Ankara University

Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistem
Not a member yet
    79054 research outputs found

    Experimental and theoretical investigation of the effect of expired plaquenil on corrosion

    No full text
    Bu çalışmada hidroksiklorokin etken maddesine sahip son kullanma tarihi geçmiş plaquenil ilacının elektrokimyasal ve teorik hesaplama yöntemleri ile korozyon inhibitörü olma durumları incelenmiştir. Elektrokimyasal taramalar VoltaLab PGZ 402 potansiyostat/galvonastat cihazı ile yapılmıştır. 1 M HCl içerisinde düşük karbon çeliği üzerinde yapılan korozyon taramaları sırasında hidroksiklorokin etken maddesinin 1x10-2, 1x10-3, 1x10-4 ve 1x10-5 M çözeltileri inhibitör olarak denenmiştir. Teorik çalışmalar ORCA 5.0.4 programı ile DFT/B3LYP yönteminin altında 6-311G**(d,p) basis seti ile incelenmiştir. En uygun derişim olarak seçilen 1x10-2 M ile yapılan tarama sonucu çeliğin SEM görüntüleri alınmıştır.In this study, the corrosion inhibitor status of expired plaquenil drug with hydroxychloroquine active ingredient was investigared by electrochemical and theoretical calculation methods. Electrochemical scans were performed with VoltaLab PGZ 402 potentiostat/galvonastat device. During the corrosion scans on low carbon steel in 1 M HCl, 1x10-2, 1x10-3, 1x10-4 and 1x10-5 M solutions of hydroxychloroquine active substance were tested as inhibitors. The theoretical studies were investigated with ORCA 5.0.4 software under DFT/B3LYP method with 6-311G** (d,p) basis set. SEM images of steek were taken as a result of scanning with 1x10-2 M, which was selected as the most suitable concentration

    Tekerlekli Sandalye Kullanan Bireylerde Basınç Yaralanmalarını Önlemeye İlişkin Hemşirelik Yaklaşımları

    No full text
    Hemşirelik bakımının kalitesini ortaya koyan en önemli göstergelerden biri olan ve hemşirelik girişimleri ile büyük ölçüde önlenebilen basınç yaralanmaları yatağa bağımlı bireylerin yanı sıra tekerlekli sandalye kullanan bireylerde de sık gelişen bir sağlık sorunudur. Tekerlekli sandalye kullanan bireyler, iskiyal tüberoziteler, sakrum/koksiks veya büyük trokanter bölgelerinde basınç yaralanması gelişmesi açısından risk altındadır. Tekerlekli sandalye kullanan bireylerde basınç yaralanması gelişmesini önlemenin en etkili yolu, cilt bakımı, pozisyon değiştirme, beslenme ve kilo kontrolü, uygun destek yüzey kullanımı yoluyla hastaların öz bakım yeteneklerini geliştirmek ve sürdürmektir. Hemşireler, basınç yaralanmasını önlemeye yönelik bilgilerinin değerlendirilmesinde, kanıta dayalı önleyici eğitimin verilmesinde ve bireysel bakıma yönelik uygulamaların günlük yaşama entegre bir şekilde devam ettirilmesinde profesyonel meslek üyesi olarak anahtar kişilerdir. Literatür taraması yöntemi ile yapılan bu makalede tekerlekli sandalye kullanan bireylerde basınç yaralanmalarını önlemeye ilişkin hemşirelik yaklaşımlarının derlenmesi amaçlanmıştı

    The civil law issues arising from the processing of personal data by artificial intelligence

    No full text
    İnsanlık tarihi için önemli adımlardan birisi de yapay zekâdır. Yapay zekâ bir disiplinler arası kavramdır. Yapay zekâ; bilgi işlem, matematik ve mantığın orijinal çekirdeği istatistik bilimi, ekonomi bilimi, psikoloji, felsefe ve hukuk gibi bir dizi disiplinin ortak çalışmasını gerektiren bir alandır. Yapay zekâ hayatımızın pek çok alanında kullanılmaktadır. Ancak karar alabilmesi, öngörülemez olması gibi bazı kendisine özgü özellikleri nedeniyle sorunlar doğabilmektedir. Örneğin, yapay zekâ kişilerin kişisel verilerini ihlal edebilir veya kişinin bir zarara uğramasına neden olabilmektedir. Nitekim, yapay zekanın çalışabilmesi için veriye ihtiyaç bulunmaktadır. O halde kişisel veriler de yapay zekâ tarafından işlenebilmektedir. Bu durum da bu işlemin hukuka nasıl uygun olacağı sorusu akla gelmektedir. Mevcut sistemde yapay zekâya yönelik herhangi bir düzenleme yoktur. Bu durumda Kişisel Verileri Koruma Kanunun ve Avrupa'da Avrupa Birliği Veri Koruma Tüzüğünde (GDPR) belirtilen düzenlemeler ve temel ilkeler yapay zekâ ile veri işlenmesi halinde uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte, mevcut düzenlemelerin yapay zekâyı açıklamaya ve yapay zekâ ile veri işlenmesi halinde yeterli koruma sağlayıp sağlamayacağı ise tartışmalıdır. Bu çalışmada öncelikle, yapay zekâ ile kişisel verilerin işlenmesinin daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla konuya ilişkin temel kavramlar açıklanmaktadır. Ardından yapay zekâ ve veri işleme arasındaki ilişki ve hukuka uygun veri işleme faaliyeti açıklanmaktadır. Bu açıklamalardan sonra, yapay zekâ ile veri işlenmesi sonucu olası hak ihlallerinde kişilerin açabileceği özel hukuk davaları ele alınmaktadır. Sonuç olarak bu çalışmada kümülatif olarak yapay zekâ ile veri işlenmesinin özel hukuk açısından hüküm ve sonuçları incelenmektedir

    On The Word Ile In Turkish And Its -(Y)La Form

    No full text
    Türkçede ile sözcüğü, sözcük türü bakımından ya çekim edatı -edat- ya da bağlama edatı - bağlaç- kullanımlarıyla karşımıza çıkar. Çekim edatı olması durumunda [araba / ile] gibi [isim / edat] yapısında edat öbekleri meydana getirir. Bağlama edatı işlevinde olması durumunda ise söz gelimi [yaz / ile / kış] gibi [isim / bağlaç / isim] yapısında bir bağlama öbeği oluşturur. Aynı örnekler, “arabayla” veya “yazla kış” şeklinde de ifade edilebilir ve işte bu durumda kimi kaynaklarda “ek”; kimi kaynaklarda ise “edat” olarak tanımlanan - (y)lA biçimi karşımıza çıkar. Buna göre söz konusu biçim, “ek” tanımlamasının yapıldığı kaynaklarda “vasıta, beraberlik vb. ifade eden bir durum eki” olarak; “edat” tanımlamasının yapıldığı kaynaklarda ise “ön ünlüsünü yitirerek önceki sözcüğe bitişik yazılan ile edatı” olarak açıklanır. Bu iki farklı tanımlamaya bağlı olarak sözdizimsel değerlendirmeler de değişebilmektedir. Böylece, -(y)lA'nın gramer kategorisinin ne olduğu konusunda örneklerin gerek biçimsel gerekse sözdizimsel açıdan bir bütünlük içinde değerlendirilmesini belli ölçüde güçleştiren bir belirsizlik ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, ile sözcüğü ve bu sözcüğün -(y)lA'ya dönüşmüş biçimiyle ilgili Türkçe gramerlerde farklı bakış açıları doğrultusunda farklı şekillerde değerlendirilen aynı tip örneklere dikkat çekmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda, öne çıkan biçimsel ve sözdizimsel yorumlar karşılaştırılmış ve söz konusu örneklerin değerlendirilmesinde esas alınabilecek yaklaşım, isim durumu kategorisi ile dilin dizim ve dizi boyutundaki denklikler sorgulanarak belirlenmeye çalışılmıştır

    The Historical Development Of Athenian Citizenship Law

    No full text
    Mezopotamya uygarlıklarında halkların tarım ve toprakla kurduğu sıkı ve sürekli ilişki, onları toprağa bağımlı kılmıştı. Bu uygarlıklardaki egemen siyasal otoriteler ise mevcut bağımlı işgücünü ve süreğen üretimi denetlemek üzere örgütlenmişti. Siyasal otorite ile kurulan tahakküm ilişkisi içinde üretici, bürokrasiden tümüyle ayrılmış ve tebaa olarak konumlanmıştı. Ege uygarlık havzasının kendine özgü koşulları ise sadece bir siyasi örgütlenme olarak değil aynı zamanda sosyal ilişkilerin düzenlenmesi bakımından da özgün bir model olarak polis'in varlığına olanak sağlamıştı. Öyle ki tarım alanı dar ancak toplumlar arası sürekli etkileşimi olanaklı kılan bu coğrafyada, sabit siyasi ya da askeri bürokrasi olgunlaşamamıştı. Üretici ile yöneticinin birbirinden ayrılmasına olanak tanımayan koşullar, polis'ler içindeki kamusal alan ve buradan pay alma yurttaşlık olgusunu var etmişti. Bu çalışmada, öncelikle Eskiçağ Tarihi'nin siyasi coğrafyası içinde yurttaşlık olgusunun tarihsel olarak ortaya çıkışı konu edilecek ve ardından Arkaik Çağ'dan Klasik Çağ'ın sonuna dek Atina'da yurttaşlık üzerine yapılan hukuki düzenlemeler incelenecektir. Bu geniş kronoloji içinde Atina örneği üzerinden, iç ve dış politik dinamiklerin yurttaşlık hukuku üzerindeki etkilerini ortaya koyabilmek amaçlanmaktadır. Ayrıca incelemenin detaylarında ortaya çıkan veriler sayesinde yurttaşlığa kabul ve yurttaşlıktan çıkarma uygulamalarının geçmişine de ışık tutulacaktı

    Evaluation of public private partnership in public real estates in Turkey: The case of hospitals, ports, customs gates implementations

    No full text
    Kamu yatırımlarında finansman türünün belirlenmesi, projenin sürdürülebilirliği ve başarısı açısından kritik öneme sahiptir. Doğru finansman türü, proje maliyetinin optimize edilmesini, risklerin dengelenmesini ve kaynakların daha bir şekilde etkin kullanımını sağlamaktadır. Ayrıca, finansman modeli, projenin uzun vadeli ekonomik etkilerini ve kamuya olan mali yükünü de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, finansman türünün dikkatli bir şekilde seçilmesi hem kamu maliyesi, hem de proje başarısı açısından hayati bir rol oynamaktadır. Bu araştırmada, kamu hizmeti teorilerinden başlayarak, kamu özel işbirliği (KÖİ) modellerinin ortaya çıkış nedenleri, idarelerin bu modelleri bütçelerinden karşılama yerine neden tercih ettikleri, planlama, ihale, değerleme şekilleri, hızlılık, erken işletmeye geçme, yatırım süresini kısaltıp kısaltmama, hesap verilebilirlik, şeffaflık, ulusal ve uluslararası muhasebe ilkelerinin uygulanması, yatırım maliyetine karşılık işletme/kiralama süresinin nasıl dengelendiği, modele ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri irdelenmektedir. Hazine taşınmazları üzerinde uygulamaya konulan şehir hastanesi, liman ve gümrük kapıları projeleri, KÖİ modelinin ülke ve dünya uygulamalarının gelişim süreci, gerekçesi, türleri, riskleri, olumlu ve olumsuz yönleri, muhasebeleştirilmeleri ve mali istatistiklere yansıtılma şekilleri, yasal düzenlemeleri, imtiyaz süresi teorileri ve belirlenme esasları kapsamında ele alınmaktadır. Önceki çalışmalardan faydalanılarak, yapısal sorunlar ve risk faktörlerine yönelik Beşli Likert Ölçeği'nde anket soruları hazırlanmış ve araştırma konusunun paydaşlarına uygulanmıştır. Paydaşlara gönderilen anketten 114 cevap alınmış ve ilgili istatistik program kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ekonomik istikrar, KÖİ'lerle ilgili genel yasal bir düzenleme bulunmaması, nitelikli personel bulunmaması ve bilgi birikiminin paylaşılmaması önemli yapısal sorunlar olarak görülmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanma riski, enflasyon oranı oynaklığı riski ve finansman riski de ilk üç sırada yer alan risk faktörleridir. Anket sonuçları PESTEL ve SWOT analizi ile değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre KÖİ üst birimi kurulması, personeli ve görev tanımının yapılması, şartname geliştirilmesi, teşvik ve desteklerde seçicilik ve GSYİH'nin belli bir oranını aşmama, mücbir sebep ve olağanüstü durumlar için fon bulundurma, kamu hukuku-özel hukuk çelişkisi sorunları, küresel krizlere karşı ek önlemler ve toplum talebinin dikkate alınması ve projelerin ulusal para biriminden yapılabilmesi hususları ön plana çıkmaktadır. Seçilmiş ülke KÖİ üst birimlerinin incelenmesi ile Türkiye için bir merkezi KÖİ birimi modeli önerilmiştir. Hazine arazilerinin KÖİ modeli kapsamında tahsis edilmesi, kaynak maliyetlerini düşürmekte ve modelin riskleri üzerinde olumlu bir etki oluşturmaktadır

    The effect of semantics, syntax, and word frequency on the word processing of speakers of Turkish as a second language

    No full text
    İkinci dil edinimi alanında sözcüklerin eş bulunma sıklığına ilişkin işlemleme çalışmalarının azlığından hareketle gerçekleştirilen bu çalışma, Türkçe anadili konuşurlarının ve Türkçeyi ikinci dil olarak edinen öğrenicilerin sözcük sıklığı ile eş bulunma sıklığı yüksek ve düşük olan sözcükleri, okuma sürecinde işlemlemelerinde ortaya çıkan görünümü ruhdilbilimsel bakış açısıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Göz izleme ve tepki süresi çalışmalarının da gösterdiği üzere, kullanım sıklığı düşük olan ve ilgili bağlamda tahmin edilmesi zor olan bir sözcüğe, anlamsal açıdan ilişkili, kullanım sıklığı yüksek olan ve tahmin edilmesi görece daha kolay olan bir sözcüğe kıyasla daha uzun süreyle odaklanılmaktadır (Kliegl v.d., 2004; Pollatsek v.d., 2008; Hohenstein, 2013). Bir sözcüğün ardından gelecek olan sözcüğün, bağlamından tahmin edilebilme oranı ne kadar yüksekse, o sözcüğe sabitlenme süreleri de o kadar kısa olmaktadır (Kliegl v.d., 2004; Staub, 2011). Bu kapsamda, araştırmanın çalışma grubu Türkçe anadili konuşurlarından ve ana çalışma grubu Türkçeyi ikinci dil olarak edinen öğrenicilerden oluşmuştur. Çalışmanın deney deseninde yer alan uyaran setlerinin belirlenmesinde tarama modeli kullanılmış, uyaran setinde yer alan ad ve eylemler, seçilen derlemde (TS Corpus_v2) ve sıklık sözlüğünde (Aksan v.d., 2017) yer alan ifadelerle sınırlı tutulmuştur. Bu çalışma temel olarak, (i) Türkçe anadili konuşuru ve Türkçeyi ikinci dil olarak edinen yetişkinlerin okuma süreçlerinde, sıklığı ve eş bulunma sıklığı düşük olan sözcüklerde ölçülen süre, sıklığı ve eş bulunma sıklığı yüksek olan sözcüklerde ölçülen süreye kıyasla daha mı fazla olacaktır?, (ii) bu iki grubun, eş bulunma sıklığı düşük ve yüksek olan sözcüklere sabitlenme süreleri arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkacak mıdır?, (iii) sıklığın etkisi, anlamsal ve dilbilgisel açıdan bozulma olduğunda nasıl bir görünüm ortaya koyacaktır?, (iv) sıfat-ad, ad-eylem birleşimlerine yönelik gerçekleştirilen işlemleme süreçlerindeki görünüm nasıl olacaktır? sorularına yanıt aramaktadır. Bu araştırma soruları doğrultusunda, iki ayrı deney gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen deneylerin sonucunda sıklığın, anlamın ve dilbilgisel bozukluğun gruplar temelinde yapılan incelemelerde bazı benzer ve farklı sonuçlar ortaya çıkardığı görülmüştür. Genel olarak, D1 ve D2 konuşurlarının okuma süreçlerinde sıklığı ve eş bulunma sıklığı düşük olan sözcüklerde ölçülen sürenin, sıklığı ve eş bulunma sıklığı yüksek olan sözcüklerde ölçülen süreye kıyasla daha fazla olduğu görülmüştür. Bu bulguya koşut bir biçimde, iki grubun sıklığı ve eş bulunma sıklığı düşük ve yüksek olan sözcüklere sabitlenme süreleri arasında yüksek düzeyde anlamlı bir farklılığın ortaya çıktığı da bulgulanmıştır. Nadir sıklıktaki ad ve eylemlerin yer aldığı birleşimlerin işlemlenme sürelerinin, yüksek sıklıktaki ad ve eylemlerin yer aldığı birleşimlerin işlemlenme sürelerine göre daha uzun olduğu ortaya koyulmuştur. Referans grubuyla deney grubunun işlemleme süreleri arasında ise yüksek düzeyde anlamlı farklılık oluşturabilecek bulgular sunulmuştur. Çalışmanın sonuçlarının yönlendirilen ikinci dil edinimi kapsamında, özellikle ikinci dil olarak Türkçe öğretiminde sözvarlığı geliştirme ve dil becerilerinin öğretimi çalışmalarına sezdirimler yoluyla ışık tutacağı düşünülmektedir

    Modeling of the stream sediment geochemistry data of precious metals in the Biga Peninsula (Western Anatolia)

    No full text
    Bu tez çalışması ile Biga Yarımadası'nda yer alan ve yaklaşık 5 km2 besleme alanını temsil eden 2369 adet dere sedimanı örneklerinden elde edilen As, Cu, Pb, Zn ve Cd değerlerinin istatistiksel/jeoistatistiksel yöntemler ile modelleme çalışması gerçekleştirilmiştir. Beş elementin analiz sonuçlarına bakıldığında, As'nin ortalaması 24.61; standart sapması 37.94, Cu'nun ortalaması 38.79; standart sapması 61.31, Pb'nin ortalaması 38.91; standart sapması 159.82, Zn'nin ortalaması 103.74; standart sapması 488.18, Cd'nin ortalaması 0.81; standart sapması 6.43 olarak hesaplanmıştır. Her bir elemente ait veri setleri incelendiğinde örneklerin normal dağılım sergilemedikleri tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizinde ise Zn-Cd, Pb-Zn ve Pb-Cd arasındaki ilişki sırasıyla, 0.92, 0.90 ve 0.84 olup bu element çiftleri çok yüksek korelasyon göstermiştir. Modelleme çalışmaları için elementlerin variogram fonksiyonları hesaplanmış, deneysel variogramları çizilmistir. İki boyutlu verilerde dört ana yönde hesaplama yapılmış ve bölgesel degiskenin izotrop oldugu varsayılmıstır. Daha sonra, bulunan deneysel variogramlara küresel model uygulanmıstır. Küresel modellere göre, As için C0:226.12, C:1149.43, a:14100m.; Cu için C0:0, C:4016.65, a:5700m.; Pb için C0:0, C:32858.14, a:17700m.; Zn için C0:0, C:309935.39, a:18600m.; ve Cd için C0:0, C:53.33, a:15600m. bulunmuştur. Bulunan variogram parametreleri kullanılarak incelenen araziye "ordinary kriging" yöntemi uygulanmıstır. 1330 m x 1000m ebatında 15312 adet grid noktasının gerçek degeri kestirilmistir. Elde edilen sonuçlara göre Pb-Zn ve Cd değerleri benzer bölgelerde anomaliler gösterirken Cd değeri bunlardan farklı olarak çalışma alanının en güneydoğusunda oldukça yüksek bir anomali göstermiştir. As değerleri çalışma alanının güneydoğusunda kısmen baz metallere benzer dağılım sergilerken bunun dışında da sahanın en güney-güneydoğusunda yüksek anomali sergilemektedir. Cu ise kısmen diğerlerine göre daha az anomali göstermekte olup bunun az bir kısmı baz metallerle ilişkili olarak görülmektedir

    Search copy and seizure in information technology systems

    No full text
    Geçtiğimiz yüzyılın sonlarına doğru bilim ve teknolojide yaşanan gelişmeler, insanların yaşam biçimini tamamen değiştirmiştir. Özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin çok hızlı gelişmesi ve bu gelişmelerin sonucu olarak bilişim sistemlerinin insan yaşamının ayrılmaz bir parçası olması, bilişim sistemlerinin hukuki rejimlerinin diğer eşyalardan ayrılmasını gerektirmiştir. Özellikle ceza soruşturmalarında ve kovuşturmalarında bilişim sistemlerine devlet tarafından müdahale edilmesi, temel hak ve özgürlükler bağlamında doğurduğu sonuçlar bakımından özel kurallara tabi tutulmalıdır. Türk ceza muhakemesi hukukunda bilişim sistemlerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbiri, arama ve elkoyma tedbirlerinin özel bir görünümüdür. Bu sebeple koruma tedbirlerinin genel özellikleri bu tedbir için de geçerlidir. Bunun yanı sıra, bu tedbir hakkında hüküm bulunmayan hallerde arama ve elkoyma tedbirleri hakkındaki hükümler uygun düştüğü ölçüde uygulama alanı bulacaktır. Bu bağlamda, çalışma iki bölümden ulaşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, öncelikle koruma tedbirleri hakkında genel bilgiler verilmiş, koruma tedbirlerinin ortak özellikleri teorik bir çerçevede ele alınmıştır. Daha sonra arama ve elkoyma tedbirleri temel hak ve özgürlükler bağlamında incelenmiş, özellikle temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan teminatlar ve aramada belirlilik ilkesine Yargıtay kararları eşliğinde değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, bilişim sisteminde arama, kopyalama ve elkoyma tedbiri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu kısımda mümkün olduğunca karşılaştırmalı hukuk ile Amerikan Yüksek Mahkemesi ve AİHM kararlarından da faydalanılarak; tedbirin temel hak ve özgürlükler bağlamında değerlendirilmesi, tedbirin hangi teknolojik aygıtlar üzerinde uygulanabileceği, uygulanış şartları, uygulanışı üzerinde durulmuştur. Ayrıca karşılaştırmalı hukukta kabul edilen ancak Türk hukuku bakımından uygulanamayacak olan uzaktan erişim yoluyla arama bulut bilişimde yapılacak olan aramalar konusuna da değinilmiştir

    The Influence of mu'tazila on the development of theories of balāghah (during the 4th and 5th centuries of the Hid̲j̲ra)

    No full text
    Bu çalışmada, teorik çerçeveden hareketle genelde kelam ve belâgat, özelde Mu'tezile ve belâgat arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışmanın temel problematiği "Teorik çerçevede Mu'tezile ve Arap belâgat disiplini arasındaki ilişkinin sınırları ve uzantıları nelerdir?" sorusu etrafında şekillenmiştir. Araştırmanın temel hedefi, Mu'tezile'nin semantik karakterini Arap dil düşüncesi ve özellikle Arap belâgatı çerçevesinde eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmektir. Bu noktada konu, Mu'tezile'nin ontolojik, epistemolojik ve semantik anlayışlarının imkanları çerçevesinde hicrî dördüncü ve beşinci yüzyıllar bağlamında sınırlandırılmıştır. İlgili yüzyıllar çerçevesinde İbn Cinnî ve Kādî Abdülcebbâr'ın teorik görüşleri tezin merkezine alınmıştır. Tezde nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen ve gömülü teori kullanılmıştır. Çalışma, bir giriş ve üç ana bölümden oluşmuştur. Mu'tezilî düşüncenin belâgat teorilerinin gelişimine etkisini tespit etme doğrultusunda giriş bölümünde Arap dilbilimine dair bir düşünce tarihi ortaya konulmuş, birinci bölümde Arap dil düşüncesinin uzanımlarından hareketle kelam ve dilbilim arasındaki ilişkinin teorik noktaları ele alınmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise Mu'tezile'nin belirli parametreler çerçevesinde Arap dil düşüncesi ile olan ilişkisi analiz edilmiştir. Üçüncü bölüm, birinci bölüm çerçevesinde Mu'tezilî düşünceden elde edilen teorik verilerin ve ikinci bölüm çerçevesinde Arap dilbilimi ile olan ilişkisel yakınlığa dair verilerin belâgat disiplini içerisindeki soruşturmasını içermiştir. Araştırmanın sonucunda kelam ve belâgat disiplinleri arasında güçlü bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Bu ilişki çerçevesinde kelam ekolleri içerisinden Mu'tezile'nin kasıt ve fâide teorileri yoluyla Arap belâgat düşüncesini etkilediği anlaşılmıştır

    9

    full texts

    79,054

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistem
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇