Ankara University

Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistem
Not a member yet
    79054 research outputs found

    Fenn-i İdare-i Mülkiye

    No full text

    The religious and legal status of non-Muslims in the transition from the classical period to the period of regulations

    No full text
    Tanzimat Fermanı'nın ilanı Osmanlı Devleti'nde tam bir dönüm noktası olmuştur ki bu sebepten çok fazla çalışmanın konusunu teşkil etmiştir. Tanzimat'ı takip eden her bir adım Tanzimat'ın getirdiği yeni nizamı genişleterek devam etmiş ve bu değişim toplumun her kesimini kapsayarak sürmüştür. Gayrimüslim nizamnameleri de bu dönüşümün meyveleridir. Her bir gayrimüslim cemaatin kendi nizamnamesini hazırlaması sonucu artık gayrimüslimler klasik döneme nazaran daha kurallı ve sistemli bir iç işleyiş elde etmişler; ruhani reislerinin seçiminden okul, hastane vb. kurumlarının idare ve sevkine kadar her alanda hukuki zemine kavuşmuşlardır. Klasik döneme hâkim olan kuralların bilinmesi yeni düzenlemelerin kapsamının anlaşılmasını kolaylaştıracağından ve ayrıca kökleri bilinmeden geleceğe dair analiz yapmak kolay olmadığından, hukuk bilimi konularının çağdaş tasnifine uygun başlıklar altında İslam dininin ortaya çıktığı döneme kadar geriye giderek gayrimüslimlerin hukuki durumu izah edilmiştir. Konunun bu şekilde ele alınması gayrimüslim nizamnamelerinin daha rahat kavranmasını sağlamış ve nizamnameler tek tek tarihsel arka planıyla incelenerek öne çıkan hususlarına değinilmiştir. Daha sonra da gerek nizamnamelerin bölüm başlıklarından gerekse maddelerin değindiği konulardan hareketle kendimize özgü sınıflandırma yaparak nizamname içerikleri karşılarlaştırmalı şekilde değerlendirilmiştir

    Suriye'de 2011 yılı sonrasında kimyasal silah kullanımının Kimyasal Silahlar Sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi

    No full text
    Kimyasal silahlar ve Suriye'deki kimyasal silah kullanımı konularında Türkçe literatürde sınırlı sayıda çalışma bulunması bu alanın yorumlanmasını ve araştırılmasını zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla çalışmamızın ana hedefi, Suriye'de 2011 yılı sonrası yaşanan kimyasal silah kullanımı vakalarının Birleşmiş Milletler kararları ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü tarafından hazırlanan raporlar ve kararlar doğrultusunda sistematik ve kronolojik bir yaklaşımla incelenmesidir. Bu gaye ile çalışmamızın birinci bölümünde kimyasal silah kavramı ve böyle silahlara ilişkin uluslararası hukukun kaynakları ele alınmıştır. İkinci bölümde, Suriye'nin Kimyasal Silahlar Sözleşmesi'ne katılım süreci ve Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerine değinilerek Birleşmiş Milletler ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü tarafından Suriye'de yaşanan kimyasal silah kullanımı vakalarına yönelik gerçeklerin tespit edilmesi ve böyle kullanımlardan sorumlu olan faillerin saptanması yönlerinden yürütülen işbirliği faaliyetleri gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın merkezini teşkil eden üçüncü bölümde, Suriye'de 2011 yılı sonrası meydana gelen başta sarin ve klor olmak üzere zehirli kimyasalların silah olarak kullanıldığı vakaların tamamı kronolojik olarak incelenerek özetlenmiş ve vakaların Sözleşme'ye aykırılık boyutları ile uluslararası kamuoyunun bu vakalara tepkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır

    The psychological mood of Kırmızı Oda and an audience reception study

    No full text
    Bu tez, Kırmızı Oda dizisi özelinde, psikolojik temaları konu alan televizyon yapımlarının izleyici tarafından nasıl alımlandığını incelemektedir. Çalışma, televizyon ve psikoloji ilişkisini tarihsel ve sosyolojik bir bağlamda ele alarak, psikoterapinin dizi içeriklerindeki temsiline ve izleyicinin psikolojik içerikleri nasıl alımladığına odaklanmaktadır. Çalışmada, öncelikle sinemada ve televizyonda psikolojik temaların tarihsel gelişimi incelenmiş, Batı sinemasındaki örnekler ve bunların toplumsal bağlamla ilişkisi ortaya konulmuştur. Daha sonra, Türk televizyon tarihinde psikolojik içerikli dizilerin artışı ve bu trendin pandeminin etkisiyle nasıl hızlandığı analiz edilmiştir. Kırmızı Oda dizisi, bu bağlamda özellikle psikolojik danışma ve psikoterapi süreçlerini merkeze alan bir yapım olarak incelenmiştir. Araştırmada, izleyici deneyimlerini anlamak için derinlemesine görüşme yöntemi kullanılmış ve farklı izleyici profillerinden 19 kişiyle görüşülmüştür. Bunun yanı sıra, uzman görüşleri de ele alınarak, psikiyatrist ve psikologların diziye bakış açıları değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, izleyicilerin diziyi genellikle gerçek hikâyeden yola çıkması sebebiyle ve dizinin içerdiği temaların gerçekçi olduğunu düşünerek izlediklerini göstermiştir. Bununla birlikte, etik tartışmalar da öne çıkmış ve diziye dair eleştiriler getiren izleyicilerin, psikoterapi pratiğinin gerçek hayattaki işleyişi konusunda yanıltıcı mesajlar alınabileceği üzerine görüşlerinin olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada psikolojik temalı dizilere olan ilginin artmasının pandemi dönemi ile bir ilişkisini olup olmadığı da araştırılmıştır. Kırmızı Oda' nın, izleyicilerin psikolojik rahatsızlıklar konusunda farkındalık kazanmasını sağladığı saptanmıştır. Kırmızı Oda dizisinin izleyici alımlamasındaki çeşitlilikler ve bu çeşitlenmelere neden olabilecek unsurlar kuramsal literatür eşliğinde tartışılmıştır

    Identification of customary international law rules in international human rights law

    No full text
    Uluslararası teamül hukuku uluslararası hukukun asli kaynaklarından birisi olup söz konusu kurala ısrarlı olarak itiraz etmeyen bütün devletleri bağlayan normlardan oluşur. Uluslararası teamül hukukunun bu niteliği evrensel ve etkili bir uluslararası insan hakları koruma mekanizması oluşturulabilmesi için önemli bir imkân sunmaktadır. Bu durumda uluslararası insan hakları hukuku alanında teamül hukuku kurallarının nasıl tespit edileceği sorusu karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel iki unsurlu yaklaşıma göre bir uluslararası teamül hukuku normundan bahsedebilmek için yaygın ve tutarlı devlet uygulaması ile uygulamanın uluslararası hukuki bir yükümlülükten kaynaklandığına ilişkin inancın birlikte var olması gerekir. Ancak uluslararası insan hakları hukukunun kendine has özelliklerinden dolayı bahse konu yaklaşımın doğrudan bu alanda uygulanması kısıtlayıcı olabilecektir. Uluslararası insan hakları hukuku uluslararası hukukun diğer alanlarının aksine devletler arası ilişkilerden çok devlet ve vatandaşları arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Aynı zamanda insan hakları normları genellikle yasaklayıcı nitelikte olduklarından devletlerin belirli davranış biçimlerinden kaçınmalarını gerektirirler. Dolayısıyla devletlerin bu alandaki uygulamalarına ulaşabilmek için geleneksel görüşün dayandığı bazı varsayımların yumuşatılması gerekmektedir. Bu kapsamda devletler dışındaki uluslararası aktörlerin de teamül yapım sürecine katılımlarının kabul edilmesi, devletlerin fiziki eylemleri dışında beyanlarına da ağırlık verilmesi ve beyanlarla çelişen devlet uygulamalarına daha az ağırlık verilmesi gibi yöntemlere başvurulması teamül hukuku kurallarının tespitinde faydalı olacaktır. Customary international law is one of the primary sources of international law and consists of norms binding on all states that do not persistently object to the rule in question. This characteristic of customary international law provides an important opportunity to establish a universal and effective international human rights protection mechanism. This raises the question of how to identify customary law rules in the field of international human rights law. According to the traditional two-element approach, in order to speak of a customary international law norm, widespread and consistent state practice and the belief that the practice arises from an international legal obligation must coexist. However, due to the unique characteristics of international human rights law, it is not realistic to directly apply this approach in this field. Unlike other areas of international law, international human rights law focuses on the relationship between the state and its citizens rather than on relations between states. At the same time, human rights norms are generally prohibitive in nature, requiring states to refrain from certain forms of behavior. Therefore, in order to access the practices of states in this field, some of the assumptions underlying the traditional view need to be softened. In this context, methods such as acknowledging the participation of international actors other than states in the custom-making process, giving weight to the declarations of states in addition to their physical actions, and giving less weight to state practices that contradict declarations will be useful in determining the rules of customary law

    General principles of law as a source of EU law

    No full text
    Bugün Avrupa Birliği olarak anılan uluslarüstü kuruluş, II. Dünya Savaşı'nı izleyen 50'li yıllarda Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu olarak kurulmuş ve Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ile kapsamı genişletilmişti. Kurucu antlaşmalar, genel olarak düzenlemeyi amaçladıkları sektörler dışında hükümler içermiyordu. Antlaşmalarla tam bir hukuk sistemi kurulmadığı için, süreç içinde ortaya çıkan hukuki sorunlara uygulanacak kural bulunmadığından dolayı, Avrupa Birliği Adalet Divan önüne gelen davalarda adaletin yerine getirilmesinden kaçınmayı önlemek amacıyla, ortaya çıkan hukuki boşlukları üye devletlerin hukuk sistemlerinde ortak olan anayasal geleneklerden ve uluslararası hukuktan esinlenerek hukukun genel ilkeleri ile doldurmak zorunda kalmıştır. Temel haklar da hukukun genel ilkelerinin bir parçası olarak AB hukuk düzenine yerleştirilmiştir. Süreç içerisinde, Üye Devletlerin hukuk sistemlerinden türetilen hukukun genel ilkeleri, AB hukukunun genel ilkeleri olarak AB hukuk düzeni içinde adeta bir passe-partout anahtarı gibi birbirinden farklı işlevler yerine getirmeye ve etkiler doğurmaya başlamıştır. Bu tezin birinci bölümünde, AB hukukunun genel ilkelerinin kuramsal yapısı, etkileşimde bulunduğu Üye Devlet hukuk sistemlerinde bulunan hukukun genel ilkeleri ile olan ilişkisi, kurallar ile ilkeler arasındaki farklar, AB hukukunun genel ilkelerinin AB hukuk kaynakları hiyerarşisindeki yeri ve antlaşmalarda yer alan hukukun genel ilkeleri ile ilgili normatif kaynaklar incelenmektedir. Tezin ikinci bölümünde ise, AB hukukun genel ilkelerinin, AB hukuk düzeni içerisindeki işlevleri ve etkileri ele alınmaktadır. Bu bağlamda, AB hukukunun genel ilkelerini boşluk doldurma yoruma yardımcı olma işlevi Avrupa Birlği Adalet Divanı kararları ışığında incelenmektedir. Öte yandan, bu ilkelerin Birlik ve üye devlet tasarrufları bağlamında yarattığı etkiler ile son olarak hukukun genel ilkelerinin temel haklar üzerinde yarattığı etkiler ele alınıp değerlendirilmektedir. The supranational organisation known today as the European Union was founded as the European Coal and Steel Community in the 1950s following World War II, and expanded in scope with the European Economic Community and the European Atomic Energy Community. Predominantly, the founding Treaties would not contain provisions outside the scope of the sector they sought to regulate. Since the founding treaties did not create a complete legal order, lack of identifiable legal rules applicable to arising legal problems could progressively be seen. As a means of preventing denial of justice in cases heard before it, the European Court of Justice would be compelled to fill lacuna in the law with general principles of law inspired by constitutional traditions common to the laws of the Member States and general principles of international law. As a part of the general principles of law itself, fundamental rights found their place within the European Union legal order. Over time, the general principles of law derived from the legal systems of the Member States, now as general principles of EU Law, began to perform different functions and have effects within the EU Legal order in much the same manner as a passe-partout key. The first part of the present thesis examines the theoretical structure of the general principles of EU Law, its relationship with the general principles of law in the legal systems of the Member States and international law with which it interacts, the differences between rules and principles, the position of the general principles of EU law within the hierarchy of the legal sources of the EU and the normative sources of the general principles of law found within the treaties. The second part of the thesis addresses the functions and effects of the general principles of EU law within the EU legal order. In this regard, the role and function that the general principles of EU law have in the context of filling legal gaps, aiding interpretation are analysed in light of the case law of the European Court of Justice. Furthermore, the effects of these principles on the EU institutions acts and acts of Member States are discussed and evaluated. And finally, the effects of the general principles of law in the context of fundamental rights are discussed and analysed

    ÇEVRE ETİĞİ KAPSAMINDA GIDA ETİĞİ: LA VIA CAMPESINA (ÇİFTÇİ YOLU) VE GÜNEŞKÖY ÖRNEKLERİ

    No full text
    Gıda etiği kavramı, gıdanın üretiminden tüketimine ve bertaraf edilmesine kadar olan bütüncül bir süreci kapsamaktadır. “Yeşil Devrim” ile başlayan ve günümüzde de yaygın olan kapitalist ekonomik modeldeki endüstriyel gıda sistemi, ekonomik, sosyo kültürel ve çevresel açılardan gıda krizine neden olurken, aynı zamanda etik açıdan da ihlaller yaratmaktadır. Tez çalışmasında, çevre etiği yaklaşımlarından yola çıkılarak, endüstriyel gıda sisteminde gıda hakkı, gıda güvencesi, gıda güvenliği ve hayvan refahı gibi gıda etiği kavramlarının hayata geçirilmesinin ne kadar mümkün olabildiği incelenmiş, bu kavramlardan yola çıkılarak mevcut gıda sisteminin yarattığı etik sorunlar araştırılmıştır. Gıda etiğinin sağlanmasında çevre merkezci etik yaklaşımlar ile yatay örgütlenme, gıda sisteminde yerel/bölgesel özerklik, insan-doğa ilişkisinin çevre merkezci olarak yeniden düzenlenmesi yoluyla hareket eden toplumsal ekoloji ve ekososyalizm yaklaşımlarının gıda egemenliğinin kazanılmasında öncü rol üstlenebileceği görülmüştür. La Via Campesina (Çiftçi Yolu) küresel çaptaki çiftçi örgütü ve yerel düzeyde faaliyet gösteren Güneşköy ekoköyü ile alternatif bir gıda sisteminin yerel düzeyden başlanarak etkili olabileceği ve söz konusu örnek olaylarla gıda egemenliğinin kazanılarak gıda etiğinin çevre merkezci olarak yapısal bir dönüşümle mümkün olabileceği açıkça görülmüştür

    Local and regional government system in France after 2003 and its applicability in Turkey

    No full text
    Fransa'da 1982 yılında başlayan ve 2003 yılında yapılan reformla farklı bir noktaya gelen ademimerkezileşme süreci bölge yerel yönetimlerine dayanmaktadır. Bu, Fransa'nın kendi adını verdiği Fransız yerel yönetim modelinden uzaklaşması anlamına gelmektedir. Fransız yerel yönetim modelini örnek alarak kendi yerel yönetim modelini oluşturmuş olan Türkiye'de ise benzer bir ilerleme yaşanmamıştır. Fransa'nın yerel yönetimler bakımından günümüzde ulaştığı noktanın Türkiye'nin bugün bulunduğu noktayla karşılaştırılması, Türkiye'de Fransa'dakine benzer bir yerel yönetim sistemi oluşturulup oluşturulamayacağı sorusuna cevap aramaktadır. Bu cevaba ulaşmak için merkezi yönetimin, yerinden yönetimin, yerel yönetimlerin, bölgeselleşmenin, bölge yönetimlerinin tanımları yapılmış; Fransa'nın üyesi ve Türkiye'nin üye adayı olduğu AB'nin ve her iki devletin de üye olduğu Avrupa Konseyi'nin bu konudaki politikaları incelenmiştir. Bu kavramsal çerçevede Fransa'nın bölgeselleşme tarihi, yerel yönetim reformları ve bölge yönetimleri de dahil olmak üzere yerel yönetim birimlerinin günümüzdeki durumu irdelenmiş, Türkiye'de benzer bir sürecin yaşanmasının olanaklılığı, Türkiye'nin yerel yönetim tarihi, yerel yönetim reformları ve bölge kavramına bakışı göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Bölge Yerel Yönetimleri, Bölgeselleşme, Yerel Yönetim Reformları, Anakent Belediyeleri The decentralization process, which started in France in 1982 and reached a different point with the reform in 2003, is based on regional local governments. This means that France is moving away from the French local government model that gives its name. There has been no similar progress in Turkey, which has created its own local government model by taking the French local government model as an example. Comparing the point France has reached today in terms of local governments with the point Turkey is in today seeks an answer to the question of whether a local government system similar to the one in France can be created in Turkey. To reach this answer, definitions of central government, decentralization, local governments, regionalization and regional governments were made; the policies of the EU, of which France is a member and Turkey is a member candidate, and the Council of Europe, of which both states are members, on this issue have been examined. In this conceptual framework, the history of regionalization in France, local government reforms and the current situation of local government units, including regional governments, are examined, the possibility of experiencing a similar process in Turkey has been evaluated by taking into consideration Turkey's history of local government, local government reforms and its view on the concept of region. Keywords: Local Governments, Regional Local Governments, Regionalization, Local Government Reforms, Metropolitan Municipalitie

    Teaching collocations in foreign language: A corpus-based analysis

    No full text
    İngilizcenin yabancı dil olarak öğretildiği ülkemizde ders kitapları başat dil girdisi kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Bu bakımdan ders kitaplarında öğretimi üzerinde durulan sözvarlığı büyük bir önem taşımaktadır. Sözvarlığı konusunda ise derlem dilbiliminin dilin doğasına ışık tutmasıyla birlikte, sözcük örüntüleri ön plana çıkmakta ve eşdizim kavramı günümüzde sıklıkla tartışılan bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sözü edilen çerçevede bu çalışmada, İngilizce ders kitaplarında yer verilen eşdizimli öğelere ilişkin derlem dilbilimsel ve öğretimsel boyutlarda bir betimleme yapılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda öncelikle MEB ortaöğretim 9. sınıf ders kitaplarında yer alan eşdizimli öğelerin sıklık görünümleri belirlenmiştir. Sonrasında sıklık görünümleri belirlenen eşdizimli öğelerin İngiliz Ulusal Derleminde yer alan öğelerle ne düzeyde örtüştüğü tespit edilmiştir. Bu kapsamda İngiliz Ulusal Derlemiyle karşılaştırıldığında ders kitaplarında daha fazla sıklıkta ve daha az sıklıkta kullanılan eşdizimli öğeler ortaya çıkarılmıştır. Ardından hazırlanan kontrol listeleriyle eşdizimli öğelerin ders kitaplarında nasıl sunulduğuna ve öğretildiğine ilişkin bir betimleme sunulmuştur. Çalışmadan elde edilen sonuçlarda ders kitaplarında yer verilen eşdizimli öğelerin % 66'sının İngiliz Ulusal Derlemiyle karşılaştırıldığında daha fazla sıklıkta kullanıldığı; bununla birlikte % 34'ünün ise anadili derlemine kıyasla daha az sıklıkta kullanıldığı görülmüştür. Ayrıca ders kitaplarının eşdizimli öğelerin öğretimi konusunda yeterli olmadığı saptanmış ve eşdizimli öğelerin öğretimi özelinde ders kitaplarında değiştirilmesi, geliştirilmesi ve yeniden düzenlenmesi gereken boyutlar olduğu ortaya konmuştur. In our country, where English is taught as a foreign language, textbooks are considered to be the primary source of language input. In this respect, the vocabulary emphasized in textbooks holds great significance in terms of teaching. Regarding vocabulary, as corpus linguistics sheds light on the nature of language, word patterns come to the forefront and the concept of collocation becomes a frequently discussed issue today. Within the mentioned framework, in this study it is aimed to provide a corpus linguistics and pedagogical description of the collocations included in English textbooks. In this regard, initially the frequency occurences of the collocations in the 9th grade textbooks of the Ministry of National Education were identified. Subsequently, it was determined to what extent the collocational items with identified frequency occurences align with the items in the British National Corpus. In this context, collocations that were overused and underused in the textbooks were revealed compared to the British National Corpus. Following that, a descriptive analysis was given on how the collocations were presented and taught in the textbooks using the prepared checklists. The results obtained from the study indicated that 66 % of the collocational items included in the textbooks were overused when compared to the British National Corpus while 34 % of the collocational items were found to be underused compared to the native language corpus. Furthermore it has been determined that textbooks are not adequate in terms of teaching collocations and it has been revealed that there are dimensions specifically related to the teaching collocations that need to be changed, improved, and reorganized in the textbooks

    Physics in quantum reference frames

    No full text
    Referans çerçevesi nosyonu kuantum mekaniği ve kuantum bilgi teorisi bağlamında incelenmiştir. Bir kuantum durumunun sahip olduğu bilginin bir kısmı referans çerçevesi bağlılığı içerir. Bu türden bir bilgiye kuantum bilgi teorisi diliyle "konuşulamaz" bilgi denir. Konuşulamaz bilginin bulunmayışı ya da eşdeğer olarak referans çerçevesinin bulunmayışı matematiksel olarak bir süperseçim kuralıyla ifade edilebilir ve bir tür dekoherense yol açar. Her zaman bir referans çerçevesi fiziksel bir sistemle ilişkilendirilecektir. Böylece, kuantum mekaniği formalizmi içerisinde çalışabilir. Kuantum referans çerçeveleri, klasikliğin ortaya çıkışının anlaşılmasına da önemli katkılar sağlar. Eğer bir parçacık kuantum mekaniksel bir iç serbestliğe sahipse, gravitasyonel zaman genleşmesi parçacığın kütle merkezi ile iç serbestlik derecesinin dolanıklaşmasına yol açar. Bu dolanıklığın sonucunda parçacığın kütle merkezi konumunda dekoherens gerçekleşir. Bu dekoherens relativistik, termodinamik ve kuantum mekaniksel bir etkidir. The notion of reference frame has been studied in the context of quantum mechanics and quantum information theory. Some of the information a quantum state has involves reference frame dependence. In the language of quantum information theory, this kind of information is called "unspeakable" information. The absence of unspeakable information, or equivalently the absence of a frame of reference, can be expressed mathematically by a superselection rule and leads to a kind of decoherence. A frame of reference will always be associated with a physical system. Thus, it can be studied within the formalism of quantum mechanics. Quantum frames of reference also make important contributions to the understanding of the emergence of classicism. If a particle has a quantum mechanical internal degree of freedom, then gravitational time dilation causes the particle's center of mass and internal degrees of freedom to become entangled. As a result of this entanglement, decoherence occurs at the particle's center of mass location. This decoherence is a relativistical, thermodynamical and quantum mechanical effect

    9

    full texts

    79,054

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistem
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇