Avrasya Üniversitesi AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi
Not a member yet
235 research outputs found
Sort by
Türkiyede riskin erken saptanması komitesinin etkinliği: BIST kurumsal yönetim şirketleri üzerine nitel bir araştırma / Early detection of risk in Turkey committee activity: Qualitative research on BIST corporate governance companies
6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 378. Maddesi gereğince anonim ve limited şirketlerde risk yönetim süreçlerinin hassasiyetine bağlı olarak risk süreçlerinde tedbir almak ve risk yönetimini canlı tutmak adına şirketlerde yönetim kuruluna tavsiye vermek amacıyla kurulması gereken riskin erken saptanması komitesi kavramı hayatımıza girmiştir. Yeni Türk Ticaret Kanunu, ilgili şirketleri bahsi geçen komiteyi kurmak ve aktif bir şekilde çalışmasını sağlamakla zorunlu tutmuştur. Riskin erken saptanması komitesi ilgili bölümlerde daha detaylı olarak anlatılacak olsa da özetlenecek olursa; en az 2 kişilik bir yapıyla kurulan, komite başkanının bağımsız olması zorunlu olan, yılda 6 kez rapor hazırlayıp yönetim kurulunun onayına sunan, şirket içerisinde aktif bir iç kontrol ortamı sağlayan kurumsal yönetimin bir alt yapısıdır. Bu bilgiler ışığında bu çalışma; anonim şirketlerde kurulması zorunlu olan riskin erken saptanması komitesinin ülkemizdeki örneklem olarak seçtiğimiz şirketlerdeki mevcut durumunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Amaca ulaşabilmek üzere, BIST Kurumsal Yönetim şirketleri seçilmiş ve yıllar itibariyle söz konusu şirketlerde komitelere dair bulgular ortaya konulmuştur. Durum tespiti, şirket faaliyet raporlarından faydalanılarak elde edilen verilerin SPSS istatistik paket programında frekans analizine tabi tutulmasıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma içerisinde komitenin kuruluşu, faaliyetleri, işleyişi, görevleri, denetimi gibi konu başlıklarına yer verilmiş ve bu çalışma ile riskin erken saptanması komitesinin etkinliğine nitel bir araştırmayla ışık tutulması amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Risk, Risk yönetimi, İç Kontrol Sistemi, Kurumsal Yönetim, BIST, Riskin Erken Saptanması Komitesi378 of the New Turkish Commercial Code No. 6102. As per article, the concept of the early detection of risk committee to advise the board of directors at companies in order to take measures in risk processes based on the sensitivity of risk management processes in joint stock and limited companies and to keep risk management alive has come to life. The new Turkish Commercial Code obliged the companies concerned to establish the committee mentioned and ensure that it works actively. Although the early detection of risk committee will be discussed in more detail in the relevant sections, it is a substructure of the corporate governance that provides an active internal control environment within the company, established with a structure of at least 2 people, compulsory to have a committee president independent, report 6 times a year and submit to the board's approval. In light of this information, the study aims to demonstrate the current status of the early detection of risk committee, which is mandatory to be established in joint stock companies, in the companies we have chosen as an example in our country. In order to achieve the objective, BIST Corporate Governance companies have been selected and, from the years onwards, evidence of committees has been established in these companies. Due diligence was conducted through the use of company activity reports to carry out frequency analysis of the data acquired in the SPSS statistical package program. Within the study, the committee's organization, activities, operation, duties, supervision and the aim is to provide a qualitative investigation into the effectiveness of this study and the early detection of risk committee. Keywords: Risk, Risk Management, Internal Control System, Corporate Governance, BIST, Early Detection of Risk Committe
Prenatal bağlanma ile gebelikte distres durumu arasındaki ilişkinin incelenmesi / Investigation of the relationship between prenatal attachment and distress during pregnancy
Bu araştırma, gebelikte prenatal bağlanma ve distres arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla, kesitsel, tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışma, Nisan-Temmuz 2020 tarihleri arasında, Artvin Devlet Hastanesi kadın doğum polikliniğine başvuran ikinci ve üçüncü trimesterdeki 207 gebe ile yürütülmüştür. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "Tilburg Gebelikte Distres Ölçeği (TGDÖ)" ve "Prenatal Bağlanma Envanteri (PBE)" ile yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin istatistik analizi için SPSS (Statistical Package for Social Sciences for Windows 22.0) programı kullanılmıştır. Sonuçlar %95 güven aralığında, p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Gebelerin %37.7'si 25-29 yaş aralığında idi. PBE puan ortalamaları 60.54±10.83, eğitim düzeyi arttıkça PBE puan ortalamalarının arttığı, evlilik süresi, gebelik ve doğum sayısı arttıkça PBE puan ortalamalarının azaldığı bulunmuştur. Çalışan gebelerin çalışmayanlara göre, primigravidaların multigravidalara göre, gebeliğin planlı ve isteyerek olanların, plansız ve istenmeyen gebeliklere göre PBE puan ortalamalarının yüksek olduğu bulunmuştur. Gebelerin TGDÖ toplam puan ortalaması 26.44±6.32 olduğu bulunmuştur. Çalışmayan gebelerde ve gebelerin yaş, evlilik süresi, gebelik, doğum ve yaşayan çocuk sayısı arttıkça toplam TDGÖ puan ortalamasının yükseldiği bulunmuştur. Eğitim düzeyi yükseldikçe eş katılımı alt boyutunda distres düzeyinin azaldığı, multigravidaların primigravidalara göre TGDÖ puan ortalamasının yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak PBE puan ortalaması arttıkça, TGDÖ puan ortalamalarının azaldığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Gebelik, prenatal bağlanma, gebelikte distress, PBE, TGDÖThis study was conducted as a cross-sectional and descriptive study in order to determine the relationship between prenatal attachment and distress during pregnancy. The study was conducted with 207 pregnant women in the second and third trimesters who were admitted to the Obstetrics and Gynecology outpatient clinic of Artvin State Hospital between April and July 2020. The data were collected through face-to-face interviews with the "Personal Information Form", "Tilburg Pregnancy Distress Scale (TPDS)" and "Prenatal Attachment Inventory (PAI)". SPSS (Statistical Package for Social Sciences for Windows 22.0) program was used to analyze the data. The results were evaluated at 95% confidence intervals and p <0.05 significance level. 37.7% of the pregnant women were in the 25-29 age range. It was found that the average PAI scores were 60.54±10.83, the mean PAI scores increased as the level of education increased, and the mean PAI scores decreased as the duration of marriage, the number of births and pregnancy increased. When the average PAI scores were examined, it was found that working women were higher than non-working women, primigravidas were higher than multigravidas, and planned and deliberate pregnancies were higher than unplanned and unwanted pregnancies. It was found that the total mean score of the pregnant women was 26.44±6.32. In addition to unemployed pregnant women, it was found that as the age, duration of marriage, the number of births and pregnancy and the number of living children of pregnant women increased, the total TPDS mean score increased. It was also observed that as the level of education increased, the level of distress decreased in the sub-dimension of partner engagement, and the mean TPDS score was higher for primigravidas compared to multigravidas. As a result, it was found that the higher the PAI mean score, the lower the mean TPDS mean. Keywords: Pregnancy, prenatal attachment, distress, PAI, TPD
İmar planlarının hazırlanmasında kullanılan bilgi altlıkları ve harita mühendisliğinin önemi / Information bases used in the preparation of zoning plans and the importance of map engineering
Bu çalışma, imar planlarının hazırlanmasında kullanılan bilgi altılıklarının önemini ve harita mühendislerinin rolünü incelemektedir. İmar planları, bir bölgenin düzenlenmesi, geliştirilmesi ve kullanımının belirlenmesinde kritik bir rol oynar. Bilgi altılıkları, planlama sürecinde kullanılan verilerin toplanması, analizi ve sunumunu sağlar. Bu veriler, coğrafi bilgiler, nüfus istatistikleri, altyapı bilgileri, arazi kullanımı ve çevresel faktörler gibi çeşitli unsurlardan oluşabilir. Bu çalışmada, bilgi altılıklarının doğruluğu ve güncelliği konularına vurgu yapılmıştır. Ayrıca, harita mühendislerinin bu süreçteki önemi ve rolü üzerinde durulmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, imar planlarının hazırlanmasında kullanılan bilgi altılıklarının önemini vurgulamak ve harita mühendislerinin rolünü belirtmektir. Ayrıca, imar planlarının hazırlanmasındaki potansiyel sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik önerileri tartışmayı amaçlamaktadır. Çalışmada doğru ve güncel bilgi altılıklarının kullanılması ve harita mühendislerinin etkin katılımıyla imar planlarının daha etkili ve başarılı bir şekilde hazırlanabileceği sonucuna varılmıştır.This study examines the importance of the information underpinnings used in the preparation of zoning plans and the role of survey engineers. Development plans play a critical role in determining the organization, development and use of an area. Data bases enable the collection, analysis and presentation of data used in the planning process. This data can consist of various elements such as geographic information, population statistics, infrastructure information, land use and environmental factors. In this study, the accuracy and timeliness of data bases are emphasized. In addition, the importance and role of survey engineers in this process is emphasized. The main purpose of this study is to emphasize the importance of information substrates used in the preparation of zoning plans and to indicate the role of survey engineers. It also aims to discuss potential problems in the preparation of zoning plans and suggestions for solving these problems. The study concludes that zoning plans can be prepared more effectively and successfully with the use of accurate and up-to-date data bases and the effective participation of survey engineers
Arıcılık sektöründe iş sağlığı ve güvenliği risklerinin araştırılması: Yukarı Çoruh Vadisi bölgesi ve Bayburt örneği / A research of occupational health and safety risks in the beekeeping sector: upper çoruh valley region and bayburt example
Arıcılık sektöründe iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk faktörlerini belirlemeye yönelik yapılan bu çalışmada; arıcılık konusunda önemli bir potansiyele sahip olan Yukarı Çoruh Vadisi ile Bayburt İlinde faaliyet gösteren 13 arılıkta, arıcılarla yüz yüze görüşme ve derinlemesine mülakat yapılarak toplanan veriler ışığında, Fine-Kinney risk analiz yöntemi kullanılarak ergonomik, fiziksel, biyolojik riskler ile özellikle tarım ilaçları ve arı hastalıklarına karşı kullanılan kimyasal maddelere mesleki maruziyetler ve halk sağlığı açısından büyük öneme sahip olan balda kalıntı temelli kimyasal riskler ile bu risklere karşı alınması gereken önlemler ortaya konulmuştur. Yapılan risk değerlendirmesi sonucunda 5 adet ergonomik, 4 adet fiziksel, 6 adet kimyasal ve 2 adet biyolojik risk faktörü tespit edilmiş, 13 adet bal örneğinde yapılan ağır metal analizi sonucunda tüm örneklerde ağır metal tespit edilmiş ancak sadece 2 örneğin FAO-WHO Birleşik Gıda Kodeksinin gıdalarda tanıdığı maksimum ağır metal oranlarına uyumluluk göstermediği, arıcıların arı hastalık ve zararlılarına karşı kullandığı ilaç kalıntısı analizleri sonucunda 3 örnekte sulfametzin, 2 örnekte tetracycline, 2 örnekte streptomycine, pestisit analizleri sonucunda ise 2 örnekte coumaphoz ve 6 örnekte de amitraz kalıntısı tespit edilmiş, alınan örneklerin hiçbirinde naftalin kalıntısı tespit edilememiştir.In this study conducted to determine the risk factors in terms of occupational health and safety in the beekeeping industry; In the light of the data collected by face-to-face and in-depth interviews with employees in a total of 13 beekeeping workplace in the Upper Çoruh Valley and Bayburt province, which have an important potential in beekeeping, the Fine-Kinney risk analysis method is used to protect against ergonomic, physical, biological risks and especially pesticides and bee diseases. Occupational exposures to the chemicals used and residue-based chemical risks and precautions to be taken in honey, which is of great importance for public health, are presented. As a result of the risk assessment, 5 ergonomic, 4 physical, 6 chemical and 2 biological risk factors were determined. As a result of heavy metal analysis performed on 13 honey samples, heavy metals were detected in all samples, but it was determined that only 2 samples did not comply with the maximum heavy metal ratios recognized by the FAO-WHO Combined Food Codex in foods. As a result of medicine used against bee diseases and pests residue analysis and pesticide analysis, sulfametzine in 3 samples, tetracycline in 2 samples, streptomycine in 2 samples, coumaphoz in 2 samples and amitraz residue in 6 samples were detected and no mothballs residue was detected in any of the samples taken
Düzköy - Çal orta mahalle heyelanının limitdenge ve sonlu elemanlar yöntemi ile analizi / The analysis of Düzköy- Çal orta district landslide through limit equilibrium and finite elements method
İnşaat ve geoteknik mühendisliği alanlarında şevlerin stabilitesinin sağlanıp, şevin güvenli hale getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında kütle hareketleri, şev stabilite analizlerinde kullanılan metodlar, inceleme alanına ait zemin geoteknik parametrelerinin belirlenmesi ve ıslah metodlarından söz edilmiştir. Trabzon ilindeki Düzköy Çal Orta Mahallesi'nde meydana gelen heyelan incelenmiştir. İnceleme alanında arazi gözlemleri, zemin araştırma çalışmaları, arazi deneyleri yapılmış ve geoteknik zemin etüd raporu hazırlanmıştır. Yapılan sondaj çalışmaları, arazi ve laboratuvar deneyleri sonuçlarına bakılarak inceleme alanının zemin geoteknik parametreleri belirlenmiştir. İnceleme alanında gerçekleşen heyelana uygun ıslah metodu belirlenerek, şevde güvenliğin sağlanması gerekmektedir. Yapılacak şev stabilite analizlerinde limit denge ve sonlu elemanlar yöntemi ile analiz yapan paket programlar kullanılmıştır. Mevcut durum analizi gerçekleştirilip güvenlik sayısı hesaplanmıştır. Uygun ıslah metodu belirlenerek programda tanımlanmış ve tekrar analiz işlemi gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda güvenlik sayısı arttırılarak şev duraylı hale getirilmiştir.In the fields of civil and geotechnical engineering, it is of great importance to ensure the stability of the slopes and make the slope safe. In this thesis, mass movements, methods used in slope stability analysis, determination of soil geotechnical parameters of the study area, and improvement methods are mentioned. The landslide that occurred in Düzköy Çal Orta District in Trabzon province was investigated. In the study area, field observations, ground research studies, field tests were carried out and a geotechnical ground survey report was prepared. The soil geotechnical parameters of the study area were determined by looking at the results of the drilling works, field and laboratory tests. It is necessary to determine the appropriate improvement method for the landslide in the study area and to ensure safety on the slope. In the slope stability analyzes to be made, package programs that analyze with limit equilibrium and finite element methods were used. The current situation analysis was carried out and the security number was calculated. Appropriate soil improvement method was determined and defined in the program and analysis was performed again. As a result of the analysis, the number of safety has been increased and the slope has been made stable
Mesleki eğitim merkezi öğrencilerinin kişilik özellikleri ile rahim ağzı kanseri ve pap smear testine yönelik sağlık inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi / Examination of the relationship between the personal characteristics of vocational education center students and the health belief of the utility cancer and pap smear screening test
Bu araştırma, öğrencilerin kişilik özellikleri ile rahim ağzı kanseri ve Pap-smear tarama testine yönelik sağlık inançları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Çalışma, Ağustos-Eylül 2021 tarihleri arasında, Van Vali Ali Paşa Mesleki Eğitim Merkezi'nde farklı meslek dallarında okuyan 291 kadın öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, "Kişisel Veri Toplama Formu", "Beş Faktör Kişilik Ölçeği", "Rahim Ağzı Kanseri ve Pap Smear Taraması Sağlık İnanç Modeli Ölçeği" kullanılarak online ortamda görüşülerek elde edilmiştir. Verilerin istatistik analizi için IBM SPSS 22.0 (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Bulgular p <0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Kadınların yaş ortalaması 32.33∓ 8.94'dür. Kadınların kişilik özellikleri ile rahim ağzı kanseri ve Pap-smear testi sağlık inancı arasındaki ilişki incelendiğinde, dışa dönüklük ve yumuşak başlılık kişilik özelliği yüksek olan kadınların yarar/sağlık motivasyonu, engeller, önemseme/ciddiyet, duyarlılık ve sağlık motivasyonu puan ortalamasının da yüksek olduğu saptanmıştır. Özdenetim ve nörotiklik kişilik özelliği arttıkça yarar/sağlık motivasyonu, önemseme/ciddiyet ve duyarlılık alt puan ortalamasının arttığı görülmüştür. Deneyime açıklık kişilik özelliği arttıkça da yarar/sağlık motivasyonu, önemseme/ciddiyet ve sağlık motivasyon alt puan ortalamasının arttığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak kadınların üreme sağlığını korumalarını ve rahim ağzı kanser taramalarını engelleyen faktörleri belirleyebilmek için kişilik özellikleri, sağlık tutum ve inançları değerlendirilmeli ve buna ilişkin çalışmalara öncelik verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Kişilik Özellikleri, Pap-smear, Rahim Ağzı Kanseri, Sağlık İnanç ModeliThis study was conducted as a descriptive and correlational search in order to evaluate the relationship between the personality traits of female students and their health beliefs about cervical cancer and Pap-smear screening test. The study was conducted with 291 female students studying in different professions at Van Vali Ali Paşa Vocational Education Center between August and September 2021. The data were obtained through online using the "Personal Data Collection Form", "Five Factor Personality Scale", "The Cervical Cancer and Pap Smear Screening Health Belief Model Scale". IBM SPSS 22.0 (Statistical Package for Social Sciences) program was used for statistical analysis of the data. The findings were evaluated at p <0,05 significance level. The mean age of women is 32.33∓ 8.94 years. When the relationship between women's personality traits and cervical cancer and Pap-smear test health belief was examined, it was determined that women with high extraversion and agreeableness personality traits also had a high mean score of benefit/health motivation, barrier, care/severity, sensitivity and health motivation. It was observed that as conscientiousness and neuroticism personality traits increased, benefit/health motivation, care/severity and sensitivity sub-score average increased. It was determined that as the personality trait of openness to experience increased, the sub-score average of benefit/health motivation, care/severity and health motivation increased. As a result, in order to determine the factors that prevent women from protecting their reproductive health and screening for cervical cancer, personality traits, health attitudes and beliefs should be evaluated and studies should be given priority. Key Words: Personality characteristics, Pap-smear, Cervical Cancer, Health Belief Mode
Trabzon Solaklı vadisi çağdaş camilerinde gelenekten kopuşun niteliği üzerine bir değerlendirme / An evaluation on the quality of tradition of Trabzon Solakli valley in contemporary mosque
Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan Trabzon ili kırsal cami bakımından zengin örneklere sahiptir. Bölgenin vadili yapısından dolayı birçok alanda farklı kırsal cami tiplerine rastlamak mümkündür. 1960'lı yıllardan sonra inşa edilen kırsal camilerde gelenekten kopuşun gözlendiği görülmektedir. Bu gelenekten kopuk kırsal cami mimarisinin nedenlerini irdelemek değişimin yorumlanmasını sağlayacaktır. Bu tez çalışmasında, Araştırma alanı olarak Trabzon bölgesi Solaklı Vadisi seçilmiştir. Bu vadinin seçilme nedeni bölgede çeşitli ve zengin kırsal cami mimarisine rastlanmasından dolayıdır. 1960 yılına kadar inşa edilmiş geleneksel kırsal camiler ile 1960 yılından sonra gelenekten kopuk bir şekilde inşa edilmiş camilerin, kullanılan malzeme, mimari yapısı, plan şeması, bezeme kullanımları ve üst örtü/tavan yapıları bakımından karşılaştırılarak geleneksel cami mimarisinden kopuşunun nedenlerini araştırmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Trabzon Solaklı Vadisinde yer alan kırsal camilerin mimarilerindeki değişimini ifade etmek için bölgedeki kırsal camilerin tipoloji, biçim, yapım tekniği ve malzeme yapısı ortaya koyularak karşılaştırmalar yapılmıştır. Bu sayede 1960 yılı sonrasında inşa edilen kırsal cami mimarisindeki dramatik kopuşun nedenleri irdelenmeye çalışılmıştır.Located in the Eastern Black Sea, Trabzon has rich examples in the history of rural mosques. Before making the regional valley, it is possible to come across a variety of different types of rural mosques. It is seen that after the 1960s, the engineer detached from tradition in mosques in the countryside. Examining the reasons of the rural mosque architecture that is disconnected from this tradition will provide an interpretation of the change. In this thesis, Solaklı Valley of Trabzon region was chosen as the research area. The reason for this valley is chosen because of the rich and varied mosque architecture in the region. The aim of this study was to compare the traditional rural mosques, which were built until 1960, and the mosques, which were built after 1960, in terms of materials, architectural structure, plan scheme, decoration and top cover / ceiling structures. In this context, the typology, form, construction technique and material structure of rural mosques in the region were compared in order to express the changes in the architecture of rural mosques in the Solaklı Valley of Trabzon. In this way, the reasons of the dramatic break in the architecture of rural mosque built after 1960 were tried to be examined
Hemşirelerde teknoloji bağımlılık düzeylerini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi / Evaluation of the factors affecting technology addiction levels in nurses
Bu araştırma hemşirelerde teknoloji bağımlılık düzeylerini etkileyen sosyodemografik faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla bir devlet hastanesinde görev yapmakta olan 161 hemşire ile tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri için katılımcıların demografik verilerini ve bazı kişisel özelliklerini içeren "Kişisel Bilgi Formu" ve "Teknoloji Bağımlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların %58.4'ünün kadın, %52.2'sinin 26-40 yaşları arasında, %60.2'sinin lisans mezunu olduğu ve %32.3'ünün günde 5-6 saat sosyal ağlarda vakit geçirdiği saptanmıştır. Sonuç olarak araştırma kapsamındaki hemşirelerden elde edilen veriler doğrultusunda, hemşirelerin teknolojik bağımlılık düzeylerine cinsiyetin, madde kullanımının, çalışma süresi ve sosyal ağlarda geçirilen sürenin istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür (p<0.05). Katılımcıların teknoloji bağımlılığı ölçek puanı 69.603 ile "Orta düzeyde bağımlı" kategorisine denk gelmektedir. Teknoloji bağımlılığına etki eden unsurları tüm sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde ele alınarak sağlık çalışanlarının sosyal yaşantısı ve psikolojik durumlarının irdelenmesi, tıpkı madde bağımlılığının araştırılması gibi bireylerin aile ortamları, sosyal kaygıları, kişisel gelişmişlik durumları, ekonomik durumları, çalışma koşulları, mesleği sevme durumları gibi konular daha detaylı bir çalışma ile araştırılması önerilmektedir.This study was carried out descriptively with 161 nurses working in a state hospital in order to evaluate the socio-demographic factors affecting the level of technology addiction in nurses. "Personal Information Form" containing demographic data and some personal characteristics of the participants and "Technology Addiction Scale" were used for the research data. The data obtained were analyzed using the SPSS 21.0 package program. It has been determined that 58.4% of the participants are female, 52.2% are between the ages of 26-40, 60.2% are undergraduate and 32.3% spend 5-6 hours a day on social networks. It was observed that the technology addiction scale score of the participants corresponded to the "moderately dependent" category with a score of 69.60, and there was a statistically significant difference between nurses' technological addiction levels and gender, substance use, working time and time spent in social networks (p <0.05). It is recommended that the factors affecting technology addiction should be addressed in a way that includes all healthcare workers, and the subjects such as family environment, social concerns, personal development status, economic status, working conditions, and liking the profession of individuals should be investigated in a more detailed study
Kamu yönetiminde dijital dönüşüm: Türkiye'de kamu yönetiminin dijital dönüşümüne dair bir analiz / Digital transformation in public administration: An analysis on the digital transformation of public administration in Turkey
Bilgi toplumunun ortaya koyduğu dijital dünyada, "dijitalleşme" kavramının önemi gittikçe artmaktadır. Günümüzde bu teknolojik ilerlemeler sayesinde insanların hayatlarını dijital araçlar çevrelemektedir. Bu bağlamda kamu sektörlerinin dijital teknolojileri kullanımı, hizmet ve süreçlere bu teknolojileri entegre etmeleri daha hızlı, etkin, verimli, hesap verebilir bir kamu yönetimi anlayışını geliştirmiştir. Gelişen bu anlayış doğrultusunda dijital devletin önemi de oldukça artmıştır. Ülkeler kamu sektörlerinde gerçekleştirmek istedikleri dijital dönüşüm için politikalar oluşturmaya, yasalar yapmaya ve bilgi teknolojilerine yatırımlar yapmaya başlamışlardır. Çalışmanın birinci bölümünde; dijital dönüşüm kavramı ile ilgili teorik açıklamalar yapılıp, dijital teknolojilerden bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; dijital devlet kavramı hakkında teorik bilgiler ortaya koyulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, Türkiye'de dijital devlet üzerine yapılan çalışmalar üzerinde durulmaktadır.The importance of the concept of "digitalization" is increasing in the digital world revealed by the information society. Today, thanks to these technological advances, digital tools surround people's lives. In this context, the use of digital technologies by public sectors and their integration into services and processes have developed a faster, effective, efficient and accountable public administration approach. In line with this developing understanding, the importance of the digital state has increased considerably. Countries have begun to formulate policies, make laws and invest in information technologies for the digital transformation they want to achieve in public sectors. In the first part of the study; theoretical explanations about the concept of digital transformation were made and digital technologies were mentioned. In the second part of the study; theoretical information about the concept of digital state has been revealed. In the third part of the study, Turkey is also focused on the study of digital government
Türkiye'deki sürdürülebilir üniversite kampüs yapılarınınLEED sertifikası kapsamında incelenmesi / Sustainable university campus structures in Turkey review within the scope of LEED certification
Günümüzde doğal kaynakların bilinçsiz bir şekilde kullanılması ve tüketilmesi sonucu yapıların ve doğanın sürdürülebilirliği tehlike altına girmiştir. Bu tehlikenin sebebi ise artan teknoloji kullanımı sonucunda harcanan geri dönüştürülemez kaynak ve enerji kullanımıdır. Bu tehlikelerin önüne geçebilmek için doğa ile uyum içerisinde olan, sürdürülebilir ve çevre dostu yeşil bina anlayışını benimseyen çözümler tercih edilmektedir. Bu yapıların çevre dostu yanlarının ortaya çıkarılması, teşvik sağlanması ve yaygınlaşarak sertifika sistemleri kazanması birçok açıdan önemli görülmektedir. Bu yapılarda eğitim alan bireyler sürdürebilirlik bilinci içerisinde farkındalığı arttırmakta ve çevresini bu farkındalıkla koruyarak gelecek nesillere de yaşanılabilir yeşil bir çevre bırakma fikrinin yaygınlaşması sağlanmaktadır. Sürdürülebilir yapıların incelenmesinde dünya genelinde birçok sertifika sistemi bulunmaktadır. Bu sistemler içerisinde en sık ve yaygın olarak tercih edilen LEED sertifika sistemi çalışma kapsamında kullanılmıştır. Çalışmada Türkiye'de sürdürülebilir ve LEED sertifikalı üniversite kampüs yapılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında literatür araştırması yapılarak konu ile ilgili kavramlar ve genel bilgiler verilmiştir. Yapılan çalışmalar kısmında Türkiye'de sürdürülebilir ve LEED sertifikalı üniversite kampüs yapıları LEED kriterlerine ve puanlarına bağlı kalarak incelenmiştir. İncelenen yapıların LEED sertifikası puanlarına ve kriterlerine bağlı karşılaştırmalar yapılmış ve bulgular elde edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde de sonuçlar ve incelenen yapıların LEED Sertifika puanlarını daha üst seviyelere çıkartmaları için neler yapmaları gerektiğine yönelik öneriler sunulmuştur.Today, due to the unconscious use and consumption of natural resources, The sustainability of buildings and nature has been endangered. The reason for this danger is the irreversible use of resources and energy due to the increasing use of technology. In order to prevent these dangers, solutions that are in harmony with nature and adopt a sustainable and environmentally friendly green building approach are preferred. Revealing the environmentally friendly aspects of these buildings, providing incentives, and gaining widespread certification systems are considered necessary in many respects. Individuals who receive education in these buildings increase knowledge in sustainability awareness, and the idea of leaving a livable green environment to future generations by protecting the environment with this awareness is made widespread. There are many certification systems worldwide in the examination of sustainable buildings. LEED certification system, which is the most frequently and widely preferred among these systems, was used within the scope of the study. The study aims to examine sustainable and LEED-certified university campus buildings in Turkey. In the first stage of the study, literature research was conducted, and concepts and general information about the subject were given. Then, the studies section analyzes Turkey's sustainable and LEED-certified university campus buildings based on LEED criteria and scores. Next, comparisons were made based on the LEED certification scores and criteria of the analyzed buildings, and findings were obtained. The last part of the study presents conclusions and suggestions on what the examined buildings should do to increase their LEED Certificate scores to higher levels