışmalara da değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Türkiye'de mali karar alma süreçlerinin etkinleştirilmesi arayışları ele alınmıştır. Bu sebeple, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun getirdiği yeni düzenlemeler hakkında genel bilgi verilmiştir. Ardından Türkiye'deki iç denetim fonksiyonuna yönelik düzenlemeler değerlendirilmiştir. Son bölümde ise çalışmanın konusu ile ilgili sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Mali Karar Alma Süreci, Etkinlik, İç Denetim.\ud ABSTRACT: The purpose of this study is that explain that elements which require being careful in using internal audit function efficiently in public financial decision making process. In these purpose regulations about internal audit function which are applied by the Public Financial Management and Control Act 5018 is evaluated. The study is consist of four parts. In the first part of the study general information is given about public financial decision making process' historical evolution, environment, stages, components and it's constraints on the political, technical and instituonal process. In the second part of the study direction of evolution in public financial decision making process and evolution means are explained, than, internal audit function is evaluated as a part of financial control. In the third part search of efficiency in public financial decision making process in Turkey. So, basic regulations which are occurred in Public Financial Management and Control Act, than, regulations about internal adit function are evaluated. And in the final part, Consequence and Suggestions about the subject of these study is mentioned. Keywords: Public Financial Decision Making Process, Efficiency, Internal Audi

    Avrupa Birliği uyum sürecinde Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları

    Get PDF
    Bu tezin amacı, Türkiye'deki STK' ın gelişimine Avrupa Birliği uyum sürecinin etkisini incelemektir. Bu konuyu tahlil edebilmek için Avrupa Birliği'nde ve Avrupa tarihinde sivil toplum ve STK' ların gelişiminin ve bugünkü konumlarının yeterince anlaşılması ve açıklanması gerekmektedir. Sivil toplum ve STK'ların tarihsel ve teorik olarak Avrupa'da doğup gelişmiş kavramlardır. Bugün sivil toplumun Avrupa'nın geleneksel toplum tipi olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle bugün Avrupa Birliğinde sivil toplum ya da STK'lar çoğunlukla sadece gelişmekte olan ülkelere yönelik olarak gündemdedir. Bugün Avrupa Birliğinde konu ağırlıklı olarak aday ülkelere yönelik olarak bu ülkelerde STK'ların oluşturulması ya da geliştirilmesi gerektiği üzerinde çalışmalarla birlikte anılmaktadır. Türk tarihinde sivil toplumun ya da sivil toplum değerlerine sahip kuruluşların olmadığını söylemek tam olarak doğru değildir. Ancak Avrupa'daki gelişimi düşünüldüğünde STK'ların en önemli özelliklerinden biri olan yönetim karşısında görece özerk olmak özelliği Osmanlı döneminde varlık göstermiş olan STK benzeri kuruluşlar için söz konusu olduğunu söylemek zor görünmektedir. Yani bu kuruluşların devlet karşısında bağımsız olduklarını söyleyemeyiz. Bu nedenle Osmanlıdaki bu yapılar, işlev olarak STK sayılabilecek olsalar da bugünkü anlamda STK sayılmamaktadırlar. Avrupa Birliğinde Avrupa çapındaki STK'lar aday ülkelerle olan ilişkilerde kendi alanlarında faaliyet gösteren STK'ları görmek istemektedirler. Ayrıca birlik içinde birçok kararın alınmasında STK'lara danışılmaktadır. Bu nedenle STK'lar özellikle aday ülkelerin uyum süreçlerini hızlandırmakta oldukça etkili olabilmektedirler. Sonuç olarak, Türkiye'de sivil toplumun ve STK'ların geliştirilmesi gereği her zaman gündemde olmuştur. Türkiye'de de özellikle Helsinki sonrası süreçte Avrupa Birliği uyum süreci nedeniyle bu alanda daha köklü iyileşmeler görülmeye başlanmıştır. Bunu ulusal mevzuat değişiklikleri ile de kolaylıkla takip edebiliyoruz. Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum Kuruluşları, Sivil Toplum, Avrupa Birliği, Uyum Süreci\ud Aim of thesis is discussing the effect of European Community adaptation process in establishing of NGOs in Turkey. For purpose of analyzing this subject it is necessary to examine clearly civil society and NGOs in the context of European Community and history of Europe. Civil society and NGOs, historically and theoretically, emerged and developed in Europe. It is possible to say that civil society is the traditional form of Europe. Today, the civil society and NGOs are just evaluated as a subject of underdeveloping countries in Europe. The community is interested in the subject of establishment and development of NGOs in these countries. It is not exactly right to claim that civil society or institutions, which have same values with NGOs, do not exist. However it's difficult to say that there have been institutions in Ottoman Empire which were autonomous under the empire comparing with developments in Europe. In other words the institutions were not autonomous under the Ottoman Empire. Therefore the institutions could be categorized functionally but not in the same meaning of contemporary NGOs. NGOs which are functioning around Europe require NGOs which are functioning in same fields from candidate countries. Also, the community asks for advice from NGOs in decision making process. Therefore NGOs are very effective for accelerating of adaptation process of the candidate countries. Finally, developing of civil society and NGOs in Turkey has been a popular subject in recent years. Especially after Helsinki process, fundamental improvements in the way of adaptation with Europe have been seen. This process appears obviously in amendment of national public laws. Keywords: NGOs, Civil society, European Community, Adaptation Process

    İnteraktif zaman planlaması : Dağ Komando Okulu örneği

    Get PDF
    Bu tez çalışmasında, genel doğrusal programlama problemlerinin özel bir durumu olan atama modeli kullanılarak bir zaman planlaması yapılmıştır. Uygulama yeri olarak Dağ ve Komando Okulu seçilmiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; ulaştırma modelinin tanımı, uygulama alanları, genel bir ulaştırma modelinin matematiksel ifadesi ile çözüm tekniklerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde; atama modelini tanımı, kullanım alanları ve çözüm teknikleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Dağ ve Komando Okulunda atama modeli ile örnek bir zaman planlaması uygulaması yapılmıştır. Anahtar Kelime: İnteraktif zaman planlaması, atama problemleri.\ud In this thesis, a timetabling study has been conducted by using the assignment programming method that is as a specific case of linear programming technique. The Mountaineering and Commando School has been selected for the case study. This research contains three chapters. In the first chapter; description, utilization, mathematical expression and the solution technique of the transportation model, have been given. In the second chapter; description, utilization, and the solution technique of the assignment programming, have been explained. In the third chapter; a timetabling solution using the assignment model in the Mountaineering and Commando school has been given. Keyword: Interactive timetabling, interactive scheduling, assignment problem

    İş yoğunluğu tahmini ve işgücü planlama : süpermarket uygulaması

    Get PDF
    Bu çalışmada, hizmet işletmelerinde istihdam edilecek işçi sayıları ve birer saat aralıklarla haftanın hangi günlerinde kaç işçinin çalışması gerektiği araştırılmaktadır. Uygulama için öncelikle seçilen hizmet işletmesinden (IYAŞ) 47 haftalık kasa verileri alınmıştır. İlk veri olarak, bu kasa verileri veritabanı ortamına aktarılmış ve verilerden birer saat aralıklarla gün gün gelen müşteri sayıları çıkarılmıştır. Bu verilerden özel günlere rastlayan veriler (bayram, promosyon vb.) çıkarılmıştır. İkinci veri olarak ise, yoğun günlerde kasiyerlerin müşterilere verdikleri hizmet süreleri ölçülmüştür. Bu ölçülen verilerin ortalaması alınarak ortalama hizmet süresi olarak belirlenmiştir. Bu belirlenen iki veri simülasyon programına verilerek birer saat aralıkl arla gün gün gelebilecek müşteri sayıları ve çalışması gereken kasiyer sayıları elde edilmiştir. Elde edilen veriler önerilen algoritmaya uygulanarak çalışması gereken toplam kasiyer sayısı ortaya konulmuştur. Ayrıca kasiyerlerin ortalama hizmet süresinin belirlenen bir seviyeye düşürülmesi durumunda gerekli olan kasiyer sayısı ve birer saat aralıklarla gün gün çalışması gereken kasiyer sayıları bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Simülasyon, İşgücü Planlama, Veri İşleme\ud In this study, it has been searched the number of workers will be employed and how many workers should work which days of the week in every one hour interval in service companies. First of all, it has taken cash desk data for 47 weeks from the chosen supermarket for this study. For the first data, these cash desk data transferred to database and it has found the number of customers came to the supermarket for each day in every one hour interval. It has taken out the extraordinary days' (bayram, promotion, etc.) data. For the second data, it has evaluated the cashiers' service time to the customers in crowded days. It has determined the average service time by taking the mean of measured data. It has obtained the needed number of cashiers and customers could come for every each day in every one hour interval by entering these two determined data to the simulation program. It has presented the needed number of total cashiers by implementing the obtained data to the advised algorithm. Additionally, it has been reached the needed number of cashiers for each day in every one hour interval in conditions of decreasing the average service time of the cashiers' to a specific level. Keywords: Simulation, Workforce Planning, Data Processin

    277

    full texts

    817

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Suleyman Demirel University DSpace Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇