Mütefekkir
Not a member yet
    230 research outputs found

    Yahudilik ve Hıristiyanlığın Engellilere Bakışı

    No full text
    Disability, being one of the most important problems of humanity since the very ancient times, is a fact that has existed everywhere and in all times. That this fact has been associated with religion is quite natural. This is because the subject-matter of religion is the human and every subject that matters the human also matters religion. It must be very difficult to sever the range of disability, as it appears to be part of at least some people, from religion. This study is intended to investigate, in the context of this relationship, how Judaism and Christianity –which possess an important status among the revealed religions and have a great number of followers– look at the handicapped people with a special reference to their scriptures.Çok eski tarihlerden beri insanlığın önemli problemlerinden biri olan engellilik, her yerde ve her zaman var olan bir olgudur. Bu olgunun dinle ilişkilendirilmesi de son derece tabiîdir. Çünkü dinin konusu insandır ve insanın müdahil olduğu her konu dini de ilgilendirir. En azından bazı insanların hayatının bir parçası olarak karşımıza çıkan engelliliğin anlam alanı ile dini birbirinden koparmak oldukça zor olsa gerektir. İşte söz konusu ilişki bağlamında ilâhî dinler arasında önemli bir konuma sahip ve çok sayıda müntesibi bulunan Yahudilik ve Hıristiyanlığın engellilere nasıl baktığına ilişkin birtakım mülâhazalara, adı geçen iki dinin kutsal metinlerini de referans alarak yukarıdaki başlık altında yaptığımız çalışmada yer verilecektir

    Tanrı Bir Rastlantı mı?

    Get PDF
    Despite the vast number of religion, nearly everyone in the world believes in the same things: the existence of a soul, an afterlife, miracles, and the divine creation ofthe universe.Recently psychologists doing research on theminds of infants have discovered txvo relatedfacts that may account for this phenomena. One: human beings come into the world witha predisposition to believe in supernatural phenomena. And two: this predispositionis an incidental by-product of cognitive functioning gone awry.Oldukça fazla din olmasına rağmen, dünyadaki nerdeyse herkes aynı şeylere inanmaktadır: Ruhun ve ahiretin varlığına, mucizelere ve evrenin ilahi bir güç tarafından yaratıldığına. Son zamanlarda psikologlar, çocukların zihinleri üzerinde araştırma yaparlarken bu durumu açıklayabilecek birbiriyle alakalı iki gerçeği keşfettiler. Birincisi; insan doğaüstü olaylara inanmaya yatkın olarak dünyaya gelmektedir. İkincisi ise; bu yatkınlık, ters giden bilişsel işlevlerin tesadüfî bir yan ürünüdür

    Din Tabiidir

    Get PDF
    Despite its considerable intellectual interest and great social relevance, religion has been neglected by contemporary developmentalpsychologists. But in the last few years, there has been an emerging body of research exploring children’s grasp of certainuniversal religious ideas. Some recent findings suggest that two foundational aspects of religious belief – belief in divine agents,and belief in mind–body dualism – come naturally to young children. This research is briefly reviewed, and some future directionsare discussed.Dikkate değer entelektüel ilgi alanı ve geniş sosyal yaygınlığına rağmen, din, çağdaş gelişim psikologları tarafından ihmal edilmiş durumdadır. Fakat son yıllarda, çocukların belli bazı evrensel dini fikirlere ilişkin kavrayışlarını araştıran, yeni ortaya çıkan bir yığın araştırma gün yüzüne çıkmış durumdadır. Bazı yeni bulgular, dini inancın iki kurucu nitelikteki bakış açılarının –ilahi aracılara/faktörlere inanç ve ruh beden düalizmine inanç- küçük çocuklara doğal bir şekilde geldiğini iddia etmektedirler. Bu araştırmada bunlar kısaca gözden geçirilip bunlara ilişkin geleceğe yönelik öneriler tartışılmaktadır

    Adâlet Kavramı ve Şia’da Sahâbenin Adâleti Meselesi

    No full text
    The dictionary meaning of justice is based on truth and honesty. Reliability of the narrator is a condition in the Hadith.The Hadith metodologists discussed five conditions for that justice that are 1- the lie of narrator, 2- accusing the narrator of being a lair, 3- sinfulness of narrator, 4-people who creat Beda’a (بدعة)in religion, 5- and being ignorant.With these statements they accepted that a person's justice is related to these conditions. These conditions are necessary for all the narrators except the Companions. Sunni scholars have considered all the companions as reliable, that’s why, they don’t criticize them.Shia agrees with Sunni scholars on the definition of the companion, however, they think differently about their justice. Although there are some differences between them, they went on to criticize many of the Companions for different reasons. They even go further and accuse some of the Companions of being disbelievers.In this study, we will examine the evidence of the Shia and the appeals of Ahl al-Sunnah. That ‘s why we carry out this assessment.Sözlükte adalet, doğruluk ve dürüstlük anlamına gelirken bir hadis terimi olarak ravinin hadis rivayet ehliyetini ifade etmektedir. Hadis usûlcüleri adalet ve zabt için birtakım şartlar ileri sürerler ki adalet için ileri sürülen şartlar; kizbu’r-ravî, ittihamu’r-ravî bi’l-kizb, fısku’r-ravî, bidatu’r-ravî ve cehaletu’r-ravî olmak üzere beştir. Onlar bu ifadeleriyle kişinin adalet sahibi olabilmesini bu şartlara bağlamışlardır. Bu şartlar sahabe hariç tüm raviler için aranan şartlardır. Sahabenin hepsi adâlet sahibi kabul edildiği için Ehl-i sünnet uleması sahabenin tamamını âdil olarak görmüşler ve cerh dışı tutmuşlardır. Şia, sahabenin tanımında her ne kadar Sünnî muhaddisler gibi düşünseler de adaleti konusunda farklı düşünmektedirler. Kendi aralarında bir takım farklılıklar arz etse de sahabenin çoğunu farklı sebeplerden dolayı cerh etme yoluna gitmişler hatta daha ileri giderek bir kısmını küfürle itham ederek edaletlerine dil uzatmışlardır. Bu çalışmamızda biz; Şia’nın sahabeyi cerh ve tadil ederken ileri sürdükleri delillerini ve Ehl-i sünnetin bu konudaki itirazlarını inceleyerek bir değerlendirme yapacağız

    Arap Dili Belâğatında İç İçe Övgü Pekiştirme Sanatı İstitbâ‘ ve Kur’ân’dan Örnekler

    No full text
    With its self-definition, “ İstitba, which means coexistence of interconnecting and nests two praise elements, is a Bedi‘ term leading to discovery of deep meanings for a reader who aims to see background of the text. İstitbâ‘, which is related to arts of Muzâafe, medh-i muvecceh, idmâc, ta‘lîk, tekmîl and te’kîdu’l-medh bimâ yuşbihu’z-zem, is used with some of these concepts synonymously and is seperated from some of them with nuances during the term’s creation period. Particularly, evaluation of the verses within the context of art of idmac postponed the use of the term, istitbâ‘. In this meaning, availability of limited number of examples in Quran about art of istitbâ‘ is because of the fact that semantic nesting is devoted to the art of istitbâ‘; togetherness of praise element is because of the fact that it’s devoted to the art of istitbâ‘.En öz tanımıyla “birbirine bağlı ve iç içe iki övgü unsurunun birlikte bulunması” demek olan istitbâ, metnin arka planını görmeyi amaçlayan bir okuyucu için derin anlamları keşfe açan bir bedî‘ terimidir. Muzâafe, medh-i muvecceh, idmâc, ta‘lîk, tekmîl ve te’kîdu’l-medh bimâ yuşbihu’z-zem sanatlarıyla ilişkili olan istitbâ‘ terimleşme sürecinde bu kavramlardan bazılarıyla eş anlamlı olarak kullanılmış, bazılarından da nüanslarla ayrılmıştır. Özellikle âyetlerin idmâc sanatı kapsamında değerlendirmesi, istitbâ‘ teriminin kullanımını ötelemiştir. Bu anlamda istitbâ‘ sanatına dair Kur’ân-ı Kerîm’de az sayıda örnek bulunması, anlamsal iç içeliğin idmâc sanatına; sadece övgü unsurunun birlikteliğinin ise istitbâ‘ sanatına hasredilmesi sebebiyledir

    Türk Dizileri Üzerine Kültürel ve İdeolojik Bir Değerlendirme: “Made in Turkey”

    No full text
    Specifically, tackling the debates around the “made in Turkey” soap operas, this article aims to give the pop-cultural, local and global interaction of these television serials and the cultural motives that structure this interaction along with a national and international literature review. Ideological oppositions, modernity, tradition, popular culture, the progress in the Turkish film production and the media representations where social identities, religions, nationalisms and gender are structured, are main highlights of this article. On the other hand, this commentary also attempted to give the origins of these cultural productions, their outscreen representations (print media, public-sphere, academic studies) and the systematic and social critiques of these serials.Bu makale; Türk televizyonlarında son yıllarda artış gösteren ve aynı zamanda kültürel bir dönüşüme neden olduğu iddia edilen “Türk yapımı” (made in Turkey) dizilerin etrafında dönenen tartışmalara değinerek küresel ve yerel ölçekte oluşturduğu “popüler kültür” etkileşimini, bu etkileşim sürecini şekillendiren kültürel vurguları, ulusal ve uluslararası bir literatür taraması eşliğinde vermeyi hedeflemektedir. İdeolojik karşı çıkışlar, modernite, geleneksellik, popüler kültür, film çalışmalarındaki gelişmeler ve sosyal kimliklerin, dinin, milliyetçiliğin ve toplumsal cinsiyetçiliğin yeniden inşa edildiği medya temsilleri bu makaledeki temel öğelerdendir. Öte yandan, bu kültürel yapımların orijinleri, ekran dışındaki (yazılı basın, kamusal alan, akademik çalışmalar) temsilleri ve bu dizilere yöneltilen bilimsel ve toplumsal tepkilere de bu çalışmada değinilmiştir

    Is “Islamic Fundamentalism” Possible?

    Get PDF
    Fundamentalism is the religious Protestant movement that developed upon the spreading of the “millennium” belief, which belongs to the Christian theology, in the USA towards the end of 19th century. Nowadays the word “fundamentalism” is used, sometimes explicitly and sometimes implicitly, to refer to Islam as an equivalent of intolerance, proviolence and fanaticism. This propaganda is so great that recognition of Islam by a Muslim raises the risk for him to be qualified as fundamentalist. In this essay, we will interrogate whether it is possible or not to establish a relation between fundamentalism, which is a western phenomenon, and Islam by examining historical and cultural background of the both.Fundamentalizm, Hıristiyan teolojisine ait “bin yıl” inanışının ABD’de 19. Yüzyıl sonlarında yaygınlaşmasıyla birlikte gelişen dini, Protestan hareketidir. Günümüzde fundamentalizm ifadesi, Batılı ve Batı yanlısı medya organlarında, bazen gizli bazen de açık çirkin, hoşgörüsüz, şiddet yanlısı ve fanatiklikle eş anlamlı olarak İslam’ı anlatmak için kullanılmaktadır. O kadar ki bir Müslümanın Müslüman olduğunu kabul etmesi fundamentalist diye nitelendirilme tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Bu yazıda biz, tarihsel ve kültürel arka planına bakmak kaydıyla Batılı bir fenomen olan fundamentalizm ile İslam arasında bir münasebetin kurulup kurulamayacağını irdeleyeceğiz

    Cumhuriyet Dönemi Lise Felsefe Müfredatlarında Din Algısı ve İdeolojik Arka Plan

    No full text
    A top title under which republic, education, philosophy and religion are used together must be interesting for people who are interested in the issue as key concepts in explaining the course of contemporary thought in Turkey. Yet, this study doesn‘t focus on debates among materialist or idealist movements appearing during Tanzimat Period, or on the issue of how religion or metaphysical problems are discussed in high-school coursebooks of philosophy. This study aims only at directing attentions over the curriculum in outline. Moreover, it, at least, brings forward the discussion of the large body of knowledge centralising the problem of religion in teaching philosophy. It also aims at detecting the ideological background responsible for the composition of the curriculum. Attracting attentions on the curriculum will of course provoke the minds towards interesting issues implied by concepts such as westernisation, republic, metaphysics, religion, and philosophy.Cumhuriyet, eğitim, felsefe ve din kavramlarının bir arada kullanıldıkları bir üst başlık Türkiye‘de çağdaş düşüncenin seyrini açıklamada anahtar kavramlar olarak konuyla ilgili olanlar açısından çok dikkat çekici olsa gerektir. Fakat bu çalışma, Tanzimat döneminde yoğun bir şekilde kendini gösteren materyalist ve idealist akımlar arasındaki tartışmaları veya lise felsefe ders kitaplarında dinin veya metafizik problemlerin nasıl tartışıldığı meselesi üzerinde yoğunlaşmamaktadır. Bu çalışma, kabataslak bir şekilde sadece müfredat üzerine dikkatleri çevirmeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte Cumhuriyet dönemindeki felsefe öğretiminde din problemini merkeze alarak geniş bir müktesebatı tartışmayı en azından gündeme getirmektedir. Ayrıca çalışmanın bir diğer amacı da programları oluşturan ideolojik altyapıyı tespit etmektir. Elbette ki müfredat üzerine kabataslak dikkat çekmek bile batılılaşma, cumhuriyet, metafizik, din, felsefe gibi kavramların ima ettiği ilgi çekici konulara zihni kışkırtmaya yetecektir

    Ahlak Felsefesinin Krizi: Neden Bu Kadar Belirsiz Olan Etik Temeller Aranır?

    No full text

    Konuşma Öncesi Dönem Çocuklarının Sosyalite Değerlendirmesi

    No full text

    190

    full texts

    230

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Mütefekkir
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇