Suleyman Demirel University Research and Education Hospital

Suleyman Demirel University DSpace Repository
Not a member yet
    817 research outputs found

    II. Abdülhamid dönemi Osmanlı - Karadağ siyasi İlişkileri

    Get PDF
    Bu çalışmanın amacı, Osmanlı-Karadağ ilişkilerinde çok önemli bir yer tutan Abdülhamid-Nikola dostluğunun iki ülke ilişkilerine etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca Karadağ'ın bağımsız bir devlet olarak, devletler muvazenesinde Osmanlı Devleti ile yaşadığı otuz yılı aşkın siyasi tecrübeyi ele alarak iki devlet ilişkilerindeki olumlu değişimi yansıtmaktır. Zaman sınırlaması olarak II. Abdülhamid dönemiyle sınırlandırılan çalışmada, konu sınırlandırmasına da gidilerek, siyasi ilişkiler ele alınmıştır. Çalışmanın sonucunda şu neticelere ulaşılmıştır. Bugün Balkanlarda Adriyatik Denizi kenarında küçük ve bağımsız bir devlet olan Karadağ'ın Osmanlı Devleti ile ilişkileri 14. yy da başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin, coğrafi şartlar ve kabile tarzı yaşam şekilleri nedeniyle tam anlamıyla hakimiyet sağlayamadığı Karadağ'da, özellikle 19. yy'da milliyetçilik hareketlerinin ve panslavist hareketlerin etkisiyle, Osmanlı Devleti'ne karşı bir çok isyan meydana gelmiştir. II. Abdülhamid'in tahta geçmesi ve patlak veren Osmanlı-Rus Harbi'nin ardından imzalanan 1878 Berlin Antlaşması'yla Karadağ bağımsızlığını kazanmıştır. Bağımsızlık sürecine kadar ilişkiler hep çatışma ve savaş ağırlıklı olmuştur. Karadağ, I. Nikola yönetiminde Osmanlı Devleti ile diplomatik ilişkilere başlamıştır. Böylece II. Abdülhamid'in tahttan indirilişine kadar, iki devlet arasında küçük sınır çatışmaları haricinde savaşın görülmediği, yaklaşık 30 yıllık bir süreç yaşanmıştır. Barışın hakim olduğu bu dönem, iki devlet ilişkilerini çok olumlu bir noktaya getirmiştir. Bunda II. Abdülhamid ve Nikola'nın devlet yönetimindeki şahsi becerileri ve kişisel dostluklarının büyük etkisi vardır. Iki devlet arasında kriz noktasına gelen hadiselerin, iki liderin çözümsel ve barışçıl yaklaşımlarıyla halledildiği görülmüştür. Nikola'nın İstanbul seyahatleri, Abdülhamid'in misafirperverliği, Karadağlıların ezelden beri sahip olduğu "Türk düşmandır" önkabülünün kendi içlerinde sorgulanmasına yardımcı olmuştur. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı ile Abdülhamid'in etkisi azalmış Jöntürk muhalefeti etkisini göstermiştir. Bu yıldan sonra ilişkilerin durağanlaşması ve Abdülhamid'in tahttan inmesiyle birlikte Balkan Savaşları'nın ortaya çıkması, Abdülhamid ve Nikola'nın siyasetlerinin yerindeliğinin bir kanıtıdır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Karadağ, Siyasi Tarih, Prens Nikola Petroviç, II. Abdülhamid, Sınır Sorunları, diplomatik ilişkiler, Çetine, Balkanlar.\ud The aim of this work is to identify the impacts of the Abdul Hamid - Nicholas friendship on the relations between the Ottoman Empire and Montenegro. A further goal is to describe how relations between the two states improved during thirty plus years of contact between the Ottoman Empire and Montenegro as an independent entity. This study focuses on the Abdülhamid period and concentrates on the topic of political relations. An abridged discussion of study results is provided below. Montenegro, an independent and relatively small-sized Balkan country by the Adriatic Sea, established relations with the Ottoman Empire as early as the 14th century. The Ottomans were not able to dominate Montenegro fully due to difficulties posed by geography and the tribal lifestyle prevailing in the region. Montenegro was home to several revolts against the Ottomans in the 19th century, which was a consequence of nationalist movements and pan-Slavic tendencies of the time. The accession of Abdul Hamid II to the Ottoman throne, followed by the Russo-Turkish War (1877-1878), led to the conclusion of 1878 Berlin Treaty which meant independence for Montenegro. Under the rule of Nicholas I, Montenegro began diplomatic relations with the Ottoman Empire. Minor border skirmishes being excepted, the relations ushered in an approximately 30-year era of no armed conflict between the two states until the deposition of Abdul Hamid II. The peaceful era has raised the relations between the two to a very positive high. The political leadership skills of Abdul Hamid and Nicholas I, as well as their friendly manners, played a major role on the mutually amicable relations. Incidents escalating to crisis levels between the two states were resolved with the solution-oriented and peaceful approaches of these two leaders. Nicholas' visits to Istanbul, coupled with Abdul Hamid's hospitality, helped Montenegrins to tone down their historic perception of Turks as foes. Nevertheless, opposition by Ittihat ve Terakki Cemiyeti (Committee of Union and Progress), backed by Albanians upset by territorial concessions to Montenegro, resulted in the proclamation of the Second Constitutional Era in 1908. Shortly thereafter, Abdul Hamid's rule came to a close. The policies implemented by the Ittihat ve Terakki Cemiyeti disrupted the balance Abdul Hamid had put in place in the Balkans. Relations between the Ottoman Empire and Montenegro were weakened, and the way was paved for the Balkan Wars, as a result. Key Words: Ottoman Empire, Abdul Hamid II, Montenegro, Balkans, Prince Nicholas Petrovich, Cetinje, Political Relations, Ottoman-Montenegrin Relations

    Dünyada ve Türkiye'de elektronik yayıncılık

    Get PDF
    Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde hayatımıza dahil olan yeni kavramlardan biri de elektronik yayıncılıktır. Bu tez çalışması, önemi her geçen gün daha da artan elektronik yayıncılık kavramını açıklamayı amaçlamıştır. Bu amaç çerçevesinde literatür taraması yapılarak, elektronik yayınlar, elektronik yayın türlerinden elektronik gazeteler, elektronik dergiler ve elektronik kitaplar, bu yayınların dünyadaki ve Türkiye'deki gelişimi, avantajları ve dezavantajları, elektronik dergilerden elektronik akademik dergiler ve bu dergilerin etki alanı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Elektronik Yayıncılık, Elektronik Gazetecilik, Elektronik Dergi, Elektronik Kitap.\ud One of the concepts that entered into our life nowadays in which technology develops fast is the electronic publishing. This thesis study is purposed to explain concept of electronic publishing having growing importance. Subjects of electronic publishing, electronic journals, electronic magazines and electronic books as electronic publication and development of this publications in the world and Turkey and their advantages and disadvantages, and electronic academic magazines as electronic magazines and influence area of the magazines, and the status of aforesaid electronic publication types are examined in the study by performing literature review under this purpose. Key words: Electronic Publishing, Electronic Journalism, Electronic Magazine, Electronic Book

    Liderlik davranışını etkileyen toplumsal normların analizi

    No full text
    Liderlik her geçen gün daha fazla ilgiyi üzerinde toplamaktadır. Bunun sebebi liderlerin, grup düzeyinden başlayarak toplumsal düzeye kadar, bütün sosyal yapılarda önemli roller üstlenmesidir. Gerek işletmelerde gerekse de diğer sosyal yapılarda, başarı veya başarısızlık lider ile ilişkilendirilmekte ve liderin davranışı belirleyici olmaktadır. Liderin, liderliği (liderlik davranışı), sadece kendisine bağlı değildir ve çeşitli faktörler tarafından şekillendirilmektedir. Bu faktörler liderin içinde bulunduğu durumdan kaynaklanabileceği gibi, liderin geçmiş yaşantı ve deneyimlerinden de kaynaklanabilir. Bu çalışma ile liderin yaşamında (özellikle gelişme çağında) içinde bulunduğu sosyal yapıların normlarının liderlik davranışına etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Sosyal yapılar, varlıklarını korumak, düzeni sağlamak, doğru ve yanlış eylemleri belirlemek, insanlar arasındaki ilişkilere yön vermek için düzenleyici kurallar oluşturmaktadır. Norm olarak adlandırılan bu düzenleyici kurallar; belirsizliği azaltma, davranışları kısıtlama ve bireyi özgürleştirme yoluyla insan davranışlarını şekillendirmekte ve etkilemektedir. Araştırma, bu etkinin liderlik davranışı için de geçerli olup olmadığı sorusundan hareketle hazırlanmıştır. Araştırmada, liderin içinde bulunduğu toplumsal yapılarda (aile, eğitim kurumu, sosyal çevre ve kurum) var olan normların otokratiklik düzeyi, bireyin normları benimseme derecesi ve norm varlığı ile liderlik davranışının farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmada veriler, 11-12 Nisan 2009 tarihinde TOBB, DEİK ve DTM tarafından organize edilen Dünya Türk Girişimler Kurultayı'na Türkiye'den katılan işletme sahipleri üzerinde yapılan anket çalışması ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, liderlik davranışının demografik özellikler olan yaş, yetişilen yerin büyüklüğü, yetiştiren kişi, baba mesleği, ailenin sosyo-ekonomik durumu ve mesleki deneyime göre farklılaştığı bulunmuştur. Liderin yetişme döneminde etki altında bulunduğu normlara göre ise babanın otokratiklik düzeyi, öğretmenlerinin otokratik davranması, sosyal çevrenin kurallarına uyma düzeyi ve kurumsal norm varlığı düzeyine göre liderin davranışlarının farklılaştığı bulunmuştur. Çalışmada, otokratik sosyal yapıların otokratik lider yetiştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Lider, Liderlik, Davranış, Sosyal Norm.\ud Leadership has been arousing more interest by each passing day. The reason is that leaders are undertaking important roles in all social structures starting from "group" level and reaching up to "social" level. Both in establishments and also in other social structures, success and failure are associated with the leader and the behavior of the leader becomes determinant. Leadership (leadership behavior) of the leader is not solely dependent on the leader but being shaped by various factors. While these factors might originate from the circumstance under which the leader is present, they might also originate from past experiences of the leader. In this study, it was aimed to examine the effect of the norms of the social structures, in which the leader is situated throughout his/her life (especially in development era), on leadership behavior. Social structures establish regulative rules in order to protect their assets, maintain order, determine right and wrong actions and direct the relations between people. These regulative rules are called "norm". Norms shape and influence human behaviors by means of reducing ambiguity, limiting behaviors and liberating the individual. This research has been prepared upon the question whether this effect is also valid for leadership behavior or not. Leaders are included in social structures such as family, education institutions, environment, etc. in development era as an individual. They start to work in an institution in the process following the development era. In this study, the level of norm of the social structures, in which the leader is situated, is examined and it was analyzed whether the leadership behavior changes or not. Data has been obtained from the surveys conducted on employers from Turkey that participated in World Turkish Enterprises Congress organized by TOBB; DEIK and DTM on April 11th-12th, 2009. At the end of the research, it has been found out that leadership behavior changes according to age, magnitude of the place where the leader is raised, the persons who raise the leader, occupation of the father, socio-economic status of the family and professional experience and it has been found that the behaviors of the leader change according to the autocratic level of the father, autocratic behaviors of the teachers, the level of obeying the rules of the social environment and lastly the corporate norm level. It has been concluded that autocratic social structures bring up autocratic leaders. Keywords: Leader, Leadership, Behavior, Social Norms

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin taraf devletlere yüklediği pozitif yükümlülükler

    Get PDF
    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin sağladığı temel hak koruması bireylerin özgürlük alanlarını devletin müdahalesine karşı korumakla sınırlı değildir. Sözleşme'de yer alan hakların yalnızca savunma hakları niteliğinde olmadığı, daha geniş koruma sağlayan bir içeriğe sahip olduğu, Sözleşme'de güvence altına alınan yargısal hakların özellikleri dikkate alındığında açıkça görülmektedir. Bu haklar çerçevesinde devletten, pozitif tedbirler almak suretiyle temel hakları kullanılabilir hale getirmesi ve güvence altına alması talep edilmektedir. Yaklaşık 30 yıldan beri, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'deki temel hak ve güvencelerden pozitif yükümlülükler kavramını geliştirmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 1. maddesindeki hakları tanıma ödevinin taraf devletlere yalnızca negatif yükümlülükler değil, aynı zamanda pozitif yükümlülükler de getirdiğini içtihadıyla ortaya koymuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dinamik ve gelişmeci yorum yaparak sürekli geliştirdiği içtihatlarla Sözleşme'deki özgürlüklerden yargı organları önünde ileri sürülebilecek pozitif haklar, bir başka deyişle devletin temel hakları koruma yükümlülüğünün kapsamını genişleten pozitif yükümlülükler geliştirmiştir. Bu tezin amacı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin taraf devletlere yüklediği pozitif yükümlülüklerin neler olduğunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında ortaya koymaktır. Bu bağlamda pozitif yükümlülük kavramı, pozitif yükümlülüklerin amacı, türleri üzerinde durulmuş ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatlarından örnekler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, negatif yükümlülükler, pozitif yükümlülükler, Avrupa İnsan Haklar Sözleşmesi'nin yorumu.\ud Protection of fundamental rights provided by European Convention on Human Rights is not limited to protecting areas of freedom of individuals against state intervention. The fact that rights covered in Convention are not only defensive rights but that their content provides wider protection can be seen clearly when the properties of judicial rights secured in Convention are considered. Within the framework of these rights it is demanded that state should secure these rights and make them applicable by taking positive measures. Since about 30 years, European Commission of Human Rights and European Court of Human Rights have developed positive obligations as a concept from the fundamental rights in Convention. European Court of Human Rights has stated through its jurisprudence that the duty to acknowledge rights in the 1st Article of Convention brings for contracting states not only negative obligations but also positive obligations as well. With jurisprudence s that it has continually developed by making dynamic and progressive interpretations, European Court of Human Rights has developed positive rights that can be alleged through judicial processes, in other words it has introduced positive obligations widening the scope of state's obligation to protect fundamental rights. The aim of this thesis is to clarify what positive obligations that European Convention on Human Rights loads on contracting states in the light of the adjudications of European Court of Human Rights. To this end, the concept, aim and types of positive obligations have been investigated through examples of jurisprudences of the European Court of Human Rights. Keywords: European Convention on Human Rights, European Court of Human Rights, negative obligations, positive obligations, the interpretation of European Convention on Human Rights

    Ekim 1998 öncesi ve sonrası Türkiye'nin İsrail - Suriye ilişkilerine bakışı

    Get PDF
    Arap-İsrail ilişkileri Türkiye'nin genel anlamda Ortadoğu politikasını etkilerken, Suriye-İsrail ilişkilerinin Türk dış politikasında ayrı bir önemi bulunmaktadır. Bölgedeki diğer barış çabalarının aksine İsrail-Suriye Barış görüşmelerinde Türkiye iki farklı tutum sergilemiştir. Bu açıdan Ekim 1998, Türkiye'nin İsrail-Suriye ilişkilerine bakışında önemli bir kırılma anıdır. Ekim 1998, Türk Dış Politikasının vizyonunda öyle bir etki yaratmıştır ki, doksanlı yılların ortalarında İsrail-Suriye barış görüşmelerine kuşkuyla yaklaşan Türkiye, 2000'li yıllarda bu iki ülkenin bir araya gelebilmesi için arabuluculuk rolünü üstlenebilecek bir konuma gelmiştir. Bu çalışma, Türk dış politikasındaki, İsrail-Suriye ilişkileri üzerinde yaşanan kırılmanın sebeplerini inceleme amacıyla hazırlanmıştır. Türkiye'nin İsrail'le artan iş birliğinin incelenmesinin ardından, Suriye ile yaşanan gerilim ve gerilimin zirve yaptığı Ekim 1998 incelenmiş ve son olarak doksanlı yıllarla birlikte başlayan İsrail-Suriye barış görüşmeleri ve Türkiye'nin arabuluculuk yaptığı 2000'li yıllar analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye - İsrail - Suriye İlişkileri, Orta Doğu Barış Süreci, PKK, Su Sorunu.\ud In general terms, while Arab-Israel relations effects Turkey's Middle East policy, the Syria-Israel relations in Turkish foreign policy is a separate matter. Unlike other peace efforts in the region of Israel-Syria peace meetings in Turkey has two different attitudes exhibited. From this perspective, in October 1998, Turkey's Israel-Syria relations perspective is an important moment of fracture. October 1998, Turkish Foreign Policy in the vision which has created an impact that, in the mid nineties Israel-Syria peace meetings suspiciously far away from Turkey, with two thousand years, these two countries come together to undertake the role of mediation that could have taken a position. This study is for the purpose of examining the reasons of breakup in Israel-Syria relations in Turkish foreign policy. After examination of Turkey's growing cooperation with Israel, the tension experienced with Syria and October 1998 which was the peak of tension were examined. And finally the peace meetings which began in nineties and time period which Turkey has been become a mediator were analyzed. Key Words: Turkey - Israel - Syria Relations, Middle East Peace Process, PKK, Water Problem

    Veri madenciliği süreci kullanılarak portföy performansının değerlendirilmesi ve İMKB hisse senetleri piyasasında bir uygulama

    Get PDF
    Bu çalışmada, portföy kavramı üzerinde durulmuş ve veri madenciliği süreci kullanılarak 1995 - 2007/06 döneminde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) sürekli işlem gören 122 şirketin hisse senetlerinden, Sharpe, Jensen, Treynor portföy performans ölçütleri kullanılarak farklı portföyler oluşturulmuştur. Ardından, bu ölçütlere göre ortaya çıkan portföylerin performansları, aynı dönemin ve 2007/07 2007/06 dönemindeki aylık ortalama getirileri kullanılarak genetik algoritma yardımıyla farklı portföyler oluşturulmuştur ve şu sonuca ulaşılmıştır. Bu dönem içinde 122 şirketin hisse senetlerinden oluşturulabilecek farklı portföylerin Sharpe, Treynor ve Jensen performansları piyasanın (İMKB Ulusal 100 endeksi) üzerinde gerçekleşmiştir. Bunun temel nedeni, bu dönem içerisinde piyasanın risksiz faiz oranının altından getiri sağlamasıdır. Aynı portföyler 2007/07 - 2008/12 döneminde ise piyasanın altında performans göstermişlerdir. Anahtar Kelimeler: Portföy, Veri Madenciliği, Genetik Algoritma, Performans Ölçüleri.\ud In this study, it has been mentioned the portfolio concept and formed different portfolios by using data mining process and Sharpe, Treynor and Jensen portfolio performance measures from 122 different stocks which were traded in Istanbul Stock Exchange (ISE) in the period of 1995 - 2007/06 permanently. Following, the performances of the portfolios' formed by using data mining process has been compared with the performance of the market (ISE National 100 Indices) in the same period and the period of 2007/07 - 2008/12. In the base of this study, it has been thought that a portfolio could be formed by using data mining process and made an application in ISE Stock Market. In the application process, it has been formed different portfolios by using genetic algorithm and the average monthly return of 122 different companies' stocks in the period of 1995 - 2007/06. The result of the application is the following: The Sharpe, Treynor and Jensen performances of the different portfolios were higher than the market did. That is why the average monthly return of the market is lower than the risk free rate in this period. However these portfolios showed lower performance than the market in the period of 2007/07 - 2008/12. Key Words: Portfolio, Data Mining, Genetic Algorithms, Performance Measures

    5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun devlet muhasebe sistemine getirdiği değişiklikler : Süleyman Demirel Üniversitesi örnek uygulamas

    Get PDF
    Kamu mali yönetim sistemindeki aksaklıklar, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme süreci ve dünya ile entegre olma ihtiyacı, kamu mali yönetimi alanında reform yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu amaçla 1995 yılında "Kamu Mali Yönetimi Projesi" adı altında reform çalışmaları başlatılmıştır. Reform çalışmaları kapsamında ortaya çıkan düzenlemelerden birisi de 2003 yılında yayınlanan "Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu"dur. Kanun ile kamu mali yönetimi sisteminde köklü değişiklikler yapılmıştır. Çalışmamızda, bu değişimlerden sadece devlet muhasebesi alanında meydana gelen değişiklikler ve yenilikler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ülkemizde muhasebe işlemleri 1927 yılında yürürlüğe giren "Muhasebe-i Umumiye Kanunu" hükümlerine göre, nakit esasına dayalı olarak yürütülmekteydi. Nakit esasına dayalı muhasebe sistemi, devlet muhasebesinden beklenen bilgiyi üretmediği ve tüm kamu sektörünü kapsamadığı için sistemin değiştirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun yayınlanması ile birlikte söz konusu kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu tahakkuk esaslı devlet muhasebesinin yasal dayanağını oluşturmaktadır. Kanun, Maliye Bakanlığı'nı devlet muhasebesi alanında düzenleme yapmaya yetkili kılmış ve Bakanlık tarafından 2004 yılında yayımlanan yönetmelik ile ülkemizde tahakkuk esaslı devlet muhasebesine geçiş gerçekleşmiştir. Kanun ile devlet muhasebesi alanında getirilen en önemli değişiklik, bütün kamu kuruluşlarını kapsamına alan, tek düzen ve tahakkuk esasına dayalı bir devlet muhasebe sistemine geçilmesidir. Anahtar Kelimeler: Kamu Mali Yönetimi, Nakit Esaslı Devlet Muhasebesi, Tahakkuk Esaslı Devlet Muhasebesi, Mali Saydamlık, Hesap Verilebilirlik.\ud Defects in public financial management system, process of Turkey's entry into the European Union and necessity of integration into the world make it necessary to carry out a reform in the area of the public financial management. To this end, in 1995 under the name of "Public Financial Management Project", reform studies were begun. Within the reform studies, Public Financial Management and Control Law is one of the regulations occurred, published in 2003. With this law many reforms were made in public financial management system. in our studies, among these regulations, we only tried to present arrangements and reforms about government accounting. in our country, accounting transactions were carried out cash based according to the rules of General Accounting Law, became valid in 1927. Cash based system was supposed to be changed because it didn't produce the information expected by government accounting and it didn't include ali public sector. Having been published Public Financial Management and Control Law, the law in question was abolished. Public Financial Management and Control Law forms legal support of accrual based government accounting. This law enabled Ministry of Finance to reform in public sector accounting and by laws published by ministry in 2004, transition to accrual based government accounting began. The most important reform between law and government accounting is passage to government accounting system which includes ali public sector and is based on accrual and uniform accounting system. Keywords: Public Financial Management, Cash Based Government Accounting, Accrual Based Government Accounting, Financial Transparency, Financial Accountability

    Yusuf Akçura'nın din ve toplum anlayışı

    Get PDF
    Türk milletinin tarih sahnesindeki buhranlı dönemlerinden birisi, hiç şüphesiz Osmanlı Devleti'nin son zamanlarıdır. Bu dönemde problemleri çözeceği inancıyla değişik fikirler ortaya atılmış, farklı politikalar izlenmiştir. Bu aşamada Türk toplumu üzerinde önemli tesirleri görülen Türkçü aydınların, Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin fikri yapısının oluşmasında da önemli katkıları olmuştur. Bu nedenle Türkçülerin zihniyeti, fikirlerinde dinin yeri ve etkisi hep tartışıla gelmiştir. Bu çalışmada önemli Türkçü aydınlardan ve "Pantürkizm'in Babası" olarak da tanınan Yusuf Akçura'nın din ve toplum görüşleri sosyolojik bir bakış açısıyla ele alınmaya çalışılmıştır. Yusuf Akçura, Türk toplumunun içinde düştüğü durumdan kurtulabilmesi için Osmanlı aydınları tarafından ortaya konan Osmanlıcılık ve İslamcılık politikalarına alternatif olarak Türkçülük fikir akımını hararetli bir şekilde savunmuştur. Akçura'nın Türk toplumunun kurtuluş reçetesi olarak ortaya koyduğu Türkçülük anlayışı, dine alternatif veya dinden uzak bir anlama sahip değildir. Ona göre, İslam ve Türkçülük, gelişme ve modernleşme yolunda birbirini besleyen iki yaklaşımdır. Bu şekilde Türk toplumu en kuvvetli sosyal bütünleşmeyi gerçekleştirecek ve muasırlaşma yolunda önemli adımlar atacaktır. Anahtar Kelimeler: Yusuf Akçura, Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, din (İslam), toplum, milliyetçilik, sosyal bütünleşme.\ud One of the critic periods of the Turkish people on the stages of history, it is surely the last terms of the Ottoman Empire. During that term, many ideas have been put fonvard with the hope of solving problems, and different policies have been put into practice. On that phase, the Turkish intellects that had a big impact on the Turkish society made many important contributions also to construct the shape of the thoughts of the Turkish Republic. As a result, the effects and place of religion on the ideals and thoughts of the Turkists have always been discussed. in this study, it is aimed to take Yusuf Akçura, one of the important Turkish intellects and who is also known as "The Father of Panturkism", in sociological points of his ideals on religion and society. Yusuf Akçura supported the Turkism ideology ardently as an alternative to the Ottomanism and Islamısm policies which were put fonvard by the ottoman intellects to save the Turkish society firom the situation they were in. The Turkism ideology Akçura prescribed as the salvation for the Turkish society neither is an alternative to religion nor has got a meaning far from it. in his opinion, islam and Turkism are two approaches which foster each other with modernism and development. in this way, Turkish society can develop its most powerful social integration, and it will also take great steps in the way of modernization. Key Words: Yusuf Akçura, Ottomanism, Islamism, Turkism, religion (islam), society, nationalism, social integration

    Türkiye muhasebe standartlarına göre canlı varlıkların değerlemesi : büyükbaş hayvanlar üzerinde bir uygulama

    No full text
    Türkiye'deki tarım muhasebesi uygulamaları ile ilgili çalışmalar incelendiğinde uygulamalarda farklılıklar olduğu gözlemlenmektedir. Genellikle bu farklılıklar, canlı varlıkların hangi varlık grubundaki hesaplarda takip edileceği ve değerlemelerinin nasıl olacağı konusundadır. Bu çalışmada Türkiye'deki uygulama farklılıklarına da değinilmiş ve TMS 41'e göre açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; canlı varlıklar TMS 41'e göre sınıflandırılmıştır ve canlı varlıkların değerlemesinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde; büyükbaş hayvanlar üzerine yapılan uygulama, TMS 41 ve VUK'a göre yapılan uygulamalar ile karsılaştırılmış ve karsılaştırmanın finansal tablolara etkileri incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda: TMS 41'e göre gerçeğe uygun değerle değerlenen canlı varlıklar bilançoda canlı varlıklar baslığı adı altında gösterilmiş ve canlı varlıklardan elde edilen tarımsal ürünler hasat noktasına kadar bu standarda göre değerlendirilmiştir. TMS 41 ve VUK'a göre oluşan finansal tablolarda TMS 41'e göre değerlenen canlı varlıkların değerleri VUK'a göre değerlenenlerden fazla çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: TMS 41, UMS 41, Tarımsal Faaliyet, Canlı Varlık, Canlı Varlık Değerlemesi, Büyükbaş Hayvan Değerlemesi, Gerçeğe Uygun Değer.\ud When the studies on agricultural accounting applications in Turkey are examined, it is observed that there are differences in the application. Generally these differences are on in which asset group accounts will the biological assets be followed and what the valuations will be like. In this study, the application differences in Turkey are handled as well and it has been tried to provide a clarity according to Turkish Accounting Standard of Agriculture (TMS 41). The study consists of two parts. In the first part; biological assets have been classified according to Turkish Accounting Standard of Agriculture (TMS 41) and the valuations of biological assets have been mentioned. In the second part; the application done on cattles has been implemented by comparison to the ones carried out in TMS 41 and Turkish Tax Law and their influence on financial statement has been examined. In the conclusion of the study: biological assets evaluated with fair value according to TMS 41 have been shown under the title of biological assets on the balance sheet and agricultural products attained from biological assets have been evaluated according to this standard until the point of harvest. On the financial tableaus made according to TMS 41 and Turkish Tax Law, the values of biological assets whose evaluations have been done according to TMS 41 have outstripped the values implemented according to Turkish Tax Law. Key Words: TMS 41, IAS 41, Agricultural Activities, Biological Assets, Biological Assets Valuation, Cattle Valuation, Fair Value

    Siyasal pazarlama uygulamalarının seçmen tercihleri üzerine etkileri - İzmir İli örneği

    Get PDF
    Tüketici davranışlarını etkileyen birçok faktör olduğu gibi, siyasal pazarlamanın tüketicisi konumunda olan seçmen davranışlarını ve kararlarını da etkileyen birbirinden farklı birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörler çaba gerektirmeden, kendiliğinden oluşabildiği gibi, aynı zamanda siyasal pazarlama uzmanları tarafından bilinçli bir şekilde, seçmen tercihlerini etkileyebilmek için de oluşturulabilmektedirler. Bu çalışma, siyasal pazarlama uygulamalarının sosyo-ekonomik özelliklerine göre seçmenler üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın ilk üç bölümü; kavram olarak siyasal pazarlama nedir, seçmen davranışlarını etkileyen faktörler nelerdir ve bu faktörlere bağlı olarak siyasal pazarlama faaliyetleri hangi uygulamalardan oluşur sorularını cevaplamak üzere oluşturulmuştur. Dördüncü bölümde İzmir ili seçmenleri üzerinde yapılan anket çalışmasıyla İzmir ili seçmenlerinin sosyo-ekonomik durumlarına göre oy tercihlerinde siyasal pazarlama faaliyetlerinden ne derecede etkilendikleri ölçülmüştür. Anahtar Kelimeler: Siyasal pazarlama, Seçmen davranışları, Propaganda, Siyasi reklam.\ud There are a lot of different factors that affect the decisions and the behaviours of the electors who are in the position of the consumer of political marketing and, as well as there are lots of factors which affect the behaviours of the consumer. At the same time these factors can also be formed to affect the choices of the electors consciously by the experts of the political marketing and, as well as they can form automatically without requiring and effor. This search has been done to study the effect on the electors according to socio- economic characteristics of political marketing applications. The first three parts of the study have been comprised of the answering of the questions such as " what political marketing is as a concept", "what there are factors which affect the behaviours of the electors" and "from which applications political marketing are formed depending on these factors". In the four part, it has been evaluated at what extent the electors of İzmir have been affected on the choices of voting by the political marketing activities according to their socio- economic positions of İzmir's electors via the survey conducted on the electors of İzmir. Key Words: Political Marketing, The Behaviours Of The Electors, Propaganda, Political Advertisement

    277

    full texts

    817

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Suleyman Demirel University DSpace Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇