79054 research outputs found
Sort by
Autobiographical elements in Federigo Tozzi's works
Federigo Tozzi, İtalyan yazar, şair, oyun yazarı ve gazetecidir. Uzun bir süre hak ettiği değeri görmemiş, ölümünden ancak yıllar sonra yeniden değerlendirilmiştir. Günümüzde yirminci yüzyılın en önemli İtalyan hikâye anlatıcılarından biri olarak kabul edilir. Tozzi'nin eserlerindeki karakterler ve olgular yazarın hayatının bir yansımasıdır. Karakterleri, ya onun zihninde öğütemediği bir anıyı canlandırır ya da sahip olmaktan hoşnut olmadığı, yenik düşmek istemediği yıkıcı dürtülere yenik düşer. Bu, yazar tarafından kendisini arındırma amacı ile kullanılan bir yöntemdir. Yazarın hayatı hakkında kalan nadir kaynaklara bakıldığında, bu konuda başarılı olduğu kanısına varılabilir. Bahsedilen, karakterlerinde görülen ve yazarın travmaları ile bağlantılı olduğu varsayılan yıkıcı dürtüler başlıca sadizm ve mazoşizm olarak karşımıza çıkar. Bunların yanı sıra otobiyografik eserlerinde gözlemlenen Oedipus kompleksi teması, okuyucuyu yazarın bu komplekse sahip olduğunu varsaymaya iter. Aslında yazar Freud'u tanımamıştır fakat eserlerinde psikanalitik teori sayısı oldukça fazladır. Sıkıntılarının sebebi çoğunlukla, en başta babasının baba-efendi kişiliği olmak üzere, ailevi sıkıntılarıdır. Annesinin de annesiz büyümüş olması ve yazar daha çocukken hayatını kaybetmesi gibi faktörler psikolojik sorunlarının ciddiyetini arttırır. Tez iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yazarın hayatının önem taşıyan detayları ele alınır. Bu, eserlerindeki otobiyografik ve psikanalitik ögelerin incelenmesi için gerekli temeli oluşturur. İkinci bölümde eserlerindeki temalar incelenmiş ve travmalarından kaynaklanan muhtemel psikolojik sıkıntıları ile bahsi geçen temalar arasında bir bağlantı kurmak hedeflenmiştir. Bu bağlantının kurulması sonucunda, yazarın eserlerinde bahsi geçen temalara yer vermesinin amacının, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendisini arındırmak olduğu kanısına varılmıştır. Burada Freud'un katharsis terapisi kuramından bahsedilir ve Tozzi'nin anı ve bellek kavramları ile arasındaki ilişki açıklanır. Son olarak da, yazarın bahsi geçen kendisini arındırma denemesinde başarılı olup olmadığına bakılmıştır. Genel olarak denilebilir ki, kendisini yıkıcı dürtülerden arındırma amacı, babasına dönüşmeme amacı ile paraleldir. Bu, Freud'un Oedipus kompleksi kuramı ile bağlantılıdır. Başarılı olup olmadığına karar vermenin en objektif yolu olarak, oğlu ve karısı ile ilişkisi, babasının kendisi ve annesi ile ilişkisi ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak babasından uzak bir kişilik gözlemlenmiş ve başarılı olduğu kanısına varılmıştır
Evaluation of the Role of Smart City Projects in Turkey's Coastal Cities in Creating Coastal Resilience
Türkiye kıyı bölgelerinin varlığı ile stratejik öneme sahip bir ülke konumundadır. Kıyı bölgelerinde ticari
faaliyetlerin, işletmelerin ve turizm faaliyetlerinin aktif olması başta ekonomik yönde olmak üzere birçok
avantaj sağlamaktadır. Fakat son dönemlerde iklim değişikliği başta olmak üzere çeşitli nedenlerle afetlerin
etkisini arttırması sonucu kıyı bölgeleri birçok sorunla karşı karşıya kalmıştır. Deniz seviyesinin
yükselmesi, kıyı erozyonları ve su baskınlarının artması gibi sebeplerle kıyı şehirlerinin dirençliliğini
giderek azalmıştır. Dirençliliğin arttırılması amacıyla günümüzde teknolojik gelişmeler ön plana
çıkmaktadır. Bu gelişmelerden bazıları; erken uyarı sistemleri kullanılarak olası zararları azaltmak, uzaktan
algılama ve coğrafi bilgi sistemlerinin kullanılması ile risk analizleri ve risk haritaları oluşturmak,
haberleşme altyapısının güçlendirilmesi ile uyarı sürecini hızlandırmak ve hava tahmin sistemleri ile
meteorolojik uyarlar yapmaktır. Bahsi geçen uygulamaların çokça kullanıldığı akıllı şehirlerde özellikle
afetlere karşı dirençlilik oluşturmak temel amaçtır. Türkiye’ de de bu doğrultuda çeşitli akıllı şehir projeleri
yürütülmektedir. Çalışmanın kapsamı gereği kıyı şehirlerinde yürütülen akıllı şehir projelerinin afet ve acil
durumlara yönelik dirençlilik oluşturup oluşturmadığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının
koordinasyonunda yürütülen projelerin içerik analizi yöntemi ile incelenmesi sonucunda ortaya
çıkarılmıştır. Neticede Türkiye’nin kıyı tehlikelerini ele alan projeler üretmekten çok, kıyı bölgelerindeki
tehlikeleri ele alan projeler ürettiği sonucuna ulaşılmıştır. Sel, heyelan ve aşırı hava olayları gibi afetlere
yönelik erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, CBS alt yapısı oluşturulması gibi uygulamalar ülkemizde en
çok alınan önlemler arasındadır. Bu önlemler kıyı tehlikelerinin de önlenmesinde kullanılıyor olsa da özel
olarak bu amaca hizmet eden sensör ağları, uzaktan algılama ve veri analitiği gibi teknolojiler
yaygınlaştırılmalı ve kıyılarda akıllı kentsel planlama çözümleri geliştirilmelidir
Pontus Issue Through Perceptıon Of Identıty
Avrupa’daki milliyetçilik akımının etkisiyle Yunanistan’ın 1830
yılında Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesi
sonucu, yeni bağımsızlığını kazanan ülke, yavaş yavaş
topraklarını genişletmeye başlamıştır. Megali İdea hayaliyle
hareket etmekte olan Yunanistan, Rum azınlıkları bahane ederek
özellikle Osmanlı’dan toprak alma gayreti içine girmiştir.
Karadeniz’de Rumlardan oluşan bağımsız bir “Pontus Devleti”
kurmak ve bu ülkeyi Yunanistan’a ilhak etmek düşüncesi, bu
toprak genişletme politikası içindedir.
Var olmayan bir kimlik üzerinden Yunan üst kimliği
oluşturulmuş ve Pontus kimliği de bu üst kimlik ile
bağdaştırılmaya çalışılmıştır. Bu sayede canlı tutulmaya çalışılan
“Pontus Meselesi” ise özellikle Yunanistan’ın I. Dünya Savaşı’na
son anda dahil olması ile yeniden parlatılmaya çalışılmıştır.
Mondros Mütarekesi sonucu İtilaf Devletleri ile birlikte
Anadolu’yu işgale başlayan Yunanistan, uzun süreden beri
hayalini kurduğu Megali İdea düşüncesine yakınlaşması için en
büyük adımı atmıştır. Buradaki işgali meşru kılmak ve işgalin
süresini uzatmak maksadıyla Yunanistan, Pontus meselesini de
bir yandan kaşımaya başlamıştır. Ancak Anadolu topraklarında
1919 yılında başlayan Milli Mücadele süreciyle büyük yenilgi
alan Yunanistan, Anadolu’dan çekilmek durumunda kalmış ve
Megali İdea düşüncesi en büyük darbeyi burada almıştır. Yine de
Yunanistan idealinden hiç vazgeçmeyerek bu meseleyi
uluslararası arenaya taşımaktan geri kalmamış ve meselenin
halen sorun teşkil etmesi için uğraşmaktadır. Bu çalışmada
sosyolojik açıdan Pontus meselesine bakılırken konunun tarihsel
boyutu da göz ardı edilmeden aktarılmaya çalışılmış ve bu amaca
hizmet eden tarihi ve sosyolojik kaynaklardan yararlanılmıştır.
As a result of Greece declaring its independence from the
Ottoman Empire in 1830, under the influence of the nationalist
movement in Europe, the newly independent country gradually
began to expand its territory. Acting with the dream of Megali
Idea, Greece attempted to take land, especially from the Ottoman
Empire, using the Greek minorities as an excuse. The idea of
establishing an independent "Pontus State" consisting of Greeks
in the Black Sea and annexing this country to Greece is within this
policy of territorial expansion.
A Greek super-identity was created over a non-existent identity,
and Pontus identity was tried to be reconciled with this superidentity. In this way, the "Pontus Question", which was tried to
be kept alive, was tried to be brightened again, especially with
Greece's involvement in World War I at the last minute. Greece,
which started to occupy Anatolia together with the Allied Powers
as a result of the Armistice of Mudros, took the biggest step
towards getting closer to the Megali Idea it had dreamed of for a
long time. In order to legitimize the occupation here and prolong
the duration of the occupation, Greece started to scratch the
Pontus issue. However, Greece, which suffered a great defeat
with the War of Independence that started in Anatolia in 1919,
had to withdraw from Anatolia and the Megali Idea received the
biggest blow here. Nevertheless, Greece never gave up on its
ideal and did not hesitate to bring this issue to the international
arena is trying ensure that the issue still poses a problem. In this
study, while looking at the Pontus issue from a sociological
perspective, it has been tried to be conveyed without ignoring
the historical dimension of the issue, and historical and
sociological sources that serve this purpose have been used
İnsan kaynakları yönetiminde dijital dönüşümün insan kaynakları profesyonelleri tarafından değerlendirilmesine yönelik bir araştırma
Günümüzde hızla gelişim gösteren teknolojik değişim ve dönüşümler yaşamın her
alanını etkisi altına almaktadır. İşletmeler rekabet avantajı elde edebilmek için teknolojik
gelişmelere uyum sağlayarak süreçlerinde dijital dönüşümü gerçekleştirmeye
başlamışlardır. Bu noktada, insan kaynakları yönetim süreçleri de dijital dönüşümden
önemli ölçüde etkilenmiştir. İnsan kaynakları yönetiminin sorumluluğunda
gerçekleştirilen birçok faaliyet artık dijital uygulamalar yardımıyla yapılır olmuştur.
Bu çalışmada savunma sanayii sektöründe faaliyet göstermekte olan bir işletmede
insan kaynakları departmanlarında görev alan beyaz yaka çalışanların, insan kaynakları
faaliyetlerinde kullanılan dijital uygulamalara karşı görüşleri alınmıştır. Çalışmada elde
edilen bulgulara göre, katılımcılar genel olarak dijital dönüşümün İK süreçlerine olumlu
etkilerinin olduğunu belirtmişlerdir. Dijital dönüşümün zaman ve maliyet tasarrufu
sağladığı, iş verimliliğini artırdığı ve çalışan deneyimini iyileştirdiği vurgulanmıştır. İK
süreçlerindeki dijitalleşme, rutin işlerin otomatikleştirilmesi ve İK uzmanlarının daha
stratejik kararlar almasını sağlayarak iş verimliliğini artırmaktadır
Construction and performance analysis of LDPC and polar codes
Kodlama teorisinin amacı, veri iletiminde oluşabilecek hataları tespit etmek ve düzeltmektir. Hata düzeltme kodları; elektronik haberleşme sistemleri, veri depolama vb. birçok uygulama alanına sahiptir. Hata düzeltme kapasitesi yüksek kodları inşa etmek ve bunların hızlı bir biçimde çalışması önemli bir problemdir. Bu tez altı bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, tezin amacı ve kapsamı verilmiştir. İkinci bölümde, kuramsal temellerden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde, kodlama teorisinin genel bilgileri verilmiştir. Dördüncü bölümde, LDPC kodların nasıl inşa edildiği ve bunların kod çözme algoritmaları anlatılmıştır. Beşinci bölümde, polar kodların inşası, çalışma sistemi ve kod çözme algoritmaları anlatılmıştır. Son bölümde ise yapılan simülasyon ve bu simülasyonun sonuçları anlatılmıştır
God-Word relationship: monism and monotheism
İçinde yaşadığımız doğal dünya, birbiriyle ilişkili olduğunu düşündüğümüz olaylar arasında nedensel birtakım ilişkileri gözlemlediğimiz/varsaydığımız bir yer olarak görünmektedir. Güneşin yeryüzünü ısıtması, bulutların yağmur yağdırması, bitkilerin fotosentez yapması, karıncaların dev yuvalar inşa edebilmeleri gibi pek çok doğa olayında; a olayının b olayına neden olduğunu gözlemleriz. Bununla birlikte, bu tür bir nedensellikten farklı olarak insanların iradi/kasti eylemleri yoluyla bazı olaylara ve durumlara neden olduğu da söylenebilir. Bir insan, kapıyı çalmak niyetiyle zile bastığında zilin çalmasına neden olur. Burada insanın sahip olduğu nedensel güç, doğal nesnelerin sahip olduğu nedensel güçten bütünüyle farklı olup; failin iradesinden, niyetinden ya da kendi varlığından kaynaklanmaktadır. Burada önemli olan nokta, etrafımızda gözlemlediğimiz olayların ve durumların nasıl meydana geldiğine ve niçin bu şekilde meydana geldiğine ilişkin nedensel bir açıklamanın olması gerektiği, dolayısıyla dünyanın/âlemin bir şekilde nedensellikle örülü olduğudur. Bu durum, âlemin niçin bu şekilde var olduğu sorusunu akla getirdiği gibi bir bütün olarak âlemin var olmasının nedensel bir açıklamasının olup olmadığı sorusunu da beraberinde getirmektedir
Description of archive records in the context of materialtype: Cartographic and photographic materials
Standartlar, arşivcilik faaliyletlerinin düzenlenmesinin temelini oluşturmaktadır. Dünya'nın her neresinde olursa olsun arşiv belgelerinin yapısal ve içerik özellikleri çok fazla benzerlikler taşımaktadır. Bu nedenle arşivcilikte ulusal ölçekte geliştirilen standartlaşma çalışmaları uluslararası etkiye sahip bir hale gelmiştir. Arşivlerde tarihi, idari, sanatsal gibi birçok özelliğe sahip farklı türden materyal bulunmaktadır. Arşivlerde bulunan materyal türlerinden en dikkat çeken ve farklı niteliklere sahip olan tür ise kartografik ve fotografik materyaldir. Oluşturuldukları ortam ve bilgi erişim unsurlarının tespiti açısından arşivcilerin oldukça zorlandığı materyal türleri arasında yer alır. Özellikle kartografik ve fotografik materyalin nitelenmesi için standartların oluşturulması, hem arşivcilerin hem kullanıcıların işini oldukça kolaylaştıracaktır. Tarihsel süreç incelendiğinde kartografik materyal için ISO 19115, fotografik materyal gibi görsel kaynaklar için VRA Core gibi özel standartların geliştirildiği de görülmektedir. Bu çalışmada öncelikle kartografik ve fotografik materyalin nitelenmesi için gerçekleştirilen uygulamalar ulusal arşivler bağlamında incelenmiştir. Sonrasında Türkiye'de kartografik ve/veya fotografik materyal bulunan kamu arşivlerinde durum ortaya konulmuştur. Elde edilen veriler bağlamında stratejik planında standart uygulamaların zayıf yön olarak belirtildiği Türkiye Cumhuriyeti Devlet Arşivleri Başkanlığı'na kartografik ve fotografik materyalin nitelenmesi için yol haritası oluşturacak önerilerde bulunulmuştur.Standards form the basis for regulating archiving activities. The structural and content features of archive records are very similar wherever they are in the world. For this reason, standardization studies developed on a national scale in archiving have become internationally influential. Archives contain different types of materials with many characteristics such as historical, administrative and artistic. The most striking and distinctive types of materials found in archives are cartographic and photographic materials. These materials are among the types of materials that make it very difficult for archivists to determine the environment in which they were created and the elements of information retrieval. Establishing standards, especially for the description of cartographic and photographic materials, will greatly facilitate the work of both archivists and users. When the historical process is examined, it is seen that special standards such as ISO 19115 for cartographic material and VRA Core for visual resources such as photographic material have been developed. In this study, first of all, the practices carried out for the description of cartographic and photographic materials were examined in the context of national archives. Afterwards, the situation was revealed in the public archives in Türkiye that contain cartographic and/or photographic materials. In the context of the findings obtained, suggestions were made to create a road map for the description of cartographic and photographic materials to the State Archives Directorate of the Republic of Türkiye, where standard practices were stated as a weakness in its strategic plan
Kişilik Özelliklerinin Beslenme Alışkanlıkları, Beden Algıları Ve Antropometrik Ölçümlere Etkisinin İncelenmesi: Başkent Üniversitesi Örneği
Kişilik özellikleri, kalıtsal ve çevresel etkilerle şekillenen, bireyin kendisini ve çevresini algılama şekillerini değiştirebilen tutum, tavır ve davranış kalıplarıdır. Bireyin hayatında sosyal, psikolojik, ekonomik olduğu kadar anatomik açıdan da etkilere sahiptir. Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerinin beslenme şekilleri, beden algıları ve antropometrik ölçümleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini 100 kadın 100 erkek olmak üzere toplam 200 Başkent Üniversitesi öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre kadınların erkeklere göre daha dışadönük ve uyumlu kişilik özellikleri gösterdikleri, erkeklerin şişmanlığa karşı ön yargılarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Nevrotizm kişilik özelliğinin beden memnuniyetini negatif yönde; dışadönüklük, deneyime açıklık ve sorumluluk kişilik özelliklerinin ise beden memnuniyetini pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Kişilik özellikleriyle bazı antropometrik özellikler arasında zayıf korelasyon tespit edilirken şişmanlığa karşı kendilik algısı alt boyutuyla antropometrik özellikler arasında yüksek oranda bir ilişki bulunmuştur
The effect of brand coolness on consumer behavior: The role of psychological factors
Araştırmada uyaran-organizma-tepki modeli bakış açısıyla, marka ve ürün havalılığının öncülleri ve sonuçları incelenmektedir. Bu çalışma, markanın benlik ifade etmesi (içsel ve sosyal) ile tüketicilerin havalı kimliğe sahip olmalarını uyaran; statü kaygısı, marka havalılığı ve ürün havalılığını organizma; aktif katılım ve marka sadakatini davranışsal tepki olarak ele alarak kapsamlı bir model oluşturup, havalılık ve tüketici-marka ilişkileri literatürüne yeni bir bakış açısı kazandırmaktadır. Ürün ve marka havalılığını akıllı ürünler bağlamında organizma olarak ele alan ilk çalışma olması dolayısıyla literatüre önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın verisi çevrimiçi anket yöntemiyle Prolific platformu üzerinden Birleşik Krallık'ta yaşayan Apple markasının akıllı saatini kullanan tüketicilerden toplanmıştır. Elde edilen 454 anket verisi, kontrol soruları ve istatistiki yöntemler aracılığıyla temizlenerek nihai olarak 418 veri ile analizler yürütülmüştür. Hipotezlerin test edilmesine yönelik olarak yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre markanın içsel ve benlik ifade etmesi tüketicilerin statü kaygılarını olumlu yönde etkilemektedir. Tüketicilerin havalı kimliğe sahip olmaları da statü kaygıları üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Statü kaygısı, markanın ve ürünün havalı olarak algılanmasında pozitif etki göstermektedir. Markanın ve ürünün havalı olması, tüketicilerin aktif katılım davranışları üzerinde olumlu etki yaratmaktadır. Son olarak, aktif katılım davranışı tüketicilerin markaya duydukları sadakati pozitif olarak etkilemektedir. Ayrıca, çalışmada yapılan alternatif model testinde marka ve ürün havalılığı aynı anda modele dahil edildiğinde ürün havalılığının aktif katılım üzerindeki etkisinin belirgin olarak yüksek olmasına rağmen ürün havalılığı denklemden çıkarıldığında marka havalılığın aktif katılım üzerindeki pozitif etkisinin güçlendiği tespit edilmiştir. Havalılık kavramı, ürünler ve markalar açısından önemli bir yere sahiptir. Ampirik olarak öncüllerinin ve sonuçlarının son birkaç yıldır incelenmeye başladığı için tüketici marka ilişkileri çerçevesinde havalılık literatürü henüz gelişme aşamasındadır. Bu bağlamda, çalışmanın ürün ve marka havalılığının öncülleri ve sonuçlarına yönelik bulguları hem literatür açısından hem de işletmeler açısından önemli çıktılar içermesi bakımından değerlidir
The Birth Of The Idea Of Ottomanism In Australia And The Australian Ottoman Society
Bu makalede Osmanlı Devleti tebaası olarak Suriye ve Lübnan topraklarından
Avustralya'ya göç edenlerin, bu ülkedeki milliyetçilik karşısında Osmanlıcılık krini
benimsemeleri ve bunun bir göstergesi olarak ortaya çıkan cemiyetler ele alınmaktadır.
İkinci Meşrutiyetin ilan edilmesi Avustralya'da büyük heyecana neden olmuş ve İkinci
Meşrutiyetin esin kaynağı birçok cemiyet kurulmuş, bu cemiyetlerden birçoğu kısa sürede
faaliyetini sonlandırmıştır. Bu cemiyetlerden en dikkat çekeni Avustralya Osmanlı
Cemiyeti'dir. Birinci Dünya Savaşı'na kadar faaliyetlerine devam eden cemiyet, İkinci
Meşrutiyet'in ilanı yıldönümlerinde düzenlediği etkinliklerle Avustralya kamuoyunda
sesini duyurmuştur. Bunun yanı sıra cemiyet yöneticileri ile Avustralya yönetimi
arasında yakın ilişkiler kurulmuştu. Osmanlı Devleti ile her ne kadar resmi bir ilişki
olmasa da cemiyet, Balkan Savaşları sırasında Avustralya'da gönüllü asker toplamıştır.
Bu süreçte Osmanlı devleti aleyhine yürütülen propagandaya karşı mücadele edilmişti.
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin İngiltere karşısında savaşa katılması
Avustralya'daki havayı değiştirmişti. İngiliz Milletler Topluluğu üyesi olan Avustralya,
İngiltere bünyesinde savaşa katılmıştı. Cemiyetin bu süreçte faaliyetleri sınırlansa da
Broken Hill'de meydana gelen saldırı karşısında, bu saldırının Osmanlı Devleti ile ilgili
olmadığı yönünde mücadelesi cemiyetin son faaliyeti olmuştur. Birinci Dünya Savaşı,
Avustralya'da Osmanlıcılık krinin sonlanmasına neden olurken, bu amaçla kurulan
cemiyetlerin yöneticilerinden bazıları bu ülkenin vatandaşı olmuşlardır. Bunun yanı sıra
geldikleri toprakların İngiltere ve Fransa tarafından işgal edilme sürecinde de aktif rol
üstlenmişlerdir