İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
Not a member yet
1249 research outputs found
Sort by
İnovasyon ekosisteminde kütüphane kaynaklarının rolü
Temelinde iyileştirmek ve kolaylaştırmak olan inovasyon için en önemli unsur niyettir. İnovasyon (yenileşim) ürün, hizmet, süreç, pazarlama ve sosyal alanlar gibi birçok konuda gerçekleşebilir. İnovasyon kültürünün sonucunda marka, tasarım, faydalı model ve patent gibi çıktılar alınabilir.
Patent başvurularında alanda özgünlük ve Ar-Ge çalışmaları önemlidir. Akademik yayınların üretiminde patent başvuru sürecine dikkat edilmeli ve hak kaybı yaşanmaması için doğru planlama yapılmalıdır. Patent analizleri ile; paydaş seçimi, iş birliği fırsatı, rakip analizi, hukuksal analiz, çalışma konusu takibi veya etkileşimi, Ar-Ge yönünün değişimi, sorun çözümleri, taklidi engelleme ve itibar kazanımına yönelik veriler elde etmek mümkündür
Geriatrik bağlamda beslenmenin önemi ve geronteknolojik yaklaşımlar
Elinde fırçası, karşısında tuali olan 68 yaşındaki Taner Bey; bulmacasını çözmeye çalışan, her bulduğu kelime karşısında gülümseyerek mutluğunu gösteren 75 yaşındaki Aziz Bey, çiçekleriyle konuşarak, yapraklarını seven 63 yaşındaki Gülfer Hanım, torunuyla kuşlara, ekmek atan 65 yaşındaki Arif Bey, gazetenin sayfalarını çevirip, toplumsal olaylarla bağını koparmayan 70 yasındaki Baha Bey, torunlarına patik örmeye çalışan 70 yaşındaki Kıymet Hanım, bunca yıllık deneyimlerini okurlarıyla paylaşmak için bir kitap yazmaya çalışan 72 yaşındaki Ali Osman Bey, evlatlarının kışlığını büyük bir zevkle hazırlamaya çalışan 75 yaşındaki Nuray Hanım, katıldığı bilimsel faaliyetlerde genç meslektaşlarıyla deneyimlerini paylaşan 61 yaşındaki Nurdan Hanım sizce yaşlı mıdır? Evlatları, torunları ve diğer sevenleri onların yaş almasından, yaşlanmasından mutlu mudurlar
İnteraktif eğitim modellerinde yenilikçi yaklaşımlar
Bu poster çalışmasının amacı, interaktif öğrenmenin günümüz eğitim sistemindeki artan önemini vurgulamak, bu önemi anlamak için gerekli stratejileri, kaynakları, becerileri ve modelleri açıklamaktır. 21. yüzyıl becerileri, ihtiyaç analizi ve eğitimde yaratıcılık gibi konuları ele alarak modern eğitimdeki trendlere de dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. İnteraktif öğrenme, öğrencilerin daha etkili bir şekilde öğrenmelerine ve gelişmelerine yardımcı olan önemli bir eğitim yaklaşımıdır. Bu yaklaşımla beraber öğrencilere iş birliği içinde olma, iletişim becerilerini geliştirme ve yaşam boyu öğrenme stratejisi kazandırılması hedeflenmektedir. Öğrencilerin çeşitli projelerde, atölyelerde ve sanatsal etkinliklerde yer almaları, yeni becerilerin gelişimine katkı sağlamaktadır. 21. yüzyıl becerileri ve yaratıcılık, kişisel gelişimde ve analitik düşünce yapısında büyük bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, eğitimciler ve eğitim kurumları, interaktif öğrenmenin potansiyelini tam anlamıyla anlamalı, değerlendirmeli ve bu yöntemleri öğrencilere teknolojik altyapı ile sunmalıdır. Yeni eğitim modelleri olan ters-yüz öğrenme, oyun tabanlı öğrenme, problem tabanlı öğrenme ve proje tabanlı öğrenmeyi teknolojinin yenilikleri ile birleştirilmeli ve öğrencilerin becerileri harmanlanmış şekilde geliştirilmelidir
Latent social value: why it matters for sustainable development goals?
Social entrepreneurship has been quickly evolving in academics and practice. The diverse nature of the problems and geographies entails continuous opportunities to enhance social wealth. However, there have been strong disagreements among scholars and practitioners on definitional boundaries, dimensions, and how to identify social entrepreneurs (Santos, 2012, Zahra et al., 2009). It has become a large tent (Martin & Osberg, 2007) that shelters various perspectives to contribute to social value. Interestingly, the scatteredness of the concept is beneficial for scholarly contribution and human development. On the other hand, the institutions’ role is essential to determine who is a social entrepreneur—it will critically distinguish design and management issues. Although global institutes manage the growth of social entrepreneurship based on their defined criteria, it is pertinent to note that institutions differ across countries and regions. Moreover, the differences in social problems, available resources, and political, economic, cultural, and geopolitical environments impact specific development efforts
Riboflavin cooking losses and bioaccessibility in red meats
This study aimed to investigate the loss of riboflavin in meats by different cooking methods and determine the bioaccessibility of riboflavin in meat products using a simulated in vitro gastrointestinal system. The measured amount of riboflavin in raw meats was in the range of 75–195 µg/100 g. Cooking loss of riboflavin were between 5.09–89.23%. Riboflavin bioaccessibility was between 10–60%. In this study, it was revealed that riboflavin content in meats, which is an important part of nutrition, was affected by in vitro digestion. It is a well-known fact that nutrient losses can occur with cooking food
Laboratuvar güvenliği
Tıbbi Mikrobiyoloji laboratuvarları yapılan işin doğası gereği çalışanlar için doğal risk içerir. Çünkü güvenlik mutlak ve ölçülebilir bir değer değildir, çoğunlukla hataları önlemek ve yönetmek zordur. Buna bağlı olarak, güvenli çalışma ile çalışanların karşılaşabileceği zararları azaltmak ve laboratuvar kontaminasyonunu önlemek için, güncel bilgiye dayalı laboratuvar risk yöntemleri sürekli değerlendirilmeli ve güvenlik uygulamaları yerine getirilmelidir
İktisat okullarının maliye politikası yaklaşımları
Maliye, bir ülkenin veya kuruluşun gelirlerini yönetme, harcamalarını denetleme ve ekonomik kaynakların etkin bir biçimde dağıtılmasını sağlama süreci olarak tanımlanabilir. Bu disiplin, modem ekonomilerin temel yapı taşlarından biri olup, devletlerin ekonomik politikalarını belirlemesinde kritik bir rol oynamaktadır. Maliye alanındaki düşünce ve yaklaşımlar, iktisadi ve sosyal yapıyı şekillendirirken, ekonomik büyüme, gelir dağılımı, kamu harcamaları, vergi politikaları ve kamu borç yönetimi gibi temel konuları ele almaktadır. İktisadi düzenlemeler ve kamu politikalarının merkezinde yer alan maliye disiplini, iktisatçılar, akademisyenler ve politika yapıcılar için sürekli bir ilgi odağı olmuştur
Reflexões sobre enfermagem transcultural
Introdução:A cultura é uma construção social que engloba valores, crenças, atitudes, comportamentos, tradições e costumesmoldados e compartilhados pelos seres humanos, distinguindo-se do que é inerente à natureza. Todos os aspectos da cultura têm influência nas abordagens de Enfermagem, pois, para fornecer cuidados de Enfermagem de alta qualidade, é fundamental entender as diferenças culturais dos indivíduos. É preciso, portanto, estar ciente dos elementos culturais e oferecer cuidados de acordo com tais elementos. Ou seja, é necessário implementar a teoria da Enfermagem Transcultural. A Enfermagem Transcultural representa uma abordagem fundamental e necessária para a prática de Enfermagem contemporânea em um mundo cada vez mais globalizado e diversificado. Objetivo: Refletir sobre a importância da Enfermagem transcultural. Material e Método: Trata-se de uma reflexão teórica baseada na leitura, análise e interpretação de textos científicos encontrados em diversas bases de dados e em livros de Enfermagem. Resultados e Discussão: ATeoria da Enfermagem Transcultural, também conhecida como Teoria da Diversidade e Universalidade do Cuidado Cultural, foi formulada por Madeleine Leininger por volta de 1960. Leininger foi uma enfermeira e antropóloga americana muito reconhecida por seu trabalho no campo da Enfermagem transcultural. Respeito à diversidade cultural, consciência cultural, adaptação cultural, comunicação sensível à cultura, educação cultural e promoção da igualdade de acesso estão entre os princípios da prática de Enfermagem culturalmente sensível. Apesar dos esforços realizados em instituições de ensino e de saúde para capacitar enfermeiros para a prática da Enfermagem transcultural, ainda são muitos os problemas enfrentados na área. Dentre os principais desafios estão a língua estrangeira, crenças e hábitos diversificados, e a falta de conhecimento cultural. Pesquisas conduzidas em variados países revelam que estudantes e profissionais da área da Enfermagem demonstram um nível considerável de sensibilidade intercultural, variando de moderado a elevado. No entanto, persiste uma lacuna no entendimento abrangente da Enfermagem transcultural, refletida na falta de autoconfiança ao lidar com pacientes de origens culturais diversas e na escassa motivação para adquirir conhecimentos sobre este domínio. Conclusão: Acompreensão das diversas culturas, suas crenças, valores e práticas de saúde é essencial para proporcionar um cuidado de Enfermagem eficaz, centrado no paciente e culturalmente sensível. A formação e a educação contínua dos profissionais de Enfermagem são fundamentais para desenvolver competências transculturais e garantir que estejam preparados para fornecer cuidados culturalmente apropriados. Contribuições para Enfermagem: Ao respeitar e incorporar as crenças e práticas culturais, os profissionais de Enfermagem podem reduzir disparidades, melhorar a comunicação, promover a adesão ao tratamento e, em última análise, elevar os resultados de saúde, contribuindo para uma sociedade mais inclusiva e saudável
Do the proximal ulnar angulations have correlations with each other? Anatomical study and review of the literature
Objective: The proximal ulna has a complex and unique architectural anatomy, therefore, its fractures are difficult to manage. This paper aimed to evaluate proximal ulnar angu-lations that contribute to the fixation and restoration of proximal ulna fractures in the Turkish population. Materials and Methods: This study was performed on 107 Turkish adult ulnae (55 right, 52 left) whose age and sex were unknown. The ulnar length (UL), proximal distance of varus angulation (PDVA), and widths at the point of varus angulation were measured with a digital caliper. The proximal ulna torsion angle (PUTA), varus angulation (VA), proximal ulna dorsal angulation (PUDA), articular angle (AA), and olecranon–diaphysis angle (ODA) were measured with a goniometer. The statistical analysis was carried out at the SPSS 21.0 program (IBM Corporation, Armonk, NY, USA). Results: The median UL was 251.97 mm (minimum: 196.84 – maximum: 497.76 mm), me-dian PDVA was 82.7 mm (minimum: 16.21 – maximum: 108.62 mm), mean total width was 15.04±1.84 mm, mean posterior-interosseous width was 13.72±2.37 mm and mean posterior-anterior width was 15.15±1.93 mm. The mean PUTA was 27.10°±9.04°, the me-dian VA was 14° (minimum: 5° – maximum: 23°), the median PUDA was 8° (minimum: -3° – maximum: 20°), the median AA was 25° (minimum: 19° – maximum: 39°), and the mean ODA was 17.39°±5.33°. A moderate negative correlation was detected between the PUDA and ODA (rs= -0.50, p<0.001). Conclusion: The mean proximal ulnar angulations in this study can be beneficial during surgery for the fixation of proximal ulna fractures. This study revealed the correlation be-tween proximal ulnar angulations in the Turkish population
The importance of loT techology in earthquake research and rescue studies
Depremlerin yıkıcı etkisi, hem kısa vadede hem de uzun vadede insani, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle, deprem sonucu yıkılan binalarda acil müdahale için çalışan arama kurtarma ekiplerinin, teknoloji ve internet çağının sağladığı imkanları kullanabilmesi dünya üzerinde kanıtlamış performans çözümleri sunabilmekted ir. Nesnelerin interneti (IoT) teknolojisi sayesinde, sensör tabanlı cihazların kullanımı, giyilebilir teknolojiler ile yapılardaki bireylerin varlığının, konumunun, yaşam belirtilerinin tespiti açısından önem arz etmekle birlikte, yapı ve çervesinde kullanılabilen sensörler ile hem enkaz araştırma hem de deprem sonrası çevresel tehlikelerin öngörülebilmesi açısından kullanılabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, arama kurtarma ekiplerinin enkaz ve çevresinde hızlı ve verimli çalışabilmeleri adına IoT tabanlı sensörlerin araştırılması ve dünya genelinde geçerliliği olan bu teknoloji sisteminin öneri olarak sunulmasıdır.The destructive effects of earthquakes result in short-term and long-term human, psychological, sociological, and economic consequences. Particularly, the use of technology and the opportunities provided by the internet age may offer proven performance solutions for search and rescue teams working for emergency response in collapsed buildings after earthquakes. Through the use of sensor-based devices enabled by the Internet of Things (loT) technology, wearable technologies for the detection of individuals' presence, location, and vital signs in structures become significant. Sensors that used in and around structures can also be used for both debris research and prediction of post-earthquake environmental hazards. The aim of this study is to explore and propose loT-based sensors technology as a system which is globally applicable for search and rescue teams to work efficiently and effectively in debris and surrounding areas