79054 research outputs found
Sort by
Roma İmparatorluk Kültü'ne hizmet eden Anadolu Grek Tapınakları
Roma'nın ilk imparatoru Augustus (MÖ 27-MS 14) ile başlayıp, Hristiyanlığın yayılmaya başlamasıyla birlikte yavaş yavaş gücünü kaybederek sona eren imparatorluk kültü ideolojisinin en önemli temsil araçları tapınaklar olmuştur. "Roma İmparatorluk Kültü'ne Hizmet Eden Anadolu Grek Tapınakları" başlıklı bu çalışma, Arkaik Dönem'den Hellenistik Dönem sonuna kadar olan süreçte Anadolu'da inşa edilmiş ve Grek tanrı/tanrıçalarına adanmış, Roma İmparatorluk Dönemi'nde (MÖ 27-MS 395) ise imparatorluk kültünün entegre edildiği Grek kökenli tapınakları incelemektedir. Çalışma kapsamında ele alınan tapınaklar, mimari açıdan incelenmiş ve tarihsel kronoloji içerisindeki evreleri belirlenerek zaman içerisindeki değişimleri analiz edilmiştir. Tapınakların Roma Dönemi öncesi ve Roma Dönemi evreleri ile imparatorluk kültü uygulamaları, arkeolojik ve epigrafik veriler doğrultusunda tespit edilmiş; her bir tapınak, elde edilen bu veriler ışığında incelenerek değerlendirilmiştir. Tapınaklarda imparatorları tanrılarla bir araya getiren altyapıyı hazırlayan siyasi ve kültürel ortam incelendiğinde, III. Aleksandros'un bu bölgelerde bıraktığı miras ve etkisinin belirleyici bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır
The applicability of strategic planning in public administration: The case of Ankara University
Stratejik planlama; örgütün misyon, vizyon ve temel değerleri doğrultusunda, örgütün güçlü ve zayıf yönleri tespit edilerek, paydaşların katılımı ile uzun vadeli amaç ve hedeflerin belirlendiği, performans göstergeleri ölçülebilir olan ve izleme değerlendirmesi yapılan planlama modelleridir. Stratejik plan özel sektör tabanlı bir planlama modeli olup kamu yönetimine transfer edilmiştir. Kamu yönetimindeki değişim ihtiyacı yönetimin bir fonksiyonu olan planlama modelinde de değişikliğe ihtiyaç duyulmasını beraberinde gelmiştir. Geleneksel kamu yönetiminden yeni kamu yönetimine, bürokrasiden yönetişime doğru yaşanan dönüşüm ile birlikte stratejik yönetim ve stratejik plan kavramları kamu için önemli hale gelmiştir. Çalışmada stratejik planlamanın mevcut haliyle kamu yönetiminde uygulanabilir olmadığının iyi bir uygulama örneği üzerinden değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yönetim, kamu yönetimi, kamu hizmeti, strateji, stratejik yönetim kavramları açıklanmıştır. Bir sonraki adımda örneklem olarak kamu üniversitesi seçilmesi doğrultusunda bir kamu hizmeti olarak yükseköğretim değerlendirilmiştir. Ankara Üniversitesi uygulama örneği üzerinden stratejik planlamanın kamu kurumunda uygulanırken salt kamu hizmetinin ve idari yapısının niteliği itibari ile karşılaşılan sorunlar ortaya konmuştur. Sonuç olarak çalışmada stratejik planlamanın kamuda uygulanması ve kamu kurumuna katma değer sağlayabilmesi için kamu yönetimi çerçevesinde revize edilmesi gerektiği kanaati oluşmuştur.Strategic planning refers to planning models in which an organization's strengths and weaknesses are identified in line with its mission, vision, and core values. Long-term goals and objectives are determined with stakeholder participation, performance indicators are measurable, and monitoring and evaluation processes are conducted. Strategic planning, originally a private sector-based planning model, has been transferred to the public sector. The need for change in public administration has also brought about the necessity for changes in the planning model, which is a function of management. With the shift from traditional public administration to new public management and from bureaucracy to governance, the concepts of strategic management and strategic planning have gained importance in the public domain. The study aims to evaluate the inapplicability of strategic planning in public administration in its current form through a best practice example. The concepts of management, public administration, public service, strategy, and strategic management are explained. In the next stage, higher education is analyzed as a public service, with a public university selected as a sample. Using Ankara University as a case study, the challenges encountered in implementing strategic planning in a public institution, stemming from the unique nature of public service and administrative structures, are identified. As a result, the study concludes that strategic planning must be revised within the framework of public administration to ensure its effective implementation in the public sector and its ability to add value to public institutions
Appraisal of public records containing sensitive information
Kamu belgeleri, ulusal hafızanın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu belgeler; ulusal güvenlik, uluslararası ilişkiler ve bireysel mahremiyet gibi hassas bilgiler içerebileceğinden, arşiv değeri taşıyanların doğru yönetilmesi ve işlemlerin titizlikle yürütülmesi gerekmektedir. Hassasiyet değerlendirmesi olarak adlandırılan bu süreç, hassas/özel nitelikli bilgiler içeren arşiv veya arşivlik belgeleri kapsamaktadır. Türkiye'de uygulamada yer almayan ancak gizlilik kapsamına giren hassasiyet değerlendirmesi, birçok ulusal arşiv kurumu tarafından uygulanmakta olup, temel arşiv işlemlerinden "değerlendirme" (appraisal) sürecinin odak noktalarından biridir. Hassas bilgi içeren belgelerin erişim kontrolleri, kısıtlamalar, kapatma kararları ve kamuya erişime açılması, yönetimsel sürecin kritik adımlarıdır. Bu araştırma, hassasiyet değerlendirmesinin kuramsal çerçevesini, uygulama süreçlerini ve karşılaşılan zorlukları incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, ulusal arşivlerin hassasiyet değerlendirmesi faaliyetleri; ilgili mevzuat, kılavuzlar, web siteleri ve kataloglar üzerinden analiz edilmiştir. Ayrıca, yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla uzmanların görüşleri alınarak literatüre farklı bakış açıları kazandırılmıştır. Elde edilen bulgular, hassasiyet değerlendirmesinin önde gelen arşivler tarafından yürütüldüğünü ve sürecin, risk yönetimine dayalı çeşitli zorluklar içerdiğini göstermektedir. Bununla birlikte, hukukî düzenlemelerin yanı sıra yardımcı dokümanlar ve danışma kurullarının sürecin etkinliğinde önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Öte yandan, teknoloji destekli değerlendirme yöntemlerinin ve yeni nesil araçların kullanımının giderek daha fazla önem kazandığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, araştırmada kamu kurumlarında hassasiyet değerlendirme sürecinde kullanılmak üzere bir kontrol ve tanımlama listesi oluşturulmuştur. Türkiye'de hassasiyet değerlendirmesi sürecine yönelik kapsamlı bir çerçeve sunan bu çalışma, bilgi ve farkındalık eksikliklerinin yanı sıra politika, rehber ve teknolojik altyapı yetersizliklerini de ortaya koymaktadır. Araştırma sonucunda, Türkiye'de hassasiyet değerlendirme sürecinin geliştirilmesine katkı sağlayacak öneriler sunulmuştur.Public records play a crucial role in preserving national memory and passing it on to future generations. Since these records may contain sensitive information such as national security, international relations, and individual privacy, it is essential to manage those with archival value properly and carry out processes meticulously. The process known as sensitivity review covers archival or pre-archival records containing sensitive/sensitive personal data. The sensitivity review which falls within the scope of confidentiality but is not implemented in practice in Türkiye, is applied by many national archival institutions and constitutes one of the focal points of the "appraisal" process, a fundamental archival function. Access controls, restrictions, closure decisions, and public availability of records containing sensitive information are critical steps in this administrative process. This study aims to examine the theoretical framework, implementation processes, and challenges of sensitivity review. The research analyzes the sensitivity review activities of national archives through relevant legislation, guidelines, websites, and catalogs. Additionally, semi-structured interviews were conducted to incorporate expert opinions and provide different perspectives to the literature. Findings indicate that sensitivity review is carried out by leading archival institutions and involves various challenges associated with risk management. Furthermore, legal regulations, supporting records, and advisory boards play a significant role in ensuring the effectiveness of the process. On the other hand, the use of technology-assisted review methods and next-generation tools is becoming increasingly important. Within this scope, the study has developed a control and description checklist to be used in sensitivity review processes within public institutions. Providing a comprehensive framework for sensitivity review in Türkiye, the research highlights deficiencies in knowledge and awareness, as well as shortcomings in policies, guidelines, and technological infrastructure. As a result of the research, recommendations have been proposed to enhance the sensitivity review process in Türkiye
The role of conservative NGOs inthereligious socialization process of youth: The example of SİHAD
Bu çalışma, günümüzün değişen sosyo-kültürel ortamında gençlerin dini sosyalleşme süreçlerini konu edinmektedir. Bireyin dini inanç, tutum ve davranışları üzerinde, aile, akran grubu, okul, dini kurum ve gruplar, kitle iletişim araçları ve sosyal medyanın önemli bir etkisi bulunmaktadır. Çalışmamız söz konusu dini sosyalleşme kaynaklarından farklı olarak genç bireylerin dini, milli, manevi, ahlaki tutum ve davranışlarının oluşmasında muhafazakâr nitelikli sivil toplum kuruluşlarının rolünü anlamayı amaçlayan bir saha araştırmasıdır. Giriş ve üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, sosyalleşme ve onun bir alt türü olan dini sosyalleşme sürecine dair kavram ve kuramlara yer verilmiştir. İkinci bölümde sivil toplum kuruluşları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise elde edilen verilerden hareketle muhafazakâr STK'ların gençlerin dini hayatlarında oynadığı rol ve dini kimliklerinin oluşmasındaki etkisi yorumlanmıştır. Araştırmanın evrenini muhafazakâr niteliklere sahip Sincan İmam Hatipliler Derneği (SİHAD) oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise SİHAD'ın faaliyet ve programlarına en az bir yıl devamlı olarak katılan 14-25 yaş grubundaki gençlerden oluşmaktadır. Araştırmada nitel bir desen tercih edilmiş, doküman incelemesi, gözlem, görüşme ve odak grup görüşmesi teknikleri kullanılmıştır. 32 katılımcıyla yapılan görüşmeler ve diğer yöntemlerle elde edilen veriler araştırmanın teorik boyutuyla uyumlu olarak analiz edilerek bulgular değerlendirilmiştir.This study addresses the religious socialization processes of youth within the context of today's evolving socio-cultural environment. Various sources, including family, peer groups, educational institutions, religious groups, mass media, and social media, significantly influence individual's religious beliefs, attitudes, and behaviours. Unlike previous studies on religious socialization, this research aims to understand the role of conservative civil society organizations in shaping the religious, national, spiritual, and moral behaviours of young individuals through a field study. The work consists of an introduction and three sections. The first section discusses concepts and theories related to socialization and its subtype, religious socialization. The second section examines civil society organizations. The third section interprets the data obtained to analyse the role of conservative NGOs in the religious lives of youth and their impact on the formation of religious identity. The study focuses on the Sincan İmam Hatipliler Association (SİHAD), which possesses conservative characteristics. The sample comprises young individuals aged 14-25 who have participated in SİHAD's activities and programs for at least one year. A qualitative design was preferred in the study, document review, observation, interview and focus group interview techniques were used. The data collected through interviews with 32 participants and other methods were analysed in accordance with the theoretical framework of the study and the findings were evaluated
Analysis of the discourse of ownership in the Qur'an from structural and semantic perspectives
Kur'ân'da sahip olmak söylemi, tevhid ilkesi ile doğrudan ilişkili olup merkezi bir öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, Kur'ân'daki sahip olmak ediminin yapısal ve anlamsal açıdan kapsamlı bir tahlilini sunmaktır. Temel hedef, Kur'ân'da bu edimin kullanımını derinlemesine incelemek ve dilsel, anlamsal boyutlarını ortaya koymaktır. Araştırma, ilgili âyetler kapsamında ve müfessirlerin yorumları dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca konuya daha geniş bir perspektif kazandırmak amacıyla gerektiği yerlerde Batı literatüründen de yararlanılmıştır. Çalışmanın özgün yönü, sahip olmak edimini klasik yaklaşımlardan farklı olarak, sadece mal ve mülk gibi maddi boyutlarla sınırlandırmamasıdır. Geleneksel İslami literatürde, sahip olmak edimi genellikle mülkiyet, zenginlik ve servet gibi ekonomik ve hukuki bağlamlarda ele alınmış ve çoğunlukla bir araç olarak görülmüştür. Bu çalışma, söz konusu sınırlı bakış açısının ötesine geçerek, sahip olmak edimini daha geniş bir çerçevede, yapısal ve anlamsal boyutlarıyla birlikte incelemeyi hedeflemiştir. Bu bağlamda, sahip olmak edimi, doğrudan bir Kur'ânî olgu olarak ele alınmış ve Kur'ân'ın genel yapısı içindeki konumu ve önemi tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada elde edilen bilgiler, Kur'ân'daki sahip olmak söyleminin çağdaş dönemde çeşitli alanlara yansımaları olabileceğini düşündürmektedir. Bundan dolayı çalışmada ulaşılan bulgular, sadece teolojik değil aynı zamanda sosyolojik, ekonomik, hukuki ve etik vb. alanlarda da ele alınabilecek potansiyeller barındırmaktadır. Tezde elde edilen bulguların geliştirilmeye açık ve multidisipliner çalışmalara temel teşkil edeceği öngörülmektedir.The discourse of ownership in the Qur'an is directly related to the principle of monotheism (tawhid) and holds central importance. The aim of this study is to provide a comprehensive analysis of the act of ownership in the Qur'an from both structural and semantic perspectives. The primary objective is to thoroughly examine the usage of this act in the Qur'an and to reveal its linguistic and semantic dimensions. The research has been conducted within the scope of relevant verses and by taking into account the interpretations of exegetes (mufassirun). Additionally, where necessary, Western literature has also been utilized to provide a broader perspective on the subject. The original aspect of this study is that it does not limit the act of ownership to material dimensions such as property and possessions, unlike classical approaches. In traditional Islamic literature, the act of ownership has generally been addressed within economic and legal contexts, such as property, wealth, and assets, and has often been viewed merely as a tool. This study aims to go beyond this limited perspective and examine the act of ownership within a broader framework, encompassing both its structural and semantic dimensions. In this context, the act of ownership has been directly addressed as a Qur'anic phenomenon, and efforts have been made to determine its position and significance within the overall structure of the Qur'an. The findings obtained in this research suggest that the discourse of ownership in the Qur'an may have reflections in various fields in the contemporary era. Therefore, the findings reached in this study hold potential not only for theological inquiry but also for exploration in sociological, economic, legal, ethical, and similar fields. It is anticipated that the findings obtained in this thesis will remain open to further development and will serve as a foundation for multidisciplinary studies
Single hadith studies of Ibn Nâsiruddîn ed-Dımaskî (d. 842/1438)
Tek hadis şerhleri, "yalnızca bir hadis üzerine yazılan şerhler" olarak tanımlanır ve belirli sayıda hadisler üzerine yapılan şerhlerin en önemli türlerinden biridir. Bu tarz eserlerde müellif, şerh etmeye muhtaç olarak düşündüğü bir hadisi seçip bunu farklı açılardan ele alır. İlk örneğine III/IX. yüzyılda rastlanan tek hadis şerhleri, VIII/XIV. yüzyılda çok yaygınlaşmış, XV/XXI. yüzyılda ise nicelik açısından zirveye ulaşmıştır. Tek hadis şerhlerinin telif sebepleri ise şahsî sebeplerden toplumsal tartışmalara kadar uzanan bir düzlemde büyük bir çeşitlilik arz etmektedir. Bu çeşitlilik aynı zamanda İslâmî ilimler tarihi boyunca âlimlerin eserlerini telif ederlerken hangi süreçlerden geçtiği hakkında da bir fikir vermektedir. İşte bu çalışmada velûd bir şahsiyet olan İbn Nâsiruddîn'in ilmî hayatı, faaliyetleri ve çalışmaları incelenecek ve şerh faaliyetleri esnasında gösterdiği şekliyle hadisçiliği ortaya konulmaya çalışılacaktır
Analysis of polyethylene (PE) film breakdown reasons by 6 Sigma methods by making improvements in agricultural purpose plastic bag production machine
Globalleşen dünyada haritadaki sınırlar ekonomik anlamda yok olmaya başlamıştır, buna bağlı olarak dünya ekonomisinde müşteriler, tedarikçilerinden yüksek düzeyde kalite beklentisi içerisindedirler. Günümüzde rekabetin karşı konulamaz bir biçimde artması sonucunda, firmaların ayakta kalabilmesi giderek daha da güç bir hal almaktadır. Müşterilerin beklentilerine ancak en doğru şekilde cevap verebilen şirketler, gelecekte varlıklarını sürdürebileceklerdir. Müşterilerin ihtiyaçları doğrultusunda en kaliteli ürünü uygun fiyattan piyasaya sunabilmek, günümüz şirketlerinin temel hedeflerinden biridir. Tam da bu noktada Altı Sigma yaklaşımı, şirketlerin deneyebilecekleri en etkili yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Altı Sigma metodolojisi, müşteri odaklı bir yöntemdir ve müşterinin temel gereksinimlerini önemsemeyi sorunun çözümü için başlangıç saymaktadır. Bu tez çalışmasında, altı sigma yaklaşımı uygulanarak, tarımsal amaçlı gübre ve zirai ilaçların taşınmasında aktif olarak kullanılan plastik torbaların üretim makineleri, prosesleri, kontrol adımları baz alınarak; torbadaki PE (Polietilen) film kopmalarının kök nedenleri araştırılmış, örnek bir firmanın üretiminde gerekli ölçümler yapılmış ve Minitab programı ile analizler yapılarak, üretim prosesinde iyileştirmeler gerçekleştirilmiştir. Altı sigma kavramı ve önermiş olduğu iyileştirme adımları incelenerek, şirketlerin altı sigma yaklaşımına hazırlık ve süreç aşamaları net bir biçimde ortaya konulmuştur. Bir firmada PE Film hattı film kopmaları kaynaklı duruş süreleri azaltılarak 24.012 TL/yıl tasarruf sağlanmış, telef miktarının azaltılması ile mali yönden 13.938 TL/yıl tasarruf ile birlikte toplamda 37.950 TL/yıl, yıllık %32 tasarruf elde edilmiştir. Buna ek olarak, üretim kaybı %25 azaltılmıştır. Yıllık 690.000 metre daha fazla üretim ile beraber, PE film kopmalar arası miktar 27.000 metreden 85.000 metreye çıkarılmıştır. Altı sigma projelerinde, değişimin yapılması kadar önemli olan yegane unsurun, şirketin tüm personeli tarafından değişimi desteklenmesi gerekliliği tespit edilmiştir
Chemical abundance analysis based on aukr spectrum of the metal-poor star hd 1936
Tez çalışmasında, metalce fakir HD 1936 yıldızının ilk detaylı kimyasal bolluk analizi, AUKR’de bulunan T-80 teleskobuyla elde edilen yüksek çözünürlüklü ve sinyal-gürültü oranına sahip tayfı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yıldızın atmosfer parametreleri fotometrik ve tayfsal yöntemlerle, dikine hızı ve izdüşüm dönme hızı tayfsal olarak hesaplanmıştır. Elde edilen atmosfer ve hız parametreleri esas alınarak, ATLAS9 kodu yardımıyla yıldıza ilişkin atmosfer modeli oluşturulmuştur. Tayfta gözlenen atomik (ve moleküler) çizgilerin eşdeğer genişlik ölçümü ve sentetik tayf üretimi temelinde, toplam 29 atomik türün (Li I, C I, O I, Na I, Mg I, Al I, Si I, Ca I, Sc II, Ti I, Ti II, V I, Cr I, Cr II, Mn I, Co I, Ni I, Cu I, Zn I, Sr I, Y II, Zr II, Ba II, La II, Pr II, Nd II ve Eu II) kimyasal bollukları hesaplanmıştır. Gerçekleştirilen kimyasal bolluk analizi sonucunda, HD 1936’nın metalisitesi [Fe/H]= 1.74±0.15 olarak bulunmuştur. Bu değer göz önünde bulundurularak yıldız, özellikle, lityum, karbon, baryum ve evropyum bollukları temelinde tartışılmıştır. Lityum bolluğu 1.110.15 olup benzer parametrelere sahip diğer kırmızı dev kolu yıldızları ile uyumlu bulunmuştur. [C/Fe] oranı -0.310.1 olarak hesaplanmış olup yıldızın karbonca normal bir yıldız olduğu değerlendirilmiştir. Yıldızın [Ba/Eu] oranı -0.640.2 belirlenmiş olup bu değer onun r-süreci ile zenginleştirilmiş (r-I) bir metalce fakir yıldız olarak sınıflandırılmasını mümkün kılmıştır. Galaktik kimyasal evrim modellerine göre yıldız 20-70Mʘ kütleli süpernova olaylarının izlerini taşımaktadır. Yıldızın tayfsal atmosfer parametreleri kullanılarak Hertzsprung-Russell diyagramındaki konumu belirlenmiştir. Farklı kütle ve yaş değerlerine sahip kuramsal evrim yolları ve yaş çizgileri temelinde kütlesi 0.85Mʘ, yaşı 10 milyar yıl olarak öngörülmüştür