79054 research outputs found
Sort by
Landslide Susceptibility Analysis of Surrounding of Sera Lake by Fuzzy Logic Method
Karadeniz Bölgesi, etkili yağışlarla birlikte, jeomorfolojik ve litolojik koşulları, toprak özellikleri ve nemi,
arazi kullanımı gibi faktörlerle kütle hareketlerinin, özellikle heyelanların sık meydana geldiği bir bölgedir.
Heyelan duyarlılık değerlendirmesine yönelik çalışmalar, heyelanlara karşı gerekli önlemleri almak ve
muhtemel can ve mal kaybının azaltılmasına yardımcı olmak açısından önemlidir. İleriye yönelik
planlamalar yaparken, alanın heyelan duyarlılığı açısından değerlendirilmesi gereklilik haline gelmiştir.
Çalışmanın amacı, Trabzon, Akçaabat ilçesi, Sera Gölü çevresinin yapay zekâ tabanlı Bulanık Mantık (Fuzzy
Logic) yöntemiyle heyelan duyarlılık değerlendirmesini yapmaktır. Çalışmada eğim, bakı, yamaç şekli,
göreceli rölyef, litoloji, nehire olan mesafe, topografik nemlilik indeksi kullanılmıştır. Bulanık Mantık (Fuzzy
Logic) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen Sera Gölü çevresi heyelan duyarlılık analizi başarılı bir sonuç
vermiştir. R2 değeri %67 ile modeli açıklamıştır. RMSE ve MAE sonuçları “0” değerine yakındır. Heyelana
duyarlı alanlar çalışma alanının önemli bir bölümüne karşılık gelmektedir. Çalışmanın sonuçları,
heyelanlara karşı duyarlı olabilecek alanları göstermesi açısından heyelanların ekonomik, sosyal, kültürel
ve çevresel hasarlarına karşı gerekli önlemleri almak ve ileriye yönelik planlamalar yapabilmek açısından
önem arz etmektedir.
Landslides are a frequent occurrence in the Black Sea Region, mainly due to factors such as
geomorphological and lithological conditions, soil properties and humidity, land use, along with effective
precipitation. Landslide susceptibility assessments are vital to ensure that necessary precautions are taken
to mitigate against landslides so as to help reduce possible loss of life and property. In addition, landslide
susceptibility assessments are also important for future land development plans. The aim of the study is to
carry out a landslide susceptibility assessment using the artificial intelligence-based Fuzzy Logic method
of Sera Lake around Trabzon, Akçaabat district. The variables used in our model are: slope, aspect, slope
shape, relative relief, lithology, distance to the river and topographic humidity index. The landslide
susceptibility analysis of the Sera Lake environment provided an R2 value of 0.67 and RMSE and MAE values
close to “0”. This suggests that our method was quite good at evaluating landslide susceptibility in our study
area. Landslide sensitive areas correspond to an important part of the study area. The results of the study
are important in terms of taking necessary measures against economic, social, cultural and environmental
damages of landslides and making future plans in order to show the areas that may be sensitive to landslides
The evaluation of Elementary Science Curriculum in terms of disaster education using Stake's Responsive Program Evaluation Model
Bu araştırmanın amacı, Ortaokul Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı'nı afet eğitimi kapsamında değerlendirmektir. Değerlendirmede Stake'in Gereksinimlere Yanıt Verici program değerlendirme modeli kullanılmıştır. Çoklu durum çalışmasına göre tasarlanan araştırmada, Fen Bilimleri Dersi'nin öğretim programı ve ders kitabı incelenmiş, daha sonra öğretmen, öğrenci ve veliler ile yarı-yapılandırılmış formlarla görüşmeler yapılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen üçer öğrenci, birer veli ve üç öğretmen olmak üzere 19 katılımcının görüşleri açısından afet eğitimine yönelik öğrenme ihtiyaçları tespit edilmiştir. Öğretim programının incelenmesinde kazanım, içerik, öğretme öğrenme yaşantıları ve ölçme değerlendirme unsurlarına bakılmıştır. Ders kitaplarının analizinde kapsam, eğitsel tasarım, görsel tasarım ve ölçme değerlendirme boyutlarına bakılmıştır. Görüşmelerin bulguları ise programın girdileri, süreç ve çıktılar olmak üzere üç tema altında toplanmıştır. Veriler betimsel analize ve içerik analizine tâbi tutulmuştur. Bulgular Fen Bilimleri Dersi'nde afet eğitimine ilişkin az sayıda kazanım bulunduğunu göstermiştir. Görüşme bulguları ise katılımcıların afet eğitiminin gerekliliğine ilişkin farkındalıklarının düşük olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak; mevcut Fen Bilimleri dersi öğretim programında afet eğitiminin yeterli olmadığı konusunda katılımcıların neredeyse tamamının aynı düşündüğü ve programın paydaşlarının afet eğitiminin uygulamalı olması gerektiğine dair ihtiyaçları olduğu sonucuna varılmıştır. Bulgular doğrultusunda Fen Bilimleri Dersi'nde afet eğitimine yer verilmesi gerekliliği görülmüştür. Programa bilimsel bilgilerin afetlerle ilişkisi kurularak temel bir bilinç oluşturulmasına yönelik boyutlar eklenmesi ve öğretim tasarımının yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Öğrenme içeriklerinin gerçek durumlardan seçilerek oluşturulması; öğretim yöntem ve tekniklerinin öğrenci-odaklı ve uygulamaya yönelik olması önerilmektedir. Ölçme-değerlendirme boyutunun da süreç değerlendirme, öz-değerlendirme, akran değerlendirmesi gibi tekniklerle geliştirilmesi önerilmektedir. Öğretmenler ve veliler için afet eğitimi programının atölyeler ve seminerler şeklinde planlanması da faydalı olacaktır. Anahtar sözcükler: Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı, Fen Bilimleri Ders Kitabı, Afet Eğitimi, Program Değerlendirme, Stake'in Gereksinimlere Yanıt Verici Program Değerlendirme Model
Tarihte Ankara Keçileri (1765-1908)
Angora goat has been bred by Turks since the earliest times when they settled in Anatolia
(Asia Minor). Over time, the Turks developed mohair processing techniques and achieved
signicant success in the weaving of mohair fabrics. However, the fact that Angora goats
were taken from Türkiye to other countries of the world and bred with high yields led to the
loss of the Turkish monopoly on this animal. Thus, Anatolia, the cradle of Angora goat
breeding in the world, lost its superiority in this eld. It is a historically remarkable event
that Angora goats were taken from Türkiye to other countries and thus enriched these
countries with a new industry. This historical research based on document analysis
reveals the importance of Angora goat by giving historical examples of attempts to breed
Angora goat outside Anatolia through various sources from England, Germany, Austria,
Australia and America. According to the results of the research, the rst recorded attempt
to breed Angora goats in Europe was made by the Spanish government in 1765. This was
followed by various attempts in other European countries. The year 1908, when the study
was limited, refers to attempts to breed Angora goats in Bosnia-Herzegovina, then under
the occupation of the Austro-Hungarian Empire. In addition, the rst Angora goats were
imported to Australia in 1833, South Africa in 1838 and America in 1849. In the 19th
century, attempts to breed Angora goats, particularly in South Africa and America, were
highly successful. The introduction of Angora goats contributed to the economic
development of these countries through the establishment of a new industry
Twitch'te Ergenlerin Etkileşim Ve Örgütlenme Biçimleri: Bir Netnografi Çalışması
Teknolojik araçlara erişim her geçen gün kolaylaşmaktadır. Hali hazırda ekran sürelerinin arttığı 21. yüzyılda Covid-19 pandemisi sebebiyle bu süreler tarihi zirvelere ulaşmıştır. Ancak normalleşme sonrası ekran süreleri düşüş eğilimi göstermemiştir. Bu da demektir ki bireyler bu yeni davranışı alışkanlık haline getirmişlerdir. İstatistiklere göre bu bireylerin çoğunluğunu ergenler oluşturmaktadır. Ergenlerin oluşturdukları toplulukların hayatlarında büyük yer kaplaması ve bu toplulukların giderek sanal mecralarda örgütlenmeleri sebebiyle bu çalışma gerçekleştirilmiştir. 15-18 yaş aralığındaki ergenlere uygulanan anket ile hangi platformların ve yayıncıların popüler olduğu, dijital oyunlara ve dijital oyun izleyiciliğine dair oynama, izleme ve harcama tutumları tespit edilmiştir. Ergenlerin çoğunlukla arkadaş grubu halinde oyun oynama, yalnız şekilde ise dijital oyun yayını izleme eğiliminde oldukları görülmüştür. Ergenlerin yoğun şekilde zaman harcadıkları Twitch, Kick ve Discord platformlarına giriş sağlanıp, popüler yayıncıların yayınları düzenli şekilde takip edilmiştir. Gerçekleştirilen bu netnografik çalışma ile gençlerin belirli platformlara bağlı kalmadıkları, bunun yerine belirli yayıncılar etrafında çeşitli platformlarda örgütlendikleri belirlenmiştir. Dijital oyun izleme pratiğine sahip olan ergenlerin takip ettikleri yayınları takip etme ve bağ kurma yöntemleri ortaya konmuştur
The individualisation of history in Turkish cinema: Biographical films/biopics
Bu çalışma biyografik filmlerin başlıca bir tür olarak film çalışmaları bağlamında incelenmesi gerektiği itkisinden yola çıkmıştır. Çalışmada Türk sinemasında ilk örneklerine 1950'lerle birlikte rastlanmaya başlayıp günğmüze kadar gelen biyografik filmler üretildikleri dönemin toplumsal, politik ve kültürel moment'leri içersinde ve filmlerin anlatısal, biçimsel özellikleri göz önünde tutularak incelenmiştir. 2010'dan itibaren Türk sinemasında daha fazla örnekleri görülen ve daha popüler bir konuma gelen türün, sıklıkla müzisyen/şarkıcı yaşamlarını konu edindiği görülmüştür. Çalışma, müzisyen biyografik filmlerinin içinde en çok izlenen iki film olan Müslüm ve Bergen filmlerini merkezine alarak bu filmleri hem tür analizi yöntemiyle değerlendirmiş, hem de bu filmlerin popüler kültür içinde üretildikleri zamanın toplumsal, politik ve kültürel moment'leriyle birlikte popüler kültür içindeki konumu kavramsallaştırılmaya çalışılmıştır. Elde edilen veriler ışığında Müslüm filminin zamanla Türkiye'de arabeskin merkezileşmesiyle popüler kültürde tahakkümü çoğaltmaya yakın durduğu tespit edilirken, Bergen filminin ise madunun sesi olabilmesiyle popüler kültürdeki direniş imkânına olanak tanıdığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Biyografik filmler, Popüler kültür, Türk sineması
This study "The Individualisation of History in Turkish Cinema: Biographical Films/ Biopics" is based on the principle that biopics are a major genre. The study examines the Turkish biopics produced since 1950s with respect to the social, political, and cultural moments of the period, and in consideration with their generic characteristics. It is highlighted that as more examples of the genre have been produced in Turkish cinema since 2010, the lives of musicians/singers have been frequently dwelled on. Centering around the blockbusters Müslüm and Bergen, the study scrutinizes these movies with the genre analysis method and puts forward how they are positioned in popular culture. It is argued that Müslüm and Bergen movies are represented in popular culture through the centralization of Arabesque, and speaking out for the subaltern, respectively, demonstrating how the popular can simultaneously appear as the politic. Key words: Biopics, Turkish Cinema, popular culture, musician biopics
DONLU BÖLGELERDE AŞILI CEVİZ FİDANI ÜRETİM BAŞARISININ ARTTIRILMASI ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA
Karasal iklimin hakim olduğu Ankara’da kış soğukları, ilkbahar geç ve sonbahar erken
donları nedeniyle ceviz fidanı üretimi başarılı şekilde yapılamamaktadır. Bu çalışmada,
Chandler ve Fernor çeşitlerinin (Juglans regia) aĢı gözlü çöğürlerinin kış döneminde
soğuk hava deposunda muhafaza edildikten sonra erken ilkbaharda araziye dikilmesinin
aşılı fidan üretimi üzerine etkisi incelenmiştir. Aşı gözlü çöğürler Balıkesir ili Bandırma
ilçesinde durgun bilezik göz aşısı yöntemiyle üretilmiştir. Ankara’ya getirilen çöğürler
kış başında hemen (kontrol) veya soğuk hava deposunda (+4 oC ve %95 nem) yaklaşık
2.5 ay saklandıktan sonra erken ilkbaharda dikilmiştir. Her iki dikim zamanında da aşı
gözleri toprak altına alınarak donlardan korunması sağlanmıştır. Aşı gözü canlılık oranı
erken ilkbahar dikiminde %98.13 ile kış başı dikimine (%85.69) göre önemli derecede
yüksek bulunmuş ancak çeşitler benzer değerler (%90 ≤) göstermiştir. Sürme oranı,
erken ilkbahar dikiminde %86.44 ile kış başı dikimine göre (%54.3) ve Fernor çeşidinde
%84.74 ile Chandler çeşidine göre (%56.0) önemli düzeyde daha yüksek
gerçekleşmiştir. Ortalama aşı sürgünü uzunluğu (fidan boyu) ve aşı yerinin 5 cm
üzerindeki sürgün çapı (fidan çapı) sırasıyla 66.71 cm ve 12.41 mm olmuştur. Fidan
randımanı, erken ilkbahar dikiminde %76.23 ile kış başı dikiminden (%45.60) ve Fernor
çeşidinde %75.31 ile Chandler çeşidinden (%46.56) daha yüksek bulunmuştur. Birinci
sınıf fidan oranı Fernor çeşidinde %24.32 ve Chandler’da %3.95 olarak gerçekleşmiş
ancak fidan kalitesi dikim zamanlarına göre farklılık göstermemiştir. Pazarlanabilir
fidan oranı dikim zamanları ve çeşitler arasında benzer olmuştur. Sonuç olarak, Ankara
koşullarında özellikle Fernor çeşidinde aşı gözlü çöğürlerin kışın soğuk hava deposunda
saklanması ve ilkbaharda araziye dikilmesi ile fidan üretiminde başarı sağlanabileceği
belirlenmiştir
The relation of autobiographical elements in Orhan Pamuk's novels with fiction
İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları'ndan son romanı Veba Geceleri'ne uzanan süreçte Orhan Pamuk'un romanlarının birçoğu biçimsel denemeler ve anlatım teknikleri açısından çeşitlilik arz eder. Bu çeşitlilik onun romanlarına farklı perspektiflerden bakmayı mümkün kılar. Bu çalışmada Pamuk'un romanları yine onun otobiyografisi temel alınarak söz konusu perspektifler üzerinden incelenmiştir. Bu incelemelerden ilki yazarın eserinde görülen ve kendi anılarından yararlandığını düşündüren ögelerin kurmaca dünyadaki işlevi üzerinedir. Burada değerlendirmeye tabi tutulan noktalar somut gerçekçilik bağlamında değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Fransız edebiyat kurmacısı René Girard'ın Romantik Yalan ve Romansal Hakikat: Edebi Yapıda Ben ve Öteki adlı kitabında sözünü ettiği "Üçgen Arzu" kuramı üzerinden Pamuk ile karakterlerinin benzerlik gösterebileceği noktalara değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise Pamuk'un postmodern ögeler taşıyan romanlarıyla Pamuk ve otobiyografisi arasında bağlantı kurulmuştur. Yazarın otobiyografisi ile postmodern çizgideki eserleri arasındaki bağın postmodern eserlerde görülen çoğulculuk, oyunsuluk, üstkurmaca gibi unsurlar üzerinden kurulduğu tespit edilmiş ve kurulan bu bağın romanın kurmaca yönüne gönderme yapma amacını taşımış olabileceği görülmüştür. Aynı bölümde Linda Hutcheon'un Narcissistic Narrative: The Metafictional Paradox adlı eserinde sözünü ettiği açık ve örtük olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilen "kendine dönüklük" (self-reflexivity) ile Pamuk'un eserleri arasında ilişki kurularak çalışma sonlandırılmıştır. Böylece otobiyografinin kurmaca ile ilişkisi üç farklı boyutuyla incelenerek yazarın otobiyografisinin kurmacadaki işlevselliği ve önemi üzerinden esere farklı bir gözle bakılması sağlanmıştır.
Form his first novel Cevdet Bey and His Sons to his last Nights of Plague, many of Orhan Pamuk's novels vary in terms of experimental attempts and narrative techniques. This diversity makes it possible to look at his novels from different perspectives. In this study, Pamuk's novels are examined through these perspectives based on his autobiography. The first of these studies is on the function of the elements seen in the author's work in the fictional world, suggesting that he has benefited from his own memories. The points evaluated here are assessed in the context of concrete realism. In the second section, based on the "Triangular Desire" model mentioned in the French literary theorist René Girard's book Deceit, Desire, and the Novel: Self and Other in Literary Structure, possible similarities between Pamuk and his characters are mentioned. In third section, a connection has been established between Pamuk's novels with postmodern elements and Pamuk and his autobiography. It has been determined that the connection between the author's autobiography and his works in the postmodern line has been established through elements such as pluralism, playfulness, metafiction seen in postmodern works, and it has been seen that this connection may have aimed to refer to the fictional aspect of the novel. In the same section, the study was concluded by establishing a relationship between Pamuk's works and "self-reflexivity", which happens in two ways: overt and covert, mentioned in Linda Hutcheon's Narcissistic Narrative: The Metafictional Paradox. Thus, the relationship between autobiography and fiction is examined three different ways, which ensures to look at the work from a different perspective through the functionality and importance of the author's autobiography in fiction
A content and formal analysis of the Surah Zumar: A chronological reading
Çalışmamızın konusu risaletin Mekke döneminde nazil olan Zumer suresinin filolojik ve tematik analizidir. Tarihsel veriler ışığında yapmaya çalıştığımız sure incelemesinde hem konu akışındaki bütünlüğü hem de Kur'an bütünlüğünü göz önünde bulundurmak suretiyle surenin söylemini hem hitap hem de metin olarak değerlendirmeye çalıştık. Ayrıca tefsir literatüründe surenin ayetleriyle ilişkilendirilen bütün rivayetleri tespit ederek, bu rivayetlerin ayetlerin anlaşılmasına olan etkilerini araştırdık. Giriş bölümünde özelde üzerinde çalıştığımız Zumer suresinin, genelde ise Kur'an'ın tefsirinde kullanılan yöntemleri, nesnel anlama ulaşmanın imkanını, tarihsel bağlam ve metin bağlamının ayetlerin anlaşılmasındaki ağırlığını tartıştık. Birinci bölümde tefsirlerde ve esbab-ı nuzûl kaynaklarında yer alan Zumer suresinin ayetleriyle ilgili rivayetleri derledik. Ayrıca surenin tefsirinde anahtar rolü olduğunu düşündüğümüz kelimeleri ayrıntılı olarak analiz ettik. İkinci bölümde ise surenin içerdiği konuları Allah ve muhataplar ekseninde detaylı bir şekilde inceledik.
The subject of our study is the philological and thematic analysis of the Zumar Surah, revealed in the Mecca period of the Qur'anic revelation. In the study of the surah, which we tried to conduct in the light of historical data, we evaluated the discourse of the surah as both an address and a text, also taking into account both the integrity of the subject flow and the integrity of the Qur'an. Also, by identifying all the narrations associated with the verses of the surah in tafsir literature, we studied the effects of these narrations on the understanding of the verses. In the introductory chapter, we discussed the methods used in the interpretation of the Surah Zumar in particular, and the Qur'an in general, the possibility of reaching objective meaning, the weight of the historical context and textual context in understanding the verses. In the first chapter, we compiled the narrations about the verses of the Surah Zumar, which are included in the tafsir and the sources of al-asbab al-nuzul. We also analyzed in detail the words that we believe have a key role in the interpretation of the surah. In the second chapter we examined the subjects included in the surah in detail about Allah and the ones addressed
Prozodi ve anlambilimin duygu işlemlemedeki rolleri: Gözbebeği genleşme çalışması
Duygudurumlar günlük iletişimin ayrılmaz parçalarından biridir. Dilbilimsel çerçevede duygular anlambilim ve prozodi bileşenleri yoluyla aktarılarak iletilen mesajları farklı yönlerde etkileyebilmektedir. Gerçek hayatta, genellikle prozodi ve anlambilim paralel bir şekilde duygu işlemlemeyi etkilemektedir, ancak bu iki bileşenin birbirinden farklı oldukları durumlarda hangisinin bu süreçte önceliğe sahip olduğu ve daha baskın etkilere neden olduğunu çözmek için ikisinin etkisini birbirinden ayıran bir deney deseni gerekmektedir. Bu tezde, duyguların istemsiz fizyolojik tepkiler yaratmaları durumu göz önüne alınarak katılımcıların gözbebeği çaplarında gerçekleşen değişimlerin ölçümü anlambilimsel ve prozodik olarak üç kategiride yer alan (mutlu, mutsuz, nötr) işitsel uyaranları dinleme sırasında gerçekleşmiş, sonuç olarak da anlambilim-prozodi etkileşiminde genel olarak katılımcıların prozodiye daha duyarlı oldukları ortaya konmuştır. Gözbebeği deneyinin ardından gerçekleşen davranışsal deneyde ise katılımcılar aynı uyaranların anlambilimsel boyutuna çok daha baskın duyarlılık göstererek yanıt vermişlerdir. Sonuç olarak uygulanan yöntemin tamamen farklı sonuçları ortaya koyabileceği kanıtlanmıştır. Aynı zamanda uyaranların değerliklerinin (valence) bu etkileşimi etkiledikleri belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: psikodilbilim, duygudurum, gözbebeği ölçümü, anlambilim, prozodi
Emotions are one of the inseperable elements of daily communication. Within a linguistic framework, emotions can affect how a certain message is perceived through semantic and prosodic features. In real life semantics and prosody generally work in a parallel way during emotion processing. However, figuring out the dominant feature requires an experiment design that can separate semantic effects from prosodic ones. Considering the fact that emotions are capable of creating physiological effects the changes in the pupil diameter of participants was measured while listening to the stimuli categorized into three groups (happy, sad, neutral). According to the results it was revealed that participants are generally more sensitive to prosodic features in semantic-prosody interaction. The behavioral experiment however, which was followed by pupillometery experiment, revealed that the participants processed the same stimuli with a more dominant sensitivity towards semantics proving that methodology can bring about totally different results. Additionally, the study found that valence can affect semantic-prosody interaction. Key Words: psycholinguistics, emotion, pupillometery, semantics, prosod
Evaluation of urban planning culture in Early Republican Era Turkey within the framework of green policies and goals - hermann jansen plans
Araştırmanın başlıca amacı, başkent Ankara, İzmit, Gaziantep, Adana, Ceyhan, Mersin, Tarsus kentlerinin ilk imar planlarını hazırlayan Alman Profesör Hermann Jansen'in bu çalışmaları üzerinden Cumhuriyetin kuruluş döneminde gelişen planlama kültürünü ve deneyimini yeşil politika ve hedefleri açısından değerlendirmektir. Cumhuriyete bırakılan kentlerin yapısını ve kültürel mirası anlamak bakımından, Osmanlı yerel yönetimlerinde ve toplumsal değer sisteminde doğaya saygı ve çevre bilinci konusuna yer verilmektedir. Cumhuriyetin planlama kültürünün gelişiminde sadece Jansen değil, başta Atatürk olmak üzere yönetici kadronun ideal ve kararları, Türkiye'deki akademik, siyasal, toplumsal çabaların birikimi, dış ve iç etkenler belirleyici olmuştur. Dünyada filizlenen modern planlama anlayışını etkileyen kimi kentsel kuram ve kent ütopyaları da yabancı uzmanlar aracılığı ile Türkiye planlama kültürünü etkilemiştir. Bunda rolü olan Jansen'in kendi mesleki birikimini ve tecrübelerini edindiği dönemsel süreç incelenmiştir. Araştırma konusu disiplinlerarası bir çalışma yapmayı gerektirmiştir. Bu bağlamda yöntem, nitel ve nicel araştırma yönteminin birlikte kullanıldığı karma bir model üzerine kurulmuştur. Jansen'in Türkiye'de yoğun çalıştığı 1929-1939 arasını inceleyen araştırmadaki modelin iç tutarlılığını sağlayacak olan temel kurgu, araştırma probleminin, yalnızca kuramsal olarak değil, somut kent örneklerinde ele alınmasıdır. Bu kentlerin planları ve plan kararları incelendiğinde yeşil politika ilkeleri görülmektedir. Planlamada kamuculuğun hâkim olduğu dönemde, Jansen planlarında estetik, sağlık, ekonomi, ulaşım esasları kadar sosyal adalet de önemlidir. Kent ve ülke planı etkileşimini gözetmesi; planlamayı, sanat, mimarlık ve peyzaj mimarlığı dalları ile bütünleştirmesi, kente kimliğini veren mekanları perspektif çizimlerle sunması, çevre duyarlı kararları gibi özellikleriyle Jansen, Türkiye planlama kültürünün gelişmesine katkı sunmuş ve bugünlere yansıyacak kalıcı izler bırakmıştır.
The main purpose of the research is to evaluate the planning culture and experience that was developed during the founding of the Turkish Republic, in terms of green policy and goals, through the studies of German Professor Hermann Jansen, who prepared the first city plans of the capital Ankara, Izmit, Gaziantep, Adana, Ceyhan, Mersin, Tarsus. In order to understand the structure and cultural heritage of the cities inherited from the Ottoman to the Republic, the subject of respect for nature and environmental awareness in the Ottoman local governments and social value system is also included. In the development of the planning culture of the Republic, not only Jansen, but also the ideals and decisions of the administrative staff of the Republic, especially Atatürk; the accumulation of academic, political and social efforts in Turkey; external and internal factors have been decisive. Some urban theories and urban utopias, which affect the burgeoning modern planning vision in the world, have also affected the planning culture of Turkey through foreign experts like Jansen. The periodical process in which Jansen acquired his own professional knowledge and experience, was examined. The subject of the research required an interdisciplinary study. In this context, the method is based on a mixed model in which qualitative and quantitative research methods are used together. The main construct that will ensure the internal consistency of the model in the research examining the period between 1929-1939, in which Jansen worked intensively in Turkey, is to consider the research problem not only theoretically, but also in concrete city examples. Green policy principles are seen when these cities' plans and plan decisions are examined. In the period when publicism was dominant in planning, social justice was as important as aesthetics, health, economy and transportation principles in Jansen Jansen's With his features such as taking into account the interaction of city and countrplansan; iplansrating planning with the branches of art, architecture and landscape architecture; presenting the spaces that give the city its identity with perspective drawings; taking environmentally sensitive decisions, Professor Jansen contributed to the development of Turkish planning culture and left permanent traces that will reflect on these days