5025 research outputs found
Sort by
Adipoz Kaynaklı Mezenkimal Kök Hücrelerin İn Vitro Folikülogenez sürecine olan katkısının araştırılması
ADİPOZ KAYNAKLI MEZENKİMAL KÖK HÜCRELERİN İN VİTRO FOLİKÜLOGENEZ SÜRECİNE OLAN KATKILARININ ARAŞTIRILMASI
Demirkan B. Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Histoloji ve Embriyoloji (Tıp) Programı, Yüksek Lisans Tezi, Aydın, 2023.
Amaç: Önerilen bu çalışma ile, adipoz dokudan izole edilen mezenkimal kök hücrelerin dondurulup-çözülmüş ovaryum dokuları ile ko-kültürlerinin in vitro folikülogenez sürecinin verimi ve kalitesi üzerine olan etkilerini incelemeyi amaçlamaktayız.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma kapsamında, 8-10 haftalık dişi farelerden AK-MKH’ler izole edilmiştir ve karekterizasyonu yapılmıştır. Ovaryum dokuları 3 haftalık dişi farelerden elde edilmiştir, vitrifikasyon yöntemi ile dondurulup-çözülmüş ve agar pedleri yardımıyla AK-MKH’ler ile beraber yada ayrı ayrı 14 gün 3D ovaryum kültürü yapılmıştır. Kültürün başlangıcından itibaren kültüre alınan foliküller invert mikroskop altında görüntülenerek fotoğraflanmıştır ve folikül çapları ölçülmüştür. Deney sonunda, kontrol ve çalışma gruplarına ait ovaryum doku parçaları histopatolojik açıdan değerlendirilmiştir ayrıca QPCR yöntemi ile Gdf9, Bmp15,Bcl-xl, Bax ve Bcl-2’nin mRNA ekspresyon düzeyleri incelenmiştir. Deneyler sonucunda elde edilen veriler tek yönlü varyans analizi olan (ANOVA) ile GraphPad Prism 8.0.2 kullanılarak değerlendirilmiştir.
Bulgular: Deney sonunda vitrifikasyon işlemi uygulanan grupta canlı folikül sayısının azaldığını ancak histolojik olarak değerlendirildiğinde primordiyal ve primer folikül yapısı korunmuştur. Virtifikasyon+ msc(+) grubunda in vitro folikülogenez sürecinin sağlandığı ve sekonder, antral folikül oluşumu mikroskobik olarak izlenmiştir. Kültür sürecinde 6.güne kadar folikül çapı istatistiksel olarak anlamlı derecede artmıştır (P<00.5). Vitrifikasyon+ msc(-) grubunda ise sekonder ve antral folikül gözlemlenmemiştir. Folikül çapı 10.günde anlamlı olarak azalmıştır (P<00.1). Vitrifikasyon+ msc(+)’nin Gdf9, Bmp15’un ekspresyonu vitrifikasyon ve vitrifikasyon+ msc(-)’den yüksektir. Apoptoz belirteçlerine bakıldığında kök hücreden salgılanan sitokinler sayesinde granüloza hücresi ve stromal hücre apoptozunu inhibe etmiştir. Kontrol, virtifikasyon, vitrifikasyon+ msc(-) gruplarının AMH seviyesi vitrifikasyon+ msc(+) grubuna göre daha azdır.
Sonuç: Bu çalışmada kültüre alındığında düşük hayatta kalma oranına sahip olan dondurulup-çözülmüş ovaryum dokusunundan elde edilen foliküllerin AK-MKH’lerin ko-külütürünün ovaryum kriyoprezervasyonu sürecinde foliküller üzerinde oluşan etkileri tedavi edeceğini ve hayatta kalma oranlarını arttırabilmektedir.KABUL VE ONAY i
TEŞEKKÜR ii
İÇİNDEKİLER iii
SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ vii
ŞEKİLLER DİZİNİ ix
RESİMLER DİZİNİ xi
TABLOLAR DİZİNİ xiii
ÖZET xiv
ABSTRACT xvi
1. GİRİŞ ii
1.2. Araştırmanın Amacı 2
2. GENEL BİLGİLER 3
2.1. Ovaryum Embriyolojisi 3
2.2. Ovaryumun Anatomik Yapısı 4
2.3. Ovaryum 8
2.3.1.Ovaryan folliküller ve follikülogenezis 9
2.1.5. Ovulasyon 21
2.1.6. Lüteinizasyon 23
2.2. Fertilitenin korunması için mevcut kullanılan yöntemler 24
2.2.1. Embriyo kriyoprezervasyonu 24
2.2.2. Oosit kriyoprezervasyonu 24
2.2.3. Ovaryum doku kriyoprezervasyonu 25
2.3.Ovaryum ve Oositlerin Dondurulmasında Kullanılan Yöntemler 25
2.3.1. Vitrifikasyon 25
2.4. Slow-freezing (yavaş dondurma) 28
2.5. Ultra-rapid freezing (Ultra hızlı dondurma) 29
2.6. Ovaryum kaynaklı hastalıklarda ve infertil tedavisinde kök hücre 30
2.7. Kemoterapiden kaynaklı infertil hastalarda kök hücre 30
2.8. Kök Hücre 30
2.8.1.Kök hücre biyolojisi 30
2.8.2. Farklılaşabilme potansiyeline göre kök hücreler 31
2.8.3. Mezenkimal kök hücreler 33
2.8.4. Mezenkimal Kök Hücrenin Farklılaşma Yetenekleri 34
2.8.4.2. Adipojenik farklılaşma 35
2.8.5. Adipoz kaynaklı mezenkimal kök hücre izalasyonu 36
2.8.6. Kök hücrelerin folikül gelişimine etkisi 37
2.9. İn vitro folikül kültür modelleri 39
2.9.1. 2 Boyutlu kültür 40
2.9.2. 3 Boyutlu kültür 41
3.1. Etik kurul kararı 42
3.1.1. Kullanılan cihazlar 42
3.1.2. Kullanılan Kimyasal Maddeler 44
3.1.3. Deney Hayvanları 44
3.2. Yöntem 45
3.2.1. Deneysel çalışma 45
3.2.2. Fareden Adipoz Kaynaklı Kök Hücre İzalasyonu 45
3.2.3. Adipoz Kaynaklı Mezenkimal Kök Hücrelerin Pasajlanması 47
3.2.4. Adipoz Kaynaklı Mezenkimal Kök Hücre Karakterizasyonu 48
3.2.4.3.Real-Time PCR (Gerçek Zamanlı Polimer Zincir Reaksiyonu) Analizi 52
3.2.4.3.1 RNA izolasyonu 52
3.2.4.3.2. cDNA Sentezi 53
3.2.4.3.3. RT-PCR 54
3.2.5.Ovaryum Doku Dondurma ve Çözülmesi 56
3.2.5.1.Ovaryumların Vitrifikasyon Yöntemi ile Dondurulması: 56
3.2.5.2.Ovaryumların Çözülmesi 57
3.2.6.Ovaryum doku ve AK-MKH Ko-Kültürü 58
3.2.6.1.Agar pedlerinin hazırlanması 58
3.2.6.2.Aljinatın Hazırlanması 58
3.2.6.3.Kültür medyumunun hazırlanması 59
3.2.7.Doku takibi 61
3.2.7.1. Hematoksilen-Eozin Boyama Protokolü 61
3.2.8. Ovaryum dokularından QPCR ile gen ekspresyonu 62
3.2.8.1. Dokudan RNA İzolasyonu 62
3.2.8.2. cDNA Sentezi 63
3.2.8.3. RT-PCR 63
3.2.10. İstatistiksel değerlendirme 65
4. BULGULAR 66
4.1. Mezenkimal Kök Hücrelerin Karakterizasyonu 66
4.1.1. Mezenkimal Kök Hücrelerin Morfolojik Karakterizasyonu 66
4.1.2. Adipoz Kaynaklı Kök Hücrelerin Diferansiyasyon Potansiyeli 67
4.1.2.1.Adipojenik hücrelerin Oil-red-O boyanması 67
4.1.2.2.Kondrojenik Hücrelerin Alcian Blue Boyaması 68
4.1.2.3.Osteojenik Hücrelerin Alizarin Red Boyaması 69
4.1.3.İmmünfloresan Boyama Sonuçları 69
4.1.4.Kök hücre karakterizasyonu Q-PCR Sonuçları 73
4.2. Ovaryum Dokunun Ko-Kültürü 73
4.3.Ovaryum Dokusunun H&E Boyaması 76
4.3.1. Kontrol Grubuna (Grup 1) ait bulgular 77
4.3.2.Vitrifikasyon Grubuna (Grup 2) Ait Bulgular 79
4.3.2. V+ MSC(+) Grubuna (Grup 3) Ait Bulgular 81
4.3.3. V+ MSC(-) Grubuna (Grup 4 ) Ait Bulgular 83
4.4.Ovaryum Dokusundan Q- PCR 85
4.4.3. Bax mRNA Ekspresyon Düzeyi 87
4.4.4. Bcl2 mRNA Ekspresyon Düzeyi 88
4.4.5. Bcl-xl mRNA Ekspresyon Düzeyi 89
4.5. Ovaryum dokusunda AMH seviyesi 90
5. TARTIŞMA 92
6. SONUÇ VE ÖNERİLER 102
KAYNAKLAR 103
EKLER 122
Ek 1. Deney hayvanları etik kurul onayı 122
BİLİMSEL ETİK BEYANI 123
ÖZ GEÇMİŞ 12
A morphological investigation of the possible effects of silymarin on cisplatin-induced testes damage in rats
Amaç: Bu çalışmadaki amaç sisplatin ile oluşturulmuş testis hasarında silymarin’in, olası koruyucu etkilerinin morfolojik ve biyokimyasal yöntemlerle incelenmesidir.
Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda ortalama 300/350 gr ağırlığındaki erkek Wistar albino sıçanlar kullanılmış ve her grupta 10’ar sıçan yer almıştır.
CON (10): Kontrol grubu; bu grupta bulunan sıçanlara herhangi bir işlem yapılmadı.
SM200 (10): Güvenlik grubu (Yüksek doz); bu grupta bulunan sıçanlara 0.günden itibaren 3 gün boyunca 200mg/kg/gün silymarin, oral gavaj yolu ile verildi. Silymarin, 12 saatte bir olmak üzere günde 2 doz halinde 100mg/kg/gün şeklinde verilmiştir.
CIS (10): Sisplatin grubu; bu gruptaki sıçanlara 7mg/kg/gün tek doz sisplatin, intraperitoneal olarak verildi ve bu sıçanlar sisplatin uygulamasından 72 saat sonra anestezi altında sakrifiye edildi.
CIS+SM50 (10): Düşük doz tedavi grubu; bu grupta yer alan sıçanlara 0.günde 25mg/kg/gün silymarin oral gavaj yoluyla verildi ve 2 saat sonra 7mg/kg/gün sisplatin, intraperitoneal olarak uygulandı. İlk doz silymarin verilmesinden 12 saat sonra tekrar 25mg/kg/gün silymarin oral gavaj yolu ile verildi ve toplam 3 gün boyunca günde 2 kere olmak üzere (12 saatte bir) toplam 50mg/kg/gün silymarin oral gavaj yolu ile verilmeye devam edildi. Tedavinin 3.gününde sıçanlar anestezi altında sakrifiye edildi.
CIS+SM200 (10): Yüksek doz tedavi grubu; bu grupta yer alan sıçanlara 0.günde 100mg/kg/gün silymarin oral gavaj yolu ile verildi ve 2 saat sonra 7mg/kg/gün sisplatin, intraperitoneal olarak uygulandı. İlk doz silymarin verilmesinden 12 saat sonra tekrar 100 mg/kg/gün silymarin oral gavaj yolu ile verildi ve toplam 3 gün boyunca günde 2 kere olmak
xvi
üzere (12 saatte bir) toplam 200 mg/kg/gün silymarin oral gavaj yolu ile verilmeye devam edilerek tedavinin 3.gününde sıçanlar anestezi altında sakrifiye edildi.
Sıçanlar, ketamin+ksilazin anestezisi altında sakrifiye edildikten sonra testis dokuları çıkartıldı ve kanları alındı. Sağ testis dokuları histolojik incelemeler için alındı.
Bulgular: Yapılan analiz sonuçlarına göre gruplar arasında hayvan ağırlığı, testis ağırlığı, testis longitudinal ve transvers çap ölçümleri ve inhibin B seviyeleri açısından gruplar arasında anlamlı farklılık görülmedi. Tubulus seminiferi contorti çapı, germinal epitel kalınlığı, bazal tabaka kalınlığı, bazal lamina kalınlığı, tunica albuginea kalınlığı, arter çapı, peritubuler atrofi oranı değerleri, sperm sayısı, sperm ölü-canlı oranı ve sperm morfolojisi, TAS, TOS, İnhibin A seviyeleri açısından gruplar arasında anlamlı farklılık görüldü.
Sonuç: Silymarin uygulamasının sisplatin ile testis hasarı oluşturulan sıçanlarda olumlu etkisi görüldü.ADU BAP TPF-2004
Köpeklerde Görülen Dış Kulak Yolu Hastalıklarının Etiyoloji, Klinik Görünümü Ve Sağaltım Seçeneklerinin Değerlendirilmesi
KÖPEKLERDE GÖRÜLEN DIŞ KULAK YOLU HASTALIKLARININ ETİYOLOJİ, KLİNİK GÖRÜNÜMÜ VE SAĞALTIM SEÇENEKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Demirhan İM, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Cerrahi (Veteriner) Programı, Yüksek Lisans Tezi, Aydın, 2023.
Amaç: Bu çalışmada 2020-2022 yılları içerisinde Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesine muayene ve tedavi amacıyla getirilen köpeklerde görülen dış kulak yolu hastalıklarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Çalışma materyalini kliniğimize başını sallama, başını eğme, kulağını kaşıma, kulak akıntısı, kulakta kötü koku, şişlik ve ağrı gibi şikâyetleri ile getirilen farklı ırk, yaş ve cinsiyette sahip toplam 70 (n=70) köpek oluşturdu. Otitis eksterna tanısı konan 30 köpekten svap örneği alındı.
Bulgular: Kliniğimize gelen köpeklerde görülen dış kulak yolu hastalıklarının görülme oranı %4,07 olarak bulundu. Köpeklerde dış kulak yolu hastalıkları en fazla sonbahar ayında ve 4-7 yaş aralığındaki hayvanlarda görüldü. Dış kulak yolu hastalıkları içerisinde %77,4 oranında otitis eksterna, %17,14 oranında yabancı cisim ve %5,72 oranında kitle saplandı. Otitis eksterna olgularının en fazla bakteriyel kaynaklı olduğu ve bakteri türleri içerisinde en fazla Corynebacterium spp. ve Koagulaz negatif staphylococcus yer aldığı belirlendi. En duyarlı antibiyotiklerin Gentamisin ve Siprofloksasin, en dirençli antibiyotiklerin ise Penisilin ve Linkomisin Spektinomisin olduğu bulundu.
Sonuç: Köpeklerde dış kulak yolu hastalıkları içerisinde ne fazla otitis eksterna görüldüğü, otitis eksterna nedeninin bakteriyel kökenli olduğu ve ilk tercih edilecek antibiyotikler içerisinde gentamisin ve siprofloksasin olduğu kanısına varıldı.
Anahtar Kelimeler: Kulak hastalıkları, köpek, tedavi.İÇİNDEKİLER
KABUL VE ONAY ………….................................................................................. i
TEŞEKKÜR.............................................................................................................. ii
İÇİNDEKİLER......................................................................................................... iii
SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ............................................................. v
ŞEKİLLER DİZİNİ.................................................................................................. vi
RESİMLER DİZİNİ................................................................................................. vii
TABLOLAR DİZİNİ................................................................................................ viii
ÖZET........................................................................................................................ ix
ABSTRACT.............................................................................................................. x
1. GİRİŞ…………………………………………………………………………… 1
2. GENEL BİLGİLER…………………………………………………………...... 2
2. 1. Kulağın Anatomisi…………………………………………………………… 2
2. 1. 1. Dış Kulak (Auris Eksterna).……………………………………………….. 3
2. 1. 1. 1. Kulak Zarı………………………………………………………………. 5
2. 1. 2. Orta Kulak (Auris Media)…….…………………….……………………… 5
2. 1. 3. İç Kulak (Auris İnterna)……………………………………………………. 7
2. 2. Köpeklerde Görülen Dış Kulak Yolu Hastalıkları……………….................... 8
2. 2. 1. Otitis Eksterna……………………..……………………………………… 8
2. 2. 1. 1. Otitis Eksterna Etiyolojisi…………………......………………………... 9
2. 2. 1. 1. 1. Hazırlayıcı Faktörler ……………………………................................ 9
2. 2. 1. 1. 2. Primer Faktörler…………………………………………………...…. 11
2. 2. 1. 1. 3. Sürekli Faktörler……………………………………………………... 13
2. 2. 1. 2. Otitis Eksternanın Klinik Belirtileri………………....………………….. 14
2. 2. 1. 3. Otitis Eksterna Tanısı….………………………………………………... 15
2. 2. 1. 4. Otitis Eksterna Sağaltımı...……..……………………………………..... 17
2. 2. 2. Kulak Zarı Yangısı…….………………………………………................... 19
2. 2. 3. Kulak Kanalının Atreziyası………………………………………………… 20
3. GEREÇ VE YÖNTEM…………………………………………………………. 21
3. 1. Gereç…………………………………………………………………………. 21
3. 2. Yöntem……………………………………………………………………….. 21
3. 3. İstatiksel Değerlendirme……………………………………………………... 23
4. BULGULAR………………………………………............................................. 26
5. TARTIŞMA………………………………………………………...................... 38
6. SONUÇ VE ÖNERİLER……………………………………………………….. 44
KAYNAKLAR…………………………………………………………………..... 45
EKLER……………………………………………………………..……………… 58
Ek 1a. Etik Kurul Raporu…….……………………………………………………. 58
Ek 1b. Etik Kurul Raporu………………………………………………………….. 59
BİLİMSEL ETİK BEYANI……………………………………………………….. 60
ÖZ GEÇMİŞ…………………………………………………..………………...… 6
Önceki Gebeliğinde Komplikasyonu Olan Gebelerde Posttravmatik Stres Bozukluğu Semptomları ve Sosyal Destek Düzeyleri Arasındaki İlişki
Amaç: Önceki gebeliğinde komplikasyonu olan gebelerde posttravmatik stres bozukluğu semptomları ve sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı.
Gereç ve Yöntem: Analitik ve kesitsel tipteki bu araştırma Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Aydın Adnan Menderes Üniversite Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniği gebe polikliniğine başvuran, en az 12 haftalık, önceki gebeliğinde komplikasyonu olan 301 gebe ile 04.10.2021-03.10.2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veriler Gebe Tanıtıcı Formu, Posttravmatik Stres Bozukluğu Soru Listesi Sivil Versiyonu (PTSBSL-SV) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Varyans Analizi kullanılarak yapılmıştır.
Bulgular: Çalışmaya katılan gebelerin ortanca yaşı 29,0 (18,0-44,0) bulunmuştur. Gebelerin %57,8’inin ilkokul mezunu olduğu, %73,8’inin herhangi bir işte çalışmadığı, %72,4’ününde gelirin gidere denk olduğu, %83,7’sinin çekirdek aile tipi yapısında, %91,4’üne eşinin destek olduğu saptanmıştır. Gebelerin %59,8’inin 28 hafta ve üzeri gebelik haftasında olduğu, %40,9’unun toplam dört ve üzeri gebeliği olduğu, %66,4’ünün düşük yaptığı, %68,8’inin gebeliğinin planlı olduğu, %58,5’inin doğum öncesi bakım aldığı tespit edilmiştir.
Çalışmaya katılan gebelerin PTSBSL-SV’den aldıkları toplam puanın 28,6±10,4 olduğu ve alt boyut puan ortalamalarının sırasıyla yeniden yaşamanın 7,7±4,5, kaçınmanın 11,0±4,2, aşırı uyarılmışlığın 10,0±3,9 olduğu belirlenmiştir. ÇBASDÖ’den alınan toplam puan ortalamasının 64,4±16,1, aile alt boyut puan ortalamasının 25,2±4,8, arkadaş alt boyut ortalamasının 19,1±8,3, özel bir insandır alt boyut ortalamasının 20,1±7,7 olduğu görülmüştür.
Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda Gebelerin PTSBSL-SV toplam puanı ile ÇBASDÖ toplam puanı arasında negatif yönde düşük düzeyde istatiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır.
Gebelerin sosyodemografik özellikleri (eşin destek olma durumu) ve obstetrik özellikleri (gebeliğe bağlı bir sorun yaşama durumu ve doğum öncesi bakım alma durumu) ile PTSBSL-SV puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. Gebelerin sosyodemografik özellikleri (yaş, eğitim durumu, eşin eğitim durumu, eşin destek olma durumu) ile ÇBASDÖ puanları arasında anlamlı ilişki saptanmışken, obstetrik özellikleri ile ÇBASDÖ puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmemiştir.
Sonuç: Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, önceki gebeliğinde komplikasyonu olan gebelerde posttravmatik stres bozukluğu ve sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkinin negatif yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sağlık profesyonellerinin doğum öncesi izlemlerde önceki gebeliğinde komplikasyonlu olan gebelerin PTSB ve sosyal destek düzeylerini belirlemeleri önerilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Gebelik, Gebelik Komplikasyonları, Posttravmatik Stres Bozukluğu, Sosyal Destek.İÇİNDEKİLER
KABUL VE ONAY
TEŞEKKÜR
SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ
TABLOLAR DİZİNİ
ÖZET
ABSTRACT
1. GİRİŞ
1.1. Problemin Tanımı ve Önemi
1.2. Araştırmanın Amacı
1.3. Araştırma Soruları
2. GENEL BİLGİLER
2.1. Komplike Gebelik
2.2. Gebelikte Posttravmatik Stres Bozukluğu (PTSB)
2.3. Gebelikte Posttravmatik Stres Bozukluğu ve Hemşirelik Yaklaşımları
2.4. Gebelikte Sosyal Destek
2.5. Gebelikte Sosyal Destek ve Hemşirelik Yaklaşımları
3. GEREÇ VE YÖNTEM
3.1. Araştırmanın Tasarımı
3.2. Araştırmanın Yapıldığı Yer ve Özellikleri
3.3. Araştırma Süreci
3.4. Araştırmanın Evreni ve Örneklemi
3.5. Araştırmaya Dâhil Edilme, Dışlanma ve Çıkarılma Kriterleri
3.6. Veri Toplama Araçları
3.6.1. Gebe Tanıtıcı Formu
3.6.2. Posttravmatik Stres Bozukluğu Soru Listesi-Sivil Versiyonu (PTSBSL-SV)
3.6.3. Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ)
3.7. Ön Uygulama
3.8. Araştırma Verilerinin Toplanması
3.9. Araştırmanın Güçlükleri ve Sınırlılıkları
3.10. Verilerin İstatiksel Değerlendirilmesi
3.11. Araştırmanın Etik Boyutu
4. BULGULAR
4.1. Gebelerin Sosyodemografik Özellikleri
4.2. Gebelerin Destek Sistemlerinin Değerlendirilmesi
4.3. Gebelerin Obstetrik Özellikleri
4.4. Gebelerin PTSBSL-SV Puanları
4.5. Gebelerin Posttravmatik Stres Bozukluğu Yaşama Durumları
4.6. Gebelerin ÇBASDÖ Puanları
4.7. Gebelerin PTSBSL-SV Toplam ve Alt Boyut Puanları ile ÇBASDÖ Toplam ve Alt Boyut Puanları Arasındaki İlişki
4.8. Gebelerin PTSBSL-SV Toplam Puanları ve ÇBASDÖ Toplam Puanları ile Gebelerin Sosyodemografik ve Obstetrik Özellikleri Arasındaki İlişki
4.9. Gebelerin Sosyodemografik Özelliklerine Göre PTSBSL-SV Toplam Puanları
4.10. Gebelerin Obstetrik Özelliklerine Göre PTSBSL-SV Toplam Puanları
4.11. Gebelerin Sosyodemografik Özelliklerine Göre ÇBASDÖ Toplam Puanları
4.12. Gebelerin Obstetrik Özelliklerine Göre ÇBASDÖ Toplam Puanları
Tablo 13. Gebelerin Obstetrik Özelliklerine Göre ÇBASDÖ Toplam Puanlarının Dağılımı
5. TARTIŞMA
5.1. Gebelerin PTSBSL-SV Toplam ve Alt Boyut Puanları
5.2. Gebelerin ÇBASDÖ Toplam ve Alt Boyut Puanları
5.3. Gebelerin PTSBSL-SV ve ÇBASDÖ Toplam Puanları Arasındaki Korelasyon İlişkisinin Karşılaştırılması
5.4. Gebelerin Sosyodemografik ve Obstetrik Özelliklerine Göre PTSBSL-SV Toplam Puanlarının Karşılaştırılması
5.5. Gebelerin Sosyodemografik ve Obstetrik Özelliklerine Göre ÇBASDÖ Toplam Puanlarının Karşılaştırılması
6. SONUÇ VE ÖNERİLER
KAYNAKLAR
EKLER
Ek 1 Veri Toplama Formu
Ek 2 Posttravmatik Stres Bozukluğu Soru Listesi Sivil Versiyonu Ölçek İzni
Ek 3 Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği Kullanım İzni
Ek 4 Etik Kurul Ön Onay Formu
Ek 5 Etik Kurul Son Onay Formu
Ek 6 Kurum İzni
Ek 7 Ek Kurum İzni
BİLİMSEL ETİK BEYANI
ÖZ GEÇMİ
The relationship between the school principals' technology leadership competence and the innovation climate in school
Günümüzde teknoloji liderliği gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Bugünün dünyasında eğitim öğretim alanındaki güncel eğilimlerin takibi, toplumun ihtiyaç duyduğu bireylerin yetiştirilmesi adına bilişim teknolojilerini eğitim boyutuyla şekillendirilerek uygulamaya konması kaçınılmaz bir gereklilik halini almıştır. Teknoloji liderliği okulun yenileşme iklimini olumlu yada olumsuz yönde etkilemektedir. Bunun yanında yenilikçi okulların genel itibarıyla yeni uygulama ve fikirlere açık, problemlerin çözümünde yeni yöntemler kullanan ve yeniliği olağan hale getiren bir iklime sahip olduğu görülmektedir. Toplumun gelişiminde önemli bir yere sahip olan eğitim kurumları değişime en duyarlı sistemler olup değişimler karşısında adaptasyon sağlamaları ve varlıklarını muhafaza etmeleri bireysel, toplumsal ve örgütsel pek çok unsurla ilişkilidir. Yenilikçi eğitim kurumlarının oluşumunda örgütsel iklimin etkisinin diğer unsurlara göre daha yüksek düzeyde olduğu düşünülmektedir. Bu çerçevede çalışmanın amacı okul müdürlerinin teknoloji liderliği yeterliği ile okuldaki yenileşme iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi okul ve kurumlarda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada, Banoğlu (2012) tarafından geliştirilmiş "Eğitim yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterlikleri ölçeği" ve Polatcan (2019) tarafından geliştirilmiş "yenileşme iklimi ölçeği" kullanılmıştır. İki ölçekte 32 maddelik 5'li likert tipindeki ölçeklerdir. "Eğitim Yöneticilerinin Teknoloji Liderliği Yeterlikleri Ölçeği" nin iç tutarlık katsayısı "vizyonerliderlik" boyutunda 0.91,"dijital çağ öğrenme kültürü" boyutunda 0.91, "mesleki gelişimde mükemmellik" boyutunda 0.86,"sistematik gelişim" boyutunda 0.93,"dijital vatandaşlık" boyutunda 0.81 ve tamamında 0.96'dır. "Okullarda Yenileşme İklimi Ölçeği" nin iç tutarlık katsayısı "yenileşmeye destek" boyutunda 0.96, "kaynaklar ve olanaklar" boyutunda 0.95, "inisiyatifalma" boyutunda 0.84,"yenileşmeye açıklık" boyutunda 0.75, "takım çalışması ve uyum" boyutunda 0.88 ve tamamında 0.96'dür."Eğitim Yöneticilerinin Teknoloji Liderliği Yeterlikleri Ölçeği" ve "Okullarda Yenileşme İklimi Ölçeği" nin verileri normal dağılım göstermediği için non-parametrik testlerden Mann-Whitney-U ve Kruskal WallisTestleri kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri okulmüdürlerinin teknoloji liderliği ve alt boyutlarına ilişkin yeterliklerinin "yüksek" düzeyde olduğu görüşündedir. Sınıf öğretmenlerinin teknoloji liderliği ve alt boyutlarına ilişkin görüşleri arasında yaş, mesleki kıdem ve eğitim durumuna göre istatistiki olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Sınıf öğretmenleri okuldaki yenileşme ikliminin "yüksek" ve alt boyutlarından "Yenileşmeye destek", "Takım çalışması ve uyum", "Kaynaklar ve olanaklar", "İnisiyatif alma"nın "yüksek" ve "Yenileşmeye açıklığın" "orta" düzeyde olduğu görüşündedir. Sınıf öğretmenlerinin yenileşme iklimi ve alt boyutlarına ilişkin görüşleri arasında yaş ve mesleki kıdeme göre istatistiki olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Eğitim durumuna göre de sadece "takım çalışması ve uyum" altboyutuna ilişkin görüşleri arasında istatistiki olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre okul müdürünün teknoloji liderliği yeterliği ile okuldaki yenileşme iklimi arasında "yüksek düzeyde" ve "pozitif" bir ilişki bulunmaktadır.Nowadays, thecnology leadership is gaining more and more importance. In todays world, it has been on irremissible necessity to follow the current trends in education field, to tran individuals to the society's needs and to apply information technologies developed by the educational dimension. Technology leadership affects the school's innovation Climate positively or negatively Besides that, it is observed that the innovative schools usually have a climate which is open to new practices and ideas, use new techniques to solve problems and make innovation unexceptional. The educational establishments that have a significant role in society's development, are the most Responsive systems to change and their adjustment between changes and Protection of their entity are corelated to many individual, social and organisational facts, It has been thought that as to the other facts, the effect of the organisational climate on the Constitution of innovative educational institutions is at a superior level. In this case, the purpose of this work is to research the relationship between the technology competence of school principals and the innovation climate in school. In this search, among the quantitative research designs, the relational survey model is used. The nature of this research consists of 300 classroom teachers officiating in public schools and institutions related to Aydin provincial directorate of national education. In the research, "The technology leadership competencies scale of education administrators" developed by Banoğlul (2012) and "The innovation climate scale" developed by Polatcan (2019) were used. Both scales are the examples of 32 items five-pant likert type. "The Education Administrators" internal consistency coefficient of the technology leadership. Competency scale" is 0.91 in the "visionary leadership dimension, 0,91 in "digital age learning culture dimension 0,86 in "excellence in professional development" dimension, 0.93 in "systematic development" dimension, 0.81 in "digital citizenship" dimension, and totally it is 0.96. "The internal Consistency coefficient of the innovation Climate Scale in Schools is 0.96 in "support for innovation dimension, 0.95 in "Resources and possibilities "dimension, 0,84 in taking initiative", 0,75 in "openness to innovation" 0,88 in "teamwork and harmony"; and totally it is 0.96. Since the data of the "Education Administrators" Technology Leadership Competency scale "and "The Innovative Climate Scale in Schools" do not show regular distribution, among the non-parametric tests, Mann- Whitney-u and Kruskal Wallis Tests are used. Classroom teachers hold the opinion that the school principals have a "high" level of competence on technology leadership and its sub-dimensions, there is a statistically significant difference between the opinions of classroom teachers on technology leadership and its sub-dimensions according to age, professional seniority and educational status. Classroom teachers hold the opinion that the innovation climate at school is "high" and its sub-dimensions ";support innovation", "teamwork and harmony", "resources and possibilities", "taking initiative" is "high" and "opennes to innovation is "medium" level. There is a stastistically significant difference between the opinions of classroom teachers on innovation climate and its sub-dimensions according to age, and professional seniority. On educational status on "team work and harmony" sub-dimension, there is significant difference between their opinions. According to the classroom teachers' opinions "very high" and "positive "Relation between the technology leadership competence of school principal and the innovation climate
INVESTIGATION OF RATIONAL DRUG USE BEHAVIORS AND KNOWLEDGE LEVELS OF ELDERLY INDIVIDUALS
Amaç: Bu araştırma yaşlı bireylerin akılcı ilaç kullanımı davranışları, akılcı ilaç kullanımı
bilgi düzeylerinin ve akılcı ilaç kullanımını etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla
yapılmıştır.
Gereç ve Yöntem: Bu araştırma analitik-kesitsel olarak 01 Ekim 2021- 01 Kasım 2022
tarihleri arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde yatarak tedavi alan hastalarla dâhiliye ve cerrahi kliniklerinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemine, evreni bilinmeyen örneklem hesabı yöntemi ile 440 yaşlı birey alınmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında sosyo-demografik özellikleri içeren tanıtıcı özellikler formu, yaşlıların akılcı ilaç kullanımı davranışlarını değerlendirmek için soru formu ve akılcı ilaç kullanım bilgi düzeylerini belirlemek için akılcı ilaç kullanım ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U ve Kruksal-Wallis testi kullanılmış, p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.
Bulgular: Araştırmaya alınan yaşlıların yaş ortalamasının 72,56±5,84 olduğu ve %51,8’inin
erkek olduğu belirlendi. Yaşlıların %91,6’sının sağlık sorunu olduğunda hekime başvurduğu, %92,7’sinin hekimin verdiği ilaç dışında ilaç kullanmadığı, %85,9’unun kalan ilaçları sakladığı belirlendi. Yaşlıların %98,9’unun ilaçların yan etkileri konusunda bilgi almadığı, %89,3’ünün ilaçların prospektüsünü okumadığı ve %79,1’inin ilaçların son kullanma tarihini kontrol etmediği bulundu. Yaşlıların %72,3’ünün hekime muayene olmadan ağrı kesici ilaç kullandığı belirlendi. Yaşlıların akılcı ilaç kullanma ölçeği puan ortalamasının 32,52±2,93 olduğu saptandı. Okur yazar olmayanların ve bekar olanların akılcı ilaç kullanımı bilgi düzeylerinin daha düşük olduğu bulundu. Evde tarihi geçmiş ilaç bulundurma, ilaçların son kullanma tarihini kontrol etme, kendi başına antibiyotik kullanma davranışları ile akılcı ilaç kullanımı ölçeği puan ortalaması arasında anlamlı bir fark olduğu belirlendi (p<0,05).
Sonuç: Çalışma sonucunda yaşlıların akılcı ilaç kullanım bilgi düzeylerinin düşük olduğu
sonucuna ulaşıldı. Yaşlıların eğitim durumunun, evde tarihi geçen ilaç bulundurmanın,
muayene olmadan antibiyotik kullanma durumunun, ilaçların saat ve dozunu hatırlama
durumunun akılcı ilaç kullanım bilgi düzeylerini etkilediği saptandı.KABUL VE ONAY SAYFASI……………………………………...…………………………i
TEŞEKKÜR……………………………………………………………………………………ii
SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ…………………………………...……………...vi
TABLOLAR DİZİNİ…………………………………………………………………………vii
ÖZET………………………………………………………………………………………...viii
ABSTRACT…………………………………………………………………………………....x
1. GİRİŞ………………………………………………………………………………………..1
2. GENEL BİLGİLER……………………………………………………...……...…………..5
2.1. Yaşlılığın Tanımı ve Sınıflandırılması……………………………………...……………..5
2.2. Yaşlılık Epidemiyolojisi………………………………………...………………………...6
2.3. Yaşlanma ve Fizyolojik Değişiklikler…………………………………………......……....6
2.3.1. Kardiyovasküler Sistemde Yaşlanmaya Bağlı Değişimler……………………………...7
2.3.2. Solunum Sisteminde Yaşlanmaya Bağlı Değişimler……………...………...…………..7
2.3.3. Kas-İskelet Sisteminde Yaşlanmaya Bağlı Değişimler…………………..…………..…8
2.3.4. Gastrointestinal Sistemde Yaşlanmaya Bağlı Değişimler………………………………8
2.3.5. Metabolik ve Endokrin Sistemde Yaşlanmaya Bağlı Değişimler……………......……...9
2.3.6. Nörolojik Sistemde Yaşlanmaya Bağlı Değişimler……………………………………..9
2.3.7. Duyu Organlarında Yaşlanmaya Bağlı Değişimler……………………………………10
2.3.8. Genito-Üriner Sistemde Yaşlılığa Bağlı Değişimler…………………………………..10
2.3.9. İmmün Sistemde Yaşlanmaya Bağlı Değişimler……………………………..………..11
2.4. Yaşlılık ve Kronik Hastalıklar……………………………...……………………………11
2.5. Yaşlılıkta İlaç Metabolizması………………………………...………………………….12
2.5.1. Yaşlılıkta İlaç Etkisini Değiştiren Farmakokinetik ve Farmakodinamik Özellikler..….12
5
2.6. Akılcı İlaç Kullanımı………………………………………...…………………………..16
2.6.1. Yaşlılarda Akılcı İlaç Kullanımı…………………………………………...…………..19
2.6.1.1. Yaşlılarda Akılcı İlaç Kullanımında Karşılaşılan Sorunlar………………………….20
2.6.2. Yaşlılarda Akılcı İlaç Kullanımında Hemşirenin Görev ve Sorumlulukları…………...23
3. GEREÇ VE YÖNTEMLER………………………………………………………………..27
3.1. Araştırmanın Amacı……………………………………………………………………...27
3.2. Araştırmanın Tipi…………………………………………………………….…………..27
3.3. Araştırmanın Yer ve Zamanı……………………………………………………………..27
3.4. Araştırmanın Evreni ve Örneklemi………………………………………………………28
3.5. Araştırmaya Dahil Edilme Kriterleri……………………………………………………..28
3.6. Araştırmadan Dışlanma Kriterleri………………………………………………………..29
3.7. Veri Toplama Araçları…………………………………………………………………...29
3.7.1. Tanıtıcı Özellikler Formu (Ek 1)……………………………………………………...29
3.7.2. Soru Formu (Ek 2)…………………………………………………………………….29
3.7.3. Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği (Ek 3)……………………………...…………………...30
3.8. Araştırmanın İstatistiksel Değerlendirmesi………………………………………………30
3.9. Verilerin Toplanması……………………………………………………………...……..30
3.10. Araştırmanın Etik Yönü……………………………...…………………………………31
3.11. Araştırmanın Güçlü Yönleri ve Sınırlılıkları…………………………………………...31
4. BULGULAR……………………………………………………………………………….33
4.1. Yaşlıların Tanıtıcı Özelliklerine İlişkin Bulgular…………………………..…………....33
4.2. Yaşlıların Akılcı İlaç Kullanım Davranışlarına İlişkin Bulgular………………………...37
4.3. Yaşlıların Akılcı İlaç Kullanımı Bilgi Düzeylerine İlişkin Bulgular………………….....42
4.4. Yaşlıların Akılcı İlaç Kullanımını Etkileyen Faktörlere İlişkin Bulgular……...………...45
5. TARTIŞMA………………………………………………………………………………..51
5.1. Yaşlıların Akılcı İlaç Kullanım Davranışlarına İlişkin Bulguların Tartışılması…………52
6
5.2. Yaşlıların Akılcı İlaç Kullanım Bilgi Düzeylerine İlişkin Bulguların Tartışılması……...58
5.3. Yaşlıların Akılcı İlaç Kullanımını Etkileyen Faktörlere İlişkin Bulguların Tartışılması..59
6. SONUÇ VE ÖNERİLER………………………...………………………………………...63
6.1. Sonuçlar…………………………………………...……………………………………..63
6.2. Öneriler...……………………………………………...………………………………....64
KAYNAKLAR……………………………………………………………………………….65
EKLER………………………………………………………………………………………..79
Ek 1 (Tanıtıcı Özellikler Formu)…………………….………………...………...……...........79
Ek 2 (Soru Formu)………………………………………………………………...………....81
Ek 3 (Akılcı İlaç Kullanım Ölçeği)………………………...………………………………...84
Ek 4 (Etik Kurul İzin Belgesi)………………………..……………………………..………..85
Ek 5 (Veri Toplama İzin Belgesi)………………………...…………………………………..86
Ek 6 (‘’Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği’’ Kullanım İzni)……………………………………….87
BİLİMSEL ETİK BEYANI………………………………………...………………………...88
ÖZGEÇMİŞ…………………………………………………………………………………..8
Karideslerden Vibrio parahaemolyticus'un izolasyon ve identifikasyonu
Amaç: Bu çalışma, Aydın İli ve Kuşadası balık halindeki balıkçılardan temin edilen karideslerden Vibrio parahaemolyticus varlığının belirlenmesi ve antibiyotiklere karşı duyarlılıklarının ortaya koyulması amacıyla yapılmıştır.
Gereç ve Yöntem: Araştırma materyalini 2019 yılı Kasım-Aralık aylarında Aydın İli ve Kuşadası balık halinden toplanan 90 adet taze karides örneği oluşturmuştur. Karides örneklerinden geleneksel ve moleküler yöntemlerle V. parahaemolyticus izolasyonu yapılmış ve izolatların antibiyotiklere karşı duyarlılıkları disk difüzyon yöntemi ile araştırılmıştır.
Bulgular: Karides örneklerinden (n=90) geleneksel yöntemle TCBS agarda 40 (%44,4) izolat V. parahaemolyticus şüpheli pozitif sonuç vermiştir. V. parahaemolyticus şüpheli 40 izolattan 11’i (%27,5) ise Real-Time PCR ile V. parahaemolyticus pozitif sonuç vermiştir. Pozitif sonuç veren 11 izolata disk difüzyon yöntemi ile antibiyotik duyarlılık testi uygulanmıştır. V. parahaemolyticus izolatlarının tamamı penisilin G (10 ünite) ve klindamisine (2 µg) %100 oranında dirençli bulunmuştur, diğer yandan piperasilin (100 µg), siprofloksasin (5 µg) ve gentamisine (10 µg) %90,9 oranında duyarlı bulunmuştur.
Sonuç: Bu araştırma ile halk sağlığı açısından risk oluşturan V. parahaemolyticus’un karideslerden kış aylarında bile yüksek oranda izole edilebildiği ve V. parahaemolyticus izolatlarının bazı antibiyotiklere karşı duyarlılığı ortaya koyulmuştur.
Anahtar kelimeler: Antibiyotik dirençlilik, Halk sağlığı, İdentifikasyon, Karides, Vibrio parahaemolyticusKABUL VE ONAY i
TEŞEKKÜR ii
İÇİNDEKİLER iii
SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ vi
ŞEKİLLER DİZİNİ ..ix
RESİMLER DİZİNİ x
TABLOLAR DİZİNİ xi
ÖZET xii
ABSTRACT…………………………………………………………………………………xiii
1. GİRİŞ 1
2. GENEL BİLGİLER 3
2.1. Vibrionaceae Familyası 3
2.2. Vibrio 3
2.3. Vibrio parahaemolyticus 4
2.3.1. V. parahaemolyticus’un VBNC (Viable But Not-Culturable- Görülebilir Fakat Kültüre edilemeyen) Formu 6
2.4. Vibrio parahaemolyticus Epidemiyolojisi 8
2.4.1. Küresel Isınmanın V. parahaemolyticus ile İlişkisi 13
2.5. Virulans Faktörleri 16
2.5.1. toxR 17
2.5.2. Isıya Dirençli Direkt Hemolizin (Thermostable Direct Hemolysin, TDH) 17
2.5.3. TDH İlişkili Hemolizin (TDH Related Hemolysin, TRH) 18
2.5.4. Termolabilhemolizin (Thermolabilehemolysin, TLH) 19
2.5.5. Tip III Sekresyon Sistemi (T3SS) 19
2.5.6. Tip VI Sekresyon Sistemi (T6SS) …………………………………………………… 21
2.5.7. Adezyon Faktörleri…………………………………………………………………… 21
2.5.8. Demir Alım Sistemi…………………………………………………………………... 21
2.5.9. Lipopolisakkarit Yapı………………………………………………………………… 22
2.6. Kanagawa Feromonu 22
2.7.Su Ürünlerinde Vibrio spp. 23
2.7.1. Karideslerde Vibriosis Hastalığının Yayılımı 24
2.8. Türkiye’deki Su Ürünleri Arasında Karidesin Yeri 25
2.9. Halk Sağlığı Açısından Vibrio parahaemolyticus’un Önemi 25
2.9.1. Su Ürünlerinde V. parahaemolyticus’a Karşı Alınabilecek Önlemler 29
2.9.2. Karideslerde Vibrio parahaemolyticus 32
2.9.3. Su Ürünleri Endüstrisinde Antibiyotiklerin Bilinçsiz Kullanımı Sonucu Antimikrobiyal Direnç ve Halk Sağlığına Etkileri 33
2.9.3.1. Vibrio spp. İçin Antimikrobiyal Dirençlilik 34
2.10. Vibrio Türlerinde Kullanılan İzolasyon ve İdentifikasyon Yöntemleri 35
2.10.1. Kültüre Bağlı Yöntemler (Geleneksel-Klasik Metot) 35
2.10.2. Kültürel Olmayan İzolasyon ve İdentifikasyon 38
2.10.2.1. Gerçek Zamanlı Polimeraz Zincir Reaksiyonu (Real-Time Polymerase Chain Reaction –PCR-PZR) Yöntemi ile İzolasyon ve İdentifikasyon 41
3. GEREÇ VE YÖNTEM 44
3.1. Gereç 44
3.1.1. Numunelerin Temini 44
3.1.2. İzolasyon ve İdentifikasyon Besiyerleri………………………………………………. 44
3.1.3. DNA Ekstraksiyon Kiti……………………………………………………………….. 45
3.1.4. Primerler………………………………………………………………………………. 45
3.1.5. Antibiyotik Duyarlılık Testleri…………………………………………………………45
3.1.6. Kullanılan Cihazlar……………………………………………………………………. 45
3.1.6.1. Stomacher Cihazı…………………………………………………………………… 45
3.1.6.2. Vortex………………………………………………………………………………. 45
3.1.6.3. Block Heater Cihazı………………………………………………………………… 46
3.1.6.4. Santrifüj Cihazı………………………………………………………………………46
3.1.6.5. TaqMan Real-Time PCR Cihazı……………………………………………………. 46
3.2. Yöntem…………………………………………………………………………………...46
3.2.1. Vibrio parahaemolyticus’un Fenotipik İdentifikasyonu 46
3.2.1.1. Vibrio parahaemolyticus Suşlarının Canlandırılması 47
3.2.2. Vibrio parahaemolyticus’un Genotipik İdentifikasyonu…………………………....... 48
3.2.2.1. DNA Ekstrasyonu 48
3.2.2.2. PCR Mastermiks Hazırlanması 48
3.2.2.3. Real-Time PCR Uygulaması 48
3.2.3. Antibiyogram Uygulaması 49
4. BULGULAR 52
4.1. Klasik Kültürel Yöntem Sonuçları 52
4.2. Real-Time PCR Sonuçları 54
4.3.Antibiyogram Sonuçları 55
5. TARTIŞMA 58
6. SONUÇ VE ÖNERİLER 67
KAYNAKLAR 69
BİLİMSEL ETİK BEYANI 91
ÖZ GEÇMİŞ 9
Comparison of anaerobic power capacities of karate and taekwondo athletes
Amaç: Karate ve taekwondo sporu yapan bireylerin, anaerobik güç kapasitelerinde farklılık olup olmadığının tespit edilmesi araştırmanın ana amacı olarak belirlenmiştir.
Gereç ve Yöntem: Karate için 31 ve taekwondo branşı için 30 gönüllü sporcu araştırmaya katılım sağlamıştır. Sporculara ait anaeronik güç kapasiteleri (optimum yük, maksimum güç, ortalama güç, minimum güç, güç düşüşü ve yorgunluk indeksi) ölçülmüştür. Ölçüm sonuçlarının, karate ve taekwondo branşına göre farklılık gösterip göstermediği, SPSS 26 programı kullanılarak Bağımsız Örneklem T-Testi ile analiz edilmiştir.
Bulgular: Elde edilen bulgulara göre; optimum yük, minimum güç, yorgunluk indeksi karate ve taekwondo spor branşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Karate sporcularının maksimum güç, ortalama güç ve güç düşüşü ortalamalarının, taekwondo sporcularına göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Sonuç: Karate sporcularının taekwondo sporcularına göre daha yüksek düzeyde maksimum güç, ortalama güç ve güç düşüşü ortalamalarına sahip olduğu anlaşılmıştır.İÇİNDEKİLER
KABUL VE ONAY i
TEŞEKKÜR ii
İÇİNDEKİLER iii
SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ vi
ŞEKİLLER LİSTESİ vii
TABLOLAR LİSTESİ viii
ÖZET ix
ABSTRACT x
1. GİRİŞ 1
2. GENEL BİLGİLER 5
2.1. Spor Kavramı 5
2.1.1. Sporun Tanımı 6
2.1.2. Spora Katılım Nedenleri 7
2.1.3. Sporun Sağlığa Etkisi 12
2.1.4. Sporun Psikolojik Etkisi 13
2.1.5. Sporun Bireysel Etkisi 13
2.1.6. Sporun Toplumsal Etkisi 14
2.2. Karate Kavramı 14
2.2.1. Karate-Do’nun Tanımı ve Temel Felsefesi 15
2.2.2. Dünya’da ve Türkiye’de Karatenin Gelişimi 17
2.2.3. Karate-Do’nun Çalışmasının Bölümleri 22
2.2.3.1. Kihon 22
2.2.3.2. Kata 23
2.2.3.3. Kumite 23
2.2.4. Karate-Do Stilleri 24
2.2.4.1. Shotokan-Ryu Karate 25
2.2.4.2. Wado-Ryu Karate 25
2.2.4.3. Shito-Ryu Karate 26
2.2.4.4. Goju-Ryu Karate 27
2.2.4. Karate Branşının Özellikleri 27
2.3. Taekwondo Kavramı 28
2.3.1. Taekwondo 28
2.3.2. Taekwondo Tarihçesi 29
2.3.3. Taekwondoda Kurallar ve Müsabakalar 31
2.3.4. Taekwondo’nun Türkiye’de Gelişimi 31
2.3.5. Taekwondo’da Kullanılan Temel Teknikler 32
2.3.5.1. Temel Duruşlar 32
2.3.5.2. Saldırılara karşı savunma 32
2.3.5.3. El teknikleri ile saldırı (karşı saldırı) 33
2.3.6. Fiziksel Uygunluk ve Taekwondo 34
2.3.7. Fiziksel Uygunluk Parametreleri 34
2.3.7.1. Denge 34
2.3.7.2. Sıçrama Yüksekliği ve Çeviklik 34
2.3.7.3. Kuvvet 35
2.3.7.4. Dayanıklılık 35
2.3.7.5. Esneklik 35
2.3.8. Taekwondo’da Performansı Etkileyen Biomotor Özellikler 35
2.3.8.1. Taekwondoda Kuvvet 35
2.3.8.2. Sürat 36
2.4. Anaerobik Kavramı 36
2.4.1. Anaerobik Performans Tanımı 37
2.4.2. Anaerobik Performans ve Kas Fibril Tipleri 38
2.4.3. Anaerobik Kapasite 38
2.4.4. Anaerobik Güç ve Enerji Sistemleri 42
2.4.4.1 Anaerobik Güç 42
2.4.4.2 Enerji Sistemleri 43
2.4.4.2.1 Aerobik enerji sistemi 44
2.4.4.2.2 Anaerobik Enerji Sistemi 44
2.4.4.2.3 ATP-CP Sistemi (Alaktasit Sistem) 44
2.4.4.2.4 Laktik Asit/Anaerobik Glikoliz (Laktasit Sistem) 45
2.4.5. Anaerobik Performans Bileşenleri 45
2.4.5.1 Anaerobik Güç 45
2.4.5.2 Anaerobik Kapasite 46
2.4.5.3 Anaerobik Eşik 46
2.4.5.4 Patlayıcı güç 46
2.4.6. Anaerobik Performansa Etki Eden Unsurlar 47
2.4.6.1. Cinsiyet 47
2.4.6.2. Kas Kütlesi 48
2.4.6.3. Kas Lifi Tipi 48
2.4.6.4. Kas Lifi Boyutu 49
2.4.6.5. Kas Mimarisi Ve Gücü 50
2.4.6.6. Substrat kullanılabilirliği 50
2.4.6.7. Metabolik Yolların Verimliliği 51
2.4.6.8. Reaksiyon Ürünlerinin Birikmesi 52
2.4.6.9. Aerobik Enerji Sistemi Katkısı 52
2.4.6.10. Kalıtım 53
2.4.6.11. Fiziksel eğitim 55
3. GEREÇ VE YÖNTEM 56
3.1. Araştırmanın Modeli 56
3.2. Araştırmanın Örneklemi 56
3.3. Araştırmanın Etik Yönü 56
3.4. Araştırmaya Dâhil Edilme Kriterleri 56
3.5. Araştırmanın Dışlama Kriterleri 56
3.6. Veri Toplama Araçları 56
4. BULGULAR 58
4.1. Araştırma Parametrelerine Yönelik Genel Bilgiler 58
4.2. Normallik Dağılımı 59
4.3. Karate ve Taekwondo Sporcularına Ait Optimum Yük Karşılaştırması 59
4.4. Karate ve Taekwondo Sporcularına Ait Maksimum Güç Karşılaştırması 60
4.5. Karate ve Taekwondo Sporcularına Ait Ortalama Güç Karşılaştırması 60
4.6. Karate ve Taekwondo Sporcularına Ait Minimum Güç Karşılaştırması 61
4.7. Karate ve Taekwondo Sporcularına Ait Güç Düşüşü Karşılaştırması 61
4.8. Karate ve Taekwondo Sporcularına Ait Yorgunluk İndeksi Karşılaştırması 62
5. TARTIŞMA 63
6.SONUÇ VE ÖNERİLER 67
KAYNAKLAR 68
EKLER 79
Ek-1. Etik Kurul Raporu 79
Ek-2. Sporcu Sağlık Test Merkezi İzin yazısı 80
BİLİMSEL ETİK BEYANI 8
NEONATAL İSHALLİ BUZAĞILARDA İNTESTİNAL EPİTELYAL BARİYER FONKSİYONLARININ VE İNTESTİNAL PERMEABİLİTENİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Amaç: Buzağı ishallerinde serum Zonulin ve dAo düzeyindeki değişim incelenerek hem literatürdeki boşluğun kapatılması hem de pratik sahada rutin uygulama alanı bulabilecek sonuçlara ulaşılması planlanmaktadır.
Gereç ve Yöntem: Araştırmanın hayvan materyalini Aydın ili, buzağı işletmelerinde ya da Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Veteriner Fakültesinde bulunan neonatal ishalli (akut ishal), 1-28 günlük yaşta ve mevcut hızlı test kitleri aracılığıyla ilgili hastalıkların tanısı konulmuş, her iki cinsiyetten ve çeşitli yaş gruplarından 61 buzağı çalışmaya dahil edildi.Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler Kruskall-Wallis ANOVA ve Mann-Whitney U testleri kullanıldı.
Bulgular: Bu tez çalışmada, farklı enfeksiyon grupları arasında serum dAo (Diaminoksidaz) düzeyleri (ng/mL) ve serum zonulin düzeyleri (ng/mL) incelendi. Cryptosporidium spp., E. coli, Cryptosporidium + Clostridium perfringens, E. coli + Clostridium perfringens ve Cryptosporidium + Corona virüs grupları ile sağlıklı grubun serum dAo ve serum zonulin düzeyleri ölçüldü. Sonuçlar, her bir grup için aşağıdaki şekilde bulundu: Cryptosporidium spp. grubunda serum dAo düzeyi 7,97 ± 1,86 ng/mL olarak ölçüldü, serum zonulin düzeyi ise 46,71 ± 5,81 ng/mL olarak bulundu. E. coli grubunda serum dAo düzeyi 5,6 ± 0,59 ng/mL olarak tespit edildi, serum zonulin düzeyi ise 76,64 ± 2,80 ng/mL olarak saptandı. Cryptosporidium + Clostridium perfringens grubunda serum dAo düzeyi 7,99 ± 0,55 ng/mL olarak ölçüldü, serum zonulin düzeyi ise 57,14 ± 8,98 ng/mL olarak belirlendi. E. coli + Clostridium perfringens grubunda serum dAo düzeyi 7,38 ± 0,72 ng/mL olarak tespit edildi, serum zonulin düzeyi ise 36,56 ± 6,88 ng/mL olarak saptandı. Cryptosporidium + Corona virüs grubunda serum dAo düzeyi 3,767 ± 0,78 ng/mL olarak ölçüldü, serum zonulin düzeyi ise 46,71 ± 7,11 ng/mL olarak belirlendi. Sağlıklı grubun serum dAo düzeyi 16,91 ± 1,09 ng/mL olarak bulunurken, serum zonulin düzeyi 35,69 ± 3,69 ng/mL olarak saptandı.
Sonuç: Bu bulgular, enfeksiyonların bağırsak bariyer fonksiyonu üzerinde etkili olabileceğini ve serum zonulin düzeylerinin bu etkiyi yansıtabileceğini düşündürmektedirTEŞEKKÜR ii
İÇİNDEKİLER iii
SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ vii
ŞEKİLLER DİZİNİ xii
RESİMLER DİZİNİ xiii
TABLOLAR DİZİNİ xiv
ÖZET xv
ABSTRACT xvii
1. GİRİŞ 1
2. GENEL BİLGİLER 2
2.1. Neonatal Buzağı İshalleri 2
2.1.2. Patogenezis 3
2.1.2.1. Bağırsaklarda İyon ve Su Transportu 3
2.1.2.2. Enterotoksin Kaynaklı Hipersekresyon 4
2.1.2.3. Bağırsak İnflamasyonuna Bağlı Hipersekresyon ve Malabsorbsiyon 4
2.1.3. Etiyoloji 6
2.1.3.1. Bakteriyel Etkenler 6
2.1.3.1.1. Escherichia coli 6
2.1.3.1.2. Clostridium perfringens 7
2.1.3.1.3. Salmonella spp. 7
2.1.3.1.4. Campylobacter Jejuni 8
2.1.3.2. Viral Etkenler 9
2.1.3.2.1. Rotavirus 9
2.1.3.2.2. Coronavirus 10
2.1.3.2.3. Bovine Viral Diare 11
2.1.3.2.4. Torovirüsü 12
2.1.3.2.5. Norovirüs 13
2.1.3.2.5. Nebovirüs 13
2.1.3.3. Paraziter Etkenler 14
2.1.3.3.1. Cryptosporidium parvum 14
2.1.3.3.2. Giardiasis 15
2.2. İntestinal Bariyerin Yapısal Bileşenleri 15
2.2.1. Karıştırılmamış Su Tabakası 15
2.2.2. Mukozal Yüzey Hidrofobikliği 16
2.2.3. Epitel Tabakası 16
2.2.4. Endotel Tabakası 19
2.3. Bağırsak Geçirgenliğini Modüle Eden Mekanizmalar 19
2.3.1. Mukozal İmmünoloji ve Bariyer Fonksiyonu 19
2.3.1.1. Proteaz ve Proteinaz Aktif Reseptörler 20
2.3.1.2. Zonulin 21
2.3.1.3. Mast Hücreleri 23
2.3.1.4. Hücre İçi Yollar 24
2.3.1.5. Paraselüler Geçirgenliğin Düzenlenmesinde Tight Junction Proteinleri 25
2.3.1.6. Bağırsak Bariyeri ve Geçirgenliği 26
2.4. Artmış Bağırsak Geçirgenliğinin Nedenleri 29
2.4.1. Stres Kaynaklı Bariyer Disfonksiyonu 29
2.4.2. Gastrointestinal İskemi-Reperfüzyon Hasarı 30
2.4.3. Patojen Kaynaklı Bariyer Disfonksiyonu 31
2.4.3. İnflamatuvar Bağırsak Hastalığında Değişen Geçirgenlik 32
2.4.4. Mikrobiyota, Diyet ve Gastrointestinal Sağlık 32
2.4.5. Buzağılarında Bağırsak Geçirgenliğine Stres ve Bağışıklığın Etkisi 35
2.4.6. Kalıtım 36
2.5. Klinik Bulgular 36
2.5.1. Dehidrasyon 37
2.5.2. Metabolik Asidoz 37
2.5.3. Elektrolitik Dengesizlikler 38
2.6. Buzağı Enterik Patojenlerinin Teşhisi 38
2.6.1. Laboratuar Testleri 39
2.7. Bağırsak Geçirgenliğinin Değerlendirilmesi 42
2.7.1. Gastrointestinal Geçirgenliğin Ölçümü için Lactulose / Mannitol (L/M) 42
2.7.2. Kolonik Geçirgenlik Ölçümü için Sukraloz 44
2.7.3. Radyoaktif işaretli 51 Cr-EDTA 44
2.7.4. Serum Zonulin Ölçümü 45
2.7.5. Serum Diamin Oksidaz Ölçümü 45
2.8. Buzağı İshali Önleme ve Kontrol 46
2.6.1. Peripartum Buzağılama Yönetimi 46
2.6.2. Immunite 47
2.6.3. Çevresel Stres ve Kontaminasyon 48
2.7. Tedavi 49
2.7.1 Oral Sıvı Tedavisi 49
2.7.2. İntravenöz Sıvı Tedavisi 50
2.7.2.1. Sıvı Gereksinimleri 50
2.7.3. Metabolik Asidozun Düzeltilmesi 50
2.7.3. Antimikrobiyal Tedavi 51
2.7.4. Antiprotozooner Tedavi 51
2.7.5. Antiprotozooner Tedavi 51
2.7.6. Kısa Zincirli Yağ Asitleri 52
2.7.7. Amino Asitler 52
2.7.8. Diğer Besinler 53
2.7.9. Probiyotikler, Prebiyotikler ve Sinbiyotikler 53
3. GEREÇ VE YÖNTEM 55
3.1. Gereç 55
3.1.1. Cihazlar 55
3.1.2. Hayvan Materyali 55
3.2. Yöntem 56
3.2.1. Örneklerin Toplanması 56
3.2.2. Laboratuar Analizleri 58
3.2.2.1. Bovid- 5 Test Kiti 58
3.2.2.2. Serum Zonulin Ölçümü 58
3.2.2.3. Serum Diamin Oksidaz Ölçümü 61
3.2.3. İstatistiksel Değerlendirme 62
4. BULGULAR 63
5. TARTIŞMA 69
6. SONUÇ VE ÖNERİLER 76
KAYNAKLAR 78
EKLER 122
ADÜ-HADYEK 122
BİLİMSEL ETİK BEYANI 123
ÖZ GEÇMİŞ 12
TAVŞANLARDA LUTEOLİZİS SÜRECİNDE B-MOD VE DOPPLER ULTRASONOGRAFİ BULGULARI İLE SERUM NİTRİK OKSİT DÜZEYİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Amaç: Sunulan tez çalışmasında tavşanlarda fonksiyonel luteolizisin aşamalarından biri olan luteal perfüzyon değişikliğinin B-mod ve Doppler usg görüntülerindeki olası değişim üzerinden değerlendirilerek, serum Nitrik oksit (NO) seviyelerinin ölçülmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmada kullanılan toplam 14 dişi tavşana gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH; 0,2 mL Buserelin, im) uygulanarak yalancı gebeliğin indüksiyonu yapıldı. Birinci çalışma grubunda (Grup 1, n=7) yalancı gebeliğin 9. günü Prostaglandin F2α (PGF2α) enjeksiyonu (200 µg alfaprostol) ile luteolizis uyarıldı. Grup 2’ de ise (n=7) plasebo enjekte edilerek kontrol grubu oluşturuldu. Tüm tavşanlarda enjeksiyon öncesi, izleyen 40-80-360 dk. ve 24. saatlerde 18 MHz mikrokonveks prob eşliğinde B-mod ve Doppler ultrasonografi yapıldı. Alınan B-mod görüntülerinden Image-J programı yardımıyla total ovaryum dokusu üzerindeki alan (mm2), ortalama grilik değeri (MGV) ve heterojenite değerleri hesaplandı. Doppler ölçümlerinde luteal dokulara en yakın gözlenen arteriol üzerinden pulzatil (PI) ve rezistans (RI) indeks değerleri kaydedildi. Her bir ölçüm değeri sağ ve sol ovaryum için ayrı ayrı kaydedildi. Luteolizis öncesi (0-3-6-9. günler) ve usg sonrası ilgili saatlerde serum progesteron ölçümü için kulak venasından 4mL kan örneği alındı. Ek olarak, NO ölçümü için sadece usg sonrası ilgili saatlerde kan örneği alındı. Kan örnekleri ELISA yöntemi ile ölçümüne kadar -24 ºC’de saklandı. Buna göre ultrasonografik bulgular ve serum ölçüm sonuçları deney ve kontrol grupları arasında aynı yönlerdeki ovaryumlar gözetilerek gruplar arası Student T-test ve Mann Whitney U testi ile; yine grup içi zamana bağlı değişimin hesaplanabilmesi için varyans analizi ve Freidman Testi kullanarak istatistiki yönden değerlendirildi.
Bulgular: Bireysel klinik yanıtlar incelendiğinde yalancı gebelik oluşturulan tavşanlarda tüy yolma, yuva yapma gibi davranışsal değişimler izlenmiş, ek olarak corpora luteanın usg ile gözlenebilmiş olsa da serum P4 seviyeleri açısından gruplar arası önemli bir farka rastlanmadı. Ultrasonografi parametreleri yönünden incelendiğinde: deney grubunun sol ovaryum alanı 360. dk’da kontrol grubuna oranla daha küçüktü (P<0,05). Grup içi değerlendirmelerde ise her iki grupta da 40. dk sağ ovaryum yüzey alanı sol ovaryuma göre daha büyüktü (P<0,05). Ortalama grilik değerleri (MGV) açısından, 0. dk ölçümlerinde deney grubunun sol ovaryumları kontrol grubuna göre daha yüksek idi (P<0,05). Ayrıca deney grubunun sol ovaryumların MGV değeri 80. dk’ya kadar belirgin şekilde artış, 360.dk’da ise düşüş gösterdi (P<0,05). Heterojenite değerleri gruplar arası değerlendirildiğinde, 360. dk’da deney grubunun sağ ovaryum heterojenite değerinin daha düşük olduğu görüldü (P<0,05). Deney grubunda 360.dk.’da sağ tarafta sol tarafa oranla artan heterojenite değeri kaydedildi (P<0,05). Doppler usg bulguları bakımından gruplar arası PI ve RI değerleri yönünden farklılık görülmedi. Ancak kontrol grubunun sağ ovaryum RI değeri 0. dk’da sonraki ölçümlere oranla daha yüksekti (P<0,05). Çalışma sırasında serum NO düzeyleri arasında gruplar arası herhangi bir fark görülmedi. Ancak kontrol grubunda 80. dk’da artış, 360. dk’da ise belirgin azalma kaydedildi (P<0,05).
Sonuç: Elde edilen bulgular ışığında tavşanlarda yalancı gebelik indüksiyonunun hormonal takibinde zorluk yaşanabileceği, olguların steroid düzeyleri kadar klinik yanıtın da izlenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Ek olarak, ölçüm öncesinde örneklerin saklanıp çalışma sonrasında ELISA yöntemi ile ölçülmesi yerine hızlı test kitlerinin geliştirilerek indüksiyonu izleyen günlerde gerçek zamanlı ölçümlerin yapılması daha faydalı olacağı düşünülmektedir. Tavşanlarda diğer türlere oranla oldukça küçük boyutlu ve uzun kornu yapısı nedeniyle abdominal boşluk içinde daha değişken bir lokasyona sahip olan ovaryumlar doğru teknik ile uygulanan ultrasonografi ile non invaziv şekilde görüntülebilir. Ancak uygulama sırasında lokasyon asimetrisi ve sağ taftaki sekum içi gaza bağlı artefakt artışı göz önünde tutulmalıdır. Çalışma sonrası diğer memeli ve kanatlı hayvanlarda geçmişte kanıtlanmış olan fonksiyonel/ yapısal asimetri olgusunun tavşan ovaryumları için de mümkün görünmektedir. Buna göre, sağ ovaryumun daha büyük ve daha aktif olabileceği kanısına varılmıştır. Luteolizis sonrası saptanan MGV ve Heterojenite değişimlerine dayanarak luteal regresyonun teyidinde ekotekstürel incelemeler kullanılabilir. Ancak burada lize olan ve yerini corpus albikansa bırakacak olan corpora luteanın daha uzun bir zaman diliminde, belki de günlük ekotekstürel incelemeler ile takibi gibi daha detaylı işlemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Yine tavşanlarda Doppler ultrasonografi ile ovaryum dokusunun perfüzyonu takibi yapılabildiği, Pulsed Doppler incelemeler ve ölçümler açısından klinik pratikte kolaylıkla yer alabileceği görülmüştür. Tavşanlarda luteal regresyon ve NO ilişkisine dair kısıtlı sayıda çalışma bulgusu olması ve bu denemede sözkonusu değişme ratlanmaması nedeniyle gelecekte farklı bir ölçüm tekniği ile ve daha ayrıntılı kurgulanmış bir çalışmada araştırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.KABUL VE ONAY i
TEŞEKKÜR ii
İÇİNDEKİLER iii
SİMGELER VE KISALTMALAR DİZİNİ v
ŞEKİLLER DİZİNİ vii
RESİMLER DİZİNİ viii
TABLOLAR DİZİNİ ix
ÖZET x
ABSTRACT xiii
1. GİRİŞ 1
2. GENEL BİLGİLER 2
2.1. Tavşanların Reprodüktif Özellikleri 2
2.2. Tavşanlarda Yalancı Gebelik 3
2.2.1. Yalancı Gebeliğin Patofizyolojisi 4
2.2.2. Klinik Bulgular 5
2.2.3. Tanı 7
2.2.4. Sağaltım Yöntemleri 7
2.3. Ultrasonografi 8
2.3.1. Ultrasonografi Probları 9
2.3.2. A, B ve M-mod Ultrasonografi 9
2.3.3. Ultrasonografik Görüntülerin Bilgisayar Üzerinde Analiz Programı ile İncelenmesi 12
2.3.4. Doppler Ultrasonografi 14
2.3.5. Veteriner Reprodüksiyonda Doppler Ultrasonografi Kullanımı 16
2.3.5.1. Foliküllerin Perfüzyonu 18
2.3.5.2. Korpus Luteumun Perfüzyonu 20
2.3.5.3. Uterus Perfüzyonu 21
2.3.5.4. Umblikal Kord Perfüzyonu 22
2.4. Nitrik Oksit Fizyolojisi ve Luteolizis 24\ud
3. GEREÇ VE YÖNTEM 25
3.1. Hayvan Materyali 25
3.2. Ultrasonografik Muayeneler 26
3.3. Serum Analizleri 27
3.4. İstatistiksel Analizler 28
4. BULGULAR 29
4.1. Klinik Bulgular 29
4.2. Serum Progesteron Bulguları 29
4.2. Ovaryumların Ekotekstürel İncelemeleri 30
4.2.1. Ortalama Alan Değerleri 30
4.2.2. Ortalama Grilik Değerleri (MGV) 31
4.2.3. Heterojenite Değerleri 32
4.3. Doppler Bulguları 32
4.3.1. Pulzatil İndeks Bulguları 33
4.3.2. Rezistans İndeks Bulguları (RI) 33
4.5. Serum Nitrik Oksit (NO) Bulguları 34
5. TARTIŞMA 35
6. SONUÇ VE ÖNERİLER 43
KAYNAKLAR 44
BİLİMSEL ETİK BEYANI 65
ÖZGEÇMİŞ 6