79054 research outputs found
Sort by
Reading post-truth through Covid-19: Science debates, conspiracy theories and individuals' decision-making experiences
Çağdaş dönemi inceleyen ve bu dönemin toplumsal özelliklerini teşhis eden kavramlardan biri de hakikat sonrasıdır. Sosyal bilimler alan yazınında görece yeni bir kavram olan hakikat sonrası, kanaat oluşumunu gündemine alarak kamuoyu oluşturmada rasyonelliğin yerine irrasyonelliğin, hakikatin yerine de kişisel kanaatlerin ön planda olduğunu imlemektedir. Bireysel düşüncelerle ilişkili olarak kanaat oluşturulması ve bunun hakikat olarak addedilmesinin teknolojik ve kuramsal art yöresi bulunmaktadır. Nitekim postmodernizn gerçekliği bireysel dünyalara indirgeyerek, yeni iletişim teknolojileri ise algoritma ve filtre balonları ile salt benzer düşünceye sahip kişilerden oluşan kamusallıklar yaratarak hakikat sonrasına önemli bir temel oluşturmaktadırlar. Dahası Covid-19 pandemisi döneminde Twitter (X)'da yer alan iddialar ve teoriler hakikat sonrası ve yeni medya ilişkisini açıklar niteliktedir. Bu doğrultuda Covid-19 ve hakikat sonrası ilişkisini Twitter (X) üzerinden analiz eden bu çalışmada 12 farklı hashtag belirlenerek 1994 tweet analiz edilmiştir. Tweetler nitel içerik analizi ile incelenerek pandemi dönemindeki iddialar ve bilgi düzensizlikleri ele alınmıştır. Bununla birlikte tweetleri paylaşan 25 kullanıcı ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılarak pandemi konusunda bireysel hakikatleri nasıl oluşturdukları anlamaya çalışılmıştır. Ek olarak tweetlerin söylemsel stratejilerini belirlemek amacıyla 8 farklı tweet belirlenmiş, Ruht Wodak'ın söylem tarihsel yaklaşımı ile söylem analizi uygulanmıştır. Böylelikle bireylerin pandemiye yönelik oluşturduğu görüşler bütünlükçü bir bakış açısıyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre hakikatlerin bireylerin politik ve dini görüşleriyle uyumlu olduğu, kullanıcıların genellikle benzer düşünceye sahip kişileri takip ederek onlarla etkileşim kurduğu, pandemi döneminde Twitter (X)'da önemli ölçüde bilgi düzensizliğinin yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bireylerin kendi düşüncelerine meşruiyet sağlamak amacıyla bilim insanları arasında seçicilik yaparak kaynak gösterdiği, bu durumun ise bilim ve uzman karşıtlığına yol açabileceği saptanmıştır. Dahası söylem analizi sonuçlarına göre yüklemleme, perspektifleştirme, kanıtlama/uslamlama, yoğunlaştırma gibi söylemsel stratejilerin kullanılarak olumlu biz ve olumsuz onlar/ötekiler inşasının yapıldığı görülmüştür
An analysis of the center-periphery relations in Türkiye employing a multi-regional input-output (MRIO) model
Bu tez çalışmasının temel amacı; çok bölgeli girdi-çıktı modelinin ekonomik coğrafya disiplini açısından önemini ortaya koymak, Türkiye için 3 bölgeli 10 sektörlü Çok Bölgeli Girdi-Çıktı (MRIO) modelini idari merkez Ankara, ekonomik merkez İstanbul ve 79 çevre il örneğinde gerçekleştirmek, geliştirilen Türkiye merkez-çevre MRIO modeli ile 2006-2021 döneminde merkez ve çevre ilişkilerinin değişimini Leontief ters matrisinden elde edilen geri ve ileri bağlantı katsayıları ile analiz etmek ve Türkiye ekonomisi için bölgesel kilit sektörler ile bölgesel ve sektörel yapısal bağınlaşma ilişkilerini tespit ederek literatüre katkı sağlamaktır. Türkiye için geliştirilen MRIO modeli sadece tek bir yıl ile sınırlı kalmamış, 15 yıllık dilimini kapsayan 2006, 2009, 2012, 2015, 2018 ve 2021 olmak üzere 6 yıl için oluşturulmuş dinamik ve çok yıllı MRIO modelinin de ilk örneğidir. Türkiye'de arz ve talep ilişkileri bakımından yapısal bağınlaşmanın en fazla güçlendiği bölge Ankara olmuştur. Ankara ekonomisi kendi sektörleri için gerekli mal ve hizmetleri daha fazla üretir ve kendi bölgesinden daha fazla tedarik eder hale gelmiştir. Çevre illerin kendi içinde ve Ankara ile ekonomik entegrasyonu artarken, İstanbul'un üretim merkezi olma hüviyetinden uzaklaştığı, kendi ihtiyacı olan mal ve hizmetleri artık kendi içinden daha az tedarik ettiği de tespit edilmiştir. Ankara ekonomisi içinde yapısal bağınlaşmanın en fazla arttığı sektör İnşaat sektörüdür. Ankara'daki inşaat sektörü o kadar hızlı gelişmiştir ki, sektör sadece Ankara için değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisi için de 4'ncü önem sırasındaki kilit sektör konumuna gelmiştir. Çevre iller arasında ekonomik entegrasyon önemli düzeyde artış göstermiş, bunda kamu tarafından gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının önemli etkisinin olduğu değerlendirilmiştir. Ancak, çevre iller arasında ekonomik entegrasyonun Hizmetler sektörü ve İnşaat sektörü öne çıkacak şekilde gerçekleşmesi, çevre iller arasındaki ekonomik entegrasyon sürecinin niteliği üzerinde soru işareti oluşturmaktadır. Ankara ve İstanbul arasındaki yapısal bağınlaşma düzeyi 2006-2021 döneminde düşük düzeyde bir gelişmiştir. Türkiye'de İstanbul'un finansal ve ticaret merkezi olma pozisyonunun güçlenerek devam ettiği, Ankara'nın ise sanayi ve inşaat sektörlerinde gelişimini devam ettirdiği sonucuna ulaşılabilmektedir. Ankara ve İstanbul ekonomisi arasında yapısal bağınlaşma durumundaki bu gelişmeler, Ankara'nın da kendi çekme kuvvetlerini (centripetal effects) güçlendirdiği, İstanbul'un çekme kuvvetinden daha az etkilendiği şeklinde yorumlanabilir. Yapısal bağınlaşma değişiminde sanayi sektörü zayıflarken, inşaat, gayrimenkul ve finans sektörü arasındaki ilişkilerin tüm bölgelerde geliştiği tespit edilmiştrir
Sultan Mahmud In Unsurı's Qasıdes
IX. yüzyıl sonlarında büyük Horasan topraklarında kurulan Gazneli Devleti, kurulduğu
coğra toprakların siyasi, edebî ve kültür değerlerine kıymet vermiştir. Sâmânî devlet
geleneği mirası içerisinde yer alan Gazneli sultanları dönemin ilmi ve edebî ortamı
içerisinde yetişmişlerdir. İslam dininin şekil aldığı bu dönemde hem İslam dininin bölgede
yayılmasına hem de Fars şiirinin gelişmesine büyük ölçüde katkı sağlamışlardır.
Gazneliler başta Sultan Mahmud olmak üzere seçkin sınıf; devlet geleneğinin, kültürünün,
yaşam şeklinin, düşünme biçiminin ve padişahın isminin sonraki nesillere aktarımına
vesile olduğuna inandıkları kasîdeye oldukça önem vermişlerdir. Farsça şiir yazan
şairleri destekleyen Sultan Mahmut şairleri sarayında ağırlamıştır. Böylece şairler
padişah ile yakın temasta olmuş ve çoğu zaman savaşlarda padişahın yanında yer
almışlardır. Farsça kaynaklarda Gazneli sarayının şairleri desteklemesi ve saray
şairlerinin sultanları övmeleri sultanların kişisel hırsı ve kibiri ile örtüştürülse de aslınsa
Gazne sarayındaki bu durum Sâmânî devlet geleneğinin bir devamı olarak düşünülebilir.
Bu bağlamda şairlere kıymet veren saray ve çevresi, şairleri adeta baş tacı etmişlerdir. Bu
çalışmada Unsurî'nin Gazneli Devleti'nin en başarılı padişahı olan Sultan Mahmud için
kaleme aldığı Farsça kasîdeleri üzerinde durulacaktır. Tarihi veriler dikkate alınarak
yapılan çalışmada bilgiye kıymet veren Sultan Mahmud'un dindar, cömert, adil, kararlı ve
savaşçı bir padişah olması hasebiyle Unsurî'nin övgüsüne mazhar olduğu tespit edilmiş,
Sultan Mahmud'un kişiliğinin şiire ne şekilde yansıdığı araştırılmıştır
Sis Kimyasal Buhar Biriktirme Yöntemi İle Büyütülen Cu2O Yarıiletken İnce Filmlerin Yapısal, Elektriksel Ve Optik Özelliklerin İncelenmesi
Bu tez çalışmasında sis-CVD tekniği ile büyütülen Cu2O ince filmlerin yapısal, elektriksel ve optik özellikleri incelenmiştir. Cu2O ince filmlerin büyüme davranışları, kullanılan sıvı öncülün pH değeri, büyütme sıcaklığı ve ITO ve FTO kaplı cam, c-Al2O3 ve Silisyum farklı kristal örgülere sahip alttaşlara bağlı olarak incelenmiştir. Cu2O ince filmlerin fiziksel özellikleri XRD, AFM, SEM, EDS, Raman spektroskopisi, UV-görünür bölge spektrofotometre ölçümleri ile gerçekleştirilmiştir. Büyütülen Cu2O ince filmlerin tümünde, kübik Cu2O kristalinin karakteristik piki olan (111) pikinin baskın olduğu ve polikristal bir büyüme davranışı görülmüştür. Sıcaklığa bağlı büyütmelerde, artan büyütme sıcaklığı ile birlikte 400 oC ve 450 oC sıcaklıklarda CuO kristal fazının oluştuğu görülmüştür. Büyütülen Cu2O ince filmlerin kalınlıkları yaklaşık olarak 300 nm ile 550 nm aralığında bulunmuştur. Optik ölçümler sonucunda Cu2O ince filmlerden alınan ölçümlerde 400-1100 nm aralığında maksimum geçirgenliğin %70 olduğu görülmüştür. Büyütülen Cu2O ve CuO ince filmler oda sıcaklığında gerçekleştirilen Hall etkisi ölçümleri sonucunda p-tipi yarıiletken davranış sergilemiştir. Elde edilen bulgular kapsamında yapısal ve optik özellikleri açısından kaliteli Cu2O ince filmlerin, sıvı öncülün pH değerinin 10 ve büyütme sıcaklığının ise 300 oC olduğu deneysel parametreler ile belirlenmiştir. Tek kristal alttaşlar c-Al2O3 ve Si üzerine gerçekleştirilen büyütmelerde ince filmlerin alttaşın örgüsünden bağımsız olarak kendi kristal fazında büyüdüğü belirlenmiştir. Optoelektronik uygulamalar ve literatür için elde edilen bulgular önem taşımaktadır
Effects of the law strengthening respect for republican values on the axis of the ECHR regime on the migrant society in France
Bu çalışmada 24 Ağustos 2021'de Fransa'da yürürlüğe giren 2021-1109 sayılı Cumhuriyet Değerlerine Saygıyı Güçlendiren Yasa'nın (Loi confortant le respect des principes de la République) Fransa'daki göçmen toplumla ilişkisi ortaya konularak, uygulanmasında iç hukuk yolları tüketildikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurulması halinde Mahkeme'nin yerleşik içtihadı çerçevesinde çıkabilecek kararlar üzerine analiz yapılmıştır. Bu doğrultuda Cumhuriyet Değerlerine Saygıyı Güçlendiren Yasa birçok maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni ihlal ediyor hipotezinin doğruluk payı, Mahkeme'nin kararları incelenerek aranmıştır. Çalışmada, Türkiye'de hakkında yeterince kaynak bulunmayan ancak birçok Avrupa ülkesine hukuki ve idari anlamda örnek teşkil eden Yasa'nın analizi yapılmaya çalışılmış, bu hususta göç alanında disiplinler arası yaklaşıma ve insan haklarının gelişimine bir katkı sunulmak istenmiştir. Anahtar Kelimeler: insan hakları, cumhuriyet değerleri, aihm rejimi, aihs, dernekleşme özgürlüğü, evlenme hakkı, eğitim hakkı, ayrımcılık yasağı, din ve inanç özgürlüğü, ifade özgürlüğü, radikalleşme, ayrılıkçılık, Müslüman göçmenler Çalışmanın temel bulguları arasında şunlar yer almaktadır: (i) Fransa'da son yıllarda özellikle Müslüman göçmenler hedef gösterilerek çok sayıda hukuki düzenleme yapılmaktadır. (ii) Radikalleşme ve İslamcılık ile mücadele adı altında ülkedeki Müslümanlar ayrımcılığa maruz kalmaktadır. (iii) Yapılan yasalar kamu düzenini ve Cumhuriyet değerlerini korumak adına idareye geniş takdir yetkisi vermektedir. (iv) Uygulamaya dair alt metinler ve kılavuzlar hazırlanarak yetkinin istismarı önlenebilecektir
University and urban development: The case of Eskişehir
Temel misyonları eğitim, öğretim ve araştırma olan üniversiteler, bulundukları kentin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını da etkilemektedir. Bu etkileşim karşılıklı olmakla birlikte bu sürecin en önemli aktörlerinden birisi de üniversite öğrencileridir. Öğrenci kenti ise, bir kentin nüfusunun önemli bir bölümünü öğrencilerin oluşturduğu, öğrenci kültürü ve yaşam tarzının kent kimliğine yansıdığı, öğrencilerin kentteki sosyal, ekonomik ve siyasi etkinliklere katıldığı ve kentin gelişimine katkıda bulunduğu yeni bir kent türünü ifade etmektedir. İstanbul ve Ankara'dan sonra Anadolu'da temelleri atılan ilk üniversitelerden birisi olan Anadolu Üniversitesi, tarım kentinden sanayi kentine, sanayi kentinden de üniversite ve öğrenci kentine evrilen Eskişehir kenti için ayrı bir öneme ve istisnai bir örnek özelliğe sahiptir. Anadolu Üniversitesinde öğrenim gören ve başka kentlerden öğrenci kenti Eskişehir'e gelmiş öğrencilerin, yaşadıkları kenti deneyimlemelerine yönelen bu çalışmanın amacı, öğrencilerin üniversite ve kent seçimindeki belirleyicileri ortaya çıkartarak, bir kentin öğrenci kenti olma niteliklerini öğrencilerin görüşleri, kıyaslamaları, yaşam pratikleri ve deneyimleri üzerinden tartışmaktır. Öte yandan Türkiye'de gündemden düşmeyen neoliberal kentsel politikalar ve ekonomik krizler öğrenci kentlerinin bugünü ve geleceğinde ayrı bir sorgulamaya yol açmaktadır. Artan trafik ve insan yoğunluğu, yaşam maliyetlerinin yükselmesi, konut kiralarındaki fahiş artışlar, kentsel güvenlik endişesi, öğrenci işgücünün istismarı, merkezi ve yerel yönetimlerin ilgisizliği gibi önemli etkenler, gençliğin ve özgürlüğün simgesi sayılabilecek öğrenci kentlerinin cazibesini yitirmesine neden olmakla kalmayarak yeni bir tür kentsel krizin de doğuşuna zemin hazırlayacaktır
The effect of women's stress level on work-family balance in working life: an evaluation in the context of the movie “women create the miracle
21.yy’da çalışma yaşamı pek çok değişime sahne olduysa da değişmeyen önemli sorun
alanları da mevcuttur. Örneğin iş yaşamının birey üzerinde yarattığı gerilim çoğu kez, stres
belirtilerine meydan vermektedir. Üstelik bu durum her sektörde, her düzeyde ve her iki cinsiyet
için de geçerlidir. O nedenle stres ve iş yaşamı üzerine düşünmek ve tedbir almak gereği
oldukça güçlü bir şekilde alan yazında kendini göstermektedir. Gündelik yaşam sadece işten
ibaret olmadığından, özel yaşam ve diğer ilgi alanlarına hitap eden etkinlikler de bu konuda
devreye girebilmektedir. İş-yaşam dengesi alanında özellikle kadınlar için kritik sonuçlar ve
stres yaratan unsurlar dikkat çekicidir. Öyle ki pek çok sanat eseri, sinema filmleri bu konuyu
tartışmaya açma amaçlı olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada da "Mucizeyi Kadınlar
Yaratır" başlığı ile 2011 tarihli film ışığında gerçek yaşama özgü stres ve kadın sorunsalının
yansımasını incelemek hedeflenmiştir
Veto Crises in Türkiye-NATO Relations: An Assessment on Similarities and Differences
Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin tam ortasında Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği
teşebbüsüne itiraz etmesi ittifak içerisinde ciddi bir krize neden olmuştur. Kriz her ne kadar Türkiye, Finlandiya
ve İsveç arasında imzalanan üçlü mutabakat metni ile çözülmüşse de Ankara’nın sıkça veto kartına başvurması
ittifakın üyeleri arasında büyük kaygı yaratmıştır. Bu kaygılar NATO üyeleri arasında karar alma
mekanizmalarına dair reform gerekliliği tartışmalarını alevlendirmiş ve Türkiye’nin ittifakın sorun çıkaran
üyesi olarak tanımlanmasına neden olmuştur. Medyada yer alan haberlere göre Türkiye, 2009 ve 2022 arasında
en az altı NATO kararını veto etmiştir. Veto krizlerinin sayısı ve sıklığı Türkiye’nin vetoyu önemli bir dış
politika yapma enstrümanı olarak kullandığı ve gelecekte de bu şekilde kullanabileceğini göstermektedir.
Çalışma, bu varsayımdan hareketle, Türkiye-NATO ilişkilerindeki veto krizlerini mukayese ederek Türk dış
politikası üzerine var olan literatüre katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Çalışma bu bağlamda veto krizleri
arasında benzerlik ve farklılıkları, her veto vakasının sebepleri, kısa vadeli etkileri ve sonuçlarını tartışarak
ortaya koymayı da amaçlamaktadır. Çalışmada karşılaştırmalı vaka analizi yöntemi kullanılacak ve bulgular
altı vaka üzerinden değerlendirilecektir
"Hanafi İmams' differences of opinion on prayer in Sarahsī's al-Mabsut"
"Serahsî'nin el-Mebsût İsimli Eseri Özelinde Namaz İbadetine Dair Hanefî İmamlarının Görüş Ayrılıkları ve Gerekçeleri" isimli çalışmamız bir giriş, iki bölüm, özet ve sonuçtan oluşmaktadır. Tezimizin giriş bölümünde konunun önemi, amacı, sınırları ile araştırmanın yöntemi ve kaynakları belirtilmiştir. Yine bu bölümde Mâverau'n-Nehir bölgesinin önde gelen fakihlerinden Serahsî'nin hayatı ve ilmi şahsiyeti, yaşadığı dönem ve zindan hayatı, eserleri ve çalışmamıza kaynaklık eden el-Mebsût isimli eser hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde el-Mebsût isimli eseri merkeze alınarak Serahsî'nin ibadet fıkhı bağlamındaki tercihleri ve tercihlerin gerekçeleri tespit edilmeye çalışılmış, "Namazın Şartları ve Namaz Çeşitleri ile İlgili İhtilaflar" başlığı altında derli toplu bir bilgi sunulmaya gayret edilmiştir. Tespit edilen her bir ihtilaf için bir başlık konulmuş, bu başlıklar mümkün olduğu kadar genel ifadelerle belirtilmeye çalışılmıştır. Tespit ettiğimiz görüş farklılıkları Hanefî mezhebindeki diğer kaynaklardan da istifade edilerek açıklanmıştır. İkinci bölümün başlığı "Namazın Edası ile İlgili İhtilaflar" olup işleyiş olarak yine birinci bölümdeki yöntem uygulanmıştır. Bununla birlikte ihtiyaç görülen yerlerde de kısa değerlendirmeler yapılmıştır. Son olarak sonuç kısmında çalışmamız sonucunda elde ettiğimiz, görüş farklılıklarına sebep olan unsurlardan bahsedilmiş, Serahsî'nin hangi konuda hangi imamın görüşünü benimsediği, hangisini tercih etmediğine dair örnekler verilmiş, böylece Serahsî'nin fıkhî tavrı ortaya koyulmaya çalışılarak Hanefî mezhebi içerisindeki konumuna değinilmiştir