Mütefekkir
Not a member yet
230 research outputs found
Sort by
İngiliz Edebiyatı’nda Bir Mistik: William Blake
Human beings have never been satisfied with this ephemeral world. Perhaps, yearning and desire of rejoining −stemming from the descent from the heaven to the earth− are the emotions felt by the members of both celestial and non-celestial religions. Mysticism, having started with the zeal of people who weren‘t satisfied with this ephemeral world towards the eternal world, aimed at the love of God in the religions where there is a belief of single God. In this article, glancing at the life of a Christian mystic William Blake, we will try to shed light into his mystic thoughts. While studying Blake‘s mystic thoughts, there will be common points with Sufism. Nevertheless, analysis of these common points has been assigned to other studies.İnsanoğlu tarih boyunca hiçbir zaman bu fani dünya ile yetinmemiştir. Belkide cennetten yeryüzüne indirilmeden mütevellid hasret ve vuslat arzusu, hem semâvî dinlerin hem de gayri semâvî dinlerin müntesiplerinin hissettikleri duygulardır. Fânî dünyadan memnun olmayan insanların ötelere olan iştiyâkıyla başlamış olan mistisizm, tek tanrı inancına sahip dinlerde Allah aşkını gaye edinmiştir. Bu makalede Hıristiyan bir mistik olan William Blake‘in hayatına kısaca göz attıktan sonra onun mistik düşünce yapısını inceleyeceğiz. Blake‘in Mistik düşüncelerini incelerken, Tasavvuf‘ta da karşılaşabileceğimiz noktalar olacaktır. Ancak bu ortak noktaların analizi başka çalışmalara bırakılmıştır
Osmanlı Dönemi Müfessirlerinden Mehmed Şükrullah Gelenbevî ve Tefsirciliği
Up to date from the period when the revelation was revealed, many books have been written in understanding the Qur'an. Very serious scientific heritage was left in the field of interpretation. Ottoman period Qur’an interpretations are the last link in the chain coming up to date. Examining this heritage which waits on the shelves of the history in detail will be very meaningful in transferring Qur’an with its values and content to the future generations. First chapter of the study deals with the Ottoman scientific and cultural life and evaluates the Interpretation/Tafseer in the Ottoman Education Institutions. The second chapter includes the life of Mehmed Şükrullah and the third chapter tackles his role as an interpreter. This one-volume work called Âsâr-ı Nûr, which we hereby introduce, is one of the examples of recent interpretations. This work reflects the classical scientific tradition of the Ottoman era. It is an example which will be a reference for its successor works. It is also an example of “Meâl-Tafseer”, which doesn’t include details seen in the classical interpretations and aims at teaching the public. This article has given general information about Âsâr-ı Nûr and its method of the commentary in terms of the riwayah and dirayah. Interpretation aspect of the work, unique features of the book’s authorship and its presentation constitute the main objective of the study.Vahyin nazil olduğu dönemden günümüze kadar, Kur’ân’ın anlaşılması yönünde şifahi ve kitabi olmak üzere birçok çalışma yapılmış, tefsir sahasında çok ciddi ilmî miras bırakılmıştır. Osmanlı dönemi tefsir örnekleri de bu mirasın günümüze kadar uzanan son halkasıdır. Tarihin tozlu raflarında kalıp, gün ışığına çıkmayı bekleyen bu mirasın daha yakından incelenmesi, Kur’ân-ı Ke-rim’in değer ve içerik olarak gelecek nesillere aktarılması açısından anlamlı olsa gerektir. Çalışma XIX. YY. Osmanlı İlim ve kültürünü ele alan ve özellikle Osmanlı toplumu eğitim kurumlarında Tefsirin değerlendirildiği birinci bölüm, Mehmed Şükrullah’ın hayatını ele alan ikinci bölüm ve yazarın tefsirciliğinin incelendiği üç bölümden oluşmaktadır. Tanıtımını yaptığımız Âsâr-ı Nûr adlı tek ciltlik bu eser Osmanlı son dönem tefsir örneği olarak kaleme alınmıştır. Çalışma karakteristik açıdan Osmanlı ilim geleneğini yansıtmaktadır. Kendinden sonrası ilim anlayışına referans teşkil etme niteliğinde bir örnektir. Eser, klasik tefsirlerde müşahede edilen tafsilatların bulunmadığı, daha çok toplumu irşada yönelik ‘Meâl-Tefsîr’ tarzının örneklerindendir. Çalışmada Âsâr-ı Nûr ve rivayet ve dirayet açısından tefsir metodu hakkında genel hatlarıyla bilgiler verilmiştir. Eserin tefsir yönü, tarihi, tasnif ve sunum biçiminin kendine özgü yönlerinin tespiti, makalenin temel amacını teşkil etmektedir
Kıraatlerin Tefsire Etkisi (İbn Âşûr Örneği)
In this study, the impact on interpretation of differences in recitation will be discussed in the context of fersh differences in recitation. The fersh recitation differences will be exemplified under the heading direction of syntax and grammar differences in recitation. These exemplifications will be carried out in “Tahreer wa el-Tanweer" which is the interpretation of Ibn Ashur, one of the examples of recent commentators. The examples which are accepted mutawatir will consist of recitation and shaz readings will not find a place. Our goal is to analyse the effect of recitations in the explanation verses from the point of interpretation of Ibn Âshûr. When necessary, we will also be benefiting from other sources.Bu çalışmada kıraatlerin tefsire etkisi ferşî kıraat farklılıkları bağlamında ele alınacaktır. Ferşî kıraat farklılıkları ise nahiv ve sarf yönünden kıraat farklılıkları başlıkları altında örneklendirilecektir. Bu örneklendirmeler son dönem müfessirlerinden İbn Âşûr’un (ö.1 393/1973) tefsiri “et-Tahrîr ve’t-Tenvîr” üzerinden gerçekleştirilecektir. Verilen örnekler mütevatir kabul edilen kıraatlerden oluşacak şaz kıraatler yer verilmeyecektir. Amacımız, kıraatlerin ayetleri anlamlandırmadaki etkisini İbn Âşûr’un tefsiri çerçevesinde ele almaktır. Yeri geldikçe diğer kaynaklardan da istifade edilecektir
Eflâtûn ve Aristoteles'in Politikaya Dair Görüşleri Açısından İbn Haldûn'un Mukaddime Metni
In this study, Ibn Khaldun's work al-Muqaddima is investigated in the context of basic Ancient texts which are relevant to the political philosophy. Firstly, whether Aristotle's book Politics is known in medieval Islamic philosophy or not and it has been translated into Arabic or not and how much Ibn Khaldun is aware of this text are discussed. Secondly, we focus on the basis of views of Plato and Aristotle which are related to policy. Thirdly, the basic contexts of political considerations in al-Muqaddima and the relation between al-Muqaddima and two Ancient philosophers' opinions are mentioned. Fourthly, we focus on modern findings about the originality and innovation in al-Muqaddima's political thoughts. The study claims that Ibn Khaldun's method for investigation in al-Muqaddima is close to Aristotle's and he innovatively made the history as a basic concept, being not unaware of Aristotle's views.Bu çalışmada, İbn Haldûn'un Mukaddime metni, siyaset felsefesine ilişkin temel Antik metinler bağlamında bir arkeolojiye tabi tutulmaktadır. Öncelikle Aristoteles'e ait Politika kitabının Ortaçağ İslâm felsefesinde bilinip bilinmediği, Arapçaya tercüme edilip edilmediği ve İbn Haldûn'un söz konusu metinden ne kadar haberdar olduğu tartışılmaktadır. İkinci olarak Antik Yunan filozofları olan Eflâtûn ve Aristoteles'in politikaya dair görüşlerinin temelleri üzerinde durulmaktadır. Üçüncü olarak Mukaddime'de yapılan politik değerlendirmelerin temel bağlamları ve iki Antik Yunanlı düşünürün fikirleriyle ilişkisine yer verilmektedir. Dördüncü olarak Mukaddime'deki politik görüşlerin özgünlüğü ve yeniliğine dair modern bulgulara değinilmektedir. Çalışmanın iddiasına göre, İbn Haldûn'un Mukaddime'de kullandığı tahlil yöntemi Aristoteles'in Politika'sındakine yakındır ve Aristoteles'in görüşlerinden habersiz olmayan Müslüman düşünür tarihi temel bir kavram yapması bakımından yenidir
Bir Vakıa Olarak Medya Teşhiri ve Etkileri -İslam ve Hukuk Açısından Karşılaştırmalı Bir İnceleme-
Exposal has got types ranging from normal to abnormal. Its judgement changes according to the situation, such as forbidden exposal and permissible exposal. Faqihs (Islamic Canonists) have put forth three points of view as re-gards with the indemnity of the exposal. First, it is permissible to meet the in-demnity of moral damages through material payment. Second, it is not always permissible to meet the indemnity of moral damages. Third, it is permissible to meet the indemnity of moral damages through material payment using ta'dhir (bodily punishment). In this case, the issue is referred to the jurisdiction. When it comes to modern law, some states have determined some penalties about exposal, restricted the media freedom and implemented large amount of indemnities for the exposals occurred through media.Teşhirin normal ve anormal olan çeşitleri vardır. Duruma göre de hükmü değişir; mubah veya haram teşhir gibi. Hüküm değiştiği gibi ceza da değişir. Fakihler, teşhirin tazminatı konusunda üç farklı görüş ortaya koymuşlardır. Birincisi, manevi zararların tazminatının maddi şekilde ödenmesinin caiz görülmesidir. İkincisi; her durumda manevi zararların tazminin caiz olmamasıdır. Üçüncüsü ise; manevi zararların ta’zir yoluyla maddi olarak ödenmesinin caiz olmasıdır. Bu durumda iş, yargıya taşınır. Modern hukuka gelince, bazı devletler, teşhir suçuyla ilgili bazı cezalar koymuşlar, basın hürriyetini sınırlamışlar ve basına yansımış teşhir için büyük miktarda maddi tazminatlar getirmişlerdir
Türkiye'de Dindar Müslümanların Maruz Kaldığı Dışlama Üzerinden Açığa Çıkan Hak Çatışmaları
In this study, violations of right which reverberate to the pious muslims over the newlyacquired habits in Turkish with the motive of philosophical detection in the form of determining and managing the world perception of the language and its determining the existence in the world are being investigated. In the study where historical and political backgrounds, besides academic and scientific perceptions, are handled, some sample texts are being exposed to deconstruction and the subconscious of the perceptions around the concept of "pious muslim" is explored. The type of human which is implied by the concept of "pious muslim" in the new Turkish culture as the whole of each event about the language doesn't have enough right for living, as opposed to popular belief. The basic argument is that a pious person can't produce a normal perception even for himself/ herself without marginalised elements within the pious muslim identity. This is a kind of psycho-theological trauma and needs a deep examination. With this aspect, this study also deconstructs the concept of "pious muslim" and then evaluates the conditions of what are considered as its principals.Bu çalışmada, dilin dünya algısını ve dünyada varolmayı belirlemesi ve yönetmesi şeklindeki felsefi saptamadan hareketle yeni Türkçede edinilmiş alışkanlıklar üzerinden Müslüman dindarlara yansıyan hak ihlalleri soruşturulmaktadır. Akademik ve bilimsel algıların yanı sıra tarihsel ve politik arka planların da ele alındığı çalışmada, örnek bazı metinler yapıbozuma uğratılmakta ve Müslüman dindar kavramı etrafındaki algıların bilinçaltına inilmektedir. Dille ilgili her türlü etkinliğin bir bütünü olarak yeni Türkçe kültürde "˜Müslüman dindar' kavramının ima ettiği insan tipi, genelde sanılanın aksine yaşamaya yeterince hak sahibi değildir. Temel sav, Müslüman dindar kimliğinde ötekileştirilen unsurlar olmaksızın dindar bir insanın kendine bile bir "˜normal algı' üretemediğidir. Bu, bir çeşit psiko-teolojik travmadır ve derinlemesine incelenmesi lüzumludur. Bu bakımdan çalışma, Türkçedeki "˜Müslüman dindar' kavramını da yapıbozuma uğratmakta ve sonra onun asılları olarak varsayılanların durumlarını değerlendirmektedir
An Outline Of Qunawi's Reflections On Divine Names In Terms Of Oneness Of The Being/Wahdat Al-Wujûd
Being one of the most important figures among the wahdat al-wujûd(oneness of the being) theoreticians, Qunawi paid a significant attention to the Divine Names, like his predecessor ibn Arabî. Unlike the authors of classical period of su fism, Qunawi tackled the issue of Divine Names not only with regard to the Dhikr/rememberance/repitition of the divine names but also to ontological concerns. He placed the Divine Names in a central position while describing his Sufistic ontology. According to him, the first things manifested/disclosured from the God are His names and attributes. Everything in the physical world is the self-disclosure of a divine name, or the loci of manifestation/madhar of that name. These divine names have got such an eminent position in Qunawi's ideas that it is almost possible to consider his reflections on the divine names paramount to his ontological views. From the point of view that Qunawi's ontology is mainly based on Divine Names, an outline of his reflections on divine names has been introduced in this study.Vahdet-i Vücûd teorisyenleri arasındaki en önemli şahsiyetlerden biri olan Konevî, selefi ibn Arabî gibi ilâhî isimlere ciddi önem vermiştir. Klasik tasavvuf dönemi müelliflerinin aksine Konevî, ilâhî isimler meselesini sadece zikir açısından ele almamış, aynı zamanda ontolojik açıdan da meseleyi değerlendirmiştir. Tasavvufî ontolojisini açıklarken ilâhî isimleri merkezî bir noktaya yerleştirmiştir. Ona göre Cenab-ı Hak'tan ilk taayyün ya da tezahür eden varlıklar, ilâhî isimler ve sıfatlardır. Ayrıca fizikî âlemdeki her bir nesne ilâhî bir ismin tecellîsi veya mazharıdır. Bu isimler Konevî'nin fikirlerinde öylesine ön plandadır ki onun esmâya dair görüşünün, varlık görüşüyle neredeyse aynı anlama geldiğini düşünmek mümkündür. Bu çalışmada Konevî'nin varlık görüşünün büyük ölçüde ilâhî isimlere istinad ettiği fikrinden hareketle, onun esmâü'l-hüsnâ anlayışının ana hatları ele alınmıştır
Bir Osmanlı Şehri Olarak Filibe ve Filibe Mevlevîhanesi
The Balkan region has been under the influence of various cultures and civilisations during its history. The last chain of this process is the Ottoman culture and its influence. The Balkans had very different cultural accumulations during the period when the Ottomans were dominant. Plovdiv, which is an important centre of this region, has an appearance highly reflecting this influence. In this study, we have tried to tackle briefly the religious, social and cultural structures in Plovdiv. However, the destruction and loss in this region during the post-Ottoman era are too enormous to write here. As a sample for this situation, we focused on the Mawlawikhâna which is located in Plovdiv and has been alienated from its mission. In the study supported with the photos, we tried to lay bare the process which the Mawlawikhana has undergone and its current condition.İnsanlık tarihi çok büyük medeniyetlere şahitlik etmiştir. Tarih kitaplarının hayranlıkla bahsettiği bu medeniyetlerden birisi ve belkide en önemlisi İslam Medeniyeti'dir. İslam Medeniyeti farklı kültür ve coğrafyalar içerisinde çok önemli değerlerin taşınmasına ve yaşanmasına sebep olmuştur. İslam Medeniyeti'nin tarihe yansıdığı önemli bir kültür coğrafyası Osmanlı kültür coğrafyasıdır. İslam'ın insanlığa sunduğu değerlerin kendi kültür alanıyla birleşerek çok farklı algı, anlayış ve müesseselerin neşet ettiği Osmanlı kültürü bu medeniyetin önemli bir halkasını teşkil etmektedir. Osmanlı, Batı medeniyetlerinden ve milletlerinden farklı olarak insan merkezli olarak ürettiği hayır ve hizmet eserlerini kurmuş, geliştirmiş ve İslam Medeniyeti potasında insanlığa hediye etmiştir. Gittikleri her yerde insanların, hatta hayvanların dahi ihtiyaçlarını karşılayacak her türlü hizmeti sunmuşlardır. Benzeri bulunmayan tarihi eserler inşa etmek yine Osmanlı kültürel birikiminin medeniyet alanına kazandırdığı şeylerdir