Suleyman Demirel University Research and Education Hospital
Suleyman Demirel University DSpace RepositoryNot a member yet
817 research outputs found
Sort by
Yerel yönetimlerde stratejik planlama anlayışı : Kocaeli Büyükşehir Belediyesi örneği
Yerel yönetimler, kent yerel kalkınması sağlanması için stratejik planlarını doğru ve nesnel kriterlere göre yapmalıdır. Bu anlayışıyla yatırımların planlamasının ülkemizin yerelden genele kalkınmasında büyük önemi olduğu açıktır. Bu nedenle, yerel yönetimlerde başarının anahtar faktörlerinin yerel yönetim iç dinamiklerinde kurgulanacak stratejik plan ve bunun alt eylem planları ile gerçekleşmesi gerçeği ele alınmalıdır. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, il sınırlarına hizmet veren yapısı ve yaptığı uygulamaları stratejik planına dayandırması bakımından Türkiye'nin ender uygulamalarından birini gerçekleştirmektedir. Bu çalışmada yerel yönetimler ve stratejik planlama kavramları geniş bir yelpazede incelenmiştir. Stratejik planlamanın yerel yönetimlere özgü özellikler göz ününde bulundurularak uyumlaştırıldığı, stratejik planlama sürecinin bilinçli biçimde uygulandığı, farklı örneklerden yararlanıldığı takdirde yerel yönetimlerde de başarılı olabileceği iddiası çalışmada yer almıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de yerel yönetimler ve kısa tarihçesi incelenmiştir. İkinci bölümde, stratejik yönetim ve planlama süreci aşamaları detayla ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Türkiye'deki Yerel Yönetimlerin Stratejik Planlaması ve akabinde dördüncü bölümde Yerel Yönetimlerin Stratejik Planlama Uygulamaları dünya örnekleriyle harmanlanmıştır. Son bölümde ise; Kocaeli Büyükşehir Belediyesi model uygulama olarak detaylarıyla incelenmiş ve Stratejik Planın Alanlara Göre Proje/Faaliyet Dağılımı göz önünde bulundurularak Kentsel Dönüşüm konusu incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise son dönemde yayımlanan 2010-2014 Stratejik Planı ve değerlendirmesi, sonuç bölümünde de karşılaştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Stratejik Planlama, Yerel Yönetimlerde Stratejik Planlama, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi.\ud
Local governments have to ensure accurate and objective criteria to provide urban local development plans. Together with this approach, investment planning have clearly great importance the development of our country from the local to the public. Therefore, the key factor of success in local government will be constructed in the internal dynamics of the local government strategic plan and with this plan of action should be addressed to take place at the bottom of the truth. Kocaeli Metropolitan Municipality realizes one of the rare applications serving the province of structure and its applications based on the strategic plan in terms of Turkey's In this study, local governments and strategic planning concepts were widely examined. Strategic planning to local authorities have specific features observed in the alignment reputation, strategic planning process consciously applied, take advantage of different samples can be successful if local governments in the study claims were included. The first part of the study, a short history of local governments in Turkey were investigated. In the second chapter, strategic management and planning stages of the process has been studied with detail. In the third section, the Strategic Planning of Local Government in Turkey, and subsequently in the fourth section of the Local Government Strategic Planning Practices were blended world examples. In the last section, Kocaeli Metropolitan Municipality as a detailed model of the application has been examined especially considering the sector of the Strategic Plan Project / Activity Distribution of Urban Transformation were examined. In the fourth part, the last 2010-2014 Strategic Planning Practices is examined and compared with the 2007-2011 Strategic Planning. Keywords: Strategic Planning, Strategic Planning in Local Administration, The Strategical Planning Of Kocaeli Metropolitan Municipality
Karşılıksız çek keşide etmenin hukuki ve cezai sonuçları
Ülkemizde, diğer kambiyo senetlerine nazaran çek uygulaması daha yaygındır. Bu da çek hukuku alanında hukuki ve cezai sorunların sayısını artırmaktadır. Ekonomik hayatımızda önemli bir ödeme aracı olan çeke duyulan güvenin korunması amacıyla, Türk Ceza Kanunu hükümleri ile çelişmeyecek şekilde yeni bir düzenlemenin yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu amaçla hazırlanan 5941 sayılı Çek Kanunu 20/12/2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5941 s.kanunda, şekil şartlarına ilişkin olarak bazı ilaveler yapılmış ancak, geçerlilik bakımından bir çekin, TTK'da şekli unsurları taşımasının yeterli olacağı kabul edilmiştir. Karşılıksız çek keşide etme suçunun tanımı, suçun faili ve uygulanacak tedbirler ile cezalar bakımından da yeni düzenlemeler benimsenmiştir. Yeni Çek Kanununda "çekin karşılığını bankada hazır bulundurmamak suretiyle karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek eylemi suç olarak tanımlanmış, tüzel kişilerin bu suçun faili olamayacağı ve suçun failleri için sadece adli para cezası ile güvenlik ve koruma tedbirlerinin uygulanması öngörülmüştür. 5941 Sayılı Çek Kanunu'nun, belli bir süre uygulandıktan sonra Yargıtayca oluşturulacak içtihat kararları doğrultusunda kanun uygulayıcıları tarafından daha iyi özümseneceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Çek Kanunu, karşılıksızçek, keşideci, fail, hamil, müracaat hakkı, adli para cezası.\ud
In our country, according to the other exchange script cheque practise is more commen. That's why, it increases problems about law and criminal for cheque judicial. The cheque is an important in our life, so we must protect its safety. It needs a new organization that should not be contradict with Turkish Criminal Act. So, 5941 number Cheque Act is prepared and comes into effect on december of 2010. In new cheque act, there are some additions about form condition and it has been accepted that, for validitiy, if a cheque is an element of Turkish Commercial Act, it will be enough.The description of drawing bounced cheque, the person who did and precuation that would be done, organized by new organization. According to the new cheque act, the amount of money is not in the bank and it is crime to be couse of bounce. The corparate person is only responsible for money punishment. It predicted that security precuation should be done. 5941 number Cheque Act is ordered for a period, than it will be understood better by supreme court. This will be done by Jurisprudence decisions. Key words: Cheque Act, Bounced cheque, drawind person, bearer, approvement right, money punishment
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'na göre anonim şirketlerin denetimi ve denetçinin hukuki sorumluluğu
Halen yürürlükteki Türk Ticaret Kanunumuza göre anonim Şirketlerde, genel kurul ve yönetim kurulunun yanı sıra diğer bir zorunlu organ denetim organıdır. Anonim şirketlerde denetim organı en fazla beş, en az bir denetçiden oluşur. Yasa gereği zorunlu ve daimi bir organ olan denetim organı, anonim şirketlerde iç denetimi yapmakla yetkili ve görevlidir. Denetim organının mevcut olmaması anonim şirketin feshine yol açmaktadır. Denetim organı her ne kadar zorunlu organ olsa da mevcut Ticaret Kanunumuzun kabul ettiği sistemde, denetim istenen sonucu vermemiştir. Bu açıdan denetim alanında yetişmiş, uzman ve bağımsız kişilerin denetim faaliyetlerinde yer alması bir zorunluluktur. Türk Hukuku karma sistemi benimsemiş, denetçilerin anonim şirketin hem ortaklık yönetimini hem de hesaplarını denetleme yetki ve görevi kabul edilmiştir. Anonim şirketlerde şirket ortaklarının ve alacaklılarının korunması oldukça önemlidir. Ayrıca, yatırımcıların korunması ve ticari hayatta anonim şirketlere duyulan güvenin sağlanması bu tür şirketlerin etkin bir şekilde denetlenmesi ile mümkündür. Bu nedenle Ticaret Kanunu Tasarısı ile anonim şirketlerin denetiminde köklü değişiklikler yapılmıştır. Tasarıda, denetçiler anonim şirketin zorunlu organı olmaktan çıkarılmıştır. Denetçinin bağımsızlığına ayrı bir önem veren Tasarı, denetçi ile denetlenecek şirket arasındaki her türlü ilişkiyi denetçiliğe ve etiğe aykırı görmektedir. Bu nedenle Tasarı getirdiği yeni sistemle, anonim şirketlerin denetimini esas olarak uzman ve bağımsız denetçilerden oluşan bağımsız denetim kuruluşlarına bırakmıştır. Tasarı, anonim şirketleri ölçeklerine göre küçük, orta ve büyük olmak üzere üç gruba ayırarak, büyük anonim şirketlerin bağımsız denetim kuruluşu tarafından denetlenmesini zorunlu kılmıştır. Küçük ve orta ölçekli anonim şirketler ise bağımsız denetim kuruluşu tarafından denetlenebileceği gibi bir veya birden fazla yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir tarafından denetlenebilecektir. Denetimin konusu, ortaklığın yılsonu finansal tabloları ile yıllık raporların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespitidir. Denetimden geçmeyen finansal tablolar ve yıllık raporlar, düzenlenmemiş sayılmaktadır. Dolayısıyla yönetim kurulunun gerçeği yansıtmayan tablo ve raporlara dayanarak karar alması engellenmiştir. Bağımsız denetim faaliyetinin denetim ilke ve kurallarına uygun yapılmaması neticesinde başta şirket ve pay sahipleri olmak üzere ilgili birçok kişi zarar görmektedir. Bu nedenle bağımsız denetim faaliyetini gerçekleştirenlerin hukuki sorumluluğu ortaya çıkmaktadır. Bağımsız denetim faaliyetini gerçekleştirenler denetimi dürüst ve tarafsız bir şekilde yapmak ve sır saklamakla yükümlüdürler. Anahtar Kelimeler: Anonim şirket, Bağımsız Denetim, Bağımsız Dış Denetim, Denetçi, Hukuki Sorumluluk, şirketler Hukuku, Ticaret Hukuku, Türk Ticaret Kanunu, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı.\ud
According to current Turkish Trade Act, in incorporated companies, in addition to general assembly and board of management, another requisite body is audit body. Audit body in incorporated companies, consists of at least one, at most five auditors. The audit body, which is compulsory according to the act, is authorized and responsible for internal auditing. Nonexistence of the audit body leads dissolution of an incorporated company. Even though audit body is compulsory in the system which is accepted by the current Trade Act, auditing has not been effectual. In this respect, it is a necessity that the people, who are well-trained, professional and independent, should participate in auditing operations. Turkish Law approves the hybrid system, also it is admitted that auditors have the right and task of auditing both partnership management and accounts. Protection of company partners and claimants is quite important. Also, protection of the investors and maintaining of the reliance on incorporated companies in business life is possible with effective auditing of such companies. For this reason, with the Draft of Trade Act great revolutions were made in auditing of incorporated companies. The draft, giving a particular importance to independence of the auditor, takes all kinds of relations between the auditor and the company to be audited, contrary to auditorship and ethics. For this reason, with the system brought by the draft, audit of incorporated companies is mainly to be delivered to independent auditing institutions composed of expert and independent auditors. The draft is splitting incorporated companies into three groups according to their sizes; small, medium and big and makes auditing of all incorporated companies mandatory. Additionally, small and middle sized incorporated companies can be audited by one or more than one certified public accountants or independent accountants and financial advisors as well as independent audit institutions. Subject of auditing is detection on whether year-end financial tables and annual reports are true or not. Year-end financial tables and annual reports, that are not audited, are taken as unissued. So, the decision to be made by board of management based upon insubstantial tables and reports is prevented. As a result of independent audit activities which are not suitable to rules and principles of audit, initially company owners and stakeholders; many relevant people suffer. For that reason, the legal responsibility of the people, who fulfill independent audit activities, has come up. The officials, who carry out audit activities, are obliged to fulfill the audit incorruptibly and objectively and to keep secret. Key Words: Incorporated Company, Independent Audit, Independent External Auditing, Auditor, Legal Responsibility, Company Law, Commercial Law, Turkish Trade Act, The Draft of Turkish Trade Act
Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik mali yardımlarının vergisel durumu
Avrupa Birliği tarafından aday ve potansiyel aday ülkelere yönelik olarak başta ekonomik ve toplumsal gelişim düzeyinin yükseltilmesi amaçlı mali yardımlardan, Türkiye.nin yeteri kadar yararlanamadığı temel bir tartışma konusudur. Bu tartışmanın temel argümanlarının ortaya konulması ile konunun objektif olarak değerlendirilmesi mümkün olabilecektir. Türkiye için en önemli sorun, mali yardımlardan daha çok yararlanamamak değil, mevcut yardımlardan en iyi şekilde yararlanmamaktır. Çünkü Türkiye.de henüz proje hazırlama ve yönetme kapasitesi yeterince gelişmiş değildir. AB mali yardımları, Birliğe aday ülkeler açısından büyük bir önem arz etmektedir. Aday ülkelere yapılan mali yardımlar sayesinde bu ülkeler, AB üyeliğine hazırlanmakta, mevcut hukuksal ve kurumsal altyapısını geliştirerek Birliğe daha kolay uyum sağlayabilmektedir. Bu çalışmada, öncelikle Avrupa Birliği.nin kuruluşu, gelişim süreci ve Türkiye.nin Avrupa Birliğine Adaylık sürecinden bahsedildikten sonra Avrupa Birliğine üyelik sürecinde aday ülke olan Türkiye.ye yönelik olarak son yıllarda nitelik ve nicelik olarak artış gösteren mali yardımlar ve bu bağlamda önemli bir finans kaynağı olan Avrupa Yatırım Bankası mali araçları, Avrupa Birliği genel bütçesinden sağlanan yardımlar ve Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) üzerinde durulmuştur. Daha sonra Türkiye.ye yönelik mali yardımlarla ilgili geçmişteki ve halen devam eden uygulamalar hakkında bilgiler verilmiştir. Son olarak bu mali yardımların vergi istisnalarına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve ikincil mevzuattaki hükümler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Mali Yardımlar, Vergi İstisnası, IPA, TR-AB Çerçeve Anlaşma.\ud
Supervising Professor: Associate Professor Doctor Ramazan ARMAĞAN Turkey could not get enough of financial assistance, given by the European Union to candidate and potential candidate countries for upgrading the level of economic and social development, is a key topic of discussion. The main arguments put forward in this discussion of the topic is able to be assessed objectively. Most important problem for Turkey is not to get more benefit from financial assistance, but to benefit from existing aid in the best way. Because, capacity of preparing and managing projects in Turkey is not developed yet. For EU candidate countries, financial assistance of EU has great importance. With the financial assistance to candidate countries, those countries can be prepared for EU membership, alsothey can improve their existing legal and institutional infrastructure in order to adapt more easily to the Union. In this study, primarily the European Union's institutions, the development process and Turkey's EU candidacy process are mentioned. Lately increasing quality and quantity of financial assistance for Turkey, which is a candidate country in the EU accession process, and in this context, an important financial source of financial instruments, the European Investment Bank, European Union, the assistance provided by the general budget and Pre-Accession Assistance (IPA) is emphasized. Later, information about the applications with financial assistance for Turkey in the past and ongoing are given. Finally, this financial assistance relating to tax exemptions and the provisions of international treaties and secondary legislation has been evaluated. Keywords: European Union, Fiscal Aids, Tax Exceptions, IPA,TR-AB Framework Agreement
Türkiye'deki makro ekonomik verilerin İMKB'de işlem gören hisse senetleri getirileri üzerine etkisinin arbitraj fiyatlama modeli ile analizi = The Impacts of macro economical datas in Turkey on the IMKB analyses with using arbitrage pricing model
11 Eylül sonrası Türk-Amerikan ilişkileri
Bu tezin amacı, ülkelerin uluslararası politika uygulamalarında büyük oranda değişiklikler yapmalarına neden olan 11 Eylül'ün, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerini nasıl etkilendiğini ayrıntılı bir biçimde araştırmaktır. Bu yapılırken, iki ülke ilişkilerine yön veren dinamiklerle beraber, ilişkilerin başladığı 19.yy başlarından 21.yy başına kadar geçen süre zarfında yaşanan ve ilişkilerin seyrini değiştiren olaylar da tezin asıl konusu olan dönemle karsılaştırılmalı olarak incelenmeye çalışılmıştır. Birinci bölümde iki ülke ilişkilerinin teorik bakımdan bina edildiği sacayakları incelenmiştir. Buna göre güvenlik, ekonomik ve askeri yardım, Türk iç siyaseti ve stratejik nedenler gibi olgular bağlamında ilişkilerin nasıl bir seyir izlediği açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, dünyanın iki kutba bölünmesiyle beraber iki ülkenin birbirlerine karşı izledikleri siyaset uygulamaları, gelişen olaylar ışığı altında incelenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, 11 Eylül sonrası iki ülkenin karşılıklı dış politika uygulamaları incelenmiştir. Amerika'nın terörle küresel bazda giriştiği mücadelenin Türkiye'ye siyasi, ekonomik ve kamuoyu anlamında etkileri analiz edilmiştir. Bu yapılırken, Amerikan Başkanı George W. Bush'un dış politika uygulamalarında kullandığı yöntem göz önünde bulundurulmuştur. Sonuç kısmında iki ülke müttefikliğinin iniş ve çıkışlara rağmen devam ettiği, iki ülkenin birbiri için vazgeçilmez önemi olduğu, fakat 11 Eylül sonucu değişen dünya düzeni, Amerika'nın ve Türkiye'nin iç politika dinamikleri gibi nedenlerden dolayı Türkiye'nin bölgesinde göreceli olarak daha bağımsız bir siyaset izlediği açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, ABD, Türk-Amerikan İlişkileri, müttefiklik, terörle mücadele, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi, Bush, 11 Eylül, Erdoğan, Obama.\ud
The purpose of this thesis is to analyse in detail the Turkish-American relations in the context of September 11, which has drastically changed the foreign policy implementations all around the world. In doing so, the dynamics that shape two countries' foreign policy perceptions are also examined by utilizing the events that took place between the two allies' almost bicentennial relations. In the first chapter, the theoretical foreign policy components that essentially shape the mutual foreign policy making of the two countries are scrutinized. Therefore, security, economic and military aid and Turkish domestic influences are taken into consideration. The second chapter addresses the mutual policy implementations between the two countries within the context of the Cold War. The third section includes the effects of September 11 that have determied the way the relations between the two countries have been developing. America's global war against terror and its influences on the Turkish domestic politics are also taken into consideration. More importantly, it examines the means resorted to by George W. Bush to fulfill foreign policy which is of great importance and has had great impact. The last section touches upon the fact that although the relations have been considered bumpy, the two countries have a vital interest in the contination of their alliance. Yet, it is noted that due to the fundamental changes in international situations, along with Turkish and American domestic politics; Turkey has started to follow a relatively more independent foreign policy separate from Washington's. Keywords: Turkey, USA, Turkish American Relations, alliance, war against terror, the Kurdish movement in Iraq, Greater Middle East, Bush, September 11, Erdoğan, Obama
Türkiye'de siyasal dönüşümlerin ışığında sendikal hakların gelişim dinamikleri
Sanayinin gelişmesi ile ortaya çıkan iktisadi liberalizm çalışan sınıf için olumsuz sonuçlar doğuran düzenlemeleri beraberinde getirmiştir. Çalışan sınıfın hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek ihtiyacı ve bu yöndeki çabaları örgütlenme hareketlerini başlatmıştır. Böylece sendikal haklar ortaya çıkmıştır. Dünyada yaşanan siyasal, ekonomik ve sosyal dönüşümler bu hakların gelişimini temelden etkilemiştir. Ayrıca ülkelerin siyasal ve ekonomik sistemleri sendikal hakların gelişiminde etkili dinamiklerdir. Son dönemde küreselleşmenin ortaya çıkardığı gelişmelerin etkisi ve neoliberal politikaların uygulanmaya başlamasıyla sendikal haklar tartışılır hale gelmiştir ve sendikaların güç kaybettiği iddia edilmektedir. Türkiye'de sendikal hakların gelişiminin, dünyadaki gelişmelere paralel seyrettiği söylenebilir. Kuşkusuz Türkiye'nin kendi iç dinamikleri de bu hakların gelişiminde etkili olmuştur. Osmanlı döneminden itibaren işçi örgütlenmeleri ile ilgili çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Ancak ilk Sendikalar Kanunu 1947 yılında çıkarılan 5018 Sayılı Kanundur. 1960 İhtilali ardından oluşturulan 1961 Anayasası'nın sosyal hakları genişletici düzenlemeler içermektedir. 1963 yılında çıkarılan 274 Sayılı Sendikalar Kanunu sendikal alanda yeni gelişmeler ortaya çıkarmıştır. Son olarak 1983 yılında yürürlüğe giren 2821 sayılı Sendikalar Kanunu halen yürürlüktedir. Son dönemde Türkiye'nin imzaladığı ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) sözleşmelerine ve AB normlarına uyum çerçevesinde Sendikalar Kanunu'nda ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda Değişiklik yapılması çalışmaları devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Sendikal Haklar, Çalışma İlişkileri, Sosyal Devlet, Küreselleşme, 2821 Sayılı Kanun. \ud
The economical liberalism occurred in result of the Industry Revolution. Economical liberalism led regulations which had negative impacts on working people. The workers started to be organized in order to protect their benefits and rights. This explains how and why Trade Union Rights was generated in the past. Changing political, economical, and social rights in the world affected the improvement of trade union rights. Moreover, the political and economical structures of countries are also dynamics that impacted trade union right improvements. Recently, with the effects of developments occured by globalization and the implementation of neoliberal policies, trade union rights are being discussing and its claimed that the unions are losting their power. It can be said that the union rights movements were parallel to the improvements in the rest of the world. It is certain that the internal dynamics of Turkey have also directed the trade union rights' improvements other than the external dynamics. Since the Ottoman Empire, there have always been regulations about labor organizations. However, the first official Unions Regulation has taken place in 1947. This regulation is called Trade Unions Law no. 5018. After the revolution in 1960, a new regulation was generated and this new regulation had more emphasis on social rights. After 1961, another regulation took place in 1963 and made changes in trade union rights and started to be called Trade Unions Law no. 274. In conclusion, the last Trade Unions Act was started to be applied in 1983. That regulation was called The Trade Unions Act no. 2821. Act no. 2821 is currently applied in our country. Turkey has recently signed an agreement called ILO (International Labor Organization) and has been trying to make changes in its Trade Unions Law and Collective Labor Agreement, Strike and Lockout Law. Key Words: Trade Union Rights, Working Relations, Welfare State, Globalization, Law No. 2821
Reklamlardaki kadın imgesi ve tüketim kültürü oluşturmadaki rolü: ulusal televizyon reklamlarına ilişkin bir uygulama
Günümüz rekabet koşullarında tutundurma karma elemanlarından biri olarak nitelendirilen reklamlar, tüketim toplumu oluşturma çabalarında çok büyük önem arz etmekte ve işletmeler tarafından yoğun biçimde kullanılmaktadır. Reklam aracılığıyla bireyler tüketmeye ve tüketim alışkanlıkları kazanmaya ikna edilmektedirler. Bu doğrultuda toplumu oluşturan bireyler reklamların hedef kitlesi olarak seçilmekte ve yönlendirilmektedirler. Bu yönlendirme reklamlarda yer alan çeşitli imgelerle daha kolay gerçekleşebilmektedir. Özellikle reklamlarda kullanılan kadın imgeleri reklamın ilgi çekiciliğini, hatırlanma oranını arttırmakta ve bu durum reklamı yapılan ürün ya da hizmetin satışlarına yansımaktadır. Belirtilen bu temel çıkış noktasından hareketle bu çalışmanın amacı, televizyon reklamlarında kullanılan kadın imgelerin, tüketimi arttırmaya yönelik nasıl kurgulandığına ve tüketicilerce bu tür reklamların nasıl algılandığına, reklamlara karşı tüketicilerin tutum ve davranışlarına açıklık getirmektir. Çalışmada, 1990-2009 yılları arasında yayınlanmış ulusal televizyon reklamlarına yönelik içerik analizi yöntemi ile reklamlarda yer alan kadın imgelerinin tüketim kültürü oluşturma yönünde nasıl kurgulandığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Daha sonra tüketicilerin bu tür reklamlara yönelik tutum, davranışlarını ve bakış açılarını tespit etmek amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; televizyon reklamlarında yer alan kadın imgelerin tüketimi arttırıcı, tüketime dayalı bir kültür oluşturması yönünde kurgulandığı tespit edilmiştir. Ancak tüketicilerin bu tür televizyon reklamlarına olumsuz bakış açılarının olduğu ve reklamlardaki ürün/hizmetleri satın alma yönünde ikna olmadıkları belirlenmesine rağmen, bu tür reklamlardaki vaatlere, ürün/hizmet yararlarına inandıkları tespit edilmiştir. Diğer yandan tüketicilerin yarısından fazlası kadın imgesinin kullanıldığı reklamlardaki ürün veya markayı hatırlamışlardır. Anahtar Kelimeler: Reklam, Televizyon Reklamları, Kadın, Tüketim Kültürü, Cinsiyet.\ud
Advertisements which are considered to be one of the marketing mix elements in today's competitive environment has great importance in efforts to create a consuming society, and are used extensively by businesses. Individuals are persuaded to consume and to gain consumption habits through advertising. Accordingly individuals composing community are selected and are directed as target mass. This direction can be done more easily with the various images located in the advertisements. Especially female images used in advertisements increase the attractiveness, recalling rate of the advertisement, and this situation is reflected in sales of advertised product or service. Moving from this basic starting point specified, the aim of this study is to clarify how female images used in television advertisements are constructed to improve consumption, and how this type of advertising is perceived by consumers, consumer attitudes and behaviours towards advertisements. In this study, how images of women in national television commercials are constructed in the direction of creating consumer culture has been tried to introduce with the content analysis for the national television advertisements published between the years 1990-2009. Later a survey has been conducted to determine consumer attitudes and behaviours towards the advertisements using female images and their perspectives on such advertisements. According to research results; it has been identified that the images of women in television advertisements are constructed to increase consumption, to create a culture based on consumption. However, although it has been identified that consumers have negative viewpoints towards these types of television advertisements and they are not convinced to purchase products/services in advertisements, it has been determined that they believe promises, product/service benefits in these types of advertisements. On the other hand, more than half of consumers have remembered the product or brand in advertisements using the image of women. Key Words: Advertisement, Television Advertisements, Woman, Consumption Culture, Gender
Sosyo-ekonomik ve demografik faktörlerin çevresel sorunların algılanması ve çevre duyarlılığı üzerine etkileri
Son yıllarda yapılan çalışmalar incelendiğinde çevre sorunlarının ciddiyeti doğa bilimi açısından açık bir şekilde ortaya konmasına rağmen, sorunun çözümüne yönelik bir ilerleme kaydedilmediği hatta sorunun giderek arttığı gözlenmektedir. Bu trendin nedeni olarak ta sorunun insan kaynaklı olması ve bunun ötesinde bireylerin çevre sorunlarına yönelik olarak algılama ve duyarlılık seviyelerindeki farklılıklar gösterilebilir. Sorunun çözümüne yönelik olarak uzun dönemli planlamalar uluslararası işbirliği ve en önemlisi de bireylerin eğitimi gereklidir. Sosyal bilimler açısından, sorunun ele alınmasında gelecekte ki kara vericiler olmaları ve günümüz çevre eğitim sisteminin doğru olarak belirlenebilmesi için, çevre algılaması konusunda yapılacak çalışmalarda, gençlerin hedef kitle olarak seçilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Süleyman Demirel Üniversitesi'nde öğrenim gören lisans ve yüksek lisans öğrencileri ile yapılan yüz yüze anketler sonucunda, öğrencilerin gerek yerel gerekse küresel düzeydeki çevre sorunlarını algılama ve bu sorunlara yönelik duyarlılık düzeylerinin ölçümü hedeflenmiştir. Ankette öğrencilere yöneltilen farklı senaryolara ilişkin öğrencilerin algılama düzeyleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca öğrencinin çevre sorunlarına karşı duyarlı olup olmamasını etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik logit modeli kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevre Algılaması, Çevre Duyarlılığı, Logit Modeli.\ud
Although, literature on natural sciences show the significance of environmental problems in last decades, there is no improvement on the solution even it gets worsens. It can be argued that the reason for this trend is that the source of the problem is human-being. Further, perception and awareness of people regarding to environment vary significantly. The solution of the problem requires long horizon planning, international cooperation and education of people. In social science studies, determining young people as a target population for environmental studies is crucial. Because they will be policy makers for future and their responses can help to determine right education system In this study, using the data obtained from both graduate and undergraduate students from Suleyman Demirel University, it is aimed to determine student perceptions and awareness to environmental problems in both local and global level. In addition, using a logit model, it is aimed to determine the factors that effect environmental awareness Keywords: Environmental Perception, Environmental Awareness, Logit Model