79054 research outputs found
Sort by
Markanın Kullanmama Nedeniyle İptali Ve İptal Usulü
Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden
ayırt etmeye yarayan işaretlere marka denir. Markanın ayırt edici fonksiyonu nedeniyle
ticari hayatta oldukça önemli bir yere sahip olması, markaya ilişkin düzenlemeler
yapılmasını zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda Türk hukukunda mülga 556 sayılı
Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, konuya ilişkin
dönemine göre ilerici ve detaylı düzenlemelerini içermesi bakımından atılmış en önemli
adımlardan biridir. Ancak ticari ve sosyal yaşamdaki ilerlemeler hukuk alanına da
yansıdığından zaman içerisinde söz konusu düzenlemenin yetersiz kalması ve
Türkiye’nin AB’ye uyum sürecinde uluslararası mevzuatla paralel ilerlemesi
bakımından Sınai Mülkiyet Kanunu yürürlüğe girmiştir. Marka, faydalı model, coğrafi
işaret, patent ve tasarım haklarına ilişkin detaylı düzenlemeler içeren SMK ile mevcut
birçok sorun çözüme kavuşturulmuş ve Avrupa Birliği hukuku ve TRIPS ile uyum
sağlanmıştır.
Her ne kadar mülga 556 Sayılı KHK’da yer alsa da SMK ile daha açık ve detaylı
olarak markanın kullanılması zorunluluğu ve kullanmamanın hukuki sonuçları
hukukumuza dâhil olmuştur. Böylelikle salt tescil edilmesiyle sahibine inhisari haklar
tanıyan marka, Kanunda öngörülen şekilde kullanılmaması halinde, sicilde gereksiz yer
kaplamaması, başkalarının haklarını ihlal etmemesi ve ticari hayatta etkinlik sağlanması
adına iptal yaptırımıyla karşı karşıya kalabilir.
İki bölümden oluşan bu tezin ilk bölümünde kullanma kavramından, SMK ile
eklenen “ciddi kullanım” kavramından ne anlaşılması gerektiğinden, kullanma sayılan
hallerle hoşgörü süresi ve haklı neden kavramlarından hem Türk mevzuatı hem de
uluslararası düzenlemeler bağlamında bahsedilecektir. Söz konusu kavramların daha iyi
anlaşılabilmesi adına ABAD ve Yargıtay kararlarına da atıf yapılacaktır.
111
İkinci bölümde ise markayı kullanma zorunluluğuna uyulmaması halinde marka
sahibinin karşılaşabileceği bir yaptırım olan iptalden bahsedilecektir. SMK’nın
yürürlüğe girdiği tarihten 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği öngörülmüş olan ‘markanın
TÜRKPATENT nezdinde idari iptali’ müessesi üzerinde detayları durulacak olup,
Kurum’un yapacağı iptal incelemesi ve iptal usulü anlatılacaktır. Yine derdest olan
davalar bakımından markanın dava yoluyla iptali üzerinde de kısaca durulacak ve SMK
ile getirilen yeniliklerden biri olan kullanmama def’i açıklanacaktır
Morphologic and phylogenetic analysis of Glis glis (Linnaeus, 1766)(mammalia: rodentia) populations distributed in Turkey
Glis glis Trakya'da, Batı Karadeniz'de İstanbul'dan Kastamonu'ya kadar ve Doğu Karadeniz'de, Ordu'dan Ardahan'a kadar olan bölgede yayılış göstermektedir. Bu tez çalışmasında G. glis'in yayılış alanından 28 lokaliteden toplanan 110 örnek morfolojik olarak incelendi. Topalanan örnekler alltür dikkate alınarak Trakya, Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz olmak üzere üç grup olarak incelendi. Yapılan morfolojik çalışmalar sonrası bu üç grubun bazı morfolojik özellikler bakımından ayrıldığı, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı'nın da bazı morfolojik karakterler açısından ayrıma sebep olduğu tespit edildi. Buna ek olarak morfolojik çalışmalar sonucunda en fazla fark gösteren örnekler arasından seçilen 15 lokasyondan 18 örnek için filogenetik analizler yapıldı. Bu analiz için çekirdek gen bölgesi olan IRBP (İnterfotoreseptör bağlayıcı protein) gen bölgesi seçilmiş ve PZR ile çoğaltılan bölgelerin analizi yapıldı. Yapılan analizler sonucunda haplotipler belirlenerek ML filogenetik ağacı oluşturuldu. Çalışmaya dahil edilen 18 örneğe IRBP gen bölgesine göre tek haplotip verirken farklı lokasyonlardan iki haplotip dahil edilerek oluşturulan filogenetik analizde buzul sığınağı olduğu kabul edilen İtalya haplotipleri yakın bir dallanma verdiği tespit edildi. Bu sonuçlar literatürde olduğu gibi türün yakın zamanda hızlı genişleme yaptığını ortaya koymuştur. Bunlara ek olarak farklı lokasyonlardan Miyosen, Pliyosen ve Pleyistosen dönemlerine ait fosillerle güncel G. glis diş karakekterleri karşılaştırıldı. Bazı diş karakterlerinin fosil diş karakterleriyle uyumlu olduğu ortaya kondu
Planlı ve Plansız Gebeliklerde Sağlık Uygulamaları ve Depresyonun Karşılaştırılması
Aim: The aim of this study was to compare health practices and depression in planned and unplanned pregnancies.
Subjects and Methods: The study was designed as a descriptive cross-sectional study. The research sample consists
of a total of 230 pregnant women with planned and unplanned pregnancy. The population of this descriptive study
consists of pregnant women attending the obstetrics clinics of a public hospital. The sample consisted of 230 pregnant
women calculated with the g-power program (115 planned pregnancies and 115 correspondingly selected unplanned
pregnancies). The data were collected using the Descriptive Information Form, the Health Practices in Pregnancy
Questionnaire, and the Beck Depression Inventory. Results: The mean age of the pregnant women was 29.06±5.71
(min: 18, max: 42). The Health Practices in Pregnancy Questionnaire scores of pregnant women were 127.10±12.03
for planned pregnancies and 124.06±12.00 for unplanned pregnancies. Women with planned pregnancies received
9.97±8.56 from the Beck Depression Inventory, and those with unplanned pregnancies received 10.83±7.75. No
significant difference was found between the mean scores of the Health Practices in Pregnancy Questionnaire
(p=0.058) and the Beck Depression Inventory (p=0.425) depending on the pregnancy planning status. When planned
and unplanned pregnancies are evaluated separately, there is a negative correlation between Beck Depression
Inventory and Health Practices in Pregnancy Questionnaire scores (p=0.006, r=0.179). As the Beck Depression
Inventory score increases, the total scores of the Health Practices in Pregnancy Questionnaire decrease. Conclusion:
Women with planned pregnancy had higher total scores on the scale of health practices during pregnancy than women
with unplanned pregnancy. When planned and unplanned pregnancies were evaluated separately, there was a
negative relationship between Beck Depression Inventory and Health Practices in Pregnancy Questionnaire scores.
In maintaining maternal and fetal health; it is important to determine the health practices and depression status of
women during pregnancy starting from the preconceptional period, to plan pregnancies, and to question negative
health behaviors
Rus Ortodoks Hıristiyanlığında Manastır Hayatı
Dünyada Hıristiyanlığı temsilde Rus Ortodoks Kilisesinin önemli yeri vardır. Rus Ortodoks Kilisesine bağlı yüzlerce manastırların bulunduğu ve bu manastırlarda keşişlerin yaşadığı münzevi yaşam daima ilgi konusu olmuştur. Rus Ortodoks Kilisesini ve Manastırlarını daha iyi anlayabilmek için Kilisenin ve Manastırların tarihçesi hakkında bilgi verilmiştir. Bu çalışmada, genelde Hıristiyanlık özelde Rus Ortodoks Kilisesi tarihinde yer alan manastır hareketinin kökeni ile ilgili araştırmalar yapılmıştır.
Rusya tarihinin oluşumunda keşişler ve manastırlar, dini, kültürel ve siyasi alanlarda önemli roller üstlenmiştir. Slav halklarının tarihini yazılı kaynaklar 9. yüzyıldan itibaren başlatmaktadır. Slav topraklarında ilk Kilise ve Manastırların ne zaman ortaya çıktıkları ve bunların kimler tarafından yapıldığı bilgisine ulaşılmaya çalışılmıştır. Ayrıca ilk manastırların ortaya çıkışıyla birlikte çeşitlerine, dini, siyasi, kültürel ve ekonomik faaliyetlerine, idari yönünden bağlılık ve hiyerarşisine, ilk keşişlerin keşişlik hayatlarına, keşişlik derecelerine, manastıra kabul süreçlerine ve yaşam tarzlarına bu çalışmada yer verilmiştir
Transformation of the legislative organ in the Presidential Government System
Uzun mücadeleler sonucunda iktidarın sınırlandırılmasıyla birlikte devletin temel fonksiyonları yasama, yürütme ve yargı erki olarak üçe ayrılmıştır. Bu erklerin işlevlerinin ve görevlerinin yerine getirilmesi sonucunda ortaya çıkan sistemi anlatan hükümet sistemleri, erklerin örgütleniş biçimlerine göre, farklı sistemler olarak ortaya çıkmaktadır. Genellikle hükümet sistemleri, kuvvetler ayrılığı veya kuvvetler birliği şeklinde ikiye ayrılarak incelenmektedir. Kuvvetler ayrılığı teorisine bağlı olarak oluşan parlamenter hükümet sistemi, yarı-başkanlık sistemi ve başkanlık sistemi bulunurken kuvvetler birliği teorisine bağlı olarak oluşan meclis hükümeti sistemi (konvansiyonel sistem) ve diktatörlük gibi hükümet sistemleri bulunmaktadır, ancak her hükümet sistemi aynı ülkede aynı şekilde gelişmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nde de uzun zamandır hükümet sistemi tartışmaları söz konusu olmuş ve hükümet sistemi değişikliği gerçekleşmiştir. 11 Şubat 2017 tarih ve 29976 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak halkoyuna sunulan 21 Ocak 2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile gerçekleşen anayasa değişikliği ile kamuoyunda niteliği konusunda tartışmalara yol açan "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" veya "Türk Tipi Başkanlık Sistemi" adı verilen sisteme geçilmiştir. Bu çalışmada Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin niteliğinin ne olduğu, hükümet sistemleri içerisinde hangi konumda yer aldığı ve yönetsel açıdan ne farklılıklar getirdiği incelenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin işlevlerini köreltmiş ve yürütmeye yapışık bir hale getirmiştir. Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin idari ve siyasi kapasitesi zayıflatılmış ve TBMM görev tevdii edilen bir makam haline gelmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetim işlevi azaltıldığından yürütmeye daha serbest bir alan tanınmıştır. Bu çalışmanın ulaştığı sonuç; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yürütmeye yapışık yasama ve yargı organının bulunduğu, yürütmenin lehine güç yoğunlaşmasının yaşandığı, süper-başkanlık sistemi kapsamında değerlendiren bir sistem olduğu ve parlamentonun silikleştiğidir. Yani kısaca CHS, süper-başkanlık sistemi kapsamında değerlendirilmesi gereken ancak kendine özgü farklı özellikleri de barındıran yasama organının güçsüz olduğu, yürütme organının güçlü olduğu Türk tipi bir başkanlık sistemidir
Çalışma ortamında x ve z kuşağı
v
ÖZET
İnsanlık tarihi boyunca, bireyler ve toplumlar, çevresel etmenlerden etkilenmiş ve
aynı zamanda bu etkileşimleri şekillendirmiştir. Bu süreçte, bu etkileşimler zaman içinde
insan yaşamında ve toplum yapılarında çeşitli olumlu ya da olumsuz değişimlere neden
olmuştur. İnsanları ve toplumları daha anlamlı bir bağlamda anlamak amacıyla, kuşak
kavramı geliştirilmiştir. Bu terim, benzer zaman dilimlerinde doğan ve yaşlanan bireyleri
genel bir çerçeve içinde tanımlamak için kullanılmaktadır.
Bu çalışmada öncelikle kuşak kavramı, kuşak kavramının tanımı, kuşakların nasıl
oluştuğu ve kuşakların birbirlerinden anasıl farklılaştıkları üzerinde durulmuştur.
Çalışmanın genelinde X ve Z kuşağına odaklanılmış olup bu kuşakların iş ortamındaki
tercihleri, çalışma tarzları, güçlü ve zayıf yanları üzerinde durulmuştur.
Bulgular kısmında katılımcılara yöneltilen görüşme soruları üzerinde durulmuş ve
yanıtlar nitel olarak incelenmiştir. X ve Z kuşaklarına kendi kuşakları ve diğer kuşak
hakkında yöneltilen sorular çalışma ortamında uygulanması son derece olumlu olacak
prosedürlerin geliştirilmesi için faydalı yanıtlar ortaya çıkarmıştır.
Sonuç ve öneriler kısmında bulgularda ağırlıklı olarak üzerinde durulan yorumlar
üzerinde durulmuş, farklı kuşaklardan çalışanların iş hayatlarını ve iş süreçlerini
geliştirmek için çeşitli öneriler sunulmuştu
Long-Term Contracts
Kökeni Anglo-Sakson hukukuna dayanan ve son zamanlarda Alman hukukunda ve diğer hukuk sistemlerinde de incelenen “uzun süreli sözleşmeler” çalışmamızın konu- sunu oluşturmaktadır. Ülkemizde yeterince incelemeye konu edilmemiş olan uzun süreli
sözleşmelerin hukukumuzda tanınması amaçlanmıştır. Uzun süreli sözleşmeler, son yüzyıllık teknik, bilimsel, ekonomik ve sosyal geliş- melerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde gelişen teknoloji ve sürekli değişim içinde bulunan yaşam şartları nedeniyle, kısa süreli sözleşmeler yerine, yüksek karmaşıklık ve hızlı değişimlere uyum sağlanabilmesi için genellikle karmaşık uzun süreli borç ilişkilerinin yapılması tercih edilmektedir. Bu açıdan uzun süreli sözleşmelerin ifası sırasında ve sona ermesinden sonra ortaya çıkabilecek hukuki sorunların incelenmesi oldukça önemlidir. Bu sözleşmelerde sözleşmenin ifası uzun bir süreye yayılmaktadır. Bu uzun süre zarfında taraflar arasında kısa sürede ifa edilen sözleşmelere oranla daha fazla hukuki uyuşmazlık ortaya çıkabilmektedir. Çalışmada bu süreçte ortaya çıkabilecek hukuki problemler incelenmiştir.
Edim ve zaman arasındaki ilişkiye göre yapılan klasik sınıflandırmalar çalışmada incelenmiş, doktrindeki yeni sınıflandırma önerileri ve bunların özellikleri analiz edilmiştir. Doktrindeki bu sınıflandırmalar değerlendirilerek, uzun süreli sözleşmelerin (karmaşık uzun süreli sözleşmeler, ilişkisel sözleşmeler gibi) bu sınıflandırmalar içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Terminoloji ve uzun süreli sözleşme kavramına ilişkin açıklamaların ardından uzun süreli sözleşmeler konusunda uygulamada karşılaşılan hukuki sorunlar üzerinde durulmuş ve gerekli görülen yerlerde çözüm önerileri getirilmiştir. Uzun süreli sözleşmelere lişkin tüm hukuki sorunların incelenmesi mümkün olmadığından, doktrinde sıklıkla karşılaşılan ve üzerinde çalışılan konular çalışma kapsamına alınmıştır
Nekropolitika Ve Modernite: 'İmparatorluğun Kirli İşlerini' Heart Of Darkness, A Passage To India Ve Burmese Days Araciliğiyla Deşifre Etmek
This article examines the complex interplay between modernity, colonialism, and
necropolitics as represented in Heart of Darkness by Joseph Conrad, A Passage to India
by E.M. Forster, and Burmese Days by George Orwell. These modernist texts not only
critique the dehumanization and systemic extermination justied by colonial ideologies
but also highlight the ways in which colonial power uses necropolitical strategies to govern
life and death. By integrating Achille Mbembe's concept of necropolitics with Michel
Foucault's theory of biopower, this analysis elucidates the racial and sovereign dynamics
that both underpin and challenge colonial regimes. The paper contextualizes the
relationship between modernism and colonial history, highlighting how modernist
narratives reect a crisis in the colonial agenda and embody Enlightenment ideals that
have shaped the socio-political landscape of empires. These narratives offer a critical view
of the dichotomy between the colonizer and the colonized, emphasizing the fractured and
uncertain epistemological underpinnings of imperial logic. The examination of Conrad,
Forster, and Orwell focuses on the ethical and psychological turmoil from colonial
dominance, probing how colonialism justies violence and subjugation. The study reveals
how colonial powers exert necropolitical control, deciding who lives and who dies—a
control that extends beyond physical dominance to the psychological colonization of
minds, perpetuating colonial hegemony. Ultimately, this paper shows how modernist texts
critique colonial necropolitics and expose the racial prejudices and biopolitical strategies
essential for maintaining colonial regimes. These texts provide profound insights into the
lasting impacts of colonialism on contemporary understandings of race, sovereignty, and
resistanc
Strategos names on the Roman Imperial times Mysia coins
Sikkeler tarih boyunca sadece alışveriş aracı olarak değil aynı zamanda onu darp eden otoritelerin en önemli propaganda araçları da olmuştur. Sikke üzerindeki belirli motifler ve yazılar bu kapsamda belirli mesajlar içermişlerdir. Bu çalışmada, Anadolu'nun kuzeybatısı ve Propontis'in güneyinde yer alan Mysia bölgesindeki sikkeler, Roma İmparatorluk dönemi kapsamında incelenmiş, sikkelerin üzerinde yer kent memurlarından Strategosların isimleri üzerinde durulmuştur. Elde edilen veriler, bölge yazıtlarıyla karşılaştırılmıştır
Evaluation of the mediating role of Instagram ads in the relationship between consumer innovativeness tendency and purchase intention
Sosyal medya, tüketicilerin alışkanlıklarını derinden etkileyen bir güç haline gelirken, Instagram ise bu alanda en popüler platformlardan biri olarak öne çıkmıştır. Bu araştırma, Instagram reklamlarının, özellikle yenilikçi ürünlerin pazarlanması sürecinde, tüketici davranışları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Türkiye'de yaşayan 500 Instagram kullanıcısıyla gerçekleştirilen anket çalışması sonucunda elde edilen veriler, nicel araştırma yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, yenilikçi tüketicilerin sosyal, işlevsel, hedonik ve bilişsel yenilikçilik özelliklerine dayalı olarak yenilik odaklı ürünlere olan ilgisinin doğrudan satın alma niyetini etkilediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, Instagram reklamlarının ilgi, içerik, motivasyon, güvenilirlik ve inanç boyutları, yenilikçi tüketicilerin satın alma niyetini güçlendirmektedir. Bu durum, Instagram'ın markalar için etkili bir pazarlama aracı olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu araştırma, Instagram reklamlarının tüketici davranışları üzerindeki önemli etkisini ortaya koymakta ve markaların bu bulguları dikkate alarak Instagram'ı pazarlama stratejilerinin merkezine yerleştirmeleri gerektiğini göstermektedir. Markalar, Instagram'da hedef kitlelerine ulaşmak için kişiselleştirilmiş reklamlar, etkileşimli içerikler ve influencer iş birlikleri gibi stratejileri kullanarak daha etkili sonuçlar elde edebilirler. Ayrıca, sürekli değişen sosyal medya trendlerini takip etmek ve reklam kampanyalarını bu trendlere göre güncellemek, markaların rekabet avantajı elde etmesini sağlayacaktır