79054 research outputs found
Sort by
A Retrospective Analysis of The Causes of Industrial Fires in Istanbul Occurring Between 2015 and 2020
This study was conducted to analyze the causes of industrial fires that occurred in Istanbul from 2015 to
the first half of 2020. An official application was made to the Istanbul Metropolitan Municipality Fire Brigade
Department, which has archive data on this subject, to conduct the research and a sample set was created
by filtering industrial fires from the data pool obtained after the approval of the application. In the analysis
phase of the 4600 industrial fire data reached, the distributions of the fires according to years, the intended
use of the property where the fire took place, the cause of the fire and the district where the fire took place
were examined using the Chi-square analysis method. SPSS 22 software package was used in the analysis
and the level of significance was determined as 0.05. The examination of the results of the analysis indicated
that the leading cause of industrial fires in Istanbul between 2015 and 2020 was electrical equipment with
a rate of 44.8%. Electrical equipment was followed by hot work equipment, heating equipment, cigarettes,
flammable and explosive chemicals, cooking equipment and arson, respectively. In the study, the reasons of
the fires obtained as a result of the analysis of the data were examined, a comparison with the US industrial
fire statistics was made and recommendations for improving data and preventing the recurrence of
industrial fires were made. In addition, it was emphasized that robust statistics on the causes of fires played
an important role in the development of fire prevention strategies and legislation
"Muğla ve Milas Müzelerinde Bulunan İlginç İki Yontu Parçası"
Muğla ve Milas müzelerinde koruma altına alınan iki adet nitelikli yapıt bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Bu eserlerden Muğla Müzesi envanterine kayıtlı yontu parçası emniyet mensupları tarafından müzeye teslim edilmiş ve buluntu yeri bilinmeden müze kayıtlarına etütlük olarak geçmiştir. Parçamıza önden baktığımızda göze çarpan ilk husus her iki elin birleştirilerek göbek altında betimlenmiş olmasıdır. İkonografik anlamda ünik bir buluntu olarak karşımıza çıkan ve stilistik açıdan MÖ erken 1. yüzyıla tarihlediğimiz yontucuk parçasının Ana Tanrıça Kybele’nin hizmetkarı Frigyalı Attis’i betimlediği tespit edilmiştir. Değerlendirmeye aldığımız nitelikli ikinci yapıt 1994 yılında Milas Sakarya İlköğretim Okulu bahçesinden korunmak üzere Milas Müzesi’ne götürülen ve bugün bahçede sergilenen tahtında oturan Kybele ikonografisini içermektedir. Stilistik açıdan MÖ 2. yüzyılın ortalarından sonraya (MÖ 130-120) tarihlediğimiz ve her iki tarafında erkek aslanların eşlik ettiği Kybele yontusu, Frigyalı Attis’e göre normal insan ölçülerinin üzerindedir. Örtüsü ve koşum takımlarıyla betimlenen hareket halindeki aslanlar bugüne kadar literatürde görmediğimiz ve bilimsel çalışmalara çok fazla ışık tutacak önemli detaylar sunmaktadır. İkonografik anlamda ünik buluntular olarak değerlendirmeye aldığımız ve ilk kez bilim dünyasına sunduğumuz her iki yapıt teknik, tipoloji-ikonografi, stil ve tarihlemenin yanında karşılaştırmalı örnekler aracılığıyla değerlendirmeye alınmış, olası kökenleri de dahil olmak üzere detaylıca incelenmiştir
Public administration and training: A comparison of Turkey and Pakistan
Bu çalışma Türkiye ve Pakistan'daki kamu yönetimi eğitim-öğretimini karşılaştırmalı tarihsel yöntemle ele almaktadır. Çalışmanın temel amacı, Türkiye ve Pakistan'da aynı zaman diliminde ve aynı yöntemlerle başlatılan kamu yönetimi eğitim-öğretiminin kuruluş süreci ve günümüze kadarki gelişimini kendi tarihsel bağlamında çözümlemektir. Bunu yaparken, her iki ülkede de kamu yönetiminin ayrı bir disiplin olarak ortaya çıkışından evvelki kökenleri de göz önünde tutulmuştur. II. Dünya Savaşı sonrası dönemde ABD ile başta BM olmak üzere ABD yönelimli birtakım uluslararası örgütler, dünyanın pek çok ülkesine çeşitli teknik anlaşmalar ve işbirliği sözleşmeleri kapsamında yardım aktarmışlardır. Bu alanlardan en öne çıkanlarından biri de kamu yönetimi eğitim-öğretimidir. Çoğunlukla enstitüler ve üniversitelerde kurulan yeni bölümler üzerinden inşa edilen yapı, Türkiye ve Pakistan açısından da tarihsel ve yöntemsel olarak büyük ölçüde örtüşmektedir. Bununla beraber, söz konusu iki ülkedeki kamu yönetimi eğitim-öğretiminin beslendiği ayrı tarihsel kökenler ile ülkelerin sosyo-kültürel ve siyasi yapılarındaki kendilerine özgü gelişmeler bu alanın mevcut/bugünkü durumu üzerindeki farklılıklarına yol açmıştır. Bunun en açık göstergesi, özellikle 20. yüzyılın son on yıllarıyla birlikte değişen devlet anlayışının ve bunun akademik alana yansıyan boyutunun (YKİ), kamu yönetimi eğitim-öğretimi açısından başlangıç noktası aynı olan üniversiteleri farklı biçimlerde konumlandırmış olmasıdır. Ayrıca iki ülkedeki kamu yönetimi eğitim-öğretiminin örgütlenmesi, ders programları ve ders malzemeleri açısından da belirgin farklılıklar gösterdiği gözlemlenmektedir. Saptanan benzerliklerin ise büyük ölçüde dışsal kaynaklı olduğu söylenebilir
A Lexical analysis to noun in paradigm Kitâbü'l-İdrâk li Lisâni'l-Etrâk
Bu çalışmada Kitâbü'l-İdrâk li Lisâni'l-Etrâk örnekleminde tarihî sözlükte yer alan maddelerin sözcükbilimsel ve sözcük anlambilimsel bir yöntem geliştirilerek analiz edilmesi hedeflenmiştir. Kullanımsal/pragmatist kuram, Özellik Anlambilimi ve Öntür Anlambilimi arasında belirlenen uzlaşmacı yönteme entegre edilmiştir. Bağlam önceleyen kuram çerçevesinde belirlenen yöntemin Kİ üzerinden, ad ve ad soylu sözcüklere nasıl uygulanması gerektiği araştırma tezinin Yöntem başlığında açıklanmıştır. Geliştirilen yöntemin gerekçelendirilmesi ise Kuramsal Çerçeve başlığında detaylandırılmıştır. Örneklem'de yer alan oġlan, etük ve aġaç maddelerinin seçilmesinin nedeni bu sözcükbirimlerin, dilin, adına 'ortak çekirdek (common core)' çekirdek denilen kesitinde yer almasıdır. Bu kesitteki sözcükbirimler dil kullanırının en iyi bildiği sözcükbirimlerdir. Dil konuşuru tarafından bilinmeyen ancak dil-dışı dünyada var olan yeni kavramın anlatılmasında ortak çekirdekteki sözcükbirimler, yani konuşur adına en iyi bilinen sözcükbirimler zihinsel işlemleme sürecine girmeye daha yatkındır. Böylelikle zihnin türetim bandından en çok geçen, zihnin en çok işlemlediği, bir sözcükbirimle yeni anlamlar türetilmesine olanak sağlayan anlambilimsel türetim süreçleri ve bunun sonucu olan çokanlamlılığın Eski Türk dili sahası adına takibinin elverişli bir şekilde yapılabilmesi hedeflenmiştir. Bir anlamın; sözcükbirimin sözlüksel girdide eşlendiği karşılık, dil-dışı düynada eşlendiği kavramsal bilgi ve bağlamda ortaya çıkan kullanımlarının toplamından daha fazlası olması ilkelerinden hareketle bu üç başlıktaki verilere erişilmeye çalışılmıştır. Veriler sağlandıktan sonra sözcükbirimlerin anlambilimsel analizi için Özellik Anlambilimi ve Öntür Anlambilimi arasında uzlaşmacı bir yaklaşım benimsenmelidir. Eski Türk dili derlemindeki metinler, bugünkü konuşma dilinin sunduğu düzenlilik gibi birtakım imkânları sunamaz. Yani bir yaklaşımla sınırlandırılabilecek ve daha net sonuçlar alınmasını sağlayacak konuşura dair dilsel algoritma bu derlem alanı için aynı düzenlilikte takip edilemeyecektir. Bu da anlamın dile-içkin yöntemlerle istenilse bile tam anlamıyla ortaya konulamamasına neden olacaktır. Bu noktada bağlamdan elde edilen sonuçlarla bilrlikte sözcükbirimin dil-dışı dünyada eşlendiği kavramsal bilgi artzamanlı Eski Türk dili çalışma alanı için eşzamanlı bir çalışmaya göre farklı bir öneme sahiptir. Bugünün sözlük anlayışı için iyi tanımlanmış bir sözlükte kavramsal bilgilere ihtiyaç yoktur. Çünkü dil kullanırının temel düzeyde bu bilgileri haiz olduğu düşünülür. Ancak artzamanlı bir çalışmada kavramsal bilgiyi haiz olmayan veya her koşulda dil konuşuruna göre hep daha azını haiz olan alan araştırmacısı düşünülmeli ve muhatabın artık konuşur değil araştırmacı olduğu düzlemde kavramsal bilgi de en az bağlamsal veriler kadar önem arz etmelidir. Örneklemde kavramsal bilgi ile bağlamsal verilerin eşlendiği takdirde sözcükbirimin sözlüksel birimlerinin daha belirgin hâle geldiği tespit edilmiştir Verilerin sentezi konusu, çalışmanın artzamanlı dönemdeki çokanlamlılık olgusuyla ilgilidir. Bu olgunun çalışma alanı için daha özel bir anlamı vardır. Sınırlandırılmış dönemde belirli bir alana yayılmış dil konuşurlarının aynı anda bütün anlamlara sahip olduğunu düşünmenin tutarlı olmaması dönem adına yeni bir 'çokanlamlılık' fikrini kabul etmeyi gerekli kılmaktadır. Bağlamlardan elde edilen bulguların kavramsal alanda eşleştirilmesi ve bu konudaki birtakım bulguların azımsanmayacak bir düzenlilik arz etmesi bunun alan için yeniden tanımlanabilecek bir çokanlamlılık olduğu sonucuna ulaştırmıştır. Yani araştırılan sözcükbirimin düzenlilik arz eden ortak kullanımları varsa tespit edilen sözlüksel birimlerin ve çokanlamlılık birliğine dahil edilemeyecek örtük anlamlarının bir sözlük maddesi gibi temsil edilmesi gerekmektedir. "…olan" ve "…olmayan" şeklinde Dirven (1985)'den uyarlanan çokanlamlılık ulamlaması ile sözlüksel birimlerin tasnifi gerçekleştirilmiştir. Ancak Eski Türk dili adına yapılan bu gösterimin diğer bir önemi; ayrıntılı bağlam sunumları, bağlamdan elde edilen verilerin analizi ve bunun kavramsal bilgi ile eşleştirilmesinin yoğunluk arz etmesi nedeniyle bulguların gösterimsel temsiline ihtiyaç duyulması konusundadır. Bu temsil, araştırma tezinin en nihayetinde hizmet etmesi gereken tarihsel sözlüğün sözlüksel girdisinin diyagramıdır
Sınırlar, Zirveler Ve Dirheler: Şırnak-Uludere Yüzey Araştırması
Dağlık Şırnak Yüzey Araştırması projesinin bir parçası olarak 2019 yılında Uludere İlçesinde çalışmalar yürütülmüştür. Uludere, Şırnak’ı idari ve topografik olarak ikiye ayıran Hezil Suyu’nun doğusundan başlar ve Türkiye-Kuzey Irak sınırının büyük bölümünü oluşturur. İlçe, Kel Mehmet ve Tanintanin gibi yüksek dağlarca kuşatılmıştır. Hezil’in sekilerinde yaklaşık 1000 m olan yükseklik doğuya doğru giderek artar ve 3200 metreyi bulur. Bu blok halinde uzanan dağların yüksek yaylalarında özellikle yaz aylarında kullanılan geçitler bulunur. Bu kuşaktan kaynaklan ve en sonunda Dicle ile birleşen nehirler içinde Hezil, Ortasu ve Küçük Habur, ilçenin en güçlü rezerve sahip sularıdır. Ortasu, sadece Uludere’de değil, tüm Dağlık Şırnak bölgesinde doğu-batı doğrultulu akan ender nehirlerdendir. Nehir vadileri, kar yağışının yoğun olduğu dönemlerde birincil yol ağlarıdır.
Uludere’de gerçekleştirilen çalışmalar sırasında kırka yakın dirhe, beş yerleşim ve bir de kale tespit edilmiştir. İri, çoğunlukla işlenmemiş taşlardan yapılan, dörtgen biçimli ve en az iki katlı kule benzeri yapılara bölgede dirhe adı verilir. Uludere dirheleri, Altındağlar’ın güneybatı, Tanintanin’in güney ve Kel Mehmet’in de güneydoğu eteklerindeki nehir vadilerine konumlandırılmıştır. Bu yapıların, Kuzey Irak dağlığına doğru devam ettiği belgelenmiştir. Dirhelerin mimari özellikleri ve bulunan çanak-çömlekler Beytüşşebap yüzey araştırmasında tespit edilen örneklerle tamamen uyum içerisindedir
Bibliometric Analysis of Studies on the Role of Social Media in Natural Disaster Crisis
İletişim teknolojilerinde yeni bir boyut oluşturan soysal medyanın kullanım oranları gün geçtikçe artmakta
ve kullanım sıklığı özellikle doğal afetler gibi kriz anlarında daha da artış göstermektedir. Bireyler doğal
afet anlarında aileleri ve çevreleriyle iletişim kurmaya çalışmakta ve onların can güvenliği hakkında bilgi
alma çabası içine girmektedirler. Ayrıca bireyler arama ve kurtarma, ilk yardım, yiyecek, barınma, ulaşım
ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlar hakkında bilgiye ulaşmaya veya bu bilgileri paylaşmaya çalışmaktadırlar.
Telefon şebekelerinin, yaşanan felaket sonrası arama ve mesajlaşmalardaki ani artış sebebiyle hizmet
sunamadığı durumlarda, sosyal medya platformları bireylere iletişim açısından farklı alternatif ve
avantajlar sağlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında çalışmanın amacı; sosyal medya platformlarının, doğal
afet gibi kriz anlarında kullanımının önemini vurgulamak ve bu konu çerçevesinde yapılmış akademik
çalışmaları bibliyometrik analiz yöntemiyle inceleyerek değerlendirme yapmaktır. Bu bağlamda 2012-2023
yılları arasında “Web of Science ve Google Akademik” veri tabanlarında taranmış makaleler tüm yönleriyle
ele alınmış ve elde edilen veriler tablolar ile açıklanmıştır. Analiz sonuçları 2016 ve 2020 yıllarında
çalışmaların yoğunlaştığı, konuyla ilgili en çok yayın yapılan dergilerin “The Australian Journal of
Emergency Management” ve “Disaster Medicine and Public Health Preparedness” olduğunu ve yapılan 26
çalışmanın toplam 4152 atıf aldığını göstermektedir. Ayrıca yazarların yaklaşık üçte birinin 1000’in
üzerinde atıf aldığı ve yapılan çalışmalarda aynı oranda nicel ve nitel analiz kullanıldığı da elde edilen diğer
sonuçlar arasında yer almaktadır. Yapılan analizler sonucunda, doğal afet krizlerinde sosyal medyanın
stratejik kullanımını ortaya çıkaran çalışmaların varlığı ve sosyal medya araçlarının kullandığı teknolojik
alt yapı ile olayların tespitinin, öngörülebilmesinin ve haritalandırılabilmesinin mümkün olduğu bilgisine
varılmaktadır. İncelenen çalışmalarda da doğal afet krizlerinde içerik yayılımının daha iyi sağlanabilmesi
için sosyal medyanın öneminin vurgulandığı görülmektedir
Halil İnalcık’ın doğu-batı algısı ve medeniyet tarihi yazıcılığına katkısı
Doğu ve Batı, medeniyet tarihinin temel kavramları arasındadır. Bu iki medeniyet; uzun, ortak tarihî geçmişi ve coğrafyayı paylaşmış, etkileşimde bulunmuş, çatışmalar yaşamış, girift ilişkiler içerisinde varlıklarını sürdürmüştür. İlmî ve teknik gelişmeler, kültür ve sosyal yaşam, siyasî ve askerî ilişkiler, inanç mücadelesi, iktisadî rekabet ve ortak pazarlar, Doğu ve Batı medeniyetlerinin temasına şahit olduğumuz alanlar arasında yer almıştır. Doğu ifadesi; temelde pek çok din ve medeniyeti1 çağrıştırsa da kastedilen çoğunlukla İslam dünyası ve Osmanlı Devleti olmuştur. Batı ise Hristiyan Avrupa’yı ve Amerika’yı ifade etmiştir. Bugün İslam ve Avrupa ile eş değer bir kullanım olan Doğu ve Batı; Batı tarafından kültürel çatışma zemininde, medya-iletişim araçlarının propagandasıyla anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. Pek çok problem barındıran bu anlamlandırma gayreti, tarihî planda değerlendirilmeye muhtaç durumdadır. Günümüzdeki medya-iletişim araçlarının yayınlarına karşın Osmanlı tarihi alanında kabul edilmiş bir otorite olması hasebiyle Halil İnalcık’ın eser ve araştırmalarındaki Doğu-Batı medeniyeti algısının dikkate alınması tarihî gerçeğin tespiti için önem arz etmektedir
Intercultural sensitivity and creative drama with elementary school students
Yaratıcı drama sanat yoluyla eğitim yöntemi olmasının yanında, toplumsal bir boyuta da sahiptir. Okul ortamında yaşanabilecek toplumsal sorunlar yaratıcı drama yöntemiyle çalışılabilir. İlkokul öğrencileriyle kültürlerarası duyarlılık ve yaratıcı drama konulu bu araştırmanın amacı, ilkokula devam eden yabancı uyruklu ve Türk öğrencilerle kültürlerarası duyarlılık odağında yaratıcı drama çalışması gerçekleştirme sürecini incelemektir. Sekiz oturumdan oluşan bu uygulama Ankara'nın Altındağ ilçesinde bulunan Peyami Safa İlkokulu'nda gerçekleştirilmiştir. Çalışma 14 öğrenci ile başlamış (yedi Türk, yedi yabancı uyruklu), 13 öğrenci ile tamamlanmıştır. Her atölye yaklaşık 2 saat sürmüştür. Yedi atölye yaratıcı drama oturumu olarak planlanmış olup son atölyede değerlendirme yapılmıştır. Bu araştırma, sanat yoluyla eğitim alanında yapılan araştırmalar için uygun bir yöntem olan eylem araştırması ile desenlenmiştir. Veriler, araştırmacı günlüğü, öğrencilerin ses kayıtları, sanatsal ve yazılı ürünleri ve yazılı görüşleri aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmanın sonunda, yaratıcı dramanın katılımcı olan Türk ve yabancı uyruklu öğrenciler arasında kültürlerarası bir etkileşim oluşturduğu; Suriye kültürü ile ilgili farkındalık geliştirdiği ve kültürlerarası duyarlılığı gerçekleştirdiği sonucuna varılmıştır. Bu yüzden eğitim kurumlarında kültürlerarası duyarlılık, kültürlerarası etkileşim, kültürel farklılıklar odağında yaratıcı drama çalışmalarına yer verilmesi önerilmiştir
Din hakkında öğrenme modeli olarak uluslararası bakalorya dünya dinleri (world relıgıons) dersi
Eğitim, sürekli iyileştirme ve gelişim ilkeleri çerçevesinde, öğrencilerin öğrenme deneyimlerini zenginleştirmek ve eğitim programlarını daha etkin bir biçimde yapılandırmak amacıyla kritik bir işlev üstlenir. "Eğitim" sözcüğü, Latince kökenli olup "educare" ve "educere" terimlerinden türemiştir. "Educare," bireyi belirli bir beceriyle donatmak için talim ettirme anlamına gelir ve çoğunlukla belirli bir iş veya mesleğe yönelik eğitim süreçlerini ifade eder. Buna karşılık, "educere" kelimesi dışarıya çıkarmak veya ileriye götürmek anlamını taşır ve öğrencilerin yalnızca dünyayı keşfetmelerine değil, aynı zamanda kendilerini tanımalarına olanak sağlayan, kişisel değerlere dayalı, özerklik kazandıran bir eğitim yaklaşımını ifade eder. Educere yaklaşımının benimsenmesi, eğitimin temel amacını belirli uzmanlık alanlarında profesyoneller yetiştirmekten çok, bireylerde kişisel özerklik kazandırmaya dönüştürecektir. Böylelikle, bağımsız kararlar alabilen ve değişen koşullara uyum sağlayabilen bireyler yetiştirilmesi hedeflenmektedir