Avrasya Üniversitesi AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi
Not a member yet
    235 research outputs found

    Perlit maden işletmelerinde çalışanların iş sağlığı ve iş güvenliği algı düzeylerinin araştırılması / Investigation of health and safety perception levels of employees in perlite mining facilities

    No full text
    Türkiye, iş kazaları özellikle maden kazaları konusunda dünyada üst sıralarda yer almaktadır. Maden sektöründe meydana gelen kazaların en temel sebepleri arasında, hiç şüphesiz çalışanların iş güvenliği ve sağlığı hususunda arzu edilen düzeyde bilgi ve donanıma sahip olmaması, kaza riskini asgariye indirecek ya da ortadan kaldıracak yeterli birikime sahip olmamaları bulunmaktadır. Maden sektöründe iş görenlerin iş sağlığı ve güvenliği farkındalıklarının yeterince gelişmemesinden kaynaklı meydana gelen kazaların çoğunlukta olması, bu sektördeki uygulamaların incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma perlit maden işletmelerinde iş görenlerin iş sağlığı ve güvenliği algı düzeylerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu maksatla, Türkiye geneli Perlit Maden işletmeleri çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliğine yönelik bilgi düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Tarama modelinde tasarlanan bu araştırmanın evrenini, Perlit maden işletmelerinde çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise basit tesadüfi yöntemle seçilen, 200 gönüllü katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada, katılımcıların iş sağlığı ve güvenliğine yönelik algı düzeylerini tespit etmek amacıyla "İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamaları Performans Değerlendirme Ölçeği" kullanılarak 200 gönüllü katılımcıdan veri toplanmıştır. 200 gönüllü katılımcıdan elde edilen bu veriler SPSS programıyla analize tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda, Perlit maden işletmelerinde çalışan işçilerin iş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik algılarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, demografik özelliklere göre perlit maden işletmelerindeki çalışanların iş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik algı düzeylerinin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bu bulgular ışığında, çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin uygulamalı olarak eksiksiz bir şekilde verilmesi ve iş görenlerin iş sağlığı ve güvenliğine dair farkındalıkları hizmet içi eğitimlerle arttırılması önerilmektedir.Turkey is located in the upper row in the world for mining work accidents. One of the main reasons for accidents in the mining sector is undoubtedly that the employees do not have the desired level of knowledge and equipment on occupational safety and health, and that they do not have sufficient accumulation to minimize or eliminate the risk of accidents. The fact that the accidents occurring due to insufficient development of occupational health and safety awareness of the employees in the mining sector makes it important to examine the practices in this sector. In this context, this study was carried out in order to determine occupational health and safety perception levels of perlite mining enterprises. To this end, knowledge of occupational health and safety for the general Perlite Mine employees have been determined. The universe of this study, which was designed in the survey model, consists of the workers in Perlite mining enterprises. The sample of the study consisted of 200 volunteer participants selected by simple random method. In this research, data were collected from 200 volunteer participants by using Occupational Health and Safety Practices Assessment Scale "in order to determine the perception levels of the participants regarding occupational health and safety. The data obtained from 200 volunteer participants were analyzed with SPSS program. As a result of the analyzes, it was found that the perceptions of workers working in Perlite mining enterprises in terms of workers' health and safety were high. In addition, according to demographic characteristics, it was found that perlite mining enterprises employees' perception of worker health and safety differed. In the light of these findings, it is recommended that occupational health and safety trainings are given in a practical manner and that the awareness of employees on occupational health and safety is increased with in-service trainings

    Devlet Hastanesi ve Aile Sağlığı merkezlerinde çalışan hemşirelerin mesleğe bağlılıkları ve bu durumun iş yaşamı kalitesi üzerine etkisi; Bayburt örneği / Occupational loyalty of nurses working in state hospital and family HEALTH centers and this situation effect on quality of worklife: The case of Bayburt

    No full text
    Bu çalışma, Bayburt Devlet Hastanesi ve aile sağlığı merkezlerinde çalışan hemşirelerin mesleki bağlılıkları ile iş yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla 174 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Hastalara "Hemşire Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hemşireliğe Bağlılık Ölçeği" ve "Hemşirelik İş Yaşamı Kalitesi Ölçeği" uygulanmıştır. Hemşirelerin MBÖ, İYKÖ ve alt boyutlarının puan ortalamalarının normalin üzerinde oldukları belirlenmiştir. İYKÖ alt boyutlarından yöneticilerle ilişkiler ve iş algısı ortalama değerleri yüksek seviyede bulunmuştur. Hemşirelerin MBÖ ve alt boyutları arasında, hemşirelerin medeni duruma göre meslek üyeliğini sürdürmede ve hedef değerlere inanç alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İYKÖ ve alt boyutları arasında hemşirelerin cinsiyet, medeni durumu, iş çalışma ortamı ve iş koşullarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak; hemşirelerin iş yaşam kalitesi ile mesleğe bağlılığı arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin mesleğe bağlılıklarının iş yaşam kalitesini artabileceği kanısına varılmıştır.This study was carried out with 174 nurses in order to determine the relationship between the professional commitment of nurses working in Bayburt State Hospital and family health centers and the quality of work life. "Nurse Introductory Information Form", "Nursing Attachment Scale" and "Nursing Work Life Quality Scale"were applied to the patients. It was determined that the mean scores of the nurses' Nursing Attachment Scale and Nursing Work Life Quality Scale and sub-dimensions were above normal. The mean values of relations with managers and job perception, which are among the sub-dimensions of Nursing Work Life Quality Scale were found to be high. A statistically significant relationship was found between nurses' Nursing Attachment Scale and its sub-dimensions, nurses maintaining their professional membership according to marital status, and belief in target values sub-dimensions. A statistically significant difference was found between the nurses' gender, marital status, work working environment and working conditions between the Nursing Work Life Quality Scale and its sub-dimensions. As a result; It was determined that there is a positive relationship between nurses' Quality Work Life and their Professional Loyalty Scale. It was concluded that by increasing the quality of work life of nurses, their commitment to the profession could also increase

    Çapraz lamine ahşap duvarlar ile temel bağlantısında kullanılan profillerin tasarımı / Design of the profiles used in cross laminated timber walls to foundation connection

    No full text
    Ahşap yüzyıllardır yapılarımızda kullandığımız bir malzemedir. Yurt dışında hızla gelişen ahşap teknolojisi ve endüstriyel ormanların oluşturulması ile birlikte son yıllarda dünya genelinde ahşap kullanımı artarak devam etmektedir. Endüstriyel ahşap malzeme olan CLT (çapraz lamine ahşap), yüksek katlı yapıların inşaasına ve geniş açıklıklar geçmeye olanak sağlarken, depreme karşı dayanım da sağlamaktadır. CLT malzemeden yapılan yüksek katlı yapıların, deprem etkisi altında iyi performans gösterdiği fakat temel bağlantı elemanlarında sorunlar oluştuğu literatür araştırmalarında ortaya çıkarılmıştır. Bu bağlamda yapılan çalışma üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada literatür taraması yapılıp ardından CLT duvarlar için temel bağlantı elemanları tasarlanmış ve son olarak tasarlanan bağlantı elemanları yanal yük test düzeneğinde denenmiştir. Deney düzeneği için ladin ağaçlar kullanılarak her biri 3 tabakalı, 4 adet CLT duvar yapılmış ve farklı ölçülerde 5 adet metal bağlantı profili üretilmiştir. Üretilen CLT duvar ve temel bağlantı profilleri 6 farklı detay alternatifiyle, ASTM E 72 standartlarına göre test edilmiştir. Çıkan sonuçlar CLT duvarların ve profillerin bazılarının test düzeneğinde maksimum kuvvet, yer değiştirme ve rijitlik değerlerinin iyi performans verdiğini göstermektedir. Bu sonuçlardan yola çıkarak yanal deprem yüküne karşı CLT malzemenin dayanım gösterdiği ve ahşabın elastik davranışının depremde binanın göçme süresini uzatabileceği tespit edilmiştir.Wood is a material, which we have been using in our buildings for ages. In parallel with fast-growing wood technology and industrial forestry, the use of wood has increasingly continued in recent years around the world. CLT (Cross Laminated Timber), an industrial wood material, allows construction of high-rise buildings and cover long spans as well as provides resistance to earthquake. It has been revealed in literature research that high-rise buildings, which were made of CLT, display a very good performance against earthquake load while problems arose in foundation connection profiles. The study which has been carried out in this regard consists of 3 stages. In the first stage, a literature review was made. Afterwards, metal connection profiles were designed for CLT walls and foundation. Finally the designed profiles were tested by means of the lateral load experimental set up. For the tests, spruce tree was used. 4 CLT walls, each of which was 3-layer, were built and 5 metal connection profiles with different dimensions were produced. The CLT walls and foundation connection profiles were tested in 6 different detail choices according to ASTM E 72 standards. The results indicate that some of the CLT walls and metal profiles delivered a good performance in terms of maximum strength, displacement, and value of the rigidity. Based on these results, it has been confirmed that CLT materials put up resistance to lateral earthquake load and that elasticity of wood can extend the period of building collapse in case of earthquake

    Sürtünme tipi sönümleyiciye sahip betonarme bir yapının deprem performansının araştırılması / Reinforced concrete with friction damper Investigation of the seismic performance of a building

    No full text
    Yer kabuğunda beklenmedik bir zamanda ortaya çıkan titreşim enerjisinin dalgalar halinde ilerleyerek yer kabuğunu sarsması olayına deprem denir. Yer yüzeyindeki bu sarsılma neticesinde binaların hasar görüp can ve mal kayıplarına uğrayacak biçimde tahrip oldukları görülmektedir. Yapıların hasar görüp, yıkılmasını önlemek için bilim insanları tarafından çeşitli yöntemler geliştirilerek yapılar üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada XTRACK ve SAP2000'de tasarlamış olduğumuz özdeş iki yapının geçmişte yaşanmış bazı deprem verileri kullanılarak performans analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonrasında, sönümleyici sistem kullanılmayan yapıda çeşitli hasarların meydana geldiği görülmüştür. Daha sonra aynı yapı üzerine sürtünme tipi sönümleyiciler eklenerek hasarın en fazla olduğu deprem verileriyle tekrar zaman tanım alanında doğrusal olmayan performans analizi yapılarak yapının deprem performansı belirlenmiştir. Çalışma sonrasında, özdeş yapıların deprem performansları şekil değiştirmeye göre kıyaslanmıştır. Bu tez çalışması sonucunda sürtünme tipi sönümleyici kullanılan yapıların deprem etkisi altında performanslarının sınırlı hasar düzeyinde kaldığı görülmüştür.An earthquake is a phenomenon where the vibration energy that emerges in the earth's crust at an unexpected time moves in waves and shakes the earth's crust. As a result of this shaking on the ground surface, it is seen that the buildings are damaged and destroyed in such a way that they suffer loss of life and property. Various methods have been developed by scientists and applied on structures in order to prevent the structures from being damaged and collapsed. In the research, the performance analyzes of two identical structure that we designed in XTRACK and SAP2000 were made using some earthquake data from the past. After the analyzes made, it was observed that various damages occurred in the structure where the damping system was not used. Then, by adding friction type dampers on the same structure, the earthquake performance of the structure was determined by performing nonlinear performance analysis in the time history again with the earthquake data where the damage was the most. After the study, the seismic performances of identical structures were compared according to strain. As a result of this thesis, it has been observed that the performances of the structures using friction type dampers remain at a limited damage level under the effect of earthquakes

    Ergonomik risklerin değerlendirilmesi ve personel çizelgeleme: Tekstil sektöründe kadın çalışanlar için bir uygulama / Assessment of ergonomic risks and staff schedule: an application for women workers in the textile industry

    No full text
    Türkiye'nin en önemli, en gelişmiş sektörlerinden biri olan tekstil sektörü ihracat, imalat sanayi, sanayi üretimindeki pay, yatırım, istihdam, gayri safi yurt içi milli hâsıla, döviz girdisi açısından büyük ehemmiyete sahiptir. Türkiye ekonomisinde kilit rol oynayan bu sektör çalışanlarının büyük yoğunluğunu özelliklede dikim bölümünde çalışan kadınlar oluşturmaktadır. İnsana bağımlılığın sürdüğü, emek yoğun üretimin olduğu bu alanda ergonomik riskler iş sağlığı ve güvenliğini sağlamada ele alınması gerekli en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. İş sağlığı güvenliği politikalarının bir parçası olan ergonomi yatırım olarak görülerek işte refah kalitesi artırılmalıdır. Bu tez çalışmasında Yozgat ili sınırları içerisindeki bir tekstil fabrikasındaki kadınların maruz kaldığı mesleki ergonomik risklerin belirlenerek çözüm önerilerinin sunulması hedeflenmiştir. Bu hedef kapsamında çalışmada üç uygulama yapılmıştır. Uygulamalardan birincisinde ergonomik risklerin yoğun olduğu tekstil fabrikalarında risklerin sıralaması karar verme problemi olarak ele alınmıştır. Risk sıralaması yapılırken altı ana kriter, 37 alt kriter ve altı alternatif belirlenmiştir. Ele alınan problemde çok kriterli karar verme problemlerinden olan ANP yöntemiyle kriter ağırlıkları belirlenerek PROMETHEE yöntemi ile alternatiflerin sıralaması gerçekleştirilmiştir. İkinci uygulamada fabrikanın en kritik üretim aşaması olan dikim bölümünde çalışan kadınların ergonomik risklerinin ANP yöntemi kullanılarak kriter ağırlıklarının sıralanması oluşturmuştur. Üçüncü uygulamada çalışanların her görevdeki ergonomik fiziksel zorlanmaları REBA metodu kullanılarak hesaplanıp çalışanların hangi işte kaç dakika çalışacakları hedef programlama ile matematiksel bir model oluşturularak belirlenmiştir. Bu çalışmayla ergonomi bilincinin yaygınlaşması iş sağlığı ve güvenliği problemlerinin azalmasını sağlayacağı gibi iş yeri maliyeti ve kayıplarının azalmasına katkıda bulunacaktır.The textiles sector is one of Turkey's most important and advanced sectors. It is of great importance in terms of exports, manufacturing industry, share in industrial production, investment, employment, gross domestic product, foreign exchange input. The largest concentration of employees in this sector, which plays a key role in Turkey's economy especially is women working in the sewing department. Ergonomic risks are emerging as the most important factor to be addressed in ensuring occupational health and safety in this area where the dependency on people continues, and labor-intensive production is present. Ergonomics, which is a part of occupational health and safety policies, should be seen as an investment, and the quality of welfare at work should be increased. This thesis, it is aimed to identify the occupational ergonomic risks faced by women in a textile factory in Yozgat and present solutions. Within the scope of this target, three applications were made in the study. In the first application, the ordering of risks in textile factories where ergonomic risks are intense is considered as a decision-making problem. While making the risk ranking, six main criteria, 37 sub-criteria, and six alternatives have were determined. In the problem discussed, criteria weights were determined with the ANP method, which is one of the multi-criteria decision-making problems, and the alternatives were sorted with the PROMETHEE method. In the second application is the ranking of the criteria weights of the ergonomic risks of women working in the sewing department, the most critical production stage of the factory, using the ANP method In the third application, the ergonomic physical strains of the employees in each task were calculated using the REBA method, and the number of minutes the employees will work at which job was determined by creating a mathematical model with goal programming. With this study, widespread awareness of ergonomics will reduce occupational health and safety problems as well as contribute to the reduction of workplace costs and losses

    Duygusal zekâ ile stresle başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi: Banka çalışanları üzerinde bir uygulama / Examination of the relationship between emotional intelligence and coping with stress: Research on bank employees

    No full text
    Zekâ problem çözme, karar verme, öğrenme ve çevreye uyum sağlama yetenekleri olarak tanımlanırken duygusal zekâ ise kişinin kendisinin ve başkalarının duygularını anlaması, kullanabilmesi ve yönetebilmesi olarak kavramsallaştırılmaktadır. Duygusal zekâ yaşamında her alanında bireye eşlik etmekte, karar ve davranışlarında yönlendirici olmaktadır. Bunlar arasında iş yaşamında önemli bir yere sahip olan stres konusunda duygusal zekâ özel bir önem arz etmektedir. Duygusal zekâsı yüksek olan bireyler, duygularını daha etkin bir şekilde yönetebildikleri için stres altında olduklarında veya bir sorunla karşılaştıklarında daha olumlu tepkiler verip daha etkili, sürdürülebilir ve sağlıklı çözümler üretebilirler. Bu çalışmanın amacı duygusal zekâ kavramı ile stresle baş etme arasındaki ilişkinin banka çalışanları açısından ampirik olarak incelenmesidir. Araştırma özel bir bankanın Trabzon ilinde bulunan şubelerinde çalışan 115 katılımcı ile Mayıs-Haziran 2021 döneminde gerçekleştirilmiştir. Katılımcı banka çalışanlarının duygusal zekâ düzeyi ile stresle başa çıkma tarzları arasında güçlü bir ilişki olduğu, bununla birlikte katılımcıların duygusal zekâ düzeylerinin, stresle başa çıkma tarzlarını yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zekâ, Duygusal Zekâ, Stresle Başa Çıkma, İş Stresi, Banka.While intelligence is defined as the ability to solve problems, make decisions, learn and adapt to the environment, emotional intelligence is conceptualized as the ability to understand, use and manage one's own and others' emotions. Emotional intelligence accompanies the individual in every aspect of his life and guides his decisions and behaviors. Among these, emotional intelligence is of particular importance in terms of stress, which has an important place in business life. Because individuals with high emotional intelligence can manage their emotions more effectively, they can respond more positively and produce more effective, sustainable and healthy solutions when they are under stress or encounter a problem. The aim of this study is to empirically examine the relationship between the concept of emotional intelligence and coping with work stress in terms of bank employees. The research was carried out in the period of May-June 2021 with 115 participants working in the branches of a private bank in Trabzon. It has been determined that there is a strong relationship between the emotional intelligence level of the participant bank employees and their styles of coping with stress, however, the emotional intelligence levels of the participants predict their styles of coping with stress. Keywords: Intelligence, Emotional Intelligence, Coping with Stress, Job Stress, Bank

    Örgütlerde moral ve güven ilişkisi: Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı şirket çalışanları örneği / Morale and trust relationship in organizations: The example of company employees registered to Trabzon Chamber of Commerce and Industry

    No full text
    Örgütlerde moral, örgütlerin başarısına dolaylı olarak etki eden bir unsurdur. Ayrıca moral, çalışanların örgüt ekosistemi içerisindeki psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik durumunu da ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Örgütlerde moral kavramı içerisinde moral düzeyini yükselten önlemlerin neler olduğu da önem arz etmektedir. Bu noktada çeşitli çalışmaların araştırılması ve elde edilen sonuçların incelenmesi gündeme gelmektedir. Örgüt moralini yükselten unsurlardan öne çıkanlar arasında; güven, iş tatmini, sağlıklı örgüt atmosferi, ast-üst iletişimi, çalışanın takdir edilmesi, çalışanın motivasyonu sayılabilmektedir. Bu unsurların yeterli veya sağlıklı olmadığı örgütlerde ise iş tatminsizliği, performans ve moral düşüklüğü ise kaçınılmaz bir durum oluşturmaktadır. Örgütlerin başarılı ve istikrarlı ilerleyebilmesi için örgüt moraline önem vermesi gerekmektedir. Gerçekleştirilen ölçümler çerçevesinde elde edilen sonuçlara göre önlemler alınarak devamlılık sağlanmalıdır. Örgüt moralini yüksek tutan unsurlardan güven kavramı incelenmiştir. Örgütler ile çalışanlar arasında güvenin önemini ve bu güvenin örgüt moraline ne derece etki ettiğini betimleyebilmek amacıyla; geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiş, üç boyuttan oluşan "Örgütsel Güven Ölçeği" ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma ile veriler toplanmış ve incelenmiştir. İncelemeler sonucunda örgüt güvenini ve ona bağlı olarak da örgüt moralini nelerin etkileyebileceği değerlendirilmiştir. Elde edilen bilgilerin sonradan yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağı beklenmektedir.Morale in organizations is an indirect factor that affects the success of organizations. Furthermore, morale is significant in revealing the psychological, sociological and physiological state of employees within the organizational ecosystem. It is also important to determine the measures that raise morale levels within the concept of morale in organizations. At this point, researching and examining the results of various studies is essential. Among the factors that stand out as elements that boost organizational morale are trust, job satisfaction, a healthy organizational athmosphere, communication between superiors and subordinates, employee appreciation and employee motivation. In organizations where these elements are insufficient or unhealthy, job dissatisfaction, low performance and low morale become inevitable. Organizations need to prioritize organizational morale in order to progress successfully and steadily. Measures should be taken based on the results obtained through evaluations to ensure continuity. The concept of trust, which is among the factors contributing to maintaining high organizational morale, was investigated. A study was conducted using the "Organizational Trust Scale" which consists of three dimensions and whose validity and reliability were tested, for the purpose of describing the importance of trust between organizations and employees, and the extent to which trust affects organizational morale. Data were collected and investigated in the study. As a result of the examinations, it was evaluated what could affect organizational trust and accordingly organizational morale. It is expected that the information obtained will contribute to further studies

    Personel güçlendirme ve örgütsel bağlılık üzerine bir araştırma; Erzincan Belediyesi örneği / A case study on staff enpowerment and organizational commitment: Erzincan Municipality

    No full text
    Son yıllarda, örgütler için en önemli rekabet avantajlarından birisi insan kaynağıdır. Örgütler, çalışanlarının örgütte kalmasını sağlamak ve onları geliştirerek daha verimli hale getirmek için çeşitli yatırımlar yapmaktadır. Bu yatırımlardan biri olan personel güçlendirme, çalışanların yaptıkları işlerine ve örgütlerine katkıda bulunmaları için gerekli araçları ve yetkileri almalarını sağlayarak işletmenin rekabet avantajını artırmayı hedefler. Güçlendirme, çalışanların yeteneklerini geliştirmek için eğitim, geliştirme, öğrenme ve deneyim kazanma gibi bazı fırsatlara yatırım yapmayı içerir. Bu yatırımlar; çalışanların işlerinde daha etkili olmalarını sağlamanın yanı sıra örgütün performansını da arttırmaktadır. Genel olarak bakıldığında, çalışanların güçlendirilmesi, örgütlerin rekabet avantajını artırmak için önemli bir stratejidir. Ayrıca güçlendirme, çalışanların örgüte olan bağlılıklarını ve performanslarını artırırken, örgütün de karlılığına katkıda bulunur. Bu çalışmada personel güçlendirme yaklaşımının örgütsel bağlılık ile ilişkisini ortaya koymak hedeflenmiştir. Bu amaçla; Erzincan Belediyesi'nde çalışan 350 personele, Spreitzer'in geliştirdiği "4 Boyutlu Personel Güçlendirme" ve Allen ve Meyer'in geliştirdiği "3 Boyutlu Örgütsel Bağlılık" ölçeklerini içeren anket çalışması uygulanmıştır. Personel güçlendirme ve örgütsel bağlılığa ait literatür bilgisi verilmiş ve aralarındaki ilişki incelenmiştir. Personel güçlendirmenin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini incelemek için etki analizi (AMOS ile ölçüm modelinin ve yapısal modelin testi) yapılmıştır. Çalışmamızın sonuçları incelendiğinde; personel güçlendirmenin örgütsel bağlılık üzerinde anlamlı ve pozitif yönlü etkisinin olduğu görülmektedir.In recent years, one of the most important competitive advantages for organizations is human resources. Organizations make various investments to ensure that their employees remain in the business and to make them more productive by developing them. Staff empowerment, one of these investments, aims to increase the competitive advantage of the business by providing employees with the necessary tools and authorities to contribute to their work and their organization. Empowerment involves investing in some opportunities such as training, development, learning and gaining experience in order to improve employees' abilities. These investments not only enable employees to be more effective in their jobs but also increase the performance of the organization. In general, employee empowerment is an important strategy to increase the competitive advantage of organizations. In addition, empowerment increases the commitment and performance of employees to the organisation and contributes to the profitability of the business. In this study, it is aimed to reveal the relationship between staff empowerment approach and organisational commitment. For this purpose, a questionnaire study including Spreitzer's "4-Dimensional Staff Empowerment" and Allen and Meyer's "3-Dimensional Organisational Commitment" scales was applied to 350 employees working in Erzincan Municipality. The literature on staff empowerment and organizational commitment were given and the relationship between them was examined. In order to examine the effect of staff empowerment on organisational commitment, effect analysis (testing the measurement model and structural model with AMOS) was conducted. When the results of our study are examined; it is seen that staff empowerment has a significant and positive effect on organisational commitment

    Koroner anjiyografi uygulanacak hastalarda işlem öncesi ve işlem sonrası kaygı durumunun değerlendirilmesi / Evaluation of anxiety status before and afterprocedure in patients to be applied coronary

    No full text
    Araştırma Dicle Üniversitesi kalp hastanesinde koroner anjiyografi uygulanacak hastalarda işlem öncesi ve işlem sonrası kaygı durumunun değerlendirilmesi amacıyla 200 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Hastalara Demografik Bilgi Formu, işlem öncesi ve sonrası Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği uygulanmıştır. Koroner Anjiyografi uygulanacak hastaların durumluk kaygı ölçeği ve sürekli kaygı ölçeği puan ortalamalarının işlem öncesi ve sonrası anlamlı olduğu bulunurken, uygulama sonrası hastaların durumluk ve sürekli kaygılarının azaldığı tespit edilmiştir. Hastaların cinsiyet, eğitim, meslek, gelir, VKI durumlarına göre işlem öncesi ve sonrası durumluk ve sürekli kaygılarında farklılıklar olduğu, sosyal güvence ve medeni durumlarına göre ise hem uygulama öncesi hem de uygulama sonrasında durumluk ve sürekli kaygıları benzer olduğu tespit edilmiştir. Hastaneye başvuru, yatış, ameliyat olma, anjiyografiye karşı kaygı, kronik hastalık, ilaç kullanımı, alkol kullanımı, ailesinde kalp hastalığı nedeniyle ölen birinin olması, kaygı duyma nedenleri, hangi damara işlem yapıldığı dikkate alındığında işlem öncesi ve sonrası durumluk ve sürekli kaygılarında farklılıklar olduğu, sigara kullanımı, egzersiz yapma, ailesinde kalp hastalığı olma durumlarına göre ise hem uygulama öncesi hem de uygulama sonrasında durumluk ve sürekli kaygıları benzer olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; koroner anjiyografi olan hastaların durumluk ve sürekli kaygılarının işlem öncesi ve işlem sonrası farklılıklar olduğu belirlenmiştir.The research was performed with 200 patients in order to evaluate before and after the procedure in patients with coronary angiography at Dicle University Heart Hospital. Demographic Information Form, Pre-Process and Post-Process Conditional Anxiety Scale was applied to the patients. State Anxiety Scale and Trait Anxiety Scale mean scores of the patients who will undergo coronary angiography were found to be significant before and after the procedure. It was determined that the state and trait anxiety of the patients decreased after the application. According to the gender, education, occupation, income, BMI status of the patients, their state and trait anxiety before and after the procedure are different. According to their social security and marital status, it was determined that their state and trait anxiety were similar both before and after the application. State and trait anxieties before and after the procedure were found to be different depending on admission to the hospital, hospitalization, surgery, anxiety about angiography, chronic illness, drug use, alcohol use, having a family member who died due to heart disease, reasons for anxiety, and which vessel was treated. It was determined that state and trait anxiety were similar both before and after the application, according to smoking, exercising, and having a family history of heart disease. As a result; It was determined that the state and continuity concerns of patients with coronary angiography were different before and after the procedure

    Sur duvarlarında bozulma ve hasar nedenlerinin incelenmesi: Trabzon Ortahisar sur duvarları örneği / Investigation of the causes of damage and default in the walls: The example of Trabzon Ortahisar walls

    No full text
    Bu çalışmada taşlar üzerinde fiziksel, kimyasal ve biyolojik birçok faktörün etkili olduğu ve bu bozulmaların nasıl meydana geldiği ele alınmıştır. Böylelikle meydana gelen bozulmaların ana nedeni tespit edilerek, bu kapsamda ele alınan Orta Hisar sur duvarlarının daha uzun yıllar özgünlüğünü korumasına yönelik öneriler amaçlanmıştır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci kısımda genel olarak kale yapıları, taş bozulmaları ve türleri araştırılmıştır. İkinci kısımda Trabzon Kalesinin dönemsel tarihi ve mimari özellikleri araştırılmış Ortahisar Surları incelenmiş sur duvarlarında oluşan hasar türleri ve nedenleri literatür araştırmalarında ve incelenen uygulama örneklerinde saptandıktan sonra; bu hasar tür ve nedenlerini daha iyi anlayabilmek için hasar analiz tabloları oluşturulmuştur. Üçüncü kısımda ise hasar analiz tablosu, seçilen cepheler üzerinden sınanarak, elde edilen bulgular dâhilinde bu cephelerin hasar tür ve nedenleri irdelenmiş her bir cephede dört ana başlık altında değerlendirilmiştir. Dördüncü kısımda ise irdelenen hasar türleri dört ana başlıkta tüm cepheler için değerlendirilmiş gelecekte yapılması gerekli müdahaleler için öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.In this study, it is discussed that many physical, chemical and biological factors are effective on stones and how these deteriorations occur. In this way, the main reason for the deterioration was determined, and suggestions were aimed to preserve the originality of Orta Hisar fortification walls, which were considered in this context, for many years. This study consists of three parts. In the first part, castle structures, stone deterioration and types were investigated in general. In the second part, the periodical history and architectural features of Trabzon Castle were investigated, the Ortahisar Walls were examined, and the damage types and causes on the city walls were determined in the literature researches and the application examples; In order to better understand these damage types and causes, damage analysis tables have been created. In the third part, the damage analysis table was tested on the selected facades, and the damage types and causes of these facades were examined within the scope of the findings, and each facade was evaluated under four main headings. In the fourth part, the examined damage types have been evaluated for all facades under four main headings and suggestions have been tried to be developed for the necessary interventions in the future

    0

    full texts

    235

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Avrasya Üniversitesi AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇