79054 research outputs found
Sort by
Weibull genelleştirilmiş yenileme sürecinde parametre tahmini / Parameter estimation in Weibull generalized renewal proc
Tamir edilebilir sistemler onarım sonrasında beş durumdan birine getirilebilir. Bu durumlar şu şekilde adlandırılır: 'yenisi kadar iyi, 'eskisi kadar kötü, 'eskisinden iyi ama yenisinden kötü, 'yenisinden daha iyi', and 'eskisinden daha kötü'. Onarılabilir sistemler için kullanılan yenileme süreci (RP) ve homojen olmayan Poisson süreci ( NHPP ), birinci ve ikinci durumları açıklar. Eğer tamir yenisi kadar iyi ise bu sistem için uygun bir sayma süreci modeli yenileme süreci RP dir. Ancak onarım sonrası tüm durumlar için yaklaşım mevcut değildir. Weibull genelleştirilmiş yenileme süreci (WGRP) Kijima and Sumita (1986) tarafından geliştirilmiş ve literatüre dahil edilmiştir. Parametre tahmin problemi hem RP hem de WGRP için çok önemlidir. Bu çalışmada WGRP ve istatistiksel özellikleri ele alınmıştır ve parametre tahmini problemi tartışılmıştır. Öncelikle model parametreleri en çok olabilirlik (ML) yöntemi kullanılarak tahmin edilmiş, ardından elde edilen tahmin ediciler için asimptotik yansızlık, tutarlılık özellikleri incelenmiştir. ML tahmin edicilerinin performansları bir simülasyon çalışması ile değerlendirilmiştir. Son olarak, yöntemin uygulanabilirliğini göstermek için iki gerçek yaşam verisi örneği sunulmuştur.Repairable systems is brought to one of five states after a repair. The states are called: 'as good as new', 'as bad as old', 'better than old but worse than new', 'better than new', and 'worse than old'. The renewal process (RP) and the non homogeneous Poisson process (NHPP) used for the repairable systems account for the first and the second states. If the repair is " as good as new" , a suitable counting process model for this system is the RP. However, there is no approach for all after repair states. The Weibull generalized renewal process ( WGRP ) was developed by Kijima and Sumita (1986 ) and included the literature. The parameter estimation problem is very important both for RP and WGRP. In this study, the WGRP and its statistical properties are considered and the parameter estimation problem is discussed. Firstly, the model parameters are estimated by using the maximum likelihood (ML) method, and then for obtained estimators, asymptotic unbiasedness, consistency are considered. The performances of the ML estimators are evaluated. Finally, two real-life data examples are presented to illustrate the applicability of the method
The Ottoman image in the Syrian historical studies
Bu tez, Suriyeli tarihçilerin genel olarak Osmanlı Devleti'ne ve özellikle Arap toprakları ile Suriye'yi dört yüzyıl boyunca yönetmesine dair görüşlerini ele almaktadır. Bu tezde, Osmanlı Devleti'nin tarihi üç aşamaya ayrılmış ve üç bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde, Suriyeli tarihçilerin Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan 1839 Tanzimat Dönemi'nin başlangıcına kadar olan döneme dair görüşleri söz konusu edilmiştir. Yazarların bu dönemde meydana gelen önemli olaylar hakkındaki görüşleri -İstanbul'un fethi, Endülüs'ün kaybedilmesi, Yavuz Sultan Selim'in Arap topraklarını fethetmesi gibi konular- tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman ve Sultan II. Selim'in yönetim dönemlerine dair görüşleri ve bu yönetimlerin Osmanlı Devleti ve Arap toprakları üzerindeki etkilerini ele almakta ve Sultan Süleyman'ın ölümünden sonra Osmanlı Devleti'nin çöküşünü incelemektedir. İkinci bölümde, Tanzimat ve Sultan II. Abdülhamid dönemi (1839-1908) ele alınmıştır. Tarihçiler, Osmanlı Devleti'nin Batı'daki yönetim modeliyle yönetilmeye başlanması ve bunun devlet ve halk üzerindeki etkilerini incelemişlerdir. Ayrıca, Sultan II. Abdülhamid döneminin Araplarla olan ilişkisi ve II. Abdülhamid'in tahtan indirilme meselesi de incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise tarihçiler ve yazarların İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetim dönemi (1908-1918), Birinci Dünya Savaşı'ndaki gelişmeler ve Arapların savaşa karşı tutumları hakkındaki görüşleri ortaya konmuştur. Ayrıca, Osmanlı Devleti'nin savaşı kaybetme sebepleri ve 1918 yılı sonlarında Arap topraklarından çekilmesi de incelenmiştir.This thesis examines the perspectives of Syrian historians towards the Ottoman Empire, namely its governance over the Arab nations and Syria, which persisted for four centuries. The history of the Ottoman Empire is segmented into three phases, each discussed in an individual chapter. The initial chapter investigates the opinions of Syrian historians regarding the history of the Ottoman Empire from its foundation until the onset of the Tanzimat era in 1839, along with their assessments of significant events during this timeframe, including the conquest of Istanbul, the loss of Andalusia to non-Muslim forces, and Sultan Selim's annexation of Arab territories. It examines their perspectives on the reigns of Sultan Suleiman the Magnificent and Sultan Selim I, as well as the influence of their governance on the Ottoman Empire and Arab nations, culminating in the empire's decline following Sultan Suleiman's demise. The second chapter addresses the Tanzimat era and the reign of Sultan Abdulhamid II (1839-1908), encompassing historians' views on the incremental evolution of the state into a system regulated by Western-style humanitarian laws, as well as the implications of this transformation for both the state and its populace. The text examines the era of Sultan Abdulhamid II's rule, his interactions with the Arabs, and the circumstances surrounding his ousting from authority. The third chapter addresses historians' and writers' viewpoints on the Committee of Union and Progress governance (1908-1918), the occurrences of World War I, the Arab position during the conflict, the factors contributing to the Ottoman Empire's defeat, and its retreat from Arab territories in late 1918
Mamluk era scholar Al-Dhahabi and his hadith methodology
Bu çalışma, Bahri Memlükler döneminin önde gelen hadisçi ve tarihçilerinden eẕ-Ẕehebī'nin içerik tenkidini hadislerin sıhhatini belirlemede bir kriter olarak kullanıp kullanmadığı, buna dair bir yöntem geliştirip geliştirmediği sorusu ile başlamış ve yapılan ön araştırma onun hadis alanındaki yerinin tespit edilmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda çalışma, işaret edilen sorunun da içerisinde olduğu bir araştırma evreni oluşturularak iki ana bölüm şeklinde planlanmıştır. Birinci bölümde eẕ-Ẕehebī'nin ilmî yönünün ve düşünce dünyasının aydınlatılmasını hedef alan ve döneminin gelişmeleri ile ilişkilendirilen geniş kapsamlı bir biyografisi kaleme alınmıştır. Bölümde özellikle zihin yapısının çözümlenmesine odaklanılmış ve ikinci bölüm için bir zemin teşkil edilmesi hedeflenmiştir. Nihayet ikinci bölümde, eẕ-Ẕehebī'nin hadis-tarih disiplinlerini birleştiren yaklaşımı ve tenkitçiliği merkeze alınarak hadisçiliği ortaya konulmuştur. Çalışma neticesinde, eẕ-Ẕehebī'nin mezhepler üstü bir yaklaşım benimsediği, selef anlayış ve uygulamalarını takip ettiği, içerisinde bulunduğu ilmî muhitin ona kazandırdığı bakış açısından çok farklılaşmayan bir yaklaşıma sahip olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte eẕ-Ẕehebī'nin kaynaklara, nakillere, tespitlere, hükümlere, rivayetlere yaklaşımında tenkitçi bakış açısı da dikkat çeker. İki temel çalışma alanı olan hadis ve tarih onda birbirini tamamlayıcı bir hüviyettedir. Mesaisinin önemli bir kısmını genel olarak şahıs biyografileri, raviler; bunlar arasındaki ilişkiler gibi hususlar oluşturduğu için cerḥ-taʿdīl ile ilgili konularda daha sistematik açıklamalar yaptığı; temel prensipler belirleyip bir yöntem takip ettiği tespit edilmiştir. Öte yandan isnad tenkidi konusundaki bu tutumunu hadis içerikleri ilgili söylemek mümkün değildir. Metinlerle ilgili onun illa da bir şey söylemediği görülür. Bu durum elbette hadislerin metinleri ile ilgili hiçbir fikri olmadığı anlamına gelmez. Burada vurgulanmak istenilen husus, onun içerik tenkidine hadislerin sıhhatlerini tespitte merkez bir rol vermediği ve içerik tenkidi konusunda özgün bir yöntem belirleyip uygulamadığıdır. Eẕ-Ẕehebī'nin hadisçiliğinin tarih alanındaki en önemli yansıması hiç şüphesiz hesabı verilebilir bilginin peşine düşmesi ve kaleme aldığı eserlerin bütünü dikkate alındığında önemli oranda bu kritere uygun bir iş ortaya çıkarmış olmasıdır. İkinci önemli husus eserlerinde hadis ve tarih disiplinlerinin kendisine kazandırdığı formasyonu büyük oranda birlikte kullanmasıdır. Ancak çok kritik noktalarda onun hadisçi ve tarihçi kimliğini birbirinden ayrılmış görebiliriz. Zira hadis bir bilgi kaynağı olarak tarihten daha farklı ve daha üst bir konumda yer almaktadır
Türk siyasal yaşamında kemalist milliyetçilik ve ırkçı-turancı milliyetçilik arasındaki hegemonik ilişkiyi Türkçü dergiler üzerinden okumak
Bu tez, Türk Siyasal Yaşamında Kemalist milliyetçilik ve Irkçı-Turancı milliyetçilik arasındaki hegemonik ilişkinin 1931-1975 yılları arasında yayımlanan Atsız Mecmua, Orhun, Orkun ve Ötüken dergilerinde ön plana çıkan ideolojik temalar üzerinden bütünlüklü bir şekilde nasıl ele alınıp çözümleneceğini, Türkiye’de Irkçı Turancı ideolojinin biçimlenişinin nasıl bir muhalefet stratejisi oluşturduğunu konu almaktadır. Kemalizm’in, kuruluşuna, varlığına, kökenine, toplumsal ortaklıklarına ilişkin geliştirdiği anlatıların resmi ağızlardan ifade edilen söylemler üzerinden çözümlenmesini amaçlamaktadır. Çalışma, Kemalist Milliyetçilik ve Irkçı-Turancı milliyetçilik anlayışlarına yansıyan ideolojik temaların, Türkiye’deki siyasal ve toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini irdeleyerek, aralarındaki gerilimli ilişkiyi ve zaman zaman ortaya çıkan uzlaşı dinamiklerini ele almaktadır. Tez kapsamında, Kemalist milliyetçilik ile Irkçı-Turancı milliyetçilik arasındaki ideolojik geçişkenlikler ve karşıtlıklar ayrıntılı biçimde incelenmiş, Kemalist milliyetçiliğin Türkçü ideolojiye karşı geliştirdiği eklemleme ve dışlama pratikleri, dönemin toplumsal ve siyasal bağlamında değerlendirilmiştir
Crimes of intentional pollution of the environment and pollution of the environment due to negligence
Çevre, günümüzde ceza hukuku tarafından önem atfedilen bir değer haline gelmiştir. Bu kapsamda birçok ülkede çevreye zarar veren fiiller karşılığında cezai yaptırımlar öngörülmüştür. Bu çalışmada ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "Çevrenin Kasten Kirletilmesi" ve "Çevrenin Taksirle Kirletilmesi" suçları unsurlarına ayrılarak incelenmektedir. İlk bölümde Avrupa Birliği Hukuku ve karşılaştırmalı ceza kanunlarında yer alan çevre suçları, ekokırım kavramı ve yeşil kriminolojiye değinilmektedir. İkinci bölümde, Türk Ceza Kanununun 181.maddesinde bulunan Çevrenin Kasten Kirletilmesi suçuna ilişkin olarak doktrindeki tartışmalara yer verilmekte, bu suça ilişkin olarak Avrupa Birliği'nin Çevrenin Ceza Hukuku Yoluyla Korunması Direktifi (AB/2024/1203) içeriğindeki düzenlemelerden yararlanılarak birtakım öneriler getirilmektedir. Son olarak üçüncü bölümde Türk Ceza Kanunu'nun 182.maddesinde yer alan Çevrenin Taksirle Kirletilmesi suçu, özellikle unsurları bakımından Çevrenin Kasten Kirletilmesi suçundan farklılık gösterdiği kısımlara yoğunluk verilerek incelenmektedir. Çalışmada benimsenen temel hedef, yapılan tüm değerlendirmelerin çevre suçlarından elde edilen ekonomik menfaate dikkat çekilerek ve cezaların caydırıcılığının artırılması hususundaki görüşler dile getirilerek yapılmasıdır
Problems and solution proposals regarding disability under the social insurance system
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde engelli birey sayısı son on yılda artarak 1,3 milyara ulaşmıştır. Bu sayının çeşitli nedenlerle artmaya devam edeceği tahmin edilmektedir. Sosyal güvelik sistemi içerisinde engelli sigortalılara, sağlık kurulu raporları esas alınarak haklar sağlanmaktadır. Ancak, sosyal güvenlik sisteminin önemli bir bileşeni olan sosyal sigortalar, katılımcıların maddi katkılarıyla finanse edildiğinden, sosyal sigorta kapsamında engelli sigortalılara yardım yapılabilmesi, kişilerin aynı zamanda sisteme katkı sağlamalarını da gerektirmektedir. Bu yüksek lisans tezinde engellilik, sosyal sigortalar kapsamında ele alınarak primli sistemde sağlanan haklar ve bu hakların diğer temel haklara etkileri incelenmiştir. Bu çerçevede, uluslararası ve ulusal düzenlemeler ile Türk Hukuku'nda engellilik kavramına ilişkin benimsenen yaklaşımlar detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Ayrıca, sosyal güvenlik hakkının kötüye kullanımına yol açan durumlar açıklanmış; sigortalılık başlangıç tarihi ve statüsüne göre farklılaşan haklar, malullük ve engelliliğin tespitiyle ilgili uygulamada karşılaşılan sorunlar ve aylık bağlama oranı hesaplama kuralları "kazanılmış hak" ve "kanun önünde eşitlik ilkesi" çerçevesinde tartışılmıştır. Son olarak, Türkiye'deki sosyal sigortalar sisteminde engellilikle ilgili uygulamada yaşanan sorunlar ve eksiklikler üzerine öneriler sunulmuştur.According to data from the World Health Organization, the number of people with disabilities worldwide has increased over the past decade, reaching 1,3 billion. It is estimated that this number will continue to rise for various reasons. Within the social security system, disabled insured individuals are granted rights based on health board reports. However, since social insurance, an essential component of the social security system, is financed by the financial contributions of participants, providing support to disabled insured individuals within the social insurance also requires individuals to contribute to the system. This master's thesis addresses disability within the context of social insurance, examining the rights provided within the contributory system and how these rights impact other fundamental rights. In this framework, both international and national regulations, as well as the approaches adopted in Turkish law concerning the concept of disability, are analyzed in detail. Additionally, situations that lead to the abuse of the right to social security are explained; the differences in entitlements based on the starting date and status of insurance, issues encountered in practice regarding the determination of disability and incapacity, and the rules for calculating pension replacement rates are discussed within the context of "acquired rights" and the "principle of equality before the law." Finally, the thesis offers proposals addressing the practical problems and shortcomings related to disability in the Turkish social insurance system
The analysis and evaluation of surah An-Nisa verses 34th and 128th within the framework of tafsir and family law
Bu çalışma, nüşûz konusunun geçmişten günümüze nasıl ele alındığını tespit ederek, bu konuda Nisâ sûresi 34. ve 128. âyetleri evliliğin iki kanadını oluşturan karı ve kocadan kaynaklanan sıkıntılar baş gösterdiği durumlarda, aile birliğinin korunması noktasında takınılacak Kur'ânî tavrın nasıl olması gerektiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Toplumlar, kendi kültürleri doğrultusunda karı-kocaya farklı roller biçmişlerdir. Bu roller, günümüzde de tartışılmaktadır. İki uç görüş arasında, ataerkil yapının kadını geri plana atması, feminist düşüncenin kadını ön plana çıkarması bu tartışmayı sürdürmektedir. Çalışmada, kocanın ve karının evlilikteki konumunun ve haklarının kapsamına dair prensiplerin Kur'ân'ı Kerîm'de Nisâ sûresi 34. ve 128. âyetlerinde nasıl izah edildiği, tefsir ve İslâm aile hukuku çerçevesinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, ontolojik açıdan insana herhangi bir âyette cinsiyetinin erkek ya da kadın olması sebebiyle bir imtiyaz tanınmadığı ortaya çıkmaktadır. Zira Kur'ân'a göre, insanlar arasındaki üstünlük kriteri takvâdır. Nisâ sûresi 34. âyetteki 'kocanın' 'karısına', kavvâm/aile reisi, yönetici ve koruyucu olarak sorumluluk verildiği ve görevlendirildiğine dikkat çekilmektedir. Müfessirlerin neredeyse tamamına göre bu sorumluluk evlilik ve aile kurumunda İslâm'ın sosyal düzeni sağlama amacına yöneliktir. Bu itibarla belli görevler, belli şartlarla kocaya sorumluluk olarak yüklenmiştir. Yine aile içinde anlaşmazlık söz konusu olduğunda ilgili âyetlere göre çözüm aile içinde, Nisâ sûresi 34. âyette karının nüşûzu hâlinde kocaya tedbir/aileyi korumak, 128. âyette ise kocanın nüşûzu yahut i'râzı hâlinde karı-kocaya, aralarında anlaşmanın yollarını aramaları, sulhun daha hayırlı olması cihetinden sunulmaktadır. Bu çalışmada, toplumun bir problemine ilgili âyetler çerçevesinde çözüm önerileri sunulmuş, bu açıdan geçmişten günümüze tefsir ve İslam aile hukuku kaynakları çerçevesinde karı ya da kocadan kaynaklanan nüşûz ve söz konusu durumda alınacak tedbirler ile bu durumlarda sergilenecek tavır, tahlil edilerek değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, nüşûz olarak nitelendirilen ve karı-kocadan kaynaklanan evlilik/aile birliğini sarsması muhtemel tutum ve davranışlara set çekilebilmesi için evlilik öncesi karı-kocanın olgunluk, uyum gibi konularda hazırbulunuşlukları büyük önem arz etmektedir. Bunun için çeşitli kurum ve kuruluşlardan evlilik/aile konularında eğitim, rehberlik ve danışmanlık hizmeti almaları evliliğin kurulması, korunması ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi açısından kayda değer bir fark yaratacaktır. Tam da bu noktada evlilik öncesi, sırası ve sonrasında bu gibi rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak, karı-kocanın evlilik ve ailedeki ortaya çıkabilecek problemlerle başa çıkabilmelerine katkı sunacaktır. Bu yaklaşımın, koruyucu hekimlik gibi önleyici etki sağlayan ve yıkıcı etkisini en aza indiren bir tedbir olup, evliliklerdeki olumsuz etkiyi en aza indirerek, yıkıcı sonuçların önüne geçebileceği ailenin sürdürülebilirliğine olumlu anlamda katkı sunacağı kanaatine varılmıştır. Çalışma bu bağlamda, psikoloji ve sosyoloji disiplinleriyle iş birliği içinde disiplinler arası yeni araştırmalara kapı aralamaktadır
Moda tasarımlarının fikri mülkiyet hukuku kapsamında korunmasına ilişkin karşılaştırmalı analizi
Bu tez, moda tasarımlarının koruma mekanizmalarını, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği (özellikle Fransa ve İtalya), Birleşik Krallık ve Türkiye'yi kapsayan çeşitli yargı sistemlerini karşılaştırarak incelemektedir. Çalışma, moda tasarımlarının nasıl korunduğu konusunda önemli farklılıklar ortaya koymakta ve tasarımların hem işlevsel hem de estetik yönlerinin farklı düzeylerde yasal koruma altında olduğunu göstermektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde moda tasarımları, telif hakkı yasası kapsamında sınırlı koruma görmekte ve kıyafetlerin şekli veya kesimi gibi işlevsel unsurlar kapsam dışı bırakılmakta, bu da tasarımcıları taklide karşı savunmasız bırakmaktadır. Tasarım patentleri ve ticari görünüm bazı korumalar sağlasa da, uzun ve maliyetli süreçler bunları hızlı tempolu moda endüstrisinde pratik olmaktan çıkarmaktadır. Tasarım Korsanlığını Önleme Yasası gibi özel mevzuat girişimlerine rağmen, ABD'li tasarımcılar yaratımlarını koruma konusunda zorluklarla karşılaşmaya devam etmektedir. Buna karşılık, Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri daha güçlü korumalar sunmaktadır. Fransa'nın "sanat birliği" yaklaşımı, moda tasarımlarının hem telif hakkı hem de tasarım hukuku korumalarından yararlanmasına olanak tanımaktadır. Ayrıca, Fransa'nın parazitizm yasası, tüketici karışıklığı olmasa bile basit taklide karşı benzersiz bir koruma katmanı sağlayarak, tasarımcılara haksız rekabete karşı geniş yasal başvuru imkanları sunmaktadır. İtalya da benzer bir çerçeveyi takip etmekte, ancak moda tasarımlarının koruma almaya hak kazanması için sanatsal değer standartlarını karşılaması gerektiği ek şartını getirmektedir. Birleşik Krallık daha kısıtlayıcı bir tablo sunmakta, telif hakkı kapsamında yalnızca "sanatsal eserler" korunmakta ve bu da çoğu moda tasarımını kapsamlı koruma dışında bırakmaktadır. Tasarım hakları mevcut olsa da, işlevsel unsurlara uzanmamakta ve "açıkça farklı" standardı ihlal iddiasını kanıtlamayı zorlaştırmaktadır. Ayrıca, Birleşik Krallık'ta Fransa'nın parazitizm doktrini gibi güçlü haksız rekabet yasaları bulunmaması, taklit ile karşılaşan tasarımcıların kullanabileceği araçları sınırlamaktadır. Türkiye daha çok Avrupa standartlarına yakın durarak, moda tasarımlarını uygulamalı sanatlar olarak telif hakkı yoluyla ve ayrıca tasarım tescili ve haksız rekabet yasaları aracılığıyla koruma sağlamaktadır. Ancak İtalya gibi Türkiye de haksız rekabet iddialarında tüketici karışıklığı kanıtı gerektirmekte, bu da yasal çerçevesini Fransa'nınkine göre biraz daha kısıtlayıcı hale getirmektedir. Tez, ABD'nin moda tasarımı koruması konusunda bir istisna olmaya devam ettiği ve Avrupa ve Türkiye'de bulunan daha kapsamlı yaklaşımlara kıyasla sınırlı ve parçalı araçlar sunduğu sonucuna varmaktadır. Moda endüstrisi, özellikle tasarımların kolayca kopyalanıp küresel olarak dağıtılabildiği dijital çağda gelişmeye devam ederken, daha tek tip ve güçlü koruma mekanizmalarına duyulan ihtiyaç giderek belirginleşmektedir. Küresel moda tasarımı korumasının uyumlu hale getirilmesi, dünya çapındaki tasarımcıların yararına olacak şekilde daha fazla yaratıcılığı ve yeniliği teşvik edebilir.This thesis explores the protection mechanisms for fashion designs, comparing legal frameworks across multiple jurisdictions, including the United States, the European Union (specifically France and Italy), the United Kingdom, and Turkiye. The study reveals substantial differences in how fashion designs are protected, with varying levels of legal coverage for both functional and aesthetic aspects of designs. In the United States, fashion designs receive limited protection under copyright law, which excludes functional elements like the shape or cut of clothing, leaving designers vulnerable to imitation. Design patents and trade dress provide some protection, but the lengthy and costly processes make them impractical in the fast-paced fashion industry. Despite efforts to introduce specialized legislation, such as the Design Piracy Prohibition Act, US designers continue to face challenges in safeguarding their creations. In contrast, European countries like France and Italy offer more robust protections. France's "unity of art" approach allows fashion designs to benefit from both copyright and design law protections. In addition, France's parasitism law provides a unique layer of protection against mere imitation, even without consumer confusion, offering designers broad legal recourse against unfair competition. Italy also follows a similar framework, with the additional requirement that fashion designs must meet artistic value standards to qualify for protection. The United Kingdom presents a more restrictive landscape, where only "artistic works" are protected under copyright, excluding most fashion designs from comprehensive coverage. Design rights exist but do not extend to functional elements, and the "clearly different" standard makes it difficult to prove infringement. Additionally, the UK lacks strong unfair competition laws like France's parasitism doctrine, which limits the tools available to designers facing imitation. Turkiye aligns more closely with European standards, protecting fashion designs through copyright as applied arts, as well as through design registration and unfair competition laws. However, like Italy, Turkiye requires evidence of consumer confusion in unfair competition claims, making its legal framework slightly more restrictive than France's. The thesis concludes that the US remains an outlier in fashion design protection, offering limited and fragmented tools compared to the more comprehensive approaches found in Europe and Turkiye. As the fashion industry continues to evolve, particularly in the digital age where designs can be easily copied and distributed globally, the need for more uniform and robust protection mechanisms becomes increasingly evident. Harmonizing global fashion design protection could foster greater creativity and innovation, benefiting designers worldwide
The role of wikipedia in information retrieval: The case of museums in Ankara
Müzeler, toplumların tarihsel varlıklarını devam ettirebilmeleri, aidiyet duygusunu yaşatabilmeleri ve sahip oldukları nesneleri ile verilerini geleceğe aktararak toplumsal bir faydaya dönüştürebilmeleri sürecinde kritik bir rol üstlenmektedir. Bu rolün gerçekleştirilebilmesi için müzelerin toplum ve ziyaretçilerle etkileşim halinde olması gerekmektedir. Dijital çağın bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler sayesinde internet, web siteleri ve sosyal medya kanalları bu etkileşimi sağlamak için önemli araçlar haline gelmiştir. Bu çalışma, Türkiye'deki müzelerin internet ortamında bilgi sunumları ve bilgi erişim durumlarını ele almaktadır. Ayrıca, müzelerin dijital görünürlüklerini ve bilgi erişimlerini artırmak amacıyla Wikimedia Projelerinin, özellikle Vikipedi sayfalarının, nasıl kullanılabileceği incelenmiştir. Bu bağlamda, Türkiye genelindeki müze verileri üzerine bir değerlendirme yapılmış ve Ankara ilindeki müzeler özelinde ayrıntılı bir analiz sunulmuştur. Çalışma kapsamında ilk olarak, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı faaliyet gösteren Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün resmi internet sitelerinde paylaşılan müzeler incelenmiştir. Bakanlık ve ilgili Müdürlükler tarafından dijital ortamda müzelerin görünürlüklerini artırmak amacıyla geliştirilen "Türkiye'nin Müzeleri", "Türkiye Kültür Portalı" ve "Turkish Museums" internet siteleri de detaylı olarak ele alınmıştır. Ayrıca, resmi veriler temel alınarak açık erişim ve bağlı verilerle desteklenen Wikimedia projeleri çerçevesinde, Türkiye genelindeki ve Ankara özelindeki müzelerin Vikipedi ve Vikiveri sayfaları incelenmiştir. Bu incelemede çeşitli örnek projelerden faydalanılmış ve Wikimedia platformlarının, müzelerin dijital görünürlüklerini artırmadaki potansiyeli öne çıkarılmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'deki müzelerin dijital dönüşüm sürecine uyum sağlayarak bilgi erişimde daha etkin bir rol oynayabileceği ve bu kapsamda Wikimedia projelerinin etkili bir şekilde kullanılabileceği vurgulanmıştır.Museums play a critical role in enabling societies to preserve their historical assets, foster a sense of belonging, and transform their artifacts and data into societal benefits for future generations. To fulfill this role, museums need to establish effective interactions with the public and visitors. Advances in information and communication technologies in the digital age have made the internet, websites, and social media channels essential tools for facilitating this interaction. This study examines the presentation of information and accessibility of museums in Turkey in the digital environment. Furthermore, it explores how Wikimedia tools, particularly Wikipedia pages, can be utilized to enhance the digital visibility and accessibility of museum-related information. In this context, an evaluation of museum data across Turkey has been conducted, followed by an in-depth analysis focusing on museums in Ankara. As part of the study, museums under the auspices of the Turkish Ministry of Culture and Tourism, including the General Directorate of Cultural Heritage and Museums, the General Directorate of Fine Arts, the General Directorate of Foundations, and the Ankara Provincial Directorate of Culture and Tourism, were analyzed based on their official websites. Additionally, digital platforms developed by the Ministry and related directorates, such as "Museums of Turkey," "Turkey Culture Portal," and "Turkish Museums," were thoroughly examined to assess their contribution to the digital visibility of museums. Moreover, leveraging official data, the study investigates Wikipedia and Wikidata pages for museums in Turkey and specifically in Ankara within the framework of open access and linked data supported by Wikimedia projects. Various exemplary projects were reviewed to highlight the potential of Wikimedia platforms in enhancing the digital visibility of museums. In conclusion, the study underscores the potential of museums in Turkey to play a more active role in providing accessible information through digital transformation. It also emphasizes the effectiveness of Wikimedia projects in supporting this endeavor
A professional development model design of improving english language instructors
Günümüzde artan gereksinim doğrultusunda eğitim kavramının nitelikli bir yapıya dönüştürülmesinin oldukça önemli bir hale geldiği söylenebilir. Bu doğrultuda mesleki gelişim, eğitim kavramının en önemli yapı taşlarındandır. Sürekli mesleki gelişim özellikle öğretmen eğitiminde oldukça önemlidir. Ancak öğretim görevlilerinin fazla ders yükü, iş yoğunluğu, yeterince güdülenememe, kaygının artması gibi nedenlerden dolayı mesleki gelişim programlarına gönüllü olarak çok fazla katılmak istemedikleri ve mesleki gelişim programları ile ilgili olarak zaman zaman olumsuz bir bakış açısı deneyimledikleri gözlemlenmiştir. Bu nedenle bu çalışmada İngilizce öğretim görevlilerinin gelişimine yönelik bir mesleki gelişim modeli tasarımına yer verilmiştir. Bu amaçla çalışmanın kuramsal bölümünde eğitimde mesleki gelişim, İngilizce öğretiminde mesleki gelişim, mesleki gelişim modelleri, İngilizce öğretim görevlileri için hizmet içi eğitim fırsatları, yansıtıcı öğretim, eylem araştırması, ders imecesi, günlük tutma, ikili öğretim, çalıştaylar, İngilizce öğretim görevlilerinin mesleki gelişim hakkındaki inanışları, görüşleri, beklentileri ve algıları, yabancı dil yüksekokullarında hizmet içi öğretmen yetiştirme programlarının değerlendirilmesi, mesleki gelişim ve güdülenme, güdülenme türleri, mesleki gelişim ve öğretmen güdülenmesi arasındaki ilişki, mesleki gelişim ve kaygı ile mesleki gelişim ve tutum arasındaki irdelenmiştir. Çalışmanın araştırma bölümünde nitel ve nicel veri toplama tekniklerinden yararlanılmıştır. Öncelikle, 31 öğretim görevlisi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve bu görüşmeler Maxqda 2020 programı kullanılarak Tek Vaka Modeli ile tümevarımsal tematik çözümleme yöntemi ile çözümlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel veriler, yeni modelin tasarlanma sürecinde önemli bir kaynak oluşturmuştur. Nicel veri toplama sürecinde ise tutum ve inanış ölçeği, 15 öğretim görevlisine uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS 2022 programı ile çözümlenmiştir. Alanyazın taraması, nitel ve nicel veriler ışığında tasarlanan Yansıtıcı-Biçimlendirici Model başlığı altında çerçevelenen model, tutum ve inanış ölçeğinin uygulandığı 15 öğretim görevlisine uygulanmıştır. Modelin değerlendirilmesi için çalışmanın başında kullanılan tutum ve inanış ölçeği aynı 15 öğretim görevlisine tekrar uygulanmıştır. İki ölçek arasında anlamlı bir fark olup olmadığına dair bağımlı örneklem t-testi yapılmıştır. Bağımlı örneklem t-testi sonuçlarına göre iki ölçek arasındaki fark anlamlıdır. Bu doğrultuda, çalışmadan elde edilen bulgular, tasarlanıp uygulanan modelin öğretim görevlilerinin mesleki gelişim programlarına yönelik tutumlarına etki sağladığını ve hatta tutumlarını olumlu yönde değiştiğini göstermiştir. Bu nedenle bu çalışmada önerilen Yansıtıcı-Biçimlendirici Modelin, yalnızca İngilizce değil, farklı alanlarda görev yapan öğretim görevlilerine de uygulanabilir bir yapı sunduğu söylenebilir.It can be stated that, in line with the increasing demands of today, transforming the concept of education into a more qualified structure has become significantly important. In this context, professional development is one of the most essential building blocks of education. Continuous professional development is particularly important in teacher education. However, it has been observed that instructors are often reluctant to voluntarily participate in professional development programs due to factors such as heavy teaching loads, high workload, lack of motivation, and increased anxiety. They sometimes experience negative perspectives toward professional development programs. Therefore, this study focuses on designing a professional development model aimed at the development of English instructors. To this end, the theoretical section of the study examines professional development in education, professional development in English language teaching, professional development models, in-service training opportunities for English instructors, reflective teaching, action research, lesson study, journaling, team-teaching, workshops, the beliefs, views, expectations, and perceptions of English instructors regarding professional development, the evaluation of in-service teacher training programs in foreign language schools, professional development and motivation, types of motivation, the relationship between professional development and teacher motivation, professional development and anxiety, and professional development and attitudes. In the research section of the study, both qualitative and quantitative data collection methods were employed. Initially, semi-structured interviews were conducted with 31 instructors, and these interviews were analyzed using the Single Case Model and inductive thematic analysis with the assistance of the Maxqda 2020 program. The qualitative data obtained from the interviews served as a significant resource during the design process of the new model. In the quantitative data collection process, an attitude and belief scale was applied to 15 instructors, and the data were analyzed using the SPSS 2022 program. The model, framed under the title of the Reflective-Formative Model, was designed in light of the literature review and the qualitative and quantitative data. This model was then implemented with the 15 instructors who participated in the attitude and belief scale. To evaluate the model, the same attitude and belief scale used at the beginning of the study was re-administered to the same 15 instructors. A paired samples t-test was conducted to determine whether there was a significant difference between the two scales. According to the results of the paired samples t-test, the difference between the two scales was found to be significant. In this regard, the findings obtained from the study indicate that the designed and implemented model had an impact on the attitudes of the instructors toward professional development programs and even positively changed their attitudes. Therefore, it can be suggested that the Reflective-Formative Model proposed in this study offers an applicable structure not only for English instructors but also for instructors working in different field