79054 research outputs found
Sort by
"Constitutionalism in a Changing World on the Centenary of the 1924 Constitution of Turkey " conference (November 5-6, 2024 Ankara)
Ankara üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin 99. kuruluş yıldönümü kapsamında 5-6 Kasım 2024 tarihlerinde gerçekleştirilen “1924 Anayasasının 100. Yıldönümünde Değişen Dünyada Anayasacılık” konferansında sözlü olarak sunulan bildirilerin elektronik bildiri özetleri kitabıdır. Konferans dili Türkçe ve İngilizcedir
Protection of the environment in non-international armed conflicts
İşbu çalışma çevrenin himayesi için uygulanabilir kuralları tespit etmek amacıyla "uluslararası olmayan silahlı çatışma" kavramı ve bahse konu çatışmaların tasnifiyle başlanmıştır. Bu kapsamda 1949 Cenevre Sözleşmeleri Ortak Madde 3 ve Ek Protokol II'nin uygulanabilirlik şartları ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın tamamında himayeyi olabildiğince genişletmek ve uluslararası hukuk alanları arasında birliği sağlamak adına uluslararası insancıl hukukta bulunan "doğal çevre (natural environment)" kavramı değil "çevre" kavramı kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda çevrenin himayesini düzenleyen normatif düzen ve uluslararası hukukun alanları arasındaki etkileşim incelenmiştir. Uluslararası hukukun birçok alanında çevrenin himayesini düzenleyen kuralların mevcut olduğu görülmüş ve bahse konu kurallar arasındaki etkileşimin nasıl olması gerektiğine odaklanılmıştır. Uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda kural olarak diğer uluslararası hukuk alanları uygulanmaya devam eder. Dolayısıyla, özellikle uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası çevre hukukunun lex specialis ilkesi gereğince uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda çevreye verilen zarardan uluslararası sorumluluk ve bireysel cezai sorumluluk ele alınmıştır. Ardından "ekokırım (ecocide)" suçuna ilişkin öneriler incelenmiş ve doktrinde ileri sürülen görüşlere değinilmiştir. Sonuç olarak, uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda çevrenin himayesi için uluslararası insancıl hukuk kurallarının nasıl yorumlanması ve dahası nasıl geliştirilmesi gerektiği ve bunun yanında diğer uluslararası hukuk alanlarının nasıl uygulandığı üzerinde durulmuş ve cevaplamaya çalışılmıştır
An argumentative ideology analysis on conservatism, Islamism and nationalism: The case of Yeniden Sebîlürreşad journal (2016-2024)
İslamcılık, muhafazakârlık ve milliyetçilik, toplumsal yapılara nasıl şekil verilmesi gerektiğine dair belirli değer, ilke ve önerilerden oluşan üç politik ideolojidir. Sebîlürreşad dergisi, söz konusu üç politik ideolojinin birbirine hangi bağlamlarda eklemlendiğinin görülmesi açısından uygun bir zemin teşkil etmektedir, çünkü bu derginin sembol ismi, her üç ideolojiyle de ilişkilendirilebilecek olan Mehmet Âkif Ersoy'dur. Bu tez, 2016 yılında Ankara merkezli olarak yeniden yayımlanmaya başlanan Yeniden Sebîlürreşad dergisini J. B. Thompson'ın derin yorumsama yöntemiyle analiz etmektedir. Derin yorumsama üç safhadan oluşur: sosyo-tarihsel analiz, içerik/söylem analizi ve yeniden yorumlama. Birinci safhada, Yeniden Sebîlürreşad dergisi ile derginin içine doğduğu sosyo-tarihsel koşullar arasındaki ilişkilere odaklanılmış; 2008 finansal krizi, Arap Baharı, 15 Temmuz darbe girişimi gibi olayların Yeniden Sebîlürreşad dergisinin yeniden doğuşu açısından nasıl yorumlanabileceği hususu tartışmaya açılmıştır. İkinci safhada, dergi yazarlarının muhafazakâr, milliyetçi ve İslamcı eksende ürettiği söylemler J. B. Thompson'ın beş ideoloji kipiyle çözümlenmiş, bir başka deyişle, derginin 2016-2024 yılları arasında yayımlanmış tüm sayıları içerik analizine tabi tutulmuştur. Üçüncü safhada ise, dergide esasen Yeni İslamcılık ve İngiliz tipi muhafazakârlık diye adlandırılabilecek iki ideolojik yaklaşımın üretildiği, ayrıca, AKP'nin neoliberal politikalarının istikrarlı bir şekilde meşrulaştırıldığı ileri sürülmüştür. Elde edilen bulgulara dayanılarak Yeniden Sebîlürreşad dergisinin, 2016 yılı sonrasında AKP-MHP ittifakınca inşa edilen yeni resmî ideolojinin ihtiyaçlarına hizmet ettiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışma, ideolojilerin dönüşüm süreçlerini anlama noktasında matbu yayınların ve derin yorumsama yönteminin önemini vurgulamaktadır.Islamism, conservatism and nationalism are three political ideologies that consist of certain values, principles and proposals on how social structures should be shaped. The journal of Sebîlürreşad is a suitable ground to see the contexts in which these three political ideologies are articulated with each other, because the symbolic figure of this journal is Mehmet Âkif Ersoy, who can be associated with all three ideologies. This thesis analyzes Yeniden Sebîlürreşad, which has being published in Ankara since 2016, by using J. B. Thompson's method of depth hermeneutics. The depth hermeneutics consists of three phases: socio-historical analysis, content/discourse analysis and re-interpretation. The first phase of the thesis focuses on the relationships between Yeniden Sebîlürreşad and the socio-historical conditions in which the journal was born, and discusses how events such as the 2008 financial crisis, the Arab Spring, and the July 15 coup attempt can be interpreted in terms of the re-birth of Yeniden Sebîlürreşad. In the second phase, the discourses produced by the journal's authors on the conservative, nationalist and Islamist axis are analyzed with the help of J. B. Thompson's five modes of ideology. In other words, the journal's all issues published between 2016 and 2024 are examined in the frame of ideology modes. In the third and final phase, it is argued that the journal has been essentially producing two ideological approaches; 'New Islamism' and 'British-type conservatism' as well as legitimizing the ruler party's (AKP's) neoliberal policies. Based on the findings, it is concluded that the journal of Yeniden Sebîlürreşad serves to the needs of the new official ideology constructed by the AKP-MHP alliance after 2016. This study emphasizes the importance of printed publications and the method of depth hermeneutics in understanding the transformation processes of ideologies
Social exclusion experiences and religious legitimization patterns of individuals with fluid gender identities
Günümüzde bazı bireylerin heteroseksüel cinsiyet rollerini sorguladığını ve bu rolleri yapıbozumuna uğrattığını görmekteyiz. Sınırların bulanıklaşmaya başladığı ve bedenin sürekli yeniden yapılandırılmasının gündeme geldiği günümüzde bazı bireyler cinsel kimliklerini yeniden şekillendirmek istemektedir. Bu bireyler cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelim kavramlarını sabit, sorgulanamaz ve değişmez olgular olarak değil aksine akışkan ve değişken, bireyin yaşantısına göre tercih edilebilen ve gün içinde kendisini nasıl hissediyorsa o yönde şekil alabilen olgular olduğunu dile getirmektedir. Bu anlayış “gender fluid / akışkan cinsiyet kimliği” kavramını karşımıza çıkarmaktadır
Etiyopya’da temel hak ve özgürlüklerin korunması
Bu çalışma, Etiyopya’daki temel hak ve özgürlüklerin koruma sistemini, Federal
Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Anayasası bağlamında yapısal ve içtihadi açıdan
değerlendirmektedir. Çalışma, anayasal denetim mekanizmalarının ve ulusal insan hakları
kurumlarının etkinliğini derinlemesine analiz ederek, bu yapıların temel hak ve
özgürlüklerin korunmasındaki rolünü tartışmaktadır. Çalışmanın temel savı, insan
haklarının etkili bir şekilde korunabilmesi için anayasa yorumunda “değer odaklı yorum”
ve ölçülülük ilkesinin birlikte uygulanmasının zorunlu olduğunu ortaya koymaktır.
Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Anayasası, uluslararası insan hakları
belgelerine atıfta bulunarak, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını hedefleyen kapsamlı
bir normatif çerçeve sunmaktadır. Ancak anayasal denetim organları olan Federasyon
Meclisi ve Anayasa Soruşturma Konseyi, yorum faaliyetlerinde ağırlıklı olarak metinsel
(lafzi) yorum yöntemine başvurmakta ve bu yaklaşım, temel hak ve özgürlüklere aykırı
idari karar ve yasaların meşrulaştırılmasına yol açmaktadır. Çalışma, anayasanın değer
yüklü doğasına uygun bir yorum metodolojisinin benimsenmesi gerektiğini savunmakta
ve bu bağlamda değer odaklı yorum ile ölçülülük ilkesinin birlikte uygulanmasının,
uluslararası insan hakları standartlarına uyumlu içtihatların geliştirilmesine zemin
hazırlayacağını ileri sürmektedir.
Sonuç olarak, bu çalışma, doğru ve tutarlı anayasal yorum teorilerinin
benimsenmesinin, insan haklarının korunması açısından anayasa tasarımı ve yapısal
reformlar kadar hayati önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Değer odaklı yorum ile
ölçülülük ilkesinin birlikte uygulanmasının, Etiyopya’nın anayasal otoriterlikten
uzaklaşıp insan haklarını önceleyen demokratik bir hukuk devletine dönüşümüne katkı
sağlayabileceğini öngörmektedir. Ayrıca çalışma, anayasal denetim mekanizmalarında
ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik yapısal reform önerileri sunarak, temel hak ve
özgürlüklerin korunmasında daha etkin bir sistemin inşasını önermektedir
Psychoanalytical, phenomenological and ethical aspects of the death of the other and mourning
Bu çalışmanın temel amacı, yas tutmayı bir duygulanım, bir deneyim ve bir duruş olarak ele alarak onun başkası ile ilişkiselliğini sorunsallaştırmak, buradan da hareketle onun her şeyden önce yas tutanın kendine dönük bir duygulanım, deneyim ve duruş olduğunu ortaya koymaktır. Bu amaca ulaşmak adına başkasının ölümü ve yas olguları psikanalitik, fenomenolojik ve etik boyutlarıyla incelenecektir. Bu inceleme sonucunda yasın kendi'den başkası'na yönelmekten ziyade kendi'den başkası dolayımıyla yine kendi'ye yönelen bir duygulanım, deneyim ve duruş olduğu gösterilecektir. Bu çok boyutlu incelemede, kendi ile başkası arasındaki ilişki başkasının ölümü nedeniyle sonuçlandığında yas tutan kişinin kendisini bu eyleme yönlendirmesinin sebepleri önce "nesne kaybı", sonra "ölüme-doğruluk" ve en nihayetinde "etik sorumluluk" kavramları çerçevesinde değerlendirilecektir. Tezin birinci bölümünde Sigmund Freud'un düşünceleri ışığında yas bir duygulanım olarak ele alınacaktır. Bu duygulanımın ortaya çıkış nedenleri, yöneldiği nesne ve dışavurum biçimleri incelenecek, bu inceleme neticesinde yasın ölen başkası için tecrübe edilen bir duygulanım olmaktan ziyade egonun bütünlüğünü korumak için tecrübe edilen bir duygulanım olduğu ortaya koyulacaktır. Tezin ikinci bölümünde, Martin Heidegger'in fenomenolojik ontoloji kuramı kapsamında ortaya attığı kavramlar ışığında yas bir deneyim olarak ele alınacaktır. Heidegger'in ölümün egzistansiyal-ontolojik yapısına ve Dasein'ın ölümle olan ilişkisi üzerinden varlık bilinci kazanmasına dair yaptığı çıkarımlar tartışılacak ve onun özellikle başkasının ölümünün deneyimlenebilirliği ve başkasının ölümünün Dasein'a kazandırdığı ölüm bilinci hakkında söyledikleri üzerinden yasın yöneldiği nesne sorunu tartışmaya açılacaktır. Bu tartışmanın neticesinde, yasın Dasein'ın başkasının ölümü üzerine duyduğu üzüntüden değil, onun başkasının ölümü üzerinden kendi ölüme-doğruluğunu kavraması üzerine duyduğu kaygıdan kaynaklandığı ortaya koyulacaktır. Tezin üçüncü ve son bölümünde, Emmanuel Levinas'ın etik kuramını temellendiren kavramları ışığında yas bir etik duruş ya da tutum olarak ele alınacaktır. Levinas'ın kendi ile başkası arasındaki başkası lehine asimetrik etik ilişki fikri temelinde ölüm, etik sorumluluğu yerine getirme imkanının ortadan kalkması anlamı taşır. Levinas'ın başkasının ölümünü başkasıyla yüzleşme imkanını yitirmek, bu vesileyle de başkasına borçlu kalmak olarak değerlendirmesi göz önünde bulundurularak yasın anlamı yeniden değerlendirilecektir. Bu değerlendirme sonucunda yas tutmanın başkasına dönük bir duygulanım değil, kendi'ye dönük bir etik sorumluluk bilinci olduğu sonucuna varılacaktır. Son olarak, elde edilen bulgular Jacques Derrida'nın aporetik yas kuramı ile ilişkilendirilecek ve başkasının yasının tumanın imkânsız olduğu, gerek duygulanım, gerek deneyim, gerekse de duruş olarak düşünüldüğünde yasın öznesinin de nesnesinin de yas tutanın kendisi olduğu sonucuna varılacaktır.The aim of this dissertation is to problematise mourning's relationality with the Other by considering it as an affective state, an experience, and an attitude of which the mourner rather than the deceased is both the subject and the object. In order to achieve this goal, the phenomena of death and mourning will be examined in their psychoanalytical, phenomenological, and ethical dimensions. Central to this multidimensional analysis will be such concepts as "object loss", being-towards-death, and "ethical responsibility". The conceptual framework will be derived from Freud's theory of psychoanalysis, Heidegger's theory of phenomenological ontology, and Levinas's theory of ethics. The first chapter of the dissertation will discuss mourning as an affective state in the light of Sigmund Freud's thoughts. The reasons for the emergence of this affective state, the object to which it is directed, and the ways it manifests itself will be examined to demonstrate that mourning is an affective state experienced to protect the integrity of the ego rather than a set of emotions felt for someone else. In the second chapter of the dissertation, mourning will be discussed as an experience in the light of the concepts informing Martin Heidegger's theory of phenomenological ontology. Heidegger's inferences about the existential-ontological meaning of death and Dasein's gaining consciousness of being through its relationship with death will be examined, and the problematic issue of the object of mourning will be discussed through Heidegger's remarks about the possibility of experiencing the death of others and the consciousness of being-towards-death that death of others brings to Dasein. As a result of this discussion, it will be concluded that mourning is not a response to the loss of significant others, but an expression of Dasein's anxiety over the realization of his own being-towards-death. The third chapter of the dissertation will discuss mourning as an ethical attitude in the light of the concepts informing Emmanuel Levinas's ethical theory. Based on Levinas's idea of the asymmetrical ethical relationship between Oneself and the Other in favour of the latter, death means the disappearance of the possibility of fulfilling one's ethical responsibility. In this respect, the meaning of mourning will be reconsidered through Levinas's assessment of the death of the Other as Oneself's losing the opportunity to "face" the Other, and thus having to remain "indebted" to the Other forever. As a result of this evaluation, it will be concluded that mourning results more from the mourner's realisation of his redeemless ethical responsibility than from the nature of his relationship with the deceased. Finally, situating its findings into the context of Derrida's theory of aporetic mourning, this dissertation will conclude that mourning the dead is an impossible act and, whether as an affective state, an experience, or an attitude, the subject and object of mourning is ultimately the mourner
Migrant entrepreneurship and policies of countries towards migrant entrepreneurship
Göç birçok farklı şekil alan bir olgu olarak girişimciliği de içerisinde barındırmakta ve göçmen girişimciliği üzerine çalışılan bir alan haline gelmektedir. Göçmenleri girişimci olmaya iten birçok faktör, farklı disiplinler ve yaklaşımlarca ele alınmaktadır. Fakat göçmenlerin girişimci olmaları için bulundukları ülkedeki göç rejimi de belirleyici olmakta, onları destekleyen veya engelleyen yapıları barındırmaktadır. Göç rejimleri ise ülkelerin refah rejimleri ile bağlantılı olarak şekillenmekte; liberal, muhafazakâr veya sosyal demokrat refah rejimlerinde göç rejimlerinin farklılaşan yanları bulunmaktadır. Her bir rejim göçü yönetirken kendi ilkeleri doğrultusunda hareket etmekte, göçmen girişimciliğine yönelik politikalar ise rejimin ana ilkeleri çerçevesinde ortaya çıkmaktadır. Çalışma kapsamında liberal, muhafazakâr veya sosyal demokrat refah rejimi örnekleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İsveç'teki göç rejimleri ve göçmen girişimciliği politikaları incelenmektedir. Ardından Türkiye'nin dâhil olduğu refah rejimi ve göç rejimi belirlenerek göçmen girişimciliği politikaları bahse konu ülkelerle kıyas yapmak üzere ele alınmaktadır.As a phenomenon that takes many different forms, migration also includes entrepreneurship and immigrant entrepreneurship has become a field of study. Many factors that push immigrants to become entrepreneurs are addressed by different disciplines and approaches. However, the immigration regime in the country where immigrants are located for them to become entrepreneurs is also decisive and contains structures that support or hinder them. Immigration regimes are shaped in connection with the welfare regimes of countries; there are different aspects of immigration regimes in liberal, conservative or social democratic welfare regimes. Each regime acts in line with its own principles while managing migration, and policies towards migrant entrepreneurship emerge within the framework of the main principles of the regime. Within the scope of the study, immigration regimes and immigrant entrepreneurship policies in the United States, Germany and Sweden, which are examples of liberal, conservative or social democratic welfare regimes, are examined. Then, Turkey's welfare regime and immigration regime are determined and immigrant entrepreneurship policies are discussed in order to make comparisons with these countries
Agreement with mediation method in comparative law and the enforceability of this agreement
Alternatif Uyuşmazlık Çözümü( Alternative Dispute Resolution-ADR), uyuşmazlıkların çözümünde önemli bir seçenektir. ADR yöntemleri gelişimi sürdürmektedir. Bu yöntemlerin etkin kılınması adalete erişimi kolaylaştıran bir unsur olacaktır. Bu tez çalışmasında, arabuluculuk yöntemiyle tarafların anlaşması ve anlaşmanın icra edilebilirliği incelenmiştir. Arabuluculuk aracılığı ile varılan anlaşmanın, icra edilebilir ve bağlayıcı kılınması bu yöntemin etkinliğini arttırır. Bu kapsamda, çalışmanın birinci bölümünde ADR yöntemlerinin yapısı ve tarihsel gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde ise Türk Hukukunda ve karşılaştırmalı hukukta arabuluculuk başta olmak üzere ADR yöntemleri ile anlaşma incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Türk Hukukunda ve karşılaştırmalı hukukta arabuluculuk başta olmak üzere ADR yöntemleri ile varılan anlaşmanın icra edilebilirliği incelenmiştir. Bu kapsamda yerel ve uluslararası hukuklardaki düzenlemeler, uygulamalar, doktrin görüşleri, yargı kararları incelenmiştir.Alternative Dispute Resolution (ADR) is an important option for resolving disputes. ADR methods continue to evolve. Making these methods effective will be an element that enables access to justice. In this thesis study, the agreement of the parties and the enforceability of the agreement are examined by using mediation method. Making the agreement reached through mediation method enforceable and binding increases the effectiveness of this method. In this context, in the first part of the study, the structure and historical development of ADR methods are examined. In the second part, agreement with ADR methods, particularly mediation, in Turkish Law and in comparative law are examined. In the third and last part, the enforceability of the agreement reached by ADR methods, particularly mediation, in Turkish Law and in comparative law are examined. Within this scope, regulations, practices in local and international laws, doctrinal opinions, judicial decisions are examined
İşletmelerde kullanılan motivasyon teknikleri ve işletme başarı ilişkisi
Motivasyon, bireylerin belirli hedeflere ulaşma süreçlerini şekillendiren ve bu süreçte sürdürülebilir bir enerji sağlayan temel bir dinamik olarak hem bireysel hem de örgütsel olarak büyük bir öneme sahiptir. Çalışma yaşamında motivasyon, bireylerin performansını artırmanın yanı sıra iş tatmini, aidiyet ve yenilikçilik gibi değerleri destekleyen bir süreç olarak öne çıkmaktadır. İnsan davranışlarını yönlendiren motivasyonun doğru anlaşılması, modern yönetim yaklaşımlarının temel taşlarından biri olarak kabul edilmektedir