Ankara University

Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistem
Not a member yet
    79054 research outputs found

    Discussions on women in religious thought after Tanzimmat

    No full text
    ÖZET TANZİMAT SONRASI DİNİ DÜŞÜNCEDE KADIN TARTIŞMALARI Bu çalışmada Tanzimat sonrası dini düşüncede kadın tartışmaları konusu ele alınmıştır. Tanzimat dönemine giden süreç siyasi aktörler, entelektüeller ve ulemanın gözüyle ele alınmış Tanzimat döneminde kadınların dergi ve gazeteler aracılığı ile eğitim, aile hukuku, çalışma hakları ve siyasi hak arayışları dönemin neşriyatına yansıyan yönleriyle ele alınmıştır. Tanzimat'la beraber kadınların eğitim, aile hukuku, çalışma hakları ve siyasi hakları ile ilgili iyileşmeler Osmanlı kadınına bir hareket alanı yaratmış kadın toplumda daha görünür bir konuma gelmiştir. Kadın özgürlüğünün en belirgin yansımaları, Kadın Dernekleri ve Kadın Dergi ve Gazeteleridir. Tanzimat'la beraber ortaya çıkan; fikirlerin daha özgür bir ortamda tartışılması zemini, bu yayınlar sayesinde kadını daha farklı bir tartışma zeminine taşımıştır. Döneme yön veren fikir adamı ve aydınlar tarafından kadın meseleleri çeşitli makalelerle gündeme getirilerek tesettür, çokeşlilik, kadınların şahitliği, boşanma ve miras konuları fikir akımları çerçevesinde konumlanmıştır. Tanzimat döneminde hürriyet fikri, felsefi kelam, siyaset felsefesi ile hukuk felsefesi gibi üç alanda incelenmekle beraber, sosyal, siyasal, ekonomik ve teknolojik anlamda her yönüyle değişen ve dönüşen dünyaya ayak uydurmaya çalışan Osmanlı aydınları geleneksel Kelam ilminin de yenilenmesi ve çağa uygun hale getirilmesi kanaatine sahip olmuşlardır. Bu anlamda dönemin dergi ve gazetelerinde kadın meseleleri Osmanlı aydınları tarafından inanç esaslarını akıl yoluyla temellendirilerek açıklanmaya çalışılmış ve karşıt görüşlere karşı inanç esasları savunulmuştur.ABSTRACT DISCUSSIONS ON WOMEN IN RELIGIOUS THOUGHT AFTER TANZIMMAT This study deals with women's debates in religious thought after the Tanzimat period. The process leading up to the Tanzimat period is examined from the perspective of political actors, intellectuals and ulema, and women's pursuit of education, family law, labor rights and political rights during the Tanzimat period through magazines and newspapers is discussed in terms of the aspects reflected in the publications of the period. With the Tanzimat, developments in women's education, family law, labor rights and political rights created a space of movement for Ottoman women and women became more visible in society. The most prominent reflections of women's freedom are Women's Associations and Women's Magazines and Newspapers. The ground for discussing ideas in a freer environment that emerged with the Tanzimat Movement brought women to a different discussion ground thanks to these publications. Women's issues were brought to the agenda with various articles by intellectuals and intellectuals who shaped the period, and the issues of hijab, polygamy, women's testimony, divorce and inheritance were positioned within the framework of intellectual movements. In the Tanzimat period, the idea of liberty was examined in three fields such as philosophical theology, political philosophy, and philosophy of law, and the Ottoman intellectuals, who tried to keep up with the world that was changing and transforming in every aspect in social, political, economic and technological terms, were of the opinion that the traditional science of theology should also be renewed and adapted to the age. In this sense, in the journals and newspapers of the period, Ottoman intellectuals tried to explain women's issues by justifying the principles of faith through reason and defended the principles of faith against opposing view

    Spectral analysis of impulsive schrödinger operators with matrix coefficients

    No full text
    Bu tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmına ayrılmıştır. İkinci bölümde spektral teoride bilinen bazı temel tanım ve teoremler verilmiştir. Üçüncü bölümde yarım eksen üzerindeki matris katsayılı impalsif Schrödinger operatörü tanımlanmış ve bazı özel çözümleri elde edilmiştir.Bu özel çözümler yardımıyla impalsif operatörün saçılım matrisi ve bazı özellikleri verilmiştir. Dördüncü bölümde L matris katsayılı impalsif Schrödinger operatörünün rezolvent operatörü elde edilmiş,daha sonra L rezolvent operatörünün kutup noktalarıyla ilişkili olarak L impalsif operatörünün özdeğerler,spektral tekillikler kümeleri ve bunların bazı özellikleri verilmiştir. Beşinci bölüm ise tartışma ve sonuç için ayrılmıştır

    Missionary activities of the Catholic Church on Armenians

    No full text
    Hıristiyanlık, tarih boyunca birçok bölünme yaşamıştır. Bunlardan en önemlisi XI. yy'da gerçekleşen ve hıristiyanlığın günümüzdeki mezhepsel ayrılığını oluşturan Doğu- Batı bölünmesidir. XI. yy ile birlikte Doğuyu Ortodoks Kilisesi Batıyı ise Katolik Kilisesi temsil etmeye başlamıştır. Neticede ise her iki mezhep de doğru inancın kendileri olduğunu iddia ederek rekabete girmişlerdir. Bu bağlamda Katolik Kilisesi kendisinin evrensel ve tek doğru inanca sahip olduğunu, aynı zamanda kurtuluşa da yalnızca Katolik Kilisesine bağlılıkla ulaşılabileceğini savunmuştur. Bu amaçla bir takım misyonerlik faaliyetleri yürütmeye başlamışlardır. Bu faaliyetleri gerçekleştirecekleri en önemli alan ise Osmanlı Devleti toprakları olmuştur. Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslim topluluklardan biri olan Ermeniler ise Katolik kilisesinin ilgili faaliyetlerini yürütürken etkileşim kurduğu en önemli gruplardan biri olmuştur. Ermenilerin kendilerine ait bir vatanları olmamış ve yıllarca farklı devletlerin hakimiyeti altında kalmışlardır. Ancak Katoliklerin destekçisi konumunda olan Fransa'nın faaliyetleri neticesinde bağımsızlık duyguları gelişmeye başlamıştır. Bu durum Katoliklere, Ermeniler üzerinde misyonerlik faaliyetlerini gerçekleştirme ve amaçlarına ulaşma noktasında kolaylık sağlamıştır. Bu süreçte Katolik Kilisesi misyonerleri kendileri gibi Hıristiyan olan ancak farklı bir mezhebe mensup Ermenileri Katolikleştirmek için birçok yöntem ve metot izlemişlerdir

    Investigation of information and records management department students' new media literacy levels: The case of Ankara University

    No full text
    Bu tez çalışmasının amacı, Ankara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü lisans öğrencilerinin yeni medya okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve çeşitli değişkenlerle ilişkisini ortaya koymaktır. Bu amaçla, çalışmanın verileri Kişisel Bilgi Formu ve Koc ve Barut (2016) tarafından geliştirilen Yeni Medya Okuryazarlık Ölçeği kullanarak elde edilmiştir. Yeni Medya Okuryazarlık Ölçeği; Fonksiyonel Tüketim, Eleştirel Tüketim, Fonksiyonel Üretim ve Eleştirel Üretim olmak üzere dört boyuttan oluşmaktadır. Verilerin 2023-2024 akademik yılı güz döneminde toplandığı bu araştırmaya gönüllü olarak toplam 180 öğrenci katılmıştır. Bulgular, öğrencilerin yeni medya okuryazarlık düzeylerinin genel ve tüm alt boyutlarda ortalamanın üzerinde olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin yeni medya okuryazarlık düzeylerinin günlük internet kullanım süresi, internet kullanım amacı, yaşam alanında bilgisayara sahip olup olmama durumu ve medya okuryazarlığı ile ilgili ders/eğitim alıp almama durumuna göre değişmediği; cinsiyet ve sınıf düzeyine göre anlamlı değiştiği gözlemlenmiştir.The aim of this thesis is to determine the new media literacy levels of undergraduate students in the Department of Information and Records Management at Ankara University and to examine their relationship with various variables. For this, data were collected using the Personal Information Form and the New Media Literacy Scale developed by Koc and Barut (2016). The New Media Literacy Scale consists of four dimensions; Functional Consuming, Critical Consuming, Functional Prosuming and Critical Prosuming. A total of 180 students voluntarily participated in the study, which was conducted during the fall semester of the 2023-2024 academic year. The findings reveal that the students' overall new media literacy levels, as well as all sub-dimensions are above average. It was observed that new media literacy levels did not significantly vary according to daily internet usage time, purpose of internet use, the possession of a computer in the living space or whether they had received courses/training on media literacy. However, significant differences were found based on gender and class level

    Crime of sexual intercourse with a minor

    No full text
    Bu çalışmada, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 104. maddesinde düzenlenen Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu incelenmiştir. Söz konusu suç tipi, TCK'nın İkinci Kitabının "Kişilere Karşı İşlenen Suçlar" başlıklı İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar" başlığı altında yer almaktadır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek 15-18 yaş aralığındaki çocuğun cebir, tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişkiye girmesini düzenlemektedir. Bu suç tipi ve yasal düzenleme, çeşitli tartışmalara zemin hazırlamıştır. Bu düzenleme irdelenirken ilk olarak çocuk ve cinsellik kavramlarının hukuki perspektiften analizi, cinsel davranışların toplumsal bir zorunluluk olarak devletler tarafından sınırlandırılması ve Türk hukukunda reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun tarihsel gelişimine dair genel bir değerlendirme yapılacaktır. Daha sonra, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu tüm unsurlarıyla ortaya konularak, suçun özel görünüş biçimleri ve muhakemesi ele alınacaktır. Son olarak, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun benzer suçlarla mukayesesi yapılarak, bazı yabancı devletlerde suçun düzenlenişi incelenecektir. Ayrıca, bu düzenlemeyle ilgili olarak doktrin, yargı kararları ve uygulamada tartışmalı konular üzerinde durulacaktır

    The concept of superlunar universe in Avicenna

    No full text
    Bu çalışmada İbn Sînâ'da (ö. 428/1037) "ayüstü âlem" kavramının nasıl ele alındığı incelenmekte ve bu kavramın dinî literatürdeki "melekliğe" olan tekâbuliyetinin ortaya konması amaçlanmaktadır. Allah ile ayaltı âlem arasında bir aracı varlık kategorisi olan ayüstü âlem ya da melekliğin, varoluşun meydana gelişinde, Tanrı'nın Tanrı oluşuna halel gelmemesi açısından, yokluğu düşünülemez bir önem teşkil ettiği açıklanmaya çalışılmıştır. Bu araştırma ile İbn Sînâ felsefesinde sudûr teorisi ile kurulan sistemde, ayüstü âlem ya da melekliğe denk gelen varlık âleminin Tanrı ile ayaltı âlem arasında, icra ettiği fonksiyonlar açısından bir bağ oluşturduğu, böylece birlik ve çokluk, soyut ile somut arasındaki irtibatın Tanrı'nın failliğine halel gelmeden sağlandığı tespit edilmiştir

    The establishment of the historical bloc and hegemonic struggles in Turkey: A theoretical analysis

    No full text
    Bu tez çalışması, Türkiye'de ulus devletleşme sürecini Gramsci'nin siyaset teorisi çerçevesinde hegemonya ve tarihsel blok kavramları üzerinden incelemektedir. Bu kavramsal çerçeve, Osmanlı'nın kapitalistleşmeyle yaşadığı organik krizin süreç içerisinde Cumhuriyet'in yapısal koşullarını oluşturduğunu gösterir. Osmanlı tarihsel blokunun organik krizi, Türkiye Cumhuriyet'inin kuruluşuyla birlikte yeni bir tarihsel blok ve etatist hegemonyanın inşasıyla aşılmıştır. Milli Mücadele dönemi, kapitalistleşme sürecinin bir aşaması olarak ele alınmış ve bu süreçte toplumsal uzlaşının ideolojik çerçevesi incelenmiştir. Yükselen Kürt milliyetçiliğine karşı, Kürtlerin toplumsal uzlaşıya dahil edilmesinin ideolojik temelleri ve hegemonya stratejileri irdelenmiştir. Koçgiri isyanı, bu bağlamda, devletin Kürtleri ittifaka/uzlaşıya dahil etme çabası ve toplumsal rıza üretme mekanizmalarını devreye sokması açısından değerlendirilmiştir. Erken Cumhuriyet dönemi, devletin alanının genişlemesiyle uyumlu olarak "entegral devlet" tanımı çerçevesinde etatist hegemonya kavramsallaştırmasıyla değerlendirilmiştir. Bu süreçte, bir yandan kapitalizme milli ekonomi doğrultusunda yeni bir yön verilirken, ulus devletleşme süreci olarak pasif devrim uygulamaya konmuştur. Pasif devrimin içeriği, araçları, rıza ve zor mekanizmaları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Kürt ayaklanmaları pasif devrime bir direnç olarak ele alınırken, bu ayaklanmaların etatist hegemonya bağlamındaki sınıfsal dinamikleri ele alınmıştır.This thesis examines the nation state building in Turkey through the lens of Gramsci's political theory, particularly focusing on the concepts of hegemony and historical bloc. This conceptual framework reveals that the Republic is not simply a moment of rupture, but also a process of structural transformation rooted in the collapse of the Ottoman historical bloc. It demonstrates how the organic crisis of the Ottoman Empire, conditioned by capitalist development, laid the structural conditions for the Republic. The organic crisis of the Ottoman historical bloc was overcome with the establishment of the Turkish Republic, leading to the construction of a new historical bloc and the creation of an etatist hegemony. The period of the National Struggle is examined as a phase of the capitalist development process, and the ideological framework of social consensus during this period is analyzed. The ideological foundations and hegemony strategies for integrating Kurds into the social consensus, despite the rise Kurdish nationalism, are explored. In this context, the Koçgiri Rebellion is evaluated in terms of the state's efforts to include the Kurds in the alliance/consensus and the mechanisms of producing social consent.The Early Republican period is analyzed through the framework of "etatist hegemony," in line with Gramsci's concept of the integral state, which refers to the expansion of state's power. During Early Republican period, while capitalism was redirected through a national economy, the process of nation-state formation was carried out through passive revolution. The content, tools, and mechanisms of both consent and coercion in the passive revolution are explored in detail. Kurdish uprisings are examined as a form of resistance to the passive revolution, with a focus on the class dynamics of these uprisings within the context of etatist hegemony

    The role of green infrastructure in combating climate change

    No full text
    Bu tez, iklim değişikliği ile mücadelede yeşil altyapının rolünü incelemektedir. İklim değişikliği, küresel ve yerel ölçekte çevresel, ekonomik ve sosyal riskleri derinleştirirken, özellikle kentlerde sürdürülebilirlik ve dirençlilik açısından büyük tehditler oluşturmaktadır. Türkiye, 2053 Net Sıfır Salım hedefi doğrultusunda, mevcut iklim politikalarını güçlendirme ve uygulama mekanizmalarını etkinleştirme ihtiyacı duymaktadır. Bu bağlamda, yeşil altyapı; kentlerin sera gazı salımlarını azaltmak, doğal ekosistemleri korumak ve iklim değişikliğine uyum sağlamak için kritik bir araç olarak öne çıkmaktadır. Tezde, öncelikle kentlerin sera gazı salım kaynakları olan enerji, ulaştırma, kentsel yapılar, sanayi ve atık yönetimi detaylandırılmıştır. Ardından, kentlerin iklim değişikliğiyle mücadele yöntemleri; sera gazı salımlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum stratejileri çerçevesinde ele alınmıştır. Yeşil altyapının, kentsel planlama süreçlerine nasıl bütünleştirilebileceği, iklim değişikliği ile bütüncül bir yaklaşımla nasıl değerlendirilebileceği tartışılmıştır. Türkiye özelinde yapılan değerlendirmelerde, ulusal ve yerel yönetimler arasındaki işbirliği ve eşgüdüm eksiklikleri, mevzuattaki boşluklar ve finansal kısıtlamalar nedeniyle yeşil altyapı uygulamalarının sınırlı kaldığı belirtilmiştir. Tez, IPCC'nin önerdiği çok seviyeli yönetişim modelini temel alarak, Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun, merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin işbirliğini ve eşgüdümünü güçlendiren bir yeşil altyapı modeli ve yönetsel model geliştirmektedir

    Ankara Üniversitesi Hizmet İçi Eğitim Planı (2025-2028)

    No full text

    Aerial territory administration on the base of national sovereignty

    No full text
    Tezimizin sorunu Türkiye Cumhuriyeti'ne ulus yararını gözeten hava ülkesi yönetim politikası önerebilmektir. Bu çerçevede konumuz sivil havacılığın sınır geçişlerini içeren saha yönetimidir. Araştırmamız Uluslararası Hukuk Enstitüsü'nün barış zamanı hava hukuku çalışmasına sebep olan ilk yön edilebilir hava aracının uçtuğu 1900 yılında başlamış ve politika önerisi için 2024 yılı başında sonlandırılmıştır. Üç ana hipotez aracımızla çıktığımız tarihsel analiz yolunda yön edilebilir hava aracı inşa etmenin temelinde motor tasarım bilgisi olması şartı gereği politika önerimiz için yolumuzu karşılaştırmalı analiz ile genişlettik. Karşılaştırma için farklı motor tasarım bilgisi en fazla bulunan Avrupa'dan Fransa'yı ve Amerika'dan ABD'yi seçtik ve bu ikisine sorunlu komşumuz Yunanistan'ı ilave ettik. Bu yeni yolumuz için üçlü hipotez aracımıza tez başlığımızın tanımını, serbestlik savunucularının dokuz serbestlik derecesini ve tanımdaki üçlü mülkiyeti ekledik. Üçlü mülkiyet aslında M.Ö. 3500 yıllarından beri var olan yönetimin özü, gerçek işbölümünün kendisidir. Pistonlu motor tasarım bilgisinin yön ettiği dönemde ABD, tek ABD hava ülkesini ve telsizle kontrol edebileceği yapay hava sahalarını oluşturarak yönetmeye başlamıştır. Sonra Amerika'da beş serbestlik derecesini hayata geçirerek üçlü mülkiyetini genişletmiştir. Fransa ise, sömürgelerine doğru en az iki serbestlik derecesi ile sözleşmeci devletlere hava ülkelerinde saha kontrolü yaptırarak ulaşmıştır. ABD'nin çok taraflı Şikago Sözleşmesi ile evrenselleştirmek istediği kendi tek hava ülkesi ve beş serbestlik derecesi modeli ulusal egemenlik engeline takılmıştır. Kendisine iki taraflı Bermuda I ve II sözleşmeleriyle beş serbestlik derecesini kazandırarak yol açan ABD, jet motoru tasarım bilgisi döneminde FIR olarak adlandırılan yapay hava sahasının üstüne UIR adıyla bir yapay hava sahası daha eklemiştir. ABD, tek hava sahası yönetimini sivil-askeri iş birliği ve bilgisayarlı radar sistemi ile yerine getirmeye başlamıştır. Fransa ise benzer yönetimi UIR'da altı devletin iş birliği ile EUROCONTROL'ü kurarak sağlamıştır. ABD yeni döneme kendisinde uyguladığı deregülasyon yasasını iki taraflı Open Skies Sözleşmesi ile model yapmış ve çok taraflı Şikago Sözleşmesi önüne yerleştirmiştir. Bu yeni dönemde ABD, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği (Fransa) üçlüsü yenilenebilir yakıtlı motor bilgisi geliştirmeye başladı. Ayrıca üst üste bindirilmiş dört yapay hava sahasının tek bir merkezden yönetimi için yapay zekâ destekli seyrüsefer yardımcı sistemi bilgisi üretimi için işbirliği yaptılar. Bilgi yerine beceri geliştirerek bu üçlüye hizmet etmeye ve böylece saygınlık kazanmaya karar veren Türkiye Cumhuriyeti'ne üç politika önerisi sunan tezimiz alanyazında ana kaynak olmaya adaydır.The problem of our dissertation is to be able to propose an aerial territory administration policy that is in the interest of the nation for the Republic of Turkey. Within this framework, our subject is the area control of civil aviation, including border crossings. Our research began in 1900, when the first steerable aircraft flew, which led to the Institute of International Law's peacetime air law study, and was concluded at the beginning of 2024 for a policy proposal. On the historical analysis way that we set out with our three main hypothesis vehicle, we expanded our way for our policy proposal with a comparative analysis due to the requirement that engine design knowledge be the basis for building a steerable aircraft. We chose France from Europe and the USA from America, which have the most different engine design knowledge for comparison, and added our problematic neighbor Greece to these two. For this new way, to our triple hypothesis vehicle, we added the definition of our dissertation title, the nine degrees of freedom of the freedom advocates, and the triple property in the definition. Triple property is actually the essence of administration, the true division of labor itself, which has existed since 3500 BC. In the period when piston engine design knowledge was directed, the USA began to administer by creating the single USA aerial territory and artificial airspaces that it could control by radio. Then, it expanded its triple property by implementing five degrees of freedom in America. France, on the other hand, reached its colonies by having the contracting states control the aerial territory with at least two degrees of freedom. The USA's single aerial territory and five degrees of freedom model, which they wanted to universalize with the multilateral Chicago Convention, has been blocked by national sovereignty. The USA, which paved the way by gaining five degrees of freedom with the bilateral Bermuda I and II conventions, added another artificial airspace called UIR to the artificial airspace called FIR during the jet engine design knowledge period. The USA has started to implement single airspace administration with civil-military cooperation and computerized radar system. France has provided similar administration in UIR by establishing EUROCONTROL with the cooperation of six states. The US has modeled the deregulation law it has implemented in the new period with the bilateral Open Skies Agreement and placed it before the multilateral Chicago Convention. In this new era, the trio of the United States, the United Kingdom, and the European Union (France) began developing renewable fuel engine knowledge. They also collaborated to produce artificial intelligence-powered navigation assistance system knowledge for the administration of four superimposed artificial airspaces from a single center. Our dissertation, which offers three policy recommendations to the Republic of Turkey, which has decided to serve this trio by developing skills instead of knowledge and thus gain respect, is a candidate to become a main source in the literature

    9

    full texts

    79,054

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistem
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇