79054 research outputs found
Sort by
Euthanasia in Turkish criminal law within the scope of the right to life
Felsefi, dinî, tıbbi ve hukuki tartıĢmaların merkezinde yer alan ve bu yönüyle multidisipliner bir perspektifte ele alınması gereken ötanazi uygulaması, üzerinde hiçbir zaman uzlaĢı sağlanamamıĢ bir konu olarak gri alanda mevcudiyetini sürdürmektedir. Bireyin kendi yaĢamı üzerinde tasarruf etme yetkisine dayanan, kendi geleceğini belirleme hakkı ve özerklik hakkı kapsamında meĢruiyeti savunulan ötanazi, yaĢama hakkının ihlâli olarak kabul edilmesi sebebiyle aynı zamanda ceza hukukunun da kapsamına girmektedir
The effect of values-oriented spiritual empowerment and care program on the perception of god and self of high school students with mild mental disability
Bu araştırmanın temel amacı, hafif zihinsel yetersizliği olan bireylerin manevi ihtiyaçlarını belirlemek ve bu bireylere yönelik olarak uygulanan DOMAB programının, öğrencilerin Tanrı algısı ve benlik algısı düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Yöntem: Araştırmanın evrenini, 2024 yılında Ankara ilinde, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitim gören, hafif zihinsel yetersizlik tanısı almış ortaöğretim öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise14-18 yaş arasında, hafif zihinsel yetersizlik tanısı almış 16 öğrenciden oluşmaktadır. Bu kapsamda, deney grubu ve kontrol grubu olmak üzere toplamda 32 öğrenci araştırmaya dahil edilmiştir (her grup için 16 öğrenci). Araştırmada nicel verileri toplama aracı olarak, demografik bilgi formu, Tanrı Algısı Ölçeği ve Sosyal Karşılaştırma Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formunda katılımcıların cinsiyeti, yaşı, sınıfı, destek eğitim alma süresi, anne ve baba eğitim durumu, anne-baba medeni durumu, özel eğitim desteği alan kardeşinin olup olmadığı gibi bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca, araştırmada hafif zihinsel yetersizliği olan öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. 14-18 yaş arasındaki öğrencilerle yapılan bu görüşmeler için 14 soru hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında, hafif zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin manevi ihtiyaçları belirlenmiş ve bu ihtiyaçlara yönelik olarak öğrencilere DOMAB programı uygulanmıştır. Araştırmada, Tanrı Algısı Ölçeği ve Sosyal Karşılaştırma Ölçeklerinin geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Tanrı Algısı ve Sosyal Karşılaştırma ölçekleri kullanılarak, benzer özelliklere sahip 32 öğrenci, ön testler açısından gruplandırılmıştır. Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin Tanrı algısı ve benlik algısı düzeyleri, ön test, son test ve izleme testi sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Bu öğrenciler, rastgele olarak deney ve kontrol gruplarına ayrılmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir özel müdahale yapılmazken, deney grubuna 12 hafta boyunca DOMAB programı uygulanmıştır. Bu program öğrencilere olumlu bakış açısı, sabır, şükür, azim, yargılamak yerine anlamak, affetme, sevgi, manevi güçlenme, Yaradan sevgisi, ilişkilerde adalet gibi özellikler kazandırmayı amaçlamaktadır. Hafif zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin manevi ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu bağlamda, Ankara ilinde bulunan bir özel eğitim merkezinde 16 katılımcı ile görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca, araştırmada "Tanrı Algısı Ölçeği" ve "Sosyal Karşılaştırma Ölçeği" uygulanmış; öntest, sontest ve izleme testi verileri, SPSS 24 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizlerde, hafif zihinsel yetersizliğe sahip öğrencilerden elde edilen verilerin frekans dağılımları sunulmuş ve normallik dağılımları değerlendirilmiştir. Kolmogorov-Smirnov testi sonuçlarına göre, verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ilişkili örneklem t-testi, ANOVA testi, korelasyon anaizi, regresyon analizleri, açımlayıcı faktör analizi, güvenirlik analizi ve doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Bulgular: Yapılan araştırma sonucunda Tanrı Algısı Ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu, orijinal ölçekteki faktör yapısı ile uyum gösterdiği, doğrulayıcı faktör analizi sonucunda faktör yapısına ilişkin uyum indeks değerlerinin iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Sosyal Karşılaştırma Ölçeği'nin güvenirlik analizi sonucunda elde edilen bulgular, ölçeğin yüksek düzeyde güvenirliğe sahip olduğunu göstermektedir. Ölçek maddeleri arasındaki korelasyon değerlerinin ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerinin analizi sonucunda hafif zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin kabul ve sevgi ihtiyacı, duygusal ve sosyal destek ihtiyacı, maneviyat ihtiyacı ve umut ve beklentilerin desteklenmesi ihtiyacı olduğu tespit edilmiştir. Bu ihtiyaçlar dört ana tema ve bu temalar altında toplanan 23 kategori halinde sınıflandırılmıştır. Nicel verilerin analizi sonucunda ise DOMAB programının uygulandığı deney grubundaki hafif zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin benlik algısı ve sevgi yönelimli Tanrı algısı düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: Hafif düzeyde zihinsel yetersizliğe sahip ortaöğretim öğrencilerinin benlik algısı ve Tanrı algısı düzeylerini belirlemek amacıyla kullanılan Tanrı Algısı Ölçeği ve Sosyal Karşılaştırma Ölçeği'nin, bu öğrenci grubu için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan görüşmeler doğrultusunda hafif zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin anlaşılma, sevgi, dışlanmama, iletişim, sosyalleşme, Yaradan sevgisi, Yaradan'ın koruması, sabır, azim, hayata olumlu bakış açısı geliştirme ihtiyaçlarının olduğu belirlenmiştir. Hafif zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin manevi ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla gerçekleştirilen DOMAB programı; öğrencilerde benlik algısı, sevgi yönelimli Tanrı algısı ve Tanrıya yönelik olumlu duyguların artmasına önemli ölçüde katkı sağlamıştır. Bunun yanı sıra, uzak/umursamaz Tanrı, korkutan ve cezalandıran Tanrı ve Tanrı'ya yönelik olumsuz duygularda azalma gözlenmiştir. Sonuç olarak DOMAB programı, deney grubundaki öğrencilerin benlik algısını ve Tanrı algısını olumlu yönde geliştirmiştir. Ayrıca, kalıcılık testlerinin sonuçları, elde edilen etkilerin uzun süre devam ettiğini ve Sosyal Karşılaştırma Ölçeği ile Tanrı Algısı Ölçeği puanlarının son test sonuçlarıyla tutarlılık gösterdiğini ortaya koymuştur.The main purpose of this research is to determine the spiritual needs of individuals with mild mental retardation and to examine the effects of the DOMAB program applied to these individuals on the students' perception of God and self- concept levels. Method: The universe of the study consisted of high school students diagnosed with mild mental retardation who were receiving education at a special education and rehabilitation center affiliated with the Ministry of National Education in Ankara in 2024. The sample of the study consisted of 16 students diagnosed with mild mental retardation between the ages of 14-18. In this context, a total of 32 students were included in the study, including the experimental group and the control group (16 students for each group). The demographic information form, God Perception Scale and Social Comparison Scale were used as quantitative data collection tools in the study. The demographic information form included information such as the gender, age, grade, duration of receiving support education, mother and father's education status, mother and father's marital status, and whether or not there was a sibling receiving special education support. In addition, semi-structured interviews were conducted with students with mild mental retardation in the study. 14 questions were prepared for these interviews with students between the ages of 14-18. Within the scope of the study, the spiritual needs of students with mild mental retardation were determined and the DOMAB program was applied to the students in order to meet these needs. In the study, the validity and reliability analyses of the God Perception Scale and Social Comparison Scales were conducted. Using the God Perception and Social Comparison scales, 32 students with similar characteristics were grouped in terms of pre-tests. The God perception and self-concept levels of the students in the experimental and control groups were compared with the pre-test, post-test and follow-up test results. These students were randomly divided into experimental and control groups. While no special intervention was applied to the control group, the DOMAB program was applied to the experimental group for 12 weeks. This program aims to provide students with characteristics such as a positive perspective, patience, gratitude, perseverance, understanding instead of judging, forgiveness, love, spiritual strengthening, love of the Creator, and justice in relationships. The data obtained from the interviews conducted to determine the spiritual needs of students with mild mental retardation were examined using the content analysis method. In this context, interviews were conducted with 16 participants in a special education center in Ankara. In addition, the "Perception of God Scale" and "Social Comparison Scale" were applied in the study; pretest, posttest and follow-up test data were analyzed using the SPSS 24 program. In the analyses, frequency distributions of data obtained from students with mild mental retardation were presented and normality distributions were evaluated. According to the Kolmogorov-Smirnov test results, it was determined that the data showed a normal distribution. In this regard, independent sample t-test, related sample t-test, ANOVA test, correlation analysis, regression analysis, exploratory factor analysis, reliability analysis and confirmatory factor analysis were applied in the analysis of the data. Findings: As a result of the research, it was determined that the God Perception Scale was valid and reliable, it was compatible with the factor structure in the original scale, and as a result of the confirmatory factor analysis, the fit index values regarding the factor structure were at a good level. In addition, the findings obtained as a result of the reliability analysis of the Social Comparison Scale showed that the scale had a high level of reliability. The correlation values between the scale items were found to be at a moderate level. As a result of the analysis of the qualitative data of the research, it was determined that the students with mild mental retardation had a need for acceptance and love, a need for emotional and social support, a need for spirituality, and a need for support of hopes and expectations. These needs were classified into four main themes and 23 categories collected under these themes. As a result of the analysis of the quantitative data, it was concluded that the self-perception and love-oriented God perception levels of the students with mild mental retardation in the experimental group to which the DOMAB program was applied increased. Conclusion: It was determined that the God Perception Scale and Social Comparison Scale, which were used to determine the self-concept and God perception levels of high school students with mild mental retardation, were valid and reliable measurement tools for this student group. In addition, according to the interviews, it was determined that students with mild mental retardation had needs such as understanding, love, not being excluded, communication, socialization, love of the Creator, protection of the Creator, patience, perseverance, and developing a positive perspective on life. The DOMAB program, which was carried out to meet the spiritual needs of students with mild mental retardation, contributed significantly to the increase in students' self-concept, love-oriented God perception, and positive feelings toward God. In addition, a decrease was observed in distant/uncaring God, frightening and punishing God, and negative feelings toward God. As a result, the DOMAB program positively improved the self-concept and God perception of the students in the experimental group. In addition, the results of the retention tests revealed that the obtained effects continued for a long time and the Social Comparison Scale and God Perception Scale scores were consistent with the post-test results
Reflections of the socio-cultural context in the tafsir works of Begavî and Ibn Atiyya
Bu çalışmada Beġavī'nin Meʿālimu't-tenzīl ve İbn ʿAṭiyye'nin el-Muḥarraru'l-vecīz eserleri, sosyo-kültürel çevrenin bu eserlerdeki yansımaları açısından incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Beġavī ve İbn ʿAṭiyye'nin ilmî kişiliklerinin oluştuğu sosyo-kültürel ortamlar ele alınmıştır. Bu bağlamda Horasan ve Endülüs bölgelerinin siyasî, dinî, ilmî ve kültürel tarihi hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Horasan ve Endülüs bölgelerinde V/XI. yüzyılın sonu ile VI/XII. yüzyılın başlarındaki siyasî ortam genel hatlarıyla ele alınmıştır. İkinci bölümde Beġavī ve İbn ʿAṭiyye'nin hayatlarına ve entelektüel kişiliklerine kısaca yer verilmiştir. Bu kapsamda onların ilmî serüvenlerine, mezheplerine ve tefsir metotlarına değinilmiştir. Daha sonra Beġavī ve İbn ʿAṭiyye'nin tefsir yöntemlerinin bulundukları coğrafyaların geleneksel tefsir kültürü açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise Beġavī ve İbn ʿAṭiyye'nin tefsirleri, sosyo-kültürel etkiler bağlamında incelenmiştir. Bu bölümde öncelikle Beġavī ve İbn ʿAṭiyye'nin yaşadığı dönemin sosyo-kültürel yapısı dikkate alınarak bunların tefsirlerine nasıl yansıdığı örnek âyetler üzerinden ele alınmıştır. Bu sayede, İslâm dünyasının farklı bölgelerinde yaşamış olan iki müfessirin eserlerinde sosyo-kültürel faktörlerin nasıl bir rol oynadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Sonuç itibari ile her iki tefsirde de müfessirlerin bulundukları coğrafyadan kaynaklanan yorum tercihlerine rastlanmıştır. Bu durum tefsirlerin sadece Kur'an'ı yorumlayan birer metin olarak değil, aynı zamanda müellifin içinde bulunduğu sosyo-kültürel çevrenin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır
Nicosia Mevlevi Lodge In The 19th Century
19. yüzyıl Osmanlı için bir değişim dönüşüm dönemi olduğu gibi, Kıbrıs'ta da önemli gelişmelerin yaşandığı 19. yüzyıl bir değişim ve dönüşüm dönemi oldu. 19. yüzyılda meydana gelen Tanzimat ıslahatı ve Kıbrıs Adası'nın 1878 Antlaşması ile İngiltere'ye devredilmesi kararı, Kıbrıs'ta olduğu gibi Lefkoşa Mevlevihanesi üzerinde de büyük değişimlere yol açtı. İngiltere Devleti Kıbrıs'ta tek taraflı bir şekilde yapılan antlaşmalara aykırı olan politikalarını uyguladı. Bu politikalar Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs Türk halkının kurumlarının ve bu kurumlardan birisi olan Lefkoşa Mevlevihanesi'nin üzerinde yıpratıcı ve olumsuz gelişmelere yol açtı. Lefkoşa Mevlevihanesi uygulanan bu politikalar sonucunda önce bağımsız yapısını sonra sahip olduğu işlevlerini ve en sonda da Mevlevilik faaliyetlerini yitirdi.Just as the 19th century was a period of change and transformation for the Ottoman Empire, the 19th century was also a period of change and transformation in which important developments took place in Cyprus. The Tanzimat reforms that took place in the 19th century and the decision to transfer the Island of Cyprus to England with the Treaty of 1878 led to major changes in the Nicosia Mevlevi Lodge, as in Cyprus. The British State unilaterally implemented policies in Cyprus that were contrary to the agreements made. These policies led to destructive and negative developments on the Turkish Cypriot people, their institutions and one of these institutions, the Nicosia Mevlevi Lodge. As a result of these implemented policies, the Nicosia Mevlevi Lodge first lost its independent structure, then its functions and finally its Mevlevi activities
Youth indebtedness as a process of subjectification: An analysis through the KYK loan
Türkiye'deki refah rejiminin yapısı, doğrudan çalışma hayatına atılamayan, makul ücretli ve güvenceli iş bulmakta giderek zorlanan gençlerin refahını ve risklerden korunmasını büyük ölçüde aileye yüklemektedir. Bu araştırma, bu durumun, üniversite mezunu gençlerin ailelerine olan bağımlılığını nasıl şekillendirdiğini ve bu bağımlılığın mezuniyet sonrası borçluluk deneyimiyle kesiştiğinde nasıl etkilendiğini anlamayı amaçlamıştır. Karakteristik özelliği ailecilik olan Türkiye'deki refah rejiminin, gençlikten yetişkinliğe geçiş sürecini nasıl etkilediği ve borcun oluşturduğu iktidar ilişkisi bağlamında özneleşme sürecini nasıl şekillendirdiği sorularına yanıt aranmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemleri çerçevesinde, anlatı araştırması deseni ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, üniversite mezunu, KYK öğrenim kredisi almış, 25-29 yaş aralığında, farklı bölümlerden mezun, ücretli bir işte çalışan veya iş arayan gençlerle yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların yaşam öykülerine odaklanarak neden borçlandıklarını, borçlu olma halinin gündelik yaşam deneyimlerini, gençlikten yetişkinliğe geçiş sürecini ve gelecek planlarını nasıl etkilediği gençlerin anlatıları üzerinden incelenmiştir. Sonuçta, Türkiye'deki refah rejiminin, gençleri aileye bağımlı bireyler olarak konumlandırarak gençlerin bağımsızlaşma kapasitesini sınırlandırdığı ortaya konulmuştur. Bu bağlamda, KYK borcu tek başına gençler üzerinde bir iktidar ilişkisi kurmasa da öğrenciyken borçlanan gençler, mezuniyet sonrası iş ve gelir güvencesizliğiyle karşılaşmasıyla aile desteğinin boyutuna göre ailelerine; aile desteğinin olmadığı durumda ise geçim zorluğu veya başka borçların varlığı nedeniyle işgücü piyasasına tabi kılındığı bir iktidar ilişkisi içinde öznelliklerini ve yaşamlarını şekillendirmektedir. KYK borcu, gençlerin ekonomik bağımsızlığını sağlamalarında doğrudan bir engel teşkil etmese de mevcut ekonomik belirsizlik ve güvencesizlikle birleştiğinde gençlerin ekonomik kırılganlığını derinleştirmektedir
Oktay Akbal’ın romanlarında kişiler dünyasının işlevselliği
Oktay Akbal hikâye, roman, fıkra, anı, günce gibi edebiyatın çok sayıda alanında
eserler sunan yazarlar arasında bulunmaktadır. Çağdaş döneme gelinmesinde büyük etki
gösteren ve eserlerinde çağdaşlaşma, gelişim, eğitim, eşitlik, özgürlük gibi ifadelere sık
yer veren Oktay Akbal, kendi dönemini başarılı olarak eserlerine yansıtmasının yanında,
bu dönemin insanlarının ve olaylarının eserlere yansıtılması hususunda da başarılı bir
yazardır. Özellikle insanın var oluşsal, psikolojik, sosyolojik, toplumsal yapısını
karakterlerine aktarma ve karakterler üzerinden okuyucuya gösterme noktasında başarı
gösteren bir yazardır. Eserlerinde sıklıkla anılarda yaşam süren ve geçmişteki insan ve
yerlere özlem duyan karakterler, modern düşüncede ve özgürlüklerine düşkün yapılı
olarak görülmektedir. Bu kapsamda Oktay Akbal’ın ve özellikle romanlarının geçmiş
ile geleceği birlikte değerlendirerek günümüzü inşa eden yazarlar arasında bulunduğunu
söylemek mümkündür. Çalışma içerisinde Oktay Akbal’ın bazı romanlarındaki
karakterler kişiler dünyasının işlevselliği yönünden değerlendirilmiştir. Çalışma
neticesinde kişiler dünyasının yazarın evreni aktarmasında, olayları aktif olarak
yansıtması ve okuyucuya duyguyu başarılı şekilde geçirmesi için uygunluk gösterdiği
dikkat çekmiştir
Agricultural production contract
Mevcut tarım alanlarını korumak, tüketime yetecek miktarda ürün sağlamak ve tarımsal üretimden istenen kalite ve miktarda verim almak için dikey bütünleşmeden faydalanılmaktadır. Dikey bütünleşme, herhangi bir mal veya hizmetin üreticiden tüketiciye kadar değişik aşamalarında bulunan işletmeler arasındaki birleşmelerdir. Dikey bütünleşme stratejilerinden biri de sözleşmeli üretimdir. Bu doğrultuda sanayi ve ticaret işletmeleri, genellikle üretim safhasının başlangıcını oluşturan çiftçiler ile bağlantı kurarak kendi üretim ve tedarik faaliyetlerinin sürekliliği için gerekli olan girdileri güvence altına almaktadır. Sözleşmeli üretim yönteminde taraflar tarımsal üretim sözleşmesi yapmaktadır. Tarımsal üretim sözleşmesi, gerçek veya tüzel kişi olan üretici ve alıcı arasında kurulan, üreticinin tarımsal bir ürünü üretmeyi ve bunu alıcıya teslim etmeyi, alıcının ise söz konusu ürünün karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Tarımsal üretim sözleşmesi taraflar arasında bir borç ilişkisi oluşturmakla birlikte gıda arz ve güvenliği, tüketici sağlığı, ülke ekonomisi gibi birçok hususa etki ettiğinden dolayı uygulanacak hükümlerin tespit edilmesi önem arz etmektedir.Vertical integration is used to protect existing agricultural areas, provide enough products for consumption and obtain the desired quality and quantity of yield from agricultural production. Vertical integration is the mergers between businesses at different stages of any good or service from producer to consumer. One of the vertical integration strategies is contract farming. In this direction, industrial and commercial businesses generally establish connections with farmers who constitute the beginning of the production phase and secure the inputs necessary for the continuity of their own production and supply activities. In the contract farming method, the parties make an agricultural production contract. An agricultural production contract is a contract established between a real or legal person, a producer and a buyer, in which the producer undertakes to produce an agricultural product and deliver it to the buyer, and the buyer undertakes to pay a price in return for the product in question. While an agricultural production contract creates obligations between the parties, it is important to determine the provisions to be applied due to its impact on many issues such as food supply and safety, consumer health and the country's economy
The presence of academics from arab countries on academic social networks: The case of library and information science departments
Çalışmada, Kütüphanecilik ve Bilgi Bilimi alanında öğretim üyelerinin akademik sosyal ağları (ASA) kullanımını incelemektedir. Çalışma, on Arap ülkesindeki (BAE, Fas, Katar, Lübnan, Mısır, Sudan, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün) öğretim üyelerinin bu platformlardaki varlıklarını, kullanımı ve bilimsel iletişim, bilgi paylaşımı ve iş birliği üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ancak, bu on ülke incelendiğinde Kütüphanecilik ve Bilgi Bilimi bölümlerinin bulunmadığı tespit edilmiştir ve bu durum, yalnızca beş Arap ülkesiyle sınırlı kalmıştır (Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Sudan, Suudi Arabistan ve Umman). Akademik Sosyal Ağlar (ASA), akademik iş birliğinin geliştirilmesi ve bilimsel etkinin artırılması açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, saha incelemesi ResearchGate (RG), Academia.edu ve Google Scholar Citation platformları üzerinden gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçları, ResearchGate akademik iş birliği için en çok kullanılan platform olarak Suudi Arabistan'da öne çıkmaktadır. Ayrıca, Suudi Arabistan ve Mısır özellikle Academia.edu kullanımında dikkat çekici bir şekilde aktif oldukları tespit edilmiştir. Çalışma, ülkeler arasındaki akademik platform kullanımı ve performans farklılıklarını net bir şekilde tespit edilmiştir. Çalışma, bu platformların daha etkili bir şekilde kullanılabilmesi için öğretim üyelerine yönelik eğitimlerin düzenlenmesini ve akademik iş birliğini geliştirmek amacıyla stratejiler oluşturulmasını önermektedir. Akademik sosyal ağların etkin kullanımı, Arap dünyasında akademik eşitsizlikleri azaltmaya ve araştırma çıktılarının artmasına önemli katkılarda bulunmaktadır
Assurance Engagement and its Legal Basis
Şirketlerin üretmiş olduğu bilgilerin bilgi kullanıcıları için güvenilir olmasını sağlamaya yönelik
hukuki araçlardan en önemlisi “denetim”dir. Denetimin farklı türleri olmakla birlikte bunlar arasında “güvence
denetimi”; finansal ve finansal olmayan özel nitelikli bilgilerin tarafsız, bağımsız ve uzman kişiler tarafından
bu alana ilişkin oluşturulan belirli standartlar çerçevesinde incelenip “doğrulama hizmeti” veya “doğrudan
denetim” yoluyla “makul” veya “sınırlı” olmak üzere iki tür güvence düzeyine ulaşılmasına yönelik bir
faaliyettir. Söz konusu faaliyet, Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu bünyesindeki Uluslararası Bağımsız
Denetim ve Güvence Denetimi Standartları Kurulu tarafından hazırlanan ve Türkiye de dâhil birçok ülkede
model olarak kullanılarak yürürlüğe konulan belirli standartların kapsadığı konularda yürütülebilmektedir.
Türkiye’de özellikle son dönemde daha da önem kazanmış olan konkordato süreçleri, sürdürülebilirlik
raporlamaları ve sermaye piyasası araçlarının halka arzı için hazırlanan izahnamelerde yer alan birtakım bilgiler
hakkında güvence denetiminin gerçekleştirilmesi bu konuda yürürlüğe konulan standartları önemli kılmaktadır.
Bu çalışmada güvence denetiminin kavramsal çerçevesi ve terminolojisi, hukuki altyapısı, yürürlükte olan
güvence denetimi standartları ve güvence denetiminin Türkiye’deki kullanım alanları ele alınmıştır. Aynı
zamanda bu faaliyetin yürütülmesine temel teşkil eden güvence denetimi sözleşmesi; sözleşmenin tarafları,
şekli ve hukuki niteliği bağlamında incelenmişti
Determination of resistance of some Triticum and aegilops species to yellow rust (Puccinia striiformis f. sp. tritici) disease
Triticum monococcum (22 adet), Triticum boeoticum (53 adet), Aegilops tauschii (5 adet), Aegilops speltoides (13 adet) ve Triticium dicoccoides (1 adet) türlerine ait 94 adet yabani ve yerel buğdaylardan meydana gelen popülasyondan elde edilen tek başaklarda; yüksek virülensliğe sahip olan ve ülkemizde yaygınlığı belirlenmiş olan sarı pasın (Puccinia striiformis f. sp. tritici) Yr27 ve Warrior ırklarına karşı yapay inokulasyon altında tam kontrollü yetiştirme odasında ve tarlada, fide ve ergin dönem reaksiyonları belirlenmiştir. Çalışma sonucunda 28 Triticum boeoticum; 8 Aegilops speltoides genotipi ile Triticum monococcum genotiplerinin tamamı hem fide hem de ergin dönemlerinde her iki ırka karşı dayanıklı reaksiyon göstermişlerdir. Bu çalışma sonucunda dayanıklı ve tolerant olarak tespit edilen genotipler dayanıklılık kaynağı olarak ıslah çalışmalarında kullanılabilir.This study examined single ears from a total of 94 wild and cultivated wheat species, which included 22 accessions of Triticum monococcum, 53 accessions of Triticum boeoticum, 5 accessions of Aegilops tauschii, 13 accessions of Aegilops speltoides, and 1 accession of Triticum dicoccoides to yellow rust (Puccinia striiformis f. sp. tritici), a highly virulent and widespread disease in Türkiye. This study assessed the susceptibility of these species to the Yr27 and Warrior races of yellow rust under controlled artificial inoculation conditions, both in a growth room and in the field, during the seedling and adult stages. The results indicated that 28 accessions of Triticum boeoticum, 8 accessions of Aegilops speltoides, and all genotypes of Triticum monococcum displayed resistant reactions to both races during both growth stages. These resistant and moderately resistant genotypes can serve as valuable resources for breeding programs aimed at developing disease-resistant wheat varieties